Dünden Bugüne, Kapitalizm Ve Moda

Moda, bireyleri çevreye uyacak şekilde biçimlendirir. Toplum tarafından dışlanmamak için, garip görünmemeye çalışan en azından uzaktan da olsa modayı takip eden birey kapitalizmin temelini kendi içinde içselleştirmiş ve bireyselleştirmiş bireydir. Bu bağlamda kapitalizm ve modanın iç içe olduğu temel işlev de gerçekleşmiş olur. Moda kavramı kapitalizmin unsurlarından biridir çünkü moda herkes tarafından bilinen, kabul edilen ve sürekli kendini yenileyen ve yenilecek olan bir kavramdır.
Kapitalizm Nedir?
Kapitalizm, özel mülkiyete dayanan ekonomik bir sistemdi. Bu sistemde ekonomik eylemlerin çok büyük bir kısmı kar amacı güden, özel bireyler ya da özel kuruluşlar tarafından yürütülür. Ham madde ve ya sermaye gibi üretim araçları büyük kuruluşlar ya da bireyler tarafından sahiplenilir. Kapitalizmde ekonominin bir kısmı kamuya ait olabilir. Hükümet bazı düzenlemeleri özel sektör üzerinde uygulayabilir. Bu gibi durumlarda, bireylerin ve kurumların normal şartlarda gerçekleştirmeyecekleri uygulamalar zorunlu tutulabilir. Kapitalizm altında ekonomik alışverişler kar elde etmek isteyen özel bireyler veya firmalar arasında olur. Kapitalizm sadece temel ya da gerçek ihtiyaçların karşılanmasına yönelik tüketim mallarını değil, oldukça farklı türdeki ihtiyaçların giderilmesine yönelik malları da sunmaktadır. Genele baktığımızda, tarihi açıdan düşünüldüğünde giderek artan üretkenliğin belirgin bir sonucu olarak arzular isteklere, istekler de ihtiyaçlara dönüşmüş ve mallar farklı kullanımlara sahip ve açık hale gelmiştir. Aynı zamanda, lüks ve gerekli olarak kabul edilen standart ihtiyaçlara dönüşmüştür.
Sosyal etkileri, sosyal baskıları ya da toplumun bireyi yoğurduğu sosyalleşme süreçlerini kapsamalarından ötürü ihtiyaçlar toplumsal bir nitelik taşırlar. Daha geniş bir anlamda; ihtiyaçlar, belli bir tarzda yaşamı sürdürmeyi ve diğerleriyle belirli çerçevede etkileşime girmeyi, belirli eylemleri gerçekleştirmeyi ya da belirli amaçlara ulaşmayı içermektedir. Ekonomik faaliyet zincirinin son halkası sayılan tüketimle ilişkili olarak ortaya çıkan tüketim kültürü, Zygmunt Bauman’ın deyimiyle “tüketicinin herhangi bir başka toplumdaki tüketiciden farklı bir birey olduğu” tüketim toplumunda ortaya çıkar ve kapitalist sistemin bir parçası olarak yaşamaya devam eder. Bu kültür, sürekli olarak bireyin denetimi dışındaki güçler tarafından belirlenen bir ihtiyaçlar silsilesi yaratan ve herkesin tüketici olmasını gerektiren özel bir özgürlüğü zorunlu kılan bir kültürdür. Aynı zamanda bütün deneyim, mal ve hizmetlerin ticarileştirilmesi sürecini kapsayan bu kültür, ilke olarak mal ve hizmet üretiminin en yoğun olduğu, ama aynı zamanda üyelerinin en başta, üretici değil de “tüketici rolünü oynama görevinin emrettiği şekilde biçimlendirildiği” toplumlarla özdeşleşir. Böyle toplumlarda bireylere dayatılan norm da, “bu rolü oynama kabiliyeti ve istekliliğidir.”
Bu çerçevede tüketim kültürünün temel bir özelliği de ortaya çıkıyor: Daha fazla tüketim malının talep edilmesi anlamında ihtiyaçlar ilke olarak sınırsız olmalıdır. Pek çok kültürde, ama özellikle geleneksel toplumların kültürlerinde, ihtiyaçların sınırsız ya da doyurulamaz olma olasılığı bile sosyal bir rahatsızlığa işaret ederken, tüketim kültüründe bireylerin sonsuz ihtiyaçlara sahip olabileceği ilkesi, bu kültür içinde yaşayanlar için olağan kabul edilir. Cengiz Yanıklar, bu durumu şu sözleriyle açıklamıştır:
“Sanayi Devrimi sonrasındaki gelişmelerle birlikte, öncelikle İngiltere’de, sonrasında ise diğer batı ülkelerinde üretimin kitlesel bir düzeye erişmeye başlamasıyla birlikte, üretilen malların satılabilmesi açısından ihtiyaçların farklılaştırılması ve yeni ihtiyaçların yaratılması, temel bir ilke ve amaç olarak ortaya çıkmıştır.”
Kapitalizm ve Moda
Devrim’den önceki dönemlerde toplumlarda sınıf farklılığı vardı ve bu sınıfların farklı giyim tarzları olmak zorundaydı. O dönemde, üretim sınırlı olduğu için ihtiyaç harici üretim yapılmıyordu. Ayrıca, askerlerin, yönetimdeki insanların, din adamlarının ve sosyal sınıfların kendi içlerinde giyim modaları vardı. Ve bu moda belli kurallar çerçevesi içindeydi. Kapitalizmin varoluşuyla beraber moda kavramı tamamen değişmiştir. Kapitalizmin geniş üretim yelpazesi; yeniliklere açık ve serbest moda kavramını da beraberinde getirdi. Her gelen yenilik moda kavramını da değiştiriyordu.
Zenginleşen moda, modacı kavramını da meydana getirdi. XIX. Yüzyıl’daki en büyük gelişmelerden biri de orta ve üst sınıflara kıyafetler tasarlayan modacıların ortaya çıkmasıdır. Daha önceki dönemlerde; üst sınıftaki burjuvalara ya da aristokrat kesime tek tek kıyafetler özel olarak dikiliyordu. Modacı kavramı o zamanlar olmadığı için bu terziler toplum tarafından tanınmıyordu. O dönemde moda kavramını oluşturan saray mensupları, aristokrat kesimin aileleridir. XIX. Yüzyıldan önceki yüzyıllarda farklı ve şaşalı giyim tarzı sınıfsal ayrıcalığın işaretiydi. XIX. yüzyılda kentlere yoğun göç olmuştur. Bireyler bu göçlerin etkisiyle farklılık yaratmak istemişlerdir ve farklı moda stilleri ortaya çıkmıştır. Bu değişimler mevsimlik olduğu gibi, kentlerde kasabalarda ya da gündüz ve gece farklı tarzlarda kıyafetler giymeye başlamışlardır.
Moda; Fransız İhtilalı’nda aristokratların alt sınıflarla kendileri arasında ayrıştırma aracı olarak kullanılmıştır. Sanayi Devriminde, kapitalistler modayı tüketimi hızlandırma ve artırma aracı olarak görürken, toplumları da tek tipleştirmeyi hedeflemişlerdi. Bunun sebebi; seri üretimi hızlandırmaktı.

“Moda, bir toplumun kimliğini vurgulamakla birlikte kişinin bireyselliğini de yansıtan bir kavramdır”.

Konunun güncel isimlerinden Nil Ertürk endüstriyel modayı şu şekilde ifade etmiştir:
”Endüstriyel moda hem benzer ürünleri farklı ülkelerdeki benzer toplumsal gruplara satan üreticiler, hem de faaliyetleri belirli bir ülke ya da kıtayla sınırlı kalan küçük firmalar tarafından ortaya atılmıştır. Endüstriyel moda öncelikle reklamlar aracılığıyla değer yaratması ve kendini tüketiciye cazip kılması açısından bir medya kültürü biçimidir.”
Tüketim kültürünün hakim olduğu kapitalist bir toplumdaki temel amaçlardan biri; üretilen malların elden çıkarılabilmesi amacıyla kişilerin daha fazla istemelerini sağlamaktır. Bu bağlamda, ihtiyaçların yaratılması, çeşitlendirilmesi ve yönlendirilmesi gerekmektedir. Bu doğal süreçte; tüketim kültürünün egemen olduğu bir toplumda, yeni ürünlerin ortaya çıkmasıyla beraber sahip olunan ürünlerin artık modası geçmişti. Doğal olarak kişiler yenilere yönelirler ve bu daha fazlası olarak bir döngü haline gelir. Sonuç olarak; bu döngü var oldukça kapitalist sistemde moda olgusu da var olmaya ve gelişmeye devam edecektir.
Kapitalizm’de Modanın Amacı
Günümüzde her sosyal grubun bir giyim tarzı vardır ve bu kişilerin yaşam standartları, kişisel zevkleri ve sosyal düzeyleriyle birlikte şekillenir. Modayı yakinen takip eden bir kişi, kendini diğer insanlardan ayırmış olur ve sıradanlıktan sıyrıldığını düşünür. Moda, bu farklılaştırmayı geçmişte haute couture (kişiye özel dikilen) ile yapmış daha sonraki yıllarda bu lüks markaların yüksek fiyatlarıyla devam etmiştir. Standart düzeyde bir insan bu yüksek fiyatlı lüks giysileri alamayacağı için otomatik olarak üst sınıf düzeye çıkamaz. Günümüzde bu farklılık markalarla sağlanır. Çoğu marka ürünlerine kalitesine göre değil toplumun hedef kitlelerine göre fiyatlandırma yapmaktadır. Buradaki yüksek fiyatın amacı ulaşılması zor olmasıdır böylece lüks ve sınıf kavramı pekiştirilmiş olur. Ekonomik açıdan sınıfların ayrılması kapitalist düşünce sisteminde tüketimi arttırır.
Giyim sanayicileri ve modacılar işbirliği içinde olmak durumundadırlar çünkü üretimin kalıcı olması için sürdürülen bir tüketim olması gerekir. Bu yüzden modacılar yeni tasarımlar yaratıp tüketime katkıda bulunurlar. Kıyafetleri sadece eskidiği zaman değiştirseydik, tüketim olmazdı bu yüzden yeni bir sezon demek diğer sezonun demode olması anlamına gelir. Her geçen yıl modanın hızlı gelişmesi ve artması da bu durumla yakından ilgilidir. Bu yüzden tekstil sanayicilerinin her geçen gün yeniyi keşfeden ve keşfedebilen modacılara ihtiyacı vardır. Modacıların her sezon yeni bir farklılık yaratmasının sebebi bir öncekiyle ayrıştırılabilir olmasıdır. Tüketimin sürekliliği için modanın sürekli değişmesi esas kuraldır. Sürekli değişim seri üretimi bu da seri tüketimi getirir. Bu tüketim kavramı da ancak moda ile sağlanır.
Bu bağlamda, modacılar ve tekstil sanayicilerinin en çok ihtiyaç duyduğu kişiler gençlerdir çünkü gençler tarafından ilgi duyulan yenilikler modayı geliştirir, ilerletir ve böylece tüketim hız kazanmış olur. Gençler her zaman yeniliğe ve değişikliğe açıktır. Sonuç olarak; giderek artan üretime paralel olarak tüketimin de arttırılması gerekmektedir. Bu nedenle yeni ihtiyaçların yaratılması gerekmektedir bu nedenle moda yenilenmeli, kendini tekrar etmeden sürekli geliştirmelidir. Böylece kapitalizmin gerektirdiği gibi sürekli bir tüketim olacaktır.

Sanayi Devrimi ve Moda
Sanayi Devrimi ve Fransız İhtilalı’na kadar moda sadece burjuva ve saray sınıfı içindi ve İngiltere’de 1760’larda başladığı kabul edilen Sanayi Devrimi XVIII. yüzyılın sonlarına doğru doruk noktasına ulaşmıştır. Sanayi Devrimi olarak bilinen bu dönem; metal üretiminde, tarımda, ulaşımda ve tekstil alanında; ayrıca İngiltere’nin sosyal, politik ve ekonomik yapısında önemli gelişmelerin ve değişiklerin meydana geldiği bir dönemdir. Bu değişimler 1760-1850 yılları arasında doksan yıl içinde aşamalar halinde meydana gelmiştir. Makineleşmeden önce tekstil sanayisi verimsiz, karışık ve düzensizdi ve bu durum bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyordu. Tekstil alanında, buhar gücüyle çalışan iplik makineleri ve dokuma tezgâhları gibi icat edilen yeni makinelerle 1815 yılından sonra el tezgâhları yerini bu yeni ve dönemin son teknoloji makinelere bıraktı.

“Çeşitlilik adına tek boyutluluğu sunan modanın ortaya çıkışı, XIV. Yüzyıl Burgonya saray yaşamına dayandırılsa da Fransız İhtilalı ve Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesi olarak kabul edilebilir. Burjuva sınıfının hem saraydan hem de halktan farklı olma arzusuyla tasarımcılığının doğması, Fransız İhtilalı’nın getirdiği özgürlükler ve Sanayi Devrimi’yle başlayan seri üretim modayı tetiklemiştir.”

Fransız İhtilalı’na doğru ulus ekonomisindeki başarısızlık, sınıflar arasındaki gittikçe artan uyuşmazlık, halkın ayrıcalıklı kesime duyduğu öfke ve memnuniyetsizlik artmış, aristokrasi ve zengin sınıfa karşı olan devrimciler alt sınıf kesimin giyimini kendilerine uyarlamışlardır. “Sans-culotte” tarzıyla devrimciler; ipek çorap ve kısa pantolon yerine uzun pantolon ve salaş ceketler giyerek sadeliğe ve özgürlüğe vurgu yapmak istemişlerdir. Şehirli gençler giyilen bu uzun pantolonlar yaşanılan dönemle ilgili siyasi bir anlam ve önem kazanmıştır. Sanayi Devrimi’nin başlangıcıyla öncelikle Avrupa’da olmak üzere Dünya’da birçok gelişme olmuştur. Bu değişimler; iş hayatından, sanata, edebiyata, sosyal ilişkilere ve şehirlerin planlamasına ve mimarlığa ve modaya kadar birçok alanda kendini göstermiştir. Bu devrim, makineleşmeyi getirmiştir, bu yüzden de önemli yerleşim alanlarına ve enerji kaynaklarının olduğu yerlere fabrikalar kurulmuştu. Bununla beraber; nüfus bu bölgelerde çoğalmış ve yoğunlaşmıştı. Kapitalistler ile işçiler arasındaki yeni ilişkilerle beraber şehirler ticaret merkezlerine dönüşmüştü.
Kapitalizm, şehirlerin üretim merkezi haline gelmesiyle işveren ve işçi sınıflarını da oluşturmaktaydı bu da insan ilişkilerinin temel olarak ayrışmasına sebep olmuştu. Kapitalizm’den sonra radyo, telgraf ve telefon gibi kitle iletişim araçlarının ortaya çıkmasıyla, her türlü düşünce ya da değişiklik kişilere aktarılmıştır. Teknoloji hızla ilerleme kaydetmiş ve toplumları kapitalist düzenin gerektirdiklerine uygun bir ortam hazırlamıştı. Bu iletişim ağıyla birlikte toplumlar da birleşmişti. Dolayısıyla; beğeniler ve gelişmeler halklar arası aktarılmış ve tüketime ivme katılmıştı. Kitle iletişim araçlarının artmasıyla tüketim de artmıştı. Dış dünyayla ilişki içinde olmak bireyleri aynı düşünce ortamında birleştirmişti. Bunun da önemli bir etkeni modadır. Giyim kuşam modası büyük kitleler yaratmış bu da toplumlar arasında büyük bir hızla yayılmıştı.
Teknolojinin ilerlemesi modada eşitliği sağlamıştı. Seri üretimin artmasıyla düşünceler şekillenmiş ve giyim artık bireylerin hayat tarzını ifade etmesiyle olmuştu. Bireyler artık sınıflar olarak değil giyim tarzıyla farklarını ortaya koymuşlardı. Bu nedenle giyim tarzı ve moda bir iletişim aracı haline gelmişti. Sanayi devriminin başlangıcıyla büyük kitleleri hedef alan Batı, her topluma ve her millete ayrı üretim yapmayı fazla maliyetli bulduğu için, ortak bir üretim yaparak maliyeti düşürmeyi hedeflemişti. Bu da kapitalizmi esas alıp, tüm milletleri bir birine benzeterek tek tipleştirmeyi hedef almıştı. Bu da seri üretim için geniş Pazar anlamına gelmekteydi. Hazır giyim sanayinin gelişmesi, modern moda sistemi için bir devrim olarak nitelendirilmektedir.  Haşim Özüdoğru, hazır giyimin geçmişini şu sözleriyle ifade etmiştir:
“Dikiş makinesinin geliştirilmesi, savaşlar nedeniyle antropometri biliminin gelişmesi, üretimin sivil atölyelere kayması olguları hazır giyimin gelişmesinde, önemli adımlar atılmasını sağlamış; zanaatsal üretime dayalı ve kişiye özel olarak üretim yapan haute couture sektörü ile hazır giyim sektörü arasında bir rekabet doğmuştu.”
Yararlanılan Kaynaklar
Yağmur Horasan Avcı, Kapitalizm Ve Moda
Nil Ertürk, Moda Kavramı, Moda Kuramları ve Güncel Moda Eğilimi Çalışmaları
Cengiz Yanıklar, Tüketim Kültürü, Kapitalizm ve İnsan İhtiyaçları Arasındaki İlişki Üzerine Bir Tartışma
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Yağmur Horasan Avcı’ya aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: [email protected]

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi [email protected] üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için [email protected] adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.