Trend

Savunma Sanayii’nin Özgün Gelişimine Bir Örnek: Atak Helikopteri Projesi

1-)Atak Helikopteri Projesi’nin Geçmişi

1990’lı yılların henüz başında, Türkiye terörle ile girdiği kararlı mücadelede yoğun ve zorlu bir dönemden geçmekteydi. Asimetrik tehdidin yapısı, operasyon bölgelerindeki zorlu coğrafya ve iklim koşulları ile birleşince, mevcut doktrinler kullanılarak yapılan mücadele etkisiz kalmaktaydı. ABD’de Vietnam, Rusya’da Afganistan savaşları ile yükselen, diğer dünya ordularının envanterlerine yeni girmekte olan taarruz helikopterleri, asimetrik savaş doktrinine yeni bir bakış açısı getirmişti. Helikopterlerin kendini ispat etmeye henüz başladığı 1960’lı yıllardan itibaren etkin bir şekilde helikopter kullanmakta olan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gayretleri ile silahlandırılmış genel maksat helikopterleri gibi hibrit çözümler üretilmeye çalışılsa da, gerek düşük manevra kabiliyeti, gerekse de geniş kesit sebebiyle kolay hedef alınabilmesi, bu çözümlerin etkinliğini düşürmekteydi. Yapılan çalışmalarda, Türkiye için de benzer çatışma ortamlarında en uygun mücadele yönteminin, operasyon bölgelerinde taarruz helikopterlerinin kullanımı olduğu ön plana çıkmıştı.

Savunma Sanayii Başkanlığı’nın ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin taarruz helikopteri teminine ilişkin gerçekleştirdiği çalışmalar ve yaptığı girişimler olumlu sonuçlar vermiş, ABD ile uzun yıllar süren müzakerelerin ardından, döneminin en etkin silah sistemi olarak lanse edilen AH-64 Apache Helikopteri’nin tedariki için düğmeye basılmıştı. Boeing’in üretim hattından 5 adet AH-64 Apache Helikopteri’nin alımı için ABD’den söz alınmıştı. Ancak daha sonra bu kararda değişiklik olmuş, Türkiye’ye düşük konfigürasyonlu AH-1W Super Cobra Helikopterleri’nin verilmesine karar verilmişti. Teslim alınan 5 adet çift motorlu AH-1W Super Cobra Helikopteri 1990-1994 yılları arasında hizmete girmiştir. 1993 ve sonrasında hizmete giren müteakip helikopterler, ABD Güney Kanat Yardımı kapsamında transfer edilen AH-1P Cobra, AH-1S ve TAH-1P helikopterinden oluşan bir taarruz helikopteri gücünü oluşturmuştur.

2-)Teslim alınan helikopterlerle birlikte terörle mücadelede yeni bir döneme girilmişti.

Dikey iniş kalkış kabiliyeti, destek ihtiyacı duyulan bölgeye anında intikal edilmesine imkân sağlamış, havada asılı kalabilme özelliği, tandem oturuş düzeninin de sağladığı yüksek görüş açısı ile birleştiğinde artık hiçbir hedef gözden kaçmamaya başlamıştı. Türk Kara Havacılığı bir ulaştırma gücü olmaktan çıkarak ve etkin bir saldırı gücü kimliğine sahip olmuştu. Elde edilen yüksek ateş gücü ile birlikte helikopter kullanımı Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bölgedeki psikolojik üstünlüğü de beraberinde getirmiştir.

Ancak, TSK envanterine dahil olan, çoğunluğu kullanılmış 27 adet Cobra tipi taarruz helikopterleri üretim yılları ve uçuş saatleri itibarıyla yenilenme sürelerine yaklaşmış, uçuş performanslarında yapılan değerlendirmelere göre yeni helikopterlerle desteklenmesi gereği ortaya çıkmış, ayrıca terörle mücadelede elde edilen tecrübeler de yansıtılarak yeni nesil taarruz helikopterlerinin tedariki planlanmıştır. Daha sonra iptal edilmesi nedeniyle 1990’lı yılların başında üzerinde çalışılan proje Aşama 1 ATAK, iptal edildikten sonra yeniden ihaleye çıkılan proje ise Aşama 2 ATAK Projesi olarak isimlendirilecektir.

