Dördüncü Sanayi Devrimi’nin (Endüstri 4.0) Ulusal Güvenliğe Etkisi

Sanayi Devrimi ve Ulusal Güvenlik

Dördüncü Sanayi Devrimi çok sayıda buluşun kısa sürede icat edildiği bir dönüşüm sürecidir. Henüz sürecin başında olunmasına rağmen devrim niteliğinde teknolojiler geliştirilmiştir. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üzerinde yükseldiği en önemli teknolojiler; “otonom robotlar”, “yapay zeka”, “nesnelerin interneti”, “siber fiziksel sistemler”, “üç boyutlu yazıcılar”, “bulut bilişim” ve “akıllı fabrikalardır”. Askeri teknoloji ise Dördüncü Sanayi Devrimi’nin “akıllı” ve “özerk” teknolojileri kullanılarak dönüştürülmektedir. Devletler, özel askeri şirketler, silah şirketleri ve terör örgütleri askeri Dördüncü Sanayi Devrimi’nin en önemli teknolojileri olan robotik, yapay zeka ve nesnelerin
internetini askeri çalışmalarına entegre etmeye çalışmaktadır. Otonom robotların ve yapay zeka tarafından yönlendirilen otomatik silahların geliştirilmesiyle savaş olgusu köklü bir değişim geçirmeye başlamıştır. Bu bağlamda üretilen “dronlar” (drones), “özerk silahlar” (autonomous weapons), “biyolojik silahlar” (biological weapons) ve “biyokimyasal silahlar” (biochemical weapons) gibi teknolojiler sayesinde askeri teknoloji özerk hale gelmektedir.

Dronlar, Dördüncü Sanayi Devrimi’yle geliştirilen en önemli askeri teknoloji ürünlerindendir. Temelde uçan robotlar olan dronların sayısı artmakta ve fiyatlarının azalmasıyla kullanımı hızla yaygınlaşmaktadır. Dronlar farklı boyutlarda ve tiplerde üretilmektedir. Dron tipleri kullandıkları sistemlere göre kategorize edilmektedir ve “sabit kanatlı sistemler”, “multirotor sistemler” ile “diğer sistemler” temel alınarak tasarlanmaktadır. “Delfly Explorer”, “Hubsan x4 Drone”, “Parrot AR Drone”, “DJI Phantom”, “Raven”, “ScanEagle” kullanımı yaygın olan dron modelleridir. Dron teknolojisinde ABD öncü olsa da birçok devlet dron teknolojisini geliştirmeye çalışmaktadır. Hatta Irak ve  İslam Devleti başta olmak üzere bazı terör örgütleri tarafından saldırı amacıyla dronlar kullanılmaktadır. Dron teknolojisi ve yapay zekanın bütünleştirildiği özerk silahlar, insan
yönetimine ihtiyaç duymaksızın hedeflerini tanımlayıp müdahale edebilmektedir. Doğurabileceği zararlar açısından ahlaki olup olmadığı tartışmalı olsa da özerk silahlar, savaşı özerkleştirerek “robo-savaş” perspektifinin doğmasına yol açmaktadır. Zira özerk silahlar insanlar arasında yaşanan geleneksel savaşın aksine “robotlar arası savaş” ve “insan-robot savaşı” gibi yeni savaş türlerini ortaya çıkaracak en önemli askeri teknolojidir.

 

Savaş tarihinde birçok örneğine rastlamakla beraber biyolojik ve biyokimyasal silahlar, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD, SSCB, Kanada, İngilt

ere, Fransa, Irak ve Güney Afrika gibi devletler tarafından çeşitli programlar çerçevesinde geliştirilmiştir. Günümüzde ise biyolojik ve biyokimyasal silahlar Dördüncü Sanayi Devrimi’nin üretim teknikleriyle daha kolay tedarik edilebilmektedir. Genetik alanındaki yeni gelişmeler sayesinde tasarım virüsler, doğal olmayan yöntemlerle üretilen dayanıklı bakteriler ve genetiği değiştirilerek salgın haline getirilen hastalıklar milyonlarca insanın hayatını tehdit eden biyolojik silahlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bahsi geçen teknolojik yenilikler vasıtasıyla biyokimyasal silahların otonom üretimi ve dronlarla nakli mümkün hale gelmiştir.

