Sınır Ötesi Tarım Nedir ?

Sınır ötesi tarım yatırımı kavramını; başka bir ülkenin sınırları içerisindeki toprağın tarımsal üretim yapmak için kiralanması veya satın alınması olarak tarif etmek mümkündür. Nüfus artışı, küresel düzeyde yaşanan iklim değişiklikleri, tarım arazilerinin tarım dışı amaçlar için kullanılması gibi faktörler, kişi başına düşen ekilebilir tarım arazisi miktarının azalmasına yol açmaktadır. Nüfusun beslenme ihtiyacını karşılamak için ülkeler alternatif çözüm arayışı içine girmişlerdir. Tarımsal ürünlere olan talebin karşılanmasında yaşanan zorlukların aşılması, tarımsal ürünlerin girdi olarak kullanıldığı sektörlerdeki fiyat dalgalanmalarından ve gıda krizlerinden kaynaklı olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması için sınır ötesi tarım yatırımı kaçınılmaz hale gelmiştir.

Sınır Ötesi Tarım Yatırımları ve Gelişimi

Küresel düzeyde yaşanan iklim değişiklikleri, hızlı nüfus artışı, şehirlerin genişlemesi, gelişmiş ülkelerdeki tarıma elverişli arazilerin azalması ve son dönemlerdeki enerji talebindeki hızlı artışın bir sonucu olarak tarım alanlarının tarım dışı amaçlarla kullanılmaya başlanması, tarım sektöründeki etkin aktörleri tedirgin etmeye başlamıştır. Bu kapsamda hem tarıma elverişli geniş arazilerin bulunması hem de ucuz işgücü olanaklarının yaygın olması nedeniyle başta Afrika kıtasındaki ülkeler olmak üzere birçok ülke sınır ötesi tarım yatırımları için hedef ülke haline gelmeye başlamıştır. Sınır ötesi tarım yatırımlarının hızlı bir şekilde yayılması toprağın değerinin geçmiş yıllarda hiç olmadığı kadar artmasına neden olmuştur.

Sınır ötesi tarım yatırımları hakkında doğru ve kesin bir bilgiye ulaşmak, genellikle bu tür sözleşmelerin yüksek düzeyde gizliliğinden dolayı oldukça güçtür. FAO’nun verilerine göre; dünya yüzeyindeki 2,7 milyar hektar tarım yapılabilir arazinin sadece 1,5 milyar hektarlık alanı tarım için kullanılmaktadır. Bu işlenmeyen 1,2 milyar hektar büyüklüğündeki araziler genellikle Güney yarımkürede (Güney Amerika, Afrika, Avustralya, Güneydoğu Asya) ve yaklaşık yüzde 80’i gelişmekte olan ülkelerde bulunmaktadır.

Environmental Research Letters dergisinde 2014 yılında yayımlanan rapora göre; günümüzde en az 126 ülkenin küresel tarıma elverişli arazileri satın aldığı/kiraladığı ya da sattığı/kiraya verdiği bilgisi yer almaktadır.

En etkin müşteri ve yatırımcıların; ABD, Çin, İngiltere, Almanya, Hindistan ve Hollanda olduğu, yatırımcıların genellikle Güney Amerika, Afrika, Asya, özellikle de Brezilya, Etiyopya, Filipinler, Sudan, Madagaskar, Mozambik ve Tanzanya’da tarım arazisi aramakta olduğu belirtilmektedir. Sınır ötesi tarım yatırımı yapılan bölgelerin başında Afrika kıtası gelmektedir. Yatırımcıların Afrika kıtasını seçmelerinin üç neden bulunmaktadır. Birincisi, ekilmemiş, boş ve nispeten ucuz olan geniş arazilerin varlığı; ikincisi kırılgan, zayıf ve şeffaf olmayan yönetim sistemlerinin varlığı, üçüncüsü ise ucuz işgücü olanaklarının geniş olmasıdır. Şekilde tarımsal arazi ticaret ağı haritası yer almaktadır. İşaretin rengi, bir ülkenin ne ölçüde büyük bir arazi ithalatçısı (gri) veya ne ölçüde büyük bir arazi ihracatçısı (kırmızı) olduğunu, nokta işaretinin büyüklüğü ise ticaret ortaklarının sayısını göstermektedir.

 

Aşağıdaki şekilde, küresel ticaret ağındaki en büyük 20 ülkenin ticaret ortaklığı sayıları yer almaktadır. Çinli yatırımcıların 33 farklı ülkede, ABD’li yatırımcıların 28 farklı ülkede ve İngiltereli yatırımcıların 30 farklı ülkede tarıma elverişli arazi satın aldığı (ithalat), Etiyopya’nın topraklarını 21 farklı ülkeden, Sudan ve Madagaskar’ın ise 18 farklı ülkeden yatırımcılara sattığı (ihracat) görülmektedir. Topraklarını kiraya veren veya satan ülkeler genellikle ülke yönetiminde şeffaflıktan uzak olan, halkın katılımına kapalı, veri ve kayıt sistemlerinin gelişmemiş olduğu, ağırlıklı olarak sektör tarafından tanınmayan aracılar üzerinden anlaşmaların yapıldığı sahra altı Afrika’da yer alan az gelişmiş ülkelerdir.

Dünya Bankası’nın 2014 yılı verilerine göre; Çin, dünya nüfusunun yüzde 19’una sahip iken, dünyadaki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 10,5’ine sahiptir.

Çin, nüfusunu besleyebilmesi için yabancı ülkelerde tarım yatırımı yapmak zorundadır. Bu nedenle Çin, son yıllarda başta Afrika kıtasındaki ülkeler olmak üzere bir çok ülkede tarım yatırımı yapmaya başlamıştır. Gelişmekte olan ülkelerin tarım sektörüne yatırım yapmalarının, yoksulluğu ve açlığı azaltmak için etkili bir yöntem olduğu bilim insanları tarafından ileri sürülmektedir. Ancak büyük ölçekli arazi edinimleri yerel halklar için faydadan çok zarar getirebilmektedir.

İklim değişikliği, nüfus artışı ve insanların tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi birçok nedenden dolayı son yıllarda arazi talebinde büyük artışlar yaşanmaya başlamıştır. Bu talep artışı doğal olarak, tarım yapmaya elverişli arazilerin fiyatlarının da yükselmesine yol açmıştır. Arazi fiyatlarındaki artış Fransa, Almanya ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde tarım yapmaya istekli olan yatırımcıların arazi kiralama ya da satın alma yönündeki kararlarını tekrar gözden geçirmelerine neden olmuştur. Örneğin; Romanya’da son on yıllık süreçte arazi fiyatları her yıl yüzde 40, başka bir deyişle bu on yıllık süreçte toplamda yüzde 1.817 oranında artış göstermiştir. Buna rağmen son yıllarda büyük yatırımcılar tarım arazilerini yatırım yapılabilecek cazip bir varlık olarak görmeye başlamışlardır.

Geçtiğimiz 10 yılda yatırımcılar özellikle gelişmekte olan ülkelerde tarım, madencilik, turizm ve diğer faaliyetler için geniş araziler satın almışlar ya da uzun süreli olacak şekilde kiralamışlardır.

Arazisini dış ülkelere açan ülkeler ise ülke ekonomisinin canlanacağı ümidiyle bu sıcak para girişine karşı çok istekli davranmışlardır. Bu tür büyük anlaşmalar sadece Afrika’ya özgü değildir. Sınır ötesi tarım yatırımları, Doğu Avrupa, Güney Amerika, Güney ve Güneydoğu Asya bölgesinde de yaygın olarak yapılmaktadır.

Yabancı bir ülkede tarım yapmak için toprak kiralamak veya satın almak yerel halk için toprak gaspına da dönüşebilmektedir. Özellikle Afrika kıtasında yer alan az gelişmiş ülkelerin topraklarının kiralanması veya satın alınmasında toprak gaspına daha sık rastlamak mümkündür. Afrika kıtasının diğer ülkeler tarafından sömürülmesinin hikâyesi eksilere dayanmaktadır. 1900’lere gelindiğinde ise Afrika kıtasının yaklaşık yüzde 90’ı büyük güçlerin egemenlikleri altına girmiştir. 1884-1885 Berlin Konferansı ile resmileşen ‘Afrika’nın kapışılması’ dünya ekonomisinin sanayi kapitalizminin ilk büyük iktisadi büyümesinin ardından gelen geç 19. Yüzyıl Avrupa büyük depresyonu (1873-1896) ve bunu izleyen (1896-1914) ‘Altın Çağ’ döneminde gerçekleşmiştir.

Kaynak

Adem Gülgönül, Sınır Ötesi Tarım Yatırımları ve Küresel Tarım Yatırımlarının Geleceği

 

*Bu çalışmanın tüm hakları, Adem Gülgönül’e aittir.

*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.