Siber Mücadelenin Sıcak Savaşlara Etkisi

Siber Ortamın Savaşlara Etkileri
İnternetin ortaya çıkması, bilişim sistemlerinin kullanılması, e- devlet ve eticaret gibi elektronik ortam hizmetlerinden faydalanılması birçok tehlikeyi de beraberinde getirerek, ülkeler arasındaki gerginliklerde saldırı malzemesi olmuştur.
Sibirya Doğalgaz Patlaması-1982
1982 yılında Sibirya’da yaşanan patlama, tarihte siber teknoloji kullanılarak gerçekleştirilen ilk siber saldırıdır. Saldırı sonucunda Sibirya doğal gaz boru hattında yaşanan patlama ise nükleer olmayan en büyük patlamadır . Soğuk savaş sırasında Sovyetler Birliği ve ABD arasında casusluk faaliyetlerinin yürütüldüğü bilinmektedir. Ruslar 1982 yılında Kanada da bir şirketten doğal gaz boru hatlarını kontrol etmek için kullanılan bir yazılımı çalmaya başlamıştır. Rusların Kanada’dan gizlice çaldıkları, aslında CIA tuzağı ile çaldık zannettikleri virüslü bir yazılımdır. ABD yazılımın içine Truva atı virüsü yüklemiştir. ABD, Rusların yazılımı çalmaya başladıklarını fark etmiştir. Ancak operasyonu durdurmak yerine yazılımın içine virüs yerleştirmeyi tercih etmiştir. Rusların çaldığı yazılım bir süre sonra bozulmuş, boru hatlarındaki akışı anormal seviyelere çıkartmış ve borunun patlamasına sebep olmuştur.  Casusluk faaliyetlerinin alan değiştirmesi gerektiğini gösteren ilk siber saldırı örneği can kaybına neden olmadan ancak birçok maddi zarara yol açarak boyutunu gözler önüne sermiştir.
Irak-1990
1990 yılında Körfez Savaşı için ABD siber savaşçıları ve özel operasyon komandoları bir araya gelerek, Irak’ın geniş hava savunma radar ve füze ağlarını nasıl imha edeceklerini incelemekle işe başlamıştır. General Norman Schwarzkopf, Bağdat’taki kurmay başkanlıkları ya da askeri birliklerin yerine hava savunma radar ve füze üssünün öncelikle imha edilmesi gerektiğini, böylece havadan gelecek tehlikeye karşı savunma sistemi kırılan Irak’ı, bombalamanın daha kolay olacağını düşünmüştür. Bu nedenle ilk saldırılar hava savunma radar ve füze üslerine karşı yapılmıştır. Savaşa kadar dünyanın 5. büyük kara ordusuna sahip Irak, hava ve kara koordinasyonu konusunda zayıf kaldığından ve hava üstünlüğü ABD’de olduğundan ağır darbe almıştır. ABD Ordu İstihbarat birimi telsiz frekansı tespit donanımlarıyla yüklü helikopterleri Irak sınırının güvenli kısmındaki stratejik noktalara göndermiştir. Irak ordusunun iletişim sistemleri üzerinde çalışarak, telsiz frekans sistemlerini tespit etmiştir. Operasyon başladığından itibaren Irak iletişim sistemi gizlici dinlenmiştir. Hatta dinlemek ile kalmayıp, bir müddet sonra iletişime geçilmiştir. Irak ordusu kendi birimlerine telsizle talimat veremeyeceğini anlayınca, yedek frekans listesi üzerinde değişiklik yapmaya başlamıştır. Ancak ABD Ordu helikopterleri içindeki donanımlar, yeni frekansları da tespit etmiştir. Irak ordusu birlikleriyle telsiz iletişimi yapmaktan vazgeçerek, gömülü telefon hatlarına dönmüştür. Eski temel seri telefon hatlarından herhangi birine şifreli vericilerle girip tüm bilgileri ordu istihbaratına göndermeye çalışmıştır. Ancak ABD ordusu, telsiz iletişimini kesmekte kullandığı yöntemi yine kullanmıştır. Irak ordusu son çare olarak talimatları yazarak göndermeye çalışmıştır. En ufak bir talimatı bile arazideki komutanlara kamyonlarla gönderip cevapları kamyonlarla almaya çalışmışlardır. Birden fazla birime bu şekilde talimatların gidip gelmesi ve aynı anda hareket edilmesi zorlaşmıştır. Ayrıca ABD ordusu talimatları taşıyan kamyonları hedef almaya ve devre dışı bırakmaya başlayınca, Iraklı şoförler mesaj taşımayı reddetmeye başlamıştır. Arazi komutanları merkezden emir alsa bile dinlenildikleri için cevap verdikleri taktirde bulundukları yerin tespit edilebileceği düşüncesiyle cevap vermemeye başlamıştır. Hatta cihazları kapatmışlardır. İletişimin ele geçirilmesiyle Irak komuta kontrol sistemi tamamen yıkılmıştır.