Giyilebilir cihazlar Dördüncü Sanayi Devrimi’nin geliştirmekte olduğu askeri teknolojilerden birisidir. Giyilebilir teknoloji, belirli bir grubun gereksinimlerini karşılamak için ayarlanmış görevleri yerine getirmek için basit bir arabirimden oluşan, birçok elektronik işleve ve estetik özelliklere sahip giyilebilen ürünler olarak tanımlanabilir. Giyilebilir cihazlar; sensörler, aktüatörler, mikrodenetleyiciler, güç kaynağı ile veri toplama, kullanma, aktarma, depolama amacıyla yapılmış yazılım bileşenlerinden oluşmaktadır. Giyilebilir cihazlar sayesinde bir yandan askerlerin sağlık takibi ve stres yönetimi kolaylaşırken diğer yandan çevre güvenlikleri izlenip insani işlevleri güçlendirilebilmektedir. Bazı askeri teknoloji üreticileri askerlerin ağır yükleri kolayca taşıyabilmeleri amacıyla giyilebilir cihazları bir tür dış iskelet olarak tasarlamaktadır. Örneğin Çinli Norinco firmasının tasarladığı dış iskelet askerlerin 100 kg’lık yük taşıyabilmelerini sağlamaktadır. Bu bağlamda giyilebilir cihazlar sahip oldukları üstün özellikler sayesinde hem askeri teknolojiyi dönüştürmekte hem de askerlerin kapasitelerini biyolojik sınırlarının üzerinde geliştirmektedir. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin en önemli üretim teknolojilerinden birisi olan
eklemeli imalatın (additive manifacturing) askeri teknolojideki önemi ise her geçen gün artmaktadır. Eklemeli imalat, başlangıçta üç boyutlu bir bilgisayar destekli tasarım sistemi kullanılarak oluşturulan bir modelin, uzun bir planlama sürecine ihtiyaç olmadan doğrudan üretilebilmesidir. Tarih arşivi sizler için araştırıyor..

Üç boyutlu yazıcıların ucuzlaması eklemeli imalatın giderek yaygınlaşmasını sağlamaktadır. İhtiyaç duyulan askeri malzemelerin kısa sürede girdi israfı olmaksızın üretilmesine imkan tanıyan eklemeli imalat teknolojisinin ABD Savunma Bakanlığı tarafından benimsemesi bu duruma bir örnek niteliğindedir. United Launch Alliance isimli havacılık ve uzay mühendisliği şirketi Savunma Bakanlığı ve Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri’nin ihtiyaç duyduğu birçok donanımı bu teknolojiyi kullanarak üretmektedir. Günümüzde askeri donanımların büyük çoğunluğu şirket laboratuvarlarında veya fabrikalarda üretilse de yakın gelecekte eklemeli imalat teknolojisiyle dijital olarak tasarlanan askeri donanımlar ve parçaları çatışmalarda ve operasyon sahasında üretilebilecektir.
Aktardığımız bilgiler kapsamında, Dördüncü Sanayi Devrimi sürecinde nanoteknolojinin askeri sektörde büyük önem kazandığı görülmektedir. Nanoteknolojiyle üretilecek akıllı malzemeler sayesinde silahlar daha hafif ve etkili hale gelecektir. Ayrıca nanoteknoloji alanındaki gelişmeler ışığında kendisini tamir eden akıllı silah sistemlerinin yaratılması beklenmektedir.

2. DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ VE ULUSAL GÜVENLİĞİN DÖNÜŞÜMÜ

Soğuk Savaş Sonrası Dönemde küreselleşmenin etkisiyle ulusal güvenliğin anlamı değişmiştir. Devlet-merkezli, tehdit odaklı ve askeri savunma ağırlıklı ulusal güvenlik yaklaşım yerini devleti, devlet dışı aktörleri ve bireyleri içeren, kimlik, risk ve fırsat odaklı ulusal güvenlik yaklaşımına bırakmıştır. Bu bağlamda ulusal güvenlik, devletin bekasına ve refahına yönelik tehditlere ve risklere karşı gereken önlemlerin alınması; müşterek kimlik, değer ve çıkarların muhafaza edilmesidir. Dördüncü Sanayi Devrimi’yle birlikte ulusal güvenlik kavramsal ve aktörel
açıdan yeni bir değişim yaşamaktadır. Akıllı ve özerk teknolojiler askeri alan başta olmak üzere ekonomi, toplum ve siyaset gibi ulusal güvenliği etkileyen alanlarda köklü değişimlere neden olmaktadır. “İnsan” Dördüncü Sanayi Devrimi’ne kadar ulusal güvenliğin temel öznesiyken “akıllı makineler” ulusal güvenliğin yeni öznesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ulusal güvenliği etkileyen tüm alanlarda insanı ikame eden akıllı makinelerin güvenliği, neredeyse insan güvenliği kadar önemli hale gelmektedir. Üretimde ve savunmada etkinliği arttıkça akıllı makinelerin güvenliğinin sağlanması ulusal güvenlik için öncelik arz edecektir. Zira Dördüncü Sanayi Devrimi ilerledikçe bireylerin, ulusların ve devletlerin varlığı akıllı makinelere daha da bağımlı hale gelecektir.

