Osmanlılarda Güzel Sanatlar Ve Sanayi-i Nefise Mektebi

Sanayi-i Nefise Mektebi yani günümüzün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Türkiye’nin ilk sanat okulu olma özelliği ile büyük önem taşımaktadır. Bu okul aynı zamanda, çağdaşlaşma aşamasındaki bir ülkenin önemli atılımlarından birisidir. Batılılaşma hareketleri, toplumun güzel sanatlara hazır olduğuna duyulan inanç, kültürel yapıdaki gelişim ve değişimler okulun açılmasına ilk işaretlerdir. Aslında bir sanat eğitimi, bağımsız yaşamın gereğidir. Batı örneklerine göre kurulan bu yüksek okul; resim, heykel ve mimari gibi sanat dallarının öğretildiği ilk güzel sanatlar okuludur. Özellikle de heykel sanatının ilk kez bu okulda eğitime başlaması, önemi bir kat daha arttırmaktadır. Çoğunluk verilen tarihe göre “3 Mart 1883” tarihinde faaliyete geçen okul, günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Artık amaç; geleneksel anlayıştan zamanla kurtulup, bireysel yaklaşımlara varmak ve üretim yapmaktan öte “sanat yapmak” tır.
Bahsi geçtiği üzere, öncelikle mimarlık ve resim eğitiminin yapılacağı bir okul hayata geçirilmek istenmiştir. Resim eğitiminin ise daha önceden; Mühendishane-i Berr-i Hümayun mektebinde başladığı bilinmektedir (1795). Ayrıca, 1830’larda, Avrupa’ya gönderilen mühendishane öğrencilerine tanık olunmaktadır. Resim dersleri ayrıca Harbiye Mektebi’nde de verilmiştir (1840’lar). Bunu takiben, askeri idadi ve rüştiyeler de resim dersine önem verirler. Sivil okullarda, özellikle Abdülaziz zamanında resim derslerine rastlanmaktadır; Darülmuallimin, Darülmuallimat (kız öğretmen okulu), Mekteb-i Sanayi (sanat okulu), Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) vb. gibi. Ayrıca açılan ilk resim sergisi (Şeker Ahmet Paşa), ya da Elifba gibi bir takım sanat kulupleri ve Sultan Abdülaziz’in Avrupa’yı ziyareti neticesinde; sanat hayatına daha fazla önem verilmeye başlanması ve heykelini yaptıran ilk padişah olması, sanat okulu kurma yolunda önemli aşamalardır. Yine Osman Hamdi Bey gibi, dönemin sanata ilgi duyan aydınların olması ve babası İbrahim Edhem’in devletle olan yakın ilgisi ve sadrazamlığı, 1870’lerin sonlarında yakın tanıdıkları Münif Paşa’nın Maarif Nazırı olması, Rauf Paşa’nın Ticaret Bakanlığı (ki bu durum okulun bakanlığa bağlı açılmasını açıklayabilir), Said Paşa’nın sadrazam olması ile devrin önemli fikir adamlarından Midhat Paşa’nın desteği de bu olayı kolaylaştırmıştır.
Güzel Sanatlar kurulmadan önce; Sultan Abdülaziz ve 2. Abdülhamid dönemi basınında güzel sanatlara yönelik çeşitli yazılara rastlanmaktadır. Basında “Sanat, Sanayi-i Nefise veya Maarif” gibi başlıklarla sanatın önemini vurgulayıcı yazılar sıklıkla dile getirilir. Bu bağlamda Güzel sanatlar hakkında en eski yazılardan birine Terakki Gazetesi’nde rastlanmaktadır. Gazetenin “Sanayi-i Nefise” başlığını taşıyan yazısı şöyledir :
”Türkiye’de güzel sanatlarla ilgili problemlerin ortaya konması ve güzel sanatların geliştirilmesi işini araştırmak üzere bir komisyon kurulacağının duyulmasından bahsedilerek konuya girilmekte ve mimari, resim, müzik gibi güzel sanatlarla, matematik ilmine her memleketin iftiharla kapılarını açacağına işaret edildikten sonra bunların kendiliğinden bir memlekete giremeyeceği ve her işin sırasına konulup senelerce uğraşılmasının gerekliliği belirtilmekte “gençlere güzel sanatların sevdirilmesi, kamuoyunun bu yolda eğitilip yaratıcı zekanın teşvik olunması gereklidir.”
Böyle yapıldığı takdirde güzel sanatların her memlekete girebileceği, aksi halde gümrük tarifesi ortaya koyar gibi güzel sanatların ortaya konamayacağı, mimarlık ve resim öğretimi yapmak üzere bir okul kurulabilmesi için, bir takım eski güzel sanatlar eserinin mevcut olmasının ve bunları öğretecek geniş bilgi sahibi kimselerin bulunmasının gerekliliğinden söz edilir. Mesela bir müzik okulunun kurulmasının, nota ve müzik üstadlarına ve tekmil bir orkestraya, müzikle ilgili bir kütüphanenin varlığına ihtiyaç göstereceği belirtildikten sonra şöyle devam olunmaktadır; burada ise ne bunlar ve ne de güzel sanatların durum ve derecesini anlayıp seçmeye muktedir fikirler var. Bu sözlerden maksat güzel sanatlar komisyonuna târizde bulunmak olmayıp, belki burada sanatın güzelinden önce faydalısından başlamanın evlâ olduğunu ve güzel sanatları, halkın serveti artıp maddi saadeti geliştikten sonra düşünmek, uygun yollar açıp köprüler yaptıktan, sokakların intizam ve temizliğine itina ederek geceleri gazla ışıklandırma yapıldıktan sonra heykel (resm-i mücessem) ve resim yapmanın münasip olacağını ihtar etmektedir.

1874 yılında ilk kez küçük bir akademi denemesi yapılmaktadır; Ressam Pierre Desire Guillemet (1827–78), Beyoğlu’nda Hammalbaşı Sokak-Numara 60’da bir resim dershanesi açar. Burası Pera’nın merkezinde, Frenk mahallesinin en işlek caddelerinden olan Kalyoncu Kulluk’tadır. Guillemet ve eşi tarafından yönetilen bu resim atölyesi için çoğu kişi; ilk güzel sanatlar okulu demeyi uygun görür. Guillemet’in açtığı resim atölyesi, çoğunluğu azınlık olan ve yalnız üç Türk öğrencinin varlığı bilinen küçük bir girişimdir. İlk öğrenciler arasında, Sarkis Diranyan ve Civanyan gibi Ermeni sanatçılar da mevcuttur. Akademinin açıldığı aynı yıl içinde Paris’ten dönen Şeker Ahmet Paşa da, Osmanlı sanat sergisini açan ilk isim olur. 1875 yılında Guillemet’nin öğrencileri ikinci sergilerini açarken, 1877’de de Theatre-Municipal des Petit-Champs’ın salonunda üçüncü sergi açılmış olur. Artık Türk sanatçı sayısı da artmıştır.
Academie-Akademi ya da Academie de Dessin et de Peinture yani Desen ve Resim Akademisi ismiyle açılan bu özel atölye, Pazar hariç her gün sabah 8’den akşam 5’e kadar açık kalırken, Salı ile Cumartesi günleri de yalnızca bayanlara açıktır. Pierre Desire Guillemet yurda Sultan Abdülaziz’in çağrısı üzerine gelmiştir. Kendisi, bu küçük akademinin bir okula dönüşmesi için epey uğraş vermiştir. Açılan bu atölyede, antik dönem çalışmaların kopya edildiği bilinmektedir. Aslında Guilemet’nin bu küçük dersliği için, Fransa’daki Ecole des Beaux-Arts örnek alınarak açılan ilk okul denemesi diyenler de yok değildir. Nitekim Guillemet, Osman Hamdi Bey tarafından okulun müdürü olarak atanmıştır. Ancak, 1877-78 de çıkan Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Guillemet’nin hayatını kaybettiği ya da bu okulun açılmadığını iddia edenler de mevcuttur.
Sonraları devlet tarafından bir güzel sanatlar okulu açma düşüncesi gitgide daha fazla önemsenmeye ve konuşulmaya başlanır. Hatta bu konuyla ilgili yazışmalar yapılır. Bunlar neticesinde; 1877 yılında resim ve mimari alanlarında eğitim yapacak bir okul kurulacaktır. Bu okula müdür olarak ressam Guillemet atanmaktadır. Okulun ismi için değişik adlara rastlanmaktadır; Resim ve Fenn-i Mimari Mektebi, Mekteb-i Sanayi-i Şahane, Güzel Sanatlar Mekteb-i Hümayunu-l’Ecole İmperiale des Beaux-Arts, ve Sanayi-i Nefise Mektebi gibi… Okula öğrenci kayıt ettirilmeye dahi başlandığı belirtilmektedir; ancak 1877–78 Osmanlı-Rus Harbi’nin başlaması, bu okulun eğitim-öğretimine açılmasına engel olmuştur189. Bahsi geçen ilk okulun açılıp açılmaması ile ilgili olarak, kaynaklar şunları yazmaktadır: Bu mektebin hakikaten açılıp açılmadığına ve açıldı ise nerede bulunduğuna ve ne kadar vakit devam etiğine dair malumat elde edemedik. Bu teşebbüs Rus harbinin en had bir safhaya girdiği ve muhasara altında bulunan Plevne’yi Gazi Osman Paşa’nın müdaafa etmekte bulunduğu bir zamana tesadüf ettiğinden dolayı olsa gerektir ki Takvim-i Vekayi bu gibi muamelâta dair hiçbir şey dercetmemiştir. Böyle bir mektep açılmış olsa bile pek az bir müddet devam etmiş olacaktır ki, bu satırların yazarı buna dair bir şey hatırlamadığı gibi o zamanı yaşamış olan diğer kimseler nezdindeki müraacatımız da semere verici olmamıştır190. Ancak basında bu dönemi aydınlatıcı bir takım yazılara tanık olunmaktadır. Buna göre, okulda öğrenci kaydına dahi başlandığı belirtilmiştir.
İlk okul teşebbüsü ardından, ikinci bir okul açma girişimine daha tanık olunmaktadır. 18 Ağustos 1880 tarihli vesikadan da anlaşılacağı üzere okula isim olarak Sanayi-i Hasene ve Fünun-ı Aliye Mektebi denilmektedir. Bu okulun da açılıp açılamadığı netlik kazanamamıştır. Kesin olansa, bu okul deneyimlerinin (teşebbüslerinin); Sanayi-i Nefise Mektebi için birer ön hazırlayıcı olduklarıdır. Osman Hamdi Bey’in başvuruları ile Sanayi-i Nefise Mektebi, 3 Mart 1883 tarihinde eğitim-öğretim hayatına başlar. Kurulduğu dönemde Ticaret Bakanı Rauf Paşa olup, okul da bu bakanlığa bağlı olarak açılmıştır. Sanayi Nefise Mektebi kuruluş aşaması olarak 4 bölüme ayrılmıştır; 1882–1928 Yılları arası Birinci dönem olarak geçer. İkinci dönem 1928–1982 yılları arasını kapsar. 1982–2004 Üçüncü dönem olarak sınırlandırılırken, 2004-ve sonrası da Dördüncü dönemi kapsamaktadır.

Osman Hamdi Bey, 4 Eylül (kimine göre 11 Eylül) 1881 tarihli padişah onayıyla müze müdür olurken, 118 gün sonra mekteb müdürlüğüne getirilir (1 Ocak 1882). Okul 20 öğrenci ile eğitime başlarken, bu sayı sonraki yıllarda artmıştır. Okulda uzun süre İstanbul’a yeni gelmiş olan yabancı hocalar ders vermiştir. Resim, heykel, mimarlık ve gravür bölümleri düşünülerek açılan okulun heykel hocası da Yervant Oskan Efendi olmuştur. Mektebin kuruluşuyla ilgili olarak, Said Paşa’nın anılarında da şu satırlar geçmektedir:
”Birçok eyaletlerde idadi veya sultanileri açtırdım (bu okullar liseye denktirler). İstanbul’da mülkiye (siyasal bilgiler), hukuk, Hendese-i Mülkiye (teknik üniversite) ve bir de Sanayi-i Nefise mektebi’nin temellerini attırdım. İşimin dışındaki zamanlarda veya akşamları bizzat gider inşaatları gözden geçirirdim.”