Irak Savaşı, savaşların geleneksel yöntemler yerine, siber ortam yetenekleri ile yürütülebileceğini, ordunun kalabalık olmasının önemli olmadığını, önemli olanın siber ortam güvenliğinin sağlanması gerektiğini, savaşta siber ortamın ele geçirilmesi durumunda, kimsenin burnunun kanamasına bile gerek kalmadan savaşa galip gelinebileceği ihtimalini gösteren, ilk büyük savaştır.
Ay Işığı Labirenti-1998
Moonlight moze operasyonu olarak bilinen ve Mart 1998’de başlayan operasyon ile ABD’nin Pentagon, NASA, ABD Enerji Bakanlığı ve üniversitelere ait araştırma ve geliştirme sırları, askeri tesislerin haritaları, askeri yapılandırmaları ve askeri donanım tasarımlarını içeren birçok gizli bilgi çalınmıştır. Rus hackerlar tarafından bilgilerin çalındığı düşünülmektedir. Çalınan bilginin değeri açık artırmaya çıkarttığınızda yüz milyonlarca dolarla ifade edilebilecek büyüklüktedir. ABD’nin yapmış olduğu teknik takip sonucu bilgilerin Moskova’ya sevk edildiği tespit edilmiştir. Ancak Rusya, konu ile bir ilgisinin olmadığını belirtmiştir. İnternet üzerinden yapılan sızmalarla kritik alt yapı bilgileri devlet sırları bazen rotasını bilmeden hacking yapan ve ne bulursam kârdır düşüncesinde olan hackerlar için kazanç kapısı olabilmektedir.
NATO Kosova Krizi -1999
Dağılma sürecine giren Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ordusunun, bağımsızlık isteyen Kosova Kurtuluş Ordusuna karşı sürdürdüğü operasyonlara NATO müdahale etmiştir. NATO, 30 Ocak 1999 tarihinde yaptığı basın açıklamasında Yugoslaya’daki hedeflere hava saldırı yapma yetkisinin Genel Sekreterde olduğunu belirtmiştir. NATO Genel sekreterinin direktifi ile Sırp hedefler bombalanmaya başlanmıştır. Ancak bombalamaya karşılık NATO karargâhına ve üye ülke askeri haberleşme sistemlerine yönelik siber saldırılar başlanmıştır. NATO’ya yapılan saldırıda siber silah olarak DDoS ve binlerce zararlı bilgisayar virüsünü içeren epostalar kullanılmıştır. Saldırılar incelendiğinde Sırpların yanı sıra Çinli ve Rus hackerlarında saldırılara destek verdikleri anlaşılmıştır. NATO’nun resmi web sitesi sık sık kesintiye uğramış, NATO’nu e-posta hesabı günlerce kapalı kalmıştır. Saldırılar yakından incelendiğinde bazı sitelere hackerlar tarafından “Çok Yaşa Büyük Sırbistan” ve “Kara El (Black Hand) bu siteye el koydu” benzeri mesajlar bırakılmıştır. NATO, saldırılara karşı koyabilmek için kullanmış olduğu Sun Microsystem’in SPARC-20 sunucularının yerine daha hızlı veri işleme gücü olan Ultra-SPARC’larla değiştirmiş, Pingler tarafından doldurulan bant genişliğinin de seviyesini yükseltmiştir. Uluslar arası platformda medet umulan NATO’nun kendisi bir saldırının esiri olmuştur. Aşağıda açıklanacağı gibi NATO, bu saldırı sonrasında bir dizi önlemler almıştır. NATO’ya yapılan saldırıda, web sitelerine bırakılan mesajlar saldırganların kim olduklarını ve olayın evveliyatına bakıldığında ise neden bu saldırıyı yaptıklarını açıkça göstermektedir.
