ABD'de Siyah Irkın Geçmişi Ve Beyazların Siyahlara Bakışı

ABD’nin sivil toplum hareketleri tarihinde siyahların önemli bir yeri vardır. 17. yüzyılda Amerika’da insan gücü ihtiyacını karşılamak için Afrika’dan ABD’ye götürülen siyahlar bu topraklarda çeşitli işlerde çalıştırılmışlardır. Sanayi devrimi ile birlikte fabrikalardaki endüstriyel işçi ihtiyacı için önemli bir kaynak oluşturmuşlardır . Afrika’dan Amerika’ya getirilen ve sayıları milyonları bulan siyahların Amerika’ya köle olarak getirildikleri, bazı haklardan mahrum bırakıldıkları, eski dinlerini muhafaza etmelerine müsaade edilmediği ve zorla Hristiyanlaştırıldıkları ifade edilmektedir. Hristiyanlığı kabul eden siyahların ise beyazlarla aynı kilisede ibadet etmesine izin verilmediği, bunun sonucu olarak siyahların, kendilerine ait bugün hala milyonlarca mensubu bulunan, Siyahî Hristiyan Baptist kilisesini kurdukları belirtilmektedir. Afrika’dan getirilen siyahların isimlerinin de değiştirildiği, onlara Hristiyan ad ve soyadlarının verildiği ve hatta kendi dillerinin konuşulmasına müsaade edilmediği de öne sürülen iddialar arasındadır . Siyahlar, beyazların kendilerine en tabi haklarını dahi vermek hususunda iyi niyetle hareket etmediklerine, beyazların tabiatlarının kötü olduğuna inanmaktadırlar. “Madem ki ne türlü mücadele edilirse edilsin beyazlarla aynı haklara sahip olarak bir arada yaşamaya imkan yoktur, o halde ayrılıp müstakil bir zenci devleti kurarak insanca yaşama imkanı elde edilmelidir.” demektedirler. 1920’li yıllarda siyah bir lider olan Marcus Garvey, Amerikalı siyahların beyazlardan ayrı yaşamaları ve Afrika’ya geri dönmeleri gerektiğini savunmuştur. Ancak bu fikir, Amerika’ya alışmış siyahların çoğuna cazip gelmemiştir. Siyahlar, Garvey’i Amerikan hükümetine ihbar etmişlerdir. Federal Haberalma Bürosu (Federal Bureau of İnvestigation)-(FBI), o dönemde siyah aktivist ve ideologları derhal takip altına almış, siyahların birliğini savunan ve onları organize eden herkesi araştırmaya başlamıştır. Garvey’in sosyo-kültürel ya da dünyevi bir farklılaşmayı, kutsal alana taşıdığı, böylece ideolojisine dini meşrutiyet yüklediği söylenebilir. Garvey, beyaz olan hiçbir şeyin siyah bir kimseye yararlı olmayacağı için beyaz bir tanrının siyah halkın tanrısı olamayacağını ifade etmiştir. Ona göre siyahların tanrısı siyah olmalıdır.
Kaynaklarımızdan edindiğimiz bir diğer bilgi de Ku Klux Klan hareketinin siyahlara uyguladığı ırkçı politikadır. Ku Klux Klan (KKK) hareketi Amerikan İç Savaşı (1861-1865) sonrasında siyahların kazanmaya başladığı haklara, özgürlüklere ve siyah -beyaz eşitliğine karşı çıkmıştır . Amaçlarına ulaşmak için şiddet ve teröre başvurmuşlardır. Örgüt iki defa dağılmasına rağmen 1950 ve 1960’larda tekrar canlanmıştır. Günümüzde bazı bölgelerde sadece yerel bazda faaliyet göstermektedir.
b7648e8a707db60b7e5a8dec7484573c-1446498074
Ku Klux Klan (KKK), siyahların Amerika’dan atılması gerektiğini savunmuş, bunun için şiddete başvurup terörist eylemlerde bulunmuştur. Daha önce ifade edildiği gibi Garvey de siyahların asıl vatanları olan Afrika’ya dönmelerini ve orada kendi devletlerini kurmalarını istemiştir. Garvey’e göre KKK hareketi bu dönüşü kolaylaştırıyordu. Garvey, KKK’nin, aslında dost olduğunu söylüyordu. Garvey’in bu tavrı, bir taraftan siyah medyanın ağır eleştirilerine maruz kalırken, bir taraftan da örgütü Universal Negro Improvement Association (Evrensel Siyahları Kalkındırma Birliği-UNIA)’nın geniş ölçüde üye kaybına sebep olmuştu . Garvey, “Afrika’yı terk edin” ve “Beyazlar denize” diyerek, Afrika’nın siyahların vatanı olduğunu, beyazların orada yerinin olmadığını savunmuştur. Bu Afrika milliyetçiliği giderek aşırı ve devrimcilik ötesi bir özellik kazanmıştır . “Siyah Afrika” fikrinin yükselişi, zencileri gurur ve ümitle doldurmuş ve ırkî engelleri ortadan kaldırma girişimine katılma arzusunu kuvvetlendirmiştir . Böylelikle Amerika’da siyah ayaklanmaları başlamış ve zamanla bütün kıtayı kuşatmıştır.
Amerika’daki siyah ayaklanmaların tümünde Siyah Müslümanların etkisinin küçük olduğu ifade edilmektedir. Siyahların kendilerine has bir hayat istedikleri belirtilmektedir. Watson’a göre Siyah Müslümanlar, kendilerini değersiz ve duygusuz olarak tanımlayan bir dünyayı reddeden insanların ilginç bir örneği olarak ortaya çıkmışlardır .Amerikalı siyahların maruz kaldığı ayrımcılık karşısında, İslam’ın pratik hayat için sunduğu tekliflerin, onlara daha çekici geldiği, bunun onların Müslümanlaşmasında etkili olduğu belirtilmektedir. Hatta İslamiyet’in pratik hayat prensiplerinden ziyade yaşadıkları toplumun itici faktörlerinin onların Müslümanlaşmasında daha önemli rol oynadığı ileri sürülmektedir . Siyahlar, İslam’ı kendi ırklarına mahsus bir din kabul edip, İslam’ın bütün siyahların dini olması gerektiğini savunmuşlardır. Hatta bu ırk meselesinde “Allah bile zencidir” diyecek kadar ileri gitmişlerdir. Siyahların Müslümanlaşmasındaki etkili amilin, ırk düşüncesi olduğu düşünülmektedir . Siyah Müslümanlar Hareketi, ırk baskısı ve yoksulluğun kökleşmiş yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. Siyah Müslümanlar Hareketi, özellikle kuzey şehirlerde yaşayan eğitimsiz alt tabaka zencilerine çekici gelmiştir. Çünkü bu insanların yaşam şartları iyi değildi. Hayatları bir anlam veya amaçtan mahrumdu .
e4b4462e65b653c8fb637f06bf6f2669
 
Yukarıda bahsettiğimiz Garvey’in Afrika’ya dönme arzusunun aksine Siyah Müslümanlar, Amerika’da kalıp beyazlardan ayrı bir devlet kurmak istemişlerdir . “Siyah Müslümanlar, ülkeyi (Amerika) beyazlara bırakmayı pek düşünmüyorlar. Beyazların yurdunun Avrupa olduğunu ve adil bir ayrılığın, “babalarının ve analarının karşılığını 300 yıllık kölelikle ödediği Amerika’ya zencilerin yerleşmesini…” gerektirdiğini vurguluyorlar. Marcus Garvey, siyah ulusu Afrika’da oluşturmak istiyordu. Siyah Müslümanlar Hareketi lideri Elijah Muhammed ise Amerika’nın uygun olduğunu düşünüyordu.” Burada şu açıklamayı yapmakta fayda görüyoruz. Siyah Müslümanlar Hareketi, birçok isimle anılmaktadır. Hareketin kurucusu ve ilk lideri Wallace Fard, “Kaybolmuş-Bulunmuş İslam Milleti (Lost-Found Nation of Islam) adını kullanmış, daha sonra liderliği üstlenen Elijah Muhammed ise sadece “Nation of Islam” (İslam Milleti) adını yeterli bulmuştur. Elijah’tan sonra ise hareket ikiye ayrılarak iki isim altında faaliyetlerini sürdürmüştür. Bu iki kolun biri hala Elijah Muhammed’in verdiği isim olan “Nation of Islam” adı altında varlığını sürdürüken, diğer kolu olan American Muslim Mission, Elijah’ın oğlu Wallace Deen Muhammed ve takipçileri tarafından yönetilmektedir.
