Çerkes Kültüründe Sofra ve Misafirlik

Çerkes Kültürü

Çerkes kültüründe misafir nasıl ağırlanır? Çerkes kültürü mutfağı nasıldır? Çerkez kültüründe misafire nasıl davanılır? Çerkes kültürüne göre hangi hareketler ne anlama gelir? Gelin, çerkes kültürü ile ilgili tüm sorulara birlikte cevap bulalım.

Çerkes kültüründe sofraya büyük önem verilir. Çeşitlilik açısından abartılı sofralar hazırlandığı gibi yemeklerin leziz olmasına da özen gösterilir. Mutfak ve yemek işleri kadının gündelik işlerinin önemli bir parçasını oluşturur. Yemeğin sunumuna ve sofranın düzenine özen gösterilir. Alelade sofralar kurulmaz. Eskiden bütün ev halkının birlikte oturup yemek yemeleri söz konusu değildi. Sofrada oturma düzeni belli bir hiyerarşiye göre olurdu. Babam, büyük abimlerle birlikte ya da yalnız yemek yerdi. Annem ve halamlarla biz birlikte yerdik. Daha kalabalık olursa hanımlara ayrı erkeklere ayrı sofralar kurulurdu. Çocuklar anneleriyle birlikte yerdi.

Bugün ise baba, anne, gelinler ve damatlar, çocuklar hep birlikte aynı sofraya oturabilir. Fakat babanın yeri hep aynıdır, sofranın başköşesidir. Baba oturmadan kimse yemeğe başlamaz. Çerkes sofrası, sosyal hayatın önemli bir parçasıdır. Çerkeslerin çeşitli vesilelerle bir araya geldiklerinde sofra etrafında bir araya gelme âdetleri vardır. Yeni doğan bebek için kutlamalarda, düğün ve bayramlarda, ailede görüşülecek bir konu olduğunda sofra etrafında toplanılır. “Sofra herkesten büyüktür, yaşlıdır”.

Çerkes toplumunda dışarıdan biri geldiğinde ayağa kalkmak çok önemli bir saygı kuralı iken sofrada bulunanlar ayağa kalkmaz. Sofraya saygı, bu kültürün temel bileşenleri arasında yer alır. Çerkes toplumunda sofra, thamete denen lider tarafından idare edilir. Thamete topluluğu rantabl idare edebilen problem çözebilen kişidir. Köyde çıkan bir anlaşmazlığın halli için sofra kurulur, köy halkının ileri gelenleri davet edilir.

Aynı şekilde kan davası varsa onu çözmek için bir sofra hazırlanır. Erkek kardeşinizi evlendireceksiniz, çevrenizdeki güvendiğiniz, sevdiğiniz, olmasını istediğiniz akraba ve komşuları davet ediyorsunuz. O yemekte bu konu konuşuluyor. Thamete başkanlığında herkese sırayla fikri soruluyor, söz hakkı veriliyor. Tabii bu konuşma çok somut gitmiyor. Bu olayın ne kadar hayırlı olacağından bahsediliyor. Dolaylı olarak hane halkına yemekler için iltifat ediyorsunuz. Herkesin fikrini söylemesi çok önemli, ilişkilerin yakınlaşmasını sağlıyor. Böyle sosyal organizasyonlar bireyin iletişim yeteneğini artırıyor, gelişimine yardımcı oluyor.

“Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok?”.

Çerkes kültüründe misafir ağırlama önemli bir yer tutar. Misafirlik kavramı Çerkeslerin yaşam disiplinleri ve öğretileri dâhilinde hayatlarının merkezinde yer alır. Sosyal ilişkilere önem veren Çerkeslerde misafire saygı ve hürmet olmazsa olmazlardandır. Xabzenin öğretileri çerçevesinde bu kavrama yaklaşan toplum, misafire verilen değerin insana verilen değerin göstergesi olarak nitelendirir. Kafkasya’da her evin “haçeş” adı verilen bir konuk evi vardır ve sürekli açık bulundurulur. Haçeş, evin bahçesinde tek katlı, tek odalı küçük bir evdir. Yolda kalmış, mola vermek isteyen herkes kalabilirdi. Her daim hazırlıklı bulunmak, konuğa yemek ve yatak çıkarmak Çerkes kültürü kadınının onur görevidir. Gelen konuk akrabalardan ya da komşulardan ise evin misafir odasında ağırlanırdı.

Serbes haçeşleri yolcunun, misafirin teklifsiz kalabileceği sosyal tesis özelliğindeki mekânlar olarak tanımlar. ”Haçe” Çerkes dilinde misafir anlamında iken “Haçeş” misafirhane demektir. Eskiden atla gelen misafir sevinçle
karşılanır, atı terlemişse evin delikanlısı teri kuruyana dek gezdirirdi. Misafir silah takımlarını da ev sahibine teslim eder, kendisini tanıtır, nereden gelip nereye gideceğini söylerdi.

Eskiden misafirler atlarla gelirdi köyümüze. Atından indiği zaman kamçısını10 haçeşin duvarına asardı. Kamçının yönü haçeşi gösteriyorsa misafirin yatıya kalacağı kamçının yönü dışarıyı gösteriyorsa gideceği anlamına gelirdi.
Misafire ne kadar kalacağı sorulmazdı, ayıptı. Evin dışında konukevi olurdu, gelen kişi çok yakınınız değilse, kan bağınız yoksa haçeşte misafir edilirdi. Yakınınızsa zaten evinizde ağırlarsınız. Atınızla geçip gideceksiniz buradan, akşam oldu, kalmanız gerekti. “Bu gece size misafir olabilir miyim?” diyorsunuz ve ev sahibi sizi alıp haçeşe bırakıyor, yemeğinizi getiriyorlar, hayvanınıza bakıyorlar, gece çamaşırlarınızı temizleyip, ütüleyip
bırakıyorlar. İklim şartlarına bağlı olarak misafirliğin günleri uzayabiliyor. Misafire yalnız yemek yedirilmez, köyün büyükleri, evin büyüklerine haber verilir. Hep birlikte yemek yenir. Haçeşte hikâyeler anlatılır, sohbet edilir. Ertesi
gün yeni bir misafir gelecekmiş gibi tekrar hazırlanır haçeş.

Alaçam Çerkes köylerindeki haçeş yerine kullanılan köy odaları, yakın tarihlere kadar aynı amaca hizmet etmiş, günümüzde işlerliğini kaybetmiştir. Artık köylerde uzak-yakın misafirler hanelerde ağırlanmaktadır. Özellikle Çerkes kültürü şenliklerinde, düğün ve cenazelerde toplu ve kalabalık gelen misafirler köydeki hanelere paylaştırılır. Hane sahipleri imkânları ölçüsünde misafire ikramda bulunur. Misafire ikramda bulunmanın evdeki bolluk ve bereketi artıracağı inancı vardır. Sabah, öğle ve akşam öğünlerinde hangi yemeklerin ikram edileceği önceden planlanır. Misafirler için kullanılacak nevresim ve yatak takımları önceden hazır bulundurulur. Misafire güler yüz göstermek, mümkün olduğunca rahat ettirmeye çalışmak Çerkes kültürünün en fazla önem verdiği hususlardandır.
Misafire emanet edilmiş kişi gözüyle bakılır. Bu yüzden hane sahibi, misafiri koruyup kollamaktan sorumludur. Misafirin de kaldığı süre içinde saygı ve nezaket sınırları içinde davranışlarında ölçülü davranması beklenir. Ev sahibi tarafından yapılan ikramlar ve gösterilen hürmet karşısında memnuniyetini ifade etmeli, ev sahibini onore etmelidir.

Dubrovin Kafkasya’da misafirin nasıl ağırlandığını şöyle anlatıyor: “Misafirperverlik, Kafkas halkının en önemli meziyetlerinden biri olarak kabul edilir. Ev sahibi için misafir kutsal bir varlıktır. Yedirir, içirir her türlü hakaretten korur. Hatta misafir suçlu ya da ev sahibinin düşmanı olsa dahi ev sahibi onu korumak için canını bile tehlikeye atabilirdi. Yolcu karanlık nerede bastırırsa orada dururdu. Ev sahibi misafirin geldiğini duyunca onu karşılar daha atından inmeden üzengisini tutardı. Ev sahibinin de misafirin de unvanının önemi yoktu. Sadece saygın misafir
gelmesi durumunda karşılanmasında bazı ayrıntılar olurdu. Eğer kalabalıksalar gecelemek için gruplara ayrılarak komşulara dağıtılırdı. Ev sahibi misafirin tüfeğini alır odasında başköşeye yerleştirirdi. Ya da kendi odasına götürürdü. Kendi odasına götürmesinin iki anlamı olabilirdi. Ya, misafiri dost olarak kabul edip onu koruma görevini üstleniyor olmasından ya da misafiri iyi tanımadığı için ona güvenmemesinden dolayı idi.

Geleneklere göre evde hemen bir ateş yakılırdı ve bu ateşin büyüklüğü misafire olan saygının derecesini belli ederdi. Misafir sevinçle karşılanır, el üstünde tutulurdu. Ne kadar isterse kalabilirdi. Fakat çok uzun kalması
yakışık almazdı. Ev sahibi misafiri için koşuşturur, onu yalnız bırakmazdı. Çerkes kültürünün oldukça meraklı oldukları halde misafirin nereden gelip nereye gittiği şeklinde sorular sormazlardı, misafir isterse anlatırdı. Misafir oturup
dinlendikten sonra akşam yemeğine kadar olan süreçte ev sahibi ile sohbet ederdi. Komşular hoş geldin ziyaretine gelirdi. Ev sahibinin oğulları ya da hizmetçilerinin misafiri el yıkamaya davet etmesi akşam yemeğinin hazır olduğunun işareti olurdu. Yemekler az veya çok ev sahibinin imkânları dâhilinde hazırlanırdı. Sofradaki yemekler önce misafirin önüne koyulur, misafir yemeğe başlamadan kimse yemeğe başlamazdı. İlk lokmayla
birlikte misafir dua eder ev sahibine bereket ve sağlık dilerdi.

çerkes sofrası
çerkes sofrası

Yemeklerin her birinden tatması gerekirdi, aksi halde ev sahibi feci bir şekilde gücendirilmiş olurdu. Çerkes kültüründe toplu sofrada yemek yeme geleneği sadece misafirle birlikte sofraya oturulduğunda icra edilirdi. Saygın misafirler için koyun ya da büyükbaş hayvan kesilirdi. Kesilen koyun başı, ayakları ve karaciğeri ayrılmış olarak bütünüyle kazanda kaynatılırdı. Sakatat ise tuzlanmış salamura halinde sunulurdu. Darının Çerkes
sofrasında önemli bir yeri olduğu için darı ekmeği yapılırdı. Tereyağında lor peyniri kavrulur, hamurun içinde fırına verilir, poğaçaya benzer çörekler yapılırdı. Pilav, şiş kebabı, kızarmış koyun eti, bal, kaynatılmış ekşi kaymaklı darı, tatlı ikram edilirdi. Yemekte ölçü ve imtina bu kültürün en değerli vasıflarından biriydi. Yemekten sonra ev sahibi haricinde herkes misafire rahatlıklar dileyerek ayrılırdı. Ev sahibi ise misafirin kendisine artık rahatlamasını söyleyinceye kadar yanından ayrılmazdı.

Misafirin atı, ev sahibi tarafından doyurulur ve koruma altına alınırdı. Misafir, sabah ev sahibinin güneş doğmadan kalkıp kendisine leziz kahvaltı hazırlayarak ağırlayacağını bilirdi. Kahvaltıda yoğurt, makarna (ekmek) bazense börek çıkarılırdı. Öğle yemeğinde koyun eti ikram edilir, akşam yemeğinde ev sahibi tüm hünerini gösterir, ikramda ün sahibi olmak isterdi. Misafir uğurlanacağı zaman atı hazırlanır, yedeklenir, biniciye yardım etmek için üzengisi tutulurdu. Ev sahibi de atına biner misafiri yolcu etmek için onunla bir süre yol alırdı. Ev sahibinin misafirperverlik derecesi misafirini ağırlamak için gösterdiği imtina ile orantılıydı. Misafir ise ev sahibine karşı kırıcı davranmaz, misafirlik kurallarını ihlal etmezdi. Aksi takdirde sadece kişiler arasında değil, aileler
ve hatta onların kuşakları boyunca sürecek kan davalarına neden olabilirdi. Çerkes kültürü yasalarınca misafire hakarette bulunan bir kişi kimin evi olduğuna bakılmaksızın ev sahibine 60 ile 80 öküz değerinde ceza ödemek
durumuna kalırdı. Misafirin öldürülmesi durumunda öldüren kişi bu cezanın 9 katını ölenin akrabalarına ödemek zorundaydı”

Alman kökenli Rus Subayı ve hukukçu Blaramberg’e göre misafirlik Kafkaslıların en büyük erdemlerindendir ve karşılıklı ilişkilerinin temelini oluşturur. Sıkça gittikleri yabancı diyarlarda gizlenmeleri gerektiğinde güvenlikli bir çatı bulmaları çok önemlidir. Bu nedenle misafirperverlik yasası oluşmuştur. Bu yasaya göre kendi yaşamını tehlikeye atarak gelen misafire iyi davranmak, onun tüm ihtiyaçlarını gidermek ve hayatını korumak esas alınmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Çerkeslerin misafirperverlik konusuna şöyle yer vermiştir:

“Misafirlerinin bir tane eşyası uğruna canlarını verirler. Herkesi konağında yedirip içirip misafirperverlik ederler. Çoluk çocuklarını kıskanmayıp yüzleri ve gözleri açık sana hizmet ederler. Ve nurdide kızları döşeğini yapıp hizmet ederler. Ama bir saldırır ve ya fiil seni edeyim (namusa tecavüz etmek isteyen kimseyi) evden kovarlar veya öldürürler. Misafirhanelerinde birkaç Çerkes hiç uyumayıp misafirlerini hırsızdan korurlar. Garip dostu adamlardır”.

Çerkes kültüründe eve gelen misafir nasıl ağırlanır?

Eve gelen konuklar için, kişi sayısına göre tavuk, kaz, hindi, koyun gibi hayvanlardan biri kesilir. Kesilen bu hayvana niş adı verilir. Bu yemeğin pişirilip yedirilmesinin zamanını ev sahibi belirler. Konuğa gitmesi gerektiği zamanı düşünülerek ikram edilir. Adet gereği konuk bu yemeği yemeden gitmez.

Gergin köye misafir gelişinin şölen, şenlik seremonisine dönüştüğünü anlatır. Ev sahibini haftalarca öncesinden alışveriş yapar, eksiklikleri tamamlar. Misafirlikler çok çeşitlidir. Akraba ziyaretleri, asker arkadaşları ziyaretleri, gelin giden kızlara yapılan ziyaretler vb. Misafir mevsimi olan kış mevsiminde gelenler günlerce kalırdı. Komşular hoş geldin ziyaretine gelir, hep birlikte yenilir, içilirdi. Komşular da gelenleri kendi evlerine davet ederlerdi.
Misafir onuruna eğlenceler düzenlenir, düğünler kurulurdu. Gençler gençlerle bir arada yaşlılar da kendi aralarında sohbet eder, zaman geçirirdi.

Çerkes Kültüründe gelen misafire değer verildiğinin bir göstergesi olarak, hayvan kesilir.

Saha araştırmamızda yaptığımız görüşmelerde misafirin şerefine mutlaka bir hayvan kesildiği anlatılmıştır. Genelde haşlama şeklinde pişirilerek ikram edilen “niş geleneği” günümüzde de devam etmektedir. Misafire ikram konusunda sınır tanımayan Çerkes kültüründe, habersiz gelenler olduğunda komşularından yardım alabilir. Birbirlerinin bahçesine, kümesine teklifsizce girer, ihtiyacı olan sebze, meyve ve küçükbaş hayvanları alabilirler. Misafiri kabul etmemek ya da başka bir tarihe ertelemek hoş karşılanmayan bir durumdur. Eldeki imkân ve olanaklar dâhilinde misafir en iyi şekilde ağırlanır. Misafir kültürüne ilişkin yaptığımız görüşmelerden birkaçını aktarıyoruz:

Misafir bizim için baş tacıdır. Eskiden imkânlarımız kısıtlıydı, herkesin evinde ancak bir hasır ve iki divan vardı. Yeri gelince sen dışarda yatarsın ama yine de misafiri alırsın. Kayınvalidem derdi ki: “Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok?” Evimizde ne varsa sofraya koyardık, misafirlik sadece yedirip içirmekle olmaz.
Hoşgörülü karşılamalı, geleni onore etmeli. Misafir bizde çok kıymetlidir. Kaç gün kalacağını, ne zaman gideceğini sormak o kadar ayıp ki anlatamam sana. Misafire hürmetini, karşılamanı en iyi şekilde yapacaksın. Güler yüzlü olacaksın her şeyden önce. Ne zaman isterse o zaman “Allahaısmarladık” der sana sen yine de gitmemesi için ısrar edersin. Geldiğinden memnun kaldığını belirteceksin ki o da senin evinde rahat edecek.
Bizim bir odamız vardı bu katta, bir oda da üstte, biz çocuklar üstte yatardık. Misafir geldiği zaman üst katta yatardı, biz annemlerle altta yatardık. Hiç unutmam, annem sabah misafire çıkarmak için gece bir tane portakalla reçel yapmış, herkes yattıktan sonra. Sütü pişirmiş kaymağını almış, kaymak çok önemli bir ikramdır Çerkes kültüründe. Çok değerlisin, kıymetlisin anlamındadır kaymak sunmak.

Saha çalışmamız sırasında görüşme için kabul edildiğimiz mekânlarda Çerkes kültürü insanının güler yüzü ve samimiyeti ile ağırlandık. İkram için zahmet vermemek adına tüm ısrarlarımız geri çevrildi. İkramsız ağırlandığımız hiçbir mekân olmadı. Görüşme sonunda evlerinin bahçesinin dışına kadar ev sahibi eşliğinde uğurlandık. Doğal gözlemlerimizle de misafirperverlik sürecinin işleyişinin kanıksanmış olduğunu tespit ettik.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:

Sürgün, Katliam Ve Asimilasyon Politikaları İçerisinde Bir Varolma Savaşı: Karaçay Türkleri

Dünya’da İslami Bankacılık Uygulamaları

Kaynak

Makbule Sevinç, Alaçam Çerkes Halk Kültürü (Çerkes Kültürü)

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.