Netflix’te İçerik Üretimi ve Film Endüstrisi Olarak Netflix Platformu (1997)

Netflix Platformu Nasıl Bu Kadar Büyüdü?

Netflix platformu, bilhassa son yıllarda sadece televizyon değil ayrıca da film endüstrisinin değişimine ön ayak olmuştur. Artık diziler ve filmler laptoplardan, cep telefonlarından süre ve mekân sınırı olmaksızın izlenmiştir. Bundan dolayı Netflix gibi platformlara, eşzamanlı saatte rekabet edebilecek bir televizyon kanalı veya sinema salonları kalmamaya başlamıştır. Böylece Netflix orijinal içerikler geliştirme şansı bulmuştur. Onlar da platformda ortalama televizyon ve sinema izleyicisini yakalamak yerine geniş bir yelpazede farklı dizi ve film projelerine yer vermiştir. Netflix’e üye olan aboneler, çok uzun tekrarlamaları ve reklamları görmeden diziler ve filmler izlemektedir. Normal yayın gerçekleştiren bir TV kanalı bir hafta içerinde toplamda 168 saate kadar yayın yaparken Netflix sayısız dizileri ve filmleri benzer günde üyeleriyle paylaşmaktadır. Böylelikle seyirciler de bir dizinin bazı bölümlerini ve film içeriklerini hemen izleme şansına sahip olmaktadır.

NRK1 isimli Norveç’te yayın yapan TV kanalı Lilyhammer dizisini 25 Ocak tarihinde ilk defa izleyiciye sunmuştur. 2012’de Lilyhammer isimli televizyon dizisine kısmen ekonomik olarak destekleyen Netflix platformu, 2 Şubat tarihinde yayınlanan dizinin ilk 8 bölümlük kısmı kullanıcılar tarafından ulaşılabilmiştir. Daha sonra dizinin tüm bölümleri yalnızca Netflix üzerinden kullanıcısıyla buluşmaya devam etmiştir. Böylece “Netflix Originals” platformuna has dizilerin ve filmlerin temeli atılmış olmuştur (www.22dakika.org, erişim: 20 Mart 2019). Lillyhammer dizisinin Netflix’te yayınlanması Netflix’in gelecek yıllarında birçok diziye ve filme ilham vereceğini ortaya koymuştur.
1 Şubat 2013’te Netflix platformu orijinal içeriğini yayınlamaya başlamıştır. Tamamen Netflix’te yayınlanan, başrolünü Kevin Spacey’in üstlendiği ve David Fincher’ın yönettiği, House of Cards dizisi, eleştirmenlerin beğenisini kazanarak, izleyiciden olumlu tepki almış ve sektörün dikkatini çekmiştir. Bu iki diziyle birlikte Netflix platformu orijinal program yöntemini belirlemiştir. Netflix platformu görüntüleyici tercih verilerinden oluşan seri haline getirilmiş dizileri, filmleri ve programları ile izleyicilerin ne zaman ve nasıl televizyon izlemesi üzerinde kontrol etme isteğini kolaylaştırmıştır.

Netflix, Şubat 2013’te yayınlanan ve bir saat süren politik dram türündeki House of Cards dizisinden başlayarak kütüphanesi için orijinal içerik almaya başlamıştır.

Netflix platformu, haftalık bölüm sürüm modelini terk ederek orijinal serisinin tüm sezonunu yayınlayacak bir model benimsemiştir. Sonuç olarak, Netflix platformu yeni bir izleme davranışına yol açarak izleyicilerin dizinin bir sezonun tamamını bir oturuşta izlemesine de neden olmuştur. Televizyon ve sinemadan farklı olarak Netflix, televizyonun geçici programına (az sayıda yayınla sınırlı içeriğe sahip) veya sinemada gösterilmesi için çok kısa bir dağıtım penceresine bağlı olmamıştır. Bunun yerine, abonelerin aralarından seçim yapabilmesi için abonelerine bir içerik kataloğu sunmuştur. Böylece abonelere daha fazla seçenek bırakan televizyon ve sinemanın etkisini deneyimlemek yerine, abonelerin platformdan izlemek istedikleri içeriği almalarını sağlayarak onlara daha fazla seçenek kazandırmıştır.