Siyah Müslümanlar Hareketi’nin bir diğer lideri olan Malcolm X’e bir toplantı esnasında “Eğer siyahlar Afrika’ya dönmek zorunda kalsalar orada nasıl karşılanırlar ? ” şeklinde bir soru yöneltilmiş ve kendisi “Birçok düzeydeki birçok Afrikalıyla yaptığım görüşmelerden sonra şunu söyleyebilirim ki, bazıları bizi kabul ederler, bazıları kabul etmezler. Biz de tarafsız bir gözle bakacak olursak, bunlar hatalı davranışlar değil. Şuna inanıyorum ki, kültürel, felsefi ve psikolojik olarak Afrika’yla bağlantı sağlarsak, oraya ruhumuzla göç edersek kurulan bu bağ buradaki durumumuzu da sağlamlaştırır. Çünkü köklerimizi oluşturan kitleyi arkamızda hissederek hareket ederiz artık. Amerika’da hiçbir temelimiz yok.” diye karşılık vermiştir. Siyah Müslümanlar Hareketi’nin lideri Elijah Muhammed’in, ayrı bir devlet kurma projesi hakkında şu ifadelere yer verilmektedir: “Elijah Muhammed’in savunduğu tez; Amerikan zencilerinin ayrı bir devlet idaresine sahip olmaları keyfiyetidir. Beyazların kurmuş oldukları medeniyetin çökmeye mahkum bulunması inancı, bütün zencilerin birleştikleri ve hepsinin yakında şahit olmaya hazırlandıkları bir noktadır. Bu bakımdan zenci Müslümanların gitgide daha Müslüman ve daha politik bir topluluk haline gelmeleri beklenilmelidir.”
Siyah Müslümanlar, 1970 yılında bütün siyahların Müslümanlığı kabul edeceğini iddia etmişlerdir . Günümüz dünyasında Müslüman siyahlar ve Müslüman olmayan siyahlar şeklinde bir sınıflandırma yapıp, her iki grubun dünya nüfusundaki yerine baktığımızda, Siyah Müslümanların bu iddialarının henüz gerçekleşmediğini söyleyebiliriz .Siyah Müslümanlar Hareketi’nin ortaya çıkmasının bir nedeni de siyahların Hıristiyanlığı sırf beyazların dini olduğu için reddetmeleri ve İslam’a yönelmeleridir. Siyah Müslümanlara göre Hıristiyanlık, beyaz insanların dünyada, beyaz olmayan insanları köleleştirmek için düzenledikleri en kötü plandır. “Hıristiyanlık “beyaz adamın dini” olduğu için Hıristiyanlığı inkar etmek, beyaz adama yapılan açık bir saldırı şeklidir. Güçlü çoğunluğun öz değerlerini açıkça reddeden bir hareketle özdeşleşmek, kendisine saygı duymak ve kişiliğini büyük ölçüde arttırmak ve geliştirmek demektir. Bu toplumsal meydan okuma güdüsü Müslümanlarla sınırlı değildir; genellikle zenci entelektüeller arasında işlerin hallinde beyazların geliştirdiği yolları kullanmama, “bağımsız düşünüş” olarak adlandırılmakta ve büyük bir ilgi görmektedir. Entelektüel ile Müslüman arasındaki fark yalnızca düzey farkıdır . Her ikisi de beyaz adamın kişiliğindeki aşırı duyarlı oldukları bir kimliği reddediyor ve Hıristiyanlığı ırkçılığından ötürü suçluyor. Ancak zenci aydın zeki bir şekilde beyaz adamın kültürünün yörüngesinde ve etki alanında kalırken, Siyah Müslümanlar kendilerini tümüyle başıboş bir şekilde bırakıyorlar. İntisap ve ayinler için toplumsal bir engelin olmayışıyla dengelenen asketik (çileci) idealin meydan okuyuşu binlerce zenciyi Elijah Muhammed’in sancağı altında topladı. Muhtemelen başka hiçbir dini cemaatte alkolikler, eski mahkumlar, kadın tüccarı ve fahişeler ve uyuşturucu müptelaları bu kadar içtenlikle karşılanmazlar.
