PolitikaTarih

Gladio Ne Demektir? Nasıl Örgütlenmiştir? Ekonomik Kaynakları Nelerdir? Detaylarıyla Bu Çalışmada…

Gladio

maxresdefault

Bu bölümde bir derin devlet projesi olan gladio, devlet kavramının kelime kökenlerinden başlanarak açıklanmaya çalışılmaktadır. Ayrıca gladio örgütlenmelerinin ne amaçla ortaya çıktıkları, ekonomik ve stratejik yapılanmaları da bu bölümde araştırılmıştır.

Devlet

“Devlet” kelimesi, Arapça “devlet ( ود ? ھل )” kelimesinden Türkçe’ye geçmiştir. Bu kelimenin aslî harfleri “d د”, “v و”, “l ل”dir. Aynı aslî harfler, “tedavül ( وادت ??? ل)” kelimesinde de geçmektedir . O halde “devlet”, “tedavül eden”, yani “elden ele geçen” demektir. Bu anlamda devlet kelimesi “iktidarın el değiştirmesi”ni hatırlatmaktadır. Eski Arapça’da savaşan iki
ordudan birine veya ötekine geçen galibiyet ve zafere “devlet” denilmiştir. Diğer yandan, servet, makam, nüfuz ve itibar sahibi kimselerin bu durumlarına “dev-let” denilmekteydi. Devlet kelimesi, bize bu manasıyla da geçmiştir. Eskiden bazı yüksek makam sahiplerine “devletlû” denilirdi. Eskilerin anlayışına göre devlet, Ali Fuat Başgil’in ifade ettiği gibi, “tıpkı bir altıntop gibi, elden ele geçen ve en kuvvetlinin zapt ve inhisarına giren ikbal, nüfuz ve iktidardır”. Günümüzde “devlet” kelimesine başka anlamlar atfedilse de, halk dilinde devletten anlaşılan şey çoğunlukla budur. Devlet kelimesinin Fransızca karşılığı Etat, İngilizce karşılığı ise state, Almanca karşılığı staat, İtalyanca karşılığı stato’dur. Bunların hepsinin kökeni Latince status kelimesidir. Ancak Latince status, “devlet” demek değil, “hal”, “durum”, vaziyet demektir. Eski Yunanlar “devlet” için “polis (πολιζ)” terimini kullanırlardı ki, bu “site (cité)”, yani “şehir” demekti. Ve bununla esasen şehirde oturanların oluşturduğu topluluk (οι Αιψυπτοι, οι Περσαι) kastedilirdi. O nedenle, Eski Yunanlıların kullandıkları “polis (πολιζ)” bugünkü modern anlamda devlet kavramını karşılamaktan uzaktır. Zira aşağıda göreceğimiz gibi devlet kavramı, sadece insan unsurunu kapsamaz; toprak unsurunu da kapsar. Oysa, “polis (πολιζ)” kavramında toprak unsuruna bir gönderme yoktur. Romalılar ise “devlet” karşılığında civitas veya res publica kelimelerini kullanmışlardır. Civitas, “site, medine, şehir devleti” demekti. Civitas hukukî olarak ise, “medenî hakları kullanma ehliyetine sahip yurttaşlar topluluğu” demekti. Medenî hakları kullanma ehliyeti ise ancak siteye (şehre) kabul edilenlere tanınınmıştır. Bu nedenle, civitas modern devlet kavramını karşılamaktan uzaktır. Çünkü, sadece devletin insan unsuruna göndermede bulunur. Res publica ise “şey (res)” ve “kamu (publica)” kelimelerinden oluşmakta “kamu malı”, “herkese ait şey” anlamına gelmekteydi. Bu kelime daha sonra Fransızcaya république yani cumhuriyet anlamında geçmiştir.

Ortaçağda devlet için “imperium (hükümranlık)”, “regnum (krallık)” gibi terimler de kullanılmıştır. Ancak bu terimler de modern devlet kavramını karşılamaz. Çünkü bunlar
sadece devletin bir unsuru olan “egemenlik” unsuruna göndermede bulunur. Günümüzdeki anlamıyla devlet sanayi devriminden sonra oluşmuştur. Bu devletin
farklı dünya görüşleri tarafından birçok tanımı yapılmıştır. Şevki Adalı ve Teoman Tunçdoğan tarafından hazırlanan Siyaset Sözlüğü’nde devletin tanımı, “Dar ve hukuksal
anlamda, aynı ülkede yaşan ve zorlayıcı yetkiye sahip bir iktidar tarafından yönetilen insan topluluğunun oluşturduğu siyasal kuruluş” şeklinde yapılmıştır. Devlet tanımlarına genel olarak
bakıldığında birçoğunun devleti, esas itibariyle bir “sınıf yapısı” olarak gördüğü dikkat çekmiştir. Onlara göre devlet “Bir sınıfın diğer sınıfları egemenliği altında bulundurduğu
örgütlenmedir.” Viladimir İliç Lenin devleti ve varlığını şu şekilde açıklamıştır:

“Devlet sınıf çelişkilerinin uzlaşmaz olmaları olgusunun ürünü ve belirtisidir. Nerede sınıflar arasındaki çelişmelerin uzlaşması nesnel olarak olanaklı değilse, orada devlet ortaya çıkar. Ve tersine; devletin varlığı da, sınıf çeliklerinin uzlaşmaz olduklarını tanıtlar”

Buna karşılık başka bir görüşe göre ise devlet sınıf kavramının üstünde ve ötesinde bütün toplumu kapsayan ve birleştiren kuruluştur. Kimisi devleti sosyal değerler piramidinin zirvesi tutar: Devlet en üstün değerdir ve başlı başına bir amaçtır. Hegel devleti neredeyse bir yeryüzü Tanrısı olarak tanımlamıştır.