2013 Primetime Emmy Ödülleri’nde Netflix, House of Cards dizisi, büyük bir ödül töreninde üç ödül kazanan ve 14 adaylık alarak Emmy Ödülleri’nde ödül kazanan ilk dijital platform olmuştur. Netflix, internet platformu özgürlüğü dâhilinde Orange is the Black dizisini 2013 yılında içeriğine dâhil etmiştir. Ayrıca Netflix platformu internet televizyon programlarında içerik kısıtlaması olmamasından dolayı, farklı komedi türündeki dizileri de üretmiştir. Bunlar 2013’te yayınlanan Arrested Development, 2014’te yayınlanan Bojack Horseman, 2015’te yayınlanan Grace and Frankie ve Unbreakable Kimmy Schmidt dizileri olmuştur (Guthrie, 2013). Netflix, Hemlock Grove dizisini 19 Nisan 2013 tarihinde piyasaya çıkararak House of Cards, Orange is the New Black, Arrested Development dizileriyle birlikte iyi bir başarı yakalamıştır. Aslında, dizinin ilk izleyici kitlesi House of Cards
dizisinin ilk sezon izleyicisinden bile daha büyük bir izleyicisi kitlesine sahip olmuştur. Marco Polo adlı yeni bir dizi içeriği üreten Netflix platformu, gerçekten küresel anlamda içerik ürettiği ilk baskı olmuştur. House of Cards dizisiyle markasını dünyaya yaymak konusunda başarılı olan Netflix platformu. Hemlock Grove dizisiyle de özellikle İskandinav ülkelerinde ve Latin Amerika’da (bölgenin korku türüne olan  tutkusu nedeniyle) çok başarılı olmuştur.

Öte yandan Marco Polo, Netflix’in küresel genişleme yönündeki en önemli içeriği olmuş ve bu nedenle en başından beri uluslararası bir içerik olarak tasarlanmıştır.

Bu vesileyle farklı bir ekip, özel bir anlatı türü ve gerçekten küresel bir üretime uygun içerik yapısı ile Marco Polo dizisi, küresel bir izleyici kitlesiyle yazıldığı düşünülmüştür. Dizinin ilk bölümü için Netflix, 90 milyon dolarlık bütçeyle 26 farklı dilde konuşan 800 kişilik bir ekip kiralamıştır (Spangler, 2014). Marco Polo dizisiyle ilk kez Amerika dışına çıkan Netflix platformu, 2015 yılında Narcos dizisinin özellikle Kolombiya olmak üzere Güney Amerika ülkelerinde yapımını üstlenerek ikinci defa Amerika dışında orijinal içerik üretmiştir. Yine bu dönemde Fransa’da üretilen Marseille dizisi ile Japonya’da üretilen Altier ve Hibana dizileri Netflix’in uluslararası arenada adını duyurmasını sağlamıştır. Netflix’in uluslararası yapımları iki şekilde açıklanabilir: Birincisi, Netflix, evrensel çekiciliği olan hikâyeleri, genellikle politik, entrika ve ailesel çekişme konusu olan hikâyeleri seçmektedir. İkincisi, bu evrensel hikâyeleri yerel yaratıcılar ve yerel set ekibi, yerel dil ve mekânlarda yapımlarını konumlandırmaktadır. Bunların her ikisini de uygulayan Netflix, küresel içeriğin iki yönlü yolunu yaratmıştır. Şirket, uluslararası alanda dağıtılan Hollywood içeriği yerine, dünyanın her yerinde kabul edilen yerel içeriği uluslararası bir kitleye yaymıştır.