slave_trade_monument
Hıristiyan kilisesi çoğu durumda bunların hiçbirine temizlenene kadar kucak açmaz. Müslümanlar en günahkarlarını bile kabul eder ve sonra da onu rehabilite etmeye koyulur. Çok katı davranış kurallarına sahiptirler. Ancak hiç kimse eski durumu konusunda suçlanmaz; sadece olması ve yapması gerekeni reddettiğinde suçlanır.” Siyah Müslümanlar Hareketi’nin ortaya çıkmasında birçok sebep mevcuttur. Biz kaynaklarımızdaki bilgilerden yola çıkarak özetlediğimiz bu etkenleri birkaç başlık altında vereceğiz. Hareketin oluşmasındaki etkenlerin başında beyazların siyahlara karşı tutumları gelmektedir . Amerika kıtasının 1492 yılında Christophe Colomb tarafından keşfi, dünya tarihinin önemli olaylarından biridir. Kıtanın birçok yönden zengin imkanlara sahip olduğunun fark edilmesi ile birlikte, buraya Avrupa’dan müthiş bir göç başladı. Özellikle 16. ve 17. yüzyıllarda bu göçler “akın” denilebilecek bir hız ve yoğunluk kazandı . Bakır vb. gibi zengin maden yataklarına veya tarıma elverişli topraklara sahip Amerika’nın kaynaklarının hızla işletilmeye başlanılması gerekiyordu. Bunun için işgücüne daha doğrusu insan gücüne ihtiyaç vardı. Amerika’ya yapılan göçlere rağmen bu iş gücü yeterli değildi. Önceleri kendini pek hissettirmeyen veya yeni göçlerle nispeten karşılanabilen bu eksiklik, daha sonra işletmelerin genişlemesi, büyük çiftliklerin ve sınaî tesislerin kurulmasıyla had safhaya yükseldi. Sonuç itibariyle yavaş yavaş zenginleşen kıtanın yeni sahipleri işlerini gördürecek insan gücü ihtiyacını karşılamak için işçi aramaya başladılar. Sonunda Afrika kıtasındaki siyah insanları keşfettiler.
Yeni kıtanın keşfi ile ortaya çıkan işçi ihtiyacı, Afrika’dan getirilen milyonlarca siyah insanla karşılanmış oldu. Siyahların bir bölümü beyazların çiftliklerinde işçi olarak çalışırken, büyük bir bölümü de kentlerde beyazların hizmetine girmişti. Siyahların kendilerine ait olmayan topraklarda yani çalıştığı toprakların sınırları dışında başkasına ait topraklarda dolaşmaları dahi kanunlarla yasaklanmıştı. Beyazların yanında çalışmayı kabul etmeyenler ise açlıkla karşı karşıya kalmışlardı . Siyahların köle olarak pazarlarda alınıp satıldığı , Afrika’dan Amerika’ya getirilişinin bir esir ticareti olduğu bilinmekle , siyahların köle muamelesi gördükleri, hiçbir zaman beyazlarla bir tutulmadıkları ve bu durumun Amerika’da bir iç savaşa sebep olduğu ifade edilmektedir . Siyahların dini vazifelerini yerine getirirken de birtakım sıkıntılara maruz kaldıkları, genellikle beyazların kiliseleri içinde kendi dini pratiklerini uygulamada serbest davranamadıkları, gerçekte kilisedeki ayinlere eşit şekilde katılım sırasında çoğu kez engellendikleri ileri sürülmektedir . “Beyazların zenciler hakkındaki görüşleri çok garipti. Onlar, zencilerin, babasını çıplak görünce güldüğü için lanete uğramış olduğu ileri sürülen Nuh Peygamber’in oğlu Ham’ın çocukları olduğunu ve bu sebeple de Nuh (a.s.)’ın diğer evlatlarından gelen beyazların ilelebet hizmetlerinde bulunmaya mecbur olduklarını kabul ediyorlardı. Tabiatıyla zenciler kendi ırklarını hakir görmek ve hizmetlerinde kullanabilmek için beyazların uydurduğu bu iddiayı kabul etmiyordu. Bu sıralarda biyoloji ve antropoloji sahasında kafa yapısını esas alan birtakım nazariyeler ortaya atılarak siyah ırkın beyaz ırktan daha geri ve kabiliyetsiz bulunduğu hususunda yeni iddialar ortaya atılmıştı. Bu görüş zencileri köle olarak kullanmak isteyenlerin işine geldiği için her tarafta propaganda ediliyor ve zencilerin doğuştan beyazlardan daha kabiliyetsiz, ahlaksızlığa daha fazla meyyal, tembel sebatsız insanlar oldukları ilan ediliyordu.” Siyahların sürekli olarak ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördükleri ve bu yüzden onların ayrımcı politikalarla mücadele etmek zorunda kaldıkları ileri sürülmektedir. Amerika’da 1960’lı yıllara kadar olan dönemin katı bir ayrımcılık dönemi olduğu, siyahların beyazlarla aynı lokantada yemek yemesinin, aynı mahalleden ev satın almasının ya da kiralamasının, aynı tuvaleti kullanmasının ve otobüslerin ön sıralarında oturmasının yasaklandığı ifade edilmektedir .
