Avrupa’da Coğrafi Keşiflerin Tarihçesi (15-17. YY)

Coğrafi keşifler nedir? Coğrafi keşifler nerelerde yapılmıştır? Coğrafi keşiflerin tarihi, Avrupa’da yapılan coğrafi keşifler… Bu yazımızda sizlere Coğrafi Keşifler hakkında bilmediklerinizi sunuyoruz. Tarih arşivi, iyi okumalar diler.

Coğrafi Keşifler

15.yüzyılın ortalarına doğru başlayan coğrafi keşiflerin birçok farklı nedenleri ve keşifleri yapanlar için farklı isteklendirme kaynakları vardır. Genel olarak coğrafi keşiflerin nedenlerine bakıldığında, ana nedenlerden biri ekonomiktir. Coğrafi keşifler öncesinde bilinen dünyada doğudan gelen baharat (karabiber, kimyon, karanfil, zencefil vb.), ipek ve çeşitli lüks emtialar, ticaret yolu üzerinde bulunan ülkeler tarafından vergilendirilerek son alıcısına doğru yoluna devam ediyordu ve sistemde emtiaların fiyatının da gitgide artmasına neden oluyordu.

“Bilhassa Mısır’ın gelir kaynaklarından birisi olan transit ticareti üzerine koyduğu vergiler tahammül edilemeyecek kadar ağır bir hal aldı. Onun için bu işle meşgul olan tacirler ve bilhassa Portekizliler, batı ile doğuyu başka bir yönden birbirine bağlayacak bir yol aramaya başladılar. Ümit Burnu yolunun keşfedilmesi sebepleri arasında Memluk hükûmetinin transit vergisini artırmasını da zikredebiliriz.” Coğrafi keşifler ticari olarak da önemlidir.

Ticarete söz konusu olan diğer önemli ürün ise “köle” idi. Özellikle Afrika bölgesinden esir olarak alınan kölelerin ticareti de çok yüksek gelir getiriyordu ki genelde aynı vergi yüküne maruz kalıyordu. Tarıma ve değerli maden sistemine dayanan ekonomiler için bu durum daha da zor bir hale geliyordu. Coğrafi keşifleri destekleyen siyasi iktidarlar için amaç doğudan gelen bu ticari mallara doğrudan ulaşıp aracı ülkeleri ve onların bir yük haline gelen yüksek oranda ki vergilerini aradan kaldırmaktı. Aynı zamanda bu zengin kaynaklara sahip olup ticaret üzerinden hâkimiyet kurmaktı.

Özetle ekonomik nedene bir anlamda baskın neden diyebiliriz. Bu baskın neden hem iktidarlar hem de kâşifler içinde geçerliydi. Coğrafi keşifler tarihine damgasını vuran büyük kâşif Kristof Kolomb ‘un seyir defterlerinde bu ekonomik motivasyonu şu şekilde görebilirsiniz:

“ Yüce efendimiz bu amaçla bana çok büyük ödüller verdiler; bundan böyle bana “don” denilerek Okyanus’un Büyük Amirali, bulup ele geçirebileceğim ve daha sonraları bulunup ele geçirilecek bütün karalara ve adalara kral naibi ve değişmez vali olmamla, ayrıca aynı sanları kuşaktan kuşağa sonsuza dek geçerli olmak üzere oğluma da aktarma hakkını vermekle beni pek onurlandırdı.”

Genel olarak siyasi iktidarlar ekonomik hırslarını dinsel söylemlerle gizlemeye çalışmışlardır, bunu birbirlerine yakın zamanlarda yaşamış olan iki büyük denizci olan Kristof Kolomb ve Barbaros Hayreddin Paşa’nın hatıratlarında görebiliriz. Barbaros Hayrettin Paşa hatıratın sürekli dinsel motifler ve dinsel referanslar vererek yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışmıştır, örnek olarak Hayreddin Paşa, kendi tabiri ile bir
“kâfir” ile yaptığı görüşmeyi şu şekilde anlatmaktadır;

“Behey kâfirler! Yuf sizin aklınıza! Benim sadakatim, imanım şunadır ki, Allah’a ve Resulüne yapışan kimse mahrum kalmaz. Yakında sizin içinde halas olurum.”

