Küresel Dengeler, Dünya'da Silah Ticareti Ve Silah Üretimi

İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD, savaştan kalan stok fazlası silahları yardım programları çerçevesinde dağıtmış ve 1950-1967 yılları arasında ABD’den dışa aktarılan silahların %75’i bu bağışlar yolu ile gerçekleşmiştir. Silah bağışlama yoluyla gelişmekte olan ülke devletleri güçlendirilmiş ve bağımlılık koşulları daha kolay kabul ettirilmiştir. Gelişmekte olan ülke devletleri, varlıklarını yoğun bir silahlanmayla birlikte düşünmeye alıştırılmış ve silahlanma söz konusu devletler için bir temel ihtiyaç haline getirilmiştir. Silahlanmaya karşı yaratılan bu alışkanlık,
ABD’nin stok fazlası silahlarının tükenip yeni silahların piyasaya çıkmasıyla, bu silahların talep gören ve bol kar getiren metalar olabilmelerine ortam hazırlamış ve silah ticareti başlamıştır. Dünyadaki güç dengesine bağlı olarak silah ticareti de değişim göstermiştir. II. Dünya Savaşı sonrasında dünyadaki güç dengesinin belirleyicileri ABD ve Sovyetler Birliği olmuş ve silah ticareti de bu ülkelerin uluslararası politikalarına göre değişmiştir. Bu iki kutuplu düzenin her iki tarafını da oluşturan ikincil düzeyde uluslararası ilişkiler yumağından ve bunun belirlediği silah ticaretinden bahsedilebilir. Bu ilişkiler kimi zaman karşı kutba yönelik iken kimi zaman da kendi içinde gerçekleşmiştir. Çin ile Rusya arasındaki mücadeleden kaynaklanan ya da Batı sistemi içinde görece daha az güç sahibi olan eski sömürgeci ülkelerden birisi olan Fransa’nın daha fazla güç sahibi olma arayışı ile yaptığı silah ticareti ise bu duruma örnek verilebilir. Değişen uluslararası yapı içerisinde silah ticaretinin rolünü üç ana faktör belirlemektedir. Bunlardan birincisi, daha karmaşık silah sistemlerinin geliştirilmesi ve üretilmesinin maliyetinin artarken, üretimin sadece birkaç zengin ülkeyle sınırlı kalmasıdır. 1950-1972 yılları arasında Üçüncü Dünya ülkelerine büyük silahların yaklaşık %86’sı sadece 4 ülkeden (ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa) sağlanmıştır. İkinci olarak silah ihracatı büyük ölçüde hükümetlerce belirlenmekte olup bütün askeri ihracat hükümet iznini gerektirmektedir. Genelde hükümetler savunma endüstrisi üzerindeki gücü kontrol etmekte ve silah ihracatı ile ilgili sorumluluğu büyük ölçüde paylaşmaktadırlar. Sonuncu faktör ise iki büyük güç olan ABD ve Sovyetler Birliği’nin genelde silahları, ücretsiz ya da düşük fiyatlarla
sağlamasıdır.
Uluslararası silah ticareti hacmi 1982 yılında en yüksek noktasına ulaşmış ve Soğuk Savaşın bitişiyle de silah ticaretinde düzenli bir azalma meydana gelerek 2002 yılında en düşük noktaya ulaşmıştır. 2005 yılından sonra ise başlıca konvansiyonel silah ticaretinde yükselme meydana gelmiştir. 2004-2008 yılları arasındaki yıllık ortalama uluslararası silah ticareti, 2000-2004 yılları arasına göre %21’lik artış göstermiştir. Konvansiyonel silah transferlerini içeren ve küresel ölçekli olan silah ticareti büyük silah ihracatçıları tarafından gerçekleştirilmektedir. 2004-2008 yılları arasında, aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi en büyük konvansiyonel silah ihracatçısı beş ülke sırasıyla ABD, Rusya, Almanya, Fransa ve İngiltere’dir. ABD, 2004-2008 yılları arasındaki dönemde %31’lik oranla en fazla silah ihraç eden ülke konumundadır. ABD ihracatının %28’lik oranla en büyük kısmını Ortadoğu’ya yapmaktadır. İkinci en büyük silah ihracatçısı olan Rusya’nın ise en büyük alıcısı 2004-2008 arası dönemde %42’lik oranla Çin’dir. 1999-2003 yılları arasındaki döneme baktığımız tabloda da görüldüğü gibi ihracatçı ülkelerin sıralamasında hiçbir değişiklik olmamış sadece dünya ihracatındaki yüzde oranlarında ufak değişimler gerçekleşmiştir. 2004-2008 yılları arasındaki dönemde dikkat çeken en önemli değişiklik ise ABD’nin Ortadoğu’ya olan ihracatındaki artış olmuştur. Türkiye ise 1999-2003 yılları arasındaki dönemde Almanya’dan silah satın alan ülkeler arasında %14’lük oranda ilk sırada yer alırken 2004-2008 yılları arasındaki dönemde %1’lik bir artışla ilk sırada yer almayı sürdürmüştür.
ABD Kongresi’nde sunulmak için hazırlanan “Gelişmekte Olan Ülkelere Konvansiyonel Silah Transferi” adlı rapora göre, Soğuk Savaş sonrası politik, askeri, ekonomik şartların değişmesine karşılık silah sağlayıcıları ve alıcıları arasındaki ilişkiler gelişmeye devam etmiştir. Soğuk Savaşın sonundan itibaren meydana gelen küresel değişikliklere rağmen gelişmekte olan ülkeler konvansiyonel silah tedarikçileri tarafından yapılan silah satışlarının odak noktası olmayı sürdürmektedirler. 1993-2000 yılları arasında gelişmekte olan ülkelere yapılan silah transferleri dünyadaki silah transferlerinin %67.7’sine karşılık gelmektedir. 2000- 2007 yılları arasında ise gelişmekte olan ülkelere yapılan silah transferleri dünya çapında yapılan silah transferlerinin %66.6’sına karşılık gelmektedir.
1999-2003 Yılları Arasında Silah Ticareti

2004-2008 Yılları Arasında Başlıca Silah Ticareti

Dünya silah ithalatının ise en büyük kısmını Çin gerçekleştirmektedir. 1999- 2003 yılları arasındaki dönemde başlıca konvansiyonel silah ithalatçısı ülkeler, aşağıdaki görüldüğü gibi Çin, Hindistan, Yunanistan, Türkiye ve Güney Kore iken 2004-2008 yılları arasındaki dönemde, yukarıdaki tabloda yer aldığı gibi Çin ve Hindistan en fazla silah satın alan ülke konumlarını korumuşlar, üçüncü sırayı ise Birleşik Arap Emirlikleri almıştır. Ardından ise Güney Kore ve Yunanistan gelmektedir. 1999-2003 yılları arasındaki dönemde dünya ithalatındaki payı %5 olan Türkiye’nin en çok silah aldığı ülke ise %54’lük oranla ABD olmuştur. Türkiye, 1999-2003 yılları arasındaki dönemde silah ithal eden ülkeler arasında dördüncü sırada yer alırken 2004-2008 döneminde sekizinci sıraya düşmüştür. 1999-2003 yılları arasında silah ithal eden ülkeler arasında on altıncı sırada olan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) 2004-2008 yılları arasındaki dönemde üçüncü sıraya yükselmiştir. Ortadoğu’nun en büyük silah ithalatçısı konumuna gelen BAE, bölgeye satılan silahların %34’ünü almaktadır. BAE’yi, %22 ile İsrail ve %14 ile Mısır takip etmektedir. Yirmi yedinci sırada yer alan İran’ın alım oranı ise %5’dir. BAE’nin Ortadoğu’nun en büyük silah ithalatçısı konumunda olma nedeni ABD’nin Ortadoğu’da hakimiyetini sürdürebilmesi için bir üs bölgesine ihtiyaç duyması ve İran’a karşı bu bölgeyi kullanmasıdır.
1999-2003 Yılları Arasında Silah İthal Eden Başlıca Ülkeler

 
2004-2008 Yılları Arasında Silah İthal Eden Başlıca Ülkeler

 
1998-2007 yılları arasında başlıca silah ticareti yapan ülkelerin silah satışlarını gösteren aşağıdaki tabloya bakıldığında, dünyanın en büyük silah ihracatçısının ABD olduğu ve dünya silah satışlarının neredeyse yarısını gerçekleştirdiği görülmektedir. Gelişmiş ülkelerin silah ticaretinden ne kadar para kazandığının da göstergesi olan tablo aynı zamanda da gelişmekte olan ülkelerin silah alımları nedeniyle yükümlülük altına girdiği miktarları gösterdiği şeklinde de yorumlanabilir.
1998-2007 Yılları Arasında Başlıca Silah Tüccarı Ülkeler Ve İşlem Hacmi(Milyon $)

Silah Üretimi
Dünyada silahlanmaya ayrılan bütçenin büyük bir kısmı bu silahların üretimi ve geliştirilmesi için harcanmaktadır. Dünya silah ihracatını tek başına kontrol eden ABD silah üretiminde de ilk sıradadır. Dünyada silah üretimi yapan en büyük şirketler arasında ABD’li şirketlerin çoğunlukta olduğu, aşağıdaki iki tabloda görülmektedir. 2006 yılına göre %11’lik bir artışla dünyanın başlıca 100 silah şirketi, görüldüğü gibi 2012 yılında toplam 347 milyar ABD doları ederinde bir silah satışı gerçekleştirmiştir. 2002 yılından itibaren ise bu 100 şirketin silah satışları reel olarak %37 artış göstermiştir. 2007 yılında yapılan toplam silah satışlarının %61’ini 44 Amerikalı şirket, %31’ini ise 32 Batı Avrupalı şirket gerçekleştirmiştir. Geri kalanını ise Rus, Japon, İsrailli ve Hintli şirketler yapmıştır. Küresel finansal kriz ise başlıca büyük silah şirketlerinin gelirlerini, karlarını ve yatırımlarını etkilememiş ve satışları 2008 yılında da artmaya devam etmiştir.
2012 Yılı İçerisinde Dünya’da Silah Üretimi Yapan En Büyük Şirketler (Milyon$)

2012 Yılı İçerisinde Dünyanın En Büyük 100 Silah Üreticisini Barındıran Ülkeler Ve Bu Şirketlerin Toplam Satış Miktarları (Milyar$)

20. yüzyılın büyük bir kısmında yani Soğuk Savaş’ın son yıllarına kadar büyük oranda ülkenin silah sistemleri, silah ve diğer teçhizat ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik uluslararası kuruluşlar olan silah şirketleri, son 25 yılda büyük değişim geçirmiştir. Kendi ülkelerinin savunma planlarıyla yakından ilişkili olan bu şirketlerin çoğu devlete ait olup, ülkenin silahlı kuvvetlerinin ayrılmaz parçasıydılar. 1950’li yılların sonlarından itibaren yurtdışına yapılan silah transferlerinin çoğunu Soğuk Savaş’ın ortaya çıkarmış olduğu stratejik ortaklara satılan veya verilen silahlar oluşturmaktaydı. Diğer satışlar ise genellikle askeri ihtiyaçları olan ancak yerleşik bir silah sanayileri olmayan ülkelere yapılmaktaydı ve bu satışların tek amacıysa üretimi artırmak ve ülkenin kendisi için ürettiği silahların birim maliyetini düşürmek olmuştur. Soğuk Savaş’ın bitişi ve SSCB’nin dağılması ile dünya silah pazarı değişime uğramıştır. Devletler silah kuruluşlarıyla bağlarını kopardıkça ve askeri harcamalar azaldıkça silah üreticileri görece bağımsız şirketler haline gelmişlerdir. Günümüzde ise artık ulusal güvenlikle direkt bağlantılı olmayan silah şirketleri kendi silah
sanayilerini geliştirmiş olan başka ülkeler için aynı ihalelere girip rekabet edebilmektedirler. Sonuç olarak önceden ulusal düzeyde faaliyet gösteren silah üreticisi şirketler artık daha çok devlet sübvansiyonu, vergi teşvikleri, düşük ücretler ve daha gevşek iş standartları peşinde dünyayı dolaşan ulusaşırı şirketlere dönüşmüşlerdir.
Teknolojideki gelişmeler silah şirketlerinin de küreselleşmesine yol açmış ve silah üreticileri, üretim tesislerini, yeni silah pazarlarına açılabilecekleri, iş gücü ve vergilerin en az olduğu, çevreyle ilgili yükümlülüklerinin bulunmadığı, çalışanlara ilişkin düzenlemelerin gevşek olduğu, ihracat ve silahlanma izinlerinin kolay elde edildiği yerlere kurmuşlardır. Ayrıca bir ülkenin hangi savaş gereçlerini alabileceği ya da satabileceği, fiyatlarının ne olması gerektiği, bir ülkenin silahlara ne kadar para harcayabileceği, kimden silah alabileceği, kendi silah sanayine ne kadar sübvansiyon
verebileceğine ilişkin bir uluslararası kısıtlamanın olmaması da bu konuda dikkat çekicidir. Her ne kadar devletler silah şirketleri ile bağlarını koparmış gibi görünseler de devletlerin silah şirketleri üzerindeki etkisi ve yoğun denetimi, devletlerin piyasayı net sınırlar şeklinde düzenlemesi devam etmektedir.
Yararlanılan Kaynaklar
Evren Tanrıverdi, Silahlanma Ve Çevresel Güvenlik
Ulrich Albrecht, Silahlanma ve Azgelişmişlik, İran, Hindistan,Yunanistan/Türkiye:Keskinleşen Militarizm
Gideon Burrows, Silah Ticareti Kılavuzu
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Evren Tanrıverdi’ye aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.