3-)Atak Helikopteri İhtiyacının Belirlenmesi

ABD’den teslim alınan helikopterler ile birlikte terörle mücadelede çok önemli kazanımlar olmuştur. Ancak asimetrik tehdit, doğası gereği kendini hızla yenileyerek yeni koşullara adapte olmuştur. Yoğun kullanımı sonrasında envanterdeki helikopterlerin önemli eksiklikleri de tespit edilmiştir. Özellikle operasyon bölgelerindeki yüksek irtifa, gündüz vakti yüksek sıcaklık koşulları ile de birleşerek helikopterler için oldukça zorlayıcı olmuştur. Helikoptere olan operasyonel ihtiyaç da zaman geçtikçe genişlemiş, gece karakol baskınlarını önlemek için, taarruz helikopterlerinin gece uçuş ve atış kabiliyetine sahip olabilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Ortaya çıkan bu yeni operasyonel ihtiyaçların karşılanması için tek motorlu Kobra helikopterlerine 1995 yılında ilk gece görüş ve atış sistemleri ile modern seyrüsefer sistemi yurtiçi savunma sanayii yetenekleri kullanılarak entegre edilmiştir. Böylece Türk Kara Havacılığı o dönemde, ABD ve İsrail’den sonra gece operasyon yapabilen üçüncü ordu olmuştur. Helikopterlere başarıyla entegre edilen gece görüş sistemlerinden elde edilen mühendislik ve entegrasyon tecrübesi, kendi helikopterlerine ve silahlı sistemlerine, yerli sistemleri ya da kullanıcının seçtiği sistemleri entegre etmek üzere tasarımdan lojistik desteğe uzanan zincirde yerli savunma sanayii kabiliyetleri ile gerçekleştirme hedeflerinin oluşmasına ön ayak olmuştur.

Nitekim, TSK’nın ihtiyaç duyduğu taarruz helikopter ihtiyacı uzun soluklu olacak bir program olarak başlatılmıştır. Türkiye’nin kısa ve orta vadede taarruz helikopter ihtiyacı 145 adet olarak tespit edilmiş, yerli imkan ve kabiliyetlerden azami ölçüde faydalanılarak tedarik edilmesine yönelik bir proje modeli ile ATAK Projesi, SSİK’in 7 Ekim 1996’da aldığı karar ile başlatılmıştır. Alınan bu kararla 50, 50, 45’lik paketler halinde 145 adet taarruz/taktik keşif helikopterinin lisans altında Türkiye’de üretilmesi hedeflenmekteydi. Bu kararla birlikte ihtiyacın karşılanması görevi SSB’ye verilmiş, bir yandan TSK’nın güncel ve yeni nesil taarruz helikopter ihtiyacı karşılanırken diğer yandan da bu helikopterlerle birlikte yurt içinde tasarım ve üretim kabiliyetinin arttırılması amaçlanmıştır.

4-)Aşama 1 ATAK Projesi

SSB tarafından 30 Mayıs 1997’de yayımlanan “Teklife Çağrı Dosyası (TÇD)” ile ilk ihale süreci başlatılmıştır. O dönemde Türkiye’de aviyonik ve silah sistemlerinin entegrasyonuna yönelik elde edilen tecrübelerin yurt içinde lisans altında üretilecek platformlarda kullanılması hedeflenmiştir. Dolayısıyla projede TAI ana yükleniciliğinde ve yurtiçinde elde edilen kabiliyetlerden azami ölçüde faydalanılarak, kendisini sahada kanıtlamış yeni nesil taarruz helikopterine sahip yabancı bir firma ile ortak geliştirme modeli ile helikopterlerin tedarik edilmesi amaçlanmıştır.
İhaleye AgustaWestland (İtalya) firması A129 Mangusta, Bell Helicopter Textron (ABD) firması AH-1Z King Cobra, Boeing (ABD) firması AH-64D Apache LongBow, Eurocopter (Fransa) firması EC-665 Tiger ve Kamov (Rusya) firması Ka-50-2 olmak üzere 5 (beş) şirket teklif sunmuştur. TAI’nin Ana Yüklenici olarak görevlendirildiği Program’da SSİK’nin 6 Mart 2000 tarihli kararıyla AH-64D ve Tiger Helikopteri elenerek, ihale sürecine diğer üç helikopter ile devam edilmiş ve 21 Temmuz 2000 tarihinde Bell Helicopter Textron firması ile AH-1Z KingCobra aday helikopteri için sözleşme görüşmelerine başlanması kararı alınmıştır.

Sözleşme müzakerelerine başlanırken ihale dokümanında ortaya konan şartları en iyi sağlamasına rağmen Bell Helicopter Textron firması ile görüşmeler çok çetin geçmiş, aralar verilerek yapılan müzakerelerde anlaşılamayan hususların sayısı ve kapsamı daraltılmaya çalışılmıştır. Süreç boyunca, yerli imkan ve kabiliyetlerin, özellikle yerli görev bilgisayarının yapılabilirliği, performansı, uçuş emniyetine olası etkileri, helikopter üzerinde kullanılabilirliği gerek Türkiye ve gerekse ABD tarafında uzun tartışmalara neden olmuştur. SSB ve TSK personelinden oluşan proje grubu Aşama 1 ATAK Projesi için Bell Helicopter Textron firması ile çalışmış, başta görev bilgisayarı yazılımı olmak üzere çok sayıda idari ve teknik anlaşmazlıklar ortaya çıkmış, bu nedenle görüşmeler sık sık kesintiye uğramış, sonuçta görev bilgisayarının yazılımı ile birlikte başka birçok teknik/idari konuların eşliğinde Aşama 1 ATAK projesi tıkanmıştır.

5-)18 Eylül 2000 tarihinde başlayan görüşmeler 2003 yılı Mayıs ayında tarafların ortak çözümlerde mutabakat sağlayamaması üzerine proje durma noktasına gelmiştir.

SSB içerisinde yapılan hazırlık çalışmalarının ardından sorunların çözümüne ve projenin bundan sonraki aşamalarda izleyeceği yol ve yönteme ilişkin tüm tarafların katılımıyla çalışmalar gerçekleştirilmiş, neticede; projenin geldiği aşama itibarıyla görüşmelerin tıkandığı ve amaçlarından tamamıyla uzaklaştığı, geçen sürenin kazananının olmadığı; yabancı firmanın da, kullanıcının da, yerli sanayinin de, tedarik makamının da gelinen aşamadan memnun olmadığı, ikinci olan firma ile yapılan görüşmelerde bu firma ile de proje hedeflerine ulaşılmasının mümkün olmadığı anlaşılmış, projenin iptal edilmesi yönünde görüş birliğine varılmıştır. Bunun üzerine 14 Mayıs 2004’te gerçekleştirilen SSİK toplantısında proje tüm boyutlarıyla irdelenmiş ve sonuçta sözleşme görüşmeleri safhasında iken ihalenin iptal edilmesi ve ihalenin yeni bir tedarik modeli oluşturularak yeniden gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.

6-)Sistem Entegrasyonu Çalışmaları: AR-GE 2004 Projesi

Aşama 1 ATAK Projesi’nin iptalinde büyük pay sahibi olan, helikopterin aviyonik ve silah sistemlerini kontrol eden görev bilgisayarının yerli olarak geliştirilmesi, üretilmesi ve entegrasyonu konusunda tecrübe elde edilmesi ve yeni taarruz helikopterlerinin üretilmesi aşamasına geçildiğinde ihtiyaç duyulan görev bilgisayarlarının geliştirilmesi amacıyla SSB tarafından prototip faz üretim projesi başlatılmıştır. Bu amaçla Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın desteği ile 11 Haziran 2001’de imzalanan Özgün Görev Bilgisayarı Geliştirme Projesi çerçevesinde taarruz helikopterlerine uygun bir görev bilgisayarının milli imkân ve kabiliyetler kullanılarak geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürütülmüştür.

Kasım 2004’te başlatılan ve ATAK Programı’nın altyapısını oluşturan AR-GE 2004 Projesi altında ise, Özgün Görev Bilgisayarı ile ilgili yazılım ve çevre birimlerinin tasarlanması, geliştirilmesi ve test helikopteri olarak modifiye edilen bir AH-1S taarruz helikopterine silahlar ile birlikte entegre edilmesi hedeflenmiştir. ASELSAN, TÜBİTAK-MAM ve TAI tarafından oluşturulan konsorsiyum tarafından yürütülen AR-GE 2004 Projesi, 26 Eylül 2007 tarihinde, milli görev bilgisayarı kontrolünde atılan bir tanksavar füzesinin hedefini vurması ile başarıyla tamamlanmıştır. Projenin bu başarısı, yürütüldüğü dönem itibariyle olgunlaşmakta olan Türk savunma sanayiine artık en kritik projelerin emanet edilebileceğini göstermiş ve Aşama 2 ATAK Projesi’nin önünü açmıştır.

7-)Aşama 2 ATAK Projesi

Başlangıcından itibaren 7 (yedi) yıl süren çalışmaların ardından iptal edilen ihale sonrasında, geçen süre içerisinde alınan dersler, ihtiyaçta oluşan değişiklikler, teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte yeni projedeki hedefler de gözden geçirilerek yenilenmiştir. Aşama 2 ATAK projesinin başlangıçta belirlenen hedefleri aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

a. Hava aracı üzerindeki modifikasyonların tasarım sorumluluğunun yerli yükleniciye verilerek, hazır bir platform üzerinde yerli ekipmanların entegrasyonu ve nihai performansının gerçekleştirilmesi,

b. Platform sorumluluğunda elde edilen tecrübenin bir sonraki aşamada yerli helikopter tasarımı için altyapı oluşturması,

c. Havacılık sanayiinde, Türkiye tarihindeki en kapsamlı teknoloji paylaşımını içermesi,

d. Mal alımı ve ticaretten ziyade seçilecek ülkenin sanayideki tecrübe ve birikiminden faydalanılması,

e. Seçilecek dost ve müttefik ülke ile çok önemli bir savunma ve saldırı silahının ortak tasarlanması ve üretilmesi,

f. Daha önce yapılan silah alımlarından farklı olarak Türkiye’de sanayi alt yapısının en geniş ölçüde kullanılması ve geliştirilen ürünlerin imal edilecek helikopterlere entegre edilmesi, bu sayede yalnızca ana savunma sanayii firmalarının değil onlara alt yüklenici ve KOBİ düzeyinde destek verecek diğer tüm firmaların da uluslararası standartlarda havacılık ürünleri imal etmesinin sağlanması,

g. Envanterin uluslararası standartlara uygun silah sistemleri ile desteklenmesi,

h. 1980’lerden başlayarak 1990’larla birlikte tırmanışa geçen bölgesel ölçekteki terör başta olmak üzere lokal ya da küresel anlaşmazlıkların çözümünde kullanılabilecek caydırıcı ve güç çarpanı olan bir silah sistemine, mevcut envanterin birkaç katı kadar sayıda sahip olunması,

i. Bölgedeki asimetrik güç savaşlarında TSK’ne hava desteği ve savunma gücü sağlanması,

j. Savunma sanayii öncelikli ve başta olmak üzere tüm sektörlere destek olunması.

Savunma sanayii alanında gerçekleştirilecek bir projeye yüklenebilecek görevlerin tamamı belki de fazlası ATAK Projesi’nde hedef olarak ortaya konmuştur. Bir anlamda, 2000’li yılların başında Türk savunma sanayiinin yönünü tayin eden başat savunma sanayii projesi olmuştur.

8-)Aşama 2 ATAK Proje Modelinin Belirlenmesi

Proje 1997 yılındaki kurgusu ile gerçekleştirilemeyince 2004 yılı itibarıyla ülkemizin taarruz helikopterlerine ihtiyacı artık acil hale gelmiştir. Aşama 1 ATAK Projesi’nde yüksek oranlarda yerlileşme ve yurt içinde üretilen ekipmanların entegrasyonu hedeflenmiş, yerlileşme; yabancı ürünlerin yurt içinde üretilmesi yani eski deyimiyle ithal ikame olarak belirlenmiştir. Böylece, helikopterler ve alt sistemleri halihazırda yurt dışında hangi makinalarda, hangi proseslerle, hangi çizimlere dayalı olarak, nasıl yetenekteki teknisyen tarafından, ne kadar sürede üretiliyorsa aynı yöntemlerin Türkiye’deki mevcut ya da yeni kurulacak fabrikalarda uygulanarak üretimin yerlileştirilmesi söz konusuydu.

Projenin gerçekleştirilmesi için geçen yıllar, ihtiyacın aciliyetini arttırmıştır. Bu nedenle Aşama 2 ATAK Projesi’nde yeni öncelikler belirlenmiştir. Önceki ihaleden edinilen tecrübeler ve AR-GE 2004 Projesi sayesinde gerçekleşen kazanımlar ışığında, yeni bir model çerçevesinde bir platformun tedarikine yönelik olarak 2004 yılında ikinci ihale süreci başlatılmıştır. Buna göre helikopterler hazır olarak yurt dışından alınarak, gelişen Türk Savunma Sanayii kabiliyetlerine paralel olarak, milli katılım kapsamı genişletilmiş ve sadece gövde tasarımı platform sahibi firmadan alınarak geriye kalan tüm görev ekipmanları ve aviyoniklerin milli kabiliyetler doğrultusunda geliştirilip platforma entegre edilmesine karar verilmiştir. Bu kapsamda, ortaya çıkacak yeni ürünün tüm hakları da Türkiye’de olacaktır.

9-)O yıllarda savunma sanayii alanında Türkiye için ana hedef, platform tasarlamak/üretmekten ziyade platformların tedarik edilerek ya da mevcut olan platformların kullanılarak yurt içinde üretilen askeri ekipmanların entegrasyonuydu: yani ülkemiz için savunma sanayiinde öncelikli hedef sistem entegrasyonu olarak belirlenmişti.

Helikopterler hazır olarak yurt dışından tedarik edilerek, TSK tarafından bir süre kullanıldıktan sonra ise yurt içinde üretilen sistemlerin entegrasyonu hedeflenmişti. Aslında böyle bir model ile ihaleye çıkılmasındaki bir amaç da dünya üzerindeki tüm taarruz helikopter üreticilerinin ilgisini çekerek teklif vermelerini sağlamak ve tam rekabet ortamını oluşturmaktı.

TÇD’si 10 Şubat 2005’te yayımlanan ikinci ihale 50 adedi kesin, 41 adedi opsiyon olmak üzere toplam 91 helikopterin tedarikini kapsamaktaydı. İkinci ihalede adaylar aşağıdaki kriterler ön plana çıkmıştır;

• Aday firma entegrasyon kabiliyeti,

• Teknolojik üstünlük,

• Görev etkinliği,

• Burslar,

• Güvenilirlik,

• Ürün ömür devri maliyeti,

• Esneklik,

• İdame edilebilirlik,

• Büyüme marjı,

• Kullanıcı ve bakımcı etkinliği,

5 Aralık 2005’te AgustaWestland A129 Mangusta, Eurocopter EC-665 Tiger, Denel CSH-2 Rooivalk ve Kamov Ka-50-2 çözümleriyle teklif vermiş ve 22 Haziran 2006 tarihli SSİK toplantısında ihaleye AgustaWestland ve Denel firmaları ile devam edilmesi yönünde karar alınmıştır.

10-)Uluslararası boyutta büyük bir ihale konumunda olan Aşama 1 ATAK Projesi’nin iptal edilerek yeni bir kurgu ile başka bir ihaleye çıkılması tüm ülkelerin ama özellikle helikopter üreticisi olanların yakın ilgisine sebep olmuştur.

Ancak ABD’li firmalar, projenin doğrudan hazır alım modeline rağmen teklif vermeyerek ihale sürecinin dışında kalmışlardır. Savunma sanayiinde ABD ürünü ekipmanların yaygın kullanımı düşünüldüğünde her iki ülke açısından alışılmadık bir durum ortaya çıkmıştır. Ancak başarısız olan Aşama 1 ATAK programındaki tecrübeleri doğrultusunda ABD’li firmalar yeni projeye katılmayarak, Teklife Çağrı Dosyası’na cevaben “no bid” yani teklif iletmeme kararı almışlardır.

İlerleyen süreçte, bir kısım teknik ve idari riskler olmasına rağmen helikopterlerin hazır olarak satın alınmasından ziyade, Türkiye’de üretilmesi, üretilirken Türkiye’nin o güne kadar tasarım ve kalifikasyon testlerini tamamladığı ekipmanların en başından helikopterlere entegre edilmesi, bu çerçevede de yerli firmalarımızın ihale tamamlanıncaya kadar çalışmalarını hızlandırarak sözleşme imza zamanına kadar mümkün olan en fazla sayıda sistemi helikopterler için hazır hale getirmeleri hedeflenmiştir. Bu çerçevede ihale dokümanında gerekli değişiklikler yapılarak, teklif vermeyeceğini bildiren firmalar da dahil olmak üzere tüm katılımcılara yeni model ilan edilmiştir.

11-)ABD’li firmalar yine teklif vermeyerek kendi istekleriyle ihale dışında kalırken ABD Hükümeti, devletten devlete satış olarak bilinen Foreign Military Sales (FMS) yolu ile taarruz helikopteri satmayı teklif etmişlerdir.

Bu teklifin kabul edilmesi mevcut ihalenin iptalini gerektirmekteydi. Devletten devlete satış yöntemi, kökeni uzun yıllara dayanan savunma sanayiinde uygulanan bir yöntemdir. ABD tarafından, dost ve müttefik olan ülkeler ile çerçeve mutabakat anlaşmalarının ardından, savunma alanındaki ihtiyaçlar için ticari bir sürece gerek kalmadan iki devletin kendi aralarında anlaşması yoluyla askeri ekipman alımı gerçekleştirilebilmektedir. ABD ile yapılan bu tarz sözleşmeler FMS Anlaşması olarak isimlendirilmektedir. Bu sözleşmeler ülkemizde genel olarak Milli Savunma Bakanlığı tarafından imzalanmakta ve ABD Ordusu tarafından kullanılan ekipmanların olan şekliyle (İngilizce terimi “as is”) doğrudan satışını içermektedir.

Aşama 2 ATAK Projesi’nin ihale süreci devam ederken ABD tarafından yapılan bu doğrudan satış teklifi askeri bürokrasi tarafından masada tutularak ihalenin sonuçlarına göre ele alınması bürokrasinin kendi içerisindeki uyumu ve siyaset ile eşgüdümü hususuna güzel bir örnektir. Tedarik sisteminin işleyiş prosedürleri yönünden tamamen askeri, devletten devlete bir alım yapılarak taarruz helikopter ihtiyacının karşılanması olanaklar dahilinde olmasına rağmen Aşama 2 ATAK Projesi’ne sahip çıkan gerek askeri gerekse sivil bürokrasinin eşgüdümü ve aynı hedefe odaklanması, doğrudan satış teklifinin alternatif çözüm olarak kalmasını sağlamıştır. Burada, savunma sanayiinin kendi iç dinamikleri nedeniyle avantaj ve dezavantajlarını beraberinde getiren askeri bürokrasi faktörü ön plana çıkmaktadır. İşleyiş bakımından birbirinde çok farklı iki yapı olan ordu ve savunma sanayiini bir anlamda orta noktada buluşturan sivil bürokrasinin maharetiyle tarafların ortak hedefler etrafında kenetlendiği görülmektedir.

12-)İhalenin değerlendirme sonuçlarına göre kısa listeye kalan iki ülke firmasının mücadelesi de yoğunlaşmıştır.

Güney Afrika firmasının ana ekipmanlarını Fransızlar sağladığından ikili bir birlik bulunmaktaydı. Fransa’nın AB üyesi olması nedeniyle da rakip olarak İtalyanlar ile arka planda bir çekişme söz konusuydu. Fransızlar, ülkelerinde yapılan bir toplantıyı vesile ederek Türk yetkililerine fabrikalarını gezdirmişler, kendi helikopterlerine etkileyici bir demonstrasyon yaptırarak yakın diplomasi yoluyla firmalarına gereken desteği göstermişlerdi. Öte yandan başka bir ziyaret programının arasına konulan küçük bir eklemeyle İtalyanlar helikopterlerini fabrikada gerçekleştirdiği etkileyici uçuş şovu ile tanıtmışlardı. Nitekim Cumhurbaşkanımız Sn. Erdoğan da TAI’de gençlerle yapmış olduğu programda o dönem İtalya Başbakanı olan Sn. Berlusconi ile bu projenin detayları üzerinde konuştuklarını, ortak üretime girmeyi teklif ettiğini ifade etmiştir.

Kıyasıya bir rekabet ve yoğun bir değerlendirme sürecinin sonucunda, rakibine kıyasla daha düşük fiyat vermesi, helikopterin üçüncü ülkelere satış haklarını Türkiye’ye devretmeyi kabul etmesi, daha fazla offset taahhüdü sunması ve Türk sanayiinin daha fazla iş payı alması başta olmak üzere değerlendirme kriterlerine göre önde çıkan A129 Mangusta Helikopteri 30 Mart 2007 tarihli SSİK kararı ile seçilmiştir.

Bütün bunlar dışında, A129 Mangusta Helikopteri’nin Arnavutluk, Kosova, Somali, Irak ve Afganistan’daki operasyonel geçmişi de bu kararda önemli rol oynamıştır.

atak helikopteri
atak helikopteri

13-)Aşama 2 ATAK Sözleşmesi

T129 ATAK Helikopteri isimli yeni bir helikopterin ortak geliştirilmesini kapsayan sözleşme müzakerelerine başlanmış ve 50 adet T129 ATAK Helikopteri’nin üretilmesi ve teslimatına yönelik olarak 7 Eylül 2007’de SSB ile TAI, AgustaWestland ve ASELSAN arasında imzalar atılmıştır. Aşama 2 ATAK Programı kapsamında TAI Ana Yüklenici, ASELSAN ve AgustaWestland firmaları ise Ana Alt Yüklenici sorumluluklarını üstlenmişlerdir. TAI Ana Yüklenici olarak, platform üretimini (pal dahil), sistem entegrasyonunu, tüm Proje’nin üretim mühendisliğini ve ömür devri lojistik desteğini yüklenirken AgustaWestland firması Ana Alt Yüklenici olarak performans isterlerini karşılayan temel helikopter tasarımını sağlamakla yükümlü olmuştur. Aviyonik ve Sistem Ana Alt Yüklenicisi olan ASELSAN ise helikopter konfigürasyonunda yer alan, başta görev bilgisayarı olmak üzere, seyrüsefer, kumanda, görüntüleme, haberleşme, elektronik harp ve silah kontrol sistemlerinin geliştirilmesi ve entegrasyonundan sorumlu olmuştur. Sözleşme 22 Haziran 2008’de yürürlüğe girmiştir.

Aşama 2 ATAK Program sözleşmesi dışında, ROKETSAN firması da, ayrı sözleşmeler ile ATAK Programında kullanılacak olan Anti-Tank Füze (UMTAS) ve 70 mm güdümlü roket (Cirit) projelerinin geliştirme çalışmalarına aynı zamanlarda başlamıştır. TAI’ye (2016) göre ilk ihale süresinde kaybedilen zamanın telafisi için bir çıkış yolu aranmış, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak SSB ile ATAK Programı Ana Yüklenicisi TAI arasında T129A EDH (Erken Duhul Helikopteri) Projesi imzalanmıştır. Proje kapsamında temel bir konfigürasyona sahip 9 adet T129A ATAK Helikopteri’nin T129B ATAK teslimat takviminden önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na teslim edilmesi planlanmıştır. Böylece ATAK Programı’nın kapsamı helikopterlerin tasarım, üretim ve lojistik desteğini içerecek şekilde 59 adet kesin, 32 adet opsiyon şeklinde revize edilmiştir. Yine aynı çerçevede, teslimat sonrası klasik anlayışa dayalı bakım modeli yerine Performansa Dayalı Lojistik (PDL) anlayışını içeren yaklaşım ile son kullanıcıya hizmet sağlanması hedeflenmiştir.

14-)Aşama 2 ATAK Sözleşmesinin Uygulama Safhası: Tasarım, Üretim ve Test Aşamaları

Proje ile birlikte, Türkiye’de helikopter alanındaki tüm uzmanlar biraraya getirilmiştir. Sözleşmenin uygulamaya başlanmasının ardından ilk önemli kilometre taşı olan tasarıma girdilerin belirlendiği Sistem Gereksinimleri Gözden Geçirmesi Ocak 2009’da tamamlanmış ve P1 adı verilen ilk prototip helikopter ilk resmi uçuşunu 28 Eylül 2009’da İtalya’da gerçekleştirmiştir. Türk prototipi T129 ATAK Helikopteri ise ilk uçuşunu 17 Ağustos 2011’de TAI’nin Akıncı tesislerinde yapmıştır.

Projedeki işbölümü uyarınca temel helikopter sistemleri Türk mühendislerinin de katılımıyla İtalya’da çalışılmıştır. Helikopter üzerine takılacak görev bilgisayarı, haberleşme sistemleri, seyrüsefer teçhizatları, elektronik harp ekipmanları ASELSAN tarafından geliştirilirken, roket ve uzun menzilli tanksavar sistemleri ROKETSAN tarafından Türkiye’de geliştirilmiştir. TAI’nin ana yüklenicilik sorumluluğu kapsamında hem Türkiye’deki hem de İtalya’da yürütülen çalışmaları koordine ederken bir yandan da bu çalışmaların sonuçlarını birleştirecek sistem entegrasyonu faaliyetlerini gerçekleştirmiş, helikopterlerin üretim hattını kalıp ve makinalarıyla hazır hale getirmiştir. Helikopterlerin teknik yeteneklerinin uluslararası havacılık standartlarında tasarlanması, üretilmesi ve test edilmesi hedeflendiğinden tüm bu hedeflerin gerçekleştirilmesinin denetlenmesi amacıyla SSB kontrolünde, alanında uzman teknik personelden oluşan kalifikasyon panelleri oluşturulmuştur. Bu panellerde helikopterlerin tüm alt sistemleri tekil olarak incelendiği gibi, sistem performansı, uçuş emniyeti, çevresel şartlar, uçuş yetenekleri, güvenilirlik, beka kabiliyeti, idame edilebilirlik gibi birçok alanda bütünsel bir değerlendirme gerçekleştirilmiştir.

15-)Helikopter Teknik Özelliklerine Yerli Sanayi Katkısı

T129 ATAK Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri, iki pilotun da azami çevresel görüşe sahip olduğu tandem adı verilen ve pilotların önlü-arkalı oturduğu kokpit tasarımı, tekerlekli ana iniş takımları, üstün manevra kabiliyetine sahip beş palli ana rotor sistemi, iki palli yeni tasarım kuyruk rotor sistemi ve her biri 1.360 beygir güç üretebilen, beka kabiliyetini artıran yüksek performanslı iki LHEC CTS800-4A turboşaft motoru ile teçhiz edilmiştir. 750 litrelik depo kapasitesi ile standart atmosferik şartlarda ve deniz seviyesinde, yaklaşık olarak üç saat havada kalabilen helikopter 326 km/saat süratle 519 km’lik uçuş menziline ulaşabilmektedir. Deniz seviyesinde azami kalkış ağırlığı 5.000 kilogram olan T129 ATAK Helikopteri; yerli tasarım ve üretim sayısal kokpit mimarisi, görev bilgisayarları ve gelişmiş uçuş ve atış kontrol sistemleri ile yüksek manevra ve uçuş kararlılığına, sıcak ve yüksek irtifa koşullarında üstün performansa, uzun menzile ve her türlü hava koşullarında gündüz/gece harekat icra edebilme kabiliyetine sahiptir.