Irak -2003
Irak-2003
2003 yılında ABD, Irak’ı 2. Kez işgal etmeyi planlarken, Pentagon tarafından hazırlanan bir mesaj binlerce Irak subayına Irak Savunma Bakanlığı eposta sistemi üzerinden iletildi. Aşağıda yer alan mesaj Irak birliklerinin hiç savaşa girmeden teslim olmaları için bir çağrıydı. “Bu ABD Genelkurmayından size gönderilen bir mesajdır. Bildiğiniz üzere, yakın bir gelecekte Irak’ı işgal edeceğiz. Birkaç yıl önce yaptığımız gibi, sizi tamamen imha edecek bir güçle bunu gerçekleştireceğiz. Size veya askerlerinize zarar vermek istemiyoruz. Amacımız Saddam’ı ve iki oğlunu devirmek. Zarar görmek istemiyorsanız, tanklarınızı ve zırhlı araçlarınızı sıraya dizerek terk edin. Yürüyün, gidin, kendinizi kurtarın. Siz ve askerleriniz evlerinize dönün. Bağdat’ta gerekli rejim değişikliği yapıldıktan sonra siz ve başka Irak birlikleri yeniden göreve çağırılacaktır.” Iraklı subaylara ABD Genelkurmayı CENTROM tarafından Irak ordusunun gizli ağı üzerinden gönderilen ve subayların hiç savaşa girmeden teslim olmalarını teşvik eden bu mesaj amacına ulaşmıştır. Birçok subay bu talimata itaat etmiştir. Bazı Iraklı komutanlar savaştan birkaç saat önce askerlerine izin vermiş ve askerlerini evlerine göndermiştir. ABD, Irak’ı bombalamaya başladığında, karşı taarruza geçmiş bir ordu değil, karargah önlerine düzenli bir şekilde park edilmiş tanklarla karşılaşmıştır. ABD, Irak ordusunu konvansiyonel saldırı öncesinde, hackerların Irak savunmasının gizli ağına girerek göndermiş olduğu mesajla subayları psikolojik olarak çökertmiştir. Eski usul kağıt broşür atma yöntemi yerini e-posta ve başka internet malzemelerine bırakmıştır. Siber savaşın yöntem ve etkisiyle propaganda göndererek düşmanın morali bozulmuştur.
Suriye-İsrail Gerginliği -2007
Suriye’nin Kuzey Kore işbirliğiyle yapmakta olduğu nükleer tesis 6 Eylül 2007 tarihinde İsrail tarafından bombalanmıştır. İnşaat halindeki tesis, Türkiye sınırından 75 km içeride yer almaktaydı. Suriye patlama sonrasında derin bir sessizliğe bürünmüştür. Dünya medyasının patlamayı yazan haberleri üzerine, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esat patlamayı kabul etmiştir. Ancak bombalanan binanın boş olduğunu belirtmiştir. Suriye’yi şaşkına çeviren ise, havadan gelen saldırının Suriye hava radar ekranlarında görünmemesidir. Gökyüzünde uçaklar bombalama yaparken, hava radar ekranında hiçbir değişiklik olmamıştır. Bu konuda ihtimaler üzerinde durulmaktadır. Richard A. Clarke kitabında ihtimaller üzerinde durmuştur. İhtimaller, bilişim sistemlerinin ele geçirilmesi noktasında birleşmektedir. Birinci ihtimalde, İsrail, Suriye hava savunmasının üzerine insansız heron uçağı göndermiştir. Basit bir anlatımla, radarlardan gönderilen ışın gökyüzündeki nesneye çarpar, nesneden geri yansıyarak alıcı radar sistemine döner ve çarpılan nesnenin hangi irtifada uçmakta olduğunu, ne hızla hareket ettiğini ve büyüklüğünü belirlemektedir. Yansıyarak dönen radar elektronik ışını, açık bir bilgisayar kapısı bulunan radar sistemine gökyüzündeki nesneyi bildirir. Ancak arıza nedeniyle heron uçağını görmemiş olabilir veya gördüğü uçağın bilgisi açık kapıdan girerken değişmiştir. İkinci bir ihtimalde, Rus yapımı bilgisayar programı ile çalışan Suriye hava savunma ağının, bilgisayar programı içine yerleştirilmiş olan truva atı virüsüdür. Heron uçağının gönderdiği sinyalle Suriye bilgisayar sisteminin ele geçirilmesi ve yetkinin elinden alınmış olmasıdır. Üçüncü ihtimal ise İsrail ajanlarının Suriye içine girip, fiber optik kabloları keserek kendi kablolarını yerleştirmesi ve sistem on-line olduktan sonra da tuzak kapısının açılmasıdır.
BM’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA- International Atomic Energy Agency) olay yerinden aldığı toprak örneklerinde tesisin, büyük ihtimalle nükleer reaktör olduğu sonucuna varmıştır. (BBC, 2011) İsrail’in, Suriye nükleer tesis inşaatını patlatması 2010 yılında ifşa edilen wikileaks belgelerinde de yer almıştır. İsrail’deki basın sansürü dış kaynaklı yazılardan alıntı yapılmasını engellemedi, ancak İsrail gazetelerinin halen patlama ile ilgili haber yazması yasaktır. Patlama olayı konusunda sessizliğini bozmayan İsrail, patlamanın sorumlusu olduğunu da inkâr etmemiştir. Suriye, gizlice nükleer tesis inşasına başlayarak Birleşmiş Milletlerin’in hedef ve ilkeleri uyarınca IAEA’nın denetim gerekliliğini ihlal etmiştir. Bu nedenle olay sonrasında sessizliğini koruyan Suriye, hava saldırısı sırasında hava radar ekranlarının hiçbir sinyal vermemesinin şaşkınlığı ile ilk iş olarak cihazları aldığı Rusya’yı aramıştır. İsrail, nükleer tesisin tespitinde nasıl bir istihbarat yürüttüğü ve saldırıyı nasıl yaptığı konusunda hiç açıklama yapmamıştır.
Estonya Siber Savaşı – 2007
2. Dünya Savaşından sonra Sovyetler Birliği, Estonya’yı Nazi işgalinden kurtarmıştır. Sovyetler Birliğinin 1989 yılında dağılması ile Estonya tekrar bağımsız bir devlet olmuştur. Estonyalıların çoğunluğunun, Sovyetler Birliğinin baskıcı 50 yılını hatırlatan bronz kızıl ordu askeri heykelini kaldırmak istemesi üzerine “Bronz Gecesi” denilen 26 Nisan 2007 tarihinde Estonyada yaşayan etnik Ruslar ve Estonyalılar arasında yaşanan gerginlik büyümüştür. İnternete dayalı çalışma sistemi, Estonya’yı siber hedef haline getirmiştir. Bronz Gecesi’nden sonra en çok kullanılan internet siteleri çökmeye başlamıştır. Estonyaya yapılan saldırı DDoS saldırısıydı. On binlerce zombi bilgisayar tarafından Estonya siber saldırının esiri olmuştur. Siber saldırıya maruz kalan Estonya’da 27-29 Nisan tarihleri arasında devletin internet sayfaları, gazetelerin web siteleri kullanılamaz hale gelmiştir. 30 Nisan-18 Mayıs tarihleri arasında ise saldırılar hedefini daha organize hale getirmiştir. Ulusal bilgi sistemleri, internet hizmet sağlayıcıları büyük zararlar görmüştür. Ülkenin en büyük bankası Hansabank tamamen etkisiz hale getirilmiştir. İletişim ve ticaret durma noktasına gelmiştir. Uzman ekiplerin aldığı önlemler karşısında zombi bilgisayarlar ana bilgisayarlar tarafından yeniden programlanarak bu önlemlere adapte olmuştur. Ana bilgisayarların Rusya’da olduğu ve programın Kril afabesiyle yazıldığı tespit edilmiştir. Ancak Rusya siber saldırıları inkar etmiştir.
Estonya’nın “e-devlet” gelişiminde öncü bir ülke olması nedeniyle web sitelerine düzenlenen saldırıda Estonya Meclisinin sitesine, tüm bakanlık sitelerine, siyasi parti sitelerine, altı büyük haber kuruluşunun sitelerine, en büyük bankaların ve iletişim konusunda uzmanlaşmış firmaların sitelerine ana hedef olarak saldırılmıştır. NATO durumu araştırmak için siber-terörizm uzmanlarını Estonya’ya göndermiştir. Saldırılar, dünyanın her yerinden gelmiş olsa da, Rusya devlet sunucularının da bu saldırılara ev sahipliği yaptığı tespit edilse de, Rusya saldırıları kendisinin yaptığını kabul etmemiştir. Bilişim sistemlerine bağımlı olmak, aynı zamanda siber saldırılar için son derece savunmasız olmaktır. Bankaların, finans kurumlarının, devlet dairelerinin, borsanın çalışamaz hale gelmesi Estonya’da hayatı durdurma noktasına getirmiştir. Bilişim sistemlerine yapılacak saldırı, topla, tüfekle yapılacak saldırı ile kıyaslanınca, bir devleti işgal etmeyi, esir etmeyi, yok etmeyi, daha da kolaylaştırmıştır.
Gürcistan Siber Savaşı – 2008
timthumb
Sovyetler Birliğinin çöküşü ile bağımsızlığını ilan eden Gürcistan’da kendisini siber savaşın içinde bulmuştur. Gürcistan, internete Rusya ve Türkiye üzerinden bağlanmaktadır. 1991 yılında bağımsızlığını ilan eden Gürcistan, 1993 yılında Güney Osetya ve Abhazya’nın kontrolünü kaybetmiştir. Moskova’dan destek alan asiler, buralarda bulunan Gürcü ordusunu çıkartıp, söz konusu bölgelerde Rus koruması ve mali desteğiyle bağımsız hükümetler kurmuştur. 2008 yılında Güney Osetya asileri Gürcü köylerine füze saldırısı yapmıştır. Füze saldırısına karşılık veren Gürcistan, Güney Osetya’nın başkentini bombalamıştır ve 7 Ağustos 2008’de bölgeyi işgal etmiştir. 8 Ağustos 2008’de Rus ordusu işgalci güçleri Güney Osetya’dan çıkartmış, bununla da kalmayıp siber savaşçılarını devreye sokmuştur. Gürcistan’ın dış dünya ile bağlantılarını kesmek için Gürcü medyasına ve devletin web sitelerine saldırmıştır. Saldırı silahı olarak DDoS’u kullanmıştır. Gürcistan’ın CNN ve BBC web sayfalarına girişini engellemiştir. Rusya siber savaşçıları Gürcistan’a trafiği destekleyen tüm yönlendiricileri ele geçirmiştir. Dışarıdan haber almayan Gürcistan, dışarıya da eposta bile gönderememiştir. Zor durumda kalan Gürcistan, Rusya’dan gelen tüm trafiği bloke etmiştir. Fakat Rusya bu sefer tüm saldırı paketlerini Çin üzerinden göndermiştir. Siber uzay alanını savunmaya çalışan Gürcistan’ın savunması böylece etkisiz hale gelmiştir. Sürekli kendisini savunma çabası içerisinde çareler aramıştır. Gürcü bankaları sistemlerini kapatmış ancak Rus korsanlar, tüm dünya bankalarına Gürcistan üzerinden saldırı düzenlemiştir, saldırıya maruz kalan bankalar Gürcistan ile bağlantılarını kopartmıştır. Gürcü bankaları işleyemez hale gelmiştir. Kredi kartları ve cep telefonları kullanılamamıştır. Gürcistan’a yapılan DDoS saldırısını desteklemek isteyenlere anti-Gürcistan web sitelerinde DDoS virüsünün bilgisayarlara yüklenip botnete katılmaları için teşvikler başlatılmıştır. Rusya, Estonya ve Gürcistan’a karşı saldırılarını DDoS silahını kullanarak yapmıştır. Her iki saldırıyı da Rusya kabul etmemiştir. Ancak Rusya ile yaşanan gerginliğin peşi sıra her iki devletin de siber saldırılara maruz kalması, saldırı yapabilecek tek ülkenin Rusya olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Ayrıca Estonya gerginliğinde, saldırganların bulunması ve cezalandırılması yönündeki Estonya’nın diplomatik talebi, Rusya tarafından reddedilmiştir. Rusya saldırıyı inkar ettiği gibi bir de kabul etmek zorunda olduğu halde Estonya’nın diplomatik talebini reddetmiştir. Gürcistan saldırısında, saldırının Rus istihbarat servislerinin web sitelerinden yapıldığı tespit edilmesine rağmen kendi kontrolü dışında olduğunu iddia etmiştir.
Kırgızistan Olayları -2009
11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD terörle mücadele amacıyla dünyanın birçok bölgesinde askeri üs açmıştır. Bu üslerden birisi de Kırgızistan’nın başkenti Bişkek yakınlarındaki ABD’ye ait Manas Üssüdür. Kırgızistan’da aynı zamanda Rusya’ya ait Kant askeri üssü bulunmaktadır. Dünya’da hem Rusya’nın hem de ABD’nin askeri üssü bulunan tek ülke Kırgızistan’dır. ABD, Kırgızistan’da üs açmayı talep ettiği sırada, Kırgızistan bu talebi değerlendirirken, Çin ve Rusya’nın da görüşünü almıştır. Üssün açılmasına razı olan Rusya, 2009 yılına gelindiğinde, ABD’nin bölgedeki politikalarından rahatsızlık duymuş ve üssün kapatılması için Kırgızistan’a baskı uygulamıştır. (DÜĞEN, 2012) Manas askeri üssünün kapatılması ve 6 ay içinde boşaltılması konusunda
parlamento kararı alan Kırgızistan, ABD ile müzakerelere açık olduğunun sinyallerini de vermiştir. Müzakerelerin hemen ardından Kırgızistan’ın dört internet servis sağlayıcısı siber saldırıya maruz kalmıştır. Saldırılar nedeniyle internet servis sağlayıcıları Batı Kırgızistan’ın %80’ine internet hizmeti verememiştir. Kırgızistan’a yapılan saldırıların üssün devamına ilişkin müzakerelerin hemen ardından gelmesi, saldırı şüphesinin ABD askeri üssünün kapatılmasını isteyen Rusya üzerinde yoğunlaşmasına neden olmuştur. Rusya’nın uyguladığı siber saldırı baskısıyla müzakereler sonunda ABD Manas askeri üssünün statüsü değiştirilerek Transit Merkez Üs haline getirilmiş ve kira süresi 2014 yılına kadar uzatılmıştır.
Mavi Marmara Saldırısı 2010
unnamed
İsrail’in ambargo uyguladığı Gazze’ye yardım malzemesi götürmek için, değişik milletlere ve değişik dinlere mensup gönüllüleri ve insani yardım taşıyan gemiler uluslar arası sularda olmalarına rağmen 31 Mayıs 2010 tarihinde İsrail askerlerinin saldırısına uğramıştır. Gemideki yardım gönüllüleri ile yolculuk boyunca bağlantı kurulmuştur. Ancak saldırı öncesinde İsrail tarafından gemiden dünya medyasına yayın yapan uydu frekansı ve uydu telefonlarının iletişimi kesilmiştir. Gönüllülerden 9’u İsrail askerlerin silahlı saldırısı sonucu hayatını kaybetmiştir. Bu olay Türkiye’de ve Dünya’da büyük yankı yapmıştır. İsrail’in, Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırmasına tepki göstermek amacıyla değişik haktivist gruplar çok sayıda devlet, şirket ve banka web sitesine saldırı yapmıştır. İsrail’in özür dilememek için direnmesine tepki olarak, değişik zamanlarda değişik haktivist gruplar tarafından İsrail web sitelerine saldırılar yinelenmiştir.
OpIsrael Operasyonu 2012-2013
Anonymous, İsrail’in Gazze’ye yaptığı askeri operasyonu “OpIsrael” adını verdikleri, İsrail’e yönelik saldırılarına Kasım 2012’de başlamıştır, zaman zaman saldırılarını sürdürmüştür. 7 Nisan 2013 tarihinde İsaril’e “OpIsrael” operasyonunun devamı niteliğinde büyük bir siber saldırı yapacağını, İsrail’i internetten sileceğini günler öncesinden duyurmuştur. Redhack grubu da “OpIsrael” operasyonunda Anonymous’a destek vermiştir. Eylemin Op_Israel adlı Twitter hesabı üzerinden yapılan açıklamada 100.000’den fazla internet sitesinin, 40.000 Facebook hesabının, 5.000 Twitter hesabının ve 30.000 civarında İsrail banka hesabının eylemden etkilendiği ve eylemin 3 milyar dolar civarında maddi zarara yol açtığı belirtilmiştir. Anonymous grubu, “Çılgınca bir saldırı” olarak tanımladığı Gazze operasyonunu kınayan videolar ve basın açıklamalarını internette yayınlamıştır . “OpIsrael” adıyla başlattığı siber saldırının hedefinde İsrail Savunma Gücü’nün (IDF-Israel Defense Forces) ve İsrail’in önemli kuruluşlarının siteleri vardır. Zaman zaman İsrail’in web sitelerine saldırıları devam etmiştir. İsrail’in, Kasım 2012’de Gazze’de yürüttüğü operasyonlar neticesinde, İsrail yetkililerinin yaptığı açıklamalara göre İsrail’in web sitelerine karşı 44 milyon siber saldırı gerçekleşmiştir . 7 Nisan 2013 tarihinde, İsrail’i internetten sileceklerini duyuran Anonymous grubu “OpIsrael” operasyonu adı altında ikinci büyük siber saldırısını yapmıştır. İsrail devletinin uygulamış olduğu politikaya tepkiler internet aracılığıyla yapılmıştır. Siber saldırılar ile dünya kamuoyunun dikkati çekilmeye çalışılmıştır. İsrail devletinin, operasyonlarına son vermesi için kamuoyunun baskısı harekete geçirilmeye çalışılmaktadır.
Kaynak
Mahruze Kara , Siber Saldırılar , Siber Savaşlar Ve Etkileri
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Mahruze Kara’ya aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu