Trend

Hristiyanlık’ta Mezhepler Ve Görüşleri (Ortodoks ve Ayrılmış Doğu Kiliseleri)

Hristiyanlıkta Ortodoks Mezhebi

İlk asırlardan itibaren meydana gelen dinî, siyasî ve milli ihtilaflar, Hıristiyanlar arasında bölünmelere, dolayısıyla da bazı Hıristiyan mezheplerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Hıristiyan mezhepleri Katolik, Ortodoks, Protestan olmak üzere üç temel başlıkta toplanabilir. Bu mezhepler ise zamanla daha alt cemaatlere ve mezheplere bölünmüştür. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz Katolik ve Protestanlıkla ilgili detaylandırma yapılması lüzumu görülmeyip, ana konuya bağlılığı dikkate alınarak Ortodoksluk ve Ayrılmış Doğu Kiliseleri incelenmiştir.

Ortodoksluk

“Ortodoks: ‘doğru görüş’ ve ‘doğru inanç’ anlamındadır.”

Ortodoksluk, büyük oranda Anadolu coğrafyasında gelişip yayılmaya başlamış ve özel karakterini daha çok üzerine temellendiği Grek kültürünün Hıristiyanlaştırılmasından almıştır. Ortodoks Hıristiyanlığının merkezi ve 11. yüzyıldan beri temsilcisi durumundaki İstanbul Rum Ortodoks Kilisesi ise, 1054 bölünmesi sonucu teşekkül etmiştir. Teolojik olarak Doğu ve Batı kiliseleri arasında görünürde en temel ayrım olan Filioque (Oğul) kavramı, 325 İznik Konsili kararlarında kabul edilerek Kutsal Ruh’un Baba’dan çıktığı inancı kabul edilmiş ve Ortodoks kilisesi bu iman akidesini benimsemiştir. Katolik Kilisesinde ise zaman içerisinde; Rum Ortodoks Kilisesi’nden farklı olarak Kutsal Ruh’un kaynağının ‘Baba’ ve ‘Oğul’ olduğu inancı simgeleşmiştir.

Roma Katolik Kilisesi ile olan siyasî ve dinî çatışmalar 11. yüzyılda kendisini iyice açığa çıkarınca Kutsal Ruh’un kaynağı konusundaki tartışmalarda zirveye ulaşmıştır. Bu ayrım, iki kilisenin 1054 yılında birleşmeyecek şekilde kesin olarak bölünmesiyle sonuçlandı. Ortodokslar, ökümenik (evrensel) kabul ettikleri ilk yedi konsil kararlarını kabul edip, kilisenin inanç ve öğretilerini bu kararlara dayandırırlar. Genellikle ‘Doğu Ortodoks Kilisesi’ olarak tanınan Ortodoks Kilisesi’nde Bizans, Ortodoksluğun merkezi konumuna yükselmiştir. Kilise’nin başı İstanbul Fener Rum Patrikliği’dir.

Ortodoks Kiliselerde göze çarpan ikonlar, Ortodoksluğun ayırt edici diğer özelliğidir.

İkon, Ortodoks iman ve pratiğinin görselleşmiş halidir. Manevi yönden bir kilise ibadetin ne kadar tamamlayıcı bir unsuru ise, ikon da bir Ortodoks için o kadar vazgeçilmezdir. İkon; İsa Mesih’in, Meryem’in veya herhangi bir Hıristiyan azizin sembolleştirilerek yapılmış olduğu resimler ya da mozaik, fildişi veya başka herhangi bir materyal üzerine işlenmiş olan kabartmalara verilen addır. Ortodokslar, bu ikonlara geniş yer verir ve saygı gösterir. “Kutsal’ın oradaki varlığı demek olan ikonlar, inananları “doğrudan” kutsal ile karşı karşıya getirmektedir. Böylece Bizanslıların ikonları, inananların Tanrı’ya ulaşmak için doğrudan ilişkiye geçtikleri, tanrı ile insan arasında bir ‘aracılık’ rolü üstlenen sanat objeleri olarak da tam bir işlev üstlenmiş olurlar.”

Kiliselerde Hıristiyan azizlerin resimlerinin tasvirlerinin yer alıp almaması hususu erken dönemlerden itibaren tartışma konusu olmuştur. Bu tartışmalar Bizans Kilisesi bünyesinde daha belirgin bir şekilde kendini gösteren “İkonoklast”e denilen kavgaya dönüşerek, bir yanda tasvir kırıcılar da denilen “İkonoklast”lar, diğer yanda da
tasvir yanlıları adıyla bilinen “İkonodoules”lar olmak üzere, ikon konusu dönemin sıcak tartışmalarına sebep olmuş, bunun sonucu olarak da Bizans kilisesiyle Batı kilisesi arasındaki var olan gerilim derinleşmiştir. Yaklaşık bir yüzyıl süren ikonoklast gerilim tasvir yanlılarının zaferiyle sonuçlandı ve “Tasvirler Kültü”, imparatorluk kararnamesiyle 843’de onaylandı.

Ortodoks Kilisesi, Katolik Kilisesi’nde kabul gören ve kilise sırları olarak da adlandırılan, Vaftiz, Evharistiya, Konfirmasyon, Evlenme, Tövbe, Rahip Takdisi, Son Yağlama sakramentlerini kabul etmektedir.

Ortodoksluğu diğer mezheplerden ayıran temel nitelikler vardır: Ruhani Başkanları Patriktir, Papa’nın üstünlüğü ve yanılmazlığı reddedilir, evli olan kişi papaz olabilir fakat papaz olanların evlenmesi kabul edilmez, Keşişler, Piskoposlar ve Patrikler evlenemez, ilk Yedi Konsil kararları kabul edilirken, Meryem’in Göğe Yükselişi ve Günahsızlığı reddedilir, kiliseler birbirinden bağımsız, milli ve özerktirler.

Ayrılmış Doğu Kiliseleri

Ayrılmış Doğu Kiliselerinin bağımsız kiliseler olarak ortaya çıkışı inanç konuları ekseninde yaşanan görüş ayrılıklarıyla kendini ilk kez göstermiş, yaşanan Kristolojik tartışmalar ve bu tartışmalar bağlamında düzenlenen konsillerle varılan süreçte 5. ve 6. yüzyıllarda Süryani Hıristiyanlığı, Yunan ve Latin Hıristiyanlığından ayrılmıştır. Bu ilk özerklik hareketi sonrasında Doğu Hıristiyanlığı İsa’nın tabiatı ile ilgili olarak monofizit ve diyofizit mezhepleşme sürecine doğru yol almıştır. Diyofizitlik, Hıristiyanlıkta İsa’nın şahsında hem tanrısal hem de insansal melekelerin bir arada bulunduğunu ve bu tabiatların birbiriyle birleşmez, ayrılmaz ve karışmaz bir şekilde mevcut olduğunu savunan kristolojik akıma denir.

Günümüzde Ayrılmış Doğu Kiliseleri arasında diyofizit görüşü benimseyen kilise, Nestorius’un Kilisesi’dir. Monofizitlik ya da Monofizitizm ise, İsa’da ilahî ve beşeri olmak üzere iki farklı tabiatın var olduğu, ancak İsa’nın insani doğasının ilahlık unsurunun içinde eridiği ve İsa’da sadece tanrısal unsurun kaldığı inancını benimser.
431 Efes Konsili’nde alınan kararla İsa’da insani ve ilahî iki tabiatın ayrı olarak varlığı resmen kabul edilmiş, ikinci kararda ise, Meryem’in, “Allah Annesi” olarak Theotokos sıfatına sahip olduğu görüşü benimsenmiştir. Ancak 451 Kadıköy Konsili’nde monofizit inanç reddedilerek İsa’da insan ve Tanrı olarak iki farklı özelliğin bulunduğu benimsenmiş; bunun üzerine monofizit görüşü takip eden Süryaniler, Kıptiler ve Ermeniler ana cemaatten ayrılmışlardır. Ayrılmış Doğu Kiliseleri altı bağımsız kiliseden oluşmaktadır. Bunlardan Nesturi Kilisesi diyofizit inancı benimser ve sadece ilk iki konsili kabul eder. Monofizit olan diğer özerk kiliseler ise Ermeni, Süryani, Habeş ve Kıpti kiliseleridir.

Nesturi Kilisesi

Nesturi mezhebi adını Nestorius’tan alır. Nestorius 428-431 yılları arasında İstanbul Patriği olarak görev yapmıştır. İsa’nın insanî doğası ile tanrısal doğasının birbirinden ayrı olduğu görüşünü benimseyen Nestorius, kaynaklarda diyofizit akidenin en önemli savunucularından kabul edilir. Meryem’in “Tanrı’nın Annesi” (Theotokos) olma sıfatını reddeden Nestorius, Meryem Ana’nın sadece insan olan İsa’yı doğurduğunu, bunun için de, “Allah doğuran” (Theotokos) ismini almasının kabul edilemeyeceğini savunmuştur. 431 Efes Konsili kararlarında aforoz edilen Nestorius ve taraftarları Anadolu ve Suriye’de yoğun takibata maruz kalmıştır. Bizans yönetimince uygulanan bu baskı ortamı neticesinde Nesturi Kilisesi zamanla Batı Hıristiyanlığından koptu. Doğuya yönelen Nesturiler; Nusaybin, İran, Bağdat, Hindistan, Doğu Asya’ya kadar yayılım gösterdiler. Bu süreçte patriklik makamı birçok kez yer değiştirdi. Günümüzde Doğu Asur Patrikhanesi Chicago’da bulunmaktadır.

Monofizit Kiliseler

Süryani Kilisesi

Süryani Ortodoks Kilisesi ya da günümüzde Antakya Kadim Süryani Ortodoks Kilisesi olarak adlandırılan Yakubiler, kiliselerini havarilerden Aziz Petrus’un kurduğunu ifade ederler. Süryaniler, kendilerini ilk Hıristiyan ve en eski “Ortodoks Cemaat” olarak tanımlarlar. 451 Kadıköy Konsili’nden sonra Doğu Ortodoks Kilisesi’nden ayrılmış olan Yakubiler, Monofizit görüşü benimsemişlerdir. Süryani Kilisesi’nde “ma’mudiso” (sır, sakrament) adı verilen inanılması ve yerine getirilmesi gereken yedi şart vardır. Bunlar vaftiz, morun yağı, komünyon, günah
itirafı, hasta yağlanması, ruhban takdisi ve evliliktir. “Süryaniler, sakramentleri arasında secdeli namaz olan tek kilisedir.” Süryanilerde ibadet, günde yedi kez Doğu’ya dönülerek yapılır. Ruhban sınıfının oluşumunda üç kademeli bir hiyerarşi vardır: Episkoposluk, Horepiskoposluk ve Diakonluk. Süryaniler, İznik (325), İstanbul
(381), Efes (431) Konsillerini ve bu konsillerde alınan kararları kabul ederken, Kadıköy (451) Konsili’ni reddederler.

Kıpti Ortodoks Kilisesi

Kıpti Ortodoks Kilisesi, Mısır’ın en büyük Hıristiyan kilisesinin literatürdeki adıdır. 451 Kadıköy Konsili kararlarını tanımayarak Doğu Ortodoksluğundan ayrılan ve monofizit görüşü benimseyen kiliselerden biridir. Havari Markos’un kiliseyi kurduğuna inanılır. Kıpti Kilisesi vaftiz, evharistiya, günah itirafı, rahip takdisi, nikah ve son
yağlama olarak yedi sakramenti kabul etmektedir. İbadetlerinde zahitlik ön planda olan Kıpti Ortodoks Kilisesi bağımsız bir patrikliğe sahip olup, Patriklik merkezi Kahire’dedir. İnanç esasları açısından İznik Kredosu’na bağlı olan Kıptilerin, ayin dili Arapça olup, 7 Ocak tarihinde de Noel kutlamaları olur.

Habeş (Etiyopya) Ortodoks Kilisesi

Habeş (Etiyopya) Ortodoks Kilisesi 451 yılında toplanan Kadıköy Konsili kararlarını tanımayarak Hıristiyan Kilisesinin ana gövdesinden ayrılan monofizit görüşü benimseyen kiliselerden biridir. Geleneksel kanaata göre Mısır Kıpti Kilisesine bağlı olarak gelişen Habeş Kilisesi, MS 4. yy’da Tyreli Frumentius ve Edesius isimli iki kardeş esir tarafından Habeşistan’da Hıristiyanlığın yayılarak kısa sürede bölgeyi etkisi altına alması sonucu ortaya çıkmıştır. Daha sonra ise, bu kilisenin bünyesinden ayrılarak 1959 yılında kendi bağımsız patrikliğini oluşturmuştur. Habeş (Etiyopya) Ortodoks Kilisesi’nin diğer monofizit Ayrılmış Doğu Kiliseleri’nden en önemli farkları, Yahudilikte olduğu gibi sünnet, koşer kuralları ve cumartesi yani Şabat uygulamasını devam ettirerek, Eski Ahit şeraitinin bir kısmını sürdürmekte oluşlarıdır. 1950’ye kadar kısmen Kıpti Kilisesine tabi olan ve 16 milyon üyesi bulunan Habeş Kilisesi’nin idaresini Abuna denilen Patrik yürütmektedir. Etiyopya Kilisesi’nin bugünkü merkezi Etiyopya’nın başkenti Addis Ababa’da bulunan Etiyopya Katedrali’dir.

Ermeni Kilisesi

Ermeni Kilisesi, monofizit görüşü benimseyen ve 451 Kadıköy Konsili sonrası ana kilise bünyesinden ayrılan diğer bir kilise oluşumudur. Ermeniler, Hıristiyanlığın yayıldığı ilk yıllarda, “Thade” ile “Barthelemy” tarafından Hıristiyanlıkla tanıştırıldıklarına, 301 senesinde de Part asıllı Aziz Gregor’un liderliğinde toptan Hıristiyanlığı kabul ederek aydınlatıldıklarına ve kendilerinin devlet nezninde Hıristiyanlığı kabul eden ilk topluluk olduklarına, dolayısıyla “Apostolik” yani Havarisel bir kilise özelliği taşıdıklarına inanırlar.

Hıristiyanlıkla tanışmadan önce putperest pagan inancının yaygın olduğu bir toplum olan Ermeniler, Hıristiyanlığın devlet dini olarak benimsenmesinden sonra inançlarında büyük bir değişime giderek eski adet ve inanç şekillerini yeniden organize edip Hıristiyanlığın uygun gördüğü şekilde yaşamaya başlamışlardır. Yeni dinle birlikte yukarıdan aşağıya doğru toplumun tüm katmanlarına nüfuz eden bir dönüşüm ve yeniden yapılandırma yaşanan Ermenilerde bu değişimin içselleştirilmesi hemen gerçekleşmemiş ve uzun yıllar eski alışkanlık ve inançlarını terk etmekte  zorlanmışlardır. Hıristiyanlık, ilk iş olarak pagan putperest inançları adetleri toptan reddetmiş ancak, onların yerine yenilerini koyup eski-yeni inançları yeniden yorumlayarak onları dini bir anlama kavuşturmuş ve toplumun adetleriyle örtüşen daha ulaşılabilir bir din anlayışı meydana getirmiştir.

Hıristiyanlık, tarihi süreçte yasaklanan ve takibata uğratılan bir din olmaktan çıkıp Roma, Bizans gibi dönemin en güçlü imparatorluklarının kabul ettiği bir din olunca, bu dinin bağlıları daha özgür bir ortamda inançlarını yaşamaya başladılar. Özgürlük ortamı, gizlide olan alenen tartışılmayan dini problematiklerin gün yüzüne çıkıp mezhepsel olarak taraftarlaşmanın ve fikirsel ayrılıkların da önünün açılmasına zemin hazırlamıştır.

hristiyanlıkta ortodoks mezhebi
hristiyanlıkta ortodoks mezhebi

Hıristiyanlıkta, gerek dinî metinlerin açıklanmasından kaynaklanan problemler sebebiyle, gerekse uzun yıllar kamusal olarak değil de gizli saklı yürütülmeye çalışılan dinî faaliyetlerin, özgürlük ortamının sağlanmasıyla birlikte gün yüzüne çıkmasıyla; farklı coğrafyalarda farklı din anlayışlarının oluşturduğu ayrılıkçı ortamı bir arada
tutmak için konsiller, yani yüksek rütbeli din adamlarının katıldığı genel toplantılar yapılmıştır.

Bu genel (ökümenik) konsillerin ilki 325 yılında İznik, ikincisi 381 yılında İstanbul, üçüncüsü ise 431 yılında Efes şehrinde toplanmıştır.

İlk üç konsil kararlarını kabul eden ve ana cemaatten ayrılmayan Ermeniler, 451 yılında yapılan Kadıköy (Kalkedon) Konsili kararlarına karşı ise olumsuz tavır alarak İsa’nın tabiatında, insani ve ilahî tabiatın birleştiği görüşünü benimsemiş ve Monofizitliğin temsilcisi olmuştur. Apostolik Ermeni Kilisesi, Kadıköy Konsili’nden sonra, Roma-Bizans Kilisesi’nden ayrılmış, kendi inanç anlayış ve ayin usüllerini yerleştirmiştir. Buna göre Ermeni kilisesinin en belirgin özelliklerinden birkaçı şöyle sıralanabilir:

1) Ermeni Kilisesi milli bir kilisedir, kilise ile millet bütünlüğü bulunur.
2) Ruhani başkanları Eçmiadzin’de bulunan “Katolikos”tur.
3) Apostolik Ermeni Kilisesi ökümenik ilk üç konsil kararlarını benimser,
diğer konsilleri reddeder. “İznik Kredosu” kabul edilir.
4) İsa’da tek tabiatı kabul eder, monofizittir.
5) Papanın yanılmazlığı ilkesi kabul edilmez, kilisenin günahları bağışlama yetkisi reddedilir.
6) Altı sakrament kabul edilir, son yağlama sakramenti kabul edilmez.
7) Ekmek şarap ayini olarak bilinen Evharistiya’da ekmeğe maya, şaraba su
katılmaz.
8) Vaftiz, çocuklara tam suya daldırma şeklinde yapılır. Vaftizle birlikte Güçlendirme ve Evharistiya ayini arka arkaya yapılır.
9) Büyük günahların itirafını kabul eden kilise, günah itirafının hemen yapılmasının gerekliliğine inanmaz. Papazların günah itirafına katılımları ve yetkileri olduğu kabul edilmeyip, Tövbe ve günah itirafını ise sakrament olarak alırlar.
10) A’raf kabul edilmez.
11) Hayvan kurbanı, kanlı kurban vardır.
12) Zina dışında boşanma kabul edilmez.
13) Ermeniler, İsa, Meryem ve azizlerle ilgili ikonların eski putperest inancıyla bağlantısı olabileceğinden hareketle kutsal şeyleri evlerine almazlar.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:

Eski Mısır’da Din, Tanrısal Figürler ve Dini Bayramlar

Tarım Bankacılığı ve Öncü Kuruluşlar

Kaynak

Emine Pehlivan, Hristiyanlık Öncesinden Günümüze Ermenilerde Dini Hayat ve Türkiye Apostolik Ermenileri

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Emine Pehlivan’a aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.