Güzel Sanatlar Mektebi için, ayrıca şunlar ifade edilir; 1884’ten 1917’ye kadar olan bu ilk devrede mektep, muhitin bütün yadırgamalarına, resmi makamların tüm kayıtsızlığına rağmen memlekette Avrupalı resim ve heykel zevkini tesise ve aynı zamanda ihtiyaçlarını karşılayacak mimarlar yetiştirmeye çalışmıştır . Buna ilaveten “fakat, ne binanın kendisine verilen tahsisat, ne de kadro teşkilatı, ona ismini hak ettiren bir çalışma imkanını verecek mahiyette değildi. Hatta mektep, resim sanatının öğretilmesi için elzem olan modellerden dahi mahrum idi”. Osman Hamdi Bey, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin kurulmasına dair gerekçeyi kendisi yazmıştır. Kuruluşa dair resmi gerekçe yazısı; 1 Ocak 1882 (10 Safer 1299) tarihini taşımaktadır. Bu gerekçe yazısı, Sanayi-i Nefise Mektebi başlıklı bir ilave yazıyla devam etmektedir. Gerekçenin altında yer alan bu bölümde; idare, öğretim ve imtihan işlerinin nasıl yürütüleceğine değinilmektedir. Birinci bölümde dikkati çeken bir nokta vardır o da milliyetçi bir hava ve görüş taşımakta olmasıdır. Ağırlıklı olarak Türk sanatının öneminden sözedilmektedir. Bu doğrultuda da milli bir müze kurulması dahi düşünülür. Eski bina veyahut eserlerin korunması için de, bir Yüce Meclis görevlendirilecektir. Bu gerekçeye rağmen, okul yönetmeliğinin Ecole Des Beaux Arts model alınarak hazırlanması, Fransız sanatçıların örnek alınacağı anlamına gelmektedir. Bunda Osman Hamdi’nin bu okulda eğitim görmesi etkili olmuş olmalıdır. Çoğunluğun görüşüne göre, okul kuruluşunda Hamdi Bey kadar Sadrazam Said Paşa ile Maarif Vekili Münif Paşaların da önemi bulunmaktadır. Nitekim 3 Mart 1883’de, Ticaret Nazırı ve diğer devlet adamlarının mektep açılışına katılacakları belgelerle belirtilmektedir. Ticaret Bakanlığına bağlı olarak kurulan okul, 1886 Aralık’da birkaç okulla birlikte Milli Eğitim’e bağlanır. Bu durum belgelerle de desteklenir.
1881 yılında Alexander Vallaury, Asâr-ı Atika Müzesi’ni (İstanbul Arkeoloji Müzesi) inşa ettikten sonra Sanayi-i Nefise Mektebi’ni inşa etmeye başlamıştır. Okul Eski Eserler Müzesi olan Çinili Köşk yakınında, sınırlı imkan ve mekanlarla yapılmaya başlanır. 1882 yılı Eylül ayında yapımı bitirilen okul, 5 adet derslik ve işlik yani atelyelerden oluşmuş ancak daha sonra yapılan ilavelerle genişletilmiştir. Genişletmeye dair plan ve yazılar Maarif Nezareti’ne (Milli Eğitim Bakanlığı) bir tezkere ile sunulur. Öğrenci sayısının artmış olması nedeniyle, bina genişletilmek istenmiş olmalıdır. Okula 1892 yılında bir atölye, büyük bir salon ile hakk ve heykel atölyelerinin eklendiği bilinmektedir. 1911 yılında da, okul yapısıyla yeni salon kısmı arasında kalan açıklığa; iki oda daha eklenerek bunların birleşimi yapılır ve okul genişletilir. Savaş dönemi, okulu oldukça olumsuz etkiler. Sürekli onarımlar ve taşınmalar okulun yakasını bırakmaz. Örneğin okul, 19 Eylül 1916 yılında Cağaloğlu’na taşınır. Buradan sonra Şehzadebaşı’ndaki küçük bir eve geçilir, ardından da Divanyoluna tekrar geri dönülür (1920). Gazetelerde yapılan araştırmalar neticesinde; mektebin yer değişikliği üzerine yazılmış olan haberlere de rastlanmaktadır. Ayrıca, mektebin genişletme çabalarında Osman Hamdi Bey’in önemi anlatılır.
Çoğu eserin, bu taşınmalar esnasında harap olduğu bilinmektedir. Kimi eser, müze depolarında korunmaya alınmıştır. Okul, 26 Eylül 1920 yılına kadar eski eserler müzesinde konaklar. En nihayetinde okul, Cağaloğlu’ndaki binasına geri döner (1921). 1926 yılında okul, Fındıklı’da kendisine tahsis edilmiş olan Mebusan Dairesi’ne taşınır204. Mektep binasının taşınması ya da genişletme çabaları hakkında, Osman Hamdi Bey’in çabalarına tanık olunmaktadır. 1920’lerin sonlarında, üst kattaki sofa, galerili bir konferans salonu haline getirilir. Sağ taraftaki sofa bölünmüş ve kütüphane yapılmıştır. Bu tarihlerden itibaren de, Avrupa’dan eğitimcilerin geldiğine tanık olunmaktadır. Okulda 1 Nisan 1948 tarihinde bir yangın felaketi yaşanır. Binada tek, kâgir beden duvarların sağlam kaldığı beyan edilmektedir. Diğer bölümler, bahçedeki küçük binalarda kendilerine yer edinebilmişlerdir. Mimarlık bölümünün beş sene kadar Fındıklı’da bir ilkokulda ve Yıldız’da Eski Mülkiye Mektebi’nde eğitimine devam etmek zorunda kaldığı bilinmektedir. Yangın sonrasında akademinin yeniden inşası için bir komisyon kurulur. Bina programı hazırlanılır. Bu doğrultuda Sedat Hakkı Bey ile Mehmet Ali Beyler de bir proje hazırlarlar. Onların amacı, eski binanın tüm karaktrestik özelliklerini korumak ve modern anlayışa uyarlayarak yeni bina yapısına ulaşmaktır. Projede eski sofalar yeniden inşa edilmiş, bina içine avlu ve merdivenler eklenmiştir. Yanan binadaki depolar, yani bodrum katın tavanı da yükseltilmiştir. Böylece bir kat daha kazanılmış olunur. Asıl giriş ve iki kat irtifaındaki şeref holü de bu kata alınarak değerlendirilir. Haçvari planlı holün karşısı tamamen denize açılmaktadır, sağdan mimari kısmına, soldan şeerf merdiveni ile birinci kata ve üst kattaki konferans salonuna bağlanılmaktadır. Şeref holü üzerinde bulunan bu salon, hol, sergi, projeksiyon ve konferans salonu ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde düşünülerek tertiplenir. Zemin kat, idareye tahsis edilirken, birinci katın sağ tarafı mimari bölümü sınıflarına, sol tarafta resim bölümü ile kütüphane için ayrılmıştır. Üst kat, atelye ve öğretim elemanı odaları içindir. Sol taraflarda resim atelyesi düşünülür. Daha sonradan mecburiyetler neticesinde giriş tarafında koridorları birbirine bağlayan ince zarif bir köprü projesi hazırlanmıştır. Böylece giriş kısmı, holden de ayrılmış olur. Artık akademi binası hazırdır (1953.)
Celal Arseven anılarını not aldığı kitabında mektep hakkında şunları söylemiştir;
O zamanları Sanayi-i Nefise Mektebi, Topkapı sarayı bahçesi içinde Çinili Köşk yanında şimdi Asar-ı Şarkiye Müzesi olan bina idi. Bilhassa resim ve heykel tedrisine mahsus olarak inşa edilmiş olan bu bina iki katlı idi. Altta bir zemin katı ve üstte de atelyeler bulunan bir kat vardı. Burası yukarı taraftan ışık alan birkaç atelye ile ortada mermer döşeli geniş bir salondan ve idareye mahsus bir iki odadan ibaretti. Türkiye’de ilk güzel sanatlar mektebi olmak itibarıyle sanat tarihimizde mühim bir mevki olan bu mektebe ve tarihine dair bir çok yazılar yazılmış olduğundan burada fazla anlatmayacağım.
Yararlanılan Kaynaklar
Derya Uzun Aydın, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin Türk Heykel Sanatındaki Yeri Ve İlk Heykeltraşlar
Ekrem Işın, Celal Esad Arseven: Sanat Ve Siyaset Hatıralarım
Fatma Ürekli, Sanayi-i Nefise Mektebi’nin Kuruluşu ve Türk Eğitim Tarihindeki Yeri
Önder Küçükerman, Bir Sanat Kurumunun 120 Yılı ve Dört Dönemi
Halil Edhem, Elvah-ı Nakşiye Koleksiyonu

*Bu çalışmanın tüm hakları, Derya Uzun Aydın’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.