Hukuk açısından da yapılan tariflerin bir kısmı devleti unsurlarından biriyle özdeşleştirmek, onu bir unsuruyla aynı tutmak suretiyle yapılan somut tanımlamalardır. Klasik Fransız kamu hukuku doktrinin genellikle benimsediği “Devlet, milletin hukuki kişilik kazanmış şeklidir” yolundaki tanım, bu türün en belirli örneklerinden birini oluşturur. Buna karşılık, devleti düşünsel bir sentez halinde ifade etmeye çalışan soyut tanımlamalar vardır. Fakat görüyoruz ki en yaygın olan, devletin kurucu unsurlarını bir araya getirmek suretiyle yapılmış “anlatımcı”(deskriptif) tanımlamalardır. Devletin a) ülke, b) insan topluluğu, c) iktidar olmak üzere üç ana unsuru bulunduğu hususunda hemen herkesin birleştiği söylenebilir (Bunlara bazen “hukuki ve siyasal düzen”i de dördüncü bir unsur olarak ekleyenler vardır). Bu unsurları birbirine bağlamak suretiyle şöyle bir formüle varabiliriz:

“Devlet, belli bir ülke üzerinde yerleşmiş zorlayıcı yetkiye sahip bir üstün iktidar tarafından yönetilen bir insan topluluğunun meydana getirdiği siyasal kuruluştur.”

Derin Devlet

Yazar, Tahir Kumkale’ye göre, derin devlet siyasi sistem içinde kanunlara dayanmayan, ama etkili olan bir antidemokratik örgütlenmeyi ifade eder. Daha önce de belirtildiği gibi bütün devletler derindir. Burada derin devlet bağlamı üzerinden açıklanmaya çalışılan ise devletin mekanizması içinde kamuoyunun bilgisi ve onayı dışında devletin var olan yapısını sürdürmek veya devletin yürütme mekanizmasının başına geçmek ve devlet politikalarını yönlendirmek için emperyalizmle ilişkili olarak kurulan gizli antidemokratik örgütlenmelerdir. Bu örgütlenme içinde güvenlik kuvvetleri mensupları, tarikatlar, iç-dış istihbarat servisleri, yargı organları mensupları, liderler, siyasetçiler, mason örgütleri, örgütlü suç şebekeleri, aşırı milliyetçi kuruluşlar, sivil toplu kuruluşları ve gazeteciler olabilirler. Konu gizli bir örgütlenme olduğundan dolayı, derin devlete farklı siyasi yönelimler bir birinden çok farklı ve zaman zaman neredeyse zıt kendilerine göre doğru açıklamalar getirmişlerdir. Bir akademisyen olan Prof. Dr. Deniz Ülke Arıboğan derin devlet mefhumuna, “Devletin içerisinden birileri, devletin yasal teşkilatlarının zafiyet gösterdiği durumlarda olaylara müdahale ediyor, bazen darbe yapıyor, bazen temizlik faaliyetlerinde(!) bulunuyor ve bazen de devleti yeniden yapılandırıyor. Tıpkı görünmeyen bir el gibi makinenin işleyişine müdahale edebilen, bazen devleti yeniden yapılandırıyor,  şeklinde açıklık getirmek istemiştir. Derin devlet üzerine araştırmalar yapan yazar, Hasan Taşkın ise şu şekilde bir derin devlet tanımlamasında bulunmuştur: “Derin devleti liberal teori ile tam anlamıyla uyum sağlayamayan, toplum için neyin kötü olduğunu belirleme alışkanlığı olan bir devlet geleneği uzantısıdır. Toplumun farklı katmanlarınca “iyi” ya da kötü olarak kategorileştirilen bu amorf yapı, varlığını özellikle güvenlik sorunları ortaya çıktığında daha da rahat meşrulaştırabilmektedir . Bu nedenle de güvenlik sorunlarından beslenmektedir. Hobbes’un devlet tarihindeki Leviathan misali yasaları yapan, yasalara uyulmasın sağlayan, ama kendisi uymakta yükümlü olmayan bu yapı zaman zaman yasal devlet örgütlenmesinin işlevsel alanına da hükmedebilmektedir.”

fo91

Kontrgerilla üzerine yaptığı araştırmalarla bilinen emekli asker Talat Turhan’a göre ise derin devlet ABD emperyalizminin bir suç şebekesinden başka bir şey değildir. Turhan, Derin Devlet’in kökenini Siyonist bir örgütlenmeye dayandırmıştır. Derin devlet nedir? Sorusuna Talat Turhan, “Derin devlet aslında kontrgerillanın başkalaşmasıdır. İlk önce kontrgerilla çıktı, sonra gladio, sonra süper NATO. En sonunda derin devlete işi bağladılar…” şeklinde açıklık getirmek istemiştir. Derin devlet konusunda bir de yurt dışından açıklama yapmak gerekirse, gladyosuyla
ilk hesaplaşan ülke olan İtalya’da Senato 2000 yılında sonlandırdığı soruşturmada derin devletle ilgili şöyle bir açıklamada bulunmuştur: “Suikastler, bombalamalar, askeri darbeler,
İtalyan devlet yapısının içinde yuvalanmış kişilerce gerçekleştirildi. Bunların ABD İstihbarat Birimleriyle iç içe çalıştıklarıysa ortaya çıkarılmıştır. Gladio üzerine kitaplar yazan Doçent Doktor Ümit Sayın derin devlete temsili demokrasinin hayal ürünü olduğunu ifade eden ve küreselleşmeyle iliştirilen açıklama getirmeye çalışmıştır. Derin Devlet geleneği olan ülkelerde istihbarat örgütleri ve Derin Devlet Başbakana veya seçilen hükümete bağlı değildir. Aksine seçilen hükümet önüne konulan, yıllardır planlanmakta olan projeleri yapmak zorundadır. Demokrasi ve
seçimler ise halkı kandırmak ve uyutmak için kurulmuş bir panayır tiyatrosunun bir parçasıdır; halk Romalılar zamanındaki sirk oyunlarına benzer bir biçimde top-pop-böcek-çiçek-seks-uyuşturucu-alkol-nikotin-prozac-kokain-psikiyatrik ilaçlar ile uyutulurken bir yandan da yöneticilerini seçiyormuş özgürlüğünü tadıp, beyinlerinde bir ‘demokrasi illüzyonu’ yaşarlar. Gerçek demokrasi bugün ne Avrupa ülkelerinde, ne Amerika’da, ne de Asya’da mevcuttur.  Yazar, Gültekin Avcı da derin devleti Türkiye’nin içindeki bir tümöre benzeterek, şu şekilde bu olguya kendince açıklık getirmeye çalışmıştır:

“Kimsenin kabul etmek istemediği ama sistematik bir hakikat, 1950’lerden bu yana Türkiye’nin bünyesinde taşıdığı bir habis tümör gibi umumiyetle sinsice ve yeraltından, bazen de ele yüze bulaştırılmış acemice operasyonlarla, kısmen su üstünde kendini göstermiş, aziz milletimizi hayal kırıklığı içerisinde devletine küskün ve güvencesiz bir mecraya sürüklemiştir. Bu acı gerçeğin ve yönlendiricinin adını halkımız ‘Derin Devlet’ olarak biliyor”

Araştırmacı gazeteci yazar Ahmet Şık ile Ertuğrul Mavioğlu ise derin devleti, Ergenekon soruşturmalarından yola çıkarak, NATO ülkelerindeki örnekleri ve İtalya’daki Gladio soruşturması üzerinden açıklamıştır. “21. Yüzyıl Türkiyesi’nde adına Ergenekon denilen ‘derin devlet’ dünyanın hemen her tarafında her devletinde var olan bir örgüt aslında. Devletin olduğu her yerde bir de ‘derin Fdevlet’ var. Birçok NATO ülkesinde, fazla uzak olmayan tarihsel kesit içinde, Gladio, Rüzgar Gülü, Süper Nato, Gehlen Harekatı gibi isimlerle derin devlet deşifre olmuştu. Ergenekon’un İtalya’daki benzer yapılanması olan Gladio, 24 Eylül 1989’da deşifre edildi. İtalya’da Gladio’nun ortaya çıkışı ile başlayan çetrefilli süreç, Mafya-Kilise-P2 Mason Locası- Parlamento-Emniyet örgütleri arasındaki gizli ve kirli ilişkilerin öğrenilmesi ve devletin Temiz Eller adı verilen bir dizi operasyonu ile sonlandırıldı.” Türkiye’de yıllardır tartışılan derin devlet konusunda politikacılarda kendi bakış açılarına göre yorumlamalarda bulunmuşlardır. Türkiye’deki siyasetçilerimizden 1990’larda Cumhurbaşkanlığı ve Başbabanlık görevlerinde bulunmuş Süleyman Demirel, derin devleti kendine has üslubu ve orduyla sınırlı dar bakış açısıyla 2005 yılında gazeteci Yavuz Donat’a, “O gece… Saat 03.59’du… Televizyondan ilk beyanname okundu: ‘Aziz Türk Milleti…’ Artık o dakika itibariyle derin devlet olayı yok. İdare el koyup, devlet oldu. Derin devlet askerdir. Derin devlet devletin kendisidir. Onlar bir devlet değil ama devlete el koydukları zaman derin devlet oluyorlar… Derin devletin içinde kimler var? Olaya şöyle bakacaksınız. Derin devletin içindekiler yani normal zamanlarda belirli yetkileri kullanma durumunda olanlar, bir de bakarsınız, kurtarıcı haline gelmek isterler. Öyle hissederler kendilerini. Oysa kimse onlara görev vermemiştir…” biçiminde yorumlamıştır.

Derin Devlet Yapılanması Gladio

Gladio kelimesi Latince Galyalılara özgü enli bir kılıç anlamına gelen “Gladius” kelimesinden türemiştir. Gladius yaklaşık olarak 65-69 cm bıçak uzunluğuna, 5 cm bıçak genişliğine sahip tek
elle kullanılan bir kısa kılıçtır. Dünyada neredeyse bütün toplumlar (Aztekler istisna olmak üzere) kılıcı geliştirmişlerdir. Metal işleme ve onun savaşlardaki doğrudan ifadesi olan kılıç, aslında tarih sahnesinde sıradan bir silahtan daha fazlasıdır. Toplumların kaderini çizen bir gereçtir. Bu yüzden de zamanla kılıcın kullanıldığı her kültürde kılıcın kullanımı üzerine görgü kuralları
oluşturulmuştur. Onur ve saygınlık kılıçla birlikte anılan kavramlara dönüşmüşlerdir. Günümüzde kılıç artık bir silah olma özelliğinin ötesinde bir simgeye dönüşmüştür. Kılıç,
otorite simgesidir, adalet simgesidir ve güç simgesidir. Gladio isimli kısa kılıcı ilk olarak terörist hareketlerin tarihte bilinen en eski örneklerinden birisi ve ilk gizli yapılanması olarak kabul edilen, Filistin’de dinsel bir hareket olan Sicariler M.Ö. 73-66’da Sica ismiyle kullanmıştır.  Bu kılıca gladio adı ise Romalılar tarafından denilmeye başlanmıştır. Ancak gladio kelimesi derin devlet anlamını ilk olarak İtalyanca’da almıştır. Bu tanım 1988 yılında İtalya’nın Kuzey Sagrola yakınlarında Peteano köyünde 3 Mayıs 1988’de İtalyan Jandarma Timleri’nin rutin araç aramalarından birini yaparken küçük bir aracın patlaması sonucu ölen İtalyalı Jandarmaların olayını soruşturan İtalyalı yargıç Felice Casson’un İtalya’daki derin devlet yapılanması olan Gladio’yu deşifre etmesiyle ortaya çıkmıştır. Gladio ABD ve İngiliz kontrgerilla örgütlenmesi olan Stay Behind(geri dur) tarafından İtalya’da 1952 yılında kurulmuş olan kontrgerilla örgütlenmesidir. Ansiklopedik bilgilere göre örgütün ilk eğitim kampı Sardunya’da kurulmuştur. Kuzey İtalya’da örgüte ait 139 yerde silah ve mühimmat depoları oluşturulmuştur. Örgütün resmi adı Müttefik Koordinasyon Komitesi(Allied Coodination Committee)dir. 1956 sonrasında bu örgütün üyesi 622 kişi, ABD ve İngiliz gizli servisleri tarafından eğitilmiştir. 1990’da İtalya’da Gladio’yu ortaya çıkaran soruşturmalarda bu 622 kişinin grup lideri oldukları, her grup liderinin belli sayıda kişiyi idare ettiği, böylece toplam sayının 15 bine yaklaştığı belirlenmiştir.

1984 yılından itibaren İtalya’da varlığından söz edilen Gladio’nun resmen ilan edilmesi, İtalya’nın aşırı sağ radikal bir örgütü olan Avanguardia Nazionale üyesi Vincenzo Vinciguerra’nın 1990 yılındaki yargılanması sırasında gerçekleşmiştir. Yargıç Casson, Peteano ve Trieste olaylarının sorumlusunun İtalyan solu olmadığını, olayı Vinciguerra’nın (sağ kanat örgütü Ordine Nuovo ve İtalyan askeri gizli servisi ile birlikte) tezgâhladığını ve Peteano’da arabaya bombayı yerleştirdiğini kanıtlamıştır. Yargıç, dönemin İtalya Başbakan’ı Andreotti’nin bilgisine de başvurmuştur . Başbakan 1972’deki olaylarda örgütün varlığını kabul etmiştir. Ancak örgütün aynı yıl 1972’de kapatıldığını söylemiştir. Andreotti ayrıca 1990’larda örgütün varlığını kamuoyuna da açıklamıştır. Andreotti açıklamasında “Gladio iyi silahlanmıştı. CIA tarafından sağlanan teçhizat ülke genelinde ormanlarda, çayırlarda ve hatta kilise ve mezarlıkların altlarında oluşturulan 139 zulaya gömülüydü. “Gladio sığınaklarında taşınabilir silahlar, mühimmat, patlayıcılar, el bombaları, bıçak ve hançerler, 60 mm havan topları, 57 mm geri tepmesiz çeşitli tüfekler, keskin nişancı tüfekleri, radyo vericileri, dürbün ve çeşitli araçlar bulunmaktaydı” demiştir. Aslında dönemin İtalya Başbakan’ı Andreotti’nin bu açıklaması gladyonun varlığının diğer adıyla kontrgerillanın yani derin devlet yapılanmasın ilk kez resmi ağızdan kabul edilmesidir. Üstelik Gladyo’nun deşifre edilmesi aynı zamanda II’nci Dünya Savaşı sonrasında başlayan Soğuk Savaş yılları sırasında varlıkları tartışılan kontrgerilla örgütlerinin birçok ülkede olduğunun ilk kez resmi ağızdan itiraf edilmesidir. İşte bu yüzden gizli teşkilatların varlıkları İtalya’da 1990 yılında gerçekleştirilen soruşturma sırasında Gladio’nun deşifre edilmesiyle kesinleştiğinden dolayı, daha sonraki yıllarda derin devlet organizasyonları olan kontrgerilla örgütlenmeleri gladio sözcüğüyle tanımlanmaya başlanmıştır.

Aslında İtalya’da da Türkiye’de de ve dünyanın diğer birçok yerinde de de gladio sözcüğüyle kastedilen kontrgerilla örgütlenmesi bir tür derin devlet yapılanmasıdır. Derin devlet ise liberal dünyanın bir ürünüdür. Çünkü devlet zaten derin bir yapılanmadır. Devlet konusuna burada kısaca değinmek gerekirse, devlet yüzyıllardan beri var olan ve yüzlerce tanımı yapılmasına karşın kesin olarak tanımlanamamış sosyal bir olgudur.

Gladio’nun Örgütlenmesi

cia-logo-952086

İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Sovyet Birliği’nin komünist ideolojiyi kullanarak Doğu Avrupa, Latin Amerika ve Asya kıtasındaki bazı ülkelerde etkinliği yayılmaya başlamıştır. Dolayısıyla bu ABD’yi tedirgin etmiştir Çünkü ABD için, Sovyetler Birliği ve komünist ideoloji tehdit unsuru olarak kabul edilmiştir. Bu tehdidin önlenmesi için oluşturulan Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi (NSC), ve istihbarat teşkilatı olan CIA ile ABD Genel Kurmay Başkanlığı’nın çalışmaları sonucunda Avrupa kıtasında komünizme karşı alınacak tedbirler belirlenmiş ve NATO oluşturulmuştur . NATO antlaşması çerçevesinde alınan komünist yayılma tehdidine karşı askeri tertiplerin yanında, NATO antlaşmasının gizli hükümlerine göre askeri ve sivil kuvvetlerden oluşacak gizli bir örgütlenmeye gidilmiştir. Böylelikle NATO’ya üye olan her ülkede komünizmle mücadele edecek silahlı ve politik ayakları olan istihbarat örgütlenmeleri ve güvenlik kuruluşları içinde faliyet gösteren, medya, siyasi yapılara ve sivil toplum örgütlerine etki eden gladyolar kurulmuştur. NATO’nun 1949’daki ilk antlaşmasında gladyo örgütlenmesini öngören gizli maddenin varlığı NATO eski Genel Sekreteri İngiliz politikacı Lord Carrington’un Newsweek dergisindeki röportajıyla ortaya çıkmıştır. Bu gizli maddeye göre, NATO’ya üye olmak isteyen devlet, komünizme karşı mücadele edecek devlet kuruluşu oluşturmak zorundadır. Bu örgütte yer alacak kadrolar gizli tutulacaktır, gizlilik içinde çalışacaktır. Bu koşul yerine getirildikten sonra NATO’ya üyelik başvurusu kabul edilmiştir. Ecevit Kılıç ve Doğu Perinçek’e göre, NATO’ya üye olan her ülke, NATO anlaşmasının gizli maddesi veya NATO anlaşmasının ek protokolü gereğince Sovyetler
Birliği işgaline karşı ve ülke içinde de komünistlerle mücadele edecek gizli bir ordu veya örgüt oluşturmak zorundaydı. Goebel’e göre, NATO’ya üye ülkeler de mevcut madde ya da
protokol gereğince gizli ordular kurulmaya başlamış, 1950 yılında Kore Savaşı çıkınca, Avrupa’da ABD askeri varlığının zayıflamasından dolayı da bu orduların kurulma işlemleri hızlanmıştır.

NATO’ya giriş anlaşmasındaki gizli maddeye dayanarak böylelikle, Türkiye’de Kontrgerilla, İtalya’da Gladio, Almanya’da Gehlen Harekâtı, İngiltere’de Secret British Network Revealed, Belçika’da SDRA-8, Hollanda’da NATO-COMMAND, Avusturya’da SCHWERT, Yunanistan’da B-8 Sheepskin(Koyun Postu) adı verilen gladyo örgütleri kurulmuştur. Alman yazar Jens Mecklenburg’a göre, İtalya’da Gladio (Roma Kılıcı), Fransa’da Rose des Vents (Rüzgâr Gülü), ve Yunanistan’da (Koyun Postu) gibi isimler alan bu gizli orduların ortak yönü ise, politik düşmanı etkisizleştirecek antikomünist hücum kıtalarından oluşumlar olmalarıydı. Meclenburg’a göre, NATO gizli ordusu(11), partizan savaşı için eğitilmişti; silah depolan ve cephanelikleri vardı ve en modern iletişim vasıtalarıyla donatılmışlardı. Gizli ordular, Brüksel’deki gizli bir NATO merkezinden koordine ediliyordu. Faili meçhul bir cinayete kurban gitmiş olan araştırmacı gazeteci Uğur Mumcu da kontrgerilla konusunda şunları söylemiştir: “ Kontrgerilla’ rastgele kullandığımız bir kavram değildir. Kontrgerilla NATO üyesi ülkelerde, ayaklanmaları bastırma amacıyla kurulduğu söylenen bir gizli savunma örgütüdür. Panama Kanalı’nda, Pentagon generalleri tarafından özel bir eğitimden geçirilen kontrgerilla uzmanları ABD savaş öğretileri gereği her ülkede eyleme geçerler. Mecklenburg, Avrupa’daki gizli örgütler/gizli orduların Özellikle de İtalyan gizli örgütü Gladio’nun, meydana gelen olaylar nedeniyle tenkit ve suçlamalara uğradığını ifade etmiştir. Meclenburg’un ‘Gladio’ adlı kitabında gizli ordu/örgütün, sadece savaş durumunda devreye sokulacak olmasına rağmen, iç politikada da etkin olduğunu, bu nedenle Avrupa’da son on yıllarda bir dizi terör eyleminin Gladio’ya yüklendiğini; özellikle İtalya’da politik ve askeri elitin, politik sağ ve solu ülkeyi karmaşaya sürükleyerek kendilerini ve toplumu imha eden iki uç olarak gösteren, kaosa alternatif olarak da demokratik oyun kurallarının devre dışı bırakılması da dâhil ‘güçlü devleti’ sunan Gerilim Stratejisini benimsediklerini; bu stratejiye ait mekanizmanın, gönüllü muhbirlerin bilgi çarpıtma kampanyalarından, sağcı terörist çevrelerin doğrudan desteklenmesi ve yönetilmesinden işkence ve cinayetlere kadar vardığını belirtmiştir.

Alman siyaset bilimci Dario Azzelini ise, güçlü devlet talebini gerekli kılmak için, sistemin istikrarsızlaştırıldığı izlenimini vermek için korku yaratma yöntemini kullanan Gerilim Stratejisinin, ordu mensupları, gizli servisçiler ve sivillerin oluşturduğu bir gizli örgütler ağı tarafından hayata geçirildiğini; bu stratejinin de Gladio’nun oluşturulmasına ilişkin ek anlaşmada formüle edilen görevlere uygun olduğunu belirtmektedir. Gladyo tipi örgütlenmelerin iki ayağı vardı yerüstünde özel komando birlikleri, yeraltında “milliyetçilerden” oluşan ve kural olarak hiçbir yasaya bağlı olmayan köylere kadar inen gizli örgütlenmeler. Yer altı unsurları, kural olarak kirli işlere bulaşmış sağcılardan oluşuyordu.  Bu örgütler yıllarca bulundukları ülkelerde ABD ve CIA işbirliğiyle birçok karanlık olaya ve cinayete, katliama, suikaste, darbeye imza atmıştır. Ancak Soğuk Savaş’ın bitimiyle İtalya, Belçika, İngiltere ve diğer ülkelerde bu örgütlerin varlığı ortaya çıkartılmış, pasifize edilen örgütlenmeler, eylemlerinden dolayı yargının önüne getirilmişlerdir. Gladyo örgütlerinin cinayetleri ve katliamları da bir bir ifşa edilmiştir. Türkiye’de ise tipik bir çuvala döndürülen Ergenekon davası iddianamelerinde yer alsa da gladyonun varlığı devlet tarafından resmen hâlen reddedilmektedir. Genelkurmay içinde bulunan ve önceki adı Özel Harp Dairesi, yeni adı ise Özel Kuvvetler Komutanlığı olan birimin de kontrgerilla faaliyetleri yürütmediği dile getirilmektedir. Dahası diğer ülkelerin parlamentolarında bu konularda kabul edilen soruşturma önergeleri bile Türkiye’de kabul edilmemiştir. Oysa ki faaliyetlerinde NATO’yu şemsiye olarak kullanan, Türkiye’de bu tür bir örgütlenmenin varlığı tartışılmasız bir gerçektir.  Bu örgütlenme soğuk savaş dönemi sonrasında da Türkiye’de özellikle doğu illerinde aralarında birçok gazetecinin olduğu faili meçhul cinayetlerle ve illegal örgütlerle olan işbirlikleriyle 1990’lı yıllarda varlığından sıklıkla söz etmiştir.

Gladio Örgütlerinin Ekonomik Yapılanması

Rainbow+Room+Grand+Reopening+qTuGw8tY1zbl

Mülkiyet sistemine dayanan dünyada, hiçbir şey ekonomik nedenlerden bağımsız düşünülemez. Konu gladyo örgütlenmesi olduğunda ise küresel kapitallerin bu örgütlenmeye ön ayak olduğu, iki kere iki dört gerçekliği kadar barizdir. Gladyo konusunda küçük bir araştırma yapıldığında dahi daha karıştırılan ilk kaynaklarda, ABD ordusunda Özel Savaş Birlikleri kurulması kararının ünlü tekel patronu Rockefeller’e ait olduğu görülecektir. Bu şöyle olmuştur: Eisenhower’in başkanlığı döneminde, USA silahlı kuvvetlerinin nükleer silah tabanına oturtulması, yeni örgütlenmeyi zorunlu kılıyordu. Bu görevi ünlü petrol ve finans tekeli Rockefeller adına devlet yönetiminde yer alan, oğul Nelson Rockefellerler üstlenmişti. Pentagon’daki yeni düzenleme, Rockefeller’in başkanlığındaki “Üçlü Komite” tarafından planlandı. Rockefeller planı, 30 Haziran 1953’te yürürlüğe girdi. ABD Başkanı, silahlı kuvvetler komutanı oldu. Tekellerin, ABD savaş makinesini, daha doğrudan ve Beyaz Saray ve Ulusal Güvenlik Konseyi’nin denetiminde yönetmesinin adımı atılmıştı. Ancak ABD’nin nükleer savaş çıkarma tehdidiyle dünyayı dize getirme stratejisi, ulusal kurtuluş savaşları ve komünistlerin önderliğindeki halk hareketlerince etkisiz hale getiriliyordu. ABD’nin çıkmazına karşı devreye geren yine ABD’nin en büyük petrol ve finans tekelleri oldu. Rockfeller Vakfı 1956’da Pentagon’un Özel Savaş birlikleri kurmasını önerdi. ABD’nin çıkarlarına uygun düşmeyen herhangi bir durumu düzeltmek için dünyanın neresinde olursa olsun derhal müdahale edebilecek yeteneklere sahip özel birlikler kurulmalı. Bu özel askeri birliklerin gayet hareketli olması ve çeşitli yerel savaşları başarıyla sona erdirecek yetenekte olması gerekir. Eisenhower velinimeti Rockefeller’in önerisini sektirmedi. Hemen, Stratejik Müdahale Birlikleri(STRAC) kuruldu. Bunlara dünyanın çeşitli bölgelerinde ABD çıkarlarına gelişen mücadeleleri bastırma görevi verildi. Fort Bragg’da konuşlandırılan STRAC, ABD’nin ilk Özel Secaş Yerüstü birlikleri oldu. Yanı sıra ABD’nin çeşitli ülkelerdeki kara, hava, deniz kuvetlerinin bir bölümü bu amaç doğrultusunda yeniden eğitilip STRAC’ın uzantısı haline dönüştürüldü. ABD’nin ünlü tekeli Rockefeller’in desteği ve önerisiyle kurulan gladyo örgütlenmelerinin, soğuk savaşın sonlarına kadar ana kaynağını ABD’nin istihbarat örgütlenmesi CIA vasıtasıyla küresel kapitalist tekeller üstlendi. Cüneyt Arcayürek’in Derin Devlet kitabında bu konu modern anlamda ilk istihbarat örgütlenmesi Osmanlı’daki Milli Amale Teşkilatı’ndan başlayarak Türkiye istihbaratının üyelerinin CIA’dan maaş alır duruma geldiği dönemlere değin dikkatli bir şekilde detaylı olarak anlatılmıştır. Soğuk savaşın sonrasında ise ayakta kalan gladyo örgütlenmelerinin ana kaynağını daha önceden gladyo örgütlenmelerinde merkezlerden bağımsız yapılan uyuşturucu ve silah kaçakçılığı almıştır. Bu konuya refarans göstermek için uzağa gitmeye gerek yoktur. PKK ve JİTEM itirafçısı Abdülkadir Aygan’ın itiraflarını konu alan Nevzat Çiçek’in “Gerçek Cellat Kim” ve Soner Yalçın’ın JİTEM subayı Cem Ersever’in anlattıklarını konu alan “Binbaşı Ersever’in İtirafları” kitapları bu konuyu gladyo mensuplarının anlatımı üzerinden işlemiştir.

Gladio’nun Stratejisi ve Gayri Nizami Harp

Türkiye’de ve dünyada birçok ülkede var olan gladyo örgütlenmelerinin teorisyeni ABD’li gladyo kuramcısı David Galula’dır. Galula’nın kontrgerilla savaşının teori ve pratik örgütlenmesini yaptığı kitabı, Türkiye’de Galula’nın kitabı ‘Ayaklanmaları Bastırma Hareketleri-Teori ve Tatbikatı başlığı ile Cevdet Sunay’ın Cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel’in Başbakan olarak görev yaptığı 1965 yılında, Genelkurmay Basımevi (çeviren:Hasan Lambet) tarafından yayımlanmıştır. Galula’nın kontrgerilla stretejisine sadece ana başlıkları değinilmek gerekirse söyledir:

1- Silahlı isyan kuvvetlerini imha etmek ya da bulunduğu bölgeden uzaklaştırmak için yeterli miktarda silahlı kuvvet toplanmalıdır.

2-İsyancı(Galula devrimcilere isyancı demektedir), bir bölgeden çıkarıldıktan sonra onun tekrar o bölgeye geri dönüşünü önlemek amacıyla yeterli kuvvetin ortada bırakılması, bu kuvvetlerin halkın yaşadığı mezralarda, köylerde ve şehirlerde konuşlandırılması gerekir.

3-Halkla ileşim kurulmalı, gerilla ile olan bağlantısını koparmak amacıyla halkın hareketleri kontrol edilmelidir.

4-İsyancının yereldeki politik örgütleri imha edilmelidir.

5-Seçim yoluyla yeni yerel idareler kurulmalıdır.

6-Bu idareler çeşitli görevler verilerek sınanmalıdır. Yumuşak ve yetersiz olanların değiştirilmesi ve aktif liderlerin desteklenmesi zorunludur. Ayrıca savuma birlikleri örgütlenmelidir.

7-Ulusal politik hareketteki liderler gruplara ayrılıp eğitilmelidir.

8-Son isyancı kalıntıları kazanılmalı ya da baskı altına alınmalıdır.

Galula genel olarak verdiğimiz bu stratejisini isyancıları savaşa zorlamak için yerel halka baskı nasıl yapılacağı şeklinde ayrıntılandırmıştır. Galula’nın stratejisini teorize ettiği gladyo örgütlenmelerinin savaş taktiği askeri dilde Düşük Yoğuluklu Çatışma veya Gayri Nizami Harp olarak adlandırılmıştır. Bu savaş taktiği NATO üyesi ülkelerdeki Özel Harp Daireleri tarafından yönetilmekte ve gerillalara bir nevi kendi taktikleriyle saldırmayı öngörmektedir. Emekli Kurmay yarbay, araştırmacı-yazar Talat Turhan’a göre, Soğuk Savaş İkinci Dünya Harbi sonrasında ortaya çıkan bloklaşma sonucu oluşan gerginlikten doğan bir savaş türüdür. Özel Harp ise soğuk savaşın sonucudur. Turhan, Özel Harp Dairesi eski başkanlarından Sabri Yirmibeşoğlu’nun nükleer çağda, genel ve bölgesel savaşların çok tehlikeli sonuçlar çıkartacağından, bunun yerine ‘devrim, bağımsızlık, kurtuluş ve sömürüye karşı çıkma’ sloganları arkasında hedefe ulaşmak üzere yeni bir savaş türü uygulandığından bahsettiğini belirtmiştir. Yirmibeşoğlu’na göre, bu türe ‘Özel Harp’ ya da modem savaş denilmektedir. Talat Turhan, özel harbin, psikolojik harp ile başladığını ve yıkıcı faaliyetlerle teröre dönüşen eylemlerden sonra Gayri Nizami Harbe dönüşerek, iç savaşa yol açtığını ve bu yollarla ortaya çıkartılan felaketi önleme veya bertaraf etme yöntemlerini kapsayan İstikrar Harekâtı ‘ndan meydana geldiğini ifade etmiştir. Gazeteci Fatih Güllapoğlu, İstikrar Harekâtı’nı, “anayasal hükümetin etkili şekilde çalışabilmesi için başka çare kalmadığı hallerde, nizamın iade ve idamesini sağlamak maksadıyla hükümete yardımcı olarak silahlı kuvvetlerin yürüttüğü iç güvenlik ve iç iyileştirme harekâtı” olarak; Psikolojik Harbi ise, “hedef kitlenin düşünce, duygu, tavır ve davranışlarını hedeflerin elde edilmesini destekleyecek şekilde propaganda ve diğer araçların planlı olarak kullanılması” olarak tanımlanmaktadır. Güllapoğlu’na göre, NATO gizli örgütü veya gizli ordusu taktik psikolojik harekât ile Gayri Nizami Harp (GNH) icra etmektedir.

Yararlanılan Kaynaklar :

David Galula, Kontrgerilla Savaşı Teori ve Pratik

Nevzat Çiçek, Gerçek Cellat Kim

Tuncay Özkan, MİT’in Gizli Tarihi

Uğur Mumcu, Kontrgerilla Öğretileri

Adnan Akfırat, Özel Savaş

Belma Akçura, Derin Devlet Oldu Devlet

Ertuğrul Mavioğlu, Ahmet Şık, Kontrgerilla ve Ergenekon’u anlama Kılavuzu, Kırk Katır Kırk Satır 1

Gültekin Avcı, Genel Kurmay Cumhuriyeti

Ali Kuzu, GLADİO-Amerika’nın Kurduğu Gizli Örgüt

Cüneyt Arcayürek, Derin Devlet (1950-2007) Darbeler ve Gizli Servisler

Ümit Sayın, Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler

Talat Turhan, Derin Devlet

Hasan Taşkın, Türkiye’de Derin Devlet ve Aktörleri

Münci Kapani, Politika Bilimine Giriş

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün