Trend

İslam Tarihinde Bir Dönüm Noktası: Emevi Devleti Siyasi Tarihi (661-750)

Emevî Devleti, Muâviye b. Ebî Süfyân tarafından Şam merkezli olarak 661 yılında kurulmuştur. 89 yıl süren Emevî iktidarı boyunca on dört halife devletin başına geçmiştir. Bunların ilki Muâviye b. Ebî Süfyân sonuncusu ise Mervân b. Muhammed’dir. Ebû Süfyân’a nisbetle ilk üç halifeye Süfyânîler, sonradan gelen halifelere ise Mervân b. Hakem’e nisbetle Mervânîler denilmektedir. Emevî Devleti’nin iktidar serüveni 41/661 yılından 132/750 yılına kadar sürmüştür.

Muâviye, birlik yılında Hz. Hasan ile yapılan anlaşma neticesinde kendisine biat edilerek İslâm devletinin tek halifesi olmuştur. Ancak diğer halifelerden farklı bir şekilde hilâfet makamına gelmesi nedeniyle eleştirilmiştir. Muâviye, hilâfet makamına gelebilmek maksadıyla Hz. Ali’ye biat etmeyince bu durumu gizlemek adına muhalefetini Hz. Osman’ın katillerini bulup cezalandırmak üzerine kurmuştur. Hilâfet merkezini Şam’a taşıyan Muâviye, Haricîlerle çok şiddetli bir şekilde savaşmış, Hz. Ali taraftarlarını da kontrol altında tutmayı başarmıştır.

Ayrıca karışıklıklardan dolayı durma noktasına gelmiş olan fetihleri de yeninden canlandırmak amacıyla birçok bölgede fetih hareketlerini başlatmıştır. Bu bağlamda Horasan ve Sind, Bizans ve Kuzey Afrika’ya seferler düzenledi. Muâviye’nin hilâfete geçiş şekli ile ilgili eleştirilerin yanı sıra ona yöneltilen en büyük eleştirilerden biri de oğlu Yezîd’i veliaht olarak tayin etmesidir. Muâviye’nin henüz hayattayken Yezîd’i veliaht olarak tayin edip onun için halktan biat alması fikrinin Muğîre b. Şu’be’ye ait olduğu belirtilmektedir. Muâviye, oğlu Yezîd’i veliaht olarak tayin ettikten sonra onun insanların nazarında hilâfet makamına layık olduğunu göstermek ve ona tecrübe kazandırmak amacıyla oğlu Yezîd’e farklı görevler vermiştir. Hac emirliğinin yanı sıra İstanbul’u kuşatmaya giden orduyla birlikte oğlu Yezîd’i de görevlendirmiştir. Bu ordu içerisinde Hz. Peygamber’i hicret
esnasında evinde misafir eden Ebû Eyyûb el-Ensarî de vardı. Ayrıca Yezîd’i Kelb kabilesinden bir kızla evlendirerek büyük bir kabile gücünü de arkasına almıştır. İnsanlardan Yezîd için biat almasının yedi yıl boyunca sürmüş olduğu rivâyet edilmektedir.

Muâviye’nin, hilâfeti sırasında valiliklere emirnâmeler göndererek Hz. Ali ve taraftarlarına Cuma hutbelerinde sebbedilmesini emrettiği aktarılır.

Kûfe’de bu duruma fazla dayanamayan takva sahibi Hucr b. Adiyy her zaman tepkisini en sert bir şekilde ortaya koymuştur. O dönemde Kûfe valisi olan Muğîre b. Şu’be, Hucr b. Adiyy ve arkadaşlarına herhangi bir tepki göstermemiştir. Ancak ondan sonra gelen Ziyâd b. Ebîhi, çok sert tedbirlere başvurmuştur. Bu tedbirler neticesinde Hucr b. Adiyy ve arkadaşları tutuklanarak Muâviye’ye gönderilmiş ve Muâviye’nin onayıyla öldürülmüşlerdir.