Zira bir varlığın güvenliğinin sağlanabilmesi için varlığa yönelik tehditlerin önlenmesi gerekmektedir. Dördüncü Sanayi Devrimi sürecinde tehdit algısı köklü bir değişim geçirmektedir. Günümüze kadar güvenliğe yönelik tehditler insan kaynaklı olurken yeni dönemde akıllı makineler de tehdit kaynağı olabilmektedir. Örneğin ulusal
orduların envanterine giren özerk silahlar ve otonom robotlar, insanların ve akıllı makinelerin öznesi olduğu ulusal güvenliğe karşı tehdit niteliği taşımaktadır. Askeri alanda insan kontrolünü azaltan teknolojiler savaşın idaresine dair belirsizliklerin doğmasına yol açmakta ulusal güvenliğe yönelik risk ve tehditleri artırmaktadır. Ayrıca ulusal güvenliğin aktörleri olan devlet, devlet dışı oluşumlar ve bireyler arasındaki güç ilişkileri Dördüncü Sanayi Devrimi’yle değişim göstermektedir. Önceki üç Sanayi Devrimi, devletin ulusal güvenlik alanında en önemli aktör olmasını sağlamıştır. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin akıllı teknolojilerinin bireyler ve devlet dışı yapılar tarafından kolayca imal edilebilmesi güç unsurlarının devletlerden devlet dışı oluşumlar ve bireyler lehine artmasına neden olmaktadır. Bir başka deyişle Dördüncü Sanayi Devrimi’yle devletlerden devlet dışı aktörlere doğru bir güç kayması yaşanmaktadır.

Ulusal güvenliğin en önemli konularından biri olan “çatışma” da Dördüncü Sanayi Devrimi’nin etkisiyle dönüşüm süreci geçirmektedir. Bu süreçte çatışmaların karakterinin ve ölçeğinin değiştiği görülmektedir. Savaş-barış ve savaşçı-sivil ayrımları her geçen gün ortadan kalkmakta ve yerel çatışmaların yıkıcı etkileri küresel nitelik kazanmaktadır. Yerel sorunların küresel sorunlara dönüşmesinin nedeni Dördüncü Sanayi Devrimi’yle akıllı makineler, bireyler, devlet dışı oluşumlar ve devletlerarasında hızla artan bağlantılılıktır (connectivity). Bağlantılılıktan en çok faydalanan aktörlerin başında ise terör örgütleri gelmektedir. Örneğin, Ortadoğu’da çatışan IŞİD, sosyal medya aracılığıyla militan kazanabilmekte, Ortadoğu’ya uzak birçok bölgede terör faaliyetleri planlayabilmekte ve propagandalarını milyarlarca insana ulaştırabilmektedir.

endüstri 4.0 ve sanayi devrimi
endüstri 4.0 ve sanayi devrimi

Dördüncü Sanayi Devrimi’yle birlikte yeni bir savaş türü olan “özerk savaş” olgusunun da ortaya çıktığı gözlenmektedir. Özerk savaşın en önemli unsurları askeri otonom robotlar ve yapay zeka temelli hassas güdümlü silahlardır. Ulusal güvenlik politikalarını özerk savaş konsepti ile uyumlu hale getirme arzusuna sahip devletler öncelikle bir “robo-savaş perspektifi” geliştirmek zorundadır. Özerk savaş kara, deniz, hava, uzay, siber ve beyin gibi çok çeşitli alanlarda görülecektir. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin en önemli üretim sistemlerinden olan üç boyutlu yazıcılar ve programlanabilir akıllı fabrikalar sayesinde özerk savaşın muharip araçları devlet dışı örgütlerce de üretilip, etkin bir şekilde kullanabilecektir. Terör örgütleri veya silah şirketleri tarafından üretilen robotik silahlar ulusal güvenlik için büyük tehditler haline gelmektedir. Bu bağlamda Dördüncü Sanayi Devrimi savaş alanında devlet-devlet dışı silahlı güç; asker-sivil; insan-robot; savaşan-savaşmayan; askeri hedef-sivil hedef ve savaş-barış ayrımlarını silikleştirmektedir.

