Etiket arşivi: Bitcoin

Küresel Güçlerin Kripto Paralara Bakışı Ve Değerlendirmeler

Kripto Paraların dünya genelinde yaygınlık kazanması neticesinde kripto paraların alınıp satıldığı özel piyasalar oluşmuştur. Ayrıca, kripto paralar taraflar arasında ödeme aracı olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Zaman içerisinde önemli bir hacme ulaşan kripto para piyasası Devletler, Uluslararası Kuruluşlar ve Merkez Bankalarının da dikkatini çekmiştir. Bununla birlikte, kripto paraların öncüsü olan Bitcoin başta olmak üzere kripto paralara yönelik farklı bakış açıları ve uygulamalar söz konusudur. Aşağıdaki şekilde, Dünya’da kripto para algısına ilişkin
mevcut durum gösterilmektedir. Kendi kripto parasını geliştirmeye çalışan Çin ve bazı Asya ülkeleri dışında kripto varlıklara yönelik ciddi bir yaptırım bulunmamaktadır.

IMF Değerlendirmesi

IMF Başkanı Christine Lagarde, 29 Eylül 2017 tarihinde Bank of England (BoE) Konferansında yaptığı konuşmasında kripto paralara ilişkin önemli açıklamalarda bulunmuştur. Lagarde, Bitcoin başta olmak üzere kripto paraların mevcut sistem için tehlike oluşturmadığını belirtmiştir. Kripto Paraların fazla oynak, fazla riskli ve fazla enerji yoğun olduğu değerlendirmelerinde bulunmuştur. Düzenleyici otoriteler için kripto paraları fazla karmaşık bulan Lagarde, kripto paraların tamamen yok sayılmasının ise akıllıca olmayacağını ifade etmiştir. IMF Başkanı, istikrarlı olmayan paralara sahip olan ülkelerde Dolar gibi başka ülkelerin para birimleri yerine kripto paraların daha çok talep görebileceğini öngörmektedir.
Vatandaşların kripto paraların zaman içerisinde daha istikrarlı bir hale geleceğine yönelik beklentilerinin ise bunun en önemli dayanağı olduğunu değerlendirmektedir. Lagarde, ekonomilerin dönüşümüne bağlı olarak Merkez Bankalarının yapacağı en iyi işin etkin para politikalarına devam etmek ve yeni fikirlere ve taleplere açık olmak olduğunu vurgulamıştır. Nitekim mevcut kripto paraların riskli ve oynak kalması neticesinde, vatandaşların da Merkez Bankalarından ulusal para olarak işlem görecek dijital platformlarının oluşturulmasına yönelik talebin olabileceğini ifade etmiştir (IMF 2017).
Lagarde, CNBC’ye yaptığı konuşmasında, dünya merkez bankalarının ve düzenleyici kuruluşların kripto para meselesini ciddiye alması gerektiğini vurgulamıştır. Lagarde ayrıca, kendilerinin bir kripto para geliştireceklerini
söylememekle birlikte, IMF’nin Özel Çekme Hakları (SDR) kapsamında uluslararası rezerve olarak hizmet edecek ve teknolojik anlamda kripto paralara benzer nitelikte olacak bir para biriminin oluşturulabileceğini ifade etmiştir. Meselenin sınırlar ötesinde olmasından dolayı IMF’nin de süreçte yer alabileceğini belirtmiştir. IMF Başkanı Christine Lagarde, 11 Şubat 2018 tarihinde CNN ile yaptığı röportajında ise, kripto paralara ilişkin düzenlemeleri kaçınılmaz olarak değerlendirmiş ve bunun sadece bir zaman meselesi olduğunu ifade etmiştir. Bunun ise uluslararası düzenleme ve uygun denetim gerektiren bir alan olduğunu belirtmiştir (CNBC 2017, CNN 2018).

Dünya Bankası Değerlendirmesi

Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim ise, kripto para sistemini “Ponzi Düzeni” ile kıyaslamış ve Bitcoin gibi kripto paraların yasallığına yönelik endişe uyandırmıştır. Kim açıklamasında, sistemin çalışma şeklinin hala tam anlamıyla net olmadığını belirtmiş ancak gelişmekte olan ülkelerde paranın daha etkin takip edilmesi ve yolsuzluğun azaltılması açısından da ümit verdiğini ifade etmiştir.

Uluslararası Ödemeler Bankası Değerlendirmesi

Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Başkanı Agustin Carstens yayınladığı makalede, kripto paraların tanım olarak bilinen para türlerinden hiçbirinin kapsamına girmediğini belirtmiştir. Carstens’a göre, istikrarsız oluşlarından dolayı bir ödeme veya değer saklama aracı olarak güvenli değillerdir. Yeni teknolojiler hayatı kolaylaştırma kolaylığına sahip olsalar da, kripto paraların mevcut yapısı bu durum için iyi bir örnek teşkil etmemektedir. Bu yüzden, Merkez Bankaları gerekli görülmesi durumunda müdahale için hazır bulunmak zorundadır. Böylece, finansal sistemde geniş bir alanda hizmet veren kurumsal altyapının destekleyeceği kripto paralar yasal bir şekle bürünecektir. Bu ise Merkez Bankalarının sorumluluk alanına girmektedir. Bu doğrultuda, Merkez Bankaları ve Finansal Otoriteler iki noktaya dikkat etmelidir. Birincisi, kripto paraların reel para birimleriyle olan ilişkinin sorunsuz olması sağlanmalıdır. İkinci nokta ise, her iki para için eşit şartların sağlanmasıdır. Her iki para için de istisnasız aynı risk ve aynı düzenlemeler geçerli olmalıdır.

ABD Politikası

18 Mart 2013 tarihinde, ABD Hazine Bakanlığı Finansal Suçlarla Mücadele Birimi (FinCEN) kripto paraların yönetimi, alım-satımı ve kullanılmasına ilişkin FinCEN düzenlemelerinin uygulanabilirliğine yönelik bir rehber yayınlamıştır. Kripto para kullanıcıları tescil, raporlama ve kayır tutma zorunluluklarından muaf tutulmuştur. Ancak yönetici konumunda bulunan kimseler ilgili düzenlemelere uymak zorundadır. FinCEN kripto paraların ulusal para kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Bununla birlikte, açıklamada çevrilebilir
kripto paralara değinilmiş, bu tip kripto paraların reel para birimleri karşısında bir değeri olduğu ve reel para gibi işlem gördüğü ifade edilmiştir (FinCEN 2013).
ABD Menkul Kıymetler ve Döviz Komisyonu (SEC) Başkanı Jay Clayton, 11 Aralık 2017 tarihinde kripto paralar ve İlk Dijital Para Arzlarına (ICO) ilişkin bir bildiri yayınlamıştır (SEC 2017). Bildiride, kripto para piyasasının hızlı bir şekilde büyüdüğü ve yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde işlem gördüğü ve pek çok ürün ve katılımcısının olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte, kripto paralar hakkında –yasal olup olmadıkları, yatırımcıların korunması amacıyla düzenlemelerin yapılıp yapılmayacağı ve ilk dijital para arzlarının yasal statüsü gibi– pek çok soru işaretinin olduğu vurgulanmıştır.
Bireysel yatırımcılar açısından, geleneksel ABD Menkul Kıymet piyasalarında kripto para yatırımları özelinde bir korumanın olmadığı ve dolandırıcılık ve manipülasyon tehlikesinin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca ICO’lara ilişkin SEC tarafından bir kaydın veya tescilin söz konusu olmadığı da bildiride yer almıştır. Böyle bir ürüne yatırım yapılması düşünüldüğünde ise, ICO yapanlardan ürüne yönelik sorulardan tatmin edici bir geri bildirim alınması gerektiği vurgulanmıştır. Kripto Para piyasalarının ulusal sınırları aşmasından kaynaklı SEC tarafından kötü niyetli aktörlerin etkin olarak takip edilemeyeceği ve yatırımların kurtarılamayacağı konusunda yatırımcılar uyarılmıştır.

Piyasa Aktörleri

Piyasa Aktörleri (MenkulKıymet Avukatları, Muhasebeciler ve Yatırım Danışmanları) açısından ise, SEC tarafından konuyla alakalı yayınlanan araştırma raporunun dikkate alınması gerektiği ifade edilmiştir. Raporun yayınlanmasının ardından bazı piyasa aktörleri önerdikleri ICO’ların menkul kıymet olmadığını, “Hizmet Ürünü”
kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Bununla birlikte, bu tür ürünlerin bir “Hizmet ürünü” olması onun aynı zamanda bir menkul kıymet olarak değerlendirilmesini engellememektedir. Bu ürünler, üçüncü tarafların girişimcilik ve yöneticilik çabalarına bağlı olarak potansiyel bir getiri vaat ettiğinden dolayı ABD kanunları açısından bir menkul kıymetin ayırıcı özelliklerini taşımaktadır.
Bu yüzden, piyasa aktörleri yatırımcıların korunması açısından sorumluluklarının farkında olmak zorundadırlar. Bu sebeple, bir kripto para arz eden veya bir ürünün değerini bir veya birden çok kripto paraya bağlayanlar, bu para birimi veya ürünün bir menkul kıymet olmadığı göstermek veya menkul kıymet kanunu kapsamında tescil ve diğer gereksinimleri yerine getirmek zorundadırlar. Ayrıca, komisyoncular, menkul kıymet tacirleri ve diğer piyasa katılımcıları kripto para işlemlerinin kara-para aklamayı önleme ve müşteri tanıma zorunluluklarına uymak durumundadır.

Jerome Powell

Mevcut FED Başkanı Jerome Powell Kripto Paraların şu anda ekonomi için tehlike oluşturacak bir boyutta olmadığını ancak uzun vadede sorun teşkil edebileceğini belirtmiştir. Powell Bitcoin’e alternatif olarak Merkez Bankasının kontörlü altında bir kripto para fikrine yönelik cevabında ise, bu teknolojiye yönelik teknik meselelerin devam devam ettiğini ve kontrol ve risk yönetiminin kritik olduğunu ifade etmiştir. Bu doğrultuda, Merkez Bankasının arz edeceği kripto paranın kişisel mahremiyet konusu gibi pek çok zorlukla karşılaşacağını ve bu sebeple bu işin özel sektör tarafından yapılmasının daha iyi olacağını vurgulamıştır (BBC 2017, Bloomberg 2017).
Powell’ın selefi olan Janet Yellen ise, Bitcoin’in ödeme sisteminde çok küçük bir payı olduğu açıklamasını yapmış; istikrarlı bir değer saklama aracı olmadığını, ulusal para işlevi göremeyeceğini ve çok fazla spekülatif olduğunu belirtmiştir. Buna paralel olarak Yellen, FED’in Bitcoin’e yönelik doğrudan düzenleyici bir rolünün olmadığının altını çizmiştir. Ancak FED’in kendi denetimi altında olan bankacılık kurumlarının, müşterilerinin kripto para piyasasında yapmış olduğu işlemlerin yönetilmesi ve kara-para aklama faaliyetlerinin olup olmadığının izlenmesi ve bankacılık sırrı sorumlulukların yerine getirilmesi konusunda güvence verdiği ifade etmiştir. Bu aşamada FED’in kendi kripto parasını oluşturmasının söz konusu olmadığını ifade etmiştir (CNBC 2017).

Çin Politikası

Çin, 2017 yılı Eylül ayında ICO vasıtasıyla yasadışı kaynak sağlama faaliyetlerini yasakladığını açıklamıştır. Ancak bu kripto paraların tamamen yasaklanması anlamına gelmemektedir. Kişilerin kripto para bulundurmalarında bir sakınca görülmemiştir. Çin bu düzenlemesiyle, son dönemde çok hızlı bir artış gösteren piyasada oluşacak balonların olası olumsuz etkilerine karşı önlem almıştır. Çin Merkez Bankası (PBoC), Çin Menkul Kıymet Düzenleme Komisyonu (CSRC), Çin Bankacılık Düzenleme Komisyonu (CBRC) ve diğer birimler ortak deklarasyonla ICO’yu tamamlayan kişi ve kuruluşların elde edilen fonların geri iadesine ilişkin gereken çalışmaları yapması gerektiğini ifade etmiştir. Bildiride, gelecekte yapılacak ICO’ların şiddetle cezalandırılacağı da belirtilmiş; finansal ve ticaret platformlarında kripto paraların yasal paralarla olan ticareti de yasaklanmış ve bankalar ICO hizmeti vermekten men edilmiştir (Bloomberg 2017, Reuters 2017).
PBoC Başkanı Zhou Xiaochuan 2018 yılı Mart ayında 13. Ulusal Halk Kongresi basın konferansında yaptığı açıklamada, Bitcoin ve diğer dijital paraları kâğıt para, madeni para ve kredi kartı gibi yasal bir ödeme aracı olarak tanımadıklarını belirtmiştir. Xiaochuan ayrıca, Bitcoin ve Çin Para Birimi Yuan arasında doğrudan değişimin de PBoC tarafından desteklenmediğini ve bankacılık sistemimin bunu kabul etmeyeceğini eklemiştir. Bununla birlikte, kripto paraların kaçınılmaz olduğunu ifade eden PBoC Başkanı Xiaochuan, devlet olarak Bitcoin’in de üzerine inşa edildiği blockchain ve dağıtılmış hesap defteri teknolojilerini (distributed ledger technologies) yakından takip ettiklerini ifade etmiştir. Kripto Para endüstrisinde yer alan kişilerle birlikte PBoC’nin kripto para ve elektronik ödeme konusunda çalışma yürüttüklerini de kaydeden Xiaochuan, projede ilerleme olduğunda testlerin yapılacağını eklemiştir.

PBoC

Ancak hiçbir otoriteye dayanmayan bazı spekülatif uygulamaların hızla yayılması sebebiyle olası olumsuz etkilere karşı tüketicilere uyarıda bulunmuştur. Bu durumun finansal istikrar ve parasal aktarım mekanizması üzerinde de beklenmedik etkileri olabileceğini vurgulamıştır. Kripto Para geliştirilmesi meselesinin öngörü ve dikkat gerektirdiğini söyleyen Xiaochuan, böyle bir paranın güvenlik ve gizliliğin korunmasını da hesaba katacak şekilde kullanım açısından kolay, hızlı ve düşük maliyetli olması gerektiğini açıklamıştır (Reuters 2018, Yahoo 2018, People’s Daily 2018).
Nitekim PBoC, 2018 yılı ajandasında ulusal parayı korumanın en büyük öncelik olduğuna ve bu doğrultuda kripto paralara karşı sıkı önlemlerin devam edeceğine yer vermiştir. PBoC Başkan Yardımcısı Fan Yifei ise, Başkan
Xiaochuan ile benzer şekilde PBoC’nin Çin’in kendi dijital parasını geliştireceğini ve çalışmalar yürüttüğünü vurgulamış ve kripto para piyasasına yönelik tasfiye politikasının devam edeceğini ve Bitcoin haricinde de her tür sanal paranın üzerine gidileceğini ifade etmiştir (8BTC 2018).

Rusya Politikası

Rusya Maliye Bakanlığı 25 Ocak 2018 tarihinde kripto para piyasasına yönelik “Dijital Finansal Varlıklara İlişkin Federal Yasa” başlıklı bir yasa taslağını kamuoyuna sunmuştur. Kanunun amacının hem Rusya’daki dijital finansal varlıkların kullanımını hem de akıllı sözleşmeler altında bu hususa ilişkin hakları ve yükümlülükleri düzenlemek olduğu belirtilmiştir. Yasa taslağı dijital finansal varlıkları şifreleme cihazları kullanılarak elektronik formatta oluşturulan varlıklar olarak tanımlamaktadır. Bu varlıklar kripto paralar ve itibari paralar olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır. Dijital finansal varlıkların dijital işlemler defterine (ledger of digital transactions) kaydedildiği yasa taslağında belirtilmiştir.
Bununla birlikte dijital finansal varlıkların ulusal para olarak tanınmadığı vurgulanmıştır. Yasa taslağında kripto para tanımı detaylandırılmamakla birlikte, katılımcılar tarafından oluşturulan ve dijital işlemler defterine kaydedilen bir dijital varlık türü olduğuna yer verilmiştir. Belli bir ücret karşılığında kripto para oluşturulması ve geçerliliğin onaylanması işlemine madencilik ismi verilmiştir. Bu, ancak bu işi yapan bir katılımcının kripto para ihraç edebileceği anlamına gelmektedir.

İhraç Durumu

İtibari Paralar ise fon sağlamak amacıyla ihraç edilebilmektedir; kripto paralara benzer şekilde deftere kaydedilmek zorundadır. Yasa taslağı sadece bağımsız tüccarları ve tüzel kişileri itibari para ihraç etmeye yetkili kılmıştır. İtibari Para ediniciler için de özel düzenlemeler söz konusudur. Nitelikli yatırımcılar kendi adlarına açılan elektronik cüzdanlar vasıtasıyla itibari para edinebileceklerdir. Diğer kişiler ise, yalnızca özel bir operatörün elektronik cüzdanına Rusya Merkez Bankası tarafından belirtilen özel hesaba havale yaparak itibari para
edinebileceklerdir. Bu kişilerin her bir itibari para ihracında edinebileceği miktar ise 50.000 Ruble ile sınırlandırılmıştır.
Yasa taslağı dijital finansal varlıklarla ilgili işlemlere sadece ticareti organize edecek bir dijital finansal varlık değişim operatörü vasıtasıyla yapılması kaydıyla izin vermektedir. Bu kapsamda, bir dijital finansal varlık bir diğeri ile takas edilebilecek ve dijital finansal varlıklar Ruble, yabancı para ve/veya diğer varlık ve eşyalarla değişime konu olabilecektir. Bu işlemlere yönelik anlaşmalar ise yasa taslağında akıllı anlaşmalar olarak tanımlanmıştır. Akıllı anlaşmalar elektronik formatta olup hak ve sorumlulukların otomatik dijital işlemler vasıtasıyla dağıtılmış hesap defterinde belirli bir sıra ve koşulda yerine getirildiği anlaşmalar olarak ifade edilmiştir.

Venezüela Politikası

Kripto Para bağlamında en büyük gelişmenin yaşandığı ülke Venezuela olmuştur. Venezuela Petro ismini verdikleri kripto parayı yakın dönemde piyasaya sürmüştür. Petro’ya ilişkin yayınlanan resmi raporda Petro, Venezuela Devleti’nin Blockchain platformunda oluşturduğu ve ihraç ettiği ülke petrol varlıklarına dayanan Ulusal Kripto Para Birimi olarak tanımlanmıştır. Bu fikrin yaklaşık on dört yıl Venezuela Devlet Başkanı olarak görev yapan Hugo Chavez dönemine dayandığı belirtilmiştir. Petro’nun bağımsız, şeffaf ve vatandaşların doğrudan katılımına açık bir dijital ekonominin gelişmesinde öncü olması hedeflemektedir.
Petro’nun aynı zamanda Venezuela ve diğer gelişmekte olan ülkelerde kripto varlıkların ve yenilikçiliğin gelişimine hizmet eden bir platform olacağı düşünülmektedir. Bu finansal enstrümanın daha adil ve işbirliğine dayanan bir küresel finansal sistemi destekleyeceği, büyüme, finansal bağımsızlık ve hammadde başta olmak üzere gelişmekte olan ekonomiler arasındaki ticaretin gelişmesine katkı sunacağı ifade edilmiştir.
Petro’nun kripto varlık piyasasında volatiliteyi düşürmesi beklenmektedir. Bilindiği üzere, kripto para piyasasında işlem gören en değerli üç para birimi (Bitcoin, Ethereum ve Ripple) kısa zamanda önemli dalgalanmalar yaşamıştır. Bunlarla karşılaştırıldığında Petro, yatırımcılara daha güvenli, istikrarlı ve temel analize elverişli, büyük hacimdeki işlemler için uygun, değer saklama aracı olarak kullanılabilecek ve daha da önemlisi içsel bir değeri olan yatırım enstrümanı sunmaktadır. Petro ayrıca, teknoloji vasıtasıyla güveni geliştirmeyi ve ekonomik büyümeyi amaçlamaktadır. Petro Blockchain teknolojisi sayesinde doğruluk, şeffaflık, denetlenebilirlik ve iyi yönetişimi garanti etmektedir. Bu doğrultuda, bu kripto varlık daha açık politikalar ve reel ekonomi ile olan sağlam
bağların tesisi ile uluslararası yatırımcılar arasında güven tesis edecektir. Venezuela Ulusal Kripto Para Birimi Petro’ya ilişkin politika dokümanında bu para biriminin sahip olduğu üç nitelikten bahsedilmiştir:

Mübadele (Değiş-Tokuş) Aracı

Petro mal veya hizmet satın almada kullanılabilecek, dijital döviz büroları aracılığıyla kâğıt paraya ve diğer kripto varlık veya paralara çevrilebilecektir.

Dijital Platform

Petro mal ve hammaddelerin (elektronik emtia) dijital gösterim fonksiyonunu görecek ve ulusal ve uluslararası ticarete yönelik diğer dijital enstrümanların türetilmesi görevini yerine getirecektir.

Tasarruf ve Yatırım Aracı

Petro dünya genelinde elektronik döviz bürolarında serbest değişim amacıyla hazır bulunacak ve güvenli ve Venezuela yasalarına uygun biçimde aracısız kambiyo (Atomik Takas) işlevini görecek gerekli niteliklere sahip olacaktır. Venezuela yetkilendirilmiş döviz bürolarında kara-para aklamaya karşı yüksek standartta denetim faaliyeti yürütecek ve müşteri bilgilerini muhafaza edecektir.

Avrupa Birliği Politikası

Avrupa Komisyonu’nun 26 Şubat 2018 tarihinde kripto paralar üzerine düzenlediği yuvarlak masa toplantısının sonucunda Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis önemli açıklamalarda bulunmuştur. Toplantıya önemli otoriteler, endüstri temsilcileri ve uzmanlar katılmış olup kripto paralara yönelik bakış açıları paylaşılmıştır. FinTech Eylem Planı’na ilişkin tartışmaların yaşandığı toplantıda, kripto varlık piyasalarının yatırımcılar, tüketiciler ve aracıların dünya çapında işlem yaptığı küresel bir piyasa olduğu vurgulanmıştır. Tek başına Avrupa’nın küresel kripto para ticaretinde küçük bir paya sahip olduğu belirtilmiş ve G20 ortakları ve uluslararası standart belirleyiciler ile konu üzerinde çalışılmaya ihtiyaç duyulduğu ifade edilmiştir. Toplantıda kripto paralarla ilgili üç başlık ön plana çıkmıştır. Bu hususlar, kripto paraların finansal piyasalara yansımaları, bu paraların kullanımına ilişkin risk ve fırsatlar ve ICO’ların gelişimi olmuştur.

Neticede varılan değerlendirmeler şu şekildedir (Avrupa Komisyonu):

 Blockchain teknolojisi finansal piyasalar açısından gelecek vadetmektedir. Bu sebeple, rekabetçiliği korumak için Avrupa’nın bu yeniliği ele alması zorunludur.
 Kripto Paralar geleneksel anlamda bir para olmadığından bir garantiye sahip değildir ve spekülasyona açıktır. Bu durum tüketici ve yatırımcıları yatırımlarını tamamen kaybetme riskine karşı savunmasız bırakmaktadır.
Potansiyel riskler göz önünde bulundurulduğunda, tüketici ve yatırımcılar bu tür yatırımları yaparken finansal enstrümanın açık, devamlı ve yasal çerçevede faaliyet gösterip göstermediğine dikkat etmelidir.
 ICO’lar yenilikçi firmalar için önemli bir kaynak sağlama aracı haline gelmiştir. Bu gelişme bir fırsat olduğu kadar, ihracı yapan kişilerin kimlikleri ve iş planları şeffaf olmadığı durumlarda, yatırımcılar için büyük risk teşkil
etmektedir.
 Kripto Paraların ve ilişkili hizmetlerin hangi durumlarda mevcut düzenlemelerin kapsamına girdiği hususunda çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Bu enstrümanlar için mevcut yasaların uygulanmasının riskleri, elverişliliği ve uygunluğuna yönelik değerlendirmeler sonucunda ise, Avrupa Komisyonu Avrupa Birliği genelinde bir düzenlemenin gerekip gerekmediğine karar verecektir.
 Toplantıda son olarak, pozitif yanlarının yanı sıra, kripto varlıkların kara-para aklama ve yasa dışı faaliyetlerin finansmanına ilişkin riskler barındırdığına da değinilmiştir. Bu yüzden Komisyon, sanal para ticaretinin ve cüzdan sağlayıcıların “Kara-Para Aklanmasının Önlenmesi Yönergesi”ne tabi tutulmasını önermiştir.
Özetle Komisyon, hem Avrupa Birliği’ndeki hem de, G20 ülkeleri dâhil olmak üzere, uluslararası düzeydeki paydaşları ile kripto varlık piyasalarını izleme ve denetlemeye devam edecektir ve risk ve fırsatlara ilişkin değerlendirmelere bağlı olarak gerekli müdahaleleri yapmak için hazır bulunacaktır. Nitekim son dönemde Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) volatiliteyi düzenlemek amacıyla kripto paralar dâhil olmak üzere bazı finansal ürünlerde alınacak pozisyonlara yönelik borçlanma limiti koymuştur (ESMA 2018).

Japonya Politikası

Japonya Merkez Bankası, “Kripto Paralar Hakkında Düşünelim!” başlığı altında kripto paralara ilişkin bazı soru ve cevapların olduğu bir bilgilendirme sayfası hazırlamıştır. Kamuoyunu aydınlatmak maksadıyla oluşturulan sayfada kripto paralara yönelik genel bir tanıtım yapılmış, geleneksel paralardan farkları açıklanmış, herhangi bir Merkez Bankası tarafından desteklenmedikleri vurgulanmıştır. Bu tür araçlara yapılacak yatırımların kâr garanti edemeyeceği ne de değinilmiş ve mevcut durumda kripto varlıkların hedeflenen amaçlardan uzak olduğu ifade edilmiştir. Bununla birlikte, bu teknolojinin yeterince olgunlaşması durumunda, oluşturulacak yeni bir sistemde hayatı kolaylaştırmada önemli değişimlere neden olabileceğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği kaydedilmiştir (Bloomberg 2018).
Japonya Merkez Bankası (BoJ) Başkanı Haruhiko Kuroda, kripto paralara ilişkin değerlendirmesinde bu enstrümanların Japon Yeni gibi ulusal paraları tehdit edecek bir durumda olmadıklarını, ödeme ve anlaşma aracı olmaktan ziyade çoğunlukla spekülasyon amacıyla kullanıldıklarını belirtmiştir. Kuroda ayrıca, bu husustaki gelişmelerin takip edildiğini ve halk güvenini ve mevcut ödeme sistemlerini sarsıcı etkilerinin olup olmadığının da izlendiğini kaydetmiştir. Kripto Paraların Ulusal Para Birimi olarak nitelendirilemeyeceklerini ifade eden Başkan
Haruhiko Kuroda, bu paraların değerlemelerinde bir varlığa dayanmadıkları tespitinde bulunmuştur (Reuters 2018).

Soygun

Kuroda, hackerlar tarafından gerçekleştirilen kripto para soygununun ardından Senatodaki bir Komite Toplantısında yaptığı açıklamada ise, sanal para borsalarını işlem güvenliğin sağlanması konusunda uyarmıştır. Kripto Para hizmeti sunan sağlayıcıların güveni tesis etmek için yatırımcıları proaktif olarak riskler hakkında bilgilendirmesi ve etkin güvenlik önlemlerini almaları gerektiğini ifade etmiştir (The Japan Times 2018).
Japonya Maliye Bakanı Taro Aso ise, katıldığı bir konferansta kripto para borsalarının bilişim sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtmiş ve Finansal Hizmetler Bürosunun yatırımcıları korumak için kripto para ticaretini izlemek zorunda olduğunu ifade etmiştir. Bir taraftan yenilikçiliğin desteklenirken diğer taraftan da kullanıcıların korunmasına ilişkin önemler alınmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Nitekim Finansal Hizmetler Bürosu, soygunun yaşandığı Coincheck dâhil beş şirketten iç kontrollerin iyileştirilmesi ve düzenleyici kuruluşlara bilgi verilmesi hususunda talimat vermiş ve Bitstation ve FSHO isimli kripto para borsalarının faaliyetlerini durdurmuştur (Reuters 2018, The Financial Times 2018).

Türkiye Politikası

Türkiye’de kripto paralara yönelik olarak kurumlar ve yetkililer arasında tam manasıyla bir fikir birliği bulunmamaktadır. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), 25 Kasım 2013 tarihinde Bitcoin hakkında yaptığı basın açıklamasında aşağıdaki ifadeleri kullanmıştır (BDDK 2013):
Bilindiği üzere, 6493 sayılı “Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun” (Kanun) 27.06.2013 tarih ve 28690 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun Geçici 1 inci maddesine göre bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde hazırlanarak yürürlüğe konulacaktır. Kanunun Geçici 2 nci maddesine göre ise Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibari ile ödeme hizmetleri sunan ya da elektronik para ihraç eden ve bu Kanun kapsamında ihdas edilen ödeme veya elektronik para kuruluşu kategorisine dâhil edilebilecek olan kuruluşlar Kurumumuzca çıkarılacak ilgili yönetmeliklerin yayımı tarihinden başlayarak bir yıl içinde Kurumumuza başvurarak gerekli izinleri almak ve uygulamalarını bu düzenlemelerde yer alan hükümlere uygun hale getirmek zorundadır.
Herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tarafından ihraç edilmeyen ve karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olarak bilinen Bitcoin, mevcut yapısı ve işleyişi itibarıyla Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmemekte, bu nedenle de söz konusu Kanun çerçevesinde gözetim ve denetimi mümkün görülmemektedir. Diğer taraftan, Bitcoin ve benzeri sanal paralar ile gerçekleştirilen işlemlerde tarafların kimliklerinin bilinmemesi, söz konusu sanal paraların yasadışı faaliyetlerde kullanılması için uygun bir ortam
yaratmaktadır. Ayrıca Bitcoin, piyasa değerinin aşırı oynak olabilmesi, dijital cüzdanların çalınabilmesi, kaybolabilmesi veya sahiplerinin bilgileri dışında usulsüz olarak kullanılabilmesi gibi risklerin yanı sıra yapılan işlemlerin geri döndürülemez olmasından dolayı operasyonel hatalardan ya da kötü niyetli satıcıların suistimalinden kaynaklı risklere de açıktır.

SPK

Diğer taraftan, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 2016 yılında yayınlanan Araştırma Raporu’nda ise, Bitcoin’in haiz olduğu niteliklerden dolayı (belirli bir merkeze bağlı olmama ve şifreleme ile korunma) güvenli bir finansal araç olduğu belirtilmiştir. Raporda ayrıca, yapılan işlemlerde kaldıraç kullanılmadığından dolayı bir balon riskinin olmadığı ve fiyatın piyasada belirlenmesinden dolayı da “Ponzi Düzeni”ne benzetilemeyeceği kaydedilmiştir.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek kripto parayla ilgili endişelerini dile getirmiş ve Bitcoin üzerindeki spekülasyonu finans tarihinin gördüğü en büyük balon olarak nitelendirmiştir. Fiyatın birden aşırı derecede yükseldiği gibi sert bir şekilde düşebileceğini de kaydeden Şimşek, bu spekülasyondan uzak durulması konusunda vatandaşları uyarmıştır (Bloomberg 2017). Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya ise, dijital paraların iyi bir şekilde tasarlandığında finansal istikrara olumlu katkı yapabileceğini belirtmiştir. Bununla birlikte, Başkan Çetinkaya kripto paraların Merkez Bankaları için yeni bir risk faktörü olduğuna dikkat çekmiş ve bu araçların parasal aktarım mekanizması, para arzı kontrolü ve fiyat istikrarı açısından problem teşkil edebileceği değerlendirmesinde bulunmuştur.
Çetinkaya, Merkez Bankasının dijital paralara ilişkin gelişmeleri izlediğini, piyasa temsilcileri, politika yapıcılar ve düzenleyici otoriteler ile birlikte bir çalışma grubu oluşturulduğunu açıklamıştır. Diğer Merkez Bankaları ile de koordinasyon halinde olunduğunu kaydeden Merkez Bankası Başkanı, bu varlıkların ödeme sistemlerini hızlandırarak daha etkin hale getirebileceğini ve nakitsiz bir ekonomi için önemli bir adım olduğunu ifade etmiştir (Bloomberg 2017).
Yararlanılan Kaynak
Ahmet Aslan, Kripto Para Olgusu Ve Blockchain Teknolojisi: Ekonomik Aktörlerin Tepkisi, Maliyet Analizi, Var Modeli Ve Granger Nedensellik Testi
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Ahmet Aslan’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Dünü Ve Bugünüyle Dijital Para Sistemi

Dijital Para Nedir ?
Kimilerine göre 21. yüzyılın en önemli teknolojilerinden biri, kimilerine göre ise küresel bir dijital ponzi sistemi olan blockchain mimarisindeki kripto paralar, her geçen gün daha çok ilgi görmektedirler. Bu teknolojiyi yüzyılın yeniliklerinden biri olarak kabul edenler, herhangi bir merkezi otorite olmadan yaratılan ve kullanılan kripto paraları birçok sorunun çözümü olarak sunmaktadırlar. Özellikle banka hesabı olmayan 1.7 milyar insanın finansal özgürlüklerine kripto paralar sayesinde çok düşük maliyetlerle kavuşabilmesinin mümkün olacağını düşünmektedirler. Ayrıca bu teknolojiye inanan bir grup, vaat ettiği güvenlik ağı, anonimliği ve dağıtık yapısı, siyasi sorunların çözümünde de çare olabileceğini iddia etmektedirler. Bu teknolojiye mesafeli duranlar ise olumlu argümanların aksine kripto paraların anonim yapısının, sahipsiz ve takibinin zor olmasının kayıt dışı ekonomiyi artıracağını, terörizmin finansmanına imkan sağlayacağını, ekonomik düzeni bozacağını iddia etmektedirler. Tartışmaların ışığında bu bölümde Satoshi Nakamoto tarafından yayınlanan kripto paralar ve bu paraların yer aldığı ağ olan blockchain mimarisi incelenecektir.
Tarihsel Süreç
Kripto para kavramı, 31 Ekim 2008 tarihinde Satoshi Nakamoto tarafından metzwod.com adında bir web sitesinin “The cryptography mailing” grubuna gönderilen “Bitcoin P2P e-cash paper” konulu bir maille anlam kazanmaya başlamıştır. Tasarladığı yazımı bir mail grubundan paylaşarak duyurmaya çalışmıştır. Fakat bu tarihten önceki
dönemlerde DigiCash gibi bazı denemelerin de olduğu bilinmektedir. Bitcoin’den önceki en önemli denemelerden biri olarak kabul edilen DigiCash ,dijital para tarihi açısından da önemli bir yere sahiptir. Çünkü herhangi bir sahibi olmadan yaratılan kripto paralar açısından Bitcoin’in doğuşu milat kabul edilse de, dijital paraların ilki DigiCash olarak kabul edilmektedir. Yazılım uzmanı ve Uluslararası Kriptolojik Araştırmalar Enstitüsü kurucusu da olan David Chaum tarafından geliştirilen DigiCash, taraflara anonimlik hizmeti sağladığı gibi güvenli bir altyapı hizmeti de sağlamıştır. Yeteri kadar kullanıcının ilgisini çekemediği iflas eden şirket, bugünlerin dijital ekonomisinin habercisi niteliğindedir.
Satoshi Nakamoto Kimdir ?
Kimliği halen tespit edilememiş Satoshi Nakamoto ise “üçüncü taraf olmadan uçtan uca yeni bir elektronik ödeme sistemi üzerine çalışıyorum” notuyla “The cryptography mailing” mail grubuna gönderdiği iletinin metin bölümüne, 2008 Ağustos ayında aldığı Bitcoin.org’un linkini de ekleyerek etkileşim sağlamak istediği anlaşılmaktadır. Nakamoto bu ilk mailden sonra kriptoloji ile ilgilenen birçok mail grubuna iletiler gönderdiği ve bu yolla da çalışmasına katkı sağlayacağını düşündüğü geliştiricilere davetlerde bulunduğu bilinmektedir. Bu davetlerle bilgisayar kriptolojisi, veri güvenliği, verinin anonimliği üzerine çalışan birçok grubun ilgisini çekmek için çaba harcadığı görülmektedir. Nakamoto’nun bu çabası popüler Cypherpunk Grubu’nun liderlerinden Hall Finney’nin geri dönüşümü ile sonuçlanmıştır. Satoshi Nakamoto’nun Bitcoin’i ilk transfer ettiği kişi de olan Hall Finney’in, halen birçokları tarafından kimliği tespit edilemeyen Nakamoto’nun kendisi olduğu iddia edilmektedir.
Satoshi Nakamoto’nun kimliği, Bitcoin kullanıcıları için çok önemli bir konu olarak görülmemektedir. Bitcoin projesinin kodlarını açık bir şekilde blog sayfalarında paylaşan Nakamoto, isteyen herkesin geliştirici olmasına imkan sağlamıştır. Ayrıca proje için kurulan vakıf da Bitcoin ile ilgili süreçleri yürütmektedir. Blockchain teknolojisinin yapısından dolayı yapılan bütün işlemler de ağda takip edilebildiği için diğer bir anlamda açık ilerlediği için, kullanıcılarının ve geliştiricilerin kendilerinin organize olduğu ve merkezsiz bir süreç ilerlemektedir. Bitcoin projesiyle başlayan bu merkeziyetsizlik, diğer kripto paraların birçoğu için de geçerlidir. Sonrasında üretilen birçok proje kaynak kodlarını github.com web sitesinden paylaşarak tüm dünyaya açmıştır.
Kripto Para Nedir ?
2008 yılında Satoshi Nakamoto tarafından yayımlanan makaleden sonra 2009 yılında ilk defa küçük bir grup arasında kullanılmış olan Bitcoin, kripto para kavramından da anlaşılacağı üzere şifreleme teknolojisi ile yaratılmış dağıtık veri tabanındaki ilk dijital paradır. Herhangi bir merkez bankası, özel bankalar veya merkezi otorite tarafından desteklenmeyen bu teknoloji, bilgisayardaki algoritmaların yarattığı bir yazılım ürünüdür ve bu ürün bilgisayarlar, akıllı telefonlar veya tabletler gibi işlemcisi olan bütün makinelerle iletişim kurabilmektedir. Yazılım ürünü olan dijital paranın bilgileri de herhangi bir merkezi ağda değil, blockchain ağındaki dağıtık kayıt teknolojisinde tutulmaktadır. Bitcoin teknolojisine mesafeli duran kurumlar olsa da alt yapısını sağlayan dağıtık kayıt teknolojisi (DLT – Distributed Ledger Technology) birçok ülkenin ve kurumun ilgisini çekmektedir.
Bitcoin veya Bitcoin’e benzer kripto paraların yer aldığı kayıt defteri, bankalardaki hesap bilgilerinin yer aldığı deftere de benzetilmektedir. Fakat bu kayıt defterindeki varlıklar, bankaların tek merkezli altyapılarında değil, birçok makinanın desteklediği dağıtık bir dijital kayıt defterinde tutulmaktadır. Bu açıdan bakıldığında Bitcoin’in yarattığı değer ile banka hesaplarındaki paraların yarattığı değer arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Farklılık
üretilme ve kayıt altında tutulma süreçlerinde görülmektedir.
Bankaların varlığının 15. Yüzyılda toplumdaki borç ilişkisini kayıt altında tutmak için doğduğu bilinmektedir. Medici Ailesi’nin keşfine öncülük ettiği bu bankalar borç-alacak bilgilerimizi tutmaktadırlar. Bu bilgileri tutmak için de çeşitli ücretler almaktadırlar. Satoshi Nakamoto bu bilgileri artık bankalar yerine dünyadaki makinaların tutabileceği ve dijital imzayla bu paraların transfer edebileceği bir teknoloji yarattığını iddia etmektedir. Bu yüzden Bitcoin bankadaki dijital paraların bankalara gerek kalmadan muhasebesinin kayıt alınabilmesine sağlayan bir teknoloji olarak bilinmektedir. Fakat finansal bir varlık olan Bitcoin sınırlı sayıdadır ve Bitcoin’in bilgileri de merkezi bir defterde değil, dünyadaki işlemciye sahip makineler tarafından dağıtık olarak kayıt altına alınmaktadır.
Bitcoin Özelinde Kripto Para Teknolojisini Doğuran Nedenler
Bitcoin makalesinin yayınladığı 2008 yılı dünya tarihi açısından da önemli bir dönemi işaret etmektedir. Dünya ekonomisi 21. yüzyılın gördüğü en derin krizlerinden birini yaşarken, bankalar da bu krizin merkezinde yer almaktadırlar. Wall Street’te başlayan bu kriz tüm dünya ekonomisini etkilerken, ABD yönetimi de birçok bankaya el koymak zorunda kalmıştır. Merkez bankalarına veya özel bankalara karşı tepkilerin yoğunlaştığı o dönemlerde makalesini yayımlayan Satoshi Nakamoto, bireylerin, kurumların, kuruluşların ve ödeme aracı olan paranın yaşadığı ekosistemdeki sorunları, aşağıdaki gibi sıralamaktadır:
• Aracı kurumlara bağımlılık: Mal-hizmet alışverişinin, üçüncü taraflar olmadan yapılması artık neredeyse imkansız hale gelmesi.
• Kurumlardaki güvene dayalı mekanizmanın zayıflığı: Merkezi veri depoları ile işlem yaptıran aracı kurumlarda dolandırıcılık riskinin olması. Ayrıca aracılarla ilişkinin, teknolojiye değil de güvene dayalı olmasından dolayı kriz anlarında güvene dayalı sistemin cevap verememesi (örn. 2008 krizi).
• Ödeme araçlarının sınırsız arzından kaynaklanan enflasyonist süreçler: Merkez Bankaları’nın yarattığı itibari paraların veya itibari paraların karşılığı ile üretilen elektronik paraların sınırlı olmadığı için enflasyonist süreçler yaratması (Örneğin, 2008 krizinden sonra ABD’nin parasal genişlemesi kontrolsüz gerçekleşmiştir. Bu da itibari paranın değerinin kaybolmasına neden olmuştur.)

Grafik: Dolar Rezervindeki Artış.
Kaynak: FED, https://www.federalreserve.gov/monetarypolicy/bst_recenttrends.html,
(Erişim Tarihi: 05.05.2019).
Satoshi Nakamoto makalesinde belirttiği bu sorunların çözümü için de bir yol haritası açıklamıştır. Bugün 4000’in üzerinde yaratılmış kripto para, açık kaynak kodlu olan Bitcoin’in makalesindeki bu sorun tespitlerine ve çözümlerine göre bir model oluşturmuştur. Teknolojinin gelişmesiyle insanların daha fazla maliyet yaratan aracıları azaltarak veriye ulaşma isteği, Satoshi Nakamoto’nun yayımladığı makalesinde aşağıdaki gibi bir yol
haritasına dönüşmüştür;
• Kurumlara güvene dayalı değil, işlemlerin kriptolojiye (şifreleme teknolojisine) dayalı olması,
• İşlemlerin değiştirilememesi,
• Yaratılan paranın arzının sınırlı olması,
• Çifte harcamaları engellemek için kanıta dayalı mekanizmanın sağlanması (madencilik),
• Teşvik sistemi yaratılarak ihtiyaç olan güvenliğin, ağdaki kullanıcılardan karşılanması,
• İşlemlerin anonim kalmasını sağlanması,
• Yapılan işlemlerin herkes tarafından şeffaflıkla takip edilebilmesi,
• Verileri merkezi kurumlarda değil dağıtık veri tabanında tutulması.
Satoshi Nakamoto çözüm olarak, kriptoloji teknolojisi ile uçtan uça iletişim sağlayarak yaratılacak değerlerin, aracılara bağımlılığı ortadan kaldıracağını, konsensüsle sistemin güvenliğinin güçlendirilebileceğini ve günümüzde bu hizmetleri sağlayan aracı kurumlara gerek kalmayınca da maliyetlerin düşeceğini iddia etmiştir. Buradan hareketle Satoshi Nakomoto ve Cyberpunk grubunun diğer üyeleri de verinin uçtan uça ilişkisini sağlayarak aslında bir anlamda finansal özgürlüğün de sağlanabileceğini düşünmektedir.
Satoshi Nakamoto’nun makalesindeki sorun tespitlerine ve çözüm önerilerine 2008 yılına kadar çok ihtiyaç duyulmadığı görülmektedir. Çünkü bireyler, banka hesaplarındaki sahip oldukları değerlerini istedikleri zaman ulaşabilmekte ve transfer edebilmekteydi. Fakat 2008 yılındaki kriz, paranın mülkiyetiyle ilgili tartışmaların daha geniş kitleler tarafından yapılmasına neden olmuştur. Bu krizinden sonra ABD’deki bankalar mevduat sahiplerine
karşı sorumluluklarını yerine getiremediği için paranın üzerindeki mülkiyet sorunu açığa çıkmıştır. Tam da o günlerde ilan edilen Bitcoin’in kendisinden önceki projelerin aksine ilgi görmesini bu açıdan da değerlendirebiliriz. Daha sonraki yıllarda da benzer krizler Yunanistan’da yaşanmış ve halkın bir bölümünün kriz zamanında Bitcoin’e ilgi gösterdiği görülmüştür.
Bitcoin Nedir ?
Bir yazılım ürünü olan Bitcoin, p2p (peer-to peer-uçtan uça) mimarisi ile bazı kurallara bağlanarak üretilmiştir. Bu kurallar da ağdaki kullanıcılar tarafından şeffaf bir şekilde takip edilebilmektedir ve kuralları değiştirmek çok zor hatta imkansızdır. Bu özelliği ile altına benzetilmektedir. Altın, dünyanın en değerli emtiası olurken, sınırlı ve kurallı olan Bitcoin de kripto paraların içinde en değerli varlık olarak öne çıkmaktadır.
Kripto paraların tamamına yakını blockchain ağında yer almaktadır. Kriptoloji teknolojisiyle yaratılan bu paraların birçoğu, aracılık hizmetlerini ortadan kaldırabilmek için merkezi olmayan dağıtık veri teknolojisini kullanmaktadırlar. Birçoklarına göre teknolojinin devrimsel olan özelliği de dağıtık kayıt teknolojisinden kaynaklanmaktadır. Fakat dağıtık kayıt teknolojisinde yaratılanlar kripto paraların hepsi blockhain ağında yer alırken, bütün blockchain projeleri ise dağıtık kayıt defteri ile yaratılmamaktadır. Blockchain ekosisteminde bazı projeler merkezi kayıt defterlerini kullanmaktadır.
Kripto Paraların Sembolleri ve Kısaltmaları
Kripto paralarda da itibari paralarda olduğu gibi semboller ve kısaltmalar kullanmaktadırlar. Bitcoin için BTC kısaltması kullanılırken aynı zamanda XBT de kullanılmaktadır. Bitcoin’e benzer teknolojiler olan Bitcoin Cash için BCH kullanılırken Ethereum için ETH, Litecoin için ise LTC kullanılmaktadır. Ayrıca BTC, Türk Lirası’nın Kuruş’a, Dolar’ın Cent’e bölünebilmesi gibi basamaklara ayrılmaktadır. Paranın fonksiyonları açısından önemli olan bölünebilirlik özelliği Bitcoin için de geçerlidir. En küçük birimine Satoshi (sts) denilmektedir. 1 BTC 100 milyon Satoshi’dir. Aşağıdaki tabloda bazı öne çıkan kripto paraların sembolleri bulunmaktadır.
1 Satoshi = 0.00000001 BTC
10 Satoshi = 0.00000010 BTC
100 Satoshi = 0.00000100 BTC
1,000 Satoshi = 0.00001000 BTC
10,000 Satoshi = 0.00010000 BTC
100,000 Satoshi = 0.00100000 BTC
1,000,000 Satoshi = 0.01000000 BTC
10,000,000 Satoshi = 0.10000000 BTC
100,000,000 Satoshi = 1.00000000 BTC

Altcoin Nedir ?
Bitcoin’i var eden kodlar açık bir şekilde yayınlandığı için ona benzer paralar üretebilmek mümkündür. Bu yüzden blockchain ağını ilk kullanan Bitcoin’den sonra birçok kripto para projesi yaratılmıştır. Bu paralar Bitcoin’e benzer çalışsa da aynı bloklarda yer alamayacakları için yaratılan projelerin isimleri ve yer aldıkları ağdaki zincirleri farklı olacaktır. Dünyanın birçok ülkesindeki girişimcilerin Bitcoin’e benzer hedeflerle yarattıkları bu projelere altcoinler denmektedir. Kripto para piyasasının verilerini paylaşan CoinMarketCap web sitesine göre 4000 civarında altcoin bulunmaktadır. Bunların en popülerlerinden biri ETH’dir (Ethereum). Bu paraların bazıları Bitcoin’e benzer kaynak kodlarla yaratılmasa da Bitcoin’den sonra yaratıldıkları için altcoin statüsünde görülmektedir.
ICO (Initial Coin Offering)
ICO (Initial Coin Offering), blockchain ekosistemindeki kripto paraların piyasaya arz edilmeden önce fonlaması olarak bilinmektedir. Fon toplamak isteyen firmaların veya girişimcilerin, projelerinin tanıtım metinlerini (White paper) yayınladıktan sonra bir web sitesi aracılığı koinleri ihraç etmesiyle gerçekleşmektedir. İlk halka arza (IPO-Initial Public Offering) da benzetilen bu yöntem birçok kripto para projesi tarafından kullanılmıştır. Aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi 2018 yılında ICO’lara çok ciddi bir ilgi gösterilmiştir. Yakın gelecekte projenin değerleneceğini düşünen birçok yatırımcı ICO’lar aracılığı ile altcoin denilen kripto para projelerine yatırım yapmıştır.
ICO’lar ile kitlesel fonlama (crowdfunding) yöntemleri arasında önemli bir yenilik olarak görülmektedir. Kitlesel fonlama yönetimiyle fon toplamak isteyen girişimciler için ICO’ların kolaylaştırıcı etkisi olacağı düşünülmektedir. Fakat ICO’lar kitlesel fonlama araçları açısından yenilik olarak görülse de çeşitli kaygıları barındırmaktadır. Özellikle yayınlanan tanıtım metninin (White paper) herhangi bir bağlayıcılığının olmaması, fon toplayan girişimcilerin yatırımlarla ilgili bilgi verme yükümlülüğü hissetmemesi, IPO’lardakine benzer herhangi bir izahname, satış kuralları, kamuyu aydınlatma vb. gibi tedbir amaçlı düzenlemelerin yapılmaması ilk bakışta akla gelen temel sorunlar olarak görülmektedir.

Grafik: 2018-2019 ICO İstatistikleri
Bu sorunları azaltmak için bazı ülkelerde ise çeşitli müdahaleler gerçekleşmektedir. Örneğin SEC (U.S. SECURITIES AND EXCHANGE COMMISSION – Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu), Telegram Şirketi’nin yapmış olduğu 1.7 milyar $ değerinde ICO’suna müdahale etmiş ve durdurma kararı almıştır. Birçok ülkede de buna benzer müdahaleler bulunmaktadır. Bu konuda şu ana kadar alınmış uluslararası ortak bir karar ise bulunmamaktadır.
Token (Jeton)
Dijital varlık olarak tanımlanan tokenlar veya jetonlar, üzerinde çalıştıkları kripto para projelerin tanımlarına göre anlam kazanmaktadırlar. Bir anlamda tokenlar, üzerindeki çalıştıkları projelerin hizmetlerine ulaşabilmek için kullanılmaktadır. Örnek vermek gerekirse, futbol maçı bileti bir tokendır. Sadece maç bileti olarak kullanılabilir. Maç bileti ile herhangi farklı bir hizmet satın alınamaz. Tokenlar da maç bileti örneğinde olduğu gibi sadece tanımlanan amacı için kullanılmaktadır. En yaygın kullanımı ise ICO’larda görülmektedir. Ayrıca tokenler Utility ve Security olarak ikiye ayrılmaktadır.
Utility Token
Herhangi bir projenin hizmetine veya ürününe ulaşabilmek için kullanılır. Bu tokenlar borsalarda yer alan kripto paralardan farklı olarak sadece hizmet için yaratılmışlardır. Özellikle Ethereum ağındaki ERC20 tokenları, utility token olarak bilinmektedir.
Security (Jeton)
Menkul kıymet hisselerine benzetebileceğimiz bu token türü ile projelere ortak olunabilmektedir. Bu yüzden ICO yapmak isteyen projeler, fonlamaya katılan yatırımcılara genellikle security token vermektedir.
Cüzdan Teknolojisi
Kripto paralara sahip olabilmek için kripto para cüzdanına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu cüzdanlar aracılığı ile kripto paralar saklanabilmekte ve transfer edilebilmektedir. Cüzdan adresi web tabanlı uygulamalar aracılığı ile kolay bir şekilde alınabilmektedir. Örneğin web uygulamalarından biri olan blockchain.com cüzdan adresi kullanıcılara ücretsiz hizmet vermektedir. Buna benzer web uygulamaların da birçoğu ücretsizdir. Daha güvenli cüzdan
hizmeti almak isteyenler için de ücretli donanım cüzdanlar bulunmaktadır. Bu cüzdanların verileri mobil telefonlarda veya tabletlerde de kullanılmaktadır.
Kripto para cüzdanlarının banka hesap cüzdanlarından en büyük farkı anonim olmalarıdır. Herhangi bir kimlik bilgisine ihtiyaç olmadan, bir grup sayı ve harflerden oluşan anlamsız diziyle, dijital varlıklar saklanabilmekte ve transfer edilebilmektedir. Bu diziler herhangi birisinin kontrolüne geçtiğinde ise hesaptaki varlıkların edinilmesi mümkündür veya cüzdan bilgileri kaybolduğunda da kripto paralara ulaşmanın imkansız olarak bilinmektedir.
Ayrıca bu cüzdan bilgilerini taşıyabilecek donanımlar da vardır. Donanımsal cüzdanların daha güvenli araçlar olduğu düşünülmektedir.