malcolm-x
Neticede Afrika’nın değişik bölgelerinden getirilen, fakat aynı dili bile konuşamayan siyahların yaşadıkları ortak mağduriyetler ve uğradıkları ayrımcılık sonucu birlik olup hak ve özgürlük mücadelesi vermek için Siyah Müslümanlar gibi çeşitli gruplar altında birleşmişlerdir . 1900 yılı başlarında olayların gitgide gelişmesiyle zenci ayaklanmaları baş göstermiş, bundan dolayı beyazlar tarafından birçok yere; lokantalara, gazinolara, otobüslere “Buraya zenciler giremez” yazılı levhalar asılmıştı. Bu durum ayaklanmaların daha çok artmasına veya birçok trajik hadiseyle sonuçlanmasına sebep olmuştur. Yer yer kanlı çarpışmalar ve mücadeleler meydana gelmiştir . “Malcolm X” kitabının yazarı Alex Haley, ‘Kökler’ adlı eserinde siyah ırkın yaşam serüvenini ele almıştır . Araştırmacı yazar Doğan Hızlan bu eser hakkında şunları kaydetmiştir :
“Kökler, bir ırkın ezilişinin serüvenidir. İki yüzyıldan beri direnen, horlanan, aşağılanan ama yine de dimdik yaşayan kara derililerin öyküsü. Yalnızca köle gözüyle bakılan ve sömürülen bu ırk, kimi zaman aşağılanmaya teslim olmuş, aşağılayanlara baş eğmiş ; kimi zaman da dinin rahatlatıcı atmosferine sığınmıştır.”
Haley ise bu esere niçin “Kökler” ismini verdiğini şöyle açıklamaktadır :
“Niçin ona ‘Kökler’ adını koydum? Kökler yalnız benim ve atalarımın öyküsünü dile getirmiyor. Milyonlarca kara derilinin yaşamını simgeliyor. Ve bütün okuyan ve seyredenlere belleklerine kazınırcasına sesleniyor: Şu evrensel gerçeği unutmayın hepimiz aynı Yaratıcının çocuklarıyız.”
Sonuç olarak şunu diyebiliriz ki, beyazların siyahlara karşı takındıkları tutum, siyah ayaklanmalarını alevlendiren baş amil olmuştur. Kendilerine yapılan ayrımcılığı fark eden siyahlar, isyan ederek ülke içinde büyük bir problemin doğmasına zemin hazırlamışlardır. Bu problem hem kendisinden hem de toplum yapısından doğmuştur.Amerikan siyah ırkının derinlerde yatan problemi, hem kendisinden hem toplumdan uzaklaşıp yabancılaşmaya yol açan bir kimlik eksikliğinden ileri gelmektedir .

Yararlanılan Kaynaklar:

Sare Aydın, Siyahi Müslümanlar Hareketi
Abdülbaki Keskin, Siyahların Dramı; Afrika Asıllı Amerikalı Müslümanlar
Ekrem Sarıkçıoğlu, Dinlerde Mehdi Tasavvurları
Alex Haley, Kökler
Tuncer Hüner , Irkçılıktan Özgürlüğe
George Breitman, Malcolm X Konuşuyor
Eric Lincoln, Siyah Müslümanlar
Ali Rafet Özkan, Amerikan Evanjelikleri Baptistler
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Sare Aydın’a aittir.
Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.