Yüksek performansı, yüksek manevra kabiliyeti, asimetrik silah yükü, düşük görüş, ses ve radar silüeti, yüksek seviyede darbeye mukavemeti ve balistik tolerans gibi özellikleri T129 ATAK Helikopteri’ne çeşitli muharebelerde çok yönlü üstün harekat kabiliyeti kazandırmıştır. T129 ATAK Helikopteri, zorlu muharebe şartlarında pilot üzerinde oluşan stres ve yorgunluğu azaltmak için gerekli uçuş yardımcı sistemleri ile teçhiz edilmiştir. Helikopterlerde bulunan otopilot sistemi sayesinde uçuş yorgunluğu asgari düzeye indirilmiştir. Diğer yandan, T129 ATAK Helikopterlerinde yer alan koltuklar zırhlandırılarak, pilotlar için koruma sağlanmıştır. Helikopterin baş tarafında bulunan ASELSAN tarafından üretilen AselFLIR-300T Gündüz ve Gece Görüntüleme Sistemi 360° dönebilmekte, yaklaşık 20 km’ye kadar mesafedeki hedefleri tespit, 10 km’ye kadar mesafedeki hedefleri ise teşhis edebilmektedir. Helikopterlerin önünde yer alan 20 mm top oldukça etkili, hemen hemen nokta atışı yapabilen bir silah sistemidir. 20 mm topun üzerinde yer alan Lazer İşaretleyici ise diğer birliklere hedef tarif etmek için kullanılan bir sistemdir. Tarih arşivi sizler için Atak Helikopteri‘ni inceliyor.

16-)T129 ATAK Helikopteri için özel olarak ASELSAN tarafından geliştirilen AVCI Kaska Entegre Kumanda Sistemi görevlerde pilotlar için yardımcı olmuştur.

AVCI Sistemi, dünyada bir helikopter platformuna entegre edilen ilk hibrit (optik-ataletsel) kafa takip sistemine sahip olup, yüksek takip hassasiyeti sayesinde hedef tespit ve silah sistemlerinin, pilot bakış hattına otomatik yönlendirilmesini sağlamaktadır. AVCI Sistemi sayesinde ihtiyaç duyulan tüm uçuş gösterge ve referans bilgileri pilotun gözünün hemen önündeki vizöre taşınabilmekte, böylece uçuş ekibi, dikkatinin çoğunu helikopter dışına kanalize edebilmektedir. Ayrıca AVCI Sistemi, pilotun baş hareketleri ile birlikte pilotun bakmakta olduğu noktaya helikopterin burun kısmındaki 20 mm topun da dönmesini sağladığından, pilotlara çok büyük bir kullanım kolaylığı sağlamaktadır.

TAI’ye göre T129 ATAK Helikopteri 90 dereceye yakın açılarla yükselme, dalma, burun ya da kuyruk sabit kalacak şekilde kendi etrafında dönme ve yana uçuş gibi helikopterler için zor kabul edilen manevraları başarıyla icra edebilmekte ve güçlü kuyruk rotoru sayesinde güçlü çapraz rüzgârda dahi istikrarlı bir uçuş yapılmasını sağlamaktadır.

17-)Bakımı oldukça kolay bir platform olan T129 ATAK Helikopteri’nin iki teknisyen tarafından gerçekleştirilebilen yaklaşık bir saatlik bir bakımın ardından bir sonraki uçuşa hazır hale getirilebilirken, aynı sınıftaki diğer helikopterlerin benzer faaliyetler için yaklaşık 15 teknisyene ihtiyaç duymaktadır.

Taktik sahada araziye inildiği zaman motorları susturmadan, sistemler faal haldeyken, mühimmat ve yakıt ikmali yapılabilen T129 ATAK Helikopteri, pilotlar tarafından beğeniyle karşılanmıştır. Pilotlar T129 ATAK Helikopteri’ni gayet kıvrak, güçlü, emsallerine oranla daha küçük; fakat daha üstün özelliklere sahip bir taarruz helikopteri olarak tanımlamışlardır. Bir taarruz helikopterinden beklenen dört önemli kabiliyetin (Performans, Silah Sistemleri, Beka Yeteneği ve İdame Ettirilebilirlik) TSK ihtiyaçlarına en doğru şekilde cevap vermesine yönelik optimize edilen T129 ATAK Helikopteri’nin tasarımı, Türkiye programı ile birlikte deneyimli taarruz helikopteri pilotlarının tecrübe aktarımları ve sağladıkları geri beslemeler ile olgunlaşmıştır. T129 ATAK Helikopteri’nin kokpit yerleşimi Kara Kuvvetleri pilotları ile işbirliği içinde hazırlandığından AH-1P Cobra ve AH-1W SuperCobra Taarruz helikopterleri pilotlarının T129’a intibak süreci hızlanmıştır.

Diğer yandan, T129 ATAK Helikopterlerinde görev yapacak personelin eğitiminde ihtiyaç duyulan simülatörler de 10 Haziran 2013’te imzalanan sözleşme kapsamında ATAKSİM ismiyle HAVELSAN tarafından tasarlanarak üretilmiştir.

 

Bu yazımız da ilginizi çekebilir; 

Karapara Ne Demek? Karapara Aklama Süreci ve Yöntemleri

Yunanistanda İşsizlik Oranları ve Gelişimi

Kaynak

Köksal Liman, Savunma Sanayiinin Türk Kamu Yönetiminde Özgün Gelişim Sürecine Bir Örnek: Atak Projesi

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Köksal Liman’a aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.