Dördüncü Sanayi Devrimi askeri teknolojiye özerk nitelikler de kazandırmıştır. Zira yapay zeka makinelerin öğrenme, bilgi depolama ve üretme gibi yeteneklere sahip olmasını sağlamaktadır. Yapay zekanın insanın zihinsel gücüne yetişebilmesi veya geçmesi sonucunda ulaşılabilecek “tekillik” (singularity) olgusu uzmanların şiddetle tartıştığı bir konu haline gelmiştir. Birçok yazar tekilliğin gerçekleşmesi sonucunda insanlarla birlikte veya insanlara karşı yaşayan yeni bir otonom robot türünün gelişebileceğini savunmaktadır. Ulusal güvenlik aktörlerinin de endişe duymasına yol açan tekillik olgusu yeni bir güvenlik alanının doğmasına yol açmıştır: “beyin güvenliği”. Bu yaklaşımın savunucularından olan Georgetown Üniversitesi Tıp Merkezi’nde etik uzmanı olarak çalışma yürüten James Giordano, beyni yakın geleceğin muharebe sahası olarak görmektedir.Yani hem ulusal hem de uluslararası güvenlik alanında aktörlerin kıyasıya mücadele edeceği yeni bir cephe doğmuştur. ABD Savunma Bakanlığı’na bağlı bir kurum olan Defense Advanced Research Projects Agency’nin (DARPA) son yıllarda bilgisayar programlama ve nöroloji alanlarında çalışmalar yaparak insan beynini askeri amaçlar doğrultusunda incelemesi bu konuda bir örnek olarak değerlendirilebilir.

Dördüncü Sanayi Devrimi siber güvenliği çok boyutlu bir ulusal güvenlik alanına dönüştürmüştür. Birbirine internet aracılığıyla bağlı cihazların kullanımı Dördüncü Sanayi Devrimi’yle yaygınlık kazanmış ve en temel itici güçlerinden olan nesnelerin interneti ev, iş veya sokak fark etmeksizin akıllı makinelerin, cihazların ve araçların birbirine bağlanmasını sağlamıştır. Bu bağlantılı olma durumu Üçüncü Sanayi Devrimi’nin getirisi olan enformatif gizlilik probleminin çok daha büyük siber tehditlerin muhatabı olmasına yol açmıştır. İnternet bağlantısının bu kadar geniş ve yaygın olduğu yeni dönemde ulusal güvenlik aktörleri olan devletlerin, şirketlerin ve bireylerin gizli tutmak zorunda olduğu bilginin korunması en temel güvenlik sorunlarından biri haline gelmiştir.

Daha geniş bir biçimde analiz edersek nesnelerin interneti, siber saldırganlara nesnelere ve gizli kalması arzu edilen bilgilere ulaşabilme, onların bütünlüğünü bozabilme ve kullanılabilirliğini zafiyete uğratabilmeleri için geniş imkanlar sağlamıştır. Nesnelerin internetiyle birbirine bağlanan neredeyse tüm cihazlar, siber saldırganların sanal ve fiziksel açıdan büyük yıkım yaratan botnet (köle bilgisayar) ordularının askerleri olabilecektir. Siber saldırganların otonom robotların yoğun olarak kullanıldığı bir ordunun idare sistemlerini hacklediği düşünülürse siber zombi haline gelmiş bir ordunun yaratacağı yıkım ve terörün boyutu tahminlerin ötesine bile geçebilir. Ulusal enformasyon güvenliğine yönelik başka bir tehdit ise yapay zekaya sahip otonom robotların insan kontrolüne gerek duymaksızın etkili siber saldırganlar haline gelmeleridir. Bu durum insan merkezli siber tehditlerden daha büyük bir tehdit potansiyelini bünyesinde barındırmaktadır. Özellikle tekilliğe ulaşıldığı anda insan zekasından daha etkili bir kapasiteye sahip olacak yapay zekanın yönettiği siber saldırıların yönü, şiddeti ve etkileri ulusal güvenliğin geleceği adına büyük riskler içermektedir.

Aktardıklarımızın dışında hiç şüphesiz farklı siber tehditler de mevcuttur. Akıllı Makineler Çağı’nın (the Age of the Smart Machine) tüm bileşenlerini bünyesinde barındıran otonom akıllı fabrikalar, siber saldırıların hedefi haline gelecektir. Dördüncü Sanayi Devrimi’nin yaşandığı ülkelerin üretimde verimliliği ve kazancı arttıran akıllı fabrikaları yoğun bir şekilde kullanacağı kesindir. Ancak siber saldırganlarca bu akıllı fabrikaların işleyişine yönelik gerçekleştirilecek olan saldırılar, saldırıya maruz kalan devletin mal ve hizmet üretimini yavaşlatabilir, durdurabilir ve belki de yok edebilir. Bu açıdan bakıldığında Devrim’in akıllı teknolojileri bir yandan devletlerin en önemli güç kaynağı olurken diğer yandan büyük zayıflıkları da barındırmaktadır. İrdelediğimiz örnekler, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin kendinden öncekine kıyasla daha farklı ve çok boyutlu bir siber savaş olgusu yarattığını göstermektedir. Akıllı Makineler Çağı’nda ulusal güvenliğin neredeyse hiçbir aktörü, düşman veya rakip olarak gördüğü aktörlerin sensörlerine, otonom robotlarına, akıllı fabrikalarına ve enformasyon sistemlerine siber saldırı yapma güdüsünü bastıramayacaktır. Yeni dönemde siber saldırıların etkilerinin kendilerinden öncekilere kıyasla geometrik hızla artması nükleer silahların karşılıklı yok olma garantisi sebebiyle yükselttiği savaş eşiğini çok daha aşağı seviyeye getirmektedir. Ulusal güvenliğin siber saldırılara karşı korunabilmesi için etkin siber savunma sistemlerine ve devletlerin siber saldırı yapmaktan alıkoyan caydırıcı uluslararası antlaşmalara ihtiyaç duyulmaktadır.

3.DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ’NİN YARATTIĞI SOSYOEKONOMİK
SORUNLARIN ULUSAL GÜVENLİK ÜZERİNE ETKİSİ

Dördüncü Sanayi Devrimi’yle birlikte girişimcilerin mal ve hizmet üretiminde insan kaynaklı işgücünü akıllı makineler olan otonom robotlar ve üç boyutlu yazıcılarla ikame etmesi derin toplumsal krizlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Üretim sürecinden dışlanmış işsiz insan kitleleri ve devrim sürecinin yarattığı dönüşümden faydalanamayan ülkelerin toplumları şiddet eğiliminin en yoğun görüleceği gruplar olacaktır. Eşitsizliklerin giderilmesi için hükümetlere yapılan baskılar olumlu sonuç vermezse talepleri karşılanmayan insanlar ulusal güvenliği tehdit eden şiddet eylemlerine başvurabilir. Eşitsizliklerin mağduru olan insanlar eşitsizliğin kaynağı olarak gördüğü özel şirketlere, serbest piyasa ekonomisine ve çözüm üretmeyen hükümetlere karşı şiddet temelinde örgütlenebilir; eşitsizlikten beslenen terör örgütlerine veya çetelere katılabilir. Öfkeli grupların girişeceği şiddet eyleminin bir diğer muhatabı rakip olarak gördüğü otonom robotlar veya akıllı makineler olabilir. Bu durumda ulusal güvenlik yeni bir alan kazanacaktır: Robot Güvenliği.

Dördüncü Sanayi Devrimi yalnızca bireyler arasında değil ülkeler arasında da eşitsizliği arttıracaktır. Girişimcilere sağladığı ucuz işgücü ve yüksek faiz sayesinde yabancı doğrudan yatırım çeken ve bu yolla ekonomik açıdan kalkınan gelişmekte olan ülkeler, Dördüncü Sanayi Devrimi’nden olumsuz etkilenebilir. Akıllı Makineler Çağı’nda işgücü maliyetinden büyük oranda azade olan girişimciler yatırımlarının akışını Almanya, ABD ve Japonya gibi devrime öncülük eden ülkelere yönlendirebilir. Bu durumda uluslararası politik ekonomik sistemde 19.yy’dakine benzeyen asimetrik güç dağılımı görülebilir. Öyle ki merkez ile arasındaki uçurumun artması ve umudunu kaybeden çevre ülkelerinden gelen istikrarsızlıklar nedeniyle yarı çevre ülkeler, çevre ülke konumuna gerileyebilir. Devletlerarasında böylesine büyük istikrarsızlık artışı ve güç kaymaları ulusal güvenliğe karşı yeni riskleri de beraberinde getirmektedir.

Bu yazılarımız da ilginizi çekebilir:

Türk Havacılık Sanayi Tarihinde Bir Devrim: Türk İHA ve SİHA’ları

Biyolojik Silahların Ekonomik Savaş Aracı Olarak Kullanılması

Kaynak

Hüseyin Yıldırım, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin Ulusal Güvenliğe Etkisinin Karşılaştırmalı Analizi

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Hüseyin Yıldırım’a aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.