Netflix platformu, 2015 yılında 48 orijinal dizi ve özel içerikle 475 saat içerik yayınlamıştır. 2016 yılında platform üzerinde 126 orijinal dizi, show ve film içeriği yer almıştır. Aynı yıl Netflix platformu orijinal içeriğe 6 milyar ABD doları para harcamıştır. 2017 yılında ise, Netflix orijinal içerikler sayesinde 93 Emmy Ödülü Adaylığı elde etmiştir.

Film Endüstrisi Olarak Netflix Platformu

Yeni medya teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte film endüstrisinin üretim, dağıtım ve gösterim süreçleri değişmiştir. Böylece dijital platformlar, film endüstrisine etki ederek geleneksel film endüstrisinin yerini dijital film endüstrisi almaya başlamıştır. Bu platformlardan en etkilisi ve en yaygını Neftli olmuştur. Neftlix, TV için ne kadar önemliyse film endüstrisi için de o kadar önemli olmuştur. Çünkü Neftlix platformu, sinema ve film stüdyolarının yaptığı projelere, bağımsız sinemacıların yaptığı filmlere, yönetmenlere önemli harcamalar gerçekleştirerek öiddi yatırımlar yapmıştır. Film yapımcıları da gişe ve hasılat getirisi, sinema salonlarının doluluğu gibi endişelerden uzak; tanıtım ve pazar etkinliklerini düşünmeden Neftlix platformu için filmler üreterek Neftli ile anlaşmışlardır.

Neftlix, ortak şirketlerle yapımını üstlendiği ve dağıtımını yaptığı Art of Conflict: The Murals of Northern Ireland filmiyle televizyon içeriklerine el atarken yine bu zamanda ilk defa film endüstrisine de giriş yapmıştır. Bu film, Netflix’in belgesel türünde yaptığı ilk film de olmuştur. Sonrasında Netflix platformu, Mısır devrimi ile ilgili olan The Square belgesel filmi ile özel bir dağıtım anlaşması yapmıştır. Film endüstrisinde dağıtımını yaptığı The Square belgesel filmi, Sundance ve Toronto Film Festivalleri’nde büyük beğeni toplayarak ödüller kazanmıştır ve 2014 yılında Oscar Ödülleri’nde En İyi Belgesel Film kategorisinde Oscar Adayı olmuştur.

Netflix platformu, 2015 baharında izleyici üzerinde kontrolünü artırmak ve stüdyolara bunun finansal açıdan karlı olduğunu kanıtlamak için etkileyici bir film listesi duyurmuştur. Sonrasında Netflix, film endüstrisine doğrudan katkıda bulunarak 16 Ekim 2015 tarihinde Netflix platformu ilk büyük bütçeli orijinal filmi olan Beasts of No Nation filmini üretmiştir (Fritz, 2015). Film, Venedik Film Festivali’nde beğenilmesine ve olumlu eleştiriler almasına rağmen Akademi tarafından görmezden gelinip Oscar adaylığı bile seçilmemiştir. Filmin yönetmeni bu durumu filmin Netflix üzerinden gösterilmesine bağlamıştır. Yönetmen, Netflix’in şimdiye kadar itibar sahibi bir film çıkarmamasını eleştirmiştir. Yönetmen, Akademi’nin aynı şekilde düşündüğünü söyleyerek filme ödül vermediğini iddia etmiştir.

Netflix, 2017’de Brad Pitt’in yapımcılarından biri olduğu War Machine filmini çekmek ve dağıtmak için 60 milyon dolar harcamıştır.

Ayrıca yine bu dönemde Okja filmini çekmek için de 50 milyon dolar bir bedel harcamıştır. Bu
filmler, Netflix’in geleneksel film endüstrisinin üstünde ve dışında yeni filmler için meşru bir tanıtımı olmuştur. Her ne kadar Netflix platformu, bir film yapımcısı bulmakta zorlanan filmlere odaklanmış olsa da, War Machine ve Okja filmlerine harcadığı 110 milyon dolar, geleneksel film endüstrisini ve sinemayı endişelendirmeye başlamıştır (Öneren, 2017). 2017 Cannes Film Festivali’nde Netflix yapımı Amerikan bağımsız sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olan Noah Baumbach’ın yönettiği The Meyerowitz Stories ile Bong Joon Ho’nun yönettiği Okja filmleri gösterilmiştir. Ancak Okja filminin Cannes Film Festivali’ndeki gösterimi sırasında izleyiciler, Netflix logosunu gördüklerinde filmi, yuhalamaya başlayıp salonu terk etmişlerdir.

2017 yılındaki Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı yönetmen Pedro Almodovar, Netflix’te yayınlanan filmlerin sinema salonlarında izleyiciyle buluşamayacak olması halinde bu filmleri değerlendirme dışı tutacağını söylemiştir. O tarihten sonra Cannes Film Festivali’nde yarışacak filmlerin Fransız sinemalarında gösterilmesi şartı getirilmiştir ve Cannes Film Festivali’nde sinema salonlarında gösterilmeyen Netflix yapımı filmler seçilmemiştir. Bundan dolayı da Netflix, Cannes Film Festivali’nden çekilme kararı almıştır. Tarih arşivi sizler için Netflix Platformunu inceliyor.

Netflix Platformu’nun esas takıldığı nokta, Fransa’da sinema salonlarında gösterime giren bir filmin dijital olarak yayınlanabilmesi için 36 ay gibi bir sürenin geçmesi gerektiği sorunu olmuştur.

Bu nedenle Netflix platformu, Cannes Film Festivali’ni boykot etmiştir. Alfonso Cuaron’un Roma, Paul Greengrass’ın Norway, Jeremy Saulnier’in Hold the Dark, Orson Welles’in The Other Side of the Wide ve Morgan Neville’nin belgesel filmi olan They’ll Love Me When I’m Dead filmlerini 71. Cannes Film Festivali’nden çekerek tepkisini ortaya koyan Netflix, Alfonso Cuaron’un Roma filmini 75. Venedik Film Festivali’ne göndererek filmin festivalde en büyük ödülü olan Altın Aslan Ödülü almasını sağlamıştır. Roma filmiyle film festivallerinden o güne kadar ki en önemli ödülü alan Netflix, sinema filmlerinde eşzamanlı film akışını yasaklayan Fransız film endüstrisinin kuralları nedeniyle Cannes Film Festivali’ni boykot ettikten sonra kendini film endüstrisi içinde büyük bir güç olduğunu göstermiştir.

Sinema yazarı Ecem Şen, Netflix yapımı film endüstrisinin değişen yapım, dağıtım ve gösterim süreçlerinin en güzel örneği olan Roma filminin Venedik Film Festivali’nde ödül almasını şu şekilde yorumlamıştır:

“Alfonso Cuarón’un yeni filmi Roma, Venedik’te Altın Aslan kazanması ve dağıtım haklarının Netflix’te olması sebebiyle Cannes-Netflix arasında gelişen zıtlaşmayı dünya çapında bambaşka bir boyuta taşımış oldu. Cannes’ın Netflix filmlerini yarışmaya dâhil etmemesiyle birlikte Netflix platformu, bu mücadeleden geri adım atmadı. Venedik Film Festivali’nin de Roma’yı bir Netflix filmi olması sebebiyle yok saymaması ve büyük ödülü verecek cesareti (filmlerin yalnızca film olarak değerlendirilmediği politik koşullarda cesaret gerektiren bir tavır olarak görülebilir) göstermesi dünya çapında gerçekleştirilen birçok festivalin dinamikleriyle de oynamış oldu.”

Netflix’in yapımını üstlendiği filmler, festivallerden kaldırıldığı için şirketin Oscar yarışı bir süredir tehlikeye girmiştir. Orijinal filmleriyle Avrupa’daki film festivallerinde tam anlamıyla kabul göremeyen, hatta bu sebeple son yıllardır Cannes Film Festivali’nde yer almayan Netflix, son dönemde ABD’de de birçok tartışmanın içinde yer almıştır. Başını Steven Spielberg’in çektiği bazı yönetmen ve yapımcılar, Netflix platformu filmlerinin mümkünse Oscar Ödülleri için yarışmamasını, eğer Netflix filmlerinin yarışacaksa bile gösterimde kalma sürelerinin uzun olması gerektiğine
dair açıklamalarda bulunmuşlardır. Ancak Akademi’nin gerçekleşen toplantısında bu duruma dair kural değişikliği gündeme geldiyse de bu öneri oy çokluğuyla reddedilmiştir. Dolayısıyla Netflix’in Akademi tarafından geleceği güvence altına girmiştir.

netflix platformu
netflix platformu

Bazı önemli yönetmenlerin olumsuz eleştirilerine maruz kalmasına ve tüm tartışmalara rağmen Netflix platformu tarafından üretilen Roma filmi, 91. Oscar Ödülleri’nde En İyi Yabancı Dilde Film Ödülü, En İyi Yönetmen Ödülü ve En İyi Sinematografi Ödülü olmak üzere üç ödül almıştır.

Alfonso Cuaron’un yönettiği film hem Netflix’te yayınlanıp hem de Oscar Ödülleri’ne aday olan ilk uzun metrajlı film özelliği de taşımıştır (www.haberler.com, erişim: 24 Mayıs 2019). Cannes Film Festivali’nde ve Oscar Ödülleri’nde tartışma yaratan Netflix platformu, 69. Berlin Uluslararası Film Festivali’nde tartışma konusu olmuştur. Netflix’in yapımcılığını üstlendiği, İspanyol yönetmen Isabel Coixet’in yönetmen koltuğunda oturduğu Elisa Y Marcela filminin festivale katılan 160 kadar sinemacı tarafından festival yönetime gönderdikleri mektupla Netflix yapımı bir filmin festivalde Altın Ayı Ödülü için yarışmasını eleştirdiler. Ayrıca CICIE (International Confederation of Art Cinemas – Uluslararası Sinemacılar Konfederasyonu) yaptığı açıklamada, Netflix’in önemli film festivallerini reklam için kullanmakla suçlamıştır. Berlin Uluslararası Film Festivali sözcüsü, Elisa Y Marcela filminin İspanya’da sinemalarda gösterime girdiğini belirtmiş, herhangi bir filmin dünyanın bir bölgesinde sinemalarda gösterilmesi, Berlin Uluslararası Film Festivali için ölçüt olduğunu ifade etmiştir.

Netflix şirketi, film endüstrisini ve izleme alışkanlıklarını değiştirdiği gibi film festivallerini de etkilemeye devam etmiştir. Netflix Roma filminin büyük başarısından sonra Roma filmini, dünya genelinde sinema salonlarında göstermiştir. Ayrıca Netflix, Roma filmi dışında yapımını üstlendiği Bird Box, The Ballad of Buster Scruggs, Mowgli filmlerini de sinemalarda göstermiştir. Ayrıca Netflix platformu ve Hollywood film endüstrisi arasında uzun görüşmeler sonrasında Netflix yapımı bazı filmlerini Netflix üzerinden yayınlanmadan önce sinema salonlarında izleyiciyle buluşturmuştur (Küstür, 2019). Netflix, ürettiği filmleri öncelik kendi platformunda göstermeye çalışsa da, filmlerini sinema salonlarında izleyiciyle buluşturması ve film festivallerine göndermesi bakımından önemlidir.
Netflix’in ilk Oscar adaylığı ve ödülü Roma filminin yapım sürecinden öncelere dayanmaktadır. Film endüstrisine yeni adım attığı yıllarda The Square ile En İyi Belgesel Film Oscar adaylığı olan Netflix platformu, hem En İyi Belgesel Film Oscar adaylığı hem de En İyi Kısa Belgesel Film Oscar Adaylığı dalında pek çok kez adaylık elde etmiştir. Roma filminin Oscar Ödülü kazanmasından önce Netflix, ilk Oscar Ödülü’nü 2017 yapımı The White Helmets ile En İyi Kısa Belgesel Ödülü’nü kazanmıştır. Daha sonrasında 2018 yılında En İyi Belgesel Film Oscar’ı Ödülü’nü elde etmiştir.

Netflix’in ilk film ürettiği 2012 yılından 2019 yılının Eylül ayına kadar olan ürettiği film rakamları görülmektedir.

Netflix platformu 2012 yılında ilk olarak film üretmeye belgesel filmlerle başlarken 2015 yılında uzun metrajlı filmler üretmeye başlamıştır. Netflix, her yıl birçok film yaparak film endüstrisine doğrudan katkı yapmıştır ve günümüze kadar farklı türlerde 290 film üretmiştir. Bu filmler arasında Beast of Notion, War Machine, Extinction, Bird Box gibi filmler yer almaktadır. Netflix tarafından üretilen filmlerin bazıları farklı ülkelerde, farklı ülkelerin yönetmenleri tarafından ve farklı dillerde de çekilmiştir. Bu filmler arasında Okja, Roma, The Killer, Elisa Y Marcela filmleri yer almaktadır. Netflix, sadece film endüstrisine üretim sürecinde değil, aynı zamanda dağıtım sürecinde de etkilemiştir.

Netflix platformu, film üretimine başladığı yıldan beri uluslararası alanda birçok filmin dağıtım haklarını satın alarak platform üzerinden göstermektedir. Platformda Mandarin, Japonca, Almanca, İspanyolca gibi pek çok farklı dilde filmler yer almaktadır. Netflix, Organize İşler: Sazan Sarmalı gibi filmlerin dağıtım haklarını farklı ülkelerden satın alarak ülkelerin film endüstrisine etki etmektedir. Film endüstrisinde son yıllarda etkisini fazlasıyla gösteren Netflix, yapımını üstlendiği Bird Box filminin platform üzerinden bir hafta içerisinde 45 milyon kişi tarafından izlendiğini sosyal medyadan duyurmuştur. Bu da Netflix platformu, için bir rekor olmuştur. Dolayısıyla, 2019 yılının ilk aylarında 140 milyon abonesi olan Netflix’te abonelerinin yaklaşık yüzde 32’sinin filmi izlediği görülmüştür. Netflix’in Rotten Tomatoes isimli sinema filmi eleştiri web sayfasında Bird Box filmine, sinema eleştirmenleri tarafından yüzde 65 gibi olumsuz eleştiriler almasına rağmen aynı platformda yüzde 74 oranında izleyiciler tarafından olumlu eleştiriler almıştır (Clark, 2018). Sinema eleştirmelerine rağmen sosyal medya aracılığıyla Bird Box filmi daha çok duyulmuştur. Filmi izlemek isteyen kullanıcıların ve izleyicilerin filmi seyretmesinde sosyal medyanın etkili olduğu, bu durumun Netflix’in abone sayısını arttırdığı söylenebilmektedir. Twitter, Facebook, İnstagram gibi sosyal medya araçlarının filmlerin duyurulmasında ve tanıtılmasında önemli bir rol üstlenmektedir.

 

Özgün içeriklerini 2013 yılında üretmeye başlayan Netflix’in 2013 yılında yaklaşık 33 milyon abonesi olduğu görülmektedir. Film yapımına başladığı 2015 yılında kullanıcısı sayısı 80 milyon civarındayken Netflix’in 2019’un ilk aylarındaki abone sayısı 140 milyona yakındır. Şekilde her yıl hızlı bir şekilde Netflix’in kullanıcı sayısının arttığı görülmektedir. Netflix son yıllarda film endüstrisine katkı sağlayarak film yapımında, dağıtımında ve gösteriminde önemli bir platform haline gelmiş, sinemaseverlerin Netflix’e üye olmasına neden olmuştur.

Bu yazımız da ilginizi çekebilir:

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Türk Sineması

Dünya’da ve Türkiye’de Otomotiv Sektörü

Kaynak

Rıfat Erkek, Yeni Medya Teknolojilerinin Film Endüstrisine Örneği: Netflix Örneği

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Rıfat Erkek’e aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: [email protected]

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi [email protected] üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için [email protected] adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.