DinGenelTarih

Hz. Hüseyin ‘ in Hilafet Mücadelesi , Kerbela Olayı Ve Hz. Hüseyin ‘ in Şehit Edilmesi ..

Çalışmanın Sahibi: Zamira Ahmedova

Belirttigimiz gibi o günün siyasî ve sosyal sartları Hz. Hüseyin’i zor duruma sürüklemistir. Bir birini takip eden olaylar onu sonunda acımasızca sehit edilmesine sebep olmustur. Hz. Peygamber’in torununun bu sekilde sehit edilmesi İslâm dünyasında kapanması zor bir yara açmıstır. Burada bir birini takip eden bu olaylar üzerinde kısaca durmak istiyoruz.

hz_huseyin

Hz. Hüseyin’le Kûfelilerin Mektuplasmaları

Hz. Hüseyin’in Mekke’ye geldigi haberi her tarafa hızlı bir sekilde yayılmıstır. Bundan Kûfeliler de haberdar olmuslardır. Onlar Muâviye’nin öldügünü, Hz. Hüseyin ve Abdullah b. Zübeyr’in Yezid’e biat etmediklerini ögrenmislerdir. Bunu fırsata çevirmek isteyen Kûfe’nin ileri gelenleri, bir araya gelerek istisare etmeye baslamıslardır. Onlar Hz. Hüseyin’i çagırarak kendi baslarına geçmesini kararlastırmıslardır. Bunun için onun mektuplar aracılıgı ile gelmesini istemislerdir. Yazdıkları mektupların sayısı yüz elliye ulasmıstır. Yazdıkları mektuplarda son derece duygusal konulara yer vermislerdir. Buna göre Muâviye kötülenmis; onun bir zorba oldugu, Hz. Hüseyin ve ailesine ait olan emaneti haksız yere zorla aldıgını iyi insanları ortadan kaldırarak kötülerini bıraktıgı belirtilmistir. Ardından artık bu zalimi Allah’ın yok ettigini, bundan sonra hak yolu bulmaları için baslarına geçmesi gerekenin Hz. Hüseyin oldugunu bildirmislerdir. Hatta Hz. Hüseyin’in dedesi Hz. Peygamber ve babası Hz. Ali’nin hürmeti için bunu yapması gerektigini, onun ayak tozunun bile tüm haksızlıkları giderip İslâm’a can ve güç katacagını söyleyerek onun duygularına hitap etmislerdir. Rivayete göre bunun gibi mektuplar bir birini takip etmistir. Bunun yanında Kûfeliler Hz. Hüseyin’e gelmesi için birkaç özel elçi göndermislerdir. Tüm bu yogun istek ve talepler üzerine Hz. Hüseyin, Kûfelilere inanmıs ve gitmeden önce son defa emin olmak için akrabası ve en güvendigi adamı olan Müslim b. Âkil’i göndermeye karar kılmıstır. Onlara yazdıgı cevap mektubunda yakında yanlarında olacagını ve kendilerine Allah’ın emrettigi gibi gerçek önder olacagını da bildirmistir.

Müslim b. Âkil’in Kûfe’ye Gönderilmesi ve Sehit Edilmesi

Hz. Hüseyin, Kûfe’ye gitmeye niyetlendikten sonra durumu iyice arastırmak için önce Müslim b. Âkil’i göndermeye karar vermistir. Kûfelilere bir mektup göndererek önce aralarında kamuoyu olusturmak için Müslim b. Âkil’i gönderdigini, ona biat edenlerin kendisine biat etmis olacaklarını bildirmistir. Hz. Hüseyin, Müslim b. Âkil’i Kûfe’ye gönderirken ondan Allah’tan korkmasını, isini gizli tutmasını tavsiye etmistir. Halkın bir görüs etrafında birlesmis olduklarını gördügü takdirde acele kendisine bildirmesini söylemistir. Bunun üzerine Müslim b. Âkil gizlice Medine’ye giderek ailesi ile vedalasmıs ve Kûfe yoluna çıkmıstır. O, zorlu yolculuk sonrası Kûfe’ye ulasmıs ve Kûfelilerin ileri gelenlerinden olan Muhtar b. Ebi Ubeyda es-Sakafî’nin evinde kalmaya baslamıstır. Onu duyan Kûfeliler Muhtar’ın evinde toplanarak, Hz. Hüseyin’in mektubunu okuduktan sonra destek olacaklarını bildirmisler ve güvencelerini tekrarlamıslardır. Kısa bir süre sonra önemli sayıda Kûfeli insan Müslim b. Âkil’in davetine katılmıstır. Basra halkının bir kısmı da davetten haberdar olup, aynı sekilde kendilerinin de bunu destekleyecegini bildirmislerdir. Bunu haber alan Hz. Hüseyin Basralılara da Selman’ı göndermistir. Ancak haber yavas yavas etrafta açıga çıkmaya ve duyulmaya baslamıstır. Nihayet bunu Kûfe Valisi Numan b. Bisir da duymustur. Bunun üzerine o, halkı mescide toplayarak, onlara yaptıklarının hata oldugunu, bunun sonucunun felaket olacagını, Yezid’in duyması halinde kendi üzerlerine asker gönderip kılıçtan geçirecegini bildirerek gözdagı vermistir. Ancak onun bu tutumu diger yandasları tarafından yetersiz görülüp, onlar Vali Numan b. Bisir’i Yezid’e sikâyet etmislerdir.

