Kutsal Metinlerde Evrenin Başlangıcına Dair Bölümler, Varoluşun İfadeleri…

Herhangi bir yolculuğa eşlik eden İlk Gizem şudur: Yngıç noktasına en başta nasıl ulaşmıştır?
Louise Bogan, Journey Around My Room (Odamın Çevresinde Yolculuk)
Bu bölümde, çalışmamızın temel amacı olan arkhe probleminin kutsal metinlerde nasıl karşılık bulduğu ele alınacak ve bunun için de Tevrat, İncil ve Kur’an-ı Kerim konu edilecektir.

TEVRAT
Tevrat’taki yaratılış bahsi Tekvin bölümünde izah edilir. Buna göre yaratılış altı gün içerisinde olmuştur.73_introduction-to-the-torah

Yaratılışta İlk Gün
1-Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı.
2-Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın
ruhu suyun üzerinde hareket halindeydi.
3-Tanrı ışık olsun dedi ve ışık var oldu.
4-Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü; Tanrı ışık ve karanlığı birbirinden ayırdı.
5- Tanrı ışığa “gündüz” adını verdi ve karanlığa “gece” adını verdi; akşam oldu sabah oldu; bir gün. ( Tekvin, I).
Yukarıdaki ifadelerin yaratılışa dair bir kronoloji içerip içermediği tevrat yorumcuları arasında bir ihtilaf konusudur. “Başlangıçta Tanrı gökleri ve yeri yarattı” ifadelerine bakıldığında, yaratılış dizisinin –Tanrı önce gökleri yarattı; sonra yeryüzünü, karanlığı, ışığı vs. şeklinde – sıralandığı anlaşılmaktadır . Bununla birlikte klasik tefsir yorumcularından Razi ve İbn Ezra bu görüşe katılmamaktadırlar ve pasajı, “Tanrı’nın gökyüzünü ve yeryüzünü yaratma faaliyetinin başlangıcında, yeryüzü şekilsiz ve boştu…” şeklinde açıklamaktadırlar .
“Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü.”
Klasik Tevrat tefsircilerinden Ramban’a göre “iyi olduğunu gördü” ifadesi Tanrı’nın onayını ifade etmekte ve bu durumun artık kemale (mükemmele) ulaşmış olmasından dolayı kalıcı olmasına karar verdiğini göstermektedir. Tekvinin ilk pasajında “Tanrı ilkin gökleri ve yeryüzünü yarattı” ifadesiyle sanki bu yaratılanlar yaratık olarak düşünülmemiş ve “ışık olsun” (Bkz.Tekvin I, 3) sözü ana unsur ve yaratılanlarda temel ilke kabul edilmiştir .
İNCİLbible
Yuhann a’nın ilk a yetinde başlangıçta ne olduğuna dair dolaysız bir açıklama yapar İncil:
“Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’
yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı. Başlangıçta o Tanrı’yla birlikteydi. Her şey o’nun aracılığıyla var oldu, Var ola
n hiçbir şey O’nsuz olmadı. Yaşam O’ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar ve karanlık onu alt edememiştir”  (Yeni Ahit, Yuhanna, 1, 1-5).
İncil’de, yaratılışın Allah’ın kelimesiyle başladığı İncil’in başka bölümlerinde de önemle vurgulanmıştır: “Ne var ki göklerin, çok önceden Tanrı’nın sözüyle var olduğunu ve yerin su aracılığıyla sudan şekillendiğini kasıtlı olarak unutuyorlar” (İncil, Petrus’un İkinci Mektubu, 3/5; İbranilere Mektup, 11, 3).
KUR’AN-I KERİM
kuran
Kur’an’da yaratılış kavramına geçmeden önce Kur’an’ın kendisini nasıl tarif ettiğine bakıldığında, Kur’an-ı Kerim’de;
“Biz, kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık” (el-En’am 6/28) .
“Yerin karanlıkları içindeki tek bir tane, yaş ve kuru hiçbir şey müstesna olmamak üzere hepsi apaçık bir kitaptadır” (el- En’am 6/59) buyrulmaktadır.
Evrenin varlığı, meydana geliş şekli ve nedenlerine bir cevap olabilecek şekilde Kur’an Allah’ın sıfatlarından ayrıntılı bir şekilde bahseder. O her şeyi yaratan, var eden ve onlara şekil verendir. O, yaratıcıdır. Yaratma sürecini başlatan ve dilediği gibi yaratandır (el- Haşr 59/24; el-Alak 96/1; er-Rum 30/27). Gökleri ve yeri ve bu ikisi arasındakileri, geceyi, gündüzü, ayı, güneşi ve galaksileri yaratan O’dur (Kaf 50/38; el-Enbiya 21/33; el- Furkan 25/61).
Allah’ın isimlerinden birisi olan El-Bedi ‘örneği ve numunesi olmayan şeyleri yoktan var eden’ anlamına gelmektedir . Kur’an’ın ilk nazil olan ayetleri el-Alak suresinin ilk beş ayetidir . Allah, peygamberine indirdiği ilk ayetlerde, ‘zat’ının ilk fiilini “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (el- Alak 96/1) şeklinde ortaya koymuştur. Acaba bütün bu varlığa, yaratılışa temel teşkil eden bir ilk ana madde (arkhe) var mıdır? Varsa Kur’an bu konuda bir cevap vermekte midir? Müfessirlerin ayetleri yorumlamalarından yeryüzünün sudan, göklerin de dumandan yaratıldığı izlenimi edinmekteyiz. O halde, evrenin kendisinden yaratıldığı temel maddenin su veya duman olduğunu söylemek mümkün müdür?
Kur’an’da Yaratılışın Temel Maddesi Olabilecek Üç Yorum
Su
“O, hanginizin ameli güzel olduğu hususunda sizi imtihan etmek için gökleri ve yeri altı günde yaratandır. Bundan önce Arş’ı su üstünde idi” (Hud, 11/7)

Ayetteki, “bundan önce Arş’ı su üzerinde idi” ifadesinden yer ve göklerin yaratılışından önce Arş’ın altında suyun olduğu, ayrıca arşın su üstünde oluşu, geminin su üstünde oluşu gibi yorumlanmaması gerektiği ve suyun canlı hayatın kaynağı oluşu gerçeğine bir işaret olduğu şeklinde te’viller yapılmıştır . Tözün (cevherin), Aristotelesci bir anlamı da görünüşlerin arkasındaki ‘dayanak’tır.

“O küfre sapanlar görmüyorlar mı ki, başlangıçta göklerle yer bir biriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık” (el- Enbiya, 21/30).
su-tabiatl-insanlar-E421-3D90-39BB
Ayette bütün canlı hayatın kaynağının su olduğuna bir işaret vardır .
“O küfre sapanlar görmüyorlar mı ki, başlangıçta göklerle yerler bir biriyle bitişik iken, biz onları ayırdık ve her canlı şeyi sudan yarattık” (el- Enbiya 21/30) ayetindeki iki kelime üzerinde çeşitli yorumlar yapılmıştır; ratk ve fatk. Ratk sözlükte; “bitişmek, birleşmek ve yapışmak” fatk da; “yarmak, ayırmak, sökmek ve sözü düzeltmek” anlamındadır. Anlaşıldığı üzere ratk, fatk’ın zıttı olarak kullanılmaktadır. Elmalılı ayetle ilgili olarak kendisine ulaşan görüşleri üç noktada birleştirmiştir;
1. İbn Ömer ve ibn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, sema ratk idi, yağmur yağdırmıyordu ve arz ratk idi, ot bitirmiyordu. Sonra Allah semayı fatk etti yağmur yağdırdı, arzı fatk etti ot bitirdi.
2. İbn Abbas’tan İkrime, Hasen, Kadade ve İbn Cübeyr tarikiyle gelen bir rivayette, semavat ve arz ikisi bitişik bir şeydi. Allah aralarını ayırdı. Bu mana madde-i ûla nazariyesine tevâfuk ettiği gibi arzın şemsten ayrılmış olması hakkındaki son nazariyeye de temas eder.
3. Ratk ademde iştirak, fatk icat ve temyiz manasına olmaktır. Mamafih gösterdiğimiz veçhile ayet üçüne de muhtemel ve üç manada sahihtir ve cem’lerinde münâfât yoktur .
Elmalılı, ayeti “öyleyken biz onları fatk ettik, kopardık, yok iken yaratıldılar, bir şey iken çoğaldılar. İbtida duman gibi madde iken müteaddit ecram ve ecsam oldular. Bir tabiatla kalmayıp muhtelif tabiatlara tenevvü ettirildiler, arz semavattan ayrıldı, yukarısından yağmur yağdırdı. Üzerinden otlar bitirdi” şeklinde tefsir etmiştir.
Muhammed Esed de “ratk” ve “fatk” ifâdelerinden yola çıkarak Enbiyâ suresindeki yaratılış olayını şöyle yorumlamaktadır: “Kural olarak Kur’ân’i ifâdeleri, bugün doğru gibi göründüğü halde yarın yeni bir teoriyle yanlışlanabilecek olan bilimsel buluş veya teorilerle açıklamaya çalışmak boş ve yararsızdır. Bununla birlikte Kur’ân’da deyimsel olarak “gökler ve yer” diye ifade edilen evrenin başlangıçta bir bütün, tek bir kütle olduğunu belirten ayet, evrenin başlangıçta tekbir elementten, yâni hidrojenden meydana geldiğini, tek bir kütle olduğunu ve bu bütünsel kütlenin sonradan merkezi çekim yüzünden büzüşüp, muhtelif noktalarda yoğunlaştığını ve böylece zaman içinde münferit Nebula (bulutumsu), galaksi ve güneş sistemlerine ve bunlardan da giderek yıldızlara, gezegenlere ve onların uydularına dönüştüğü yolundaki bilgi bugün hemen hemen bütün astrofizikçilerin paylaştığı görüşü şaşırtıcı biçimde doğrulamaktadır .
Duman
“De ki: Gerçekten siz mi yeri iki günde yaratana karşı küfre sapıyor ve O’na bir takım eşler kılıyorsunuz? O, âlemlerin rabbidir. Orada yerin üstünde sarsılmaz dağlar yarattı, onda bereketler yarattı ve onda isteyip arayanlar için eşit olmak üzere oradaki rızıkları dört günde takdir etti. Sonra, kendisi duman halinde olan göğe yöneldi; böylece ona ve yere dedi ki: İsteyerek veya istemeyerek gelin dedi. İkisi de, isteyerek geldik dediler. Böylelikle onları iki gün içinde yedi gök olarak tamamladı ve her bir göğe kendi emrini vahyetti. Biz dünya göğünü de kandillerle süsleyip
donattık ve koruma altına aldık.” (Fussilet, 41/9-12).
evren_100480
“Duhan” kelimesi lügatte duman, buhar vb. anlamlara gelmektedir. Ayrıca renk (duman rengi) anlamında da kullanılmaktadır . Ayrıca birbirine bitişmemiş, ışıksız ayrı ayrı parçalar (“eczaün müzlümetün”, ışıksız atomlar) anlamına geldiği de söylenmiştir . Duman hakkında “su buharı” olduğunu söyleyenler de vardır .
Fussilet 11’de geçen “duhan” kelimesinin bütün müfessirler tarafından “duman” olarak anlaşıldığını söylemek mümkündür . Kur’an’da yer alan iki “duhan” ayeti birlikte değerlendirildiğinde, duhan olarak yer alan kelimenin sadece göklerin temel maddesi olduğu görülecektir . Farklı şekillerde yorumlanmakla birlikte Fussilet suresinde geçen “duhan”ı evrenin yaratılışındaki temel töz olarak görmek mümkündür. Farklı şekillerde yorumlayanlar da olmuştur: “duman” kelimesi karanlık bir durum olarak anlaşılmış, göğün maddesini veya onu oluşturan çok küçük parçaların karışıklığını ve bilinmezliğini ifade etmek için kullanılmıştı . Yani “duman”la kastedilenin evrenin yaratılmasından önce bir bulut şeklinde olması ve tüm maddelerin muğlâk ve meçhul olduğu şeklinde de yorumlar olmuştur . Günümüzde modern fizik bunu “nebula” olarak adlandırmaktadır. Yani kâinatın yaratılışındaki temel madde, arkhe bir “nebula” gibi dağınıktı . Kur’an’da göklerin ve yerin yaratılması konusu açıklanırken kâinat duhan (duman) gibi bir maddeden teşekkül etmiştir. Bu madde önce yaratılmış ve sonra da birbirinden ayrılmıştır. Çok ince ve küçük parçalardan oluşan söz konusu madde sabit olmayıp döndüğü için, câzibe kuvvetinin etkisiyle parçalanmış ve dönen yeni küreler meydana gelmiştir. Bu dönen ve ateşe benzeyen küreler de tekrar
parçalanarak yeni bir takımyıldızları ve güneş sistemimizi oluşturmuşlardır .
Söz ( Kün Feyekün)
“O bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece ‘ol’ der! O da oluverir ” (Yasin 26/82; el- En’am 6/73; el- Bakara 2/117; Ali İmran 3/47-50).
“Kün feyekün” ifadesi, Kur’an’da toplam beş defa aynı formuyla tekrar edilmektedir. Evren ister maddeden, ister doğrudan doğruya meydana gelmiş olsun her yaratılışın öncesinde yaratıcının ‘ol!’ emri olduğu yukarıdaki ayetlere göre sarihtir. Buraya kadar ele aldığımız şekliyle, evrenin kendisinden yaratıldığı bir temel maddeye dair Kur’an’da bir takım veriler olmasına rağmen, bunlardan hareketle, o halde Kur’an’a göre evren tek bir maddeden yaratıldı demek mümkün değildir .
İslam düşünürlerini evrenin yaratılışında bir ana madde aramaya sevk eden temel saik nedir? “Çoğu İslam âlimini Kur’an’da bir temel madde aramaya sevkeden amil, geçmişte çeşitli isimler altında Yunan filozoflarının kadim madde anlayışlarının etkisi olarak değerlendirilebilir”. Bir diğer unsurun da bizzat Kur’an-ı Kerim’in kendisi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yaratılışla ilgili ayetler dikkate alındığında ne yer ve ne de göklerin yaratılışından önce ‘tek bir’ madde olduğu ve ne de bu tek maddenin duhan, söz veya su olduğu sonucu kolaylıkla çıkarılamaz.

Kaynak

Mustafa Demirci , Kur’an’ın Temel Konuları
*Bu çalışmanın tüm hakları, Mustafa Demirci’ye aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.