Fotoğraf: Web Tabanlı Cüzdan Örneği
Bitcoin Özelinde Paranın Arzı
Arzı belli olmayan kripto para projeleri olsa da Bitcoin ve Bitcoin’i modelleyen projelerin en önemli özelliklerinden biri, arzlarının sınırlı olmasıdır. Çünkü teorik olarak arzı belli olmayan ve belirsiz bir takvimde artan kripto paraların enflasyon yaratması muhtemeldir. Bu yüzden Satoshi Nakamoto, Bitcoin’in varlığını 21.000.000 adet ile
sınırlandırmıştır. Bu sayı bugün arz edilen ve gelecekte arz edilecek toplam sayıyı kapsamaktadır. Arz edilen Bitcoin sayısı da takip edilebilmektedir. 2009’dan bu ya 17 milyon civarı üretilen Bitcoin’in, 2139 yılında 21.000.00 adet arzı tamamlanacaktır.

Kripto Para Ekonomisi
Elektronik ödeme sistemi olarak duyurulan Bitcoin 2010 yılında kullanıcılar arasında transfere konu olsa da herhangi bir mal ve hizmet satın alımına aracı olamadığı için, gerçek anlamda paranın fonksiyonlarını yerine getirebildiğini iddia etmek zordur. Fakat 22 Mayıs 2010’da Laszlo Hanyecz isimli bir kullanıcının 10.000 BTC ile pizza alması, ödeme aracı tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Çünkü bu tarihte Bitcoin ilk defa bir mal alımına aracı olmuş ve bu alışverişte bir elektronik ödeme aracı olmayı başarmıştır. Bu işlemin gerçekleştiği tarih olan 22 Mayıs da “Dünya Bitcoin Pizza Günü” olarak kutlanmaktadır.
Bitcoin ve diğer kripto paraların araçsallaştırılmaya başlanmasıyla Japonya merkezli Mt. Gox adında bir borsa çevrimiçi takas platformu olarak öne çıkmıştır. Dünyanın ilk kripto para borsası olduğu bilinen bu firma daha sonra iflas ederek kapanmıştır. Davası devam eden bu borsanın mağdurları da halen hukuk mücadelesi vermektedirler. Bitcoin ekonomisi açısından bir kırılma noktası da FBI tarafından düzenlenen Silk Road
operasyonuyla gerçekleşmiştir. Kullanıcılarının açık hizmet veren arama motorlarıyla (Google, Yandex vb.) ulaşamadığı deep (dark) web’de yer alan Silk Road (İpek Yolu), Bitcoin’in ödeme aracı olarak kullanıldığı bir e-ticaret sitesidir. İddialara göre bu e-ticaret sitesinde yasadışı birçok alışveriş, anonim kullanıcılar tarafından gerçekleşmiştir. Bu kullanıcılar da merkezi otorite tarafından izlenmek istemedikleri için, anonim hesaplarından
Bitcoinler aracılığı ile alışveriş yapmışlardır. Bu siteye FBI tarafından 2013 yılında operasyon düzenlenmesi ise Bitcoin için önemli bir tanınırlık imkanı sağlamıştır. Fakat bu tarihten sonra kripto paralar ve Bitcoin, yasa dışı eylemlerin parası olarak da anılmaya başlamıştır.
Bitcoin ekonomisi 2017 yılına kadar yasa dışı faaliyetlerle, kayıt dışı ekonomi bir model oluşturmasıyla veya terörizmin finansmanı ile anıldığı görülmektedir. Fakat 2017 yılı itibariyle Bitcoin’e birçok benzer projenin doğuşu, Bitcoin’in daha da değer görmesini sağlamıştır. Özellikle 2017 yılında Bitcoin’in fiyatı 19.800 $ bulmasıyla kripto paralara ilginin arttığı görülmektedir.

Grafik: Yıllara Göre Bitcoin’in Fiyatı
Kaynak
Süleyman Girgin, Kripto Paralardan Elde Edilen Kazancın Vergilendirilmesi
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Süleyman Girgin’e aittir.
*Bizimle iletişim kurmak için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Faizsiz Ekonominin Gerekliliği, Bitcoin Ve Milli Dijital Para

Faizsiz ekonomi dendiğinde özellikle ülkemizde akla ilk gelen ekonomi modeli İslami ekonomi ve katılım bankacılığıdır. Tezin ilerleyen kısımlarında katılım bankacılığının özellikle ülkemizde neden bir faizsiz ekonomi modelinde olamayacağına ve Türkiye’deki katılım bankacılığı modelinin aslında faizli bir ekonomi sistemine muhtaç olduğu gözler önüne serilecektir. İslami ekonomi dendiğinde ise genellikle geriye gidilmekte ve gerideki işleyişine bakılmaktadır ve en büyük yanlış ise burada yapılmaktadır çünkü faizsiz ekonomi geçmişte kalmış, açıklanması için geçmişe bakılmasına gerek olan bir ekonomi modeli olmamalıdır. Faizsiz ekonomi geçmişin değil geleceğin ekonomisidir. Faizsiz ekonominin en önemli yapıtaşı ekonominin herhangi bir yerinde faizin ki bu gecikme faizi bile olsa yer almamasıdır. Bu da asla faizi yasaklayarak olacak bir şey değildir. Faiz yasaklanırsa resmi kurumlar yerine gayri resmi kurumlar devreye girecek özellikle tefecilik yeniden hortlayacaktır. Bu yüzden sürekli belirttiğimiz gibi faizi gereksiz kılacak bir sistem çalışması yapılmalıydı.
Faizsiz Ekonominin Gerekliliği ve Önerileri
Günümüz bankalarının büyük bir çoğunluğu fikrinizin iyi mi kötü mü olduğuna bakmadan gelirinize ve teminatınıza göre istediğiniz parayı size verirler. Daha girişimci bireyleri teşvik edecek ileride açıklayacağımız yatırım geliştirme (ya-ge) şirketleri ortaya çıkarsa bankalara göre daha yenilikçi fikirlere destek verilecektir. En basitinden her yerde açılan döner dükkânlarından bir tane de ben açacağım dediğinizde yüksek ihtimalle destek alamayacaksınız ama diğer döner dükkânlarından farklı bir yenilik yaptığınız anda size bu şirketler destek vereceklerdir. Ev ya da araba gibi peşin olarak alınması zor olan ürünler faizsiz ekonomide taksitle aracısız olarak çok daha kolay alınacağından insanlar faize ödedikleri parayı refahlarının artışına harcayacaklardır yahut tasarruflarını arttırmaya yöneleceklerdir. Bu da yine yatırımların artmasını sağlayacaktır.
Dijital para sistemine geçildiğinde herkesin gelirleri ve harcamaları tam olarak bilineceğinden ihtiyaç sahipleri çok daha çabuk tespit edilecek devlet yardımları da tam olarak gerekli yerlere gidecektir. Vergilendirme çok daha etkin olacaktır. Vergi kaçırma olasılığının çok düşük olacağı bu ekonomide alınan vergiler ya yatırıma gidecektir ya da vergi oranları düşürülüp üretilen ürünlerin daha ucuza satılması sağlanacaktır. Yapay zekâ sistemlerinin ekonomiyi sürekli denetlediği bir ortamda krizler günümüze göre yıllar öncesinden öngörülebilecek ve gerekli adımlar anında atılacaktır. Sektörel bazlı sorunlar günlük satışlarda bile ortaya çıkacak. Bir, iki günlük sıkıntıda bile değişim anında öngörülebilecektir. İnsanların yıllarca biriktirdiği paraların değeri bir kişinin iki dudağı arasından çıkacak bir faiz artış ya da indirim kararı yahut bir cumhurbaşkanının bir başbakana fırlatacağı anayasa kitapçığıyla azaltılamayacak. İnsanlar parasının değerinin on yıllar sonra bile sabit kalacağını öngörebileceklerdir bu da taksitli satış ile peşin satış arasındaki farkı neredeyse ortadan kaldıracaktır. İstikrarlı bir para modeli sunacaktır. Ayrıca faizin olmadığı bir ülkede çok düşük karlarla bile yatırım kararları alınabilecek artan yatırımlar işsizliği azaltacaktır. Bunların hepsinden farklı olarak dini sebeplerle faizli işlem yapmak istemeyen insanların paraları da yatırıma dönüşecektir.
Faizsiz Ekonominin Önerileri
1- Bankalar yatırım geliştirme(ya-ge) şirketlerine bırakmalıdır.
2- Taksitlendirme teşvik edilmelidir.
3- Küresel ve milli dijital para sistemine geçilmelidir.
4- Merkez bankasına yardımcı olacak üst düzey bir yazılım ya da yapay zekâ olmalıdır.
5- Milli dijital paranın değeri sabit kalmalıdır.
Günümüz Bankaları ile Faizsiz Bir Ekonomi
Günümüz bankaları ve bankacılık sistemleri birçok krizin başlatıcısı olarak görülmektedir. Bunu isteyerek, umursamayarak ya da sadece kar dürtüsüyle yapmaları önemli değil ancak artık bankalara güven duygusu buharlaşıp gitti. Dijital paralar ve ardından gelen kripto para teknolojisi ile bankalara birçok anlamda gerek olmadığı görülmeye başlandı. Hatta bankaların kripto paralarla alakalı aradan geçen 9 seneye rağmen hala bir yatırım aracı oluşturmamaları da kripto paraların bankaların sonunu getireceğinden korkusu olarak yorumlandı. Böylece görülüyor ki ekonominin geleceğinde bankaların yeri olmayacak.
Faizsiz Ekonomide Paranın Yönetimi
Dünyada paranın yönetimi çağdaş ülkelerde genellikle merkez bankalarının elindedir. Biz ise bunun bir yapay zekâya bırakılması ya da yapay zeka eşliğinde yapılması görüşündeyiz. Nasıl ki insan nüfusunun özellikle fazlalaştığı yerlerde suçluları tespit etme işi insanlara değil de yüz tanıma sistemlerine bırakılmışsa. Ekonominin de bu denli karmaşıklaştığı bir yüzyılda ekonomi ile ilgili tespitlerin yapılması da yapay zekâya bırakılmalıdır. Günümüzde birçok alanda bilgisayar yazılımı kullanılmaktadır. Gelişen teknolojilerle artık yazılımlar yerini kendi öğrenen bilgisayarlara bırakmaya başladı. İşte bu kendi öğrenebilen bilgisayar ve yazılımlara yapay zekâ İngilizce olarakta artificial intelligence (AI) denmektedir. AI uygulamalarını bazı bankalar günümüzde bile denemeye başlamıştır. İNG bankası yapay zeka uygulamalarını yeni model, insanla yapılan çalışmaları da geleneksel model olarak adlandırmış ve arasındaki farkları tespit etmeye çalışmıştır. ING Bankasının yöneticisi Ignacio Julia Vilar, yapay zekâ yardımıyla müşteri davranışını anlayarak onlara nasıl tasarruf edebilecekleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Ayrıca Geleneksel model ile yeni model arasında bir ölçüm yaptık. Modeller arasında yüzde 10 fark gördük. Örneğin KOBİ müşterilerine beş dakika içinde kredi alıp alamayacağını söyleyebiliyoruz. Bu işlem İspanya’da iki üç hafta sürüyordu. Hayır, cevabı verdiğimiz müşterilerde bile memnuniyette artış gördük. İlerleyen yıllarsa ise İNG bankası 2 milyar dolarlık yapay zekâ yatırımı ile 7000 kişinin işine son vermeyi ayrıca Belçika’da ki şube sayısını yarıya düşürüp dijital ortama geçmeyi öngörüyor. Bununla beraber yıllık 1 milyar dolar tasarruf sağlanmasını hedefliyor.
Mortgage krizinde krizi ilk başlatan adım “F notlu emlak kredisi havuzlarının oluşturduğu menkul kıymetlere A notu vermeleri ile tanınan derecelendirme kuruluşları” değil de belki de ilk riskli kişilere de istedikleri kadar mortgage kullanmalarına izin vereceğiz diyen herhangi bir banka da ki bir müdürdü. O bir kişinin kararı milyonlarca kişinin hayatına mal oldu. İşte ekonomideki bu karmaşıklık aslında bir insanın değil bir bilgisayarın takip etmesini gerektirecek düzeydedir. Merkez bankası gibi önemli kurumların başına seçilen ya da atanan kişilerde milyarca doları yönettikleri için bazı sorunlar olabilir. Devlete düşman olan yahut parayı ve lüksü çok seven birisi bile bir şekilde oraya gelebilir ve rüşvet alma yolunu seçerse milyonlarca insanın hayatına mal olacak kararları verebilir ama yapay zekâlar, bilgisayarlar, yazılımlar rüşvet alamaz.
2009 mortgage krizinde krizin geldiğini bir iki insan fark ederken diğer hiç kimse bu insanlara inanmamıştı ve kriz sonunda milyonlarca aileyi onlarca ülkeyi etkileyen bir sarmala dönüşmüştü. Eğer bir yapay zekâ tarafından denetlenen bir ekonomiye sahip olunsaydı; yapay zekâ mortgage senetlerine A notu verildiğini görecek ancak mortgage kullananların geri ödemelerinin çok daha sıkıntılı olduğunu görüp kredi derecelendirme kuruluşlarını uyaracak hatta kendisi bir kredi notu açıklayacaktı; bu açıklamalar belki böyle bir krizin yaşanmamasını sağlayacaktı. Ekonomistler belli konularda uzmanlaştığı için, bir kriz başlamasına sebep olacak konuyu çalışan ekonomist sayısı, toplam ekonomist sayısına göre daha az olur; bu özellikle gelişmemiş ülkelerde yok denecek kadar azdır. Ancak kurulacak bir AI sistemiyle devlet, tüm sayısal verileri her gün belki onlarca defa gözden geçirebilecek, gelişmiş ülkelerde olan ekonomi uzmanlarının bile yapamayacağı sıklıkta tekrar tekrar verileri analiz edebilecektir.
Ekonomide kullanılan bazı yapay zeka teknolojileri ise ürün arama teknolojisi, satın alma teknolojisi (müşterilere özel satın alabileceği ürünlerin reklamını göstererek), tedarik teknolojisi. Ayrıca banka hesaplarından terör finansmanının tespitinde şu anda kullanılabilen tek yol yine yapay zekâdır. Ayrıca şu anda geliştirilen teknolojilerden biri olan EVA ile 2030 yılında bankaların şube açmasına bile gerek olmayacağı ve eski şubelerinin kapanacağı düşünülmektedir. Her türlü bankacılık işleminin internetten EVA aracılığı ile gerçekleştirilmesi yönünde çalışılmaktadır. Yapay zekâya İsaac Asimov’un 3 robot yasası tarzında temel bir yasa girilmelidir. Ekonomik bir AI için girilebilecek 3 temel yasa şunlar olabilir.
1.Sabitlik: Para değerinin bir insanın iki dudağı arasında olması ve insanın yıllarını vererek bir ev araba alma hayali ile biriktirdiği paranın bir faiz indirimi, ya da tedavüle sokulacak yeni paralar ile değerinin düşmesi insanları zor duruma sokmaktadır. Paranın değerinin azaltılması ya da arttırılması hep bir tarafı mağdur etmektedir. Gelir eşitsizliği oluşmasının, istikrarın bozulmasının sebeplerden biride paradaki fiyat dalgalanmalarıdır. O zaman böyle bir AI’nın kontrol ettiği bir merkez bankası bulunmalı ve bu AI’nın ilk yapması gereken kurulduğu ülkenin parasının değerini korumak olmalıdır. Parayı değil değerini sabitlemeli.
2- Refah: Paranın değerinin korunduğu bir sistemde ithalat ihracattan çok daha fazla ise ülkeden para çıkacak ve ülkede para miktarı azalacaktır bu da kişi başına düşen milli geliri azaltacak ve insanların refah seviyesinin düşmesine sebep olacaktır. AI bu dengenin korunması için en etkin kullanılacak yöntem olabilir. Gelirin eşit dağılımı üzerinde büyük bir etki yaratacaktır. Etkin bir şekilde bu politikanın yürütülmesi dilencilik olgusunu bile tamamen ortadan kaldırabilir.
3-Hesap verirlik, şeffaflık: Yapay zekânın etkin olduğu bir ekonomide kimin ne kadar kazandığı, ne kadar harcadığı hemen belli olacaktır. Hatta tüm insanlar en zenginden en fakire sıralanabilecektir. Paraya gerçek ihtiyacı olan kişi belirlenebilecektir. Ayrıca AI’nın yaptığı tüm işlemler anlık olarak görülebilecek ve sebepleri sorulup öğrenilebilecektir. Bu özelliğiyle herhangi bir ülkedeki en şeffaf kurum olacaktır.
Faizsiz Ekonomide Para
Faizsiz ekonomide para kavramı diğer sistemler ile benzerlik gösterecektir. Paranın tüm fonksiyonları faizsiz ekonomide de aynı olacaktır. Mübadele aracı olması, hesap birimi olması, değer saklama aracı olması ve iktisat politikası aracı olması bizim sistemimizde de gereklidir. Ayrıca paranın; herkes tarafından kabul edilmesi, kolay taşınır olması, yasal olması, dayanıklı olması, kolay taklit edilememesi, homojenlik, bölünebilir olması ve değerini koruması gibi özellikleri de barındırması gerekmektedir.
Para Çeşitliliği
Takas ekonomisinin günümüzde işleyemeyeceğini söylerken şunları söyleriz. Takas ekonomisinde n tane mal için n.(n-1)/2 tane fiyat oluşur. Peki, günümüzde n tane para olan dünyamızda paraların birbirlerine karşılığı kaç şekilde oluşur? n.(n-1)/2 yani takas ekonomisi ile aynı. Bu kadar farklı para birimlerinin olmasının taşıdığı riski Arestis ve arkadaşları şu şekilde ifade ediyorlar: Dünya üzerinde birbirinden farklı konvertibilitede kurların olması küreselleşme önündeki bariyerlerden biridir. Aynı zamanda bu sistem gelişmiş ülkelerin orantısızca faydalandığı bir küresel finansal sistem anlamına gelir. Ayrıca farklı para birimlerinden dolayı finansal pazarlar birbirinden ayrılır ki bu da finansal bir krizin kaynağı olabilir. Buna çözüm olarak milli dijital paraların birbirlerine konvertibl olması yerine milli dijital paraların sadece küresel dijital paralara konvertibl olması gerektiğini öngörmekteyiz. Böylece n farklı milli dijital para birimi için sadece n tane kur olacaktır. Böyle bir sistem yıllardır finansal sistemin üst basamağında olan ülkeler tarafından sömürülen ülkelere eşitlik için büyük bir şans verecektir. Belki de yüzyıllar sonra ülkeler arası eşitlik sağlandığında ya da ülkeler arası birleşmeler ve bütünleşmeler olduğunda tek bir para sistemi tüm dünya üzerinde hâkim olabilecektir.
Altın Döviz Standardı ve Bitcoin
Altın döviz standardı altın para standardının son aşaması, bir ulusal paranın birim değerinin, parası altına konvertibl bir başka ülkenin parasına bağlaması halini ifade eder, altın kambiyo standardı da denir. Bitcoin tamamen internet (dijital) ortamında oluşturulan fiziki bir yapısı olmayan herhangi bir merkez bankası tarafından üretilmeyen toplamda en çok 21 milyon tane üretilebilecek olan bir dijital para birimidir. İlk ortaya çıktığında değeri 1 dolar bile olmamasına karşın 2017 Haziran ayı itibari ile 3000 dolar sınırına dayanmıştır. Altın döviz standardı ile benzerliği ise Dünya’nın yeraltı altın rezervleri nasıl bir noktada bitecekse bitcoin üretimi de bir noktada bitecektir. Bu açıdan da bitcoin ve altın benzerlik göstermektedir. Başlangıç için bu iki para sisteminin de faizsiz ekonomiye uygun olduğu düşünülebilir.
Altın Döviz Standardı Önündeki Engel Uzay Madenciliği
Altın döviz standardının faizsiz ekonomiye uygun olmamasının iki sebebi vardır. Bunlardan ilki gelişen teknoloji ile ortaya çıkan yeni bir alan olan uzay madenciliği Uzay madenciliği uzay teknolojilerinin gelişmesi ile diğer gezegenlerden veya asteroidlerden değerli madenlerin çıkarılması sürecidir. Günümüzde birkaç firma ile başlayan uzay madenciliği araştırmaları gitgide artmaktadır. İlerleyen yıllarda bu firmaların tonlarca altın getirdiğinde böyle bir ekonomi sisteminin nasıl bir darbe alacağını öngörmek hiçte zor değildir. İkincisi de şu anda da geçerli olan bir durum ki dünyada yeni bulunan her yeraltı altın rezervinde altın fiyatları dalgalanmalar yaşamaktadır. Paranın altına sabitlendiği sistemde dolaylı olarak paralarda da dalgalanmalar yaşanacaktır. İki olayımızda da aslında altının üretim miktarının aniden artmasının para değeri üzerinde olumsuz etkisi olduğu görülebilir. Uzay Madenciliğinin bir diğer önemli tarafı ise iktisattaki kıt kaynaklar tanımını yapmamız artık daha da zor olacaktır. Teknoloji geliştikçe kıt kabul ettiğimiz birçok madeni ve minerali evrenin derinliklerinden istediğimiz kadar getirebileceğiz.

Küresel Dijital Para Birimi ve Bitcoin
Herhangi bir merkez bankası tarafından üretilmemesi ile tüm dünyanın internet para birimi olan bitcoin geleceğin tek ortak para birimini simgeliyor. Öyle ki yakın zamanda tüm ülkeler ve işletmelerde bitcoin kabul edileceği görüşü gittikçe yaygınlaşmaktadır.  “Küresel Keynesçiliğin küresel ekonomik sistem için getirdiği öneri aynı zamanda Keynesçi düşünceye bağlı olmayan birçok iktisatçının da savunduğu küresel para önerisi getirilmesinin altında yatan sebep para değerlerinin türdeş olmaması, az gelişmiş ülkelerin paralarının değerinin gelişmiş ülkelere göre çok daha düşük olması ve gelişmiş ülkelerin bu sebeple az gelişmiş ülkelerden çok daha rahat bir şekilde para çekebilmeleridir ki bu da başka adaletsizliklerin baş göstermesine sebep olur. İşte Keynes’in ve daha birçok iktisatçının önerdiği küresel para birimi faizsiz ekonomi için de çok önemlidir. Küresel bir para biriminin basımı, dağıtımı hiçbir ülkeye veya birkaç ülkenin toplanıp oluşturduğu bir kuruma verilemez tamamen serbest olmalıdır. Bu da günümüzde kullanımı iyice artan bitcoin ve türevlerini bize işaret etmektedir.
Ülkelerin bu tarz bir paraya karşı çıkması senyoraj gelirlerinden vazgeçmek zorunda olmaları sebebiyledir. Senyoraj para basma yetkisini elinde tutan kurumun, bu yetkisi dolayısıyla para basarak elde ettiği reel gelirdir. Senyoraj enflasyon döneminde büyük bütçe açıklarını para basıp ekonomiye sürerek kapatmak zorunda olan hükümetin elde ettiği kamu gelirleri vergilerinin en adaletsizidir. Devletin her senyoraj geliri aslında halkın cebinden çıkmaktadır. Bu sebeple yeni geliştirilecek olan parada senyoraj bir devletin ya da bir kişinin elinde olmamalıdır. Bitcoin ilk kurulduğunda kurucu grubun birkaç milyon bitcoini ellerinde tuttukları tahmin edilmektedir yani bitcoinde de bir nevi senyoraj geliri oluşmuştur ve bu gelirde şu an birkaç kişinin elindedir. Satoshi Nakamoto kod adını kullandığını söyleyen ve bitcoin kurucu grubunun başında olduğunu iddia edilen Craig Steve Wright eğer gerçekten Satoshi ise tahmini olarak bir milyon Bitcoinin sahibi olduğu düşünülmektedir ki Bitcoinin 2017 Haziran kuruna göre yaklaşık 2,8 milyar dolara denk gelen bir serveti var demektir. Bu da başka bir eşitsizlik kaynağı olduğu için faizsiz ekonomi de son tercih olarak bitcoin ve türevleri tavsiye edilecektir. Ancak bu kurucular grubu belli bir süre sonra ellerindeki bitcoinlerin büyük çoğunluğunu, dünya üzerindeki belli haksızlıkları gidermek için kullanırlarsa (Satoshi’nin bitcoin hesabında uzun bir süredir hareket olmaması sebebiyle bazı kişiler bitcoinlerini yok ettiğini düşünmektedir.) bitcoin de haksızlıklara karşı oluşturulmuş olan dijital para birimi olduğunu gerçek anlamda kanıtlayacaktır. Böylelikle küresel ve adil bir dijital para birimi olma yolunda çok büyük bir adım atacaktır.
Bitcoin’in küresel bir dijital para birimi olmasındaki bir başka sıkıntı ise bu para kimseye ait olmadığı için parayı şu anda geliştiren kişiler, ellerinde büyük miktarda bitcoini olan kişilerdir. Geliştirme sebepleri ise bitcoinin daha çok kullanılması ve bu sayede bitcoinin değerini arttırarak, servetlerini arttırmaktır. Bu da bitcoin de servet kimin elinde ise parayı onun geliştirip yönlendirmesine sebep olacaktır. Oluşturulacak yeni bir küresel dijital para biriminde, bu geliştirmeleri kimin yapacağı konusu üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konudur. Bitcoin ve türevleri dışında oluşturulacak bir küresel dijital para birimi olacaksa ki bitcoin kurucuları iyi niyet göstermezler ve senyoraj gelirlerinin tamamını ellerinde tutarlar ise başka bir para birimine ihtiyaç olacaktır. Böyle bir dijital para ilk oluşumunda adaleti sağlaması adına Dünya nüfusunun 7,5 milyar olduğu günümüzde, en son 7,5 milyar adet üretilebilecek şekilde tasarlanabilir. Ancak sınır bu mu olmalıdır yoksa dünya nüfusunun artışı ile artıp azalışı ile azalmalı mıdır? Bu cevaplanması gereken başka bir sorudur. Küresel dijital para birimi ilk üretildiğinde ülkelere ya nüfusları oranında ya da her ülkeye nüfusuna bakılmadan eşit olarakta dağıtılabilir. Böyle bir eşitlik ve adalet ile başlayan bir para birimi de küresel para birimi olma yolunda çok iyi niyetli bir adım atmış olacaktır.
Senyoraj geliri olmayacak olan bu para birimi ile Amerika başta olmak üzere senyoraj geliri sayesinde daha da devleşen diğer birçok ülkenin ellerindeki senyoraj gücü kaybolacağından; küresel bir dijital para biriminin oluşturulmasını bu ülkeler asla istemeyeceklerdir. Böyle bir çaba büyük ihtimalle gelişmekte olan ülkelerden gelecektir ki bu da Türkiye’ye öncü olma fırsatını sağlayacaklardır.
Milli Dijital Para
Her ne kadar tek bir küresel dijital para öngörülmüş olsa da ülkelerin kendi içinde kullanabilecekleri bir milli dijital para sistemi gerekliliği öngörülmüştür. Bu milli dijital para ithalat ya da ihracatta kullanılamayacak sadece yurtiçi alım satım işlerinde kullanılacaktır. Yurtdışı tüm işlemlerde küresel dijital para kullanılacaktır. Küresel para önerisinde bulunmuş post keynesyen iktisatçı Moore’a göre uluslararası ticarette ulusal paraların kullanımı küresel ekonomide büyük bir deflasyonist eğilim yaratmaktadır. Çünkü cari açık veren ülkeler ulusal paralarını koruyabilmek için cari işlem fazlası vermeye zorlanmakta ve genişletici iç politikaları uygulama olanaklarını yitirmektedir. Milli dijital para biriminin son derece yenilikçi olması gerekmektedir. Bu da belki sürekli güncellemelere tabii tutulması anlamına gelir. Böyle bir paranın güvenliğinin önemi kadar hızlı transfer edilebilmesi sadece internet alışverişlerinde değil ayrıca nakit kullandığımız yerlerde de geçerli olması gerekir. Bunun da ötesinde şu anda çocuğumuza harçlık verdiğimizde nasıl ki sadece cüzdanımızı açmamız gerekiyorsa. Kürresel dijital parada da harçlık vermek bu basitlikte olmalı ayrıca bir İBAN numarası isteme paranın geçmesini bekleme gibi zahmetlere gerek kalmamalı. İnternet tabanlı olacak olan bu para öncelikle otobüs kartları (Akbil vb.) gibi belli yerlerden doldurulabilecek belli limitler tanımlanan kartlar şeklinde tasarlanabilir ve bu kartlar birbirine dokundurulup miktar girildiğinde anında aktarım yapılabilecek kolaylıkta tasarlanmalı ki naktin yerini kolayca alabilsin.
Milli Dijital Paranın Avantajları
İnsanın doğası üzerine tartışmalar felsefenin en büyük ilgi alanlarından biri olmaya devam ederken buna psikologlar ve beyin üzerine çalışan yüzlerce bilim insanı da katılmıştır. İnsan doğası üzerine en önemli sorulardan birisi de insan doğası gereği iyi mi yoksa kötü müdür? Bazı bilim insanlarına göre insanlar doğası gereği kötüdür, bazı bilim insanlarına göre doğuştan iyidir, bazılarına göre ise insan boş bir levhadır, bazılarına göre ise insan içinde hem iyi hem kötüdür. Biz sonuncusunu temel alıp ilerleyeceğiz. Hukuk sistemi nasıl ki hep iyinin yanında oluyorsa ya da olmaya çalışıyorsa. Bir ekonomik sistemde bunu yapmalı ve iyinin yanında olmalı ve iyi olmayı teşvik etmeli. En basitinden ülkemizin acı gerçeklerinden birkaçını düşünelim vergi kaçırma ya da sigortasız işçi çalıştırma gibi olaylar, dijital paranın tamamıyla kullanıma girmesi ile çok daha kolay tespit edilebilecek. Gresham yasası nasıl ki kötü paranın iyi parayı kovacağını söylüyorsa bu aslında diğer alanlarda da geçerlidir. Vergi kaçırmaz ve sigortalı olarak işçi çalıştırırsanız satacağınız ürünlerin fiyatı çok daha yüksek olacaktır. Diğer bir şirket vergi kaçırıp, sigortasız işçi çalıştırırsa ürünlerini daha ucuza satacak ve sonunda rekabet edemeyip iflas etmenize sebep olacaktır. Kötü patron iyi patronu sistemden kovmuş olacaktır. Ekonomik sisteminiz kötü olanı tespit edip cezalandıramıyorsa bu yavaş yavaş tüm halkı etkileyecektir. Dijital bir para biriminiz ve alım, satımları takip edebileceğiniz iyi bir yapay zekâ veya yazılıma sahipseniz ekonomide tam etkinliğe sahip olabileceksiniz. Hepimiz hemen hemen her gün aç olduğunu söyleyerek para isteyen kişilerle karşılaşarak bu kişilere yardım etmişizdir. Sonra haberlerde görürüz ki yardım ettiğimiz kişi ölmüş ve banka hesabında 1 milyon TL’yi geçkin para bulunmuş. Tabii ki bu her ihtiyaç sahibinin böyle olduğu anlamına gelmez ancak insanların yardım etme duygusunu köreltir.
Yardımlaşmada daha etkin olunması için kurulan dernek vb. kurumlara değinirsek; gerçek ihtiyaç sahiplerini tespit etmek için onlarca bazen yüzlerce bina kiralamak, bir sürü demirbaş almak, yüzlerce defterlik kayıtlar tutmak zorunda kalıyorlar. Bu da toplanan yardım paralarının tamamının ihtiyaç sahiplerine ulaşmamasına, ihtiyaç sahiplerini bulmaları için de para harcamalarına sebep olmaktadır. Dijital para sisteminde ise herkesin gelir ve gideri bilinebileceğinden gerçek ihtiyaç sahipleri saniyeler içinde tespit edilebilecektir. Oluşturulacak bir havuz hesaba, yardım etmek isteyen kişiler para göndererek gerçekten ihtiyaç sahiplerine yardım etmiş olacaktır. Dijital para sisteminde paranın bazı özellikleri çok daha etkin olarak karşımıza çıkacaktır. Bu para birimi diğer para birimlerine göre çok daha kolay taşınır, dayanıklı, bölünebilir olacağı gibi taklit edilmesi de zorlaşacaktır. Ayrıca sabit kur sistemi ile değerini binlerce yıl aynı şekilde muhafaza edecektir.

Milli Dijital Paraya Geçiş
Faizsiz bir ekonomiden bahsedebilmek için öncelikle para sisteminde değişikliklere gidilmesi gerekmektedir. Günümüz banknot para sisteminde alış ve satışların, para haraketliliğinin takibi çok zordur. Takip edilebilen kısmı da bankalar üzerinden yapılandadır. Faizsiz ekonomide banka olmayacaksa hiçbir ekonomik hareketi görmemizin imkânı olmayacaktır. O yüzden banknot para sisteminden dijital para sistemine geçmemiz gerekir. Böylece alınan bir ekmek bile ekonomik veri olarak görülecektir. Her ekonomik hareketliliğin kaydedildiği böyle bir sistemde ekonomik veriler çok daha hızlı bir şekilde değerlendirilebilir. Dijital paraya geçiş sürecinin birkaç farklı alternatifi olabilir. Bunlardan en akla yatkın olanı belli bir yıl çift para sistemini uygulamaktır. Gresham yasası gereği insanlar ellerindeki Dolar, Euro gibi dövizler yerine bu yeni iyi paraya yatırım yapmaya başlayacaklar böylelikle insanlar kâğıt paralardan, dijital paraya kendi isteği ile geçecektir. Japonya’nın yakın zamanda yapmış olduğu bir açıklama ile dijital paraya geçişte benzer bir yol izleyebileceği sonucuna varılmıştır. Japonya, Yen’e denk olarak çıkarmayı düşündüğü blockchain tabanlı Jcoin’i 2020 olimpiyatlarına yetiştirmeye çalışıyor ve belli bir süre hem bu dijital para hem de Yen’i beraber kullanmayı planlıyor. Estonya da benzer şekilde Estcoint üreterek dijital paraya geçmeyi isteyen ülkelerden. Uzmanlara göre Estonya’nın bu hareketi yerel para birimini yok ederek sadece dijital paranın ayakta kalmasına sebep olacak.
Arbitraj, Spekülasyon. Manipülasyon
Esnek kur sisteminde arbitraj, spekülasyon ve manipülasyon yapılması mümkündür. Bunlardan ilk ikisi suç sayılmazken, manipülasyon yani hileli yönlendirme suçtur. Arbitraj paranın fiyat farklılığı olan iki ya da daha fazla piyasada aynı anda alınıp satılmasıdır ki bu işlem sonunda arbitrajcı her zaman kar eder. Ancak arbitrajcının kazandığı parayı kimden kazandığı sorusuna cevap verilmez. Dolar Türk lirası kurunun A ülkesinde alışı 3.54 satışı 3.55. B ülkesinde ise alışı 3.52 satışı 3.53 olduğunu varsayalım. B ülkesinde 3.53 ten doları alan birisi aynı saniyede A ülkesine 3.54 ten satarsa 1 kuruş kar etmiş olacak. Bu işlemi 1 milyar dolar ile yaparsa 1milyar kuruş yani 10milyon TL kazanacaktır. Bu 10 milyon TL ise kuru daha yüksek olan A ülkesinden çıkmış olacak ve bu da ülkenin refah düzeyini azaltan bir etken olmuş olacak yani ülke içindeki para azalacak. Spekülasyon ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde vurgunculuk olarak geçmesine rağmen iktisat sözlüklerinde çeşitli mal ve mali varlıkları içeren ekonomik varlıkların, ileride fiyatlarının yükseleceği tahmin edilerek, ucuz fiyattan alınıp; sonra fiyatı yükseldiğinde satılması suretiyle kar elde etme davranışı olarak tanımlanır. Tersi olarak da fiyatların düşmesini beklerse elindeki varlıkları çıkaracaktır.
Spekülasyonu ikiye ayırabiliriz. İlki gerçekten bilgi ve becerisi ile ilerideki fiyatları tahmin edebildiği için yapılan alım satımlardır ki buna bilgi ile spekülasyon diyelim. İkincisi ise elinde gerçekten yüklü bir nakit bulunan kişinin bu yüklü nakdi ile bir mali varlığa yatırım yapıp çekilmesi sonra tekrar alması şeklindedir. Bunu yaparken düşünce şudur yatırım yapıldığı anda değer artışını görenlerin almasını sağlayıp fiyatı daha da yükseltmek, sonrada yüklü miktarda satış yaparak aniden düşmesini ve bu panikle diğer alıcıların satış yapmasını sağlayarak normal değerin altına düşürüp tekrar alarak kar sağlamak. Buna da para ile spekülasyon diyelim ki buna aslında istikrar bozucu spekülasyon da denmektedir. Para ile spekülasyonda elde edilen kar kesinlikle başkalarının yatırımlarını eritmek üzerine olduğu için yasaklanması gerektiği görüşündeyiz. Bilgi ile spekülasyonda ise kişinin gerçekten bir emek ve zaman harcayıp bu bilgiye ulaşabileceğinden daha hoş karşılandığını düşünebiliriz. Ancak bu bilginin bir şekilde arkadaşınız olan herhangi bir ülkenin merkez bankası başkanından kolayca alındığını varsayarsak, örneğin bir faiz artışı ve indirimi olacağı bilgisi size önceden geliyorsa ve buna göre pozisyon alabiliyorsanız bu da başka bir sıkıntıyı doğuracaktır. Bu sebeple bilgi ile spekülasyonda da belli yönlerden sıkıntılar vardır. Bu sebeple en azından para sistemi içerisinde arbitraj ve spekülasyonun önüne geçmek gerektiğini düşünmekteyiz.
Sabit Kur Sistemi
Sabit ve esnek kur sisteminin de eksileri olduğunu gördüğümüz için faizsiz ekonominin altyapısını oluşturacak üçüncü bir kur sistemine ihtiyacımız olacaktır. Bu da milli dijital para ve yapay zekalı sabit kur sistemidir. Bu kur sisteminde milli dijital paramız önce esnek kur sistemine bırakılır ya da daha önceden uygulanmış olan esnek kur sistemi verileri dikkate alınır. İstenilen bir noktada diğer para birimleriyle bir denge kurduğunda kur değil ancak para birimimiz sabitlenir. Yani 1 Dijital Türk Lirası(DTL) 1000 Amerikan dolarına eşittir demek yerine Türkiye’de bir ailenin asgari geçimini sağlayabileceği miktara 1 DTL denilecektir. Diyelim ki bu da 1000 dolara eşit olsun. Türkiye’de asgari geçim koşullarının 1 yılda değişmediğini varsayıp doların %1 değer kaybettiğini düşünürsek artık 1 dijital Türk lirası 1010 dolara eşit olacak. Varsayalım ki asgari geçim koşulları Dünya piyasalarındaki birçok üründeki fiyat artışı nedeniyle %1 arttı. O zaman dijital Türk liramızın değeri de %1 artacak. Peki, bu nasıl olacak devlet piyasadaki elektronik paraların %1 ini piyasadan çekecek bunu vergiler ya da benzeri tahsilat şeklinde yapabilir piyasada para %1 azaldığı için değeri de %1 artacak. Tabi ki bu kararı verip piyasaya para aktarma ya da para çekme işini yapanın insan olmasına gerek olmayacak çünkü bazen günde %1‘lik değer artışları ya da azalışları olabilir. Bunu bir yazılım belki bir yapay zekâ uygulaması her gün, her saat, her dakika otomatik olarak yapacaktır.
Örnek olarak bir ailenin 100 DTL’lik bir ev almak için 50 DTL biriktirdiğini düşünelim ve o sene %100 enflasyon olmasına neden olacak olaylar ön görelim. Yani eski sistemde evin değeri yaklaşık 200 DTL ye çıkacak ama ailenin elindeki para 100DTL olmayacaktı. Devletin parasının değerini koruması faizsiz ekonomi sisteminde ilk vazifesi olduğu için piyasadan paraların yarısını çekecek ve DTL’nin değeri iki katına çıkacaktır. Enflasyon yüzünden değeri yarıya inmiş olan paramız böylece eski değerine dönmüş oldu. Böylelikle ev fiyatı 200DTL olmak yerine 100 DTL ye düşecek ve ailemizde biriktirmiş olduğu parasından hiçbir şey kaybetmeyecek. Bu değer artışı diğer para birimlerinde ya da iç piyasada hissedilmeyecek; aynı görünmez bir elin paranın değerini koruması gibi. Görünmez bir elden tek farkı görünen bir yapay zekâ sistemi ya da yazılımı tarafından yapılacak olması. Ancak doğaldır ki faizin olmadığı ve paranın hunharca basılmadığı bir ekonomide enflasyonun %100 değil %2-3 bile olması zordur.
Yatırım Geliştirme Şirketleri
Bir önceki bölümlerde bahsettiğimiz bilgi eksikliğinden dolayı, yatırım yapılabilecek firmalarla alakalı bilgisi olan bir yapıya ihtiyaç vardır. Bu yapıya da yatırım geliştirme(ya-ge) şirketleri diyebiliriz. Bu şirketler fikir sahibi ile fon sahiplerini bir araya getirecek yani bir nevi bankanın yerini alacak yeni kurum oldukları da söylenebilir. Ancak tek bir fark var bu kurumlar bankanın almadığı riskleri alacaklar. Yenilikçi fikirleri olan kişiler bu kurumlara gittiklerinde ya-ge faaliyeti yürüten şirketler mevcut sektörü inceleyecekler ve karlılık oranını beğendikleri takdirde 3 farklı yol izleyecekler. Birincisi, bu firmayı internet sayfalarında tanıtıp yatırım miktarı karşılığı hisse oranı belirlenecek ve bu oranı beğenen yatırımcıların yatırımlarını yapmaları beklenecektir. Ya-ge yapan şirketler bunda sorumluluk almayacaklar borsadaki gibi yaptıkları bu işlem için küçük bir komisyon alacaklardır.
İkincisi, firmayı çalıştığı ya da çalışacağı sektöre göre bir alana ayıracaklardır. Sadece bu sektöre yatırım yapmak isteyen yatırımcılar sektörün toplamının belli bir kısmını alacaklardır. Yani sektörde 10 kişi zarar edip 40 kişi kar ettiyse sektör tahvilleri kar etmiş olacaktır. Risk azaltılmış olacak ve sektör bazına indirilmiş olacaktır. Bu opsiyonda ya-ge faaliyeti yapan şirketler kar ve zararda bilgileri oranında sorumlu oldukları için örneğin %1 gibi bir oranla kar ve zarara ortak olacaklardır. Bu oran ya-ge faaliyeti yapan şirketlerin kendi öz sermayesi ile daha çok katılarak arttırılabilir.
Üçüncüsü, firma tahmini karlılık ya da risk oranına göre ya-ge firmalarının belirlediği havuzlara konabilir. Sektör farklılığı olmadan oluşturulacak bu havuzdan isteyen istediği dilimde olanı seçebilir riski ile orantılı olarak kar ve zarar olasılığı değişiklik gösterebilir. Ya-ge firması uygun görürse büyük bir yatırım gerektiren firmayı aynı anda üç farklı yolla da fon bulabilir. Ya-ge faaliyeti içine girecek büyük bir firmanın, hemen hemen her alanda uzman kişilere ihtiyacı olacaktır. Günümüz bankalarından farklı olarak ya-ge firmaları sadece ekonomide değil hemen her alanda uzman bireyler ile çalışacağı için günümüzde ya-ge firması olma yolunda en büyük avantaj üniversitelerdedir. Üniversitelerde hemen her alandan uzmanlar çalışmaktadır. Ya-ge firmaları genellikle fikirlerin yenilikçiliğini dikkate alsa da sadece yenilikçi fikirlere yatırım yapmak zorunda kalmayacaklardır. Sıradan bir market, kasap, kuaför açmak isteyen biriside buraya gidecektir. Yapmak istediklerini anlattıktan sonra ya-ge firması tarafından belirttikleri yerle alakalı piyasa araştırması yapılır ve uygun görülürse yine aynı üç yolla fon sağlanabilir. Ortaklığın yapısı, olası ayrılık süreci, zarara katlanma noktası, tamamını satın alma opsiyonu gibi özellikler karşılıklı pazarlık gücüne bağlı olacaktır. Ya-ge firmalarını bankadan ayıran en önemli özellik, bankalar daha çok geçmişiniz ve göstereceğiniz teminatlara bakarken ya-ge firması 18 yaşında iş tecrübesi olmayan, teminatı olmayan kişiye bile fon sağlayabilirler. Yani önemli olan tek şey fikir ve yenilikçi düşünce olacaktır.

Yatırım Geliştirme Şirketleri, Melek Yatırımcılar Ve Murabaha
Murabaha bir malı peşin alıp taksitle satmak anlamına gelir Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre murabaha tefecilik olarak çevrilir. Murabaha sözünün evriminde gelmiş olduğu bu son nokta gerçekten iç acıtıcıdır. Murabaha da karıştırılan nokta şudur ki gerçek murabahacı aslında herhangi bir malı satın alır ve burada satamama riskine girer serbest ekonomide olduğumuz için daha sonra bu malı istediği fiyata ve istediği şekilde satar. Ancak katılım bankaları zaten satın alınmak istenen malı sattıkları için eski murabaha tanımından uzaklaşmaktadırlar ve bazı ilahiyatçılar bunu çağdaş murabaha olarakta adlandırmaktadırlar. Avcı ve Aktaş’ın çalışmalarında katılım bankalarının murabaha şeklinde kullandırdığı fonlar ise son yıllarda sürekli %70-75 civarında kalmıştır. İsimlerinin hakkını verecek oldukları kar ve zarara katılım oranları ise %2 civarındadır.
Melek yatırımcılar ise genelde erken dönem projelerine ilgi duyarlar ve yatırım yapacakları projeleri kişisel bağları sayesinde bulurlar ve yatırım yapacakları şirketin alanına hâkimdirler. Ya-ge firmalarında ise yatırımcılar bilgisi olmayan alanda dahi ya-ge firmalarının raporlarını inceleyip yatırım yapabilirler. Yatırım yapılan firmalar tek kişilik bir firmada olabilir, Google gibi büyük bir firmanın hisse senetleri de olabilir.
Bölüşüm Vergisi
Vergi; kamu hizmetlerine harcanmak için hükümetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya ya da bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı paradır.  Faizsiz ekonomide gelir eşitsizliğini azaltacak yeni bir vergi modeli üzerinde durulmaktadır. Bu da insani yaşam vergisi diyebileceğimiz bölüşüm vergisidir. Belli bir servetin ve gelirin üzerinde mal ve parası olan kişilerden diğer vergilere ek olarak alınacak bu vergi her yıl hesaplanan meblağların ihtiyaç sahiplerine aktarılmasından ibaret olacaktır. Bu vergiye hiçbir firma ya da şirketin karşı çıkacağı görüşünde değilim çünkü bu para gerçekten ihtiyaç sahiplerine gidecektir ve bu ihtiyaç sahiplerinin eline geçen para harcamaya dönüşeceğinden bölüşüm vergisi veren kişinin sahip olduğu firma ve şirketin ürünleri alınacaktır. Buradaki önemli bir soru şudur ki gerçek ihtiyaç sahipleri nasıl tespit edilecek? Cevabı tezimizin başında önerdiğimiz dijital milli parada gizlidir. Dijital bir para sistemine geçildiğinde herkesin ne kadar varlığı ve parası olduğu bir tıklama ile ortaya çıkacaktır. Devlet belli bir paranın altında geçinen kişilerin listesini oluşturacak ve bölüşüm vergisi bu kişilere dağıtılacaktır. Bu limit ilk önce açlık sınırı ve ilerleyen yıllarda da yoksulluk sınırı olarak yükseltilebilir.
Bölüşüm vergisinin oranı şu şekilde tespit edilebilecektir. Bu vergiyi vermesi gerekenlerin kimler olduğu tespit edilir. Açlık sınırının altında yaşayanlara yıllık ne kadar para verilmesi gerektiği tespit edilir ve alınacak bölüşüm vergisi oranı 𝐵ö𝑙üşü𝑚ü𝑛𝑒 𝑖ℎ𝑡𝑖𝑦𝑎ç 𝑑𝑢𝑦𝑢𝑙𝑎𝑛 𝑝𝑎𝑟𝑎/𝐵ö𝑙üşü𝑙𝑒𝑏𝑖𝑙𝑒𝑐𝑒𝑘 𝑡𝑜𝑝𝑙𝑎𝑚 𝑝𝑎𝑟𝑎 formülünden tespit edilir. Bu vergi oranı örneğin %1 ile %5 oranı arasında bir tavan ve taban belirlenerek bulunabilir. Ayrıca bölüşüm vergilerinin toplanacağı havuza diğer insanlarda istedikleri oran ve miktarda para aktarabilir. Bölüşüm vergisi özü itibariyle aslında İslamiyet’teki zekât kavramına benzemektedir. Tek farkı günümüzde zekât (dinen zorunlu olsa da) verme konusunda devlet tarafından bir zorunluluk yoktur. Zekâtta da oran aslında bölüşüm vergisi gibi sabit değildir en az 40 ta 1 olarak ifade edilir. Böyle bir verginin olması gelir eşitsizliğini azaltacağı gibi aynı zamanda dini istismar edip zekât paralarını belli derneklerin elinde toplamayı da engelleyecek ve birçok kişinin dini vecibe olarak yerine getirdiği zekât kurumuna güveni arttıracaktır. Ayrıca kişiler arasında sevgi bağını da kuvvetlendirecektir.
Yararlanılan Kaynaklar
İsmail Süleymanoğlu, Faizsiz Ekonomi Üzerine Bir Deneme
Parasız, İ. (2007). Modern Ansiklopedik Ekonomi Sözlüğü
Özyurt, H. (2015). Para Teorisi ve Politikası
Arslan, O. (2010). Küresel Keynesçilik ve Küresel Ekonomik Kriz
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, İsmail Süleymanoğlu’na aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Teknolojik Gelişmeler, Kripto Para Düşüncesi Ve Bitcoin'in Ortaya Çıkışı

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte çağın ihtiyaçlarına cevap verebilmek için her alanda olduğu gibi finansal sektörde de yenilikler yapılmaktadır. İnsanlar içinde yaşadıkları döneme uyum sağlamakta ve yıllar geçtikçe bazı alışkanlıkların yerini yenileri almaktadır. Örneğin eskiden ticarette alış veriş aracı olarak altın kullanılmaktaydı. 19.yy‟ın sonlarına doğru ise birçok ülke banknot denilen kağıt paraları piyasaya sürdü. Kağıt paralar önceleri altın gümüş gibi kıymetli maden değeri karşılığı olarak çıkarılmaya başlandıysa da bu durum daha sonra değişti. Karşılığı olmayan ve bir devletin desteği ile çıkan paraya(fiat money) itibari para denildi. İtibari para, altında hükümet imzası olan, düzenlediği kâğıdın taklit edilemeyeceğine güven üzerine kurulmuş, mal ve hizmet alışverişi için kullanılan banka kâğıdı veya kâğıt para demektir. Günümüzde dolaşımda olan paralar bu şekildedir. Aslında kripto paranın çıkış nedenini anlamak itibari paranın tanımı, tarihçesi ve fonksiyonunu anlamak ile ilgidir. Bu sebeple bugün para denilen şeyin ne olduğu doğru anlaşılmalıdır.
17. asırda İngiliz kuyumcular, ellerindeki altın ve kıymetli eşyaların kaybolma ve çalınmaya karşı teminat altına almak için Londra’daki darphaneye teslim ediyorlardı. 1640 yılında İngiltere Kralı I. Charles’ın tüccarların Londra Kulesi’nde saklanan altın külçelerine el koyunca devlete olan güven sarsılmıştır. Bunun üzerine kuyumcu olan Goldsmith’ler kasa yaptırıp bu külçeleri orada saklamışlar ve bunların karşılığında Goldsmith’s notes (Goldsmith Kağıdı) adı verilen hamiline yazılı bir kâğıt vermişlerdir. Ülkede yaygınlık kazanan bu kâğıtlar ilk banknot sisteminin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 1963 yılında Londra Mahkemesi Goldsmith’lerin tam karşılığı olmayan kâğıt vermesini yasaklamıştır.
Kuyumcuların yaptığı gibi devletler de para basarken bastıkları paralar karşılığında altın rezervi bulundurması gerekmekteydi. ABD diğer uluslara dolar ihrac edip karşılığında altın rezervi bulundurmayı taahhüt etmişti. ‘Nixon Şoku’ olarak bilinen 1971‟de ABD Başkanı Richard Nixon‟un Amerikan Dolarının altın karşılığını kaldırmasıyla birlikte bu karşılıklık sistemi ortadan kalkmıştır. Bunun üzerinde ticari ilişkilerin temeli olan paranın değerinin tek belirleyicisi hükümetler olmuştur. Bu sebeple en yaygın kullanımı olan ve diğer para birimlerini ve ticari değerlerin değerini belirleyen para birimi dolar ve dolayısyla siyasi ve askeri gücüyle Amerika olmuştur. Kripto paralar aslında özelde dolar ve Amerika hegemonyasına genelde bütün siyasi ve finansal merkezi otoriterelere karşı bir başkaldırıştır.
Artık günümüzde harcama yapabilmek için tek yöntemi banknot taşımak değildir. Teknolojinin ve bankacılık sistemlerinin gelişmesi nakit paraya alternatif olarak kredi kartları, para kartları, alışveriş kartları, yemek kartları kullanılabilmekte, akıllı telefonlar üzerinden birkaç dakika içinde para transferleri yapılabilmektedir. Finansal yenilikler sayesinde banka hesapları internet üzerinden kolaylıkla yönetebilir hale gelmiştir. Bilşim sistemlerinin gelişimi ile dijital yollarla bilgi akışı çok kolaylaşmıştır. Bu teknolojik altyapı küresel boyutta ülkeler arası yakınlaşmayı getirmiştir. Küreselleşme ve internetin yaygınlaşması neticesinde para trasnferini banka ve devlet kanallarına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmeye imkan sağlayan blockchain teknolojisi ve bu teknolojiyi kullanan kripto para birimleri türemiştir. Bu araştırmanın konusu olan ve en çok bilinen kripto para birimi olan Bitcoin‟den bahsetmeden önce bahsi geçen blockchain ve kripto para‟nın ne olduğu konusuna açıklık getirilmelidir.
Blockchain
Blockchain, yani blok zinciri, kriptografi kullanılarak birbirine güvenli bir şekilde bağlanmış bloklardan oluşan ve zincirleme şekilde sürekli büyüyen bir kayıt listesidir. Her blok tipik olarak önceki bloğun bir kriptografik karmasını (hash), bir zaman kaydını ve işlem verisini içerir. Tasarım gereği, bir blockchain, verilerin modifikasyonuna karşı dirençlidir. “İki taraf arasındaki işlemleri verimli, doğrulanabilir ve kalıcı bir şekilde kaydedebilen umuma açık bir kayıt defterdir.” Umumi açık bir kayıt defteri olarak kullanmak için, bir blockchain tipik olarak düğümler arası iletişim sağlamak ve yeni blokları onaylamak üzere ortak bir protokole tabi olarak eşler ya da iki uç arası(peer-to-peer) iletişime imkân sağlayan bir ağ üzerinden idare edilmektedir. Kaydedildikten sonra, herhangi bir bloktaki veriler, ağ çoğunluğunun mutabakatını gerektiren sonraki tüm blokların değiştirilmeksizin geriye dönük olarak değiştirilemez.
Blockchainler tasarım itibariyle güvenlidir ve yüksek Bizans hata toleransı ile dağıtılmış bir işleme sistemi örneğidir. Bu nedenle bir blokchain aracılığıyla adem-i merkeziyetçi bir konsensus sağlanmış olur. Bu durum, olayların kaydedilmesi, tıbbi kayıtlar ve kimlik yönetimi, değer transfer işlemi, belge doğrulama, gıda takip sistemi ve oy kullanma gibi kayıt yönetimi faaliyetleri için kullanıma elverişlidir. Blok zamanı, ağın blok zincirinde bir ekstra blok üretmesi için geçen ortalama süredi. Bazı blockchainler her beş saniyede bir yeni bir blok oluşturur. Blok tamamlandığı zaman, ortaya çıkan veriler doğrulanabilir hale gelir. Bu, para transfer işleminin gerçekleştiği zaman oluşan bir durumdur. Dolayısıyla daha kısa blok süresi, daha hızlı işlem anlamına gelir.
Blockchain 2008 yılında Satoshi Nakamoto tarafından, kripto-para birimi olan Bitcoin’in defter-i kebiri diğer ifade ile kayıt defteri olarak görev yapmak üzere icat edilmiştir. Bitcoin için blok zincirinin icadı, güvenilir bir otorite veya merkezi sunucuya ihtiyaç duymadan para transferlerinde oluşan problemleri çözmek için icat edilmiş ilk dijital para birimidir. Bitcoin tasarımı başka uygulamalara ilham kaynağı olmuştur. Ağustos 2014’te, ağ üzerinde gerçekleşen tüm işlemlerin kayıtlarını içeren Bitcoin blockchain dosya boyutu 20 GB’ye (gigabayt) ulaştı. Ocak 2015’te, boyut 30 GB’a yaklaştı ve Ocak 2016’dan Ocak 2017’ye kadar, Bitcoin blok zinciri 50 GB’dan 100 GB’a çıktı. Blok ve zincir kelimeleri, Satoshi Nakamoto’nın orijinal makalesinde birbirinden ayrı kavramlar olarak kullanılmıştır. Ancak 2016 yılından itibaren blockchain, tek bir kelime olarak popüler hale getirilmiştir. Blockchain 2.0 terimi, ilk olarak 2014‟te ortaya çıkmış dağıtılmış blockchain veritabanının ilk uygulamasına atıf olarak kullanılmıştır.

Blockchain 2.0 teknolojileri, para transfer işlemlerin ötesine geçer ve güçlü aracılar olmadan bilgi ve paranın yer değiştirmesine hakemlik yapmayı mümkün kılar.
Bu teknolojinin,
* Daha önce dışlanmış kişilerin küresel ekonomiye katılmalarını,
* Katılımcıların gizliliğinin korunmasını,
* İnsanların kendi bilgilerini koruma gücünü ellerinde barındırmalarını ve para kazanmalarını
* İçerik oluşturucuların fikri mülkiyet haklarının karşılığını almalarını sağlamalası beklenmektedir.
İkinci nesil blockchain teknolojisi bir kişinin “kalıcı dijital kimliği ve kişiliğini” saklanması imkân tanıma ve varlıkların dağıtılma şeklini değiştirerek toplumsal eşitsizliğin problemini çözmeye yardımcı olmak için gerekli altyapıyı sağlama potansiyeline sahiptir. 2016 yılında, Rusya Federasyonu Merkez Bankası (NSD), blockchain tabanlı otomatik oylama sistemlerinin kullanımını araştıracak olan Nxt blockchain 2.0 platformuna dayanan bir pilot proje duyurmuştur. IBM, Temmuz 2016’da Singapur’da bir blockchain inovasyon araştırma merkezi açmıştır. Dünya Ekonomik Forumu için bir çalışma grubu, 2016 Kasım ayında, blok zinciriyle ilgili yönetim modellerinin gelişimini tartışmak üzere bir araya gelmiştir. Accenture’a göre, inovasyon teorisinin yayılmasının bir uygulaması, blokchainlerin 2016’da finansal hizmetler içinde % 13.5’lik bir adaptasyon oranına ulaştığını ve bu nedenle erken adaptasyon aşamasına ulaştığını göstermektedir. Sanayi Ticaret Grupları, 2016 yılında Dijital Ticaret Odası’nın bir inisiyatifi olan Global Blockchain Forum’u oluşturmak için bir araya gelmişlerdir. Sahip olduğu eşsiz özellikleri sebebiyle parasal kaynakların transfer edilebilmesi için blockchain altyapısını kullanan kriptopara birimleri ortaya çıkmıştır.
Kriptoparalar
Bir kriptopara birimi, finansal işlemleri güvenceye almak, maddi varlıkların transferini güvenli bir şekilde gerçekleştirmek ve bunu onaylamak için güçlü bir kriptografi kullanan bir karşılıklı mübadele ortamı olarak çalışmak üzere tasarlanmış bir dijital varlıktır. Kriptopara birimi bir tür dijital para birimi, sanal para birimi veya alternatif para birimidir. Kriptopara birimleri merkezi elektronik paralar ve merkezi bankacılık sistemlerinin aksine merkezi olmayan kontrol mekanizmalar kullanırlar. 2009 yılında açık kaynak kodlu yazılım olarak piyasaya sunulan Bitcoin, genel olarak ilk dağıtılmış kripto para birimi olarak kabul edilir. O zamandan beri, 4.000 altcoin (alternatif para) Bitcoin varyantları oluşturuldu.
Jan Lansky’ye göre, bir kriptopara birimi altı koşulu karşılayan bir sistemdir:
1. Sistem, merkezi bir otorite gerektirmez. Bu durum kendi yapısı olan dağıtılmış ortak konsensüs ile oluşur.
2. Sistem, kriptopara birimlerine ve kriptopara edinme durumuna genel bir bakışa sahiptir.
3. Sistem, yeni kriptopara birimlerinin oluşturulup oluşturulmayacağını tanımlar. Yeni kriptopara oluşturulabilirse, oluşturma koşullarını ve bu yeni birimlerin sahipliğini nasıl belirleyeceğini tanımlar.
4. Kriptopara birimlerinin mülkiyeti sadece kriptografik olarak kanıtlanabilir.
5. Bir işlem bildirimi ancak ve ancak bu birimlerin mevcut sahipliğini kanıtlayan bir kuruluş tarafından verilebilir.
6. Aynı kriptografik birimlerin sahipliğini değiştirmek için iki farklı talimat aynı anda girilirse, sistem bunlardan en fazla birini gerçekleştirir.
Finsansal veriler ve haberler paylaşan bir finsansal bilgi sitesi olan MarketWatch yazarlarından Aaron Hankins, Bitcoin haricindeki kriptoparalar için altcoin tabiri kullanıldığını ifade etmiştir. Kriptopara gibi teknik ve zor bir isime nipetle daha kolay olduğu için, bu kullanım yaygın olarak tercih edilmektedir.
Merkezi olmayan kriptopara, kriptopara sisteminin tamamı tarafından, ortak bir şekilde ve kamu tarafından bilinen bir zamanda, baştan tanımlanan bir oranda, toplu olarak üretilir. Merkez Bankacılık ve Federal Rezerv Sistemi gibi ekonomik sistemlerde, şirket kurulları ya da hükümetler para basarak ya da dijital bankacılık defterleri aracılığı ile paranın kamuya arzını kontrol ederler. Merkezi olmayan kriptopara için ise, şirketler veya hükümetler yeni birimler üretemezler ve şimdiye kadar varlık olarak kriptopara bulunduran şirketleri destek sağlamamışlardır. Merkezi olmayan kriptopara birimlerinin temel aldığı teknik sistem, Satoshi Nakamoto olarak bilinen grup veya birey tarafından yaratılmıştır. Bitcoin madenciliği (mining) adı verilen yöntemle kişiler bir makine üzerinde kodlama yoluyla Bitcoin üretimini yapmaktır.
Bir kriptopara birimi sisteminde, kayıt defterlerin güvenliği, bütünlüğü ve dengesi, madenciler olarak adlandırılan karşılıklı güvensiz partilerden oluşan bir topluluk tarafından sürdürülür. Bu kişi ya da kurumlar; bilgisayarları, işlemleri doğrulamak ve işlem zamanını kaydetmekte yardımcı olmak için kullanırlar ve belirli bir zaman kaydı şemasına uygun olarak bunları defterlere eklerler. Çoğu kriptopara birimleri, bu para biriminin üretimini kademeli olarak azaltmak için tasarlanmıştır ve bu, dolaşımda olacak olan para biriminin toplam miktarına bir sınır getirmektedir. Finansal kurumlar tarafından tutulan ya da nakit olarak elde tutulan sıradan paralarla kıyaslandığında, kriptoparalar devlet tarafından el konulması çok daha zordur. Bu zorluk, kriptografik teknolojilerin kullanılmasıyla kazanılmıştır.

Kriptopara Madenciliği (Mining)
Kriptopara ağlarında, madencilik tabir edilen işlem aslında yapılan para treansfer işlemlerine şahitlik etmektir ya da işlemin gerçekleştiğinin onayıdır. Bu çaba için, başarılı madenciler bir birim yeni kriptopara ile ödüllendirilirler. Ödül, ağın işlem gücüne katkıda bulunmak için tamamlayıcı bir teşvik oluşturarak işlem ücretlerini düşürür. SHA-256 ve Scrypt gibi karmaşık algoritmalar çalıştıran FPGA’ler ve ASIC’ler gibi özel makineler kullanılarak herhangi bir finansal işlemi doğrulayan hash üreticilerinin oranı artmıştır.
Madencilik işleminde teknik olarak gerçekleşen olayı basitçe izahı şu şekilde yapılabilir. Madenciler, Bitcoin madenciliği programının bir parçası olan ve bloktaki cevabı içeren karmaşık bir matematiksel bulmacayı çözerek yeni bir Bitcoin kazanma şansı elde edeeler. Çözüme ihtiyacı olan bulmacanın amacı, bloktaki verilerle birleştirildiğinde ve bir karma(hash) işlevinden geçirildiğinde, belirli bir aralıkta bir sonuç üreten bir sayı bulmaktır. Bu tahmin edilenden çok daha zor bir işlemdir. Daha ucuz ve verimli makineler için yapılan kıyasıya rekabet, ilk kriptopara olan Bitcoin‟in piyasaya sürüldüğü yıl olan 2009‟dan beri devam edegelmektedir. Daha fazla insanın sanal para dünyasına dahil olmasıyla, bu doğrulama için hash üretmek yıllar içinde çok daha karmaşık hale geldi ve madenciler birden fazla yüksek performanslı ASIC’lerin kullanımına büyük miktarda para yatırmak zorunda kaldılar. Bu nedenle, bir hash bulmak için elde edilen paranın değeri, genellikle, makinelerin kurulması için harcanan para miktarını, ürettikleri muazzam miktarda ısının üstesinden gelmek için soğutma tesislerini ve bunları çalıştırmak için gereken elektriği karşılayamaz.
Bazı madenciler, bir bloğun bulunma olasılığına katkıda bulundukları iş miktarına göre, ödüllerini eşit olarak bölmek için bir ağ üzerindeki işlem gücünü paylaşarak kaynaklarını bir araya getitirirler. Geçerli bir kısmi çalışma kanıtı (proof-of-work) sunan madencilik ortaklığına katılanlara bir “pay” verilir. Bir şirket düşük petrol fiyatları nedeniyle Kanada petrol ve gaz üretim sahalarında ucuz yakıt fiyatından dolayı madencilik işlemleri için veri merkezleri işletmektedir. Madencilik ile ilgili ekonomik ve çevresel kaygılar göz önüne alındığında, çeşitli “madensiz” kriptoparalar aktif bir gelişme gerçekleştirmektedir. Nano gibi diğer kripto para birimleri, her bir hesabın kendi blok zincirine sahip olduğu bir blok-kafes yapısını kullanır. Her bir hesap kendi işlemlerini kontrol ederek, geleneksel madenciliğine ihtiyaç duymaz, bu da ücretsiz, anlık işlemlere izin verir.
Şubat 2018 itibariyle, Çin Hükümeti sanal para ticaretini durdurdu, kriptoparaların halka arzını ve madenciliği yasakladı. Bu sebepten bazı Çinli madenciler Kanada’ya taşındı. Fortune dergisinin Şubat 2018 tarihli bir raporuna göre, İzlanda, ucuz elektrik nedeniyle kısmen kriptoparalı madenciler için bir kaçış limanı haline geldi. Ülkenin enerjisinin neredeyse tamamı yenilenebilir kaynaklardan sağlandığından, daha fazla maden şirketinin faaliyetlerinin İzlanda’ya taşımasını cazip kılıyor. Bölgenin enerji şirketi, Bitcoin madenciliğinin çok popüler hale geldiğini öyle ki ülkenin 2018’de elektrik tüketen diğer bütün tesislerden daha fazla elektrik harcayacağını belirtti. Ekim 2018’de Rusya, Sibirya’da kurulmakta olan bir tesis dünyanın en büyük yasal madencilik faaliyetlerinden birine ev sahipliği yapacak. Bugün 1,5 milyondan fazla Rus ev madenciliği yapmaktadır. Rusya‟nın enerji kaynakları ve iklimi, kripto madenciliği için dünyanın en iyi şartlarını sağlamaktadır. Haziran 2018’de Hydro Quebec, eyalet yönetimine madencilik için kripto şirketlerine 500 MW tahsis etmeyi teklif etti. Mart 2018’de, Upstate New York’taki bir kasaba, doğal kaynakları ve kentin “karakterini ve yönünü” korumak için tüm kriptopara madenciliğini 18 aylık bir süre için durdurdu.
Kripto Paraların Tarihsel Süreci ve Kriptopara Çeşitleri
1983’de Amerikan şifreleme uzmanı David Chaum, ecash adı verilen anonim bir şifreli elektronik para tasarladı. Daha sonra, 1995 yılında, bir bankadan para çekebilmek ve başka bir alıcıya gönderilmeden önce belirli şifrelenmiş anahtarlar belirlemek için kullanıcı yazılımını gerektiren kriptografik elektronik ödemelerin erken bir formu olan Digicash aracılığıyla uygulamaya koydu. Bu yöntem, dijital paranın veren banka, hükümet veya üçüncü şahıslarca izlenememesini sağladı. 1996 yılında NSA, kriptografi kullanılarak anonim elektronik paranın nasıl yapılacağını anlatan “How to Make a Mint: the Cryptography of Anonymous Electronic Cash” adlı bir makale yayınladı ve bunu MIT posta listesinde ve daha sonra 1997’de The American Law Review’da (Cilt: 46 Sayı: 4) yayımladı.
1998’de Wei Dai, anonim, dağıtılmış bir elektronik para sistemi olan “b-money” nin bir açıklamasını yayınladı. Kısa bir süre sonra, Nick Szabo “bit gold”u yarattı. Bitcoin ve onu takip eden diğer kriptoparalar gibi, bit gold (altın alışverişini sağlayan bir borsa olan BitGold ile karıştırılmamalı), çözümlerin kriptografik olarak bir araya getirilmesi ve yayınlanması ile kullanıcıların yapılan çalışmanın ispatlanması fonksiyonunun tamamlamarını gerektiren bir elektronik para sistemiydi. . Yeniden kullanılabilir bir çalışma kanıtına dayanan bir para birimi sistemi daha sonra Dai ve Szabo’nun çalışmalarını takip eden Hal Finney tarafından yapıldı.
İlk ademi merkezileştirilmiş kriptopara, Bitcoin, 2009 yılında yazılım geliştiricisi Satoshi Nakamoto müstear isimli kişi ya da grup tarafından oluşturuldu. Çalışma kanıtı şeması olarak bir şifreleme hash işlevi olan SHA-256’yı kullanmıştır. Nisan 2011’de Namecoin, internet sansürünü çok zorlaştıracak merkezi olmayan bir DNS oluşturma girişiminde bulundu. Kısa bir süre sonra, Ekim 2011’de, Litecoin yayınlandı. SHA-256 yerine hash fonksiyonu olarak scrypt kullanan ilk başarılı kriptopara oldu. Diğer bir önemli kripto para birimi olan Peercoin, bir ispat kanıtı / kanıt-kanıtı hibridini ilk kullanan kişiydi. IOTA, bir blockchain’e dayanmayan ilk kriptopara oldu. Bitcoin kelimesi, 31 Ekim 2008’de yayınlanan öntanıtım makalesinde tanımlanmıştır. Bu, dijital bir birimi ifade eden bit ile kuruş gibi madeni para biri iafede eden “coin” kelimesinin bir bileşiğidir. Genel olarak kavrama bir ağ ve teknoloji olarak bakıldığında büyük harfle “Bitcoin” olarak ifade edilirken küçük harfle olan “Bitcoin” para birimini ifade etmek için kullanılır. Bir Bitcoin milibitkoine (mBTC) ve satoşi (sat) şeklinde alt birimlere ayrılabilir. Bitcoin’in yaratıcısına ithafen satoshi, Bitcoin içindeki en küçük miktar olarak ifade edilir ve Bitcoinin yüz milyonda biri olan 0.00000001 Bitcoini temsil eder. Bir miliBitcoin, 0.001 Bitcoin yani 100,000 satoşi eder. Bitcoini ifade kastıyla BTC sembolü de kullanılır.
Bitcoinin Tarihi
Alan adı “Bitcoin.org”, 18 Ağustos 2008’de kaydedildi. Kasım 2008’de, Satoshi Nakamoto tarafından yazılmış bir makalenin bir linki olan Bitcoin: Bir Eşler Arası Elektronik Nakit Sistemi, bir kriptografi e-posta grubuna gönderildi. Nakamoto, Bitcoin yazılımını açık kaynak kod olarak uyguladı ve Ocak 2009’da piyasaya sürdü, aşağıdaki metin gömülüydü: “The Times 03/Jan/2009 Chancellor on brink of second bailout for banks” yani;
“Zaman 03 / Ocak / 2009 Şansölyesi bankalar için ikinci iflasın eşiğinde.”
Bu not, hem zaman kaydı (time stamp) hem kısmi rezerv bankacılığının neden olduğu istikrarsızlık üzerine bir yorum olarak yorumlanmıştır. İlk Bitcoin transfer işleminin alıcısı, 2004’teki ilk yeniden kullanılabilir çalışma kanıtı (RPOW) sisteminin kurucusu olan cypherpunk Hal Finney’di. Finney, piyasaya sürülme tarihinde Bitcoin yazılımını indirdi ve Nakamoto’dan 10 Bitcoin aldı. Diğer erken cypherpunk destekçileri, Bitcoin seleflerinin yaratıcılarıydı: b-paranın kurucusu Wei Dai ve bit-goldun kurucusu Nick Szabo.
Nakamoto’nun 1 milyon Bitcoin ürettiği/çıkardığı tahmin edilmektedir. 2010 yılında ortadan kaybolmadan önce, ağ uyarı anahtarını ve Bitcoin Core kodu kayıt deposunu Gavin Andresen’e devretti. Andresen daha sonra Bitcoin Vakfı’nda lider geliştirici oldu. Bitcoin Vakfı, Eylül 2012’de “açık kaynak protokolünün standartlaştırılması, korunması ve tanıtımı yoluyla küresel Bitcoin büyümesini hızlandırmak” için kuruldu. Kurucular arasında ilk Bitcoin işlemi yapan Gavin Andresen and Charlie Shrem‟de vardı. Andresen daha sonra kontrolü adem-i merkeziyetçi bir yapı kazandırmaya çalıştı. Bitcoin‟in gelecekteki farklı gelişim olanakları üzerinde tartışmalara yol açtı. Bitcoin, Dolar ve Euro gibi yasal bir kurum tarafından temsil edilmemektedir ve herhangi bir kıymetli madene de endekslenmemiştir. Bitcoin özel sektör tarafından çıkartılan özel bir para birimidir. Geleneksel paranın aksine bir Merkez Bankası‟na tabi değildir ve işlem gerçekleştirilmesi ve para arzının artırılması için merkezi olmayan bilgisayar ağlarına bağlıdır. Para arzı bir ağ üzerinden gerçekleştiği için Merkez Bankası‟ na bağlı geleneksel para arzından oldukça farklılık göstermektedir.

2011 – 2012
Bitcoin fiyatları, 2011 yılında son derece dalgalı bir seyir göstererek, Bitcoin başına 0.30 dolardan başlayarak, yıllık% 1,656 artışla 5.27 dolara yükselmişti. 8 Haziran’da ise 31.50 $ ‘a yükseldi. Bu artış 1 Ocak’tan beri % 10,500 arttığını göstermekteydi. Bir ay içinde fiyat% 65 düşüşle 11.00 $’ a düşmüştü. Bir sonraki ay 7,80 dolara ve sonraki ay 4,77 dolara düşerek, 8 Haziran’dan itibaren toplamda doksan gün içerisinde % 85’lik bir düşüş yaşanmıştır. 2012 yılında, Bitcoin fiyatları yıllık% 153 artışla 5.27 dolara yükseldi.
Litecoin, Ekim 2011’de Bitcoin koparak ayrılan ilk altcoin’di. O zamandan beri birçok altcoinler piyasaya sürüldü.
2013 – 2016
2013 yılında fiyatlar 1 Ocak 2014 itibarıyla% 13,691 artarak 770 dolara yükseldi. Mart 2013’te blokchain geçici olarak farklı kurallara sahip iki bağımsız zincire bölünmüştür. İki blockchainin, her biri kendi işlem geçmişine sahip farklı sürümler olarak, altı saat boyunca aynı anda çalıştı. Ağın çoğunluğu, Bitcoin yazılımının 0,7 sürümünün üzerinde döndüğünde, normal işlem bu sürüm üzerinden geri yüklendi. Mt. Gox döviz kuru kısa bir süre Bitcoin satışlarını durdurdu ve fiyat, sonraki saatlerde yaklaşık % 23 oranında düşüşle 37 $ ‘a geriledi. ABD Mali Suçlarla Mücadele Ağı (FinCEN), Bitcoin gibi, olarak Amerikan Bitcoin madencilerini kayıt altına alarak bazı yasal zorunluluklara tabi tutarak “ademi merkezileşmiş sanal para birimleri” için düzenleyici ilkeler oluşturdu. Nisan ayında, ödeme işlemcileri BitInstant ve Mt. Gox kapasite yetersizliğinden dolayı finsanlsal işlemlerde gecikmeler yaşadı. Bu durum, Bitcoin fiyatının altı saat içinde 266 dolardan 76 dolara düşmesine neden olmuştur.
15 Mayıs 2013 tarihinde, ABD yetkilileri FinCEN kurumuna kayıtlı yasal bir para transfer edici kurum olarak kayıtlı olmadığını keşfettikten sonra Mt. Gox‟a bağlı hesapları durdurdu. ABD Uyuşturucuyla Mücadele İdaresi, 23 Haziran 2013 tarihinde, Birleşik Devletler Adalet Bakanlığı’nca bazı Bitcoin varlıklarına el konulduğunu duyurdu. Bu ilk kez bir devlet kurumu tarafından Bitcoine varlıklarına el koyma durumu idi. FBI, Ekim 2013’te Ross William Ulbricht’in tutuklanması sırasında karanlık internet sitesi Silk Road’dan 26.000 Bitcoine el koydu. 5 Aralık 2013’te Çin Halk Bankası, Çinde faaliyet gösteren finans kurumlarını Bitcoin kullanmalarını yasaklamıştır. Bu gelişmeden sonra, Bitcoinin değeri düştü, ve Baidu artık belirli servisler için Bitcoin kabul etmemeye başladı. Herhangi bir sanal para ile gerçek fiziksel malları satın almak, Çin’de 2009 yılından beri yasadışıdır.
Şubat 2014’te o zamanki en büyük Bitcoin borsası olan Mt. Gox, yaklaşık 500 milyon dolar değerindeki 850.000 Bitcoin’in müşterilerinden çalındığını duyurdu. Bunun üzerine Bitcoin’in fiyatı neredeyse yarı yarıya düştü, 867 dolardan 439 dolara kadar geriledi. Fiyatlar 2016 yılının sonuna kadar düşük bir seviyede seyretti. 2015 yılında fiyatlar 314 $ ‘dan başlamış ve yıl için% 38 artarak 434 $’ a yükselmiştir. 2016’da fiyatlar 1 Ocak 2017’de% 130 artışla 998 $ ‘a yükseldi. 2013-2016 yılları arasında Bitcoin‟in dolar karşısındaki genel seyri, aşağıdaki grafik ile verilmiştir.

2017 – 2018
2017 yılında Bitcoin fiyatları, 1 Ocak 2017’de 998 $ ‘dan başlayıp % 1.245 artışla 13.412.44 $’ a yükselen son derece değişken bir performans sergiledi. 17 Aralık’ta, Bitcoin’in fiyatı 19.666 $ seviyesine ulaştı ve 6 Şubat 2018’de% 70 düşüşle 5.920 $ seviyesine indi. 2018’in ilk yarısının geri kalanı boyunca, Bitcoin’in fiyatı 11.480 $ ve 5.848 $ arasında dalgalandı. 1 Temmuz 2018’de Bitcoin’in fiyatı 6,469 $ idi. Aşağıdaki şekilde, Bitcoin‟in 2017 yılı Kasım ayı ve 2018 yılı Temmuz ayı arasındaki Amerikan doları cinsinden fiyatları görülmektedir.

İnternet üzerinde 4 Temmuz 2018 itibariyle işlem yapılan kriptopara sayısı 1600‟ün üzerindedir ve artmaktadır. Yeni bir kriptopara birimi herhangi bir zamanda oluşturulabilir. 110 milyar doların üzerinde toplam piyasa değeri ile, Bitcoin şu anda (4 Temmuz 2018) en büyük blok zinciri ağıdır, bunu Ethereum, Ripple, Bitcoin Cash, Litecoin ve EOS takip etmektedir. 2017 yılı Aralık ayı itibariyle piyasaya arz edilmiş Bitcoin miktarı yaklaşık 16.7 milyondur. Bitcoin‟in ulaşabileceği arz miktarı 21 milyon ile sınırlı olup yaklaşık 2140‟lara kadar tüm arz miktarının keşfedilmiş olacağı beklenmektedir. Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar, 2017 yılında, bir kriptopara cüzdanı kullanan 2,9 ila 5,8 milyon bağımısz kullanıcı olduğunu tahmin edilmektedir ve bunların büyük çoğunluğu Bitcoin kullanmaktadır. Genel olarak değerlendirildiğinde Bitcoin fiyatındaki oynaklığın (volatilite) çok büyük olduğu ve yüksek derecede karlılığın elde edildiği görülmektedir. Kripto para piyasasındaki önemli bir gelişme Bitcoin‟in (BTC) Ağustos 2017‟de bölünmesi ve yeni oluşan Bitcoin Cash‟in (BCH) piyasaya girmesi olmuştur. İşlem hızı oldukça yüksek olan Bitcoin Cash çeşitli yeniliklere sahiptir ve bazı yazılımsal-güvenlik sorunlarına karşı daha iyi çözümler sunduğu ileri sürülmektedir. Bu nedenlerden dolayı da gelecekte Bitcoin‟in önemli bir rakibi olacağı düşünülmektedir.
Paranın Fonksiyonları ve Bitcoin
Modern ekonomilerde para, değişim aracı, değer saklama aracı ve hesap birimi olmak üzere üç temel fonksiyona sahiptir. Paranın ortaya çıkışındaki en önemli neden alım satım işlemlerinde bir değişim aracına ihtiyaç duyulması olmuştur. Tarihsel olarak bakıldığında insanların değişim aracı olarak önem atfedilen çeşitli malları kullandıkları görülür. Bu mallara deniz kabukları, inci, hayvan derisi, tuz, buğday örnek verilebilir. Çabuk bozulan ve değeri zaman içerisinde kaybolan malların değişim aracı olarak kullanılması paranın bir fonksiyona daha sahip olması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Paranın değer saklama aracı olması gereği, altın ve gümüş gibi satın alma gücünü zaman içerisinde koruyabilen değerli varlıkların mal para olarak kullanılmasını yaygınlaştırmıştır. Sonraki yıllarda kullanılan ilk kağıt para da, bankalarca çıkartılan ve talep edildiğinde altın ve gümüş para ile değiştirileceği taahhüt edilen senetlerden ibarettir. Diğer yandan insanların işlem fiyatını belirlerken genel kabul gören bir ölçüyü kullanmaları işlem yapmayı ve ticaretten kazanç sağlamayı kolaylaştırmıştır. Bu nedenle paranın sahip olması gereken üçüncü fonksiyon da paranın hesap birimi olarak kullanılabilmesidir. Günümüzde kullanılan ve merkez bankaları tarafından basılan para, mala dayalı para olma özelliğine sahip değildir. Söz konusu paranın değerini, para biriminin bağlı olduğu devletin sağladığı itibar ve insanların ne ölçüde o para birimini ödeme aracı olarak kabul ettiği belirlemektedir. Örneğin ABD doları üzerinde yazılı olan“ Bu banknot kamu ve özel borçların ödenmesinde yasal paradır” ibaresi ile Federal Reserve insanlara bir güvence vermektedir.
Bitconin gerçek bir para birimi olup olmadığı, paranın üç fonksiyonu olan değişim aracı olmak, hesap birim aracı olmak ve servet aracı olmanın yerine getirilip getirilmediğine bakılarak anlaşılabilir. Bitcoin ve diğer kripto para birimlerinin değeri, herhangi bir ülkenin itibarı ile ilişkili değildir. Kripto paraların değeri insanların o para birimini ne ölçüde talep ettiği ile ilişkilidir. Bitcoin kısa bir süre içerisinde farklı ülkelerde tanınmış, insanlar tarafından kabul edilmeye ve çeşitli alım satım işlemlerinde kullanılmaya başlamıştır. Bu özelliği ile bir değişim (mübadele) aracı olma özelliğine sahiptir. Fakat diğer yandan Bitcoin ekonominin genelinde yaygın bir şekilde kullanılmamaktadır. Bu nedenle diğer resmi para birimleri ile karşılaştırıldığında değişim aracı fonksiyonunu zayıf bir şekilde yerine getirdiği söylenebilir. Bitcoin, Satoshi Nakamoto tarafından yazılmış ön tanıtım makalesinden (white paper) başlayarak politik veya ideolojik olarak motive edilmiş olarak görülüyor. Nakamoto o yazıda, “Geleneksel para birimleriyle ilgili temel problem, paranın işlevselliğini kazandıran güvendir. Merkez bankasına, para birimini itibarını kaybetmemesi için güvenilir, ancak itibari (fiat) para birimlerinin tarihi, bu güvenin ihlalelleri ile dolu.” demiştir.
Erken Bitcoin destekçileri, paranın kontrolünü hükümetlerin elinden kurtarmaya çalışan özgürlükçü veya anarşistler olarak kabul edildi. Roger Ver “İlk başta, katılan herkes neredeyse felsefi nedenlerden ötürü yaptı. Bitcoin’i parayı devletten ayırmanın bir yolu olmasından harika bir fikir olarak gördük.” demiştir. Nigel Dodd, “Bitcoin’in Sosyal Hayatı” adlı eserinde Bitcoin ideolojisinin özünün parayı kurumsal ve idari kontrolden kurtarmak olduğunu iddia etmektedir. Dodd; “Bitcoin, ideoloji olarak başarısız olduğu ölçüde para olarak başarılı olacaktır. Bitcoin bir para birimi olarak aslında, temelde dayandığı ve inkâr etmeye çalıştığı ideolojiye dayanmaktadır. Bu ideoloji ise paranın toplumsal ilişkilere ve güvene olan bağımlılığıdır.” demiştir. Yani Bitcoin büyük kurumlara olan güvensizliği ve bireylerin bağımsızlığı ilkesine dayanan anarşist bir temelden gelmesine rağmen, bir para birimi olarak kabul edilmesi, onun inkâr ettiği şeylerin yani sosyal bağımlılık ve kurumların desteği ile ancak mümkün olabilir. Bitcoin‟in insanlar tarafından talep edilmesinin altındaki en önemli neden, Bitcoin‟in değerinin zaman içerisinde artarak satın alma güçlerini olumlu etkileceği düşüncesidir. Bu nedenle Bitcoin‟de paranın değer saklama aracı ya da servet aracı olma özelliği daha ön plandadır. Bitcoin‟in maksimum üretilebileceği bir arz miktarı vardır. Bu arz kısıtı nedeniyle zamanla değerinin de artacağı beklenmektedir. Diğer yandan yatırımcısına kazanç sağlayıp sağlamayacağı ve istikrarlı bir yatırım olup olmadığı uzun dönemde anlaşılacaktır. Bitcoin‟in bir para biriminden çok spekülatif bir yatırım gibi hareket ettiği görülmektedir.
Bitcoin fiyatının çok sayıda sıfırın olduğu ondalık basamaklara sahip olması perakende piyasası için zorluk yaratabilir. Bitconi paranın hesap birimi fonksiyon açısından değerlendirdiğimizde değerinde yaşanan ani ve büyük iniş çıkışların onu istikrarlı olmaktan uzaklaştırdığı görülmektedir. Bitcoin‟in getirilerinin aylık ortalama volatilitesi, altın ya da yabancı para birimlerinden daha yüksektir. Bitcoin‟in oldukça dalgalı bir seyir izlemesi onu bir para birimi olmaktan uzaklaştırmaktadır. Sonuç itibariyle, iyi bir paranın sahip olduğu takas, değer saklama ve hesap birimi kriterlerine Bitcoin büyük ölçüde uymadığı görülmektedir. Kullanıcıların çoğu Bitcoin‟i bir yatırım aracı olarak kabul etmektedir.
Yararlanılan Kaynak
Mustafa Polat, Sosyal Medya Ve Yatırım Araçlarının Değeri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi: Bitcoin Örneği
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Mustafa Polat’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com