birinci_gecenin_mersiyesi_muslim_b_akilin_musibeti_h185

Haberi duyan Yezid çok öfkelenmis ve meclisini toplayarak Hz. Hüseyin’i hemen öldürtmek istemistir. Ancak meclisindekiler bunun sonuçlarının kötü olabilecegini düsünerek, onu simdilik sabretmesi konusunda ikna etmislerdir. Bunun üzerine Yezid zayıf kaldıklarını düsündügü Mekke ve Medine valilerini degistirmistir. Ayrıca Basra valisi Ubeydullah b. Ziyad’a Kûfe’nin yönetimini de kendi üzerine alarak Müslim b. Âkil’i öldürmesini ve kafasını da kendisine göndermesini emretmistir. Ubeydullah b. Ziyad haberi alır almaz ise koyulmustur. Uygulamalarına emri altında bulunan Basra’da baslamıstır. Hz. Hüseyin’den mektup alan bazı Basralıları cezalandırmıs ve Hz. Hüseyin’e yardım edip Yezid’ten yüz çevirenlerin akıbetinin böyle olacagını duyurmustur. Bu arada mektubu getiren elçinin kafasını kestirmistir. Ebu Mihnef, bunun İslâm dünyasındaki ilk elçinin öldürülüsü olarak belirtmektedir. Böylece Basra halkını korkutarak güvenceye alan Ubeydullah b. Ziyad, burayı kardesi Osman b. Ziyad’a bırakarak Kûfe’ye dogru hareket etmistir. Kurnaz birisi olan Ubeydullah b. Ziyad, Kûfe’ye girmeden önce yanındakiler ile kıyafetlerini degistirip Mekkeliler giydigi tarzda giyinerek yüzünü kapatmıstır. Böylece Kûfe’deki durumu anlamaya ve Hz. Hüseyin’e taraftar olanların kim olduklarını ve tavırlarını ögrenmeye çalısmıstır. Kûfe’ye girip valinin yanına gittigi sırada halktan birçogu gerçekten de onu Hz. Hüseyin sanarak selamlamaya ve övmeye baslamıslardır. Bunun üzerine Ubeydullah b. Ziyad valinin kapısına yaklasmıstır. Bu durumu gören Vali Numan b. Bisir de onu Hz. Hüseyin sanmıs ve kapılarını kapattırmıstır. Daha sonra onun Hz. Hüseyin olmadıgını ögrenmistir Bu durumda Ubeydullah b. Ziyad da yüzünü açarak kendisini tanıtmıs ve etrafındakilere Hz. Hüseyin’e taraftar olanların cezalandıracagını bildirmistir.Durumdan haberdar olan Müslim b. Âkil de gizlenerek Muhtar’ın evinde saklanmaya çalısmıstır. Ancak Ubeydullah b. Ziyad’ın zulmünden korkan Muhtar, artık kendi evinde onu barındıramayacagını bildirmistir. Bunun üzerine saskın hale gelen Müslim b. Âkil, kaçarak durumu Hz. Hüseyin’e bildirmek istemistir. Ancak Ubeydullah b. Ziyad’ın askerleri artık sınırları kapatmıstır. Kimsenin giris ve çıkıslarına izin vermemistir.

Bundan dolayı Müslim b. Âkil, Hani b. Urve’nin yanına sıgınmıstır. Hani b. Urve de korkmus ancak yine de onu evinin bir kösesinde saklamaya karar vermistir. Ubeydullah b. Ziyad gelir gelmez Müslim b. Âkil’i arama emri vermistir. Bunun için her türlü çare kullanmıstır. O sebeple o adamlarından birini Müslim b. Âkil’in adamları arasına sokmustur. Bu casus adam önce Müslim b. Âkil’e yakın olan insanların birçogunun agzını aramıstır. Rivayete göre Ubeydullah b. Ziyad’ın saygı gösterdigi insanlardan biri olan Serik b. Aver, Hz. Hüseyin tarafını tutmustur. O bu sıralarda hastalanmıs ve Hani b. Urve’nin evinde bulunmustur. Bunu duyan Ubeydullah b. Ziyad onu ziyaret etmek istemistir. Bunun üzerine Serik b. Aver, Müslim b. Âkil’e onu gizlice öldürmesini
söylemistir. Ancak bu plan basarısız olmustur. Ubeydullah b. Ziyad, Müslim b. Âkil’in yerini casus adamı ile ögrenince huzuruna Kûfe’nin ileri gelenlerini toplamıstır. Henüz Ubeydullah b. Ziyad’ın haberdar oldugunu bilmeyen Hani b. Urve de çagırılan yere gitmistir. ste bu sırada Ubeydullah b. Ziyad olanları misafirlerine açıklamıs ve Hani b. Urve’ye ceza olarak bes yüz kırbaç vurularak iskence edilmesini emretmistir.

Bunu duyan Müslim b. Âkil ve Hani b. Urve’nin yakınları Ubeydullah b. Ziyad’ın köskünün etrafında toplanarak burayı kusatma altına almıslardır. Valiligin kapılarını kapattıran Ubeydullah b. Ziyad, huzurunda bulunan önderleri de kullanarak hileyle Müslim b. Âkil’in etrafındakileri dagıtmıstır. Bunun üzerine yalnız kalan Müslim b. Âkil çaresiz Tava ismindeki bir ihtiyar kadının evine sıgınmıstır. Tava ona iyi davranmıs ve onu koruyacagını bildirmistir. Ancak bunu haber alan oglu ödül almak için derhal Ubeydullah b. Ziyad’a bildirmistir. Bunun üzerine Ubeydullah b. Ziyad’ın askerleri Muslim b. Âkil’in bulundugu evi kusatmıs ve onunla çarpısarak onu agır yaralı bir sekilde ele geçirmislerdir. Müslim b. Âkil, yaralı bir sekilde Ubeydullah b. Ziyad’a götürülmüstür . Ubeydullah b. Ziyad da onunla tartısarak son sözünü söylemesini istemistir. Müslimb. Âkil de akrabalıkta yakın olan Ömer b. Sâd’a son sözünü bildirdikten sonra kafası vurularak öldürülmüstür. Ubeydullah b. Ziyad onun kafasını Yezid’e göndermistir.

Hz. Hüseyin’in Kûfe’ye Dogru Hareketi

Yukarıda cereyan eden olaylardan hemen önce Hz. Hüseyin, Müslim b. Âkil’den Kûfelilerin kendine verdigi sözler konusunda mektup almıstır. Böylece hareket etmek için artık zamanın geldigini anlayarak yol hazırlıklarına baslamıstır. Ancak onu seven etrafındaki birçok insan ona gitmemesi konusunda uyarılar yapmıstır. Yukarıda da degindigimiz gibi onlar da Kûfelilerin sözüne güvenmemesi gerektigini, babası ve kardesine yaptıklarının aynısını ona da yapabileceklerini söylemislerdir. Bazıları da tersine, Yemen tarafına gitmesinin daha dogru olacagını, çünkü Yemenlilerin kendisini her zaman sevdigini, eger oraya giderse yine kendini destekleyeceklerini bildirmislerdir.

Tüm bunlar karsısında Hz. Hüseyin, Kûfelilerden kendine ısrarla mektupların geldigini, onlara söz verdigini ve ayrıca Müslim b. Âkil’in de onlara kendisinin gelecek müjdesini verdigini ve bu sebeple artık sözünden dönemeyecegini bildirmistir. Ardından da basına gelecek olanları Allah’ın takdirine bırakmıstır. Bunun üzerine onu seven ve vazgeçiremeyen herkes üzülmüstür. Bunun ardından Kâbe’yi tavaf ettikten sonra tüm aile fertlerini yanına alarak yola çıkmıstır. O, yola çıkıp az ilerlerken o sırada Mekke Emiri olan Amr b. Said onu geri döndürmek istemistir. Bunun üzerine Hz. Hüseyin’le onun adamları bir hayli tartısmıslardır. Bu engele ragmen Hz. Hüseyin ve yandasları yollarına devam etmislerdir. Hz. Hüseyin yolda iken birçok yolcu ile karsı karsıya gelmistir. Onlar Hz. Hüseyin’e Kûfeliler konusunda haberler vermistir. Onlar Hz. Hüseyin’e Kûfelilerin kendini sevmelerine ragmen onlara güvenmemesi gerektigini belirtmislerdir. Hz. Hüseyin’in karsılastıgı yolcuların biri de ünlü Sair Ferezdak olmustur. Ferezdak Hz. Hüseyin’e Kûfelilerin kalbinin kendisiyle, ancak kılıçlarının Ümeyyeogullarıyla birlikte oldugunu bildirmistir. Ardından da kaderin sadece Allah’ın elinde oldugunu söylemistir. Böylece onların farklı davranabileceklerini anlatmak istemistir. Bunun dısında da insanlar Hz. Hüseyin’le yolda karsılasmıs ve ona gitmemesini, eger basına bir kötülük gelirse Müslümanlık adına üzücü is olacagını bildirmislerdir. Tüm bunlara ragmen Hz. Hüseyin takdiri Allah’a bırakarak yoluna devam etmistir. Yolunu ilerleterek Salibiye denen yere geldigi sırada bazı yolcular ona Müslim b. Âkil ve Hâni b. Urve’nin basına gelenleri anlatmıslardır. Bu haber Hz. Hüseyin ve etrafındakileri son derece üzmüstür. Bunun yanında Müslim b. Âkil’in çocukları babalarının intikamını almadan dönmeyeceklerini bildirmislerdir .

Hz. Hüseyin artık Müslim b. Âkil’in basına gelen olaydan sonra kendisinin yasamasının zor oldugunu, her kesin Allah’a dönecegini, kendisinin de bundan vazgeçmeyecegini, isteyenler varsa gidebileceklerini, bu konuda kimseye zorluk çıkarmayacagını söylemistir. Aynı sözleri birkaç defa tekrarlayan Hz. Hüseyin, bundan sonra kendisinin geri dönmeyecegini belirtmis ve etrafındakilere geri dönmelerini, sadece kendisinin düsmanların huzuruna gidecegini, onlara asla boyun egmeyecegini, kendisinin ölüm haberi geldiginde bunu anlayacaklarını dile getirmistir. Bunun üzerine etrafındakilerin çogu ayrılmıstır. Sadece kendisine yakın ve sadık olanlar kalmıstır. Bu sırada Hz. Hüseyin, son bir kez Kûfelilere mektup yazarak, onların kendisini çagırdıklarını hatırlatmıs ve bu konudaki kararlarını artık tam olarak bildirmeleri gerektigini söylemistir. Mektubunu Kays b. Müshir’le Kûfe’ye dogru yollamıstır. Bu arada Hz. Hüseyin’in yolda oldugu haberi Kûfe’ye ulasmıstır. Ubeydullah b. Ziyad ve taraftarları telasa baslamıslardır. Bunun üzerine Ubeydullah b. Ziyad yolları ve sınırları tutması için askerlerine emir vermistir. Ayrıca Kûfe’deki her kimin Hz. Hüseyin’e yardım edecegini duyacak olursa feci bir sekilde öldürecegini duyurarak halkı korku içine düsürmüstür. Aldıgı tedbirler neticesinde Kays b. Müshir yolda yakalanmıstır. Ubeydullah b. Ziyad ondan bilgi almaya çalısmıs ve ardından Hz. Hüseyin’e hakaret etmesini istemistir. Ancak istediklerini elde edemeyince onu feci bir sekilde öldürtmüstür. Bu da halkın korkusunu bir kat daha artırmıstır.

Hz. Hüseyin’e Yapılan Baskılar

Ubeydullah b. Ziyad’ın emriyle Hz. Hüseyin’i durdurmak için yola çıkan Hurr b. Yezid komutasındaki askerler Hz. Hüseyin’le karsılasmıslardır. Hurr b. Yezid ve Hz. Hüseyin arasında bir görüsme gerçeklesmistir. Görüsmede durumla iliskili bir sonuç çıkmamıs, görüsme sırasında Kûfelilerin mektubundan haberdar olan Hurr b. Yezid, emre uygun olmadıgı gerekçesiyle Hz. Hüseyin’in geri gitmesine izin vermemistir. Bunun ardından Ubeydullah b. Ziyad’tan bir emir gelmistir. Buna göre Hurr b. Yezid’e kati emirler verilmis ve kesin olarak Hz. Hüseyin’i susuz bir yerde durdurması için emir verilmistir. Bunun üzerine zorda kalan Hurr b. Yezid Hz. Hüseyin’i Kerbelâ’da durdurmustur. Bu sırada Kûfe’de Hz. Hüseyin’i sevenlere haberler ulasmıs, onlar da
hareketlenmeye baslamıslardır. Bunu hisseden Ubeydullah b. Ziyad telaslanmıs ve isi büyütmemek ve Hz. Hüseyin’i hızlı bir biçimde ortadan kaldırmak için bir kuvvet göndermeye karar vermistir. Bunun için kuvvetin komutanlıgına önceden Rey ve Taberistan valiliklerine talip olan Ömer b. Sâd’a valilikleri verecegini vaad ederek, onu zorla bu göreve mecbur etmistir. Bunun üzerine ailesine danısan Ömer b. Sâd bazı akrabalarının karsı çıkmasına ragmen görevi kabul etmistir. Ardından özel olarak verilen dört binlik askerle Hz. Hüseyin’e dogru hareket etmistir.87
Tüm bunları duyan, üstelik bu ugurda Müslim b. Âkil, Hani b. Ürve ve Kays b. Müshir gibi degerli insanlarını kaybeden Hz. Hüseyin artık ölümü göze almıs, tüm kalbiyle Allah’ın takdirine inanarak, olacakları beklemeye baslamıstır. Bu sırada Ömer b. Sâd kumandasındaki askerler de onların yanı basına gelerek yerlesmislerdir. Ardından Ömer b. Sâd, Hz. Hüseyin’in maksadını sormustur. Hz. Hüseyin ona artık Kûfe’ye gitmekten vazgeçtigini, Yezid’in hüküm sürdügü yerden çıkıp gidecegini bildirmistir. Buna sevinen Ömer b. Sâd en azından onunla karsı karsıya gelmeyerek onu sevenlerine karsı sorumluluktan kurtulduguna kanaat getirerek bu olay hakkında Ubeydullah b. Ziyad’a haber yollamıstır. Haberinde artık Hz. Hüseyin’in buraları terk edip gidecegini, tehlikenin olmadıgını bildirmistir. Bu habere Ubeydullah b. Ziyad önce sıcak bakmıs olsa da Semir b. Zulcevsen gibi yandaslarının bu fırsatı kaçırmaması konusundaki fikirlerinden dolayı kararını degistirmistir. Bundan dolayı çok geçmeden Ömer b. Sâd’a sert bir cevap göndermistir. Ubeydullah b. Ziyad cevabında bu isin iki yolu oldugunu bildirmistir. lki Hz. Hüseyin kayıtsız ve sartsız Yezid’e biat etmesi gereklidir. kincisi ise, buna razı olmadıgı takdirde onun ölmesi gereklidir.

1 (1)

Ardından Ömer b. Sâd Ubeydullah b. Ziyad’ın talimatıyla bir kısım askeri ile Hz. Hüseyin’in suyollarının kesilmesini saglamıstır. Bunun üzerine Hz. Hüseyin, Ömer b. Sâd ile tekrar görüsmek istemistir. Yine bir teklifte bulunmustur. Buna göre Sam’a giderek bizzat Yezid’le konusarak sorunu çözmek istemistir. Bu teklifler karsısında kararsız kalan Ömer b. Sâd bunu Yezid’le tekrar istisare etmeyi uygun görmüstür. Ona bir mektup göndererek olayı anlatmıstır. Ubeydullah b. Ziyad teklifi önce olumlu karsılasa da çevresindeki Semir b. Zülcevsen gibi bazı insanların kıskırtması ile kızgınlıgı artmıs, Ömer b. Sâd’a kesin olarak emirlerini kısa sürede uygulamasını, aksi halde kendisinin de cezalandırılacağını bildirmiştir. Emirleri takip etmek için gelen Semir b. Zilcevsen devamlı Ömer b. Sâd’ın hareketlerini gözetlemistir. Yine Hz. Hüseyin’le konusmak isteyince bunu Ubeydullah b. Ziyad’a bildirmis olanları anlatmıstır. Bu durumda sabrı tasan Ubeydullah b. Ziyad Ömer b. Sâd’a bu iste gevsek davranırsa valiligin kendisine verilmeyecegini, komutanlıgı Semir b. Zilcevsen’e verecegini söyleyerek korkutmustur. Bu durumdan çok endise duyan Ömer b. Sâd artık emirleri yerine getirmek için harekete geçmistir. Bunun üzerine Hz. Hüseyin ve yandaşlarını tamamıyla kusatmıs ve susuz bırakmıştır. Bu sırada Ömer b. Sâd Hz. Hüseyin’e Yezid’e biat etmesi konusundaki teklifini bir kez daha iletmistir. Bu durum karsısında kalbinde kötü şeylerin olacağının kaçınılmaz olduğunu iyice hisseden Hz. Hüseyin kararını ertesi gün açıklayacağını bildirmiştir. Böylece en azından beraberindekilerin düşüncesini almak, isterlerse onları gönderip ölümden kurtarmak istemişti. Bunun üzerine taraftarlarına gelerek kendisinin artık kaderinde ne varsa onun olacagını, isteyen varsa gidebilecegini, bundan dolayı kimseyi kınamayacağını, bu sorumluluğu taşıyamayacagını bildirmiştir. Bunun üzerine yandaşları ve onu sevenler kendisini asla bırakmayacağını bildirmişlerdir .

Hz. Hüseyin’in Şehit Edilmesi

images

Böylece H. 61 yılının 10 Muharrem-Asure ve Cuma günü (M. 680) çarpışmanın başlayacağı haberi yankılanmaya başlamıştır. Bunun üzerine Hz. Hüseyin, aile efradı ile hüzünlü bir şekilde vedalaşmış ve onları kız kardeşi Zeyneb’e emanet etmiştir. Ona hayatı boyunca yakınlarını korumasını istemiştir. Ardından da atına binmiştir. Yandaşlarını iki kola ayırmıştır. Gece ani saldırıdan korunmak için çadırların arka tarafını kazdıkları ve üzerine çalı çırpı koyduklarını yakmışlardır. Sonra ellerini kaldırıp Allah’a dua etmişlerdir. Böylece Hz. Hüseyin Ömer b. Sâd ve yandaşlarının yakınına varmış ve onlara kendisinin bir Peygamber torunu olduğunu, kendilerinin yanlış yaptıgını, kendine haksızlık ettiklerini, Allah’ın önünde yaptıklarının affedilemez oldugunu belirtmistir. Ayrıca Kûfelilerin çagrısı olmasa buraya gelmeyecegini, istemezlerse çekip gidecegini söylemistir. Bu konusmasına ragmen karsı taraftan sesler yükselmistir. Semir b. Zilcevsen gibi bazı sahıslar Hz. Hüseyin’e yanlıs yaptıgını söyleyerek hakaret etmislerdir. Bunun yanında Hz. Hüseyin’in etkileyici konusmasından etkilenenler de olmustur. Ancak bunun büyümesini engelleyen Ömer b. Sâd Kur’an’daki su ayeti: “Allaha, Allah’ın Peygamberine ve ûlü’l-emre itaat ediniz” diyerek su anda Yezid’in buna sahip oldugunu, simdi buna kendisinin de itaat etmesini söyleyerek, yandaslarının düsüncesini hemen bu yöne çevirmeyi basarmıstır. Yandasları da bunu yapması gerektigini bagırmaya baslamıstır. Hz. Hüseyin de buna acı acı gülümseyerek: “Yâ Ömer! Sen Kur’an’ın o âyetinin mânâsını isine geldigi için istedigin gibi bir sekilde yanlıs tefsir ettin. O ayetin manası sudur: “Ey Müslümanlar, Allaha itaat ediniz. Allah’ın Resulüne itaat ediniz. Ve ancak, Allah’ın ve Resulün emirlerine itaat eden ulülemre itaat ediniz” diye bunun dogrusunu ortaya koymus ve buna Yezid’in ters hareket ettigini, Kur’an ve Sünnet’in ayaklarının altında çignendigini bildirmistir.

Tüm bu sözlerin yandaslarını etkilemesinden korkan Ömer b. Sâd ve taraftarları bunu derhal engellemisler ve karsı tarafa bir ok atarak çarpısmayı baslatmıslardır. ki gurup arasında güç dengeleri oldukça farklılık göstermistir. Ömer b. Sâd’ın komutası altında bes bin kadar asker bulunmustur. Hz. Hüseyin ve taraftarları ancak altmısın üzerinde insanlardan olusmustur. Bunların bazıları yaslı ve savas tecrübesi olmayan gençlerdi. Aslında Hz. Hüseyin’in yanında 321 savasçı bulundugu, digerlerinin felaketi hisseder hissetmez yanından ayrıldıkları rivayet edilmistir. Bu arada Ömer b. Sâd yandasları arasında Hz. Hüseyin’e haksızlık yapıldıgını düsünenler de bulunmustur. Bunlardan kendi vicdanını yenerek Hz. Hüseyin’in yanına geçenler de olmustur. Bunlardan biri cesur ve kahramanlıgı ile tanınan Hurr b. Yezid olmustur. O, bir taraftan, tarafların sayı farklılıgını, diger taraftan Hz. Hüseyin’e haksızlık yapıldıgını göz önünde bulundurarak Hz. Hüseyin’in safına katılmıstır. Bunun üzerine Hurr b. Yezid, Ömer b. Sâd ve taraftarlarının karsısına çıkarak bunun yanlıs oldugunu kendisinin ölünceye kadar onlarla savasacagını bildirmistir. Onun sözleri diger tarafı etkilese de sonuçta bunlar eyleme dönüsmemistir. Savas sırasında Hurr b. Yezid’in karsısına Yezid b. Süfyan çıkmıstır. kisi karsı karsıya gelerek çarpısmıslardır. Kısa bir süre sonra Hurr b. Yezid onu öldürmüstür. Ardından üç kardesi de yenmeyi basaran Hurr b. Yezid, Ömer b. Sâd’a dogru hareket etmis ve çarpısa çarpısa birçok asker tarafından öldürülmüstür. Ardından Hz. Hüseyin tarafından birkaç kisi yine çıkarak ölünceye kadar kahramanlık göstermislerdir. Bu durumdan rahatsız olmaya baslayan Ömer b. Sâd taraftarlara topluca hücumun yararlı olacagını düsünerek harekete geçmelerini, sagdan ve soldan saldırmalarını söylemistir. Ancak yine de Hz. Hüseyin’in yandasları tarafından püskürtülmüslerdir. Bunun üzerine Ömer b. Sâd taraftarları onlara ok atmaya baslamıslar ve Hz. Hüseyin’in yandaslarının bineklerini öldürmüslerdir. Böylece hücumlarını artırarak devam ettirmislerdir. Çadırları yakmıslar, kadınların bazılarını da öldürmüslerdir.

Bu sırada iki tarafın askerleri çarpısmaya devam etmistir. Hz. Hüseyin’in tarafından kahramanca çarpısmalarına ragmen sayıca üstün olan Ömer b. Sâd taraftarları birinin ardından biri gelerek onları teker teker sehit etmislerdir. Bunları gören Hz. Hüseyin yandasları artık yavas yavas onun yanında toplanıp, onu siper edip çarpısmaya baslamıslardır. Bu ugurda teker teker sehit olmuslardır. Hz. Hüseyin ve yanındakiler çok zor durumda kalmıslardır. Çölün kızgın günesi özellikle yanlarında getirdikleri küçük çocukları oldukça etkilemistir. Onlar
bu durumdan feryat ederek aglamaya baslamıslardır. Son çare olarak Hz. Hüseyin’in kardesi Abbas su getirmek için cesurca birkaç yandasıyla beraber ugras vermistir. Ancak dönerken düsmanın elinden kurtulamamıs ve iki eli kesilerek kılıç darbeleriyle sehit olmustur.

Bunların ardından Hz. Hasan’ın oglu Abdullah’ta çarpısarak, birçok askerin mızrakları ile sehit edilmistir. Ardından da Kasım meydana çıkmıs ve birçok düsmanı yere indirdikten sonra agır yaralı halde çadırına dönerek daha yeni evlendigi esi Fatıma’nın ellerinde can vermistir. Tüm bunlardan sonra Hz. Hüseyin’in kardeslerinden Abdullah, Osman ve Cafer de çarpısarak sehit olmuslardır. Sona yaklasırken Hz. Hüseyin’in on sekiz yasındaki oglu Ali Ekber meydana çıkmıs ve o da Ömer b. Sâd’ın birkaç askerini yere sermis ve ardından bir yandan aldıgı yaralar ve bir yandan da susuzluktan dolayı halsiz düserek birkaç askerin arasında çarpısarak sehit olmustur. Bunun ardından artık sıranın kendine geldigini düsünen Hz. Hüseyin en azından ızdıraptan kurulmak için bir yasındaki oglu Ali Asgar için su istemistir. Ancak Ömer b. Sâd’ın talimatıyla taraftarları ona ok atmakla cevap vermislerdir . Sonunda Hz. Hüseyin de ailesi ile vedalasarak meydana çıkmıstır. Rivayete göre Hz. Peygamber’in Bedir gününde ganimet olarak geçirdigi ve kendisinin kullandıgı kılıçlarından biri, Hz. Ali’ye daha sonra da Hz. Hüseyin’e intikal etmisti. Hz. Hüseyin Kerbelâ’da onu yanında bulundurmustur. Daha sonra bu kılıç oglu Zeynelabidin’e geçmistir. O da kılıcı Medine’ye götürmüstür. Çarpısma sırasında ilk önce kimse Hz. Hüseyin’e kılıç vurmak istememistir. Ancak durum baskılar sonucunda degismis ve bu sırada Malik b. Besir onu basından ufak yaralamıstır. Çarpıstıgı sırada teker teker yandasları ve ogulları sehit edilen Hz. Hüseyin bu sırada asırı derecede susuzluk çekmis ve suya yönelmistir. Ancak diger taraf buna engel olmustur.

Bunu takiben Semir b. Zülcevsen’le birlikte birkaç asker onun üzerine saldırmıstır. Hz. Hüseyin onlara karsılık vererek kahramanca direnmistir. Karsı taraftakiler önce çekinseler de baskı üzerine Hz. Hüseyin’e dört bir yandan saldırmıslardır. Sinan b. Enes ismindeki askerin arkadan vurdugu mızrak darbesiyle yere inmistir. Rivayetlere göre Hz. Hüseyin’in üzerinde 33 mızrak yarası ve 34 de darbe tespit edilmistir. Ardından da Sinan b. Enes onun kafasını zalimane bir sekilde kesmistir. Rivayetlere göre sehit edildiginde Hz. Hüseyin elli sekiz yasındaydı. O, H. 61 senesi Muharremin onu Cuma gününde sehit edilmistir. Anlatılanlara göre Hz. Peygamber, Hz. Hüseyin’in öldürülecegini önceden haber vermistir. Buna göre bir gün Cebrail Hz. Peygamber’in yanına gelmistir. Bu sırada Hz. Hüseyin kapının yanına gelmis ve ardından da sıçrayıp içeri girmistir. Ardından Hz. Peygamber’in omuzlarına çıkmıstır. Bu sırada Cebrail, Hz. Peygamber’e onun ne kadar sevdigini sormustur. O da Hz. Hüseyin’i çok sevdigini söylemistir. Bunun üzerine ona torununu ümmetinin öldürecegini haber vermistir. Hz. Peygamber’in istegi üzerine Cebrail ona Hz. Hüseyin’in öldürülecegi mekânı göstermis ve oranın kırmızı topragını vermistir. Hz. Peygamber’in hanımı Ümmü Seleme de o topragı alıp saklamıstır. O sıralarda Mekke’de bulunan Abdullah b. Abbas’a Hz. Hüseyin’in sehit edilmesi bildirilmistir. Buna göre Abdullah b. Abbas Hz. Hüseyin’in öldürüldügü gece rüyasında Hz. Peygamber’in elinin içinde kan toplayan kabıyla görmüstür. Bunun üzerine Abdullah b. Abbas ona sebebini sormustur. Hz. Peygamber de ona elindekilerin Hz. Hüseyin ve onunla beraber olanların kanı oldugunu, bu kabı Allah’a takdim edecegini söylemistir. Bunun üzerine uyanan Abdullah b. Abbas olayı anlamıs ve rüyasını insanlara anlatmıstır.

Aynı sekilde Hz. Hüseyin’in ölümü o sıralarda Medine’de bulunan Ümmü Seleme’nin rüyasında bildirilmistir. Buna göre o rüyasında Hz. Peygamber’in saçı ve sakalının topraklı oldugunu görmüstür. Ümmü Seleme ona bunun sebebini sormustur. Bunun üzerine Hz. Peygamber, Ümmü Seleme’ye: “Az önce Hüseyin’in öldürülüsüne sahit oldum” demistir. Halk inanısı olarak Hz. Hüseyin’in ölüm gününde birçok doga olayının gerçeklestigi rivayet edilmistir. Örnegin, o gün günes tutulmustur. Her yer karanlık olmus, zelzele meydana gelmistir. Ayrıca sema ufuklarının degistigi, kırmızı oldugu, kaldırılan her tasın altında kan görüldügü, yıldızların birbirine çarptıgı söylenmistir. Bunun yanında o gün Alaçehre çiçeginin küle dönüstügü, etin zehir gibi acı hale geldigi ve içinden ates çıktıgı anlatılmıstır. Hatta cinlerin de Hz. Hüseyin için agladıkları ve agıt yaktıklarını söylenmistir. İbn Kesir, cinlerin aglaması dısında diger olayların gerçeklestigi konusuna ihtimal vermemektedir. Ona göre bu tür olaylar Hz. Peygamber ve dört halife döneminde bile gerçeklesmemistir. Hz. Hüseyin’in sehit edilmesinin ardından askerler çadırları yagmalamaya baslamıslardır. Kadın ve çocuklar Hz. Hüseyin’in kız kardesi Zeyneb’in etrafında toplanarak bir köseye sıkısmıslardır. Semir b. Zilcevsen, Hz. Hüseyin’in diger bir oglu Zeynalabidin’i öldürmeye çalıstıysa da diger askerlerin baskısıyla hasta olması bahane edilerek Ömer b. Sâd tarafından engellenmistir. Ardından Ömer b. Sâd bni Ziyadın emrine uyarak Hz. Hüseyin’in cesedini atlarla çignetmistir. Ardından Hz. Hüseyin’in ve yandaslarının bası aynı zamanda kadınlar ve çocuklar Kûfe’ye götürülmüslerdir.

Kerbelâ Hüznü

Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da sehit edilmesi, Müslümanları derinden etkilemis, yasanan olaylar her zaman acı dolu anılarla hatırlanmıstır. Bu baglamda Müslümanların bir kısmında matem/yas gelenegi olusarak önemli hale gelmistir. Bu olusum akıllarda soru isaretleri yaratmıstır. Örnegin neden Hz. Hüseyin’in basına gelenler etrafında böyle gelenek olusmustu? Ondan önceki onun kadar belki de fazilet bakımından daha üstün olan ve onun gibi sehit edilen halifeler bunlar arasında Hz. Hüseyin’in babası Hz. Ali’nin etrafında bu gelenek olusmamıstı ? gibi sorular
bunlardan bazılarıdır. Eyup Bas’ın dedigi gibi bu gelenegin olusumu o günün sartlarında aranmalıdır. Bunların en önemlisi bu tür anma ve uygulamaların Emevî iktidarına muhalif olan çok farklı kitleleri birlestirme noktasında bir araç olarak kullanılmasıdır. Matem/yas gelenegin olusmaya baslamasına paralel olarak yasananların etrafında zengin bir edebî kültür de olusmaya baslamıstır. Hz. Hüseyin’in öldürülmesinden bahseden makteller ve mersiyeler kaleme alınmıstır. Bu konuda Arap, İran ve Türk edebiyatında çok sayıda eser yazılmıstır. Bunun yanında Hz. Hüseyin’in sehit edildigi gün olan 10 Muharrem-Asure günü kutsal sayılarak kutlamalar yapılmıstır. Bu günde bazı önemli olayların da gerçeklestigine inanılmıstır. Nitekim inanısa göre; Hz. Âdem’in tövbesi bu günde kabul edilmistir. Nuh (as)’ın gemisi bu günde Cudi dagı tepesine oturmus ve inananların kurtulması sebebiyle sükür orucu tutulmustur. Hz. Musa ve İsrailogulları, Firavun’un zulmünden bu günde kurtulmuslardır. Tüm bunlar İslam dünyasına güzel bir renk katmıstır. Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da yasadıklarını en iyi sekilde yansıtmıslardır.

  • Bu çalışmanın tüm hakları Zamira Ahmedova adlı kişiye aittir…

Yararlanılan Kaynaklar :

 

Zamira Ahmedova , Hz. Hüseyin ‘ in Hayatı , Hilafet Mücadelesi Ve Din Anlayışı

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün