Küresel Isınma Ve Tarım Sektörü

Tarım sektörü, küresel ısınmayı hem etkileyen hem de küresel ısınmadan etkilenen bir yöne sahiptir. Öncelikle tarım sektörünün küresel ısınmaya yapmış olduğu katkılardan bahsedeceğiz. Daha sonra küresel ısınmanın tarım sektörünü etkileyen yönünü alt başlıklar halinde ele alacağız. Bu alt başlıkları fiziksel etkiler, ürün fiyatları, üretim ve tüketim olarak sınıflandıracağız.
Tarım Sektörünün Küresel Isınmayı Etkileyen Yönü
Temel gıda ihtiyaçlarını karşılaması ve özellikle bazı ülkeler için geçim kaynağı olması nedeni ile tarım sektörü her zaman önemini korumuştur ve korumaya devam edecektir. Tarımsal faaliyetlerin insanlık için önemi apaçık ortadadır. Özellikle gelişmekte olan ve tarım sektöründe karşılaştırmalı üstünlüğe sahip ülkelerin GSMH’si içinde tarım sektörü büyük bir yer tutmaktadır.
1950’li yılların sonlarından itibaren; organik olmayan gübre ve tarımsal ilaçların yaygın kullanımı, sulamanın arttırılması ve sermaye yoğun tarım yapılması ile tarımsal üretim giderek artmıştır. 1970’li yıllarda, yanlış uygulamaların üst üste gelerek birikmesi ile çevresel sorunlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Toprak verimliliğindeki düşüşler, toprak erozyonu, yer altı sularının kirlenmesi gibi sorunlar var olan tarımsal üretim tekniklerinin yeniden gözden geçirilmesini ve çevre için daha az sorun teşkil eden politikalar geliştirmeyi zorunlu kılmıştır. Bunun sonucunda tarımsal araştırmalara giderek daha fazla ağırlık verilmiştir ve sürdürülebilir üretim sistemlerinin gerekliliği daha fazla gündeme gelmiştir. 1980’li yıllarda; aşırı sulama, tarımsal ilaçların bilinçsiz ve yoğun kullanımı gibi problemler nedeniyle atmosfere tarım sektörü vasıtası ile salınan sera gazlarının oranı giderek artmaya başlamıştır. Buna diğer sektörlerin de katkısı ile atmosferdeki sera gazı yoğunluğu, küresel ısınmaya ve bunun sonucunda iklim değişikliğine neden olmuştur. İklim değişikliğinin gıda gibi önemli bir ihtiyacı karşılayan tarım sektörünü etkilemesi, dünyanın artan nüfusu ile birlikte artan gıda ihtiyacını da etkileyecektir.
Tarımsal arazilerin azalması ve üretimde yaşanan kayıplar giderek artan nüfus için gıda güvenliğini tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle fosil yakıt kullanımı, kontrolsüz endüstrileşme, bilinçsiz kullanılan tarımsal ilaçlar gibi konularda düzenlemeler yapılması ve bu gibi faaliyetler sonucu meydana gelen sera gazlarının salınımının sınırlandırılması ve ya kontrol altına alınması gerekmektedir. Son yıllarda bu gibi konular üzerinde oldukça fazla durulmaktadır. Tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan metan, azot oksit ve karbon dioksit emisyonları, küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık %14’ünü oluşturmaktadır. Metan emisyonlarının başlıca kaynakları yerli ruminantlar (hayvancılık) ve sulak alan pirinç yetiştiriciliğidir. Ana nitröz oksitler, geleneksel toprak işleme ve gübre kullanımıdır. Yerinde bulunan fosil yakıt yanıcılarından gelen karbon dioksit emisyonları, tarımsal emisyonlara nispeten daha az katkıda bulunur .

Yukarıdaki şekilde çeşitli tarım faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının türleri ve yüzdelik olarak miktarları gösterilmiştir. Buna göre tarım sektöründen kaynaklanan sera gazları içinde en büyük pay diazot monoksit gazına aittir. Diazot monoksit gazı %48 ile en çok topraklardan kaynaklanmaktadır. Gübreleme faaliyetleri diazot monoksit ve metan gazlarının salınımına yol açar ve %8 paya sahiptir. Çeltik üretimi metan gazı üretir ve %12 paya sahiptir.

