GenelPolitikaTarih

Amerika Birleşik Devletleri’nde Lobicilik Faaliyetleri

83335

Çalışmanın Sahibi: Zenife Umerova

Lobicilik Ve ABD ‘ de Lobiciliğin Tarihçesi

İnsanlar tarihin ilk çaglarından beri etkilesim içindedirler. Bu çerçevede baskalarını etkileyerek sonuçta kendi istedigi gibi davranmaya sevkedecek davranıslarda bulunmak insan psikolojisinin bir geregidir. Nitekim J.A.C. Brown “Baskalarının kanaatini degistirme girisimlerinin tarihi, yazılı tarihten daha yaslıdır ve konusmanın gelismesiyle birlikte basladıgı kabul edilir” sözleriyle bu tezi savunmaktadır. Lobicilige de bu açıdan yaklasıldıgında, nihai amaç karsıdakinin kendi istekleri dogrultusunda yönlendirilmesidir. Lobi kelimesi köken itibariyle Latince olup, Türkçe’de koridor anlamına gelmektedir. Lobi kelimesini “çok zaman bazı yolsuz çıkarlar saglamak amacıyla bir araya gelerek, parlamento koridorlarında nüfuzlu çevrelerde, basında, çıkarcı bir siyaseti geçerli kılmaya çalısan kimselerin olusturdugu topluluk” seklinde tanımlamak da mümkündür. ABD’ndeki konumunu da dikkate alarak lobi, belirli çıkarlar dogrultusunda bir araya gelmis topluluk olarak tanımlanabilir. Lobicilik ise, bu çıkar grupları tarafından yapılan ve hükümet kararlarını etkilemeyi amaçlayan faaliyetlerdir. Wolpe lobiciligi “oyların elde edilmesidir” seklinde tanımlamıstır. Bu konuda verilebilecek bir baska tanım, “Yönetim organlarını etkilemeye çalısan kisilerin ya da özel çıkar gruplarının bu amaca yönelik girisimleri” olarak sunulabilir. ABD siyasal yapısı içerisinde lobileri, bir baskı grubu olarak ele almak mümkündür. Baskı grupları perde arkasında faaliyette bulunmak suretiyle o ülkenin hükümetini kendi hedeflerine varmayı kolaylastıracak sekilde tesir altına almaya çalısırlar. Duverger lobicilikle baskı grubu arasında bag kurarken, “Baskı gruplarının bir alt baslıgı olarak lobiciligi ele alırsak bunlar partiler gibi
iktidarı ele geçirmek amacını gütmezler. Onları kendi çıkarları dogrultusunda etkilemeye çalısırlar.” diyor. Baskı gruplarının çalısma alanları siyasi partilerinkine nazaran daha kapsamlı ve karmasıktır. Çünkü baskı gruplarının çalısma alanı siyasi partilerinki gibi sadece politik nitelikli degildir. Bu konuyla ilgili olarak Duverger yine su açıklamayı yapıyor:

“Bir baskı grubu yalnız politik alanda hareket ve etkinlik göstermekle, resmi makamlara müdahalelerde bulunmakla ugrasıyorsa “tamdır”. Sözgelimi ögretim özgürlügünü savunma parlamento birligi böyledir; parlamento üyeleri, bakanlar ve yüksek memurlar nezdinde yapılacak girisimlerde uzman örgütler olan Washington’un ünlü “lobby”leri böyledir. Sayet politik baskı, hareket ve etkinliginin yalnız bir bölümünü olusturuyorsa, baska varlık nedenleri ve baska hareket ve etkinlik araçları varsa, böyle bir grup “kısmi”dir. Örnegin, ara sıra hükümet nezdinde müdahalelerde bulunan, fakat daha genis amaçlar güden bir isçi sendikası böyledir”

Bu tanıma göre, Washington lobilerini tam baskı grubu olarak adlandırmak mümkündür. Bir baskı grubu olarak lobiler ABD’de yasama ve yürütme organlarını belirli amaçlar dogrultusunda etkileyerek bu yönde kararların alınmasını saglayan kurulus ve kisilerdir. ABD’de faaliyet gösteren bu lobiler tıpkı bir reklam ajansı gibi bu konuda uzmanlasmıslardır. Baskı gruplarının olusumu ve dayandıgı yapılar çesitlilik arz etmektedir. Bu gruplar çok genis bir tabana yayılabilecegi gibi, belirli bir kesime de dayanabilirler. Bu kümelesme çesitli meslekler, örgütler, bölgeler çerçevesinde olusabilecegi gibi etnik veya dinsel temellere de dayanabilir. Bu tezde incelenen ABD siyasal sistemine özgü etnik/dinsel temele dayalı lobicilik faaliyetleridir. ABD toplumunun tarihi olusum sürecini incelersek lobi faaliyetlerinin neden bu kadar gelistigini ve adeta ABD siyasal sisteminin ayrılmaz bir parçası olusturdugunu anlayabiliriz. Amerika kıtasına gelen ilk göçmenlere baktıgımızda bunların daha çok Avrupa ülkelerinden geldiklerini görürüz. Sener bu konuda,

ABD halkını olusturan kesimin çogunlugu İngiltere’den gelmisti ama sveç, Norveç, Fransa, Hollanda, Prusya ve diger bir çok ülkeden gelenler de vardı. Dini inançları çok çesitliydi ve genellikle
inançlarına baglıydılar. Aralarında Anglikanlar, Katolikler-Protestanlar, Kalvinistler, Lutherantlar, Quarkerler, Yahudiler ve Agnostikler vardı… Ülkenin belkemigini, zanaatkar, çiftçi, tüccar, makinist, denizci, gemi yapımcısı, dokumacısı, marangoz gibi orta sınıf olusturuyordu.” seklinde görüslerini dile getirmistir.

