Arap Baharı Ve Suriye Politikası Bağlamında Türkiye – İran İlişkilerine Bir Bakış…

Arap Baharının Türkiye-İran İlişkilerine Etkisi

2011 yılında Tunus’ta bir seyyar satıcının kendisini yakmasıyla başlayan ve Arap Baharı olarak adlandırılan süreç Ortadoğu’daki tüm dengeleri değiştirirken aynı zamanda Türkiye’nin bölge ülkeleri ile olan ilişkilerine de yansımıştır. Çalışmanın ana teması gereği bu sürecin analizi yapılmayıp sadece İran ve Türkiye ilişkilerine olan yansımaları değerlendirilecektir. Ortadoğu’daki baskıcı rejimlere karşı başlayan isyan dalgasının Tunus ve Mısır sürecine hem İran hem de Türkiye iyimser yaklaşmıştır. Ancak isyanların Suriye’ye sıçraması ile birlikte Türkiye ve İran arasında derin bir ayrılık ortaya çıkmıştır. Ortadoğu’daki halk hareketlerini önce “İslami uyanış” olarak değerlendirip, İran Devrimi’nin bir uzantısı olduğunu dile getiren İran yönetimi, Tunus’ta ve Mısır’da uzun zamandan beri kendisine karşıt olan liderlerin devrilmesini çıkarları açısından uygun görmüştür. Çalışmanın bu kısmında İran’ın ve Türkiye’nin Arap baharına bakış açıları, Suriye sorunu özelinde değerlendirilecektir. İran’ın Suriye sorununa yaklaşımında tarihi İran-Suriye stratejik işbirliğinin büyük önemi vardır. Bu işbirliğinin kısa bir değerlendirmesi yapılarak İran’ın, Suriye sorununa yönelik politikaları açıklanacaktır.

Tarihi İran-Suriye Stratejik İşbirliği

Uzun süre ABD tarafından aynı yaklaşımla değerlendirilen Suriye ile İran arasında, uzun yıllara dayanan ve hem bölgesel gelişmelerle hem de bölge dışı gelişmelerle yakından ilgisi olan bir müttefiklik ilişkisi söz konusudur . İkili arasındaki yakınlığın önemli nedenlerinden biri, Suriye’nin bölgedeki stratejik konumu ve İsrail karşıtlığıdır. Öte yandan Suriye’nin İran İslam Devrimi’nden önce muhaliflere verdiği destek; kendilerine Filistin kamplarında eğitim verilmesi ve lojistik destek sağlanması şeklinde olmuştur. Bu doğrultuda Camp David Anlaşması ve sonrasında İslam Devrimi ile Mısır’dan uzaklaşan İran, Suriye’ye yakın bir tutum sergilemiştir. Bununla birlikte 1980-1988’de bölgede yaşanan İran-Irak Savaşı’nda da Hafız Esad, İran’a destek vermiştir. Hafız Esad’ın desteğine karşılık veren İran ise, Suriye’de yaşanan halk ayaklanmalarının sert bir şekilde bastırılmasında Şam yönetiminin yanında olmuştur. Daha sonra her ne kadar Lübnan siyasetinde Hizbullah’ın giderek yükselmesiyle ikili arasında bir gerginlik yaşansa da bu, uzun süreli olmamıştır. İki ülke arasındaki ilişkiler, doksanlı yıllarda da gelişerek sürmüştür. Özellikle petrol gelirleri giderek artan İran yönetiminin Şam’a verdiği ekonomik yardımlarla birlikte ikili arasındaki ilişkiler daha da perçinlenmiştir. Hafız Esad’ın ölümünden sonra iktidara gelen oğlu Beşşar Esad döneminde iki ülke arasındaki ilişkiler yakınlığını korumuştur. ABD’nin 2000’li yıllarda Suriye ve İran’ı “şer ekseni” olarak tanımlamasıyla bu iki ülke için işbirliği, önemini bir kez daha göstermiştir. Son olarak AKP döneminin ilk yıllarında Suriye-Türkiye arasındaki yakınlaşma İran’ı tedirgin etmiş ve İran, bu doğrultuda 2006 yılında Ortak Güvenlik Anlaşması imzalamıştır.