Tablo 2.6.’da tarım sektöründen kaynaklanan karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazlarının ülkelere göre nasıl dağıldığı gösterilmiştir. Aynı zamanda, hangi ülkenin tarım sektörünün toplam sera gazı emisyonunun dünya içinde ne kadar yüzdelik katkıya sahip olduğuna yer verilmiştir. Tabloya göre %18’lik oran ile Çin tarım sektöründen kaynaklanan sera gazı salınımında birinci sıradadır. Hindistan %11 ile ikinci sıradayken AB ülkeleri ve ABD ise %9’luk oran ile Hindistan’ı takip etmektedir. Dünya genelinde tarım sektöründen karbon eşdeğeri 102.8 milyon ton karbondioksit, 758.3 milyon ton metan ve 778.7 milyon ton azot üretilmektedir. Tarım sektöründen kaynaklanan metan gazı, oksijenin bulunmadığı ortamda maddelerin çürümesi ile elde edilir. Çeltik üretimi, nemli topraklar, gübre depolama, geviş getiren hayvanların sindirim sistemi metan gazının ana kaynaklarıdır. Aynı zamanda azot gazının temel kaynağı da tarım sektörüdür. Azot salımı doğrudan tarım toraklarından ve aynı zamanda tarımsal yakma nedeni ile ortaya çıkmaktadır. Tarım sektöründeki doğrudan sera gazı salımları, tarımsal üretim süreçleri sırasında topraklardan ve hayvanlardan, ısı ve elektrik enerjisi üretimi ile traktör ve öteki ulaştırma araçlarının kullanımında gereksinimin duyulan yakıtın karşılanmasından kaynaklanır. Buna ek olarak, tarımsal etkinlikler dolaylı azot salımlarına neden olur; karbondioksit ise, tarım makineleri, inorganik gübreler ve tarım kimyasalları gibi öteki tarımsal girdilerin üretiminden de kaynaklanır.
Tarımda açığa çıkan karbondioksitin bir diğer nedeni de işletme atıkları ve gübreleridir. Hayvansal gübrelerin tarlaya verilinceye kadar geçen süre içerisinde saklanması sırasında uygulanan yönteme bağlı olarak, farklı oranlarda amonyak ve karbondioksit gazları salınmaktadır. Toprak işleme ve hasat işlemleri de tarım sektöründe yakıt tüketiminin en büyük kısmından sorumludur. Enerji maliyetinde klasik metottan toprak işlemesiz tarıma dönüş suretiyle yılda 23 kg/ha karbon tasarruf edilebilmektedir.
Tarım Sektörünün Küresel Isınmadan Etkilenen Yönü
Yoğun tarımsal faaliyetlerin küresel ısınmaya etki ettiğini yukarıda gördük. Tarım sektörünün küresel ısınmayı etkileyen yönünü inceledikten sonra, küresel ısınmanın tarım sektörünü etkileyen yönünü inceleyeceğiz. Küresel ısınma tarım sektörünü birçok farklı yönden etkilemektedir. Öncelikle küresel ısınmanın biyolojik etkilerinden bahsetmek gerekmektedir. Daha sonra, daha çok ekonomiyi etkileyen tarım ürünleri üretimini, tüketimini ve bu ürünlerin ticaretini inceleyeceğiz. Özellikle tarım sektörünün GSYH içinde önemli paya sahip olduğu ülkelerde, tarım sektörü küresel ısınmadan istihdam alanı olarak da etkilenmektedir.