Bunların çogu zengin olmak hayaliyle servet ve mal pesine düsmüs maceraperestlerdi. Amerika’ya 500 yıl önce gelen bu kisiler çogunlukla kendi ülkelerinde karısıklıga sebebiyet veren, düzeni bozan, istenmeyen bireyler olan ve Avrupa’da ikinci sınıfı olusturan kadın ve erkekleri kapsıyordu. Amerika kıtasına yapılan bu göçler kıtanın nüfusunu artırmıstır. Bu göçlerin degisik
ülkelerden gelmis olması, farklı kökenli insanlardan olusan bir yapı olusturmustur. Bunun yanı sıra kıtaya göçen nüfusun çogunlugu erkeklerin olusturması da yerli halkla kaynasmayı ve melez bir nüfusu ortaya çıkarmıstır.  Yeni kıtaya yapılan göçlerde Avrupa’nın ileri devletleri, özellikle de denizcilikte gelismis ülkeler bası çekmekteydiler. Bu devletlerden spanya ve Portekiz daha çok Güney Amerika’ya göç verirken, ngiltere’den göç edenler Kuzey Amerika’yı tercih etmislerdir. Bu devletlerin yanı sıra Avrupa’nın hemen her devletinden Amerika kıtasına göç olayı yasanmıstır. Bugünkü ABD’nin çekirdegini olusturan nüfusun çogunlugu ngiltere’den olmakla birlikte, sveç, Norveç, Fransa, Hollanda, Prusya ve diger ülkelerden insanlar da vardı. Bu göçlerde önceleri Avrupa’nın kuzey ve batısından göç edenlerin oranı yüksekken, son dönemlerde dogu ve güneyden gelenlerin sayısı artmıstır. Bugünkü Amerika’nın etnik yapısı bu göçlerle baglantılıdır. Bu göçlerden dolayıdır ki, ABD toplumu birbirinden farklı inanç ve kültür geleneklerine sahip etnik gruplardan olusmaktadır. Lobicilik faaliyetlerinin ABD’de bu derece yogun olmasının ülkenin etnik yapısıyla yakından baglantısı vardır. Özellikle bu kıtaya sonradan göç eden ülkelerin güçlü lobileri vardır.Yahudi ve Rum halkının bu ülkeye ikinci göç dalgasıyla beraber gelmeleri bu toplumların Amerika potası içerisinde erimesini engellemistir. Bu toplumlar kendi benliklerini muhafaza ederek ABD’de çok güçlü olan Yahudi ve Rum lobilerinin olusmasına katkıda bulunmuslardır. Sönmezoglu’nun yapmıs oldugu açıklama bu kanıyı dogrular niteliktedir:

kamu-diplomasisi

Lobicilik faaliyetlerinin ülke dıs politikasını etkiledigi tek önemli örnek Amerika Birlesik Devletleri’dir. Bu durumun çesitli nedenleri vardır. Her seyden önce ABD’nin bir göçmenler ülkesi olmasının bu açıdan önemi büyüktür. Ülkeye ilk baslarda gelen Batı Avrupalı göçmenlerin önemli bir bölümü Amerikalılık potasında erimislerdir. Buna karsılık Güney ve Dogu Avrupa’dan ve de çogunlukla daha sonra gelenler, genellikle bir çok açıdan aynı potada erimekle beraber etnik kimliklerini korumakta daha belirgin bir egilim göstermislerdir.”

Amerika kıtasına sonradan göç eden toplumlar etnik baskı grupları kurarak ana ülkelerine destek saglama faaliyetlerinde bulunmuslardır. Bugün Amerika toplumunda bu kıtaya ilk göç edenlerden biri olan ngilizlerin etnik grup olusturarak lobicilik faaliyetlerinde bulunması düsünülemez. Ancak bu kıtaya sonradan göçen Rum, Yahudi, rlanda, Latino ve Afro-Amerikalılar gibi toplumlarının Amerikalılık potasında erimeyerek çok güçlü lobiler olusturdukları kabul edilmektedir. Amerika Birlesik Devletleri’nde lobicilik faaliyetlerini etnik gruplarla özdeslestirmek bu tezin arastırma konusu açısından dogru bir yaklasım olsa da genel çerçevede eksik kalacaktır. Günümüzde ABD’nin çogulcu yapısı içerisinde lobicilik faaliyetlerini yürüten gruplar çesitli temellere dayanırlar. Bunlar etnik ve dini gruplar gibi çesitli mesleki teskilatlar ile diger örgütlenmelerdir. ABD’nin dıs politika sürecini etkilemede dini liderlerin ve grupların da çok önemli fonksiyonları vardır. Bunlar da tıpkı etnik temellere dayanan lobicilik faaliyetleri gibi kendi çıkarları dogrultusunda yasama ve yürütme sürecini etkilemeye çalısırlar. Burada, ABD’de lobiciligi incelerken bir sınıflandırma yapmamakla beraber esas anlamda ele alınan lobiciligin daha çok etnik temellere dayandıgını söylemek yanlıs olmayacaktır. ABD’de etnik ve dini grupların yaptıgı ve daha çok siyasi, politik amaçlı lobicilik faaliyetlerinin yanı sıra ekonomik lobiciligin de çok önemli yeri vardır. Çesitli mesleki kurulusların, örgütlenmelerin ve özellikle silah tüccarlarının yapmaya çalıstıgı lobicilik ekonomik amaçlıdır. Bu aktörler karar alma organları üzerinde etki ederek kendi ekonomik kazançlarını artırabilecek kararların alınmasına çalısırlar. 1976’da belki de ABD’nin en güçlü ekonomik lobisi olan Amerika Petrol Enstitüsü bütçesinin %13’ünü halka yönelik, onları etkilemek için yapılan faaliyetlere harcamıstır.

ABD ‘ de Lobi Faaliyetlerine Genel Bakış

ABD’de Lobiciliğin Tarihi

Kongre ve yürütme üzerinde yürütülen lobicilik faaliyetleri ABD devlet sisteminin bir parçasıdır. Lobicilige dair ilk faaliyetlere baktıgımızda XIX. yüzyılda demiryolu isçileri ve kereste sirketlerinin batıya açılmak için lobi faaliyetlerinde bulunduklarını görüyoruz. Çıkar grupları, kontrolü ele geçirmek için düzenlemelere hız vermislerdir. Kongre ise güçlü kalabilmek için 30 yıllık federal lobilerin durumunda degisiklige çalısmıstır. Bu çalısmalar lobilerin kayıt altına alınması ve faaliyetleri hakkında kapsamlı bilgiyi öngörüyordu. ABD’de lobi yapanlar için önceleri lobi ajanı ifadesi kullanılırken , XIX. yüzyılda lobici denmeye baslanmıstır. Lobicilik faaliyetleri bu yüzyıldan itibaren gelismeye baslamıs ve bu çerçevede rüsvet alıp vermeler, çıkar çatısmaları, anlasmazlıklar ortaya çıkmıstır. Lobicilik faaliyetleri ile ilgili olarak ilk yasa 1946 yılında çıkarıldı. Bu yasa çıkana kadar ABD’de lobi faaliyetleri kontrolsüz olarak devam etmistir. 1946 yılında çıkarılan Lobicilik Faaliyetlerini Düzenleyen Yasa (Federal Regulation of Lobbying Act-FRLA) bütün lobicilerin hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da kaydedilmelerini ve lobicilik faaliyetlerinde yaptıkları harcamaların her üç ayda bir kaydedilmesini öngörüyordu. Bu yasa çıkar gruplarının Kongre’ye karsı olan faaliyetlerini kapsıyordu. Kayıt altına alma sayesinde lobicilerle Kongre’nin iliskileri ortaya konmus ve kamuoyu bilgilendirilmis olacaktı. Bu yasanın lobiciler üzerinde fazla kısıtlayıcı etkileri olmadıgını söylemek hatalı olmayacaktır. Senator Abraham Ribicof 1946 yasasının zorlayıcı olmadıgını ifade ederek kanunun hem belirsiz, anlasılmaz hem de bir lobiciyi tanımlamak için yeterli olmadıgını vurguluyordu. Bu yasanın çıkarılmasından sonra lobicilikle ilgili olarak reformların devam ettigini, buna paralel olarak Washington’daki grupların faaliyetlerinin de arttıgını görmek mümkündür.

O günleri anlatan bir tarihçi, “Washington, sahipleri lobicilerle yakından iliskileri olan birçok kumarhane ile doldu. Milletvekilleri ya da senatörler borca girince lobiciler ise karısıyorlar, istedikleri yönde oy saglıyorlardı. Aynı sekilde, gerçekte eglence yerleri olan lüks oteller de lobicilerle çalısıyorlardı. O günlerin ünlü lobiciler kralı Sam Ward, milletvekilleri ve senatörler için düzenledigi göz
kamastırıcı partilerle ün yapmıstı.” seklinde konusmaktadır. Yüksek Mahkeme (The Supreme Court) 1954 yılında aldıgı bir kararla lobiciligi Kongre üyeleriyle dogrudan haberlesme, iliski kurma veya federal yasamanın etkilenmesi olarak tanımlamıstır. Lobicilik faaliyetleriyle ilgili olarak yapılmak istenen reformların gerisinde itici güç olarak vatandas haklarının korunması için çalısan kamu çıkarı grubunu (Common Cause) görmekteyiz. 1975 yılı içerisinde Temsilciler Meclisi üyelerinden Thomas Railsback ve Senatör Robert Stafford tarafından desteklenen benzer yasalarla Mr. Gardner’ın da yardımıyla lobiciye yeni bir tanım getirildi. Buna göre, bir yılda 500 dolardan fazla para harcayan veya bunu lobicilere ödeyen veya Kongre üyeleri veya yürütmeyle ayda sekiz defadan fazla iliskiye giren lobici olarak tanımlandı. 1975 yılında Yabancı Ajanların Tescil Yasası (Foreign Agents Registration Act-FARA) çıktı. Bu yasaya göre yabancı ülkeler adına faaliyet gösteren ve geçimlerini bu sekilde saglayan lobicilerin ABD Adalet Bakanlıgı’na kayıtlı olmaları, dolayısıyla harcamalarını açıklama zorunlulugu getirilmis oluyordu. Temel amaç, lobi faaliyetlerinin kontrolünden çok, lobicilerin kimliklerini açıklamalarını saglamaktı. 1976 Eylülünde Common Cause tarafından desteklenen Lobi Faaliyetlerini Açıklama Yasası (Lobbying Disclosure Act of 1976) Temsilciler Meclisi’nde büyük çogunlukla kabul edildi. Kanun, Senato’daki engellemeler, diger bir ifadeyle lobi faaliyetleri yüzünden engellendi. Ancak bu yasa tasarısı daha sonra Senato’nun lobilerin kayıtlanması konusunda kendi yorumuna göre bir madde eklenerek kabul edildi. Bu maddeye göre eger lobici bir yıl içerisinde Kongre üyeleriyle onikiden az iliski kurarsa kayıtlanma zorunlulugu olmayacaktı. Burada iliskinin anlamı açık degildi. Çünkü bu iliski bir telefon görüsmesi olabilecegi gibi, Kongre üyeleriyle bir toplantıya katılmak da olabilirdi. Kanun lobicilik faaliyetlerinde 1250 dolardan fazla harcayan ve çalıstırdıgı personelinin zamanının %20’sinden fazlasını lobicilikte harcayan organizasyonların lobici olarak kayıtlanmalarını öngörüyordu. Bu kayıtlar lobicinin yapmıs oldugu faaliyetleri ve Kongre üyelerine verdigi hediyeleri de kapsıyordu. Bu yasa ile lobicilerin kayıtlanması bu grupların faaliyetlerini açıga vurmaya yarayacagı gibi Kongre üyeleri üzerinde çesitli yollarla baskı yapılmasını da engellemeyi amaçlamaktadır. Bu yasa lobicilerin yanı sıra bazı Kongre üyeleri tarafından da iyi karsılanmadı. Lobiciler faaliyetlerinin açıga çıkmasını istemedikleri gibi muhaliflerinin de kendilerinden daha fazla bilgi isteyeceklerini düsündüler.

Nitekim muhalifler her geçen gün lobicilerin faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi istemeye basladılar. Bu yasaya itiraz eden Kongre üyeleri faaliyetlerinin açıga vurulmasından ve baskı gruplarıyla iliskilerinin açıga çıkmasından endise duymaktaydılar. 1978 yılı Nisan ayının sonlarında Temsilciler Meclisi’nden geçen lobi faaliyetlerinin açıklanmasına dair yeni yasa bu isle ugrasan bütün gruplar için çok sert maddeler içeriyordu. Yasa temel olarak lobi örgütlerine yeni yükümlülükler getiriyordu. Eger herhangi bir örgüt lobi faaliyetleri için 2500 dolardan fazla para harcarsa ve personelini bir konu üzerinde iki haftadan fazla çalıstırırsa kayıtlanması gerekiyordu. Bu madde, hangi lobici tarafından hangi mesele üzerinde ne kadar para harcandı demekti. Yasa lobi gruplarına 3000 dolar üzerinde yaptıkları katkıları açıklama zorunlulugu getiriyordu. Baska bir degisiklik, lobicilerden halk tabanında yaptıkları çalısmaların açıklanmasını istiyordu. Ayrıca bu gruplardan Kongre üyeleriyle telefon konusmaları ve mektuplarla yapılan, aslında kendi düsünceleri gibi gözüken ama organize bir lobi grubu tarafından yürütülen çalısmaların açıklanmasını istiyordu. Yasa tasarısının kabul edilmesinden sonra hem lobiciler hem de Kongre üyeleri arasında huzursuzluk basgösterdi. Özellikle Kongre üyeleri bundan sonra her harcamalarının gözetlenecegini ve gözlerin üzerinde oldugunu düsünmeye basladılar.

Günümüzde ABD’de Lobi Faaliyetleri

Amerika Birlesik Devletleri’nde lobilerin hareket ve etkinligi hükümet, yüksek memurlar, Kongre üyeleri nezdindeki girisimlerle dogrudan dogruya iktidarın üzerinde isler. Lobiler kendi aralarında tamamiyle uzmanlık isteyen teknik örgütlerdir. Bu tanım çerçevesinde Washington lobilerini kendi alanlarında uzmanlasmıs, teknik ve tam baskı grupları olarak niteleyebiliriz. Lobi faaliyetleri ABD siyasal sisteminde adeta yönetim içinde yönetim gibidir. ABD’de politika olusturmada lobi kurulusları çok etkilidir. ABD’de lobi faaliyetleri denilince akla Washington lobiciligi gelmektedir. Çünkü Washington baskent olarak siyasal yönden ABD’nin kalbidir. Ancak lobicilik yalnızca Washington’da yapılmaz, büyük miktarlarda harcama yapılmasını kapsayan bu faaliyet bütün eyaletlerin baskentlerinde yapılır. Örnegin en sıkı kanunların oldugu California’da resmi görevliler lobicilerden alınan hediyelerin yıllık mali tutarının 10 milyon doların üzerinde oldugunu belirtiyorlar. ABD politikasında çok çesitli ve zengin içerikli lobi faaliyetleri yürütülür. Bunların bir kısmı bireysel, bir kısmı da grup faaliyetleri seklindedir. Bugün ABD’de çogu profesyonel lobiciler Kongre’nin çalısmalarını ve kendi meslektaslarının karakterlerini bilen yürütmenin veya Kongre’nin eski üyeleridir. Beyaz Saray çevresi tüm zamanını lobicilige harcayan bir çok kisiyi istihdam etmektedir. ABD’de lobiciligin tam zamanlı bir is oldugunu savunanlar da vardır. En büyük çıkar grubu örgütleri özellikle bu is için insanlar çalıstırırlar. Çogu büyük sirketler Kongre ile irtibatı saglamak için Washington’da bir büro kurarlar. Masraflar çoktur ve bol bol ikramlar yapılır. Buna ragmen yönetim bölümleri, sehirler ve dahası yabancı ülkeler Kongre’de lobicilik yaparlar. Lobiciler gerek yaptıkları parasal harcamalar gerekse diger alanlarda verdikleri ugrasıların amaçlarına ulasma açısından anlamlı olup olmadıklarını degerlendirirler. Eger tartısmalar harcanacak olan paraların ve emeklerin etkin olmayacagı sonucunu veriyorsa bu alanda fazla zaman kaybedilmez.

Washington’da lobicilik faaliyetlerinin önemli bir bölümünü yabancıların bu alandaki çalısmaları olusturmaktadır. Bu ülkedeki yabancı ülke temsilcileri, yabancı gruplar, firmalar, örgütler kendileri lobicilik faaliyetleri yaptıkları gibi, Amerikalı lobici ve lobi firmalarının da desteklerini saglayarak çıkarlarını gerçeklestirmeye çalısırlar. ABD’de son yıllarda etkilerini giderek artıran etnik baskı grupları vatanlarına destek saglama faaliyetleri içerisindedirler. Bu grupların dıs politika üzerindeki lobicilik faaliyetleri bir hayli artmıstır. Etnik lobicilik yalnız yıkıcı degil, aynı zamanda en zorlu ve saldırgan lobiciliktir. Etnik lobicilikle ilgili olarak Sönmezoglu görüslerini söyle dile getirmistir:

“Ülkede etnik gruplara dayalı lobiciligi tesvik eden faktörlerden birisi de siyaset adamlarıdır. Oy potansiyellerini artırmak isteyen parti örgütleri ve politikacılar için etnik gruplar, kendileri ile iliski kurularak kazanılabilecek blok oylardır. Bu nedenle de taraflar söz konusu grupların destegini alabilmek için onlara seçildiklerinde gerek iç gerekse dıs politika açısından egilimlerine uygun bir tutum izleme vaadinde bulunmaktadırlar. Bu süreç söz konusu grupların etnik bilinçlerinin korunmasına yardımcı olmaktadır. Bu türden bir iliskiler agı, söz konusu etnik grupların anavatan olarak gördükleri ülkelerin yönetimlerinin veya bu yönetimlere muhalif olanların, bu gruplar aracılıgıyla ABD dıs politikasını kendi amaçları dogrultusunda yönlendirme çabalarına imkan tanımaktadır.”

resized_1f15f487-f045-4484-9746-3a9c5fcbefd4

ABD sisteminde lobiciligin kuralları vardır. ABD’de lobicilik alenidir. Ama diger ülkelerde yapılan lobicilik faaliyetleri gayri mesru olup; gizli lobicilik vardır. Lobicilik faaliyetlerinin Kongre’de tüzükleri, kanunları; lobicilerin ise yerleri vardır. Diger ülkelerde yapılan lobicilik faaliyetleri daha çok otel lobiciligidir. ABD’de Kongre’de yapılan lobicilik faaliyetlerinin açık olmasına ragmen yürütme organlarında hükümet görevlileri üzerinde yapılan lobicilik gizli olarak yürütülmeye çalısılır. ABD’de lobicilik faaliyetlerini etnik lobicilik ve onun dısındaki lobicilik faaliyetleri olarak sınıflandırırsak, etnik lobilerin faaliyetlerini izlemek, özellikle ekonomik lobi faaliyetlerini izlemeye nazaran daha zordur. Faaliyetlerini daha çok yürütme ve yasama organları üzerinde yogunlastıran etnik lobilerin faaliyetleri digerlerine göre daha gizlidir. Etnik lobiler vatanlarının çıkarlarını savunduklarından ve bu çıkarları ABD çıkarlarına üstün tuttuklarından dolayı daha atesli ve duygusaldırlar. Etnik toplumlar seçimlerde oy sahibi olmaları nedeniyle bu kozu daima göz önünde bulundururlar. Bugün için ABD’de en etkili etnik lobiler arasında Yahudi, HispanikAmerikalılar, Afro-Amerikalılar, Ermeni ve Rum gibi lobiler sayılmaktadır. 1975 yılında ABD Kongresi’nin Türkiye’ye uyguladıgı silah ambargosunun arkasında Yunan lobisinin etkileri çesitli tartısmalara ragmen, pek çoklarının kabul ettigi bir gerçektir. Bu gün için ABD’de lobicilik alanında faaliyet gösteren kurulusların sayısını, çalıstırdıkları personeli, faaliyet gösterdikleri alanları ve bu alanda çalısan kisileri kesin olarak saptamak oldukça güçtür. Son yıllarda çıkarılan yasalarla ve bu alanda yapılan reformlarla lobicilik faaliyetlerini düzenleyip bir çerçeve çizilmek istenmistir. Ama yapılan bu gayretlere ragmen bu alandaki faaliyetleri kantitatif olarak kagıda dökmek gerçekten güçtür. Güncel olmasına ragmen bu alanda yapılan bir çalısma su bilgileri ortaya koymaktadır:

“1980’lerin basında, ABD’de Kongre’ye karsı 1000 civarında lobicilik firması kamuoyuna karsı 1700 civarında halkla iliskiler firması bulunmus, bu firmalarda 80.000’in üzerinde eleman çalısmıstır. Washington’da 6500 temsilci lobicilik faaliyetleri yürütmüstür. 1977’de bu temsilcilerin sayısı 4000 civarında olup lobicilik faaliyetlerinde yılda ortalama dört milyar dolar harcanmıstır. 4000 ticari kurulus temsilcisi, 500 özel konularda temsilci, 1500 lobici yabancılar için faaliyet göstermistir. 1000 Washington’lu avukat, temsilci durumunda aktif
lobici olmustur. Her bir Kongre üyesine 30 lobici düsmüstür.”

ABD’de Lobiciliğin Karar Alma Organları Üzerindeki Etkisi

Lobicilikte Esaslar

Lobicinin basarılı olabilmesinde kendine has özelliklerinin yanı sıra, kullandıgı tekniklerin de etkileri vardır. Ancak lobicilik faaliyetlerinde kullanılan teknikleri belli baslıklar altında sıralamak oldukça güçtür. Çünkü lobici hedefine ulasmak için her çesit yola basvurmaktadır. Bu konuda Watanabe görüslerini açıklarken bir noktaya deginmektedir: “Etnik gruplar tarafından uygulanan taktikler, stratejiler çok genistir ve bunların direkt olarak belirlenmesi çok güçtür. Dıs politikada söz sahibi olan hükümet yetkilileri etnik grupların öncelikli hedefi durumundadır.” Lobicinin açık seçik olması, neyi savundugunun belli olması, süpheye yer bırakmaması gerekmektedir. Lobici konusunda kesinlikle dogru, yoruma yer vermeyecek kadar açık bilgi sahibidir, güvenilir kisidir ve Washington oyununun nasıl oynandıgını, oyuncuları ad ve soyadlarıyla bilir. Savunulan konunun dogrulugu veya yanlıslıgı çok önemli degildir. Asıl amaç karsısındakini etkilemek, onu kendi düsünceleri dogrultusunda yönlendirebilmektir. Diger propaganda faaliyetlerinde oldugu gibi lobicilikte de temel mekanizma, mevcut olan ya da olmayan herhangi açık bir delil ya da mantıki bir zemin sunmaksızın diger kisileri belli bir inanısı kabullenmeleri için çalısmaktır.120 Lobiciler uzman teknisyenlerdir, en zor ve karmasık konuları açık seçik, anlasılabilir biçimde sergilemede yeteneklidirler. Bir lobicilik ziyaretinde konuyu, meseleyi tanımlamak lobiciligin esaslarını olusturmaktadır. Lobici belli bir konuyu aktarırken kalıplasmıs imajları kullanmalı, herkesin kabul edebilecegi bir kalıpta konusunu savunmalıdır. Bu amaçla lobiciler Kongre üyelerine, komitelere kısa, anlasılabilir belgeler, notlar, analizler hazırlarlar. Onların kolay kolay elde edemeyecegi istatistiki bilgiler toplarlar. Kendi fikirlerini, tasarılarını onlara benimsetebilmek için konuya aydınlık getirirler. Lobici Kongre üyelerinden, komitelerden ve diger hedef kitlelerden avantajlı durumdadır. Çünkü konusu hakkında karsısındakinden daha bilgilidir.

Lobici kabul ettirmek istedigi veya savundugu düsüncelerinde yıgınlarla ugrasmak yerine hedefine ulasmayı kolaylastıracak olanları seçmelidir. Seçilen bu ifadeleri karsı tarafın kabul etmesini kolaylastırmak için tekrar tekrar anlatmalıdır. Zamanla sık sık tekrarlanan hususlar tamamen gerçek dısı olsalar da karsı tarafça kabul edilebilir. Lobici tezinde yalnız kendi istedigi yönü karsı tarafa göstermelidir. Muhatabı ile tartısmaya girmekten ziyade onu kendi istedigi yöne dogru sürüklemek daha etkili olacaktır. Bayramoglu lobicinin sahip olması gereken özellikleri sıralarken kendi bakıs açısına göre bir lobici imajı olusturuyor. “Lobiciler halkla iliskiler uzmanıdırlar; kamuoyunu etkilemek için basın bültenleri, gazetelere mektuplar, konusmalar, radyo programları, ilanlar, … hazırlarlar. Lobiciler Kongre üyeleri ve senatörlerin yanı sıra, onların yardımcıları ve komite görevlileriyle çalısırlar. Özellikle karsı oy kullanan Kongre üyelerine aydınlatıcı, ikna edici nitelikte mektuplar yollarlar. Lobici yetistiren bir okul yoktur. Lobici uyanıktır, ayrıntılı çalısır, konusunun arastırmasını yapar. Amacına götüren teknik araç ve bilesimleri seçer. Politika bir diger ortak paydadır, bir Washington lobicisi politikada resmen görev almasa da, politika tutkunu gibidir. Washington lobicilerinin egitim ve mesleklerinde benzerlik vardır. Çogunlugu hukuk ögrenimi yapmıstır. Çogu bir zaman devlet yönetiminin çesitli bölümlerinde görev almıs kisilerdir, eski Kongre üyeleridir. Komitelerde görev almıslardır veya Beyaz Saray ve Hükümet dairelerinde tecrübe kazanmıslardır.”

b_100920146GUAffoTaZ4EYN81zi2p9cznQ

Wolpe lobicilik faaliyetlerini ele alırken bu oyunun belirli kuralları oldugunu belirterek lobicinin basarısızlıgını bu temel kuralları ihlal etmesine baglıyor. Lobici her zaman dogruyu söylemeli ve kullandıgı dil ile, sözlerle ve ifadelerle dogruyu söyledigini teyit etmelidir. Lobicilikte kullanılan dil çok önemlidir. Lobicinin Kongre üyeleri, komiteciler nezdinde çalıstıgı alanda güven kazanabilmesi, dürüst bir kisi olarak görülebilmesi önemlidir. Lobicinin o alanda çok genis bilgiye sahip olması gerekir. Yalnızca gerçek bilgilerin sunulması önemli degildir. Politik durumların anlasılması için tam bir açıklamanın yapılarak, anlasılmayan nokta bulundurulmaması da önemlidir. Hedefe ulasabilmek için lobicinin elde mevcut imkan ve kaynakları çok iyi analiz etmesi ve bu çerçevede bir strateji izlemesi gereklidir. Lobicilik faaliyetinde nasıl dinlenecegini bilmek, duyduklarını tam olarak anlamak konunun anlasılması açısından önemlidir. Kongre salonlarında, koridorlarda yapılan tartısmalarda konusulanları dinlemek üyelerin mesajlarını anlamak ve bunlara karsı kulis faaliyetlerini yürütmek lobiciligin basarısında esastır. Bu konusmalarda, tartısmalarda “ben de size katılıyorum”, “bu fikir benim için de önemli” gibi yuvarlak ifadeler kullanarak üyeleri kendi safına çekmek basarıya katkıda bulunacaktır.  İlk etapla lobiciler ile üyeler veya karsısındaki bireyler ile aralarında bir güven kurulmalı ve muhafaza edilmelidir. Amerika Birlesik Devletleri’nde bütün lobiciler üyelerle kisisel bir temas kurarak onlarla yakınlasmak ve önemli meseleler hakkında onlarla konusmak için çalısırlar. Oylamaya katılacak olan Kongre üyelerinin ilk temas ettikleri kisiler kendi kurmaylarıdır. Zaten bir üyenin bütün meselelerde derin bilgilere sahip olması da beklenemez. Üyenin neler oldu, niçin oldu ve ne yapmalı sorularına cevap vermek için ilk basvuracagı kisi danısmanıdır. Dolayısıyla sizin bir lobici olarak danısmanlarla da iliskilerinizi iyi kurmanız gerekecektir. Kongre üyesi herhangi bir konuda danısmanından bilgi istediginde bu danısman da ister istemez daha fazla bilgi için sizinle irtibat
kuracaktır. Bu danısmanlarla iliskiler gözardı edilmemeli, Kongre üyesinden az olmayacak seviyede iliskiler kurulmalıdır.

Politikacılar beklenmeyen ve özellikle aksi yöndeki haberlerden hoslanmazlar. Onun için lobici konuyla ilgili ve onların istedigi sekilde bilgi aktarımında bulunmalıdırlar. Politikacılar bu bilgilerin kaynagını ve güvenilirligini de ögrenmek isteyecektir. Ülkede mevcut kamuoyu odaklarının duygu ve düsüncelerini, tepkilerini de bilmek isterler. Kamuoyunun gösterecegi reaksiyon Kongre üyelerinin verecegi karar üzerinde etkili olacaktır. Lobicinin sahip olması gereken özellikler, uyması gereken kurallar ve esaslar ile kullandıgı teknikler ve yöntemler birbirleriyle yakından baglantılı olup göreceli bir durum arzetmektedir. Lobiciligin esasları derken bir lobicinin Kongre üyeleriyle, yetkili kisi ve kuruluslarla temaslarında amacına ulasabilmek için dikkat edecegi hususlar kastedilmektedir. Meselenin tanımlanması, ne istendiginin açık seçik ortaya konulması gereklidir. Lobici oyuncuları, grupları ve heyetleri tanımalıdır. Etkili bir lobicilik için kisisel temasın yapılabilmesinde politikacıların kim oldugu, nelerin onları motive ettigi, nelerden etkilendikleri bilinmelidir. Aynı sekilde komitelerin faaliyetlerinin içine girilmesi, onlarla iliskilerde hayati önem arz eder. ABD siyasal sisteminde Kongre nezdinde olusturulan komitelerin çok önemli rolleri vardır. Devlet politikasının gerekçelerini bilerek lobicinin faaliyetlerini bu dogrultuda yürütmesi ve argümanlarına dayanaklar araması gerekmektedir. Lobici kendi fikirlerini savunmaya ve onlara dayanaklar bulmaya hazır olmalıdır. Kongre üyelerini etkileyerek onlara kendi çıkarları dogrultusunda karar aldırabilmenin en etkili yollarından biri lobicinin danısman rolüne soyunmasıdır. Bu sayede lobici her istedigi fikri üyelere aktarma fırsatını kolayca yakalamıs olur. Lobicinin süreci anlaması, sistemin nasıl isledigini özümsemesi ona önemli bir avantaj kazandıracaktır. Uyanık olmak, gözünü ve kulagını dört açmak çevrede nelerin olup bittigini anlamak açısından kıymete degerdir. Son olarak lobicinin karsısındakini etkilemek açısından nezaket kurallarına dikkat etmesi gereklidir. Watanabe etnik grupların özellikle dıs politika alanında kendi çıkarlarını yansıtabilmesi için (1) politik sürecin dogası (2) üyeler arasındaki rolün ve gücün dagılımı (3) vazifenin tanımlanması (4) taktiklerin belirlenmesi (5) kaynaklarıneldeki imkanların-belirlenmesi esaslarını gözönünde bulundurmaları gerektigini belirtmistir.

Washington lobiciligi bugün çok gelismistir ve lobiciligin merkezi durumundadır. Bu alanda binlerce insan çalısmakta ve milyonlarca dolar harcanmaktadır. Lobi faaliyetlerinde kullanılan yöntemler onun basarısına katkıda bulunmaktadır. Aslında bu yöntemlerin sayısını artırmak mümkün olabilir ama biz su baslıklar altında toplamayı uygun bulduk.

Image processed by CodeCarvings Piczard ### FREE Community Edition ### on 2014-09-05 20:36:07Z | http://piczard.com | http://codecarvings.comC

– Görüsme Yoluyla Lobicilik(Dogrudan Lobicilik): Dogrudan üyelerle, yardımcılarıyla görüsmek onlarla kisisel, yüz yüze iliski kurmaktır. En etkili yöntemlerden birisidir. Bu sekilde bir ülke adına lobi yapanlar konu hakkında üyelere aydınlatıcı bilgi verirler. Kongre üyeleri, senatörler, yardımcıları, hükümet görevlileri ile yemek yemek, partilere katılmak, golf oynamak, ziyaretler, kulüplere gitmek lobicilik faaliyetleri için etkili araçlardır. Washington’da ABD yürütme organı ya da Kongre salonlarında, koridorlarda üyelerle, senatörlerle, hükümet görevlileriyle yapılan ayaküstü görüsmeleri bu çerçevede degerlendirmek mümkündür. Buna koridor lobiciligi de demek mümkündür.

– Kitle İletisim Araçlarını Kullanmak(Dolaylı Lobicilik): Ülke çapında yaygın olan gazete, dergi, radyo, televizyon gibi kitle iletisim araçlarını kullanmak ve bu sayede hem Kongre üyelerine seslenmek, hem de genis yıgınlar üzerinde etki etmek mümkündür. Bu araçlar sayesinde hem kitlelerin hem de hedef kisilerin konuya ilgisi çekilir. Radyo ve televizyonda yapılacak tartısmalar,
açıkoturumlarla gazete ve dergilerde yayınlanacak olan köse yazıları, makaleler lobicilikte çok etkili olacaktır. Bu mesajların yalın, açık ve anlasılır olması gereklidir. Buradaki temel amaç kamuoyunu ve Kongre üyelerini etkilemektir. ABD kitle iletisim araçları kamuoyu olusturmada en etkili araçlardandır.

– Komitelerde Rol Almak: Temsilciler Meclisi ve Senato bünyesinde olusturulan geçici veya daimi komitelerde rol almak, buralarda konusmalar yapmak lobiciye büyük imkanlar saglar. Komiteler ABD karar alma sürecinde çok önemli fonksiyonu olan kuruluslardır. Komitelerde rol almak, onları etkileyerek kendi çıkarları dogrultusunda karar aldırmak lobicinin en önemli hedefidir.

– Halka Dayalı Lobicilik: Özellikle son yıllarda artan bu tür lobicilik önceleri pek dikkat çekmemisti. Parti disiplini ve Kongre güçlü iken Kongre’ye yapılacak olan direk eylemler, üyenin dayandıgı bölge halkı vasıtasıyla hislerine, duygularına yönelisten daha etkiliydi. Günümüzde parlamento disiplininin zayıflamasıyla beraber Kongre üyeleri dısarıdan ve özellikle dayandıkları ana
gruplardan gelen etkilere karsı daha duyarlıdırlar. Lobicilerin halkı etkilemeleri ve onları kendi düsünceleri dogrultusunda kanalize ederek, halkın yöneticiler, Kongre üyeleri üzerinde etkide bulunmalarını saglamak basarılı sonuçlar vermektedir.

– Diger Yollarla Lobicilik: Yukarıdaki metodların dısında lobicilik faaliyetlerini yürütmek için çesitli yollar kullanmak mümkündür. Bunların arasında ülke düzeyinde çesitli örgütler kurarak faaliyet göstermek, Kongre üyelerine, gazete ve dergilere mektuplar yazmak, çesitli halkla iliskiler sirketlerini kullanmak, yürüyüsler yapmak, toplantılar düzenlemek, gösteriler yapmak, paneller vermek sayılabilir .

Lobiciliğin Dış Politika Üzerindeki Etkisi

Bir ülkede baskı gruplarının gücünü ifade ederken bu grupların etkinligi büyük önem tasımaktadır. Devletin karar alma organları üzerinde etkili olan baskı gruplarından bahsederken ve bunu özellikle dıs politika konuları çerçevesinde ele alırken, bu grupların ülkenin dıs politikasını hangi oranda etkiledigi önem kazanmaktadır. Bir ülkenin dıs politikası üzerinde rol oynayan baskı grupları özellikle ABD örnegi incelenirken ön plana çıkacaktır. Çünkü bu ülkede baskı grubu olarak nitelendirilebilecek olan lobiler siyasi iktidarın faaliyetlerini kontrol etme veya alınacak kararlara etki etme konusunda kendilerini gösterirler. Geçmis dönemlerde uluslararası politika denilince belirli devletlerin uluslararası platformdaki davranısları anlasılırdı. Bu yaklasım klasik görüstür. Bugün uluslararası politikanın aktörleri denilince sırf devlet akla gelmez. Son 20- 30 yıldır devletin uluslararası politikada tek aktör olma durumu ortadan kalkmıstır. Uluslararası politikanın aktörlerinden birisi de ulusal nitelikli ama devlet otoritesini temsil etmeyen sahıslar, bireyler ve gruplardır. Gruplardan birisi de bir devlet içinde mesru olarak addedilen lobilerdir. ABD’deki lobicilik faaliyetlerini uluslararası politikanın aktörleri kategorilendirilmesinde bu baslık altında toplamanın hatalı olmayacagı kanaatindeyiz. ABD’de bu grupların dogal olarak da lobiciligin dıs politika üzerindeki etkisi çoktur. ABD dıs politikası degisimleri ve dolayısıyla ABD Kongresi’ndeki lobi faaliyetleri tüm dünyayı ilgilendirebileceginden lobicilik faaliyetlerinin dıs politika üzerindeki etkileri dikkate degerdir. ABD siyasal sisteminin, bu baglamda da dıs politika kararlarının alınmasında rol oynayan faktörlerin açıklanmasında fayda vardır. ABD gibi
baskanlık sistemini uygulayan ülkelerde yürütme gücü tamamen baskanda odaklanmıstır. ABD’de yürütme dıs politika konularında üstün olup, yasamanın denetlenmesine ragmen agırlıgını korur. Baskan dısisleri bakanını da atama yetkisindedir. Baskan dıs politika konularında belirli bir eyleme girisecegi zaman Kongre’de mevcut iki parti lideri ile yapacagı görüsmelerde tarafların destegini almaya gayret eder. Baskan iki tarafın destegini almaya çalısırken taraflar da kendi görüs ve isteklerini karara dahil etmeye çalısırlar. ABD’de dıs politikada Baskan’dan sonra Dısisleri Bakanı gelir. Senato Temsilciler Meclisi’ne oranla dıs politika konularında daha agır basmaktadır. Senato’nun Dıs liskiler Komitesi’nin dıs politika konularında en az Dısisleri Bakanı kadar agırlıgı vardır. Amerika sisteminde, dıs politika konusunda yasama-yürütme iliskisi hakkında su söylenebilir: ABD’de, Baskan dısislerinde, içislerinden daha genis yetkilere sahiptir. Bununla birlikte, özellikle kinci Dünya Savası’ndan sonra, Kongre görüsme, sorusturma ve ödenek yetkilerini daha fazla kullanarak, dıs politika konularına daha genis zaman ayırmaya baslamıstır.

Lobiciler dıs politika konularında etkin olmak, kendi çıkarları dogrultusunda karar aldırabilmek için ABD yasama ve yürütme organları üzerinde çalısmalarını yogunlastırarak, karar alma sürecini etkilemeye çalısırlar. Sönmezoğlu , lobicilerin girisimlerini daha çok yasama organı üyeleri üzerinde yogunlastırdıklarını bilmektedir.

“Bu girisimler yasama organı üyelerini dogrudan iknaya çalısmak, onlara kendi tezleri dogrultusuna bilgi ve doküman saglamak, yasama organı ile ilgili seçimlerde onlara destek sözü vermek türünden yöntemler ile sürdürülür. …Lobicilik girisimleri iç politika konularına iliskin oldugu gibi dıs politika konuları ile de ilgili olabilir.”

Amerika Birlesik Devletleri’nde yasama süreci karısıktır. Toplumun bu sürece ve Kongre’ye olan ilgisi fazladır. Bu yüzden Kongre topluma açıktır. Belki de bu açıklık Meclis’in ve Senato’nun kontrol dısı oldugu ve belirli bir kesimin çıkarlarına hizmet ettigi anlayısından kaynaklanmaktadır. Kongre’nin açıklıgı ile ilgili olarak Wolpe “artık en küçük yasama ayrıntıları dahi basının sayesinde halkın gözünden kaçmıyor. Uzman medya servisleri, bu haberleri, çogu Kongre üyesinden dahi önce elde edebiliyorlar.” seklinde düsüncelerini ifade etmistir. Lobicilik faaliyetlerinin dıs politika üzerinde etiksinin oldugu süphesiz dogrudur. Lobiciligin dıs politika üzerinde neden etkili oldugunu veya bu etkinin derecesini tayin eden faktörlerin neler olduguna dair düsünceler önemlidir. Wolpe’a göre:

ABD’de Kongre’yi lobiler tarafından etkilenmek için çok hassas yapan faktör, sürecin tamamen açık olmasıdır. Bize göre ABD dıs politikasında lobiciligin bu derece etkin olmasının nedeni siyasal sisteminin yapısından kaynaklanmaktadır. Karar alma süreçlerinin dısarıdan gelebilecek etkilere açık olması lobilerin etkinligini artırmaktadır. İlerleyen teknoloji de lobicilik faaliyetlerine olumlu yönde yansımaktadır.

Lobiciler dıs politika üzerinde etkili olmak için öncelikle politik süreci çok iyi analiz etmek durumundadırlar. Oyunun kurallarını, lobiciligin temellerini ve dıs politikayı istedikleri yöne çevirecek zorlamaları bilmelidirler. Bu anlamda bir lobicinin temel görevi çıkarları dogrultusundaki dıs politika kararının alınabilmesi için üyenin destegini elde edebilmektir. Dıs politikada etnik gruplar isin içine girdigi zaman artık süreci geleneksel yapı içinde açıklamak güçlesir. Bugüne kadar ABD pek çok dıs politika kararında etnik grupların, lobilerin etkisinde kalmıstır. Bunun en önemli örneklerinden birisi de ABD’nin Türkiye’ye karsı uyguladıgı silah ambargosudur. Amerika toplumunun temel yapısı, devletin izledigi dıs politika üzerinde büyük etkilere sahiptir. Toplumun tarihi ve etnik yapısının yanı sıra ABD’nin bugün savundugu ve uyguladıgı sistem de onun dıs politikasını etkilemektedir. Bilindigi üzere ABD siyasal sistem olarak demokrasinin, iktisadi sistem olarak da kapitalizmin bayraktarlıgını yapmaktadır. Bugün ABD dünya devletleri arasında insan haklarının savunuculugunu en basta yürütmektedir ve ferdi hürriyetçilik
anlayısı çerçevesinde özgürlügü savunmaktadır. ABD’nin sahip oldugu toplumsal yapı ve siyasi sistem ve bu unsurların bir alt elemanı olarak etnik gruplar, toplumun dıs politikaya bakıs açısını belirler. Etnik grupların ve lobilerin dıs politika alanında kendilerine çizdikleri yol ve bu alandaki fonksiyonlarını (1) yasamayı etkileme (2) dayandıkları tabanla karsılıklı çıkarları gözetme (3) istihbarat ve bilgi toplama (4) ulusal çıkarların tanımı (5) ulusal ve uluslararası grupların destegini almak olarak ifade etmek mümkündür.

  • Bu çalışmanın tüm hakları Zenife Umerova adlı kişiye aittir…

Yararlanılan Kaynaklar :

 

 

Zenife Umerova , Yahudi Lobisinin ABD İçindeki Konumu Ve Ortadoğu Politikasındaki Rolü

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün