Sasanilerin Ortaya Çıkışı Ve Devletin Kuruluşu

Sasaniler

Kendi varlığını ve meşruiyetini kadim Pers İmparatorluğu’na yaslayan ve bu bağlamda dini ve siyasi bir varis olarak gören Sasani İmparatorluğu bu sayede İran coğrafyasına 400 yılı aşkın bir süre hâkim olmayı başarmıştır. Bu krallığın kurucu figürü olan I. Ardeşir ve onun kökeni ve ‘Sasan’ kavramıyla bağlantısının hangi çerçevede gerçekleştiği hususu bilim çevrelerinde hala tartışılmaktadır. Bunun en önemli nedenlerinden biri de bu konuda birbiriyle uyuşmayan ama aynı döneme tarihlenen metin yahut kitabelerdeki kimi bilgi kırıntılarıdır. Araştırmacıların çoğu Taberi’nin Sasan’ı Ardeşir’in babası Papak’ın babası olduğuna dair verdiği bilgiyi esas olarak kabul etmektedir. Fakat Taberi’den çok önceleri I. Şapur’un zafer anıtı mesabesinde yaptırdığı Ka’be-yi Zerdüşt’e koyduğu üçdilli (Parthça, Pehlevice, Yunanca/Grekçe) kitabesinde Sasan, Kral olarak anılsa da I. Adeşir’le ilişkilendirilmemektedir.
İslami dönem dokuzuncu yüzyılda tedvin edildiği bilinen, Sasani dini literatürünün önemli metinlerinden olan ve yaratılıştan eskatolojiye bir dünya tarihi sunan Bundahişn1 kitabında Papak’ın oğlu Ardeşir’in annesinin, Vehafrid’in oğlu ve birkaç nesil boyunca nesebini sürdüren Sasan’ın kızı olduğu yazılıyor. Bu durum, Ardeşir’in babası Papak’tan ziyade kayınpederi Sasan’la anılmasını sağlamıştır. Bununla birlikte Ardeşir’e atfedilen Karnamag Artaxshahr Papakan adlı metinde ise Sasan’ın Papak’ın kızıyla evlendiği ve Ardeşir’in bu evlilikten dünyaya geldiği kabul edilmektedir. Zira burada Sasan’ın Pers imparatoru Dara’nın soyundan geldiği dile getirilmektedir. Bu aynı zamanda meşru bir zemin bulma çabasının tezahürü gibidir. Firdevsi’nin Şehname’sinde ve Agathias’ın metninde de bu bilgi teyit edilmektedir.

Sasani Devleti

Doğu İran’da bulunan bir ostraca üzerinde ”ssn” ibaresinin epigrafik formu tesbit edilmiştir. Bu tesbitle bazı araştırmacılar bu epigrafik formun Sasan’la ilişkili olabileceği ihtimali üzerinde durmuşlardır. Fakat görünürde bunun “sasan”la bir ilişkisi yoktu. Kimi araştırmacılar ise bu ismin sasan değil, sesen ismine bir gönderme olduğunu ve M.Ö. Erken ikinci binyılda Ugarait dilinde bulunan kadim Semitik bir tanrı ismini temsil ettiği görüşündeler.
Başka bir görüşe göre de; sasan ismi antik Persçeden gelen *çaçan (Koruyucu tanrı, Avesta dilinde θraθra “koruma”) kelimesiyle ilişkili olduğu yönündedir. Miladi birinci yüzyılda Taxila’da bulunan bir sikke üzerinde sasa şeklinde okunan bir ismin yazılı olduğu ve bunun Sasan’la ilişkili olabileceği yönündedir. Çünkü sikke üzerinde yer alan bir sembol veyahut amblem, I. Şapur dönemi hanedan armasıyla eşleşmektedir..
Sasan adı Asya’da çok kullanılan ve iyi bilinen, özellikle büyücülüğe ve büyücülere karşı sık başvurulan bir isimdi. Burdan hareketle bir Sasani mührü üzerinde yer alan şu ifade dikkat çekicidir:
sāsān ham sāsān bay ud sāsān āsbān “Ey Sasan, Tanrı ve koruyucu Sasan”.
Bu bilgi bize sasan isminin mistik bir tanrı ile bağlantısı olabileceğini düşündürtmektedir. Fakat gerçekte hanedana ismini veren sasan’ı kasdedip etmediği açık değildir.

Sasaniler Tarihi

Karnamag-i Ardaxşir-i Papagan’a ve Şehname’ye (Firdevsi) göre yerel bir yönetici olan Papag’ın kızı Sasanla evlenmiş ve sonrasında Sasan’ın Pers Kralı III. Darius’un soyundan geldiğini öğrenmiştir. Papag’ın kızı ile Sasan’ın birlikteliğinden Ardeşir dünyaya geldiği yönündeki bu kurgu erken dönem Sasaniler’de mevcut olduğu açıktır. Karnamag bir nevi hanedan ve kurucusunu meşru kılma çabasıyla yazılmıştır. Çünkü Karnamag’da Ardeşir kendisini;
arda şir i kay i a a an az tohmag i Sasan naf i dara şah “, Darius (muhtemelen I. veya III. Darius)’un şeceresinden olan Sasan’ın nesebinden, Papag’ın oğlu Kayanid’lerden Ardeşir” şeklinde tanımlamıştır.
O kendisini iran hanedanı mitsel kayanidlere ve tarihsel olarak Ahamenidlere dayandırarak her iki taraftan da meşruiyet çabasına girmiştir. Ka’be-yi Zardüşt ve Sasani kanunlarında Ardeşir’in kökenlerine dair herhangi bir açıklama mevcut değildir. Rivayetlere göre Sasani silsilesinin kendisine dayandığı Sasan, kutsal Anahit (Nahid) mabedinin başrahibiydi. Klasik Arap Kaynaklarından6 Akhbar’ut-Tiwal (Dinaverî) eserinde ise Sasan’ın Papak’ın babası, Ardeşir’in dedesi olduğu aktarılıyor. Taberi’ye göre Sasan, İstahr vilayetinde Anahita /Anahid denilen ateşgedenin/mabedin başrahibi idi. Christiensen’in Ka’be-yi Zardüşt kitabesine dayanarak Sasan’ın necip bir soya mensup olduğunu ve Bazrengi adında bir hanedandan Denag/Dineg adında bir kadınla evli olduğunu ifade etmektedir.

Taberi ise Sasan’ın Mebheşt adında soylu bir kadınla evli olduğunu söyler.

I.Şapur’un Ka’be (ka’be-yi Zardüşt) yazıtında Ardeşir’in Papak’ın oğlu ve Denak’ın da Papak’ın annesi olduğu açıkça anlaşılabiliyor. Fakat bu yazıtta Sasan açıkça “kral” olarak anılıyor ve görünürde Papak’la ilişkisine dair herhangi bir veri yoktur. Böyle resmi bir kayıt olduğu halde birçok âlim bu resmi kaydı esas almak yerine, Sasan’ın Papak’ın babası olduğunu ve mitsel İran krallarına neseb olarak dayandığını aktaran Taberi’nin bu görüşünü devam ettirmişlerdir. Firdevsi’nin Şehnamesinde, Karnamek kitabında ve Agathias tarafından yazılan Grekçe bir eserde anlaşıldığı kadarıyla Sasan Papak’ın kızıyla evlenmiş ve bu evlilikten Ardeşir dünyaya gelmiştir.
Fakat bu eserlerde anlatılan hikâyelerin doğru olup olmadığı tam olarak anlaşılabilmiş değildir. Hanedanın ismini Sasan’dan alması açıkça onun önemine göndermedir. Parthlar’ın son dönemlerinde onun isminin küçük bir tanrı/kral olarak geçtiğini görebiliyoruz. Sasan adıyla anılan bu yeni hanedanlık büyük ihtimalle Parthlar’la veya muhtemelen Ahamenid kraliyet ailesiyle ilişkilidir. Sasan’la ilgili bu tartışmalar her ne kadar kesin bir yere oturtulamıyorsa da Ardeşir’in Papak’ın oğlu olduğu ve muhtemelen Roma İmparatoru Septimius Severus’un Mezopotamya’yı istila ettiği tarihte (M.S. 197-198) Pers/Fars eyaletinin kralı iken Parthlar’a isyan ettiği açıkça biliniyor.

Firdevsi’nin Şehnamesi de Sasan’ın doğu köklerine işaret eder ki bu da soyun doğudan geldiğinin bir delili olarak kabul edilebilir.

Zira Şapur’un Ka’be-yi Zardüşt (ŞKZ) yazıtında ‘sasan’dan “xwday (lord=tanrı?) sasan” şeklinde bahsedilmektedir. Sasan’la ilgili tüm bu zorluk ve karmaşaya rağmen Ardaxsir’in kendisinin “yazdan,” tanrılarının soyundan geldiğini öne sürdüğünü ve Sasaniler’in Sasan’ı tanrısal statüye yükselttiğini söyleyebiliriz. Bütün bu ihtimallerin yanında Şapur ve Narseh kendi yazıtlarında öncelikle soylarına göndermede bulunmuşlardır. Bu yazıtlarda nesepleriyle ilgili verilen bilgiler dikkate alındığında kan bağı olarak Papak anılıyor ancak Sasan’ın sadece statüsü hakkında bilgi veriliyor. Ahamenid Pers İmparatorluğu krallarından bazılarının yazıtarında neseplerini yazmaları bir Pers geleneği olarak kabul edilebilir.
Sasaniler’de kendilerini nesep olarak dayandırdıkları Ahamenid Kralları gibi yazıtlarında kan bağlarına vurgu yapmışlardır. Şayet Sasan kan bağı olarak Sasaniler’le ilişkili ise yazıtlarda niçin Sasan’ın kendileriyle olan kan bağı hakkında bir bilgi vermemişlerdir? Ardeşir Naqş-ı Rustem’deki kısa yazıtında kendisini Papak’ın oğlu olarak tanımlıyor ama görünürde Sasan’la ilgili bir ifade kullanmıyor. Perslerde şecereye yapılan vurgu açık olduğu ve Ardeşir’in bânisi olarak kabul edildiği Sasani devleti, Sasan adıyla anıldığı halde Sasan’ın gerçek kimliğiyle ilgili açık bir ifadenin kullanılmamış olması ilginçtir. Sasan Pehlevice kitaplarda Ardeşir’in annesinin babası yani anne tarafından dedesi olarak zikredildiği halde yine de Sasan’la ilgili açık bir ifadenin kullanılmamış olması da önemli diğer bir noktadır. Sasaniler’de şahr-bambişn (devletin kraliçesi) veya bambişnan bambişn (Kraliçeler kraliçesi) şeklinde ünvanları olan bazı kadın isimleri zikredilmiştir.

Şayet Ardeşir anne tarafından Sasan’la ilişkilendiriliyorsa yazıtlarda, kitaplarda veya mühürlerde bu kan bağı birkaç zayıf ifadenin dışında niçin açıkça ortaya konulmamış ya da zikredilmemiştir?

Nihayetinde Sasaniler’de meşhur olmuş kadınlar bulunmakta ve yüksek statülerde oldukları bilinmektedir. Bu bilgiler de dikkate alındığında ağer Ardeşir Anne tarafından “Sasan” adlı bir kişi ile bağlantılıysa annesinin kökenlerine dair açık ifadelerin niçin geçmediği de başka bir sorudur. Nihayetinde Sasan’ın kökenleri ve kimliğiyle ilgili kesin bir ifade bulunmamasına rağmen muhtemelen kan bağı olarak hanedanın kendisine dayandığı tarihsel ve güçlü bir kişiliktir.

Sasani Devleti’nin Kuruluşu

Erken dönem Sasani kronolojisi hakkında I. Ardeşir dönemine dair yukarıda verilen tarihlere eldeki mevcud bilgi veya verilere bakıldığında daha anlaşılır olabileceği düşünülen birkaç tarihi kayda vurgu yapılması yerinde olacaktır.
Frye, Bişapur yazıtında geçen tarihler dikkate alındığında; Fravardin ayı 58 yılında Ardeşir’in ateşi 40 yılında, ateşin kralı olan Şapur’un ateşi 24 yılında, tarihleri birbirlerini takip ettiğini ve bu tarihlendirmeler de bize bu yazıtın henüz yazılmadan 5 yıl önce Sasani hanedanının kurulduğu/ortaya çıktığı fikrini desteklemekte olduğunu ifade etmiştir. Belki de Papak Parthlar’a karşı bağımsızlık bayrağını açtığını deklare ettiği yıl takriben ilk tarih 205-206, ikinci tarih 224-25 ve son tarih 240-241 yıllarına denk geldiği muhtemeldir. Böylece muhtemelen bu yazıtın oyulduğu/yazıldığı tarih 263-264 yılı olabilir. Bu konuda arkeolojik verilere bakıldığında bir uyuşmazlık ya da tutarsızlık söz konusu değildir. Özellikle başlangıçta tapınakta/ateşgedede kralî ateşin yanmasını temsil eden diğer tarihlere bakıldığında bir ihtilaf olduğu söylenemez. Firdevsi, Ardeşir’in ölümüyle ilgili şunları söyler:
چو سال اندر آمد به هفتاد و هشت
جهاندار بیدار بیمار گشت
بفرمود تا رفت شاپور پیش
7ورا پندها داد ز اندازه بیش
Firdevsi burada Ardeşir’in 7 yaşında hastalandığında tahtı oğlu Şapur’a bırakıp ona nasihatlerde bulunduğunu söyler. Firdevsinin verdiği bilgiler yine Sasani devletinin kuruluşuyla ilgili bazı detaylar içermektedir. Ardeşir, krallığını yaptığı Pars/Fars eyaletinin sınırlarını genişletmeye başlama çabası muhtemelen miladi 3. Yüzyılın ilk çeyreğinin sonlarına denk düşmektedir. Ardeşir’in bu dönemde yetişme çağında olan iki oğlu vardır. Bunlardan Kirman valisi olarak atanan Ardeşir, Vologaeses/Balash (Parth) bu eyaletin kralı olduğu tarihte Ardeşir Kirman’a vali olarak atanır ve Sasaniler tarafından Vologaeses, Ardavan’la birlikte savaşta mağlup edilerek esir alınır. Öte yandan Taberiye göre Şapur Ardavan’la yapılan savaşta bulunmuş ve Parth Kralı’nın kâtibi Dadbundad/Dadhbundadh’ı bizzat öldürmüştü. Dahası Taberi’ye göre Ardeşir öldüğünde yerine geçen oğlu Şapur, oğlu Hormizd/Ohrmazd’ı Horasan yöneticisi olarak atadı. Şapur’dan sonraki Kral Hormizd eğer 243 tarihinde Horasan eyaletine yönetici olduysa O Ardeşir saltanatının başlangıcından (muhtemelen m. 220 tarihinden öncesidir) birkaç yıl önce doğmuş olmalı.

Taberi’nin kendi ifadesiyle Nassari kaynakları ve erken dönem yazarların kitaplarından aldığı bilgiye göre Büyük İskender’in Babylonia/Babil’de hükümdarlık yapmasının üzerinden 523 yıl geçtiğini söyler.

Bu tarih baz alındığında muhetemelen Ardeşir saltanatının 211-12 tarihine denk geldiğini ve Ardeşir’in yükseldiği/orataya çıktığı tarihin dahi m. 192 yılına rastladığı sonucuna ulaşabiliriz. Acta Martyrum’da geçen bir pasaja göre II. Şapur hükümdarlığının 31. Yılı Sasaniler’in 117. Yılı olduğu ve bu da 29 Ağustos 339, 27 Ağustos 340 yılı olduğundan Ardeşir yönetiminde Sasani imparatorluğunun kuruluş tarihi 27 Eylül 223 tarihi olduğu çıkarımı yapılabilir.
Önemli bir kısmı mübalağa ve tutarsız olan İbn-i Belkhî’nin Farsname’sinde Ardeşir’in 14 yıl 2 ay müddetince müluk-u tavaif meliklerine hükmettikten sonra (Tüm İran coğrafyasına) krallık yaptığını toplamda ise 44 yıl 10 ay boyunca hükümdarlık yaptığını aktarır. Böylece ilginç bir şekilde Farsname’de Ardeşir’le ilgili verilen bu kronolojik bilgilerden 14 yıl 2 aylık zaman dilimi tutarlı görünmektedir. Zira Ardeşir’in tüm hükümdarlığı 32 yıl müddetince sürmüş (20 -240) bütün İran coğrafyasına ise 14 yıl boyunca hükmetmiştir. İbn-i Belkhî’nin burada eserinde aktardığı 14 yıl 2 ay zaman dilimi diğer tarihi verilerle mukayese edildiğinde güvenilir bir bilgi olduğu anlaşılıyor (Widengren, 1971: 723). Taberi de Ardeşir saltanatının 14 yıl 10 ay boyunca devam ettiğini aktarmaktadır. Taqizadeh yaptığı bütün bu kronolojik analizlerden hareketle Sasaniler’in m. 28 Nisan 224 tarihinde kurulduğunu belirtmektedir.

Sasani devletinin kuruluş aşamasıyla ilgili en temel ve detaylı bilgileri Taberi Tarihi’nde bulmaktayız.

Taberi Ardeşir’in ilk iş olarak Darabgird vilayetinde Çupanan adında mahalli bir krallığa doğru harekete geçtiğini ve Fasin adındaki kralı öldürdüğünü aktarır. Oradan Kones/Konus adındaki mahalli başka bir krallığa yönelir ve Manuçehr adındaki kralı da öldürür. Akabinde Lurvir adındaki başka mahalli bir krallığa karşı harekete geçer ve Dara adındaki şahı öldürür. Krallarını öldürdüğü bu yerlerde hâkimiyetin kendisine ait olduğunu ilan eder. Bu faaliyetleriyle beraber babasına bir mektup göndererek Gozihr’e saldırmasını ve onu öldürmesini yazar. Gozihr o sırada Bayza denilen yerdedir. Babası Papak’da Ardeşir’in istediği gibi Gozihr’e saldırır ve onu öldürür.
Babası Gozihr’in tacını ele geçirdikten sonra bölgede hakim güç olan Ardavan (Parth Kralı IV. Artabanus)’dan bu tacı oğlu Şapur’a takmaya müsaade etmesini istedi. Ardavan ise Papak ve oğlu Ardeşir’in mahalli kralların bir kısmını öldürdükleri için hata yaptıklarına dair sert bir cevap verdi. Papak ise Ardavan’ın bu tehdidine kulak asmayarak tacı oğlu Şapur (Ardeşir’in kardeşi)’a takar ve kral ilan eder. Papak bu işlemden sonra Ardeşir’den oraya gelmesini ister. Ardeşir ise bu teklifi kabul etmez ve kardeşi Şapur’un hışmına uğrar. Şapur etrafındakilerden bir ordu toplar ve Ardeşir’le savaşmak üzere bulunduğu yere doğru ilerler. Ardeşir bunu duyar duymaz İstahr’a doğru gitmeye karar verir. Fakat kardeşi Şapur aniden hayatını kaybeder. Şapur’un şaibeli ölümünden sonra Ardeşir İstahr’a vardığında kardeşleri toplanır padişahlık taht ve tacını Ardeşir’e teslim ederek ona itaat ederler. Ardeşir iktidarı eline aldıktan bir müddet sonra ihaneti ve taht kavgalarını önlemek amacıyla kardeşlerini katlettirir.

Ardeşir, Fahir adındaki birini Mobedan-ı mobed/başrahip, Rahfer’in oğlu Abresam’ı da vezir olarak tayin eder.

Bu esnada Kardeşlerinden bazılarının başka kişilerle bir olup kendisini katletmeye kastettikleri haberini alır. Bu karışıklığa binaen Darabgird halkı isyan başlatır. Ardeşir oraya geri döner ve isyancılardan bir kısmını öldürerek buna son verir. Bu olaydan sonra Ardeşir sırasıyla Kirman’a doğru ilerler ve Kirman valisi Balaş/Valaş’ı (Volageses) öldürür ve oraya Ardeşir adındaki oğlunu vali tayin eder. Fars körfezinde Abtenbud adındaki kral üzerine sefere çıkar ve bu bölgeyi de tamamen hâkimiyeti altına alır. Bu olaylardan sonra diğer mahalli krallar (müluk-ı tavaif) kendisine haber göndererek itaat ettiklerini bildirirler”, Christiensen’da bu bilgileri onaylamaktadır.
Ardeşir bütün bu mahalli krallıkları ele geçirdikten sonra adeta İran coğrafyasının kalbi durumunda olan bölgeye de sahip olacağını biliyordu. Ardeşir diğer bölgelerin fethine yönelmeden önce sahip olduğu toprakların güven içinde olması, dolayısıyla bu topraklara en büyük tehdit olan diğer yerel krallıklara son verip bölgeyi tamamen kontrol altına alması gerekiyordu. Ardaşir kıyıları emniyete almak için bölgede iki hâkim mahalli kral olan Haftanbokht ve Mihrak’ı mağlup etmiş ve onları ortadan kaldırmıştı. Akabinde Parth Kralı tarafından atanan Ahvaz krallığına da son verdikten sonra Arrajan bölgesini de istila etmiş ve böylece son yerel Pers Krallığı’na da son vererek önemli bir coğrafyayı hâkimiyeti altına almıştı. Böylece adeta Ardeşir-i Papagan İran platosunun siyasi ve politik olarak birleşmesini bir görev olarak addetmiştir.

Papek’in ikinci oğlu olan Ardeşir babasının ölümünden sonra kardeşi Şapur’un babasının yerine geçmesinden hoşnut değildi.

Ancak onların arasında ki sorun devam ederken kardeşi Şapur doğal yollardan hayatını kaybetti. Kendisini Pars/Fars eyaleti kralı olarak anan Ardeşir yakın civardaki emirlikleri tek tek hâkimiyeti altına aldı. Parthlar Ardeşir’in civardaki krallıklara son verip kendi yönetimi altında birleştirdiğini görünce Ardeşir’i durdurmak ve hâkimiyetine son vermek istediler. Kirkuk ve Adiabene, Parthlar’a karşı yapılan savaşta Ardeşir’in tarafında yer aldılar ve mücadeleyi kazandılar. Ardeşir kafasında büyük bir imparatorluk hayal ediyordu. Miladi 223 yılında ilk icraatlarına başladı ve yukarıda da aktarıldığı gibi Taberiye göre ilk olarak Kirman’a hücum etti ve buranın kralını rahatlıkla mağlup ederek orayı oğlu Ardeşir’in yönetimine bıraktı.
Hatta bundan dolayı Kirman uzun bir müddet boyunca Berdeşir (Araplar burayı Berdeşir olarak isimlendirmişlerdi) olarak ünlenmişti. Hemen akabinde Khuzistan (Huzistan) ve Umman krallarını mağlup ederek kendisine bağladı. Parth Kralı IV. Artabanus (Ardavan), Ardeşir’in çok ileri gittiğini düşünerek büyük bir orduyla saldırıya geçti. Böylece tarihi kesin olmamakla beraber (kuvvetle muhtemel 223/224) Khuzistan’ın Hormizdgan mevkiinde yapılan savaşta Parth Kralı IV. Artabanus’un orduları yenildi ve Kral’ın kendisi de savaş meydanında öldürüldü (M.S. 224). Bu tarihten sonra tarihte Sasani imparatorluğu olarak bilinen devlet yaklaşık yirmi yıl süren bir çatışma ortamından sonra ortaya çıkmıştır.

Muhtemelen Ardaşir, IV. Artabanus (Ardavan) ile yaptığı savaştan sonra Hamadan, kum ve Rey bölgelerini tahakkümü altına almıştır.

Widengren’in Tabari’nin aktarımına dayanarak kabul ettiği gibi, Ardaşir’in bundan sonra Rey’den ileriye, 224 yılı sonbaharında büyük Horasan yolundan devam ederek doğuya doğru yürüdüğü ve Gurgan, Harezm ve Horasan’ı alıp almadığı, şüphelidir. Ancak bu noktada yanıtlanması gereken soru, Tabari’nin Merv ve Belh gibi yerleri andığı gibi, doğuya karşı yapılan seferlerin neticesinde “Kuşan, Turan ve Makran Kralları”nın da elçileri vasıtasıyla yenilgilerini bildirip bildirmedikleridir. Ancak Ardeşir Sakastan, Ebrşehr (günümüz Horasan’ı), Merv, Harezm ve Belkh memleketlerini tasarrufuna aldı ve böylece kudretini doğuda da hissettirdi.
Parth İmparatorluğu’nun sonlarına doğru Baktria bölgesinde hüküm süren Kuşan imparatorluğu ve İran neredeyse bağımsız kalmışlardı. Ardeşir miladi 224 tarihinde Parth İmparatorluğu’na son verip Sasani devletini kurduktan hemen sonra Sasaniler Baktria’daki Kuşan imparatorluğu üzerinde baskılarını hissettirdiler. Muhatemelen Baktria doğrudan Sasani “Krallar kralı”nın hâkimiyeti altına girmişti. Frye, Schippmann’ın aksine Armenia Kralı’nın bir şekilde Ardeşir’e direndiğini Kuşan Kral’ı Vehsadjan’ın ise Ardeşir’e bağlılığını bildirdiğini ve böylece Ardeşir’in bundan sonra uşanşah olarak anılmaya başlandığını söyler.

Dördüncü yüzyıl sonlarında Sasaniler adına bölgede bulunan valileri “ uşan-şah” sıfatıyla bilinirlerdi.

Hatta Kuşanlar Sasaniler adına sikke bastırmışlardı. Sasaniler adına bastırılan bu sikkeler literatürde uşano Sasani sikke serileri olarak adlandırılmaktadır. Ancak Sasani valilerinin bastırdıkları bu sikkelerin tarihlendirilmesi konusu muallakta kalmıştır. Bunun yanında bir mühür üzerinde Sasani- uşanşah olarak başında mütevazı bir ‘diadem’le tasvir edilen bir figürün Ardeşir’in Denag adındaki eşinin tasviri olduğu düşünülüyor. Wiesehöfer, mühürlerde adı geçen Denag adlı kişinin I. Ardeşir’in kızkardeşi olduğunu ifade ediyor. Burada esas soru bahsedilen ismin iki ayrı kişiye mi ait olduğu yoksa tek kişiye mi refere olduğudur? Denag’ın aslında Ardeşir’in kızkardeşi ve aynı zamanda eşi olduğu söyleniyor. Ancak Wiesehöfer, Sasaniler’de hala aile içi evlilikle ilgili kesin bilgilerin olmadığını söylemektedir.

Resim: Sasani Parası
Bu sikkenin ön yüzünde I. Ardeşir büstü yer alırken arka yüzünde tanrı Anahita tasvir edilmiştir.
Ardeşir Parthlar’ı yendikten sonra 2 Nisan 224 tarihinde fatihane bir edayla Ktesifon/Tisfon’a girer ve Babil eyaletini itaatine alarak Parthlar’ın yerine krallığını ilan eder. Ardeşir resmen miladi 226 tarihinde hükümdarlık tacını takar ve “ rallar kralı/Şehinşah” ünvanını alır. Sasaniler Parthlar döneminde vasal krallıklarla yönetilen İran coğrafyasına hâkim olduktan sonra Parthlar’ın aksine korkunç ve orantısız bir güçle merkezi bir devlet kurma çabasına giriştiler. Bu durum sıklıkla I.Ardeşir ile oğlu I.Şapur 241-272) döneminin sonlarına kadar mütemadiyen devam ettirildi.

I. Ardeşir’den sonra oğlu Şapur babasına göre önemli olçüde merkezi bir yönetim kurma çabasına girdi ve daha güçlü ve daha disiplinli bir ordu ve yönetimle kurulan bu yeni devleti daha hızlı ve derinden merkezileştirdi.

Sonuçta dağınık halde bulunan Pers klanlarını bir araya toplamayı başardılar ve hem doğuda hem de batıda ciddi bir güç oldular. Özellikle Roma’nın başlarda önemsemediği Sasani hanedanı giderek Romalılar için Parthlardan daha tehlikeli olduğunu I. Şapur’un Roma İmparatoru Valerianus’u esir alınca göstermiş oldu.
Başlangıçta Roma, Parthlar’ın siyaseten diğer yerel krallıklarla sorun yaşamasını önemsememişti. Fakat Sasani hanedanının Parthlar’ı mağlup ettikten sonra 230 yılında Mezopotamya’ya kadar ilerlemeleri Roma İmparatorluğunun ciddi tedbirler almasını gerektirdi ve doğuda Parthlar’dan sonra yaklaşan Sasani tehlikesini bertaraf etme poltikalarını üretmelerini zorunlu kıldı. Mezopotamya’da I. Ardeşir döneminde Romalılar’la başlayan savaşlar dizisi 133 yıl boyunca devam edecekti. Roma İmparatoru Severus Alexander Perslerin bu saldırısına kâfi derecede karşı koymasına rağmen Severus’un 233 yılında ölmesine kadar bu çatışma ortamı herhangi bir antlaşma ile sonuçlanmadı.
Miladi 3. Yüzyıl monarşi yüzyılı olarak karakterize olmuş yüzyıl gibidir. Bu, dördüncü yüzyılda II. Şapur’un (309-379) yetişme çağına (genellikle 16 yaş olarak kabul edilir) erene kadar ki dönem olarak tarif edilir ve ittifakla II. Şapur krallığın başına geçene kadar din adamları ve soyluların hâkim güç olduğu kabul edilir. II. Şapur büluğ çağında devlet yönetimini üstlendiğinde İran’ın ciddi ve hızla merkezileştiğini görebilmekteyiz. II. Şapur rejiminde dikkat çekilmeyen husus Şapur’un krallığının bizzat soylular tarafından inşa edilmesidir.
Kaynak
Muhammet Yücel, Erken Dönem Sasani Tarihi Ve Sikkeleri
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Muhammet Yücel’e aittir.
Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.