Gayrinizami Savaşın Tarihçesi Ve Modern Askerlik

Gayrinizami harp insanlık tarihi kadar eski bir harp şekli olup, 21. yüzyılda gerçekleşen mücadelelerde de etkin olarak rol oynamaktadır. Günümüze kadar geçen süreç boyunca, bu harp türü gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda birçok evrimden geçmiştir. Gayrinizami harbin bu gelişimini anlayabilmek adına bu bölümde ilk olarak, 19. yüzyıldan itibaren gerçekleşen en çarpıcı deneyimler kısaca ele alınmıştır. Bölümün devamında Sun Tzu, Clausewitz, Jomini, Lawrence, Mao, Lenin, Marks ve Engels’in gayrinizami harp teorisine olan özgün katkıları açıklanmaya çalışılmıştır. Daha sonra, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bütün dünyada askerî doktrin üretmede başı çeken ABD’nin modern teorinin oluşmasındaki katkısı ve bu katkıya Türk ordusunun uyumu ele alınmıştır. Bölümün sonunda, literatürde bulunan kavram kargaşası nedeniyle, çalışmamızın amacına uygun bir tanımlama yapabilmek adına, gayrinizami harbin kavramsal analizi yapılmaya çalışılmıştır.

Tarihçe

Gayrinizami harp ve onun türevlerinden olan gerilla savaşı, insanlık tarihi kadar eski ve dünyanın her köşesinde meydana çıkacak evrenselliğe sahip olup, bu konudaki deneyim ve örnekler çok sayıdadır. Bu nedenle gayrinizami harbin tarihçesi derinliğine ve genişliğine analiz edilmesi gereken bir araştırma alanıdır. Çalışmamızda, hepsine değinmek imkânsız olduğu ve amaca da hizmet etmeyeceği için, 19. yüzyıldan itibaren gerçekleşen en çarpıcı ve kapsayıcı olan deneyimlerden kısaca bahsedilmiştir.
Gayrinizami harp, iki hasım güç arasında (devletler veya devlet dışı aktörler), herhangi bir dış kaynak tarafından teşkilat, eğitim ve lojistik kapsamında desteklenen yerli halkın hâkim olduğu, nizami kuvvetler dışındaki kuvvetler ya da onların desteklenmesiyle, münferit ya da bölgedeki dost nizami kuvvetlere yardımcı unsur olarak, hedef ülkede veya düşman işgali altındaki bölgelerde egemen olan sivil/askerî otoriteyi zayıflatmak/yıkmak ve bölgeye sahip olmak amacıyla askerî ve yarı askerî yöntemlerle yürütülen uzun soluklu bir savaş şeklidir. Bölümün devamında da görüleceği üzere, bu harp şekli dağlık, ormanlık gibi benzer özelliklere sahip coğrafyalarda daha çok karşımıza çıkmaktadır.
Gayrinizami harp güçsüz devletlerin, güçlüler karşısındaki güç dengesini asimetrik yöntemlerle sağlama ihtiyacından doğabileceği gibi, kuvvetleri denk tarafların asimetrik etki yaratmak için başvurabileceği bir formda da ortaya çıkabilmektedir. Gayrinizami harp tarihi üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde konunun yöntem olarak tarihi sürecin, ilkel gerilla deneyimleri, sosyal haydutluk, köylü savaşları, sömürge savaşları gibi veya sanayileşme çağı, emperyalizmin doğuşu ya da birinci ve ikinci dünya savaşları öncesi ve sonrası şeklinde evrelere ayrılarak ele alındığı, hedef ve gayelerine göre sınıflandırılarak izah edildiği görülmektedir. Örnekler verilerek hazırlanan benzer bir sınıflandırma, aşağıdaki tabloda sunulmuştur.

Fransız devrimiyle 19. yüzyılda Napolyon’un gücünün artması, bütün Avrupa’da mukavemet gruplarının doğmasına sebep olmuştur.

Devrimin önemli sonuçlarından biri zorunlu askerlik sistemine dayalı ilk milli ordunun kurulmasıdır. Bu dönemde zorunlu askerlik uygulamasının, bu sisteme dâhil olmak istemeyen grupların isyan ve gerilla hareketlerini tetikleyici bir rol üstlenmesi devrimin diğer bir sonucudur. Ancak Napolyon ve Fransız generallerinin dikkate almadığı bir konu, kurdukları ordunun, sivil halktan oluşturulmuş milis kuvvetlerine karşı, yani gerilla savaşına, ulusal ve bölgesel enerjilerle mücadeleye hazırlıksız olmasıdır. Bu eksiklik ilk defa 1793’te Vendee’de ayaklanan Katolik köylülere karşı yapılan seferlerde, sonrasında ise aynı başarısızlık Tyrol, Belçika ve Kuzey İtalya köylü ayaklanmalarında ortaya çıkmıştır. Bu bölgelerin ortak özellikleri hepsinin dağlık bölgeler olmasıdır.
Fransız ordusu, asıl olarak gerilla savaşıyla İspanya, daha iyi bilinen adıyla Yarımada seferinde, 1807-1814, uğraşmak durumunda kaldı. Büyük çaptaki ilk çete harekâtı, bugün gayrinizami harbin bir bölümüne adını vermiş olan İspanyol gerillalarının, Napolyon’un işgal ordularına karşı verdikleri mücadelede görülmektedir. İspanyollar, İngilizler tarafından yalnız silah ve malzeme yardımıyla değil, İngiliz ve Portekiz birlikleriyle ve bu arada Alman Kraliyet Lejyonu ile de desteklenmiştir. Bu mücadeleyle literatüre giren İspanyolca guerrilla kelimesi ‘Küçük Savaş’ anlamına gelmektedir. Küçük savaş türünün ortaya çıkmasının en önemli sebebi, şüphesiz devletlerin merkezileşme ve nüfuzlarını arttırma çabasından kaynaklanmıştır. Aslında daha önceleri de kuzey Hollandalılar İspanyollara karşı ‘Küçük Savaş’ tekniklerini kullanmıştı. Rumlar da (Arma Toli) Osmanlı devletine karşı bu harp türüne başvurmuştu. Alman general Valentini 19. yüzyıl başında Osmanlı-Türk savaş tipini de Küçük Savaş’a (Kleiner Krieg) benzetmektedir.

Napolyon’a tekrar dönecek olursak, 24 Haziran-30 Aralık 1812 tarihleri arasında, sayısı yüz binleri bulan bir orduyla giriştiği meşhur Rusya seferinde, Rus gayri muntazam kuvvetlerinden büyük darbeler yemişti.

Bu harp şekli, Napolyon sonrası dönemde ise, kendisine emperyalizmin bir sonucu olan sömürge savaşlarında yer bulmuştur. Sömürge savaşlarına en çarpıcı örnekler olarak Fransızların 1830’da sömürge kurmaya başladığı Cezayir, İngilizlerin 1880-1881 ve 1899-1902 yıllarında Boer ve Amerikalıların 1899-1902 Filipinler deneyimleri gösterilebilir. Filipinlerdeki mücadele 1913’e kadar devam etmiştir. 19. yüzyıl boyunca, merkeziyetçiliğe tepki olarak özellikle Balkan milletleri Osmanlı İmparatorluğu’na karşı verdikleri bağımsızlık mücadelelerinde, mücadeleye imkân veren dağlık Balkan coğrafyasını ve araç olarak da bu coğrafyaya dayalı gayrinizami harbi yöntem olarak kullanmışlardır.
Sırp, Karadağ ve Bulgar komitalarının giriştikleri harekât ile Mora isyanında Yunan çetecileri ve bu hareketlerin destekçisi olan Ortodoks Kilisesi, tezin konusu olan Balkan Harbi sonunda, bu milletlerin Osmanlı idaresinden ayrılmasında başlıca rolü oynadılar. Balkan Harbi öncesinde ise, 1911-1912 Trablusgarp Harbi’nde genç subayların liderliğinde teşkil edilen Osmanlı gayrinizami kuvvetleri İtalyan birlikleri karşısında bu harp türünü etkin olarak kullanmıştı. Bu harpte ilk defa İtalyanlar tarafından hava unsurları kullanılmış, Osmanlı gayrinizami kuvvetlerine karşı hava harekâtı icra edilmişti.
Birinci Dünya Savaşı’na gelindiğinde ise, bu savaş üzerine yayımlanan eserlerde kendisinden pek fazla söz edilmeyen Teşkilat-ı Mahsusa ön plana çıkmıştır. Teşkilatı-ı Mahsusa dönemin Osmanlı Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya doğrudan bağlı olarak çalışan, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Pan-İslamizm ve Pan- Türkizm politikalarının somut bir uygulamasını gösteren bir istihbarat ve gayrinizami harp örgütüdür. Teşkilat savaş esnasında oldukça geniş bir coğrafyada faaliyet göstermiştir. Doğu Anadolu ve Kafkasya’ya, Suriye’ye, Afrika içlerine, Hindistan’a, Türkistan’a ve Rusya içlerine gayrinizami harp konusunda yetişmiş personel ve bazı müfrezeler gönderilmiştir. Bu personel ve müfrezeler, yandaş yerli halk arasında örgütlenmeye ve buralarda özellikle İngilizlere ve Ruslara karşı halkı harekete geçirmeye çalışmışlardır. Bu faaliyetler esnasında kimi cephelerde Almanlarla işbirliği yapılmış, ancak Osmanlı Devleti’nin harpten yenik ayrılması üzerine teşkilat ilga edilip varlığına son verilmiştir.

Birinci Dünya Savaşı’nın Doğu Afrika cephesinde, dar bir bölgede gerçekleşmesine rağmen, Alman Generali Paul Emil von Lettow-Vorbeck’in müttefiklere karşı verdiği mücadele gayrinizami harp modeli olarak değerlendirilmektedir.

Lettow-Vorbeck, Ağustos 1914 yılında, savaşın ilk aşamalarında, sadece 2600 Alman vatandaşı ve 2472 Afrikalı askerden oluşan küçük bir askerî garnizonun komutanıydı. Lettow-Vorbeck, Tanga şehrinde önemli bir İngiliz amfibisinin saldırısını püskürtmek için hazırlanmıştı. Saldırı 2 Kasım 1914’te başladı ve dört gün boyunca Alman kuvvetleri Tanga’da savaştı. Sonrasında Lettow-Vorbeck Doğu Afrika’daki İngiliz demiryollarına saldırı düzenledi. 19 Ocak 1915’te ise Jassin’de İngilizler üzerinde ikinci bir zafer kazanmıştı. Ayrıca İngiliz Thomas Edward Lawrence tarafından Araplardan organize edilen ve Osmanlı kuvvetlerinin demiryolu hattını, ikmalini ve geri emniyetini sekteye uğratan uygulamalar Allenby kuvvetlerinin harekâtını ziyadesiyle kolaylaştırmıştır.
Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru, zemini gayrinizami harp uygulamalarına dayanan ve 1917 yılında patlak veren Rus İhtilâli de bu konuda iyi bir örnek teşkil etmiştir. Kendinden sonraki birçok kurtuluş savaşlarına örnek teşkil eden Türk İstiklal Savaşı, işgal kuvvetlerine karşı verilen mücadelede, kurulan Kuvayı Milliye çeteleriyle ve bunların sonradan yerini muntazam ordulara bırakmasıyla başarılı bir gayrinizami harp olup, ayrıca incelenmeye değerdir. İki dünya savaşı arası dönemde meydana gelen çatışmalardan İtalya- Habeş harbine bakıldığında, 1935-1936, klasik manada muntazam bir Habeş ordusu mevcut olmadığı, bu sebepten Habeş savunmasının tamamen gayrinizami harp karakterinde cereyan ettiği görülmektedir. Keza ‘5’inci Kol’ kavramının ortaya çıktığı İspanya iç harbi de, 1936-1939, gerilla harekâtı ile birlikte bozguncu ve yıkıcı faaliyetlerin de uygulanması sebebiyle, gayrinizami harbe bugünkü anlamda bir tatbikat getirmiştir.

Gayrinizami harp, Avrupa’da Alman, Güneydoğu Asya’da Japon işgalinin mukavemet hareketlerini tetiklediği İkinci Dünya Savaşı’nda bir kez daha önem kazanır.

Ancak söz konusu savaşın arefesinde, yukarıda zikredilen tecrübelerin ve alınan derslerin çoğu unutulmuş, taraflar bu anlamda hazırlıksız yakalanıp savaş esnasında tedbir geliştirmeye çalışmışlardır. Mukavemet hareketleri ve buna karşı alınan tedbirler farklı formlarda, farklı zamanlarda ve farklı coğrafyalarda gayrinizami harbin bütün unsurlarıyla uygulama alanı buldu. Japonların Çin’i işgal girişimi 1937 yılında başlamıştı. Bu girişim Japonların İkinci Dünya Savaşı’nda yenilmesiyle başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Japonların Çin’i istila hareketi ile gayrinizami harp modern anlayışa uygun olarak uygulama alanı bulmuştu. Japonların mağlubiyetine kadar Mareşal Chiang Kai Shek ile birlikte hareket eden Mao Tse-Tung, galibiyetten sonra Shek’i bertaraf ederek Çin’de hâkimiyeti sağlamıştır.
İkinci Dünya Savaşı sonrası dönem ise, dekolonizasyon süreci, nükleer silahlanma ve nizami harbin imkansızlaşması gibi faktörler nedeniyle her yönüyle gayrinizami harp çağıdır. O tarihten günümüze kadar dünyanın her köşesinde sayısız mücadeleler görülmüştür. En çarpıcı olanlar Hollanda ve Endonezya arasındaki mücadele (1945-1962), yine Endonezya’da 1965 komünist devrim teşebbüsü, Hindiçini (1945-1954), Malaya (1948-1960), Cezayir (1954-1959), Kıbrıs, Küba (1957-1959) ve Vietnam (1963-1973) mukavemetleridir.
Sadece bir kısmını açıklamaya çalıştığımız gayrinizami harbin tarihi, anlatılanlarla kapanmış değildir. 1979-1988 yılları arasında Sovyetler Birliği-Afganistan savaşında, 2001 yılından günümüze kadar ise Amerika liderliğindeki
koalisyon ülkelerince Afganistan’da yaşananlar, yine tarihi kanlı mücadelelerle dolu olan Ortadoğu’da Irak, Suriye ve Afrika’nın birçok köşesinde günümüzde devam eden çatışmalar, gayrinizami harbin evrimleşerek bugün olduğu gibi gelecekte de önemini artarak muhafaza edeceğini göstermektedir.
Yararlanılan Kaynaklar
Ali Güneş, Balkan Harbi’nde Osmanlı Gayrinizami Harp Tecrübesi
Michael S. Neiberg, Dünya Tarihinde Savaş
Munter Otte, Gerilla Savaşı ve Terörizm
Cihat Akyol, Gayri Nizami Harp
Adnan Doğu, GNH ve Bu Harbin Doktrini Nedir?
Mustafa Özyanar, Gayri Nizami Harp Harekâtı
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Ali Güneş’e aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.