içinde ,

Kıbrıs'ı Yunanistan'a Bağlama Planı ve Enosis'e Karşı Türk Teşkilatları

Enosis Fikrinin Örgütlenmesi ve Hedefleri

Enosis, Megali İdea’nın (Büyük İdeal) bir maddesini Kıbrıs’ta hayata geçirme fikridir. Megali İdea, Bizans’ın şaşalı günlerine geri dönmek ve büyük bir Rum İmparatorluğu kurmak iken, Enosis ise Kıbrıs’ı bu çerçevede Yunanistan’a bağlama hareketidir.
Kıbrıs’ın İngilizlerin himayesi altına girmesinden sonra umutlanan Rumlar, Enosis düşüncesi etrafında çalışmalarını sıklaştırmışlardır. Kıbrıs Ortodokslarının öncülük ettiği Enosis, hiçbir insani hak ve davranışları dikkate almadan bir şekilde Ada hâkimiyetinin Yunanistan’a geçmesini sağlama amacındaydı. Bu isteklerin şımartılması ve cesaretlendirilmesi yine İngiltere döneminde uygulanan politikaların ürünüydü. Hatta Türklere karşı takınılan olumsuz tavır ve Rumların Ada’da kayırılarak önemli makamlara getirilmesi bunun en büyük göstergesidir.
Rum tarafının ortaya attığı Self-Determinasyon, yani Kıbrıs’ta halkın kendi kendini yönetmesi, Enosis fikrine hizmet etmekteydi. Dolayısıyla bu ilkeye dayanılarak bir halk oylaması yapılması gerektiği yönünde kampanya yürütülmüştür. Kısa bir süre sonra kampanya 1950 yılının Ocak ayında, kilise defterlerine yapılan oylamayla başlamıştır. Fakat baştan ölü doğmuş bir kampanya olarak görünmekteydi. Amaçları çoğunluklarını kullanıp Yunanistan’ı istediklerini dünyaya duyurarak meşruiyet kazanmaktı. Sonuç olarak kilise defterlerinden %96 oranında Yunanistan’a bağlanma isteği ortaya çıktı. Fakat imza atanlar Rumlar olduğu için Türk tarafını temsil etmemekteydi ve meşru dairede değerlendirilmesi imkansızdı. İngiliz valisi de konunun kendileri açısından geçerliliğinin olmadığını ve statünün korunacağını belirtti.

III. Makarios 1950’de yeni Başpiskopos olarak seçildiğinde Enosis taraftarlarına birtakım sözler vaat etmişti.

Bu amaçla, Yunanistan ile temaslara başlayıp birlikte bir yol haritası çizmek istediğini çeşitli ortamlarda ifade etti. Kıbrıs tam bağımsız olmayacak, Yunanistan’ın toprak bütünlüğü içerisine girecekti. Bu amaç doğrultusunda her alanda siyasi, askeri, hukuki örgütlenmeler yapılacak ve Ada’da özellikle askeri alanda ciddi bir Rum silahlanmasına imkân tanınacaktı. 13 Ocak 1952’de ilk olarak PEON ve OHEN Rum gençlik örgütlenmeleri kurularak Enosis faaliyetlerinin sahada altyapıları oluşturulmaya çalışıldı. Self-Determinasyon kesinlikle Birleşmiş Milletler’in
gündeminden düşürülmeyecek ve sürekli konu sıcak tutulacak, başat güç konumundaki devletlerden bu konuda destek istenecekti. Nitekim 16 Ağustos 1954 tarihinde Birleşmiş Milletlere Yunanistan tarafından başvurulmuş fakat İngiltere faktörü nedeniyle Self- Determinasyon talebi reddedilmiştir. Bu talebin halkın kendi kendini yönetmesi olarak gösterilmesine karşın bu başvurunun Yunanistan tarafından yapılması asıl niyeti ortaya koymuştur. Öte yandan radyolarda sürekli Enosis söylemlerinin dile getirilmesi iki halk arasında husumeti derinleştiriyordu.
Tehlikeli bir hal alan bu süreci Türkiye, çeşitli ortamlarda yaptığı beyanatlarla reddetmekteydi. Türkiye Dışişleri Bakanı Fuad Köprülü’nün verdiği bir beyanatta; “Türkiye Ada’daki mevcut statünün değişmesi için bir neden görmemektedir. Fakat değişikliğe yol açacak ciddi bir sorun ortaya çıkarsa, menfaatlerine aykırı bir çözümü Türkiye’nin kabul etmesi mümkün değildir” şeklinde ki söylemeleri kararlılığını göstermektedir. Bu süreçte Enosis taleplerinin Türkiye tarafından izlenmesi ve Kıbrıs Türklerinin hamiliğine soyunulması, Türk halkının içini
rahatlatan gelişmelerdir (Önalp 2010: 93) Türk tarafı en başından beri huzurun bozulmaması için daha ılımlı bir politika sergilemiştir. Ayrıca eğer Ada’da statü değişecekse bunu hukuki temellere dayandırarak Osmanlı Devleti’nin varisi olarak görülen Türkiye’ye devrini gündeme getirmeye çalışmıştır.

Enosis Terörü: EOKA

Ada’nın geleceği konusunda, Enosis taraftarlarının tek düşüncesi bölgeye hâkim olmaktı. 1950 yılındaki Plebisit başarısızlığından sonra silahlı bir mücadele ile İngiltere’ye baş kaldırıp emperyalizmle mücadele adı altında destek bulmayı ummaktaydılar. Yunanistan bu konuda öncülük etmiş, Kıbrıslı Rumları silahlı eğitimlere alarak EOKA’nın (Kıbrıs Savaşçıları Milli Örgütü) temelini oluşturmak istemiştir.
Grivas’ın öncülüğünde Kıbrıs Ortodoks Başpiskoposu III. Makarios tarafından desteklenen EOKA, 10 Ocak 1955 tarihinde kurulmuştur. EOKA’nın kurularak Rumların silahlandırılması Kıbrıs’ı sorunlar yumağı haline getirmiştir. Zaman içinde yaşanmış gerilim ve katliamlar artık planlı hale getirilerek kati suretle Ada’daki Türk varlığı yok edilmek istenmiştir. Zira EOKA’nın başına eski bir asker olan Albay Grivas‘ın getirilmesi, yeni süreç hakkında ciddi mesajlar vermekteydi. EOKA’nın kurulmasından itibaren Rum gençleri hızlı bir şekilde eğitime tabi tutularak silahlı birer milise dönüştürüldüler. Bu sırada gizli yollardan Kıbrıs’a gelen Yunan subaylar eğitim konusunda ciddi katkı sağlamaktaydı. Fakat bu faaliyetler İngiltere’nin de dikkatinden kaçmamıştır. Hatta Rumlar tarafından gerçekleştirilen silah sevkiyatı Baf kıyılarında bir baskınla ortaya çıkmıştı. Bu baskın sonucu sevkiyatı gerçekleştiren Rumlar tutuklandı. Ancak yakalanan silahlar sevkiyatın sadece küçük bir kısmıydı ve çoğu silah çoktan EOKA yönetime geçmişti.
Örgütün ilk saldırıları 1 Nisan 1955 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu saldırı özellikle İngiliz idaresini ve kamu binalarını hedef almıştı. Yaşanan saldırılar sonucu valilik binası, radyo istasyonu, askeri bölgeler, bankalar ve polis karakollarında çeşitli patlamalar meydana gelmiştir. Günün sonunda EOKA adını ciddi şekilde duyurmuş ve saldırıların çoğu hedefine ulaşarak ayrılık yanlısı Rumlara cesaret vermiştir. Dağıtılan bildirilerde yapılan saldırıların bir başlangıç olduğu propagandası yapılmıştır.

Enosis’e Karşı Kıbrıs Türk Teşkilatlanmaları

Rumların, Osmanlı idaresinde yapmış olduğu taşkınlık ve isyan girişimleri, Kıbrıs’ın kontrolünün İngiliz idaresine geçtikten sonrada artarak devam etmiştir. Artan bu tedhiş ve taciz faaliyetlerinin Kıbrıs Türk halkı üzerinde bir baskı unsuru olduğu görülmüştür. Bu baskı ve yıldırma faaliyetleri karşısında birlikte hareket etme dürtüsü ile çeşitli siyasi ve sosyal örgütlenmeler kurulmuştur. Temel amaçları Kıbrıs meselesinin duyurulması ve Türk tarafının mücadelesine destek bulmak olmuştur.

Milli Cephe Partisi

1930 yılında Enosis taleplerine karşı Necati Mısırlızade tarafından kurulmuştur. Ada’da Türklere karşı uygulanan yıldırma politikasını önlemek ve siyasi zeminde Kıbrıs Türklerini temsil etmek maksadı güdülmüştür. Fakat 1931 yılındaki Rum isyanı sonucunda İngiltere’nin almış olduğu siyasi örgütlenme yasağı nedeniyle Milli Cephe Partisi’nin faaliyetleri askıya alınmıştır. Her ne kadar faaliyetleri askıya alınsa da gizli örgütlenmelerle 1940 yılına kadar varlığını sürdürmüştür.

Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu (KATAK)

Rum isyanı sonucu bölgede yasaklanan örgütlenme faaliyetleri 1940 yılında belediye seçimlerine izin verilmesi nedeniyle yeniden başlamıştır. Çoğunluğu Milli Cephe üyelerinin oluşturduğu KATAK, 1942 yılında Avukat Fadıl Korkut önderliğinde kurulmuştur. Kıbrıs’ta bu yıllarda Kıbrıs Türklerini temsil etmek amacıyla açılmış en teşkilatlı oluşum olarak göze çarpmaktadır. Nitekim 200 civarında şubesi ile geniş yelpazede katılım sağlandığı bir kurum haline gelmiştir. Ada’daki Türkleri yekpare bir vücut haline getirmek isteyen kurum; siyasi, sosyal ve kültürel alanda faaliyet göstererek yeniden bir özgüven kazandırmıştır.

Kıbrıs Milli Türk Partisi

23 Nisan 1944’te Dr. Fazıl Küçük önderliğinde kurulmuştur. Partinin kuruluş amacı, Kıbrıs Türk halkının refah ve mutluluğunu artırma ve koruma olarak tanımlanmıştır. Parti tüzüğüne Başkanlık makamı konulmazken, Genel Sekreterliğe; Dr. Fazıl Küçük, Yönetim Kuruluna ise; Dr. Pertev Zühtü, Faiz Kaymak, Eczacı Münür ve Siret Bahçeli seçildi. Partinin hedefleri arasında şunlar bulunmaktadır:
Kendilerine başka bir ülkenin vekalet etmemesi, muhtariyet gibi kavramların reddedilmesi. Enosis’e karşı dik bir duruş ve her alanda mücadele.
Rumların İngilizler tarafından kayırılmasına karşı propaganda ve protesto faaliyetleri yürütmek.
Ada’da Müslüman olarak anılmaktan ziyade Türk Müslüman olarak anılmak.
Kanun yoluyla Türk Müslüman cemaatinin başına dini lider tayin edilmesi.
Kıbrıs Türklerine uygun bir Aile Mahkemesi kurdurmak. Avukat olarak Türkiye’de görev yapanlara Kıbrıs’ta çalışma izni verilmesi.
10 yıllık çalışma döneminin ardından Kıbrıs Türklük Partisi olarak ismini değiştiren parti, hedeflerinin çoğunu siyasal zeminde gerçekleştirmiştir.

Kıbrıs Türk Kurumları Birliği

23 Aralık 1945’te Kıbrıs Türk Birliği Kurumu adını alarak, Ada’daki Türk işçi ve çiftçi birliklerinin katılımıyla kuruldu. İngiliz himayesinin reddi ve Enosis karşıtı olarak faaliyet alanı çizilmiş ortak bir Türk mukavemeti hedeflenmiştir. Uluslararası kuruluşlara yaptıkları propaganda faaliyetleri ile Kıbrıs Türkünün sesi olmuşlardır. Ada’da yaşanan sorunları en derinden hisseden kesimin başında gelen işçi ve çiftçilerin mevcut yaşam koşullarının kötüleşmesi bu birliğin oluşmasında etkili olmuştur. Daha iyi yaşam standardı ve hayat kalitesi ile birlikte yapılan saldırı ve baskının son bulması amacıyla çalışmalarını yürütmüşlerdir.

Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu ve Kıbrıs Milli Türk Birliği

Faiz Kaymak tarafından 1949 yılına kadar kurulmuş ve tüm Türk teşkilatlarını tek çatı altında toplayarak daha güçlü bir şekilde Kıbrıs Türkünün sesini duyurmak amacıyla faaliyetlerine başlamıştır. Dr. Fazıl Küçük’ünde yer aldığı teşkilat amaçladığı gibi sesini basın-yayın yoluyla duyurmuş ve çeşitli platformlarda kazanımlar elde ettirmiştir. Enosis nedeniyle Kıbrıs Türkleri tarafından oluşturulan örgütlenme, siyasal ve sosyal hayatta, haklarını uluslararası arenada korumak üzerine temellendirilmiştir. Temelinde yatan sebepler ise İngilizlerin tarafgirliği ve süreci yönetememesi, Rumların, Türkleri hiçe sayan tutum ve davranışları gelmiştir.

Türk Mukavemet Teşkilatı

EOKA’nın artan tedhiş faaliyetlerine karşı Kıbrıs’ta Türkler dağınık ve küçük gruplar halinde kendilerini savunmaktaydılar. Türkler açısından can ve mal güvenliği hususunda ciddi problemlere karşı Rauf Denktaş ve arkadaşları 27 Temmuz 1957 tarihinde Türk Mukavemet Teşkilatı adında bir direniş örgütü kurmuşlardır. TMT’nin
hedefi dağınık haldeki grupları tek çatı altında toplayarak güçlü bir yapılanma içine girmekti. Ana amacı Kıbrıs’taki Türk varlığını korumak ve Türkiye ile bağlantının kopmaması için verilen uğraşlar Ada’nın Yunanistan idaresine girmemesinde etkili olmuştur. Kıbrıs’ta önemli bir konumda olan Rauf Denktaş da bu birleştirici rolünü her dönem sürdürerek Kıbrıs Türk halkının geleceğinde önemli bir yere sahip olmuştur.

Kaynak

Sefa Arıkdoğan, Mektup Ve Telgraflar Bağlamında Kıbrıs Meselesi (1948-1967)
 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Sefa Arıkdoğan’a aittir.

Ömer Burak Karatay

Yazan Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

Bir Yorum

Bir Cevap bırakın
  1. Yazınızdan istifade ettim çok faydalı bir yazı teşekkürler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fukuşima Nükleer Faciası

İslamiyet Öncesi Türklerde Mezar Taşları