Muâviye, devlet yönetiminde çoğu zaman sert tedbirlere başvurmamış ancak valilerinin sert tavırlarına da izin vermiştir. Özellikle aldığı sert tedbirlerden dolayı Ziyâd b. Ebîhi’ye verdiği valilik sınırlarını genişletmiştir. Ölmeden evvel oğlu Yezîd’e verdiği nasihatlerinde “senin için üç kişiden korkuyorum. Hüseyin b. Ali, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Zübeyr” diyen Muâviye 60/680 yılında Şam’da vefat etmiş ve yerine oğlu Yezîd halifelik makamına geçmiştir.

Yezîd b. Muâviye’nin dönemindeki en önemli olay hiç şüphesiz Kerbelâ olayıdır. Muâviye’nin ölümü üzerine Müslim b. Âkil, Kûfe’de Hz. Hüseyin adına biat almaya başlamıştı. Kûfe ahalisi de Hz. Hüseyin’e mektup yazarak onun sancağı altında Benû Ümeyye’ye karşı savaşmak adına onu Kûfe’ye davet ettiler. Ancak Hz. Hüseyin, Kûfe halkının, önce babası Hz. Ali’ye sonra da kardeşi Hz. Hasan’a yaptığı ihaneti unutmamış ve bu yüzden Kûfe’ye gitmemişti. Ancak daha sonra Hz. Hüseyin çok sayıda savaşçının hazır olduğunu duyunca Kûfe’ye doğru yola çıkmıştı. Kerbelâ’ya vardığı zaman Yezîd’in Kûfe valisi Ubeydullah b. Ziyâd’ın gönderdiği birlik tarafından şehid edilmiştir. Bu olay, Yezîd’in üzerinde silinmeyecek bir leke olarak kalacaktır. Hz. Hüseyin’in ailesi Şam’a Yezîd’in yanına götürülmüştür. Yezîd’in, Hz. Hüseyin’in ailesine iyi davrandığı hatta Hz. Hüseyin’in şehadetinden
dolayı çok üzüldüğü rivâyet edilir. Kerbelâ faciasından sonra kendisine karşı yükselen muhalif kimseleri yatıştırmak için Medine’den bir heyet davet etmiş onlara bol lütuf ve ihsanlarda bulunmuştur. Ancak bu heyet Yezîd’in yaşantısını yakından görünce Şam’da uzun süre kalamamışlardır.

Yezîd döneminin en önemli ve en üzücü olaylarından biri de Harre Vak’ası’dır.

Abdullah b. Hanzale önderliğinde bir grup Medine’de Yezîd iktidarına başkaldırmıştır. Bu başkaldırma hareketi neticesinde Medine, Yezîd’in emriyle üç gün süreyle yağmalanmış ve bu hareket kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Kaynaklarda farklı sebepleri olduğu ifade edilse de sonuç itibariyle aynı olan bu elim olayda birçok kişi öldürülmüştür. Ayrıca Yezîd döneminde Mekke kuşatma altına alınmış ve bu kuşatma sırasında Kâbe yanmıştı. Kerbelâ Olayı, Harre Vak’ası, Mekke Muhasarası ve Kâbe’nin yanması gibi İslâm âleminde derin yaralar açan bu hadiseler nedeniyle Yezîd, İslâm tarihinde en kötü anılan isimlerden biri olmuştur. 64/683 yılında Yezîd vefat etmiştir. Yezîd’den sonra oğlu Muâviye’ye biat edilmişti. Kısa süren halifeliğinde önemli bir icraatı olmadığı için kendisine Ebû Leyla lakabı verilmiştir. Mesûdî, onun künyesinin Ebû Yezîd olduğunu söyler. Yezîd’in vefat etmeden önce oğlu Muâviye’yi veliaht olarak tayip edip onun için biat istediği rivâyet edilir. Muâviye b. Yezîd’in yaşı ve hilâfet süresi hakkında farklı farklı rivâyetler mevcuttur.

Hastalandığında Dahhak b. Kays devlet işlerini idare etmiştir. Muâviye b. Yezîd taun hastalığına yakalandığı zaman insanlar onun etrafına toplanıp birini tayin etmesini istemişler fakat o, buna yanaşmamıştır. Mesûdî, Muâviye b. Yezîd’in ölüm sebebi konusunda farklı rivâyetler olduğunu da ifade etmektedir. Muâviye b. Yezîd, babası Yezîd ile aynı yılda yani 64/684 yılında vefat etmiştir. Bundan sonra artık hilâfet Benû Ümeyye’nin Mervânîler koluna geçmiştir.

Muâviye b. Yezîd’in hastalığı sırasında devlet işlerini idare etmekte olan Dahhâk b. Kays, Abdullah b. Zübeyr’e biat etmek üzere yola çıkmıştı.

Mervân b. Hakem de Abdullah b. Zübeyr’e biat etmeyi düşünüyordu. Ancak Mervân yoldayken kendisine ulaşan Ubeydullah b. Ziyâd, Mervân b. Hakem’i vazgeçirerek onun halife olarak biat almasını istedi. Halifeliğin tekrar Hicaz’a gitmesinden duyulan endişe nedeniyle Emevîlerin ileri gelenleri Câbiye denen yerde toplantılar yaptılar. Bu toplantılardan çıkan karar Mervân b. Hakem’in halife olması, Halid b. Yezîd ve bazı kesimler tarafından desteklenen Amr b. Saîd’in veliaht olarak tayin edilmeleriydi. Buna binaen Mervân biat almaya başladı ancak Dahhâk b. Kays Abdullah b. Zübeyr’e biat etmişti. Mervân’ın yanında yer alan Yemenîler ile Abdullah b. Zübeyr’in yanında yer alan Kaysîler arasında çok şiddetli bir savaş olmuştu. Mercirahıt denilen yerde gerçekleşen bu savaşta Kaysîler yenilgiye uğratılmıştı. Yirmi gün boyunca her gün devam eden çok kanlı bir savaş neticesinde müslümanların birbirlerini öldürmeleri nedeniyle bazı kaynaklar bu savaşı İkinci Cemel Vak’ası olarak nitelendirmişlerdir.

Mervân dönemi bu mücadelelerle geçmişti. Mervân b. Hakem veliaht olarak tayin edilmiş olan Halid b. Yezîd ve Amr b. Saîd el-Eşdak’ı veliahtlıktan vazgeçmeye zorlayarak sırasıyla oğulları Abdülmelik ve Abdülazîz’i veliaht olarak tayin etmiştir. Mervân b. Hakem’in birçok kaynakta karısı tarafından boğularak öldürüldüğü rivâyet edilmektedir. Mervân b. Hakem’den sonra hilâfete oğlu Abdülmelik geçmiştir. Abdülmelik b. Mervân dönemi âdeta devletin yeniden kurulması ve dâhili hâkimiyetin yeniden sağlanması dönemi olmuştu. Babası Mervân’dan sadece Suriye ve Mısır idaresini devralan Abdülmelik, Hicaz, Irak ve diğer bölgelerde, Abdullah b. Zübeyr, Muhtar es-Sakafî ve Haricîlerle mücadele etmiştir. Abdülmelik b. Mervân, Abdullah b. Zübeyr’in hacca giden Suriyelilerden zorla biat aldığına dair bir haber almıştı. Bunun üzerine Suriyelilerin Mekke’ye gidişini yasakladığı ve Kudüs’te Kubbetü’s-Sahra’yı inşa ettirdiği rivâyet edilir.

Kûfelilerin Hz. Hüseyin’i Kûfe’ye çağırıp onu yalnız bırakmalarının pişmanlığıyla Tevvâbûn adı verilen bir hareket başlattıkları ve bu harekete Süleyman b. Surâd başkanlık etmiştir.

Tevvâbûn Hareketi ile savaşan Abdülmelik b. Mervân’ın ordusu galip gelmiş, Muhtar es-Sakafî ve Abdullah b. Zübeyr’i de yenilgiye uğratmıştır. Devlet sınırları içerisindeki hâkimiyeti tesis eden Abdülmelik döneminde fetih hareketleri hız kazanmıştır. Kuzey Afrika, Horasan ve Sind cephelerinde fetih hareketleri başarılı bir şekilde sürdürülmüştür. Abdülmelik dönemi sadece askeri ve siyasi başarıların olduğu bir dönem değildir. Nitekim bu dönemde birçok yenilik yapılmıştır. Îmâr faaliyetlerinin bir hayli önemsendiği bu dönemde yollar, köprüler ve sulama kanalları yapılmış, divân defterleri Arapçaya tercüme edilmiştir. Bu dönemin en önemli yeniliği ise altın ve gümüş paraların bastırılması olmuştur.

Kendisinden sonra oğlu Velîd’in halife olmasını isteyen Abdülmelik b. Mervân’ın, kardeşi Abdülazîz’i zehirlediği rivâyet edilir. Abdülazîz b. Mervân’ın ölümüyle oğlu Velîd’in halife olmasının önündeki engel kalkmış ve Abdülmelik’ten sonra başa oğlu Velîd geçmiştir. Abdülmelik b. Mervân’ın dört oğlu halife olduğu için ona “Hükümdarların Babası” denilmiştir. Abdülmelik b. Mervân’dan sonra devletin başına geçen Velîd b. Abdülmelik dönemi, Emevîlerin altın çağı olarak kabul edilmektedir. Îmâr faaliyetlerine çok önem veren Velîd b. Abdülmelik zamanında büyük fetih hareketleri gerçekleşmiştir. Bu dönemde Asya’da Kuteybe b. Müslim, Anadolu’da Mesleme b. Abdülmelik ve Abbas b. Velîd, Kuzey Afrika ve Endülüs’te Musa b. Nusayr ve azadlı kölesi Tarık b. Ziyâd çok önemli fetih hareketlerini gerçekleştirmişlerdir. Musa b. Nusayr ve onun azadlı kölesi Tarık b. Ziyâd, Endülüs’ü fethederek dünya tarihinde iz bırakmışlardır.

Velîd’den sonra halife olan Süleyman b. Abdülmelik, Velîd döneminin komutanlarını ve devlet adamlarını görevden uzaklaştırmıştır.

Söz konusu kimseler kötü muameleye maruz kalmış ve bazıları sefalet içerisinde hayatlarını sürdürmüşlerdir. Süleyman b. Abdülmelik döneminde iç siyasette meydana gelen bu tarz değişikliklerin sebebinin Yezîd b. Mühelleb olduğu rivâyet edilir. Mesleme b. Abdülmelik’i kara ve deniz orduları komutanlığına atayan Süleyman b. Abdülmelik döneminde İstanbul kuşatılmış ancak İslâm ordusu çok zor şartlar altında kalmış ve başarısız olmuştu. Dâbık’ta hastalanıp vefat ettiği rivâyet edilen Süleyman b. Abdülmelik, amcasının oğlu Ömer b. Abdülazîz’i veliaht olarak tayin etmiş fakat kardeşlerinin tepkisinden çekindiği için “Ömer b. Abdülazîz’den sonra Yezîd b. Abdülmelik halife olsun” demiştir.

Ömer b. Abdülazîz, adaleti ile “Beşinci Râşid Halife” veya “İkinci Ömer” olarak bilinmektedir. O, devletin başına geçtiği zaman iç ve dış siyasette çok başarılı bir politika izlemiştir. Devletin zaten çok geniş sınırlara ulaşması, iç siyasette sıkıntılı bazı durumların ileride devlete zarar vereceğini düşünmesi, onun yönünü iç siyasete çevirmesine neden olmuştur. Ömer b. Abdülazîz, uygulamaları neticesinde devlet içerisinde barış ve huzur havası hâkim olmuştur. Halife Ömer, birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalan Mesleme b. Abdülmelik ve ordusunu geri çağırmıştır. Hz. Ali’ye hutbelerden yapılan hakaretlere son vermiş ve bu şekilde
Hz. Ali taraftarlarının da desteğini kazanmıştır. Baskıcı valileri azletmiş yerine halkla diyaloğu iyi olan valiler tayin etmiştir. Ayrıca Yezîd b. Mühelleb’i görevden almıştır. Arap-mevâlî ayrımını ortadan kaldırmaya çalışan Ömer b. Abdülazîz, gayri müslimlerin de haklarını korumaya son derece özen göstermiştir. Ömer b. Abdülazîz’in halife seçimi konusunda tekrar şûra sistemini tesis etmeye çalıştığı için bazı Emevîler tarafından zehirlendiği rivâyet edilir. Ömer b. Abdülazîz’in vefatından sonra Süleyman b. Abdülmelik’in tayin ettiği gibi Yezîd b. Abdülmelik devletin başına geçmiştir.

Yezîd b. Abdülmelik, kendi döneminde devletin iç siyasetindeki sorunlarla ilgilenmiştir.

Bunların en önemlisi, Yezîd b. Mühelleb isyanıdır. Haccac ile aralarındaki sorunlardan dolayı valilik görevinden azledilen Yezîd b. Mühelleb, Velîd b. Abdülmelik döneminde hapsedilmiştir. Velîd’in vefatından kısa bir süre önce hapisten kaçan Yezîd, Süleyman b. Abdülmelik’e sığınmış ve affedilmiştir. Süleyman b. Abdülmelik döneminde Yezîd b. Mühelleb, tekrar valilik görevine getirilmiş ancak Ömer b. Abdülazîz döneminde görevinden azledilmiş ve tekrar
hapsedilmiştir. Ancak yine hapisten kaçmayı başaran Yezîd b. Mühelleb, kendisine birçok taraftar toplamıştır. Fakat taraftarları, Mesleme b. Abdülmelik’in ordusuna yenilmişlerdir. Sonunda da cömertliği ve kahramanlığı ile bilinen Yezîd b. Mühelleb ve ailesi kötü muameleye maruz kalmış ve birçoğu da öldürülmüştür. Yezîd b. Abdülmelik döneminde Ömer b. Hübeyre’nin valilik görevine atanması Kaysî-Yemenî çekişmesini yeniden alevlendirmiştir.

Kuzeyli-Güneyli olarak da bilinen bu çekişme devlet önemli bir sorun haline gelmiştir.

Kuzey-Güney Arapları arasındaki çekişmede Yezîd’in Kuzeylilerden yana tavır alması devleti olumsuz yönde etkilemiştir. Bu dönemde mevâlîler ve haricîler uzun bir müddet devleti meşgul etmiştir. Yezîd b. Abdülmelik, devlet işlerini ihmâl etmesi, kendini oyun ve eğlenceye vermesi, kendisinden önceki halifelerin aksine Emevî devletinde önemli bir yere sahip olan Yemenîler yerine Kaysîlere sempati duyması nedeniyle çok eleştirilmiştir. Yezîd b. Abdülmelik, kardeşi Mesleme b. Abdülmelik’in tavsiyesiyle önce kardeşi Hişâm’ı sonra da oğlu Velîd’i veliaht olarak tayin etmiştir. Emevîlerin, Muâviye ve Abdülmelik’ten sonra üçüncü büyük halifesi olarak kabul edilen Hişâm sağlam ve olgun bir karaktere sahiptir. Yezîd b. Abdülmelik döneminde devleti sarsan Kuzeyli-Güneyli çekişmesinde Hişâm, taraf olmaktan kaçınmıştır. Ancak bu dönemde çeşitli sebeplere bağlı olarak ortaya çıkan isyanlar devleti çok uğraştırmıştır. Ekonomik açıdan devletin parlak bir dönem geçirmesini sağlayan
Hişâm, imar faaliyetlerine de oldukça önem vermiştir. Yaklaşık yirmi yıl süren hilâfeti boyunca bir asker olmamasına rağmen askerî açıdan oldukça önemli başarılar elde etmiş ve devletin sınırlarını genişletmiştir.

Hişâm’dan sonra başa geçen Velîd b. Yezîd Kaysîlere meyletmiştir. Ayrıca Şam’daki birçok kişiye zam yaparak Beytü’l-Mâl’in boşalmasına sebep olmuştur. Çocuk yaştaki iki oğlu için halktan biat alan Velîd’in yaşantısının fısk ve fücurla dolu olduğu belirtilmektedir. Velîd b. Yezîd, Yemenîlerin desteğini alarak isyan eden Yezîd b. Velîd b. Abdülmelik’in önderliğindeki isyancılar tarafından öldürülmüştür. Velîd b. Yezîd’den sonra başa geçen Yezîd b. Velîd b. Abdülmelik olmuştur.

emevi devleti
emevi devleti

Asker maaşlarını azaltması sebebiyle “Nakıs” olarak adlandırılan ve cariyeden doğma ilk halife olan Yezîd, bir hutbesinde insanlara çok güzel vaatlerde bulunmuştur.

Daha sonra Benû Ümeyye’ye de güzel nasihatlerde bulunmuştur. Yaklaşık altı aylık hilâfeti süresince çok güzel uygulamalar ortaya koyan Yezîd b. Velîd’in mide rahatsızlığından öldüğü rivâyet edilir. Yezîd vefat edince yerine kardeşi İbrahim b. Velîd geçmiştir. Ancak ona sadece Yemen asıllı kabileler biat etti. İbrahim’in halifeliğinin meşru olmadığını iddia eden Mervân b. Muhammed Dımaşk’ı muhasara edince İbrahim b. Velîd, Mervân b. Muhammed’e biat edeceğini bildirerek ona biat etti. Azerbaycan ve Ermeniyye bölgesinde büyüyen Mervân, iktidara geldiği zaman Kelb kabilelerinin muhalefetiyle karşılaştı ve iktidarına karşı isyanlar ortaya çıktı. Bu isyanları bastıran Mervân’ın ülkenin bütünlüğünü yeniden sağladığını düşündüğü sırada Abbasî tehlikesiyle karşılaştı. Mervân, Abdullah b. Ali önderliğindeki Abbasîlerin faaliyetlerine son vermek üzere Musul’a hareket etmiş ve burada karşılaştığı Abbasî ordusuna mağlup olmuştur. Abdullah b. Ali, kardeşi Salih’i Mısır’a kaçan Mervân’ın peşinden göndermiş ve Mervân burada yakalanarak öldürülmüştür. Mervân’ın ölümüyle de Emevî Devleti yıkılmıştır.

Emevi Devleti neden yıkıldı?

Emevî Devleti’nin yıkılmasında birçok etken rol oynamıştır. Bu sebepleri kısaca şu şekilde sıralayabiliriz:

1-Abbasî propagandası
2-Mevâlî politikaları
3-Bazı halifelerin yaşam tarzları
4-Haricîler
5-İsyanlar
6-Kabîle çekişmeleri
7-Devletin sınırlarının genişlemesi
8-Veliaht kavgaları

Bu yazımızı da okuyabilirsiniz:

Hayat Ağacı Hakkında Detaylı Bir Araştırma

Döviz Kuru Sistemleri Nelerdir?

Kaynak

Yusuf Şanverdi, Emevi Halifelerinin Günlük Hayatları

*Bu çalışmanın tüm hakları, Yusuf Şanverdi’ye aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: [email protected]

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi [email protected] üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için [email protected] adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.