1982 Anayasası, Kenan Evren'in Cumhurbaşkanı Seçilmesi ve Bu Süreçte Gerçekleşen Seçimler

1982 Anayasası ve Kenan Evren ‘ in Cumhurbaşkanı Olması

 
12 Eylül Darbesinin yaşandığı gün AP Genel Başkanı Süleyman Demirel ve CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit zorunlu ikamet için eşleriyle birlikte Hamzaköy’e götürülmüştür. Millet, 12 Eylül günü de, diğer darbelerde olduğu gibi sessiz kalmayı tercih etmiştir. Darbe gerek iç, gerekse dış basında desteklenmiş, TSK’nın başka çaresi kalmadığı yorumları yapılmıştır. İngiliz BBC televizyonu 13 Eylül 1980 tarihinde ilk haber olarak verdiği darbeden bahsederken “durumdan herkes memnundur. Türkiye ve Türk Ordusu, Güney Amerika kalıbına konulmamalıdır” demiştir . Darbeden 9 gün sonra 21 Eylül 1980 tarihinde Bülent Ulusu Hükümeti kurulmuş, darbenin başarıya ulaştığı anlaşılınca da 10 Ekim 1980’de Süleyman Demirel ve Bülent Ecevit Hamzaköy’den Ankara’ya getirilmiştir . Bu arada MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş 11 Ekim ; MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan da 15 Ekim 1980 tarihinde tutuklanmıştır . Darbeden kısa süre sonra Yunanistan’ın NATO’nun askerî kanadına dönüşü konusu gündeme gelmiştir. Melek Fırat’ın bu konudaki değerlendirmesi şu şekilde olmuştur :
” NATO’nun ABD’li yeni Komutanı General Rogers, Devlet Başkanı Orgeneral Evren’le görüşmelerde kendi adıyla anılacak plânı kabul ettirdi. Buna göre, Türkiye, Yunanistan’ın NATO’nun askerî kanadına dönüşü konusunda şimdiye kadar uyguladığı vetoyu hemen kaldıracak ve Yunanistan’ın NATO’nun askerî kanadına dönüşünden sonra da, Ege’deki komuta kontrol alanı iki devlet arasında yapılacak görüşmelerle çözüme kavuşacaktı. 20 Ekim 1980’de Devlet Başkanı Evren’in Rogers’in ‘asker sözüne’ güvenerek planı onaylamasıyla birlikte, Yunanistan’ın en büyük sıkıntısı karşılıksız olarak kaldırılmış ve Türkiye Yunanistan’a karşı elinde bulundurduğu en önemli kozu kaybetmiş oldu. 12 Eylül Darbesinden 45 gün sonra Millî Güvenlik Konseyi tarafından kabul edilen 27 Ekim 1980 tarih ve 2324 sayılı “Anayasa Düzeni Hakkında Kanun” yasama yetkisini Millî Güvenlik Konseyine verirken, cumhurbaşkanlığına ait yetkileri aynı zamanda “Devlet Başkanlığı” görevini üstlenmiş olan Millî Güvenlik Konseyi
Başkanına yani Orgeneral Kenan Evren’e vermiştir . ”
Yeni anayasa 29 Haziran 1981 tarih ve 2485 sayılı “Kurucu Meclis Hakkında Kanun”un kabulünden sonra hazırlanmaya başlanmıştır. Adı geçen kanunla yeni anayasayı hazırlamakla görevli bir Kurucu Meclis kurulmuştur. Kurucu Meclis, Millî Güvenlik Konseyi ve Danışma Meclisi’nden oluşturulmuştur. Danışma Meclisi, 40’ı doğrudan doğruya Millî Güvenlik Konseyince seçilen, 120’si ise, her ilin valisi tarafından tespit ve teklif ettiği adaylar arasından yine Millî Güvenlik Konseyince seçilen toplam 160 üyeden teşkil ettirilmiştir193. Danışma Meclisi 23 Ekim 1981 tarihinde açılmış; asli görevi yeni anayasayı hazırlamak olan Kurucu Meclisin ayrıca Siyasî Partiler Kanunu ve Seçim Kanununu da yapması gerekmiştir . Anayasa teklifinin Danışma Meclisinde görüşülmesine 4 Ağustos 1982 tarihinde başlanmıştır. Yeni anayasa, Danışma Meclisinin kendi üyeleri arasından seçtiği ve başkanlığını da Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı’nın yaptığı 15 üyeden oluşan “Anayasa Komisyonu” tarafından hazırlanmıştır. 1982 Anayasasının en ilginç maddelerinden biri cumhurbaşkanının seçim şeklini anlatan madde olmuştur. 1982 Anayasasının geçici birinci maddesinde belirtilen (…) halkoylaması tarihindeki Millî Güvenlik Konseyi Başkanı ve Devlet Başkanı Cumhurbaşkanı sıfatını kazanarak yedi yıllık bir dönem için Anayasa ile Cumhurbaşkanına tanınan görevleri yerine getirir ve yetkileri kullanır hükmünün Danışma Meclisi’nde görüşülmesi sırasında tartışmalar çıkmıştır.
20060313.081621_120901980_EYLUL09_473203
Danışma Meclisi Üyelerinden Cahit Tutum,
” Sayın Başkanım; Çok kısa üç soru yöneltmek istiyorum saygıdeğer komisyonumuza. Bir kez, Sayın Devlet Başkanımızın seçimiyle anayasanın halkoyuna sunulması işlemini nasıl özdeşleşebildiklerini öğrenmek istiyorum. Komisyonumuz, acaba Sayın Devlet Başkanımızın Anayasa ile özdeşleştirilmesinden nasıl bir siyasal yarar beklenmiştir? İkinci sorum; komisyonumuzun bu hükmü, Anayasanın demokratik temel esprisiyle ne
ölçüde bağdaştığı kanısındadır? Üçüncü sorum; bu tür bir özdeşleştirme ve bu tür bir düzenleme, acaba gelecekte Devlet Başkanlığımızın saygınlığı açısından siyasal tartışmaları azaltıcı mı, yoksa artırıcı mı etkileri ve sonuçlan olacaktır? Bu konuda ne düşünüyorlar? Saygılar sunarım ” sözleriyle maddeyi eleştirmiş , Anayasa Komisyonu Başkanı Orhan Aldıkaçtı da cevabî konuşmasında maddeyi hukuki açıdan savunamasa da madde aynen geçmiştir:
” … aslında bizim, bu meclisin ve Türk Milletinin Millî Güvenlik Konseyine şükran borcu vardır. Bizi 12 Eylül öncesinden çekip kurtaran onlardır ve onların getirdiği düzen içerisinde burada toplanmış ve serbestçe bir anayasa tartışması içine girişmiş bulunuyoruz. O kadar serbestiz ki, Anayasa Komisyonu üyeleri de karşı çıkabiliyorlar, üye arkadaşlarımız da karşı görüşlerini açıklayabiliyorlar. … Anayasa tasarısı bir tümdür. Bu tasarı içerisinde belirli bölümleri birbirinden ayırmak yanlıştır. Anayasa, komisyonu bir bütün halinde bir tasarı hazırlamış ve bu tasarı içerisinde geçici maddelerinde yeni cumhurbaşkanının seçimini ve yeni cumhurbaşkanı ile birlikte kendisine bu olağanüstü devrede en büyük yardımları sağlamış ve varlıklarını memleket hizmetine koymuş olanların statüsünü tespit etmek istemiştir ve bunu halka sunmak; meclisiniz evvela, sonra Millî Güvenlik Konseyi aracılığıyla halka sunmak istemiştir. Bu bir bütündür, bu bir ayrılmaz parça teşkil eder, bu noktaları değerlendirirken, millet oyunu şuna verir, buna vermez, şu noktada verir, vermez tartışmasına girersek; Anayasa Mahkemesini beğendiği ‘için anayasaya oy verir, sosyal hakları beğendiği için anayasaya oy verir yahut da basın hürriyetini beğenmediği için anayasaya oy vermez tartışması içine gireriz. Yapılan oylama, demokratik düzende «evet» veyahut «hayır» şeklinde anayasanın tümüne karşı açıklanan bir irade olacaktır, bir millî irade olacaktır. Bundan dolayıdır ki, Sayın Tutum arkadaşımızın sözlerinin de bir kısmını bu şekilde cevaplandırmış oluyorum. Tutulan yolun, bir referandum sisteminin anayasa yahut da Anayasa Hukukunda yahut Esas Teşkilât Hukukunda -daha gerçekçi bir deyimle- yeri nedir? Onun tartışmasını burada yapmak uzundur ve güçtür; ama bir referandumla , bir ‘plebisit’i de birbirine karıştırmamak lazımdır ve plebisit referandumdan daima çok daha tehlikeli olan bir yoldur. Biz, referandum yolunu tercih ettik ”
Bu konuyla ilgili olarak Kenan Evren, sonraki yıllarda yaptığı birçok konuşmada cumhurbaşkanı seçimi ile anayasanın halkoyuna sunulmasının ayrı ayrı oylanmasını istediğini, fakat arkadaşlarının buna itiraz ettiklerini söylemiştir. Ancak, gerek Millî Güvenlik Konseyi Tutanak Dergisinden gerekse Danışma Meclisi Tutanak Dergisi’nden bu maddenin görüşülmesi sırasında Cahit Tutum’dan başka herhangi bir itirazın olmadığı anlaşılmaktadır.
İlgili maddeye itiraz Danışma Meclisi dışından gelmiştir. O tarihlerde 100 yaşına ulaşmış bulunan 3. Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Devlet Başkanı Kenan Evren’e yazdığı mektupta şunları söylemiştir:
(…) Cumhurbaşkanının anayasanın halk oylaması sonucunda kabul edilmesiyle birlikte seçilmiş olması acaba ne kadar isabetlidir?
(…) Paşa Hazretleri, siz namzet olsanız seçilecek kudrettesiniz (Nilüfer Gürsoy, Görüşme, 1992).
Danışma Meclisi’nde 23 Eylül 1982 tarihinde kabul edilen Anayasa, 7 Kasım 1982 tarihinde halkoyuna sunulmuş ve %91.3 “Evet” oyuyla kabul edilmiştir194. 1982 Anayasası, her ne kadar parlamentarizme bağlı kalsa da, bu makamı adeta yarı başkanlık sistemi yetkileriyle donatmıştır. Cumhurbaşkanlığı ile ilgili yönetmelik konusu olabilecek konuların bile 1982 Anayasasında yer aldığı görülmektedir . 1982 Anayasası, 1961-1980 arasındaki her türlü sıkıntıyı – özellikle 1980 Nisanından 12 Eylül darbesine kadar cumhurbaşkanı seçilememesini- 1961 Anayasasına bağlamış bu nedenle yürütme organını ve özellikle cumhurbaşkanını parlamenter sistemlerde görülmeyecek şekilde güçlendirmiştir .
1982 Anayasası, 1961 Anayasasına tepkisini dört tur sonunda cumhurbaşkanı seçilemediği takdirde meclis seçimlerinin yenilenmesi hükmünü getirerek de göstermiştir . 1982 Anayasasında 1961 Anayasasından farklı olarak dışarıdan adaylık yolu açılmış, ancak meclis dışından aday olmak için meclisin 1/5 üyesinin teklifinin zorunluluğu hüküm altına alınarak aday enflasyonu da önlenmiştir. 1982 Anayasasındaki cumhurbaşkanı her ne kadar sorumsuzluğuyla parlamenter sistemin cumhurbaşkanı olarak tarif edilse de görev ve yetkileri bakımından son derece kuvvetli hale getirilmiştir . Öncelikle cumhurbaşkanına belli şartlarda Türkiye Büyük Millet Meclisinin seçimlerini yenileme yetkisi verilmiştir (m.116). Bu yolla, belli süre içinde hükümetin kurulamamış olması nedeniyle ortaya çıkan kriz çözülebilecektir. Görüldüğü gibi cumhurbaşkanı ile ilgili hükümler ve konular 1961 Anayasasına oranla 1982 Anayasasında çok daha fazla yer tutmaktadır. Bu hükümler ve konular, 1982 Anayasanın “geçici” maddelerinde de yer almıştır. Devlet Başkanı Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığına seçilmesi, Milli Güvenlik Konseyinin “Cumhurbaşkanlığı Konseyi”ne dönüştürülmesi gibi hükümler geçici maddelerde bulunmaktadır . 18 Eylül 1980 tarihinde Devlet Başkanı olarak ettiği yeminin cumhurbaşkanlığı yemini yerine geçtiği anayasada belirtilen ve ayrıca cumhurbaşkanlığı yemini etmeyen Kenan Evren’in seçmenlerin anayasa taslağı için kullandıkları evet oyları, aynı zamanda kendisine verilmiş sayıldığından, %92’lik bir oranla ve doğrudan halk tarafından cumhurbaşkanlığına getirildiği/atandığı kabul edilebilir. Dolayısıyla 1982 cumhurbaşkanı seçimi -adına seçim denmese bile- cumhurbaşkanının ilk kez parlamento dışı bir şekilde başa geçmesi anlamını taşımaktadır.

1983-1989 Dönemi Gelişmeler ve Seçimler

6 Kasım 1983 Milletvekili Genel Seçimleri

File
12 Eylül 1980 Darbesi’nden sonra MGK, faaliyetlerini askıya aldığı siyasi partilerin tamamını 16 Ekim 1981’de kapatmıştır. 1983 yılının Mayıs ayından itibaren yeni partiler kurulmaya başlanmış, ancak 12 Eylül yönetimi seçimlere sınırlı sayıda partinin katılmasını uygun gördüğünden parti kurucusu olmak isteyen 416 kişi ile milletvekili adayı olmak isteyen 672 kişiyi veto etmiştir. 6 Kasım 1983’te üç partinin katılımıyla yapılan seçimlerde alınan sonuçları aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Partiler                 Oy Miktarı             Oy Oranı %        Milletvekili Sayısı
ANAP              7.833.148                         45.1                             211
HP                   5.285.804                         30.5                            117
MDP               4.036.970                         23.3                             71
BAĞIMSIZ     195.588                             1.1
TOPLAM      17.351.510                         100.0                           399
 
1983 Seçimlerinde ANAP’ın seçim kampanyası, Türkiye’de siyasal reklamın bir sektör olarak doğmasına yol açmıştır. 1983 Seçimlerinin en önemli özelliği Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in açıkça MDP’yi desteklemesine rağmen ANAP’ın büyük bir çoğunluğu almasıdır. Ayrıca bu seçimlerden önce TRT’de yayınlanan ve ANAP Genel Başkanı Turgut Özal’la HP Genel Başkanı Necdet Calp arasında geçen “Boğaz Köprüsünü sattırmam” tartışması belleklerde yer etmiştir .

25 Mart 1984 Yerel Yönetim Seçimleri

12 Eylül 1980 tarihinde yapılan darbeden sonra 25 Eylül 1980 tarih ve 2303- 2304 sayılı Kanunlarla198 belediye başkanları görevlerinden alınmış; il genel meclisleri ile belediye meclisleri de feshedilmiştir. Ardından yeni belediye başkanları atama yoluyla getirilmiş, böylelikle belediyeler 25 Mart 1984 tarihinde yapılacak yerel yönetim seçimlerine kadar Bülent Ulusu Hükümeti tarafından atanan başkanlar tarafından yönetilmiştir. Yerel yönetim seçimleri yapılmadan önce bazı düzenlemeler gidilmiş, 1982 Anayasası ile seçimlerin beş yılda bir yapılması hükmü konmuştur. Ayrıca çıkarılan “Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile Büyükşehir Belediyeleri (BŞB) kurulmuştur. 25 Mart 1984 tarihinde yapılan yerel yönetim seçimlerine 6 siyasi parti katılmıştır : Anavatan Partisi (ANAP), Halkçı Parti (HP), Milliyetçi Demokrasi Partisi
(MDP), Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP), Doğru Yol Partisi (DYP) ve Refah Partisi (RP). Seçimler, iktidardaki Anavatan Partisi’nin zaferiyle sonuçlanmış; ANAP üç Büyükşehir de dahil olmak üzere, toplam 54 ilde Belediye Başkanlığını kazanmıştır. Seçimlerden ikinci parti olarak çıkan SODEP 8 ilde , MDP ve RP de ikişer ilde belediye başkanlığının sahibi olmuştur . 25 Mart yerel seçimlerinde il genel meclisi oyları tabloda verilmiştir.
Partiler                Oy Miktarı              Oy Oranı %
ANAP                    7.355.796                    41.5
SODEP                 4.136.976                    23.4
DYP                      2.346.543                    13.3
HP                        1.552.186                      8.8
MDP                    1.255.817                       7.1
RP                        780.342                        4.4
BAĞIMSIZ        288.621                          1.6
1984 yerel seçimlerinden sonra iktidar değişmemiş ama muhalefet boşluğu yeni partiler tarafından doldurulmuştur. Genel seçimlere girmesine izin verilmeyen partilerden SODEP ve DYP, yerel seçimlerde aldıkları oylarla hem HP’nin hem de MDP’nin yok olma sürecini başlatmıştır.