Biyolojik Etkiler
Küresel ısınmanın beraberinde getirdiği yükselen sıcaklıklar ile birlikte yağış rejimlerindeki değişiklikler, tarımsal ürünlerin üretimini üzerinde doğrudan etkilere sahip  olduğu gibi aynı zamanda tarımsal alanların sulanması için kullanılan suya erişim üzerinde etkilere sahiptir. Sıcaklık seviyesindeki değişiklikler ile yağan yağmur ve kar miktarları değişecektir. Bunun sonucunda da yeryüzünde bulunan yeraltı ve yerüstü su miktarlarında değişiklikler olacaktır. Sıcaklıklardaki artış ile bazı bölgelerde kuraklık meydana gelecek ve sulama suyu hacminde düşüşler gözlemlenecektir. Sulak ve bataklık alanlar artan buharlaşma oranı ile yok olmaya başlayacaktır. Aynı zamanda kuraklık ya da aşırı yağışlar çoğaldıkça tarımsal kayıplar artacaktır. İklim değişikliği simülasyonları belirsiz olduğu için, İPCC’nin Dördüncü Değerlendirme Raporunun A25 senaryosunu kullanarak gelecek iklim simüle etmek için iki iklim modeli kullanılmıştır. Bunlar: Ulusal Atmosfer Araştırmaları Merkezi, ABD (NCAR) modeli ve Commonwealth Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Organizasyonu, Avustralya (CSIRO) modelidir.
Tablo 2.7 ’de iklim değişikliğinin 2000 ile 2050 yılları arasında tarım ürünlerinin verimliliğine etkisi gösterilmiştir. Bu gösterim için kullanılan CSIRO ve NCAR iklim değişimi senaryolarına göre her bir ürün grubu 2000 yılı baz alınarak 2050 yılına uyarlanmıştır. Ele alınan mısır, pirinç ve buğday ürünleri gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ayrı ayrı incelenmiştir. Aynı zamanda karbon fertilizer etkisi dahilken ve dahil değilken iki farklı şekilde ele alınmıştır.

Aşağıdaki tabloda iki farklı ürün tipi mevcuttur. Bunlardan ilki üretim için yağmur suyuna ihtiyaç duyan ürünler, ikincisi ise üretim için sulama sistemlerine ihtiyaç duyan ürünlerdir. Bu iki farklı ürün tipine bakıldığında yağmur suyuna bağımlı tarım ürünleri hem yağışa hem de sıcaklığa duyarlı iken, sulama sistemleri ile yetiştirilen ürünler sadece sıcaklıktaki değişimlerden etkilenmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde, karbon fertilizer etkisi olmayan ürünlerin çoğunda verim düşüşleri ağırlık kazanmaktadır. Özellikle sulanan buğday ve sulanmış pirinç bu verim düşüşünden en çok etkilenecek tarım ürünleridir. Ortalama olarak, gelişmiş ülkelerdeki verim, gelişmekte olan ülkelerdeki verimden daha az etkilenmektedir. Hatta birkaç ürün için, iklim değişikliği gelişmiş ülkelerde verimlilik artışı sağlamaktadır. Bu iklim değişimi senaryoların hesaplanmasında Doğu Asya ve Pasifik bölgesi ile birlikte çoğunlukla ılık olan Çin ve tropik olan Güneydoğu Asya bölgeleri ele alınmıştır. Buna göre, Güneydoğu Asya ülkelerinin iklim değişikliği nedeniyle şiddetli tarım ürünleri kayıpları yaşaması ve bu ülkelerde bahsedilen ürün gruplarının verimliliğinde düşüşler olması beklenmektedir.
Sıcaklık ve yağışın yanı sıra toprağın nem oranı ve verimliliği de bitkisel gelişim için önemli bir faktördür. Sıcaklıkta seviyesinde meydana gelen artışlar topraktaki nem seviyesini dengelemek için sulama işleminin yapılmasını gerektirmektedir. Aşırı sıcaklık toprağın azot miktarı, ph değeri ile mikro bakteriyel bileşimini değiştirmektedir. Bunun sonucunda topraktaki besin elemanları olumsuz etkilenmektedir ve üretim potansiyeli düşmektedir. Verimli arazilerin azalması, ülkelerin ekonomik dengelerinin değişmesine ve beslenme kalitesinin düşmesi ile yaşam kalitesinin de aynı ölçüde azalmasına yol açmaktadır. Bu olumsuzlukların uzun dönemdeki etkisi, insan ırkı için giderek daha fazla olumsuz sonuç doğuracaktır. Küresel ısınmanın tarım alanlarında neden olduğu biyolojik etkilerin bir diğeri ise zararlı bitkiler ve böcek türleri ortaya çıkmasıdır. Bu bitki ve böceklerin oluşumu sonucu ürün çeşitliliğinde azalma ya da mevcut ürünlerin kalitesinde düşme gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilecektir.
Bahsedilen doğrudan etkileri yanı sıra küresel ısınmanın tarım sektörü üzerine dolaylı etkileri de söz konusudur. Küresel ısınmanın beraberinde getirdiği sıcaklık artışı ile buzullar eriyecek ve deniz seviyesinde artışlar meydana gelecektir. Deniz seviyesindeki bu artışlardan alçak kıyı şeridinde yer alan ülkeler olumsuz etkilenecektir. Yükselen su seviyesi ile tarımsal alanların su altında kalma riski mevcuttur. Deniz seviyesi geçtiğimiz yüzyıl içinde 10 ila 15 cm yükselmiştir. Küresel ısınmanın 2100 yılına kadar 15 ila 95 cm arasında ek bir yükselmeye daha yol açması beklenmektedir. Birçok nehrin denizlere aktığı düşünüldüğünde, bu nehirlerin tuzlanması, içme su kaynaklarının azalmasına ve tarım alanlarına kullanılan suyun tuzlanmasına neden olacaktır.
Ürün Fiyatları
Küresel ısınmanın tarım alanları üzerinde biyolojik bazı etkilere sahip olmasının yanı sıra tarımsal ürünlerin fiyatları üzerinde de etkilere sahiptir. Tarım ürünlerinin fiyatları, iklim değişikliğinin tarım sektörü üzerine etkisini ortaya koyabilmek açısından önemli bir gösterge niteliğindedir. Küresel ısınmanın beraberinde getirdiği bazı bölgelerde şiddetli yağışlar, bazı bölgelerde kuraklık, nem ve buharlaşma oranlarındaki artış, ısı etkisi ile çeşitli böcek oluşumları gibi etkilerin meydana gelmesi ile tarımsal ürünlerin verim ve kalitesinde azalmalar meydana gelir. Aynı zamanda küresel ısınmanın beraberinde getirdiği kuraklık ile dünya üzerinde tarım yapılabilecek alanlar kısıtlanır. Tarım alanlarındaki kısıtlanma tarımsal ürün üretiminde azalma anlamına gelmektedir. Tarımsal ürünlerin azalışı ise fiyat seviyesinde artışa yol açabilmektedir. Ekonomi geneline bakıldığında ise tarımsal ürünlerdeki yoğun fiyat artışları fiyatlar genel seviyesinde artışa neden olmaktadır. Bu artışın beraberinde enflasyonist baskılar ortaya çıkabilmektedir. Gıda fiyatlarının dünya enflasyonuna katkısı 2006 yılında %27, gelişmiş ülkelerde %12.4, Asya’da %37.7 ve Avrupa’da %22’dir. Oysaki bu oranlar gıda krizinin yaşandığı 2007 yılında sırasıyla %44, %19.5, %67.5 ve %34.9 düzeyinde gerçekleşmiştir. İşlenmiş gıda fiyatlarında son dönemde gözlenen yüksek oranlı artışlarda, talep gelişmelerine kıyasla arz yönlü etkenlerin daha belirleyici olduğu görülmektedir. Gıda fiyatlarında bu arz yönlü etkinin büyüklüğü iklimin/iklim değişikliğinin tarım sektörü üzerindeki etkisini göstermesi bakımından önemlidir.

Dünya gıda fiyatları endeksinin 1980-2013 dönemindeki grafiksel hali, nominal ve reel değerler şeklinde, yukarıdaki şekilde gösterilmiştir. Gıda fiyatları endeksi 2007 yıllına kadar yatay bir seyir izlerken, bu tarihten sonra hızlı bir artış eğilimine girmiştir. Bu artış eğiliminde, bir yandan artan sıcaklıklar ve azalan yağışların neden olduğu kuraklıkların gıda üretimini ve stoklarını azaltması, diğer yandan enerji fiyatlarındaki yükselme nedeniyle biyoyakıt kullanımının artması etkili olmuştur. Aşağıdaki şekilde de görüleceği üzere fiyat endeksi 2000’li yılların başında 90 civarındayken, 2008 yılında 201; 2011 yılında ise 230 seviyesine yükselmiştir. Bu durum, tüketim miktarı ve beslenme kalitesinin düşmesine neden olarak sağlık ve beşeri sermaye üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabilmektedir. Aynı zamanda gıda fiyatlarının giderek artması ile meydana gelecek gıda krizleri yaşanan ekonomik krizleri besleyerek daha da güçlendirebilmektedir. Tüm bunların dışında, iklim değişiminin beraberinde getirdiği tarım ürünleri fiyatlarındaki artış fiyat dalgalanmalarına neden olmakta ve merkez bankasının fiyat istikrarı hedefinin önünde engel oluşturmaktadır. Merkez bankası aynı zamanda enflasyonla mücadele esnekliğini kaybetmektedir.

Yukarıdaki tabloda, pirinç, buğday, mısır ve soya fasulyesi gibi bazı tarım ürünlerinin NCAR ve CSIRO iklim değişikliği senaryolarına göre dünya fiyatlarındaki değişimleri gösterilmiştir. Tablo üzerinde karbon fertilizer etkisiz verilere yer verilirken aynı zamanda iki senaryoya göre karbon fertilizer etkili durumun karbon fertilizer etkisiz duruma göre yüzde değişimleri gösterilmiştir. İklim değişikliğinin olmadığı duruma da bu senaryolardan bağımsız olarak yer verilmiştir. İklim değişikliği olmaksızın, en önemli tarımsal ürünler olan pirinç, buğday, mısır ve soya fasulyesi için dünya fiyatları, nüfus ve gelir artışı ve biyoyakıt talebi nedeniyle 2000 ile 2050 yılları arasında artacaktır. İklim değişikliği yapılmasa bile, pirinç fiyatı %62, mısır %63, soya fasulyesi %72, buğday %39 oranında artacaktır. İklim değişikliğinin olduğu durumda ise bunlara ek pirinçte %32 – 37, mısırda %52 – 55, buğdayda %94 – 111 ve soya fasulyesi için %11 – 14 fiyat artışları meydana gelecektir.
Üretim
İklim değişikliği ile birlikte küresel ve bölgesel sıcaklığın değişmesi, yağış rejimleri ve büyüme sezonlarının değişmesinin yarattığı çevresel değişimler tarımsal üretimin ağırlıkta olduğu bölgelerin göreli ağırlığını azaltacaktır. Yaşanacak olan global ısınma tüm dünyanın ısınmasına özellikle de tarımın yoğun olarak yapıldığı orta bölgelerin daha fazla kuraklaşmasına neden olacaktır. ABD’nin orta kısımları, Çin, Yeni Zelanda, Pakistan, Güney Afrika, Avusturalya ve Hindistan orta enlemdeki ülkelerdir ve temel tarım üreticileri durumundadırlar. IPCC’nin raporuna göre, orta ve yüksek enlemlerde 1-3 derece arasındaki bölgesel sıcaklık artışının tarımsal üretimi olumlu yönde etkilemesi beklenmektedir. Buna karşın, alçak enlemlerde 1-2 derece arasındaki bölgesel sıcaklık artışının tarımsal üretimi olumsuz yönde etkileyeceği tahmin edilmektedir. Bunların yanı sıra sıcaklık ve yağışlarda görülebilecek aşırı oynaklıklara bağlı olarak tarım sektörü tüm ülkelerde olumsuz etkilenebilecektir.
IPCC’nin öngördüğü ortalama sıcaklıkların 1.5-5.5 derece aralığında artması bütün dünyadaki yağış, fırtına ve nem yoğunluğunu değiştirecektir. Orta enlem bölgelerin daha fazla ısınması toprağın nemini azaltarak kuraklığa neden olacaktır. Bu durum orta bölgelerin tarımsal üretim bakımından zayıflamasına neden olurken, kuzeydeki soğuk bölgeler tarımsal üretim için daha uygun alanlar haline gelecektir. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerine etkisi Tablo 2.9.’da gösterilmiştir. İklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkileri özellikle Sahra-Altı Afrika’sında ve Güney Asya ’da kendini göstermektedir. Güney Asya’da iklim değişikliğin olduğu varsayılarak oluşturulan senaryolarda, iklim değişikliğinin olmadığından hareketle oluşturulan senaryolara göre pirinç üretiminin %14 daha fazla azalması beklenmektedir. Yine buğday üretiminin iklim değişikliğin olduğu varsayılarak oluşturulan senaryolarda %49, iklim değişikliğinin olmadığından hareketle oluşturulan senaryolarda %44 azalması, mısır üretiminin ise iklim değişikliğin olduğu varsayılarak oluşturulan senaryolarda %19, iklim değişikliğinin olmadığından hareketle oluşturulan senaryolarda %9 azalması beklenmektedir.
Sahra-altı Afrika’sında iklim değişikliğinin etkisiyle pirinç üretiminin %15, buğday üretiminin %34, mısır üretiminin ise %10 oranında azalması beklenmektedir. Uzak Doğu ve Pasifik bölgelerindeki tarımsal üretim iklim değişikliği senaryolarına göre değerlendirildiğinde, pirinç üretiminin bu bölgelerde %10 azalacağı buğday üretiminin az da olsa artacağı, mısır üretiminin ise kurak CSIRO iklim değişikliği senaryosuna göre azalacağı, nemli NCAR iklim değişikliği senaryosuna göre ise artacağı öngörülmektedir. Ortalama üretim miktarları karşılaştırıldığında iklim senaryolarına göre gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelere göre durumlarının kötüleşmesi beklenmektedir.
Tarım Ürünleri Ticareti
İklim değişikliğinin tarım üzerine üretim ve ürün fiyatları konusunda etkisi olacağı gibi aynı zaman da tarım ürünlerinin ticaretine de etkisi olabilecektir. Küresel sıcaklıklardaki artış ile tarım ürünleri üretiminin bazı bölgelerde olumsuz etkileneceğinden daha önce bahsetmiştik. Tarımsal üretimin küresel ısınmanın etkisi ile orta bölgelerden kuzey bölgelere kayması ile orta bölgeler tarımsal ürünlerin ticaretinden zararlı çıkan bölgeler olacaktır. Aynı şekilde kuzey bölgelerde kalan ülkeler ise bu ticaretten karlı çıkacaktır. Bütün iklim değişimi senaryolarına göre tarım ürünleri gelişmekte olan ülkelerde azalacak, gelişmiş ülkelerde artacaktır. Tarım ürünlerinde karşılaştırmalı üstünlüğe sahip gelişmekte olan ülkeler üstünlüğünü kaybedecek ve üstünlük gelişmiş ülkelere
geçecektir. Gelişmekte olan ülkeler daha fazla tarım ürünü ithal ederken, gelişmiş ülkeler daha fazla ürün ihraç etmeye başlayacaktır.
İklim değişikliği ile tarımsal üretimde karşılaştırmalı üstünlük konumuna geçen gelişmiş ülkeler tarımsal ürün ticaretinin serbestleşmesini destekleyecektirler. Gelişmekte olan ülkeler ise karşılaştırmalı üstünlüklerini kaybettikleri için ve bu ticaretten esas kazananın gelişmiş ülkeler olacağı için tarımsal ürün ticaretinde daha korumacı bir yapıya sahip olmaya başlayacaklardır. Gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkelere karşı koydukları kotalar nedeniyle tarımsal üretimde kendi kendilerine yetebilecek üretimi gerçekleştiremeyecek ve bu durum gıda ihtiyacının karşılanmasının önünde engel oluşturacaktır.