Aynı tarzda dinsel motif ve referanslar ile meşrulaştırma çabalarını büyük kâşif Kolomb’un hatıratında da geçen şu satırlardan görebiliriz:

“Siz Yüce efendimiz Katolik Hristiyan oluşları nedeniyle, kutsal dinimize ve onun savunmasına gönül vermeleri, Muhammed inanışına ve her türlü zındıklıkla putperestliğe düşman olmaları nedeniyle beni, ben Kristof Kolomb’u adı geçen hükümdarlarla ülkelerini ziyaret edip durumlarını ve bütün başka ayrıntıları incelemek ve onları kutsal dinimize döndürmek için.”

Sonuç olarak ekonomik ihtiyaçlar yâda ekonomik hedefler coğrafi keşiflerin ana nedenlerinden olmuştur.

Coğrafi Keşifleri Hazırlayan Teknolojik Nedenler

Ortaçağ’ın karanlık yıllarında Katolik kilisesinin baskıcı tutumu ve yaptığı katliamlar, bilimin gelişip ilerlemesini büyük ölçüde engelliyordu. Özellikle “kilise babalarının evrenin sırlarını mantıksal bir spekülasyon dayanağı bulma çabaları” engellerin başında geliyordu. Bu baskı kırılmaya başlayıp insanoğlu merak etme arzusuna yenik düşüp sorgulamaya başladıkça yeni fikirler ve yeni teoriler gelişmeye devam etti. Bunlar coğrafi, astroloji ve gemicilik teknolojileri gibi alanlarda ilerlemeler gösterilmesine neden oldu. Özellikle mevcut bilgiyi yok sayarak dünyanın şekli hakkında yapılan tartışma ve araştırmalar hem baskının kırılması hem de fen bilimlerinde yaşanan en önemli gelişmelerdir. Kilise baskının kırılması Martin Luther’in 1517 yılında başlattığı olay ve olaylar zinciri kadar olmasa da, yaşanan her kırılma gelişmeye neden oluyordu. Bununla birlikte yukarı da baskın neden olarak belirttiğimiz ekonomik gelişmeler ve belki bir anlamda ekonomik zorunluluklar, gelişimin katalizörü oldu.

Bununla birlikte yunan coğrafyacı (aynı zamanda matematikçi ve astronomdur) Ptolemaios tarafından yazılan ve uzun yıllar sonra tekrardan keşfedilen coğrafya kılavuzu eseri sayesinde birçok denizci yeni ufuklar keşfetti. Birçok eksik ve hatalı bilgisine karşın bu eser sayesinde birçok denizci keşifler de bu eserde yer alan haritaları sıklıkla kullandı. Bu eser sayesinde “yeryüzünün yuvarlaklığına birçok kimselerce inanılmıştı.” Hatta eski Yunan eserlerine verilen değeri ve hakkında yapılan akıl yürütmelerini Kristof Kolomb ’un seyir defterlerinde şu cümlelerle görebiliriz;

“Evet, Aristo güney kutbunun yâda onun altındaki karaların yeryüzündeki en yüksek ve güneşe en yakın bölge olduğunu düşünüyor, biliyorum bunu ama başka bilginler ona karşı çıkıyor, bunun kuzey kutbunun altında olduğu ileri sürüyorlar.”

Ekonomik zorunlulukların bir getirisi olarak hem de teknik gelişmenin bir sonucu olarak gemicilik teknolojisi hızla değişmeye ve olumlu anlamda gelişmeye başlamıştı, özellikle 15.yüzyıl’da Portekiz’in bu anlamda yaptığı katkılar ile İç denizlerde kürek gücüne dayanan gemiler yoğunlukla kullanılıyordu, fakat açık denizlerde kürek gücü ile ilerlemenin zorluğu, bunun getirisi olarak uzun yolculuklar da doyurmak zorunda olunan fazla hatta gereksiz tayfa sayısı ve tüm bunlara ek olarak okyanus seyahatine karşı dayanıklı olmayan gemiler, uzun ticari yolculuklar için birer engel ve değişmesi gereken zorunluluklardı.

Avrupalı devletlerin kullandığı “barcas” ve “barinels” şeklinde isimlendirilen uzun yıllar denizlerde hizmet verdi. Fakat bu gemiler hem yukarı da belirttiğimiz nedenlerden dolayı hem de hantal olmasından dolayı çok yavaştı. “Portekiz açık sularda yolculuk yapabilmek için yeni bir gemi ve yelken tipine ihtiyaç duydu. Yeni dizayn edilen gemiler Caravel’lerdi.” Aslında gemicilik tekniklerinde değişen sadece gemi tipleri ya da yelken direk sayıları değildi, kullanılan gövde kaplama malzemeleriyle birlikte özellikle yelkenli gemiler için hayati değere sahip olan yelken kumaş kalitesiydi. Teknolojik anlamda yaşanan gelişmeler sadece gemici yapım teknolojileriyle sınırlı kalmıyor, yol ve yön bulma konusunda denizcilere yardımcı olan aletlerde de gelişiyordu.

Bunun en önemli örneği Usturlap’dır. Temel amacı yüksekliği ölçmektedir. “Usturlap, yükseklik ölçme aletiyle birlikte keşiflerin yapılmasını sağlayan başlıca denizcilik donanımlarındandı”. Bununla birlikte barutun ateşli silahlarda kullanılıp ardından gemilerde kullanılmaya başlaması çok önemli bir gelişme idi, “ağır silahlarla donatılan savaş gemileri çok uzun mesafelerden gelen saldırılara karşı kendilerini etkin bir şekilde savunabiliyorlardı. Bunun bir sonucu olarak, Avrupalı denizciler, 1500’lü yıllardan önce, uzak mesafelerdeki okyanuslarda seyretmeyi öğrendikleri zaman, onların gemilerinin, deniz savaşında, diğer gemilere nazaran daha dayanıklı, daha dirençli, olduğunun ispatlanması olmuştu.”

Pusulanın geliştirilip yaygınlaşması ve cep saati gibi önemli buluşlar diğer teknik gelişmeler ve ilerlemeler olarak devam etti. Özetlemek gerekirse artık yeni tip gemilerde yelkenler için direk sayıları arttırıldı ve bu direklerin dönüş açıları geliştirildi. Yelkenler için kullanılan kumaş tipi geliştirildi, geminin yüksek dalgalarda su almaması ve sağlam kalabilmesi için gövde güçlendirilip su geçirme (karasakız, katran ve halatlar kullanıldı) oranları daha da azaltıldı, bunun sonucu olarak insan gücüne olan ihtiyaç azaldı ve gemide ki tayfa sayısı azaldı. Artık gemiler okyanuslar arası yolculuklara eskiye oranla çok daha fazla hazırdı. Fen bilimlerinde yaşanan gelişmeler sayesinde artık gemi hızı ölçme ve yön bulma teknikleri iyiden iyiye gelişmeye başlamış ve okyanuslar da yol alan gemilerin işlerini kolaylaştırarak başarılı sonuçlar almasında faydalı birer araçlara dönüşmüştür.

coğrafi keşiflerin başlatılması
coğrafi keşiflerin başlatılması

Portekiz’in Gerçekleştirdiği Coğrafi Keşifler

Yukarı da belirttiğimiz başlığın konusunu detaylandırmadan hemen önce şunu belirtmeliyiz ki, çalışma konumuzun merkez noktasına Osmanlı İmparatorluğunu yerleştirdiğimiz için ve çalışma konumuzun zaman cetveli 16.yüzyılı kapsadığından dolayı yapılan tarihte yapılan tüm keşifleri veya 16.yüzyılda yapılan keşiflerin hepsini ve tüm detaylarını incelemeyeceğiz.

Çalışma konumuzu doğrudan etkileyen ve önemli gördüğümüz konuları genel hatları ile inceleyeceğiz. Aynı zamanda bazı kâşifler çeşitli sebeplerden ötürü mensubu oldukları ülkelerin değil, destek gördükleri ülkelerin bayrağı altında seferlere çıkmıştır, çalışmamızda keşifleri devletler ölçeğinde incelediğimiz için keşifleri yapan ülkelerin bayrağına göre sınıflandırdık. Portekiz adına büyük keşifler yapan ve bir anlamda tarihin seyrinin değişmesine sebep olan “Portekizli Gemici Henrique (1394-1460) dünyanın ilk denizcilik okulunu” kurarak aslında keşiflerin temelini atmıştı. Denizcilik okulunun bir amacı da Afrika kıtası güneyde doğru ilerleyip dolaşılarak Hindistan’a ulaşmaktı. Bu amaçla yola çıkan Portekizli kâşiflerden Gilianes 1433 yılında Afrika’nın batı sahillerinde yol alarak Bojador burnunu aştı. Ardından gelen bir diğer Portekizli kâşif Diogo Cam 1483-1486
yıllarında biraz daha ileriye giderek Afrika’nın batı kıyılarında yer alan bir takım yerleri keşfetti. Bu iki Portekizli kâşifin cesur deniz seferlerine karşın istenilen yâda hedeflenen sonuca yani Hindistan’a ulaşılamamıştı.

Bu hedef doğrultusunda en büyük sıçramayı şüphesiz bir şekilde Portekizli Bartolomeu Dias kendi verdiği isimle “fırtınalar burnu ”nu bulmasıyla olmuştur. Bu cesaret verici deniz seferinden sonra fırtınalar burnunun adı ümit burnu olarak değiştirilmiştir. Bir diğer ünlü Portekizli denizci Vasco Da Gama ise 1497-1498 yıllarında yaptığı deniz seferi ile keşifleri bir adım daha ileri taşıdı ve Afrika’nın doğu sahilinde yer alan Malindiye oradan Hint okyanusunda yer alan Calicut’a varmıştı. “Vasco de Gama’nın ilk Hindistan yolculuğunda kar yüzde 6.000 olmuştu” ve bu sayede Portekiz amaçladığı hedeflere çok yaklaşmıştı. Portekiz’in tek amacı Hindistan’a ulaşmak değildi ve sonrasında yapılan birçok deniz seferi ile yeni yerler keşfedilmeye başlanmıştı. Portekiz’in soylu ailelerinden birine mensup olan Pedro Alvares Cabral yaptığı seferle Brezilyaya ulaşmış ve Brezilyanın kâşifi olarak kabul edilmiştir. Hem insanı kaynak hem de sağladığı doğal kaynak açısından bakıldığında Brezilyanın keşfi gerçekten çok değerlidir. Portekiz’in yaptığı keşifler sadece yeni ve daha önceden bilinmeyen yerleri keşfetmek ile sınırlı değildi, yapılan seferler sonunda Hindistan’a ulaşmayı başardılar. Portekiz’in doğuda yani Hindistan yoluna ulaşıp üstünlük kurması Alfonso d’ Albuquerque sayesinde olmuştur.

Portekizli gemici Alfonso Hindistan’a ulaşmak ve bu deniz yoluna hâkim olmak amacıyla yaptığı deniz seferleri sayesinde 1510 yılında Goa adasını ve 1511 yılında ise Malakka’yı ele geçirmişti. Bu iki fetih sayesinde doğu Hint deniz yollarında çok önemli iki üs kazanmış oldular. Bu üslerin varlığı sayesinde Portekiz gemileri gerektiğinde ikmal ve korunma sağlıyorlardı. Aynı zamanda bu limanları üst olarak kullanıp diğer gemileri tehdit edip üstünlük kazanıyorlardı. Zaten diğer devletler bu doğu yolunun önemini kavrayıp seferler yapana kadar Portekiz bu yola hâkim olacaktı. Portekiz bu doğu deniz yolunda kazandığı üstünlük sayesinde Hindistan, Çin ve Japonya arasında ticari deniz seferleri yapmaya başladı. Tabi ki bu süre içerisinde karşısına birçok düşman devlet çıktı ki bunların arasında en önemlisi Osmanlı İmparatorluğu idi. Bu bağlamda gerçekleşen Portekiz ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki siyasi mücadeleyi ilerleyen bölümlerde daha detaylı inceleyeceğiz.

Sonuç olarak daha sonraları Portekiz bayrağı altında keşfedilen bu yerlere birçok kez
seferler düzenlenip başka kâşiflerde destek buldukları takdirde Portekiz bayrağı altında
keşif seferleri yapmaya devam ettiler. Her yeni bulunan keşif ve her keşfedilen yeni şey
bir sonraki keşif seferi için isteklendirme kaynağı olmaya ve keşiflerin önemini artırmaya
devam etti. Tabi ki bunların ana isteklendirme kaynağı ekonomik kazançlardır. Yapılan
keşiflerin ülkeler açısından getirilerini ilerleyen başlıklar altında daha detaylı
inceleyeceğiz.

İspanya’nın Gerçekleştirdiği Coğrafi Keşifler

Özellikle 15.yüzyıl sonlarına doğru büyük ölçüde Portekiz’in başlattığı Coğrafi keşifleri, ardından İspanya’nın keşifleri ve deniz seferleri izledi. İspanya siyasi organizasyon açısından bir anlamda Portekiz’e göre daha gelişkin olduğu ve insan gücü gibi birçok kaynak açısından daha fazla imkâna sahip olmasıyla birlikte, keşiflerin önemini hızlıca kavrayıp gerekli desteği sağladı. İspanya yönetici elitinin bu durumu kavrayıp destek vermesi de, en az diğer etkenler kadar olumlu yönde katkı sağladı. Coğrafi keşiflerin en bilinen ismi, Kristof Kolomb..

Aslen Cenovalı olan ünlü gemici ve kâşif Kristof Kolomb kafasında tasarladığı keşif projelerini önce Portekizli yöneticilere, ardından beklediği desteği ve ilgiyi göremeyince İngiltere ve sonra da Fransa devletine sunmuştu. Fakat bu iki devletten de beklediği desteği göremeyince “İspanya Kraliçesi olan İsabella’ya başvurmuştu.” Umduğu desteği Kraliçe İsabella’dan bulan Kolomb yapmış olduğu dört farklı sefer ile çok önemli keşiflerde bulunmuştur. Yaptığı seferler ile farkında olmadan Cuba adasına ve etraftaki diğer adaları keşfetmiştir.

1499 – 1500 yılları arasında Alonso de Ojeda yaptığı deniz seferi ile Güney Amerika’ya yöneldi ve bu yolcuğunun sonunda kuzey sahillerini (Güney Amerika’nın) keşfetti. Bir diğer önemli İspanyol kâşifi olan Vicente Yanez Pinzon ise 1499-1500 yılları arasında yaptığı deniz seferi ile Brezilya sahillerine oradan da Amazon nehrinin ağzına doğruna yönelmiş ve oradan da Guyana’ ya ulaşmıştır. 1501 yılında ise bir diğer önemli kâşif Rodrigo de Bastidas Amerika’nın orta bölgesine ulaşmıştır. 1513 yılında Juan Ponce de Leon ise keşfettiği yerin isim babası olmuş ve bu yerin adını

Florida koymuştur. Vasco Nunez de Balboa ise Panama’yı keşfetmiş ve Pasifik Okyanusunun isim babası olmuştur. İspanyol keşifleri adına yaptığı deniz seferi ile tarihte yerini alan Juan Sebastian del Cano ise 1519-1522 ise deniz yollarını kullanarak dünyayı turlayan ilk denizci olmuştur. Hernan Cortes 1519-1522 yılları arasında yaptığı keşif deniz seferleri ile Meksika’nın doğu sahillerinde yer alan Yucatan’ a ulaşmış ve Meksika’yı fethetmiştir.

1523-1535 yılları arasında yaptığı deniz seferleri ile Güney Amerika’nın batı bölgesinde bulunan Peru’yu Prancisco Pizarro keşfetmiştir. Pizarro ve kuvvetlerinin karaya çıktığı topraklarda İnka İmparatorluğu bulunmakta idi. Pizarro’nun Peru’ya çıktığı dönemde İnka İmparatorluğu iç savaş yaşadığından dolayı Pizarro’nun işi daha da kolaydı. Önce iç savaşta taraf tuttu ve İmparatorluğu ele geçirerek çok büyük oranda altın etti. Hem köle ticareti hem de altın akışı açısından Peru’nun keşfi ve ele geçirilmesi İspanya açısından şüphesiz ki çok önemli idi.

Hernando de Soto 1539-1542 Amerika’nın içlerine doğru yaptığı keşifler sonucunda Missisippi vadisini, Henando de Alarcon 1540 yılında Colarado Nehrini, Francisco Vasques de Coronado 1540-1542 yıllarında Colorado Nehrinden ilerleyerek New Meksiko, Güney Kaliforya, Kuzey Arizona, Kuzey Teksas, Oklahoma ve son olaraktan Doğu Kansas’ı keşfetmiştir. 1540-1552 yılları arasında Pedro de Valdivia Şili’yi keşfetmiştir. İspanya’nın yaptığı daha birçok keşif bulunmaktadır. Yapılan her keşif bir anlamda yeni bir fetih, yeni sömürü sahaları ve beraberinde birçok zenginlik demek olduğu için İspanya bu anlamda keşiflerin etkilerini yoğun bir şekilde hissetmiştir. Coğrafi keşifler kapsamında neler oldu?

Sonuç olarak Amerika kıtasının keşfi ile İspanya devleti gemicilerini bu yenidünyanın birçok bölgesine göndermiş ve birçok yerinin keşfedilmesine neden olmuştur. Tabi ki bunun karşılığını köle, altın, yeni gıda maddeleri ve büyük bir ticaret hacmi olarak almışlardır. Amerika kıtasının yerlileri açısından ise olay tamamen farklı bir boyuttaydı. Çiçek, kabakulak, grip, tifüs, hıyarcıklı veba gibi Avrupa’da her zaman görülen bulaşıcı hastalıklar başka kıtalarda pek çok insanın ölümüne yol açarak Avrupalıların fetihlerinde önemli rol oynadılar.

Bu yazımızda Avrupa’daki coğrafi keşiflerin tarihini inceledik. Aşağıda bulunan diğer yazılarımızı da okuyabilirsiniz.

Coğrafi keşifler ile ilgili olarak, bu yazımız da ilginizi çekebilir:

16. Yüzyıl’da Akdeniz Ticaretinin Genel Durumu, Coğrafi Keşifler Ve Avrupa’da Fiyat Devrimi

Gelişmekte Olan Piyasalar ve Borç Krizi

 

Kaynak

Bora Demirci, 16. Yy’da Avrupa’daki Fiyat Devrimi ile Osmanlı’daki Fiyat Devrimi’nin Karşılaştırılması

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Bora Demirci’ye aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: [email protected]

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi [email protected] üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için [email protected] adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.