28 Eylül 1986 Milletvekili Ara Seçimleri

Bir yandan SHP diğer yandan DYP’nin güçlendiği1985-1986 yıllarından sonra boş bulunan 11 milletvekilliği için 28 Eylül 1986 Pazar günü ara seçimler yapılmıştır. Türkiye’de biri sağ, diğeri sol iki partinin ilk iki sırayı almaları kuralı bu seçimlerle bozulmuştur . 1986 ara seçim sonuçları yine tabloda verilmiştir :
Partiler                    Oy Miktarı                Oy Oranı %              Milletvekili Sayısı
ANAP                       805.267                       32.1                                     6
DYP                          590.069                       23.5                                    4
SHP                          570.055                       22.7                                     1
DSP                          213.168                         8.5
RP                            137.485                         5.5
MÇP                        55.144                            2.2
HDP                        34.317                            1.4
BVP                        32.303                           1.3
VAP                        25.814                           1.0
IDP                         15.729                           0.6
BANAP                  13.497                           0.6
BP                          9.058                             0.4
BAĞIMSIZLAR  5.306                              0.2

1987 Siyasi Yasaklar Halkoylaması

abdullah-kilic-ara(1)
1986 milletvekili ara seçimlerinde siyasi yasaklı liderlerin kurulmasına destek olduğu partilerden DYP, DSP, RP ve MÇP’nin %40 oranında oya ulaşması siyasi yasaklar konusunu gündeme getirmiştir. Özellikle DYP’nin oy oranının %23.5’e yükselmesi ve AP’nin klasik oy tabanının bulunduğu, Manisa Samsun gibi illerde seçimi kazanması dönemin bir “geçiş süreci”ni andırdığı siyasi yasaklar bitince 12 Eylülün son ürünü ANAP’ın da MDP ve HP gibi dağılıp yok olacağı (Cumhuriyet 29 Eylül 1986; Tercüman 30 Eylül 1986) yorumları yapılmıştır. Siyasi atmosferin kendi lehine döndüğünü hisseden Demirel, siyasi yasakların anayasada belirtilen seyahat özgürlüğünü kısıtlayamayacağını belirtmiş ve yurt gezilerine çıkmıştır. “Yasaklı
Demirel”, gezi güzergahlarında organize DYP teşkilatları tarafından sevgi gösterileriyle karşılanıp uğurlanmış, bu da ANAP’ın korkulu rüyası haline gelmesine yol açmıştır. Ancak Özal’ın bu kadar erken pes etmek gibi bir niyeti olmamıştır. Ve Özal 1987 yılının yazında yaptığı hamle ile başta Demirel olmak üzere eski siyasi liderleri köşeye sıkıştırmayı hedeflemiş, 1982 Anayasasına göre 10 yıl süreyle siyasi yasaklı olan Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş gibi liderlerin siyasi yasaklarının kalkıp kalkmaması konusunu referanduma taşımıştır. Referandum kararı alındıktan sonra yasakların ezici bir çoğunlukla kalkacağı yorumları yapılmış ve Özal’ın aldığı bu riskin kendi siyasi hayatının sonu olacağı iddia edilmiştir.
1982 Anayasası’nın geçici 4. maddesi ile getirilen 10 ve 5 yıllık siyasal yasakların kalkıp kalkmaması konusunda düzenlenen referandum, Türkiye tarihinin üçüncü halkoylaması olmuş, referandumdan önce ANAP hariç bütün siyasal partiler siyasi yasakların kaldırılmasını isterken ANAP tek başına “Hayır” kampanyası yürütmüştür. 6 Eylül 1987’de yapılan halkoylamasına 24 milyon 436 bin 821 seçmen katılmış, geçerli 23 milyon 347 bin 856 seçmenden 11 milyon 711 bin 461’i (%50.16) evet, 11 milyon 636 bin 395’i (%49.86) hayır oyu kullanmıştır. Böylece, geçici 4. madde çok az bir farkla yürürlükten kalkmıştır.

29 Kasım 1987 Milletvekili Genel Seçimleri

Siyasi yasaklarla ilgili referandum oy verme işlemi bittikten sonra Başbakan Özal basın toplantısı düzenlemiştir. Özal, henüz sandıkların açılmadığını, sonucun ne olacağını kimsenin bilmediğini ifade etmiş ve “kimse sonuçları gördü de sandığa gitti demesin diye şimdi açıklıyorum: 1 Kasım 1987 Pazar günü erken genel seçime gidiyoruz” diyerek, bir yıl sonra yapılması gereken seçimleri erkene çekmiş ve muhalefeti hazırlıksız yakalamıştır. Referandumda Evet-Hayır oyları birbirine çok yakın olunca Özal’ın hamlesi tutmuştur. Ancak YSK, seçimleri 1 Kasım tarihine yetiştirememiş ve 1987 seçimleri, 1983- 1987 yılları arasında tam 11 kez değişiklik yapılan 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’na göre 29 Kasım 1987 tarihinde yapılmıştır . Seçim sonuçları tabloda verilmiştir :
Partiler                        Oy Miktarı                   Oy Oranı %             Milletvekili Sayısı
ANAP                          8.704.335                          36.3                              292
SHP                             5.931.000                          24.8                              99
DYP                             4.587.062                           19.1                               59
DSP                             2.044.576                          8.5
RP                               1.717.425                            7.2
MÇP                           701.538                              2.9
IDP                             196.272                             0.8
BAĞIMSIZLAR       89.421                               0.4

1988 Yerel Seçimler İçin Halkoylaması

1987 seçimlerinde oy oranını düşürmesine rağmen milletvekili sayısını arttıran ANAP, Özal’ın başbakanlığında yeni hükümeti kurmuştur. 18 Haziran 1988’de toplanan Anavatan Partisi İkinci Büyük Kongresi’nde Kartal Demirağ’ın silahlı saldırısından kurtulan Özal, yeni bir hamleyle yeni bir referanduma gitmiştir : Yerel seçimlerin 1 yıl erkene alınıp alınmaması konusunda düzenlenen halkoylaması, 25 Eylül 1988’de gerçekleştirilmiş, seçmenlerin yüzde 65’i (hayır), yüzde 35’i (evet) oyu kullanmıştır. Böylece Özal’ın taktiği bu kez tutmamış, yerel seçimlerin erkene alınması için anayasanın 127. maddesindeki değişiklik kabul edilmeyince 13 Kasım 1988 olarak öngörülen erken yerel seçimler yapılmamıştır. 26 Mart 1989 Yerel Yönetim Seçimleri Referandum sonucuna göre yerel seçimlerin zamanında yapılması kararı çıkınca gözler 26 Mart 1989 tarihine çevrilmiştir. Seçimlerden önce ANAP’ın yenilgisi durumunda erken genel seçime gitme olasılığının yüksek olduğu düşünülmüştür. Bu nedenle propaganda döneminde yerel sorunlardan çok enflasyon gibi ortak sorunlar üzerinde durulmuştur. 7 partinin katıldığı 1989 yerel seçimlerinden önce ANAP, gazetelere verdiği ilanlarla muhalefetin kazandığı belediye başkanlıklarına yardım etmeyeceğini açıkça ifade etmiştir. SHP’nin üstünlüğüyle sonuçlanan 26 Mart 1989 Yerel Seçimleri İl Genel Meclisi oyları tabloda verilmiştir :
Partiler                  Oy Miktarı                 Oy Oranı %
SHP                        6.354.252                      28.7
DYP                        5.565.776                       25.1
ANAP                    4.828.164                       21.8
RP                          2.170.431                        9.8
DSP                       1.998.819                        9.0
MÇP                        916.405                         4.1
IDP                      208.725                            0.9
BAĞIMSIZ          103.755                            0.5
Seçim öncesinde “muhalefete düşerseniz ne olur?” sorusuna “ben muhalefet olmam. Ben siyasetçi değilim. Eğer seçim neticeleri işleri rahat götüremeyeceğimiz noktaya gelirse, yüzde 1 ihtimal de olsa bu netice çıkarsa, ne haliniz varsa görün derim” şeklinde cevap veren Başbakan Turgut Özal, seçim sonrasında “1992’ye kadar işbaşındayız. Erken seçim yok. Cumhurbaşkanını ANAP grubu seçer. Kalıyorum” demiştir .

31 Ekim 1989 Cumhurbaşkanı Seçimi

Turgut_Ozal
Aslında Başbakan Turgut Özal, köşke çıkma kararını çok önceden vermiş, 1989 yerel seçim sonuçları bu yolda giderken uğradığı bir yol kazası olmuştur. Özal, 1987 genel seçimlerinden hemen sonra “Cumhurbaşkanının halkın oyuyla seçilmesi sağlanmalı. Ben aday olabilirim veya olmayabilirim de” sözleriyle cumhurbaşkanlığına aday olacağının sinyallerini vermiştir . Üstelik Özal, daha 24 Temmuz 1987 tarihinde Genelkurmay Başkanlığına Necdet Üruğ’dan sonra gelecek olan Necdet Öztorun’u ekarte etmiş ve bu göreve Necip Torumtay’ı getirmiştir. Elbette bu manevranın yalnızca 1989 cumhurbaşkanı seçimine yönelik olduğunu söylemek güçtür, ancak yine de Özal, cumhurbaşkanlığına giden yolda önemli bir adım atmıştır . Öte yandan Cumhurbaşkanı Kenan Evren de görev süresinin uzatılmasını istemiştir. 18 Ekim 1988 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nden yapılan bir açıklamada, Kenan Evren’in adaylığının söz konusu olabilmesi için anayasa değişikliğinin zorunlu olduğu belirtilmiş ve “referanduma gidilirse takdir yüce milletindir” denilmiştir . Bu açıklamadan bir gün sonra DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel de, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini teklif etmiştir.
1989 Yerel Seçim hezimetinin etkisini üzerinden erken atan Özal, 17 Temmuz 1989’da “aday olursam seçilirim” sözleriyle cumhurbaşkanlığı için ilk mesajını vermiştir. Ancak muhalefet Özal’a tepkilidir. SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal, “cumhurbaşkanlığı, yıpranmış başbakanların dinleneceği bir istirahatgâh değildir” derken, SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, “muhalefet partilerinden hiçbirinin katılmadığı bir seçimde seçilmiş cumhurbaşkanı, Türkiye’de görev yapamaz” sözleriyle Özal’ın aday olması durumunda cumhurbaşkanı seçimini boykot edeceklerini ilan etmiştir . Ancak Özal bu tepkileri dikkate almamış ve 17 Ekim 1989’da cumhurbaşkanlığı adaylığını ANAP grubunda resmen açıklamıştır. 7 ayrı dilekçe ile 248 ANAP
milletvekili Turgut Özal’ı cumhurbaşkanı adaylığına teklif etmiş; ayrıca, Turgut Özal ve Burdur milletvekili Fethi Çelikbaş da kendileri aday olmuştur .
20 Ekim 1989’da birinci tur oylamanın, 24 Ekim 1989’da ikinci tur oylamanın ve 31 Ekim 1989’da da üçüncü tur oylamanın yapıldığı cumhurbaşkanı seçimleri sonucunda Turgut Özal, 263 vekilin oyuyla Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı seçilmiştir . Seçimlerde partisinin tamamının oyunu alamayan Turgut Özal aynı gün teşekkür konuşması yapmış , 9 Kasım 1989 tarihinde de cumhurbaşkanlığı görevine başlaması dolayısıyla yemin ederek TBMM’ye hitap etmiştir . 1980 yılında darbe ile başlayıp , 82 ‘ deki anayasa değişikliği ile resmiyet kazanan askeri vesayet , 1989 ‘ a kadar gelinen süreçte azalarak kaybolmuş ve bu şekilde darbe öncesi siyasi çeşitlilik yeniden kazanılmıştır .

Kaynak

Mustafa Serhan Yücel , Türk Siyasal Hayatında Cumhurbaşkanlığı Seçimleri
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Mustafa Serhan Yücel’e aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.