Küresel Isınmanın Tarım Sektörü Üzerine Pozitif Etkileri
Küresel ısınmanın etki ettiği en önemli sektörlerin başında tarım sektörü gelmektedir. Tarımsal üretim doğrudan iklim koşullarına bağlıdır ve küresel ısınma ile yaşanabilecek herhangi bir değişiklik tarım sektörü için belli sonuçlar doğurur. Hava ve toprak koşullarının değişimi il tarım ürünlerinin verimlerindeki kayıplar, tarımsal üretimin sınırlanması ile yaşanacak fiyat artışları, tarım ürünleri ticaretinde dünya genelinde dengelerin değişmesi belli başlı etkiler arasındadır. Ancak tüm bu negatif etkilerin dışında küresel ısınmanın tarım sektörü üzerinde pozitif etkileri de söz konusudur. Artan atmosferik karbondioksit gazı aynı zamanda küresel ısınmanın tarım sektörü üzerine etkisini azaltabilir. Yüksek atmosferik karbondioksit seviyesi fotosentez ve tarımsal ürün üretimini harekete geçirebilir. Bu etki karbon fertilizer etkisi olarak adlandırılır. Ancak, böyle bir etkinin büyüklüğü hala gözlem altındadır. Atmosferik karbon yoğunluğunun artması ve küresel ısınmanın etkileri ürünlerin büyüme koşullarını geliştirecek ve üretimi artıracaktır. Ancak bu etkiler kısa dönem için geçerlidir. Uzun dönemde iklim değişikliğinin negatif etkilere sahip olacağı tahmin edilmektedir. Ilıman bölgelerdeki gelişmiş ülkelerde iklim değişikliği tarımsal üretim üzerinde muhtemelen küçük bir negatif etkiye sahip olacaktır. Aslında birçok ılıman bölgede küresel ısınma ve genişleyen yetiştirme sezonları faydalı olabilmektedir. Kuzey Avrupa’da, küresel ısınma kış buğday üretimini 2050’ye kadar Güney İsveç’te mevcut üretimin %10 ila %20 üzerine çıkarabilecektir.
Fotosentez mekanizmalarındaki farklılıklar nedeniyle bitki türleri karbondioksite verdikleri tepkilere göre değişmektedir. Temel tarım ürünleri kullandıkları karbon, ısı ve sıcaklığa göre C3, C4 ve CAM (crassulacean Acid Metabolism) olmak üzere üçe ayrılmaktadır. C3 türleri karbondioksit artışına karşı daha fazla cevap vermektedir. C4 bitkileri ise, yüksek sıcaklığa karsı C3 bitkilerine göre daha iyi cevap vermektedir ve bu bitkilerin su kullanım verimliliği C3 bitkilerine göre daha yüksektir. C3 bitkileri: pamuk, pirinç, buğday, arpa, soya fasulyesi ayçiçeği, patates, baklagiller, çiçekler ve tohumlardır. C4 bitkileri ise, mısır, sorgum, seker pancarı, darı, halophytes (örneğin: tuza dayanıklı bitkiler), uzun tropik çayırlar, otlaklar ve yabani otlardır. CAM (Crassulacean Acid Metabolism) koşullara bağlı olan bitkiler ise, manihot (cassava), ananas, soğandır. Yapılan deneylerde karbondioksit düzeyi iki katına çıkarıldığında buğday ve soya fasulyesi gibi C3 bitkilerinin verimliliği yaklaşık olarak %20-30 artmıştır. C3 bitkilerine göre karbondioksit düzeyine tepkisi daha düşük olan C4 bitkilerinin (mısır ve şeker pancarı gibi) verimlilik artışı ise yaklaşık %5-10 civarında olmuştur. Genel olarak yüksek karbondioksit yoğunluğu C3 ve C4 bitkilerinin her ikisinde de su kullanım etkinliğini ve üretim verimliliğini arttırmıştır. Sıcaklık ve karbondioksit salınımındaki değişiklikler nedeniyle, temel tarım ürünleri olan bu bitkilerin üretildikleri bölgelerin ürün deseni değişebilecek, bazı bölgelerde daha fazla üretim ve verim artışı sağlanacaktır.
Yararlanılan Kaynaklar
Büşra Temur, Küresel Isınmanın Türkiye’de Tarım Sektörüne Etkisi: Bir ARDL Modeli Uygulaması
Başoğlu A. , Küresel iklim değişikliğinin ekonomik etkileri
Karaalp, H. , Sektörel açıdan iklim değişikliği: tarım, ulaştırma ve sanayi
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Büşra Temur’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu