Cittaslow (Sakin Şehir) Kavramı Ve Dünya'dan Sakin Şehir Örnekleri

1999’da İtalya’da ortaya çıkan sakin şehir hareketine Türkiye’den 10 şehir, toplamda Dünya’da 30 ülke ve 200 şehir üyedir. Üye şehir sayısının artışı, aday şehir sayısında da artış olmasını sağlamıştır. ‘Yerel sürdürülebilir bir kalkınma modeli’ olan sakin şehir kavramı, Sakin Şehir Birliği’ne üye olan Dünya’daki sakin şehirlerden örnekler ve Türkiye’deki bilgisine ulaşılabilen sakin şehirler incelenerek açıklanmaya çalışılmıştır.
Dünya’daki Sakin Şehirlerin İncelenmesi
Dünya’daki sakin şehir örnekleri için belirli bölgelerin ve ülkelerin önemli özelliklerini taşıyan ve potansiyeli bulunan şehirler seçilerek çok yönlü bir araştırma amaçlanmıştır.
Waldkirch – Almanya
Waldkirch, Almanya, Fransa ve İsviçre arasındaki üçgende, güney Almanya’da yaklaşık 22 bin nüfuslu büyük bir ilçedir. En yakın büyük şehir Freiburg’a uzaklığı 15 km’dir. Kent yüzölçümü 430 km² olup, % 60’ından fazlası ağaçlık alandır. Geçim kaynağı şarapçılık, tarım ve ticarettir. Waldkirch 2002 yılında sakin şehir üyeliğine dahil olmuştur. 2013 yılında Ulaştırma, İnşaat ve Kentsel Kalkınma Federal Bakanlığı’nda bir araştırma projesinin konusu olmuştur. Federal Enstitü Birimi Başkanı Dr. Manfred Fuhrich, “Sakin Şehir yaklaşımında küresel problemlere yerel yanıtların aranması gerektiğini” savunmuştur. Bakanlık, gelecek nesillere ‘sürdürülebilir kalkınma’ sayesinde yaşanabilir çevresel niteliklerin muhafaza edildiği mekanları sağlamak için, pilot bölge olarak Waldkirch’i seçmiştir.
Waldkirch şehrinin Sakin Şehir üzerine yaklaşımı öncelikle sosyal sürdürülebilirliği sağlamak yönünde gelişmiştir. Bu anlamda öncelikle şehirde yaşayan sakinlerinin yaşam kalitesi iyileştirilmeye çalışılmıştır. Waldkirch yönetimi 900.000’lık bir bütçe ile bir binanın restore edilmesini sağlamış ve yeniden işlevlendirme yaparak kent sakinlerinin kullandığı Red House (kırmızı ev)’a çevrilmiştir. Evsizler için daha önceden barınmanın sağlandığı ama daha sonraları otomobil hurdalığına dönüşen konut bölgesi iyileştirilerek, kamu çalışanları ve diğer kent sakinlerinin kullandığı sosyal alanlar ve yemekhane olarak düzenlenmiştir. Her hafta yerel ürünlerin satıldığı bir pazar oluşumu da mevcuttur. Bu alanlar yenilendikten ve işlevleri yeniden kurgulandıktan sonra suç oranının düştüğü ve kentte yaşayan insanlar arasında daha güçlü bağların oluştuğu görülmüştür. İşsizler için de farklı iş olanakları yaratılmıştır. İsmi parlak kırmızı cephe renginden gelmektedir.

Waldkirch yerel üretim, kalkınma ve yerel mesleklerin önemine dikkat çekerek sosyal ağlarını güçlendirmeye devam etmeyi amaçlamaktadır. Bu yöndeki bir yaşam tarzı ve yer kimliği kavramları Waldkirch’de öne çıkan sürdürülebilir mimarlık kavramını sosyal anlamda güçlendiren durumlardır. Sosyal sürdürülebilirlik; ait olma hissi, mülkiyet ve kimlik kavramlarını bir arada besleyen ve koruyan bir kavramdır. Waldkirch’de bunun sağlandığı gözlemlenmiştir. Waldkirch’in yerel anlamda oluşturduğu sürdürülebilir kalkınma çalışmaları, çevredeki büyük market zincirleri için olumsuz durum oluşturmakta ve yerel adımların nasıl küresel bir etki yarattığını göstermektedir.
Sebastopol – Amerika
Sebastopol, Amerika’nın Kaliforniya eyaletine bağlı ve Kuzey Kaliforniya’ya 80 km uzaklığında bir kenttir. Civardaki diğer Sakin Şehir’ler olan Fairfax ve Sonoma kentlerine çok yakındır. Nüfusu 2010 verilerine göre 8 bin, yüzölçümü 5 bin km² civarındadır. Sebastopol adı, Kırım Savaşı sırasında İngilizler tarafından kuşatma altında olan daha Rusların eline geçen Sivastopol’ün California kıyısında bugün hala duran Fort Ross Rus kolonisi ile güçlü bağlarının olması nedeniyledir. Bölgenin gelenekleri ilk olarak Miwok ve Pomo kabileleri ile başlamaktadır. Kabilelerin karmaşık sepet imalat yöntemi, dünya çapında bilinmektedir. Sebastopol 1850 yılında ticaret merkezi haline gelen bir şehir olmuştur. 20. yy‘ın başlarında İtalya, Portekiz, Çin ve Japonya’dan gelen göçmenler olmuştur. Sebastopol, tarım geleneklerinin olduğu ve tarihi Kaliforniya Sekoya (Redwood) ormanlarının bulunduğu geniş ormanlık alanları olan bir şehirdir.
Sebastopol kentinin çevreci yaklaşımı ve sürdürülebilir farkındalık çerçevesinde eski binalara yeni işlevler getirilmekte, birçok kent kültürü bu altyapı üzerinde şekillenmektedir. Örneğin: 1900’lü yılların başlarında tren yolu olarak kullanılan güzergah, Sebastopol’ün bir tarım merkezi olarak gelişmesinde önemli bir rol oynasa da, artık tren seferleri yapılmadığı için, depo ve destek binaları restore edilerek ofis, müze ve sosyal merkeze dönüştürülmüştür. Eski demiryolu güzergahları ise dünyaca ünlü Santa Rosa Forestville bisiklet ve yürüyüş parkurları haline getirilmiştir. Ayrıca sürdürülebilir ve çevre dostu mimarinin önemsendiği kentte, LEED Gold sertifikalı Floransa Loft ofis-konut kompleksi mevcuttur.

Sebastopol, Amerika’da güneş enerjisinin en yüksek kullanım oranlarından birine sahip olan şehirdir. Kentte mümkün olduğunca kamu binaları ve birçok özel yapı, güneş enerjili sistemlerin kullanıldığı binalar haline dönüştürülmektedir. Karakol binası, lise ve Ives Park’taki kent havuzuna güneş panelleri yerleştirilmiştir. Sebastopol’de ziyaretçiler ve kent sakinleri için uygun yerlerde şarj istasyonları sağlanarak elektrikli araç kullanımı teşvik edilmektedir. Kent sınırları içinde katı bir su tasarrufu politikası uygulanmakta, ayrıca yeni yapılaşmalar için ‘minimum sürdürülebilir politika’ zorunlu kılınmaktadır (inşaat alanının belirlenen m2 ölçümüne göre yeşillendirme zorunluluğu, yapı enerji ihtiyacının belirli bir kısmının sürdürülebilir yöntemlerle sağlanması gibi). Çekirdek (CORE) Projesi kapsamında, gönüllü vatandaşlardan oluşan bir grup, Sebastopol’daki mevcut zorlukların (trafik, tabela vb.) çözülmesi ve genel bir kentsel düzenleme yapılması için uluslararası bir yarışma başlatmıştır. Genel kent planı, Tayland ve Arjantin’den 24 tane mimar ve şehir plancısının katılımıyla ana hatları oluşturulan tasarım anlayışının baz alındığı çekirdek projeye göre uygulanmıştır.
Sebastopol toprakları verimli olduğu için kiraz, elma ve şerbetçiotu bolca yetişmektedir. 1940 yılından itibaren, elma ve en önemlisi Gravenstein elması öne çıkmıştır. Yakındaki Napa kentinde şarap endüstrisinin büyümesi ile Sebastopol civarında birçok elma bahçesi, üzüm bağları oluşmuştur. Üzüm ve mandıracılık Sebastopol için birincil tarım odak noktasıdır.
Sebastopol’de Sakin Şehir kavramı ile ilgili gerçekleştirilen yerel üretim ve yavaş yemek projeleri:
– ‘Slow Foods Russian River’ isminde bir Convivium oluşturulmuştur.
– Sebastopol’de iklimin yetişmesi için çok uygun olduğu Gravenstein adlı nadir bir elma türünü yetiştiren çiftçiler desteklenmektedir.
– Organik tarımın yapıldığı çok sayıda çiftlikler bulunmaktadır. (CSA:Toplum Destekli Tarım)
– Sebastopol sakinleri her yıl düzenlenen bahçecilik etkinliklerinde yetiştirdikleri ürünleri sergilemektedirler.
– Belirli günlerde halkın ürettiği yerli ürünlerin satıldığı pazarlar kurulmaktadır.
– Çocuklara, sürdürülebilirlik ve ‘günlük hayatın bir parçası olarak toprak’  konulu kamplarda eğitimler verilmektedir.
– Çok sayıda sosyal etkinlik düzenlenmektedir. Bunlar genelde organik beslenme ve tat eğitimleri üzerine gerçekleşmektedir.
Yerel halk sanatçısı Patrick Amiot, şehir genelindeki yeşil alanlarda ikonik heykeller yapmaktadır. Florence mahallesi bu sanatçının eserleri için bir açık hava müzesi gibi hizmet vermektedir. Stüdyo turları sayesinde, yaz başlangıcında ve sonbaharda bazı sanatçılar ziyaretçilere atölyelerini açmakta, bu üretim süreçlerinde ziyaretçilerin bilgi edinmelerini ve ziyaretçilerin bu sürece tanık olmasını sağlamaktadırlar. Yerel olarak üretilen oyunların sergilendiği bir tiyatro oluşumu ve gün boyu şarap tadımının yapıldığı tat odaları mevcuttur. Hafta sonları müzik aktiviteleri olmaktadır. Folk ve caz müzik eşliğinde piknik etkinleri düzenlenmektedir. Sebastopol Sanat Merkezi’nde çeşitli sergiler yapılmakta ve sanatla ilgili dersler verilmektedir. Ayrıca, merkez yıllık uluslararası belgesel festivaline de sponsorluk yapmaktadır.
Katoomba, Blue Mountains – Avustralya
Katoomba, Avustralya’daki New South Wales bölgesinin güney yakasındaki şehirlerinden biridir. Katoomba Avustralya ana tren hattının üzerinde ve büyük bir anayol bağlantısı olan Büyük Batı Otoyolu’na 110 km uzaklıktadır. Katoomba Blue Mountains’a adını veren Mavi Dağlar, gösterişli manzaraları ve kapsamlı dağ sporları ile bilinmektedir. 2011 verilerine göre 8 bin civarında nüfusu olan kentin geçim kaynağı genelde turizm üzerinedir. Ilık yazları ve soğuk kışları olan kentte okyanus iklimi hakimdir. 2007 yılında sakin şehir olan kentin UNESCO dünya mirası listesine girmesindeki en büyük etken sahip olduğu doğal zenginlik ile Milli Park ve Okaliptüs ağaçlarının yoğunluğudur. Çoğu ormanlık alan olan 10.300 km² lik bir alanı kapsayan bölgedeki kent 26 kasabadan oluşmaktadır.

Fotoğraf: Katoomba doğası


1878’de Katoomba adını almasıyla bilinmeye başlanan kent önemli bir madencilik merkezidir. Sidney halkı da böylece bu coğrafyanın sağlıklı ormanlık alanlarını tanımaya ve bu bölgenin rekreasyon potansiyelini keşfetmeye başlamıştır. 1882 yılında Great Western Hotel’in inşa edilmesiyle, Katoomba yavaş yavaş bilindik bir tatil merkezi haline gelmiştir. Katoomba’da madencilik 20. yüzyılın başlarında dursa da kent, turizm potansiyeli ve Mavi Dağlar’ının (Blue Mountains) da varlığı ile gelişmeye devam etmiştir.

Bölgedeki bazı projeler aşağıdaki gibidir;

Bahçeli Mutfaklar: Bu proje Mavi Dağlar’daki her evin kendi bahçesine sahip olması ve mutfakta kullanılan sebzelerin kendi bahçelerinde yetişiyor olmasını sağlamak için oluşturulmuş projedir. Böylece gıda üretiminde ve nakliyesinde ortaya çıkan karbon emisyonu da azalacak, bölgesel iklim değişikliğinin azalmasına katkı sağlanacaktır.
Sokak peyzajı: Ana Katoomba caddesinde ve ana alışveriş aksında sponsor sağlanarak oluşturulmuş sokak peyzajı projesi mevcuttur. Petunya, menekşe ve yaprak dökmeyen çalı bitkileri tercih edilerek bir sokak düzenlemesi yapılmıştır. Saksı olarak meşe ağacı kullanılmıştır.
Kelebek yürüyüşü: Katoomba haber ajansının duvarı, bölgede var olan 4.000 kelebek çeşidini simgeleyen kelebek resimleri ile düzenlenmiştir. Zamanla daha çok resmin yer alacağı ve sanatçının buluşacağı yer olması umulmaktadır.
Sanat ve tarihi miras yürüyüşü: Katoomba’yı anlatan kitapçık ve broşür ile ziyaretçiler, tarih ve sanatla ilgili etkinliklere katılabilmektedirler.
Yerel ürünler: Yerel geniş bir yelpazede yetiştirilen organik ve kimyasal içermeyen gıdaların üretimi mevcuttur. Birçok esnaf organik ürünlerini, iç ve dış pazarda sunmaktadır. Restoranların da uluslararası menüleri ve geniş bir yelpazede gıda stilleri mevcuttur. Yerel şarap ve bira üreticileri kendi yerel ürünlerini geliştirmişlerdir. Pastaneler kendi yerel üretimlerini, çiftçiler de organik sığır ve kuzu eti üretimi yapmaktadırlar.
Eko-ev turları: Sürdürülebilir evler incelenmek için yılda 2 kez kamuya açılmaktadır. Moda turları: Geri dönüşümlü giysileri üreten yerel modacıların gönüllü yaptığı bir projedir. Yerel olarak üretilen giysiler rehberli turlarda kafe ve restoranlarda satışa sunulmaktadır.
Üretici turları: Tatma, gıda ve tatlı üretimi yaparak mevcut yetiştiricileri, üreticileri içeren ve üreticilerin büyümesini hedefleyen bisiklet turu projesidir. Yavaş Yemek Mavi Dağlar Convivium’u, 2006 yılından bu yana gelişme kaydetmiştir. 40 üyesi ile yıl boyunca yapılan etkinliklerde her ay mevsimsel yemek, şarap ve peynir günleri düzenlenmektedir. Atölye çalışmaları ve uygulamalı etkinlikler ile gerçek gıda ve üretken(meyve veren) ağaçlar konulu çalışmalar yapılmaktadır.
Labastide-d’Armagnac – Fransa
Labastide-d’Armaniac, Fransa’nın güneybatı kısmında ormanlarla çevrili kırsal bölgesindeki komünlerinden biridir. Şehir, 700 nüfuslu ve yaklaşık 32 km² lik bir yüzölçümüne sahiptir. Şehir 13. yy’da 6. Bernard tarafından kurulmuştur. İngiltere kralı onuruna kurulan ve daha sonra Fransa’ya katılan kentin ortaçağ mimari kimliği tamamen korunmuştur. Genelde emeklilik yaşına yakın insanların yaşadığı şehre, son zamanlarda orta yaşlı çalışan aileler de katılmaya başlamıştır. Şehir, Armaniac ismini, bölgede bulunan ve aynı isimdeki şarap yapılan üzüm bağlarının bulunduğu bölgeden almaktadır.
Fotoğraf: Labastide-d’Armaniac evleri

Labastide-d’Armagnac şehrindeki Prada Chateau Kilisesi, Géou Şapeli gibi tarihi yapılar, ulusal miras yönetmelikleri uyarınca korunmaktadır. Géou Şapeli, 4. yy’daki bir gallo-roman yerleşiminin kalıntıları üzerine 9.yy‘da inşa edilmiştir ve kente 2 km uzaklıktadır. Bu yüzden kentteki en önemli tarihi yapılardan birisidir. İçinde eski bisiklet şampiyonlarının ve yerel bağışçıların desteğiyle oluşturulmuş eski bisikletlerin, üniformaların, dokümanların sergilendiği küçük bir bisiklet müzesi bulunmaktadır. Armaniac üzüm bağlarının bulunduğu bölgede, nesilden nesile aktarılan ve 700 yıllık geçmişe sahip yöntemlerin hala kullanıldığı ‘brendi’(damıtılmış şaraptan elde edilen yüksek alkollü içecek) üretimi mevcuttur. Ayrıca kent birçok yerel ve organik ürün kullanılarak yapılan yemekleri ile zengin bir gastronomi listesine sahiptir. Bu durum, Slow Food kriterleri ile ilgili olarak güçlü bir adaylığın da göstergesidir. Labastide-d’Armaniac kentinde Green Lane adlı eski bir tren yolu hattı mevcuttur. Bu tren yolu hattının 1960’lı yıllarda işlevi değiştirilerek sadece yayaların ve bisikletlilerin kullanabildiği bir eko-turistik hat haline getirilmiştir. Bu yol ziyaretçilere 30 km lik güvenli bir yürüme ve bisiklet sürme imkanı sağlamaktadır. Böyle durumlar şu an mevcut büyük metropollerde de yapılması mümkün olan ve doğru müdahalelerle iyi işleyen bir yöntem olabilir. Mesela Newyork’ta eskiden şehir üzerinden giden ve tren yolu olarak kullanılan banliyö hattı (Newyork High Line) şu an kullanılmadığı için yayaların kullandığı yürüyüş yolları haline getirilmiştir . Bu kavram ‘Rail trail’ olarak geçmektedir. Rail trail, (rail=trenyolu, trail=iz) eskiden tren yolu hattı olarak kullanılan yolların çok fonksiyonlu hatlara çevrilerek yeni işlevlerin kazandırılması yöntemidir.
Kentte, yaz sezonu boyunca el sanatları ve antika, mutfak yarışmaları, resim yarışması, sergiler, konserler ve tiyatro gösterileri gibi birçok sosyal etkinlik organize edilmektedir. Yerel üreticilerin katıldığı festivallerde üzüm hasadı evreleri gerçek zamanlı çalışan bir düzenekle canlı olarak sergilenmektedir. Tarihi, mimari ve gastronomik zenginliği ile kent, özgünlüğünü, misafirperverliğini ve sadeliğini yitirmemiştir.
Alphen – Chaam – Hollanda
Alphen, Chaam ve Galder güney Hollanda’daki 3 küçük yerleşim yeridir. Fakat belediyenin adı bunlardan en büyük ikisini kapsayan Alphen-Chaam şeklindedir. Galder köy olarak geçmektedir. 2014 verilerine göre Alphen-Chaam bölgesinin Galder ile birlikte nüfusu 10 bin civarındadır ve yaklaşık 94 km² lik bir yüzölçümüne sahiptir. Alphen-Chaam bölgesi yoğun Hollanda kent merkezine göre oldukça az nüfuslu ve sakin bir yerleşim yeridir. Sakin şehir üyeliğine 2010 yılında kabul edilmiştir. 10 binden az nüfusu ve yüzölçümü ile doğal güzelliklerini korumuş bir bölgedir. Etkileyici ve kapsamlı kırsal alanları, ormanları ve fundalıkları ile korunmuş bir doğal güzelliğe sahiptir. Doğası; zirai, ticari ve eğlence sektörlerinde önemli bir rol oynadığı için belediyenin karakterini de tanımlamaktadır. Alphen-Chaam turistler için oldukça cazip bir bölge haline gelmiştir. Kentin akarsu ve doğal rekreasyon alanları, Alphen Tepeleri ve gölleri ile Strijbeek içindeki fundalık ve Chaam Ormanı bunlardan bazılarıdır. Koruma altında olan Chaam ve Ulvenhout arasındaki bu bölge doğal havuzların, çalılıkların ve bataklıkların olduğu bir doğal yaşam alanıdır. Bir tepe üzerinde bulunan gözlem noktası, civarda yaşayan hiçbir kuş türüne zarar vermeden bölgeye erişime ve bölgede inceleme yapabilmeye olanak sağlamaktadır. Alphen Chaam’ın batısında bulunan Anneville, Luchtenburg ve Hondsdonk kültürel, tarihsel ve doğal değerlere sahip yerleşim yerleridir.
Alphen-Chaam bölgesi kendi içinde birçok gezi olanağı sunmasının yanı sıra, Breda, Tilburg gibi yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle geziler için de bir merkez üssühalindedir. Efteling Eğlence Parkı ve Beekse Bergen Safari Parkı da kent merkezine yakın olan ziyaret noktalarındandır. Alphen Chaam ulusal ekolojik ağa, Bleeke, Strijbeek doğal rezervleri ve Chaam doğa geliştirme projeleri ile katkıda bulunmaktadır. Belediye ve ilçe su idaresi suyu toprakta tutabilmek için bir dizi proje üzerinde çalışmaktadır(dere yataklarının yeniden yönlendirilmesi gibi). Ayrıca bazı kalkınma programları mevcuttur. Entegre Köy Kalkınma Programı (iDOP), Galder ve Strijbeek gibi küçük kırsal merkezlerin yaşam kalitesini korumak için kullanılan bir kalkınma programıdıR. Buradaki yerel özellikler tarım için oldukça uygundur. Eğimi farklılık gösteren arazi, çiftçilik için elverişli bir alan haline gelmektedir. Zengin bir kültürden gelen bölgede yerleşik bir fikir olan “zengin insanların olduğu yer” kavramı “halk için gelişmiş şehir” kavramına dönüşmüştür. Bölge, gerçek kalkınmanın arazi değeri değil, eylemlilik olduğunu, uygulamaya geçirerek pratikte de
kanıtlamıştır. Alphen-Chaam telaşlı kent çevresi ortasında bir yeşil vaha olarak anılmaktadır. Bu durum, bozulmamış yeşil manzara, temiz su ve hava, gürültü kirliliği önlemleri, toprak ve ışık kirliliğinin engellenmesi, işletmelerin yeşili önemseyen sürdürülebilir davranışı ve yerel halkın tutumu ile güçlenmiştir. Temiz yağmur suyu toplanarak ve sürdürülebilir teknikler kullanılarak taşınmakta ve dağıtılmaktadır. Bahçe atıkları yenilenebilir enerji üretmek için toplanarak biyokütle enerji santraline taşınmaktadır. Alphen-Chaam çevre ve doğa politikasında sivil toplum kuruluşları ile yoğun işbirliği içindedir.
Belediyenin iki adet yavaş yemek ürünü mevcuttur. Bunlar Chaam Hen ve Kempen Moorland koyunlarıdır. Yavaş yemek vakfının girişimleriyle doğada tükenmek üzere olan koyun türünde artış gözlemlenmiştir. Fundalık rezervlerinde ve doğal mera yönetiminde kullanılan bu türler sayesinde biyo-çeşitliliğe katkı sağlanmaktadır. Alphen-Chaam kamp alanları, tatil çiftlikleri ve bungalov parklarının yanı sıra göl ve çevresindeki rekreasyon alanları ile de turistlere hizmet vermektedir. Ayrıca kullanıcılar için geniş ormanlık alanları, bisiklet güzergahları ve piknik alanları da mevcuttur. Alphen-Chaam gibi düşünen belediyeler, ulusal ve uluslararası ağ ile deneyim ve bilgi alışverişi yapmakta, böylece; sakinlerinin yaşam kalitesini iyileştirmeyi amaçlamaktadır.
Sakin şehir ağına katılmanın bu bölgeye kattıkları aşağıdaki gibidir.
– Alphen-Chaam bölgesinin benzersiz kimliğini, bölgesel, ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak.
– Uluslararası sözleşme ile enerji kullanımında % 20 azalma, yenilenebilir enerji kullanımında % 20’lik bir artış ve yeşil konut sayesinde gaz emisyonunda % 20 lik bir azalma sağlamayı hedeflemek.
– Uluslararası Sakin Şehir Birliği aracılığıyla Avrupa desteği almak.
– Sakin şehir felsefesini ve ilkelerini destekleyen girişimciler ve dernekler ile işbirliği içinde bulunmak.
Hartberg- Avusturya
Hartberg, Almanya’nın güneydoğusunda ve Styria bölgesinde bulunan bir şehirdir. 2014 verilerine göre nüfusu 7 bin civarındadır ve yaklaşık 22 km²’lik bir yüzölçümüne sahiptir. Tarihi M.Ö. 3. yy’ a kadar dayanan Styria, şehirdeki en önemli tarih öncesi yerleşim yerlerinden biridir. Şehrin en eski kalıntılarından olan masif duvar 1500 metre uzunluğunda olmasına rağmen sadece 7-8 metre yüksekliğinde Schölbinger Kulesi ve Reck Kulesi olmak üzere 2 tane kulesi kalmıştır. Şehir, Graz ve Viyana arasında ve Macaristan sınırındadır.

Fotoğraf: Schölbinger Kulesi


Kökleri 2500 yıl öncesine dayanan ve ortaçağda aristokrasinin cazip buluşma noktalarından biri olan Hartberg, tarih ve kültürle iç içe bir yaşam sergilemektedir. Korunmuş ortaçağ mimarisi, Romanesk ve Barok yapılar içermektedir. Görkemli freskleriyle Charnel evi ve Steinpeiß evi bunlardan bazılarıdır. 1834 yılında belediye binalarından biri, erken tarih ve Roma dönemine ait belgesel gösterimi yapan bir müzeye dönüştürülmüştür. Şehirdeki katı koruma kanunları birçok tarihi eserin günümüze kadar ayakta kalmasını sağlamıştır. Ringkogel tepesi üzerinde yeralan Ringwarte Gözlem Kulesi, 1906 yılında inşa edilmiş olup 100. yıldönümünde tamamen yenilenmiş ve yeni bir sığınak eklenmiştir. Doğanın ve mimari kültürel mirasın iç içe oluşu Hartberg’e özgü bir durumdur. Doğal çevre ve yaşam alanları, bitki ve hayvan türlerinin korunması için çok önemli olsa da, doğal habitatların konut bölgelerine yakınlığı şehir için özel bir durum oluşturmuştur. Hartberg doğasının bu belirgin özellikleri, 11 Haziran 2005 tarihi itibariyle Avrupa rezervleri arasına girmesini sağlamıştır.
Hartberg’in doğal çevresi şehir için istikrarlı bir iklim faktörü oluşturmaktadır. Bu doğal çevre aynı zamanda şehir ile entegre olmuş, içinde bir çok hayvan ve bitki türünün olduğu yaşamaya değer bir kültürel peyzaj örneğidir. Şehrin bu potansiyeli birçok spor ve sağlık aktivitelerine olanak sağlamakta, şehrin ekolojik ve çevresel sürdürülebilirliğini güçlendirmektedir. Hartberg’de ‘Ekopark’ adında Avrupa’da başka örneği olmayan bir proje mevcuttur. Bu projede iş, araştırma ve eğitim sektörünün simbiyotik bir çalışma durumu söz konusudur. Ekopark projesi Uygulamalı Araştırma Merkezi ile bağımsız ticari işletmelerin birlikte çalıştığı çevresel kaygıları merkez alarak yenilikçi projeler geliştirmeye dayanmaktadır. Ekopark projesi, ekolojik durumlarla yakından alakalı
işletmeler için ideal bir ortam oluşturmaktadır. Genel işlem faaliyetlerinin yanında, ekonomik ve bilimsel fayda durumları da söz konusudur (tüm binaların atık yönetimi gibi).
Hartberg yönetimi, Joanneum Araştırma Birimi ve Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile işbirliği içinde bölgede araştırmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında bilimsel, kültürel ve ekonomik eğitimler, seminerler verilmektedir. Aynı zamanda Ekopark hizmet biriminde büyük ekran teknolojisi hizmeti ile bilimsel filmler, doğa belgeselleri gösterimi yapılmakta, su ve çevre konulu sergiler düzenlenmektedir. Hartberg Ekopark projesi, sürdürülebilir kalkınma anlamında,
– Çevre sorunları ve olası çözümleri hakkında tüketicilere bilgi kazandırabilen yenilikçi yolları araştırması,
– Kapsamlı bir şekilde çevresel konularda kamu bilincini yükseltmesi,
– Çevresel teknikler ve endüstriyel konularda, simbiyotik çalışmalarla uygulamalı araştırmalara teşvik etmesi,
– Bölgenin ekonomik ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasitesi, nedeniyle dikkate değer bir örnektir.
Capuchin Manastırı önünde her Salı ve Cuma yerel üreticiler ürünlerini sergilemektedir. Şehir parkında ise Paskalya pazarı ve bahçe fuarı düzenlenmektedir. Burada dekoratif ürünler, Paskalya süslemeleri, bahçe tasarımı ile ilgili eşyalar satışa sunulmakta, yerel ekonomik düzen desteklenmektedir. Hartberg’in sakin şehir projeleri;
– Şehri kendine has özellikleriyle yeniden kurgulama,
– Yerel ürünlerle ilgili Cittaslow festivali,
– ‘Hartberg gülü’ kültürü,
– Gastronomi ve yavaş yemek eğitimi,
– Fuar ziyaretleri,
– Bisiklet kullanımına ve e-bisiklet satışına teşvik,
– Şehir kültürünü yerel ürünler, el sanatları vb. ile ortaya çıkarma,
– Sakin şehir bölge koordinatörü ile iş birliği, şeklindedir.
Hódmezővásárhely – Macaristan
Hódmezővásárhely, Macaristan’ın güneydoğusunda Büyük Macaristan Ovası’nda yer alan bir şehirdir. 2005 verilerine göre nüfusu 47 bin civarında olan şehrin yüzölçümü yaklaşık 483 km²’dir. Neolitik izlerin olduğu şehirde ayrıca Bakır Çağı, Bronz Çağı, Demir Çağı ve Büyük Göç Dönemi’nden kalıntılar bulunmuştur. Kasabanın kalıcı arkeolojik hazineleri şehrin arkeoloji müzesi olan Tornyai Janos Müzesi’nde sergilenmektedir. Arkeologlar kent sınırları içinde neredeyse altı bin yıllık yerleşim izleri bulmuştur. 15. yy’da bölgede önceden bulunan, balıkçılık, ticaret ve tarımla geçimlerini sağlayan 4 küçük kasaba olan Hód, Vásárhely, Tarján ve Ábrány gelişerek Büyük Ova adlı Pazar haline gelmiş ve şimdiki şehri oluşturmuştur. Turizm açısından bakıldığında Hódmezővásárhely doğal termal su kaynakları ile kentsel açık hava banyosu izlenimi vermekte ve yaz aylarında şehre birçok turistin gelmesini sağlamaktadır. Sakin şehir kavramı ile ilgili yönetimin başarılı çabaları ile vatandaşlar bilgilendirilmiş, Güney Büyük Ova bölgenin en refah yerleşim yeri haline gelmiştir. Korunan doğası ile bölgenin en değerli yerlerinden biri de Körös-Maros Milli Parkı’dır.
Yerel üretim geçmişi de çok eskilere dayanan bölgede çömlekçilik, seramik ve nakışçılık gibi geleneksel el sanatlarının gelişmiş olduğu görülmektedir. Bölgede bulunan kilin kalitesi, çömlekçiliğin gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Şehirde hala yaşayan ve çalışan kil ustaları geleneklerini muhafaza ederken orijinal şekil ve motifler geliştirmişlerdir. Şehirdeki nakış ustaları da ün kazanmıştır. Kürk ve nakış işi, kenevir ve keten kullanılarak yapılmaktadır. Ürünler, doğal bitkisel yöntemlerle boyanmakta, dekoratif motifler ve özel desen teknikleri kullanılmaktadır.
Hódmezővásárhely sakin şehir projeleri ve etkileri aşağıdaki şekildedir:
– Hodmezovasarhely sokak aydınlatması yenileme projesi: LED-sokak lambaları sağlanmış, armatürler yenilenmiştir (armatürlerin sayısı: 6830 adet, yeni armatürler: 6598 adet). Projede toplam enerji tasarrufu: 565.000 kWh /yıl’dır. CO2 emisyonu ve sokak aydınlatmasında enerji tüketimi 2012 yılından itibaren 1/3 oranında azalmıştır. Parlaklık oranı % 50 oranında, görmedeki konfor hissi % 30 oranında artmıştır. Işık şiddeti ortalama % 30-50 artmıştır.
– Németh László İlköğretim Okulu Enerji düzenlemesi: Eski ve kullanılmayan pencere ve kapı camlarının yenilenmesi, bina kabuğunda 10 cm kalınlığında ısı yalıtımı yapılması ve merkezi jeotermal ısıtma sisteminin suyun efektif kullanıldığı akışkan kütle sistemine dönüştürülmesi planlanmaktadır.
– Hodmezovasarhely Erzsébet Hastanesi “A” Bina Blok Enerji düzenlemesi: Binanın tüm pencere ve kapılarının değiştirilmesi, ayrıca ısıtma sisteminin termostatik regülasyon sifon ve akış düzenleyiciler ile donatılması planlanmaktadır.
– Yüksek katlı binaların enerji tasarrufu düzenlemesi: Böylece 693 dairede önemli oranda enerji tasarrufunun sağlanması planlanmaktadır.
San Vincenzo – İtalya
San Vincenzo İtalya’nın özerk bölgelerinden biri olan Toskana’ya bağlı Livorno şehrinin bir yerleşimidir. Livorno’ya 50 km, Floransa’ya 100 km uzaklıkta olan kent, 34 km² lik yüzölçümüne ve 2004 verilerine göre 7 bin civarında nüfusa sahiptir. Kasabaya ulaşım; demiryolu hattı, büyük sahil yolu ve merkeze 70 km uzaklıktaki havaalanı ile sağlanmaktadır. Kentin en eski yapısı olan San Vincenzo Kulesi şehir merkezinde yer almaktadır. Kent, San Vincenzo tepelerindeki ilk yerleşme olan Biserno Kalesi 1304 yılında yıkılınca, bunun sonucu olarak bu çevrede kurularak
gelişmiştir ve 1949 yılında bağımsız bir belediye haline gelmiştir. Ayrıca, İtalya’nın sanat merkezi olan üç şehri Pisa, Floransa ve Siena, kasabadan 70, 140 ve 115 km uzaklıktadır (Url-51).
2006 yılından bu yana San Vincenzo’nun Şekil 4.12’te görülen 11 km’lik sahil şeridi, temiz plajlar ve denizler için uluslararası bir Avrupa standardı olan Mavi Bayrak sertifikasına sahiptir. San Vincenzo, denizle ilişkisi güçlü olan ve gelişen çevreler için, sürdürülebilir taahhütleri geliştirmek ve yaymak amacı taşıyan Avrupa Çevresel Eğitim Vakfı (FEE)’nın üyesidir.
2004 yılında deniz suyu için yapılan testlerin sayısı arttırılmış, ‘temiz kumsal’ kampanyalarına ağırlık verilmiş, köpekler için bir kumsal oluşturulmuş, turizm ve otel işletmecilerine bu konularda eğitimler verilmiş, denizde ve turistik tesislerde güvenliğin arttırılması yönünde çeşitli projeler başlatılmıştır. San Vincenzo ayrıca ISO 14001 ve EMAS sertifikalarına da sahiptir (Url-53).
Posidonia, okyanuslarda bulunan bir yosun türüdür ve Akdeniz’de pek görülen bir tipoloji olmadığı için deniz suyu kalitesine önem veren kent için oldukça önemlidir. Çünkü bu bitki türü çok miktarda oksijen üretmektedir ve deniz suyu için kalite ve temizlik garantisi oluşturmaktadır. Bu durum Avrupa Birliği Direktifi ile korunması gereken çevre kapsamına girmektedir. Suyun şeffaflık görüntüsünü arttıran bu bitki türü aynı zamanda dalga hareketini azaltarak kıyı erozyonu riskini azaltmaktadır. Sahile vuran ölü Posidonia yaprakları, daha sonra San Vincenzo Belediyesi tarafından organik gübre olarak kullanılmaktadır. Bu durum ekolojik döngüye ve sürdürülebilir çevreye olanak sağlamaktadır.
San Vincenzo, turistik tesislere ve genişletilmiş iyi donanımlı bir demirleme limanına sahiptir. Sahilleri 12 km uzunluğunda ince kum ve Akdeniz bitki örtüsü ile kaplıdır. Kent merkezi bütün kamu tesisleri ve önemli bir arkeolojik alan olan Etrüsk bölgesi ile bağlantılıdır. Kent, aynı zamanda pitoresk özellikteki köylere ve tarihi ortaçağ tepelerinden oluşan Suvereto, Campiglia Marittima, Bolgheri, Castagneto Carducci, Volterra, San Gimignano gibi kasabalara yakındır. Başka önemli turist merkezlerinden biri de kentten kolay ulaşımı sağlanan Elba Adası’dır. İtalyanlar’ın önem verdiği ve eski bir maden yerleşimi olan adaya ulaşım San Vincenzo’dan kolayca sağlanabilmektedir. Yönetim spor merkezleri ile işbirliği içinde profesyonel bisiklet, futbol, basketbol, tenis, voleybol ve okçuluk dallarında halka ücretsiz donanım sağlamaktadır. Sağlıklı yaşam ve sosyal sürdürülebilirlik kapsamında kent kalitesini arttıran bu faktör, sakin şehir felsefesine hizmet etmektedir.
Kaynak
Selma Aydoğan, Sürdürülebilir Mimarlıkta Sakin Şehir (Cittaslow) Yaklaşımı
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Selma Aydoğan’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.