İran ve Suriye Sorunu

Ortadoğu’da tarihi uzun yıllara dayanan iktidarların düşmesine neden olan halk hareketlerini İran, “İslam uyanışı” olarak değerlendirmiş ve isyanların İran İslam Devrimi’nin bir uzantısı olduğunu ileri sürmüştür. Aynı şeklide Mısır, Tunus ve Libya’da sorunlar yaşadığı yöneticilerin devrilmesinde de herhangi bir olumsuzluk görmemiştir. Ancak olayların 2011 Mart ayında Suriye’ye sıçraması ile birlikte İran, halk hareketlerine yönelik tutumunu tamamen değiştirmiştir. İran, söz konusu halk hareketlerinin aslında İran’a yönelik olduğunu ve Batı tarafından düzenlendiğini dile getirmiştir. Tahran yönetiminin genel algısı, Suriye’deki olayların bir ABD-İsrail komplosu olduğu yönündedir. Doğruluğu tartışmalı olmakla birlikte İran’ın Suriye olaylarına yönelik iddialarından biri de halk hareketleri ile hedeflenen şeyin tarihi Suriye-İran işbirliğini bitirip bölgede İran’ı yalnızlaştırmak olduğudur. Uluslararası arenada Suriye sorununa yönelik büyük bir fikir ayrılığı olmasına rağmen genel olarak iki farklı tavır sergilenmektedir. Birincisi, Suriye’de yaşanan olayların bir insan hakları sorunu olduğu ve bu nedenden dolayı Suriye muhalefetinin desteklenmesi gerektiği yönündedir. Söz konusu kesime Türkiye de dâhil edilmektedir. Buna karşı, yaşananların Suriye’nin iç sorunu olduğu ve dışarıdan herhangi bir müdahalenin olmaması gerektiği iddiası da başka bir kesim tarafından ileri sürülmektedir. Söz konusu kesime Rusya, Çin ve İran gibi devletler öncülük etmektedir.
İran’ın, Suriye’de Esad yönetiminin yanında durduğunu her platformda açıkladığı bilinmektedir. İran bu açıklamalarını Esad’a verdiği silah, ekonomik ve daha birçok yardım yoluyla hayata geçirmektedir. Ancak İran’ın Türkiye’nin aksine Esad yönetimini desteklemesi, iki ülke arasında sorunlar yaşanmasına neden olmuş ve karşılıklı eleştiriler dile getirilmiştir. Bir sonraki başlıkta, Türkiye’nin Suriye sorununa yönelik tutumu değerlendirildikten sonra Türkiye ve İran arasında Suriye sorunu ile ilgili olarak yaşanan sorunlar ve her iki tarafın birbirilerine yönelik eleştirilerine değinilecektir.

Türkiye ve Suriye Sorunu

erdogan-esad
Türkiye-Suriye arasında yukarıda değinilen olumlu gelişmeler, Suriye olayları ile büyük bir kopuşla sonuçlanmıştır. Arap baharının ilk gününden itibaren halk hareketlerini desteklediğini dile getiren Ankara yönetimi, Ortadoğu’da meydana gelen gelişimleri yakından takip etmiştir. Başından beri Suriye ile iyi ilişkiler kurmaya çalışan Türkiye, aynı zamanda Suriye yönetimine iç politikada reform çağrılarında da bulunmuştur. Ancak söz konusu reformların hem yapılmamış olması hem de Suriye yönetiminin gösterilerde şiddeti ön plana çıkaran bir tutum sergilemesi, Türkiye’yi Suriye yönetimine karşıt duruma getirmiştir. Türkiye, İran’ın aksine Suriye’de yaşananların Esad yönetiminin hatası olduğunu ve Esad’ın bir an önce yönetimden çekilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ankara yönetimi, Suriye’deki muhalefete destek vermiş aynı zamanda Suriye muhalefetinin örgütlenmesi yönünde de çalışmalarda bulunmuştur. Medyada yayınlanan haber ve görüntülerde Suriye muhalefetinin yoğun bir şekilde Türkiye’de bulunduğu görülmektedir. Bunun yanında Suriye’deki savaştan kaçan yüz binlerce Suriyelinin de Türkiye’nin güney illerine akın etmesi, Türkiye’nin Suriye sorunundan doğrudan etkilenmesine neden olmuştur. Suriye’deki sorunun Türkiye’nin bir iç meselesi olduğu ve Türkiye’nin böyle bir durumda sessiz kalamayacağını dile getiren Türk yöneticiler, Suriye’ye dışarıdan herhangi bir müdahaleye de sıcak bakmaktadır. Türkiye’nin Suriye sorununda muhalefet yanlısı yaklaşımı, ulusal ve uluslararası platformlarda yoğun tartışmaları da beraberinde getirmiştir.
Görüldüğü üzere, Türkiye Suriye’deki sorunlardan dolayı Esad yönetimini suçlamakta ve muhalefeti desteklemektedir. İran ise, Türkiye’nin aksine Suriye’de yaşananların bir komplo olduğunu ve muhalefetin dışarıdan emir aldığını ileri sürmektedir. İki ülke arasındaki bu farklı yaklaşım, AKP döneminde gelişen İran- Türkiye ilişkilerinin gerilmesine neden olmuştur. Türkiye ve İran’ın Suriye ile olan ilişkilerinin kısa bir değerlendirmesi ve iki ülkenin Suriye sorununa yönelik yaklaşımına değinildikten sonra Suriye sorunundan dolayı gerilen İran-Türkiye ilişkileri bir sonraki başlıkta ele alınacaktır.

Suriye Sorunu ve Gerilen Türkiye-İran İlişkileri

İran’ın Türkiye’ye Yönelik Eleştirileri

Türkiye’nin Suriye’ye yönelik İran’ın tam tersi bir politika yürütmesi, Tahran yönetiminden Türkiye’ye yönelik büyük eleştirilerin gelmesine neden olmuştur. Hem İran medyasından hem de Tahran yönetiminin çeşitli yetkililerinden gelen eleştiriler, aynı sınıf içerisinde değerlendirilememektedir. Uygur, dini ve askeri kesimden gelen eleştirilerin daha sert olduğunu, hükümetin ise daha örtülü bir eleştiride bulunduğunu dile getirmektedir. Bunun yanında İran’ın en büyük eleştirisi, Türkiye’nin Suriye’deki durumdan istifade etmeye çalıştığı ve Batının oyununa geldiği
yönündedir. İran’dan Türkiye’ye karşı yapılan eleştirilerden bir diğeri de, başta Bahreyn, Suudi Arabistan gibi ülkelerdeki baskıcı rejimlere rağmen Türkiye’nin bu ülkelerle kurduğu yakın ilişkinin, Türkiye’nin Esad yönetimine yönelik yaklaşımıyla çeliştiğidir. İran’ın dini kesimlerinin Türkiye’ye yönelik eleştirileri daha sert olmakla birlikte bu kesim, Türk dış politikasının Amerika ve İsrail ile danışıklı dövüş üzerine kurulduğunu ve bu durumun Müslümanları arkadan hançerlemekle eşdeğer olduğunu ileri sürmektedir. Özetle İran’dan Türkiye’nin Suriye bunalımına karşı tutumuna yönelik getirilen eleştiriler; Türkiye’nin Amerikancı bir politika izlediği, altından kalkamayacağı bir yükün altına girdiği, Müslümanlara ihanet ettiği ve Ortadoğu’daki direniş eksenini kırmaya yönelik yürütülen bir komploya destek verdiği şeklinde ifade edilebilir.

Türkiye’nin İran’a Yönelik Eleştirileri

İran’ın Esad yanlısı politikaları, Türkiye tarafından eleştirilmekle birlikte Suriye sorunun çözümünde önemli bir aktör olan İran’ın tavır değiştirmesi için Türkiye’nin girişimleri de söz konusu olmuştur. Suriye sorununun “İransız” çözülmeyeceği fikrinden hareketle İran’ının ikna edilmesi için diplomatik yollara başvuran Türkiye, Tahran’a bir takım ziyaretler düzenlemiş ancak istediği değişikliği gerçekleştirememiştir. İlginç bir şekilde Türkiye’nin Suriye’ye yönelik tutumunun ideolojik olarak değerlendirilmesinin yanında, Türkiye de İran’ın Suriye’de ideolojik davrandığını ileri sürmektedir. Ayrıca Türkiye, İran’ı Esad’ın halkına karşı uyguladığı zulme sessiz kalmakla suçlamıştır. Örneğin; Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bir açıklamasında “İran’ın mezhebi taassup göstererek zulmü desteklediğini” ileri sürmüştür. Türkiye, İran’a yönelik söylem düzeyindeki eleştirilerini uygulamada da göstermektedir. Bu durumun en somut örneği, İran’dan Suriye’ye Türkiye üzerinden yapılan silah yardımlarının Ankara yönetimi tarafından engellenmesidir. Türkiye’nin bu girişimleri Ankara-Tahran ilişkilerinde büyük sorunlar yaşanmasına neden olmuştur. İki ülkenin karşılıklı eleştirilerine rağmen, bazı yazarlar her iki ülkenin de politikalarını yanlış bulmaktadır. Yeni Şafak Gazetesi yazarı İbrahim Karagül konu ile ilgili köşe yazısında, İran’ın Şam yönetimiyle işbirliği içinde olmasının Tahran’ın Suriye’deki çıkarlarını garanti altına alamayacağını; Türkiye’nin ise, sadece muhaliflere destek vermekle bu savaşı bitiremeyeceğini vurgulamaktadır . Yazar devamında Suriye konusundaki Türkiye-İran ayrışmasının, sorunu daha da büyüttüğünü ve çözümünü güçleştirdiğini dile getirmektedir.
Özetle; AKP iktidarının ilk yıllarında büyük bir gelişme kaydeden Türkiyeİran ilişkileri, Suriye sorunu bağlamında sorunlarla karşılaşmıştır. İran’ın ve Türkiye’nin Suriye’de farklı tarafları desteklemesi her iki ülkenin birbirlerine yönelik sert eleştirilerin gelmesine neden olmuştur. Türkiye, Suriye muhalefetine lojistik ve diplomatik destek verip her fırsatta Esad karşıtı söylemlerde bulunurken; İran, jeostratejik nedenlere dayalı tarihi İran-Suriye dostluğunu devam ettirme gayreti içindedir. Bununla beraber, AKP iktidarı döneminde Suriye sorunu nedeni ile Ankara-Tahran ilişkilerinin en kötü dönemini yaşadığı ileri sürülmektedir. İkili arasındaki ayrışmanın bölgede “mezhepsel bir soğuk savaş” başlatması ihtimali üzerinde de durulmaktadır. Türkiye’nin Sünni muhalefeti, İran’ın ise Şii Esad’ı desteklemesi, bu algının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Öte yandan Türkiyeİran arasındaki sorunun her iki ülkenin çıkarlarını tehlikeye koymasının yanında, bölgedeki sorunların büyümesine neden olması ve mezhepsel bir kutuplaşmayı başlatma ihtimalinin olması da yine konu ile ilgili olarak ileri sürülen iddialardır.

Kaynak

İslam Sargı, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Döneminde Türkiye’nin Irak, İran ve Suriye İle İlişkileri
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, İslam Sargı’ya aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu