Kafkasya’da Rus Varlığı ve Anadolu’ya Göç Süreci (1864)

Kafyasya’da Türk var mı? Ruslar Kafkasya’da soykırım yaptı mı? Kafkasya’da hangi milletler vardır? Kafkas ülkeleri hangileridir? Rusya’nın yaptığı soykırımlar nelerdir? Çerkesler neden sürgüne gönderildi? Gibi sorularımıza, bu yazımızda yanıt bulacağız, iyi okumalar.

Kafkasya’da Rus Varlığı ve Rus Politikaları

Kafkas Coğrafyası, Rusya’nın Anadolu, İran ve Suriye’ye inişini engelleyen bir settir. Bu sebeple Rusya’nın yayılmacı emellerini gerçekleştirebilmesi açısından, Kafkas Coğrafyası engelini aşması bir zaruriyettir. Bu etkenlerin birleşmesiyle Ruslar, ilk olarak 1556’da Kuzey Kafkasya’ya inmek maksadıyla Kafkas-Rus Çarlığı Savaşı’nı başlattılar. Aralıklarla devam eden bu savaşlar, Çerkeslerin 21 Mayıs 1864’teki teslimiyetlerine dek, 308 yıl sürdü. Ruslar ilk aşamada daha çok bölgeyi anlamak ve politika üretmek amacıyla keşif seferleri yaparak uzun bir müddet boyunca yerel güçlerle mücadeleye girişmişlerdir.

Kafkasya politikası konusunda Rusların ilk ciddi teşebbüsü, 1707 yılında keşif için yapılan bir taarruzla gerçekleşmiştir. Ancak bu taarruz Dağıstan’ın büyük direnişi ile karşılaşmış ve Rus güçleri geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Osmanlılarla olan siyasi mücadeleye paralel bir gidişattan söz etmemiz yanlış olmayacaktır. Bu bağlamda, Rusya’nın Kafkas Coğrafyası politikasını da Osmanlılardan bağımsız incelememiz mümkün değildir. Nitekim Rusların Kafkasya üzerindeki ilk ciddi teşebbüsleri de Osmanlılarla yapılan Prut Savaşı’na rastlamaktadır. 18. Yüzyıl’ın başlarında, 1711 yılında gerçekleşen Prut Savaşı’na yakın bir zamanda Rusların Kafkasya’ya doğru sarkma hamlelerini görmekteyiz. Ancak Rus kuvvetleri, Prut’ta aldıkları mağlubiyetten dolayı bu amaçlarına ulaşamadılar.

Alınan bu yenilgiyle beraber Kafkasya’dan da vazgeçmeye niyeti olmayan Rus İmparatorluğu, gözünü bu kez siyasi çalkantılarla zor duruma düşmüş olan Safevilerin sınırlarına dikmiş ve taarruza geçerek Kafkasya’da Osmanlı nüfuzu dışındaki topraklara hücum etmiştir.

Rusların Osmanlı sınırlarını gözeterek tacizde bulunmayışı, Osmanlılar tarafından bir zeytin dalı olarak algılandı ve Osmanlılar, Ruslarla Kafkas Coğrafyası’da bir taksimat anlaşması yapma yoluna gittiler. İki devlet, 1724 yılında İstanbul’da bir mutabakata vardılar ve buna göre Safevilerin hakimiyeti altında bulunan, bugünkü Azerbaycan ve Tebriz topraklarını da kapsayan Güney Kafkasya’yı aralarında bölüştüler.

1768-1774 Osmanlı Rus-Savaşı, Rusların Kafkas Coğrafyası hakimiyetine giden yolda önemli bir dönüm noktasıdır. Osmanlı Ordusu, kaliteli komutanlardan yoksun olarak girdiği bu savaşta Ruslara karşı ağır bir mağlubiyet alarak, ağır maddeler içeren Küçük Kaynarca Antlaşması’na imza atmak zorunda kalmıştır. Alınan bu ağır mağlubiyette ve sonrasında Osmanlı’nın Kafkasya’dan uzaklaştırılmasına giden süreçte, I. Petro’dan sonra büyük bir Türk düşmanı olan Çariçe II. Katerina’nın casusluk faaliyetleri ve dinamik düşmanlık politikaları önemli bir yer tutar. 28 maddeden oluşan Küçük Kaynarca Antlaşması’nın Rusya’nın Kafkas Coğrafyası hakimiyetini ilgilendiren önemli maddelerini şu şekilde sıralayabiliriz:

-Kırım Hanlığı, Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız bir devlet olacak, fakat dini anlamda halifeye tabi olacaktır.

-Osmanlı Devleti Aksu ve Özi Nehirleri arasındaki sahil şeridi, Kerç ve Azak Denizi’nin sonundaki Azak limanları ve çevresini Rusya‟ya bırakacaktır.

-Rusya, İstanbul’da elçi bulundurma hakkına sahip olacaktır.

Bu antlaşma ile Rusya’nın senelerdir aralıklarla devam eden Kafkas Coğrafyası taarruzunun önündeki en büyük engel olan Osmanlı İmparatorluğu büyük ölçüde saf dışı edilmiş ve 15 asırlık Türk yurdu olan Kırım, Rusların takdirine terk edilmiştir.

Ayrıca Azak Kalesi ve civarı, ayrıca küçük ve büyük Kabardey arazisi tamamen Ruslara bırakılmıştır. Azak Limanı’nın bırakılmasıyla, Karadeniz’in stratejik öneme sahip noktalarından da vazgeçilmek zorunda kalınmış, en önemlisi Ruslar ilk defa kesin olarak Karadeniz’e çıkmışlardır. Karadeniz, artık bir Türk gölü olmaktan çıkmıştır. Bu antlaşmayla beraber Ruslar, Kuzey Kafkasya’nın merkezi bölgelerini rahatça işgal edebilmek için kendilerine meşru zemin bulmuşlardır. Bahsi edilen bölge, Kafkas Türklüğünün merkezi ve Osmanlıların devam eden Kafkas Coğrafyası politikasındaki müttefikleridir. Dolayısıyla, artık Kafkas Coğrafyası Türklüğü de büyük tehdit altına girmiştir.

Öte yandan Güney Kafkas Coğrafyası ise, özellikle Azerbaycan Türklerinin hayat sahası olması açısından büyük önem arzetmekteydi. İran’da değişen hanedanlar ve istikrarsız yönetimler Rusların ekmeğine yağ sürmekle beraber, Kafkasya Türklüğü için ikinci büyük felaketi hazırlıyordu. Ruslar, 1556 yılında Astrahan Hanlığı, Ruslar tarafından yıkılarak şehir ele geçirilmişti. Astrahan, Rusların Kafkas politikasında önemli bir üs görevindeydi. Ancak bu üs, ancak vaat ettiği hedeflerle bir işe yarayabilirdi. Nitekim Ruslar tarafından 1783 yılında Gürcülerle bir anlaşma imzalayan Ruslar, bu antlaşma sayesinde Tiflis’e yerleştiler. Ruslar ne Astrahan’ı rastgele ele geçirmişler, ne de Gürcülerle imzaladıkları antlaşma Kafkas politikasından bağımsızdı. 1783 yılında imzalanan bu antlaşmadan iki yıl sonra Ruslar, Astrahan’da yeni bir tersanenin inşasına başladılar. Böylece Hazar Denizi’nde bulunan Rus donanması kuvvetlenmiş, Kuzey Kafkasya’da yaşananların ayak sesleri Güney’den de duyulmaya başlamıştı.

kerç boğazı kafkasya
kerç boğazı kafkasya

Rus Çarlığı’nın bu girişimleri, Azerbaycan’da dağınık halde varlığını sürdüren hanlıklar tarafından bir tehlike olarak görüldü ve derhal Osmanlılardan yardım isteme teşebbüsüne giriştiler.

Böylece Kafkasya’da bölgesel güçler arasından yeniden bir mücadele dönemi başlıyordu. Coğrafi konumundan ve Güney Kafkasya’daki toprak varlığından dolayı, İran da bu mücadelede yerini almıştı. Azerbaycan hanları, bu mücadelede güçlü olan tarafı destekleyerek ayakta kalmaya çalışmışlardır. Tam da bu esnada 1796 ve 1797 yıllarında ardı ardına iki büyük ölüm yaşanmış, İran Şahı Ağa Muhammed Han ve Rus Çariçesi II. Katerina hayatlarını kaybetmişlerdi. Bu Azerbaycan hanlıkları için günü kurtarmak anlamına geliyordu. Geçici de olsa, Azerbaycan adına tehlike çanları susmuştu. Ancak Azerbaycan’da bulunan bu hanlıklar, Çariçe’nin ve Şah’ın ölümüyle kazanılan bu zamanı iyi değerlendiremeyerek, ortaklaşa bir tutum sergileyemediler ve bireysel tercihlerle bölge üzerindeki güçlerden çıkarlarına uygun olanı seçme yoluna gittiler.

Çariçe II. Katerina’nın ölümü sonrası, kısa süren iktidarında I. Pavel, sorgusuz sualsiz bir şekilde Gürcistan’ı ilhak etti. Pavel’in 1801’deki ölümüyle, tahta I. Alexander geçti. Gürcistan’ın ilhakı ve yerleştirilen kuvvetler, Ruslar için hanlıkların istilasının başlangıç noktasını ifade etmektedir. Bölgedeki kuvvetlerin başına Gürcü asıllı komutan Tsitsianov geçirildi. Hanlıklar birer birer istila edilerek,  Güney Kafkasya’nın ele geçirilme planı devreye kondu. İstila devam ederken, Osmanlıların Rus yanlısı Eflak ve Boğdan beylerini görevden alması, Rusların tepkisine neden oldu. Ruslar, Dinyester’i geçerek Eflak ve Boğdan’ı işgal ettiler. Osmanlı’nın savaş ilanıyla, 6 sene sürecek yeni bir savaş başladı.

Savaş sonucunda Türk kuvvetleri, Rusların Azerbaycan’da hakimiyeti ele geçirmesine engel olamadılar.

Osmanlıların tek kazanımı, kendine ait olan Eflak ve Boğdan’ı geri alabilmek oldu. Ancak bir kez daha Ruslara mağlup olunmuş, Rusların ilerleyişi durdurulamamıştı. Bu savaş devam ederken İran Şahı Muhammed, Rusların Osmanlı’yla meşgul olmasından faydalanarak Azerbaycan’da Ruslarla savaşa girişti. Ancak bir türlü başarılı olamayan İran, Rusların Azerbaycan’daki hakimiyetini tanımak mecburiyetinde kaldı ve Gülistan Antlaşması’yla bu durum imza altına alındı. Fırsattan istifade edemeyerek acı bir mağlubiyet alan İran, bundan yaklaşık 13 sene sonra 1826 senesinde I. Alexander’ın ölümü ve yeni Çar’ın 16 gün sonra tahttan çekilmesinden dolayı yaşanan karmaşadan faydalanarak, Rusları Azerbaycan’dan atmak üzere yeni bir harekata girişti. İran için bir başka avantaj, 1827’de Osmanlıların da İran’la savaşmakta oluşuydu. Ancak İran kuvvetleri bu fırsatı da zafere çeviremediler ve çok daha ağır şartlar içeren Türkmençay Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldılar. İran, Aras Nehri’nin kuzeyinde kalan toprakların tamamını Ruslara bıraktı. Aynı zamanda, bir sene sonra Osmanlıları da mağlup eden Ruslar, Osmanlıların Kafkasya’daki son üslerini de ele geçirdiler ve Kafkasya’da Rus hakimiyeti tescillenmiş oldu.

Kırım-Kafkasya Göçleri

Rusların Kafkas Coğrafyası üzerindeki politikaları, yaşanan gelişmeler ve hem Kuzey hem de Güney Kafkasya’da gelinen nokta, bölgedeki halklar için de yeni bir sürecin başlaması anlamına geliyordu. O güne kadar bağımsız yaşayan ve kendi kaderini tayin etme erkine sahip olan Kafkas halkları, artık bizzat varolma savaşı vermek zorunda kalmışlardı. Kafkasya ve Kırım’dan Anadolu topraklarına yaşanan göçlerin temelinde, Rusların bölgeyi kendi ideallerine göre organize etme arzusu yatmaktadır. Nitekim bölgeyi ele geçirmesiyle beraber Ruslar gerek yıldırma, gerekse askeri taarruzla bölge halkını göçe mecbur bırakmışlardır. Kırım ve Kafkasya’da uygulanan politikaların sebep ve sonuç açısından benzerliği, konuya dair değerlendirmelerde de olayın Kırım-Kafkas Göçleri olarak anılmasını beraberinde getirmiştir.

1856’daki Kırım mağlubiyeti, Rusların baskıcı ve sert siyasetinin artışına neden olmuş, bu baskılar sonucu özellikle 1860-1862 yılları arasında Kırım’dan çok büyük göçler yaşanmıştır. Bu göçmenlerin bir kısmı Romanya başta olmak üzere Balkanlar ve sonra Anadolu’ya iskan edilmişlerdir. Ayrıca göçlerin idaresi için 5 Ocak 1860’da Muhacirin Komisyonu kurulmuş, daha sonra İdare-i Muhacirin Komisyonu ve Muhacirin Komisyon-u Alisi gibi teşkilatlar kurulmuş ve göçlerle bizzat şehremanetleri ilgilenmişlerdir.

Kafkas Coğrafyası ve Kırım göçleri konusunda değineceğimiz önemli bir fark ‘’direniş’’ kavramıdır.

Kırım’dan farklı olarak Kafkas Coğrafyası Müslümanları, özellikle Rusların Hristiyanlaştırma politikalarına karşı koymak ve milli benliklerini diri tutmak üzere, Ruslara çok ciddi direniş göstermişlerdir. Bu direniş ‘’müridizm’’ hareketini ortaya çıkarmış ve Kuzey Kafkasya’da direniş 1859 yılında Şeyh Şamil’in Ruslar tarafından esir edilmesine kadar devam etmiştir. Ancak Kafkas Coğrafyası Müslümanları Rus ordusunun hizmetine girmeyi, istemedikleri bölgelere iskan edilmeyi reddederek, 1862’de Anadolu’ya göç etmeye başladılar.

1850’li yıllarda başlayan ve 1864’te Çerkeslerin teslimiyetiyle zirveye çıkan Kafkas göçlerine dair önemli bir nokta, bu göçlerden kaç insanın geldiğine dair kesin sayıyı tespit etmenin imkansızlığıdır. Bunda en önemli faktör, iskân  edilen muhacirlerin her birinin kesin kayıt altına alınmamış olmasıdır. Göçün uzun bir zamana yayılması, hayatını kaybeden muhacirlerin olması ve sürekli yer değiştirmeleri, bunda etkili olan en önemli faktördür.

Halk arasında 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Kafkasya göçlerini etkileyen ve bir dönüm noktası teşkil eden çok önemli bir olaydır.

Osmanlı Devleti’nin ağır mağlubiyeti ve toprak kaybı ile sonuçlanan 93 Harbi daha çok Balkan coğrafyasında etkili olsa da, Kafkas Coğrafyası için de çok acı sonuçları olmuştur. Savaşlarla beraber artan vergiler ve sertleşen siyasi tavır, 93 Harbi sonrasında Kafkasya’dan Anadolu’ya yeni bir göç dalgasına da temel teşkil etmiştir. Ahıska, Karaçay, Kırım ve daha pek çok Türk unsuru, 93 Harbi’nin mağduru olarak Anadolu’ya göçmek zorunda kalmışlardır.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:

Çerkes Kültüründe Sofra ve Misafirlik

Dolar Neden Yükseliyor?

*Bu yazının tüm hakları, Murat Karatay’a aittir.

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi [email protected] üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için [email protected] adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.