Suriye Kürtlerinin Tarihçesi, Siyasi Konumları Ve Suriye'de Kürt Bölgeleri

Suriye’de Kürtlerin Siyasi, Sosyal ve Dini Yapıları

Suriye Kürtlerinin aşiret yapısı, Türkiye Kürtlerinin benzeri ve uzantısı şeklindedir . Her iki taraftaki Kürtlerin çoğu aynı aşiretlere mensupturlar. Örneğin Kikani, Milli, Koçar Meran, Havircan ve Barazi aşiretleri sınırın her iki tarafına dağılmış şekildedirler . “Osmanlı Devleti’nde, 19 yy’den sonra merkezi otoritenin zayıflaması, sosyal yapı üzerinde de etkili olmuş, bölgede tam hâkimiyet sağlanamamasından dolayı, bölge kendine özgü sosyo-ekonomik ve kültürel bir yapı ortaya çıkartmıştır. Kürtlerde görülen bu sosyal şekillenme şöyledir:
Ağalık : Servet ve toprak esasına dayanan zenginliği ve feodal düzeni ifade etmektedir .
Aşiretçilik : Yarı müstakil yaşayan ve kendi içinde feodal bir yapı gösteren toplulukları ifade etmektedir.”
Akademisyen Abdulhalûk Çay , batılı kaynakların Kürt aşiretlerini Milan ve Zilan olmak üzere ikil bir yapı içinde ele aldıklarını belirtmektedir . Kürtlerin sosyal yapısının şekillenmesinde dinin etkisi çok büyük olmuştur. Yezidileri bir tarafa bırakırsak Kürtlerin büyük çoğunluğu Kadirî ve Nakşibendî tarikatlarına bağlıdır . Her tarikatın başında, halkın bağlılık duyduğu şeyhler vardır . Tarikat, Kürt edebiyatına ve kültürüne önemli katkılar sağlamıştır. Örneğin Molla Ahmet Ceziri’nin Kürtçe divan şiirleri ve Ahmet Khani’nin ünlü romanı Mem u Zin üzerinde sofizmin etkisi vardır . Suriye Kürtlerinde toplumsal hayat son dönemlere kadar tekke ve zaviye merkezli devametmiştir . Fransa’nın 1946 yılında Suriye’yi terk etmesinden sonra Kürtler ile Arapları bir arada tutan en önemli faktör bu dini yapı olmuştur . Tarikatların Kürtler arasında kısa sürede yayılmasının sebebi şeyhlerin, kendi adlarına çeşitli bölgelerdeki tarikat üyelerini yönlendiren ve onlardan şeyh adına biat alan halife adını verdikleri yardımcılar yetiştirip farklı bölgelere göndermesinden kaynaklanmıştır . Kürtler arasında Nakşibendîliğin (Halidilik) yayılmasını sağlayan Mevlana Halid’in birçok halifesi kendi hakkına sahip şeyhler haline gelerek kendi halifelerini atamış, bu halifelerin bir kısmı da şeyh olmuş ve kendi halifelerini atamıştır . Şeyhlik, Kürtler arasında ondokuzuncu yüzyıldan itibaren yükselmeye başlamıştır. Bu dönemde merkezi idarenin zayıflaması ile bölgede aşiretler arasında çıkan anlaşmazlıkları bu ortam içerisinde saygı duyulan kişiliklerinden oluşan şeyhler arabuluculuk rolünü üstlenerek toplumda bir denge unsuru haline gelmiştir .

Suriye’de Kürtlerin Yerleşim Alanları

nusrakonvoyu
 
 
 
 
 
 
 
 
Suriye Kürtlerinin bir kısmının anavatanı Suriye toprakları olmasının yanısıra bir kısmı da Türkiye ve Irak’tan bölgeye göç etmiştir. Türkiye ve Irak’tan göç edenler genelde Cezire Bölgesinde yaşamaktadırlar. Suriye’de Kürtlerin yaşadığı bölgeler; Dicle nehrinden Kürt Dağı’na kadar olan 18.300 kilometre kareyi içine alan bazen incelip bazen de genişleyen bir alanı kapsamaktadır . Suriye’de Kürtler genelde idari olarak Haseke vilayeti ve Halep vilayetine bağlı yerleşim merkezlerinde yaşamaktadırlar. Haseke vilayetinin kuzeyi (Cezire Bölgesi), Halep vilayetinin kuzeybatısında yer alan Kürt Dağı (Afrin), ve Fırat’ın Suriye sınırına girdiği yerde bulunan Ayn El Arab, Kürt nüfusunun yoğun olarak bulunduğu yerlerdir. Ekonomik nedenlerle bu kırsal alanlardan göç eden Kürtler Halep ve Şam’da önemli bir Kürt nüfusu oluşturmaktadırlar.

Haseke Vilayeti

Türkiye, Irak ve Suriye sınırını ihtiva eden Haseke, Suriye’nin en büyük kentlerinden biridir. 2013 yılı itibari ile nüfusunun 2 milyona yakın olduğu tahmin edilen Haseke vilayetinin idari olarak;
Haseke Merkez ilçe , Kamışlı , Malikiye ve Rasul Ayn olmak üzere 4 ilçesi ve 16 nahiyesi bulunmaktadır. İl içinde kırsal nüfus oldukça yoğun olup vilayetin 1683 adet köyü bulunmaktadır . Suriye’de Kürt nüfusun en yoğun olarak yaşadığı bölge hiç şüphesiz Cezire(Haseke) Bölgesidir. Kürtler bu bölgede 280 km uzunluğunda 19-57 km genişliğinde dar bir koridor içinde yaklaşık 700 köyde yaşamaktalar. Kuzey Cezire Bölgesindeki Kürtler’in bir kısmı Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasından sonra Suriye sınırları içerisinde yerleşik hale gelenlerden oluşmaktadır. Buradaki halk hayvancılıkla uğraşmakta olup hayvanlarını sonbaharda Toroslardan daha aşağı bölgelere indirerek Kuzey Cezire’yi de kış merası olarak kullanmaktadırlar. Bununla birlikte bölgedeki halkın bir kısmı da 1925 yılında Anadolu’da çıkan Şeyh Said isyanının ardından bölgeye göç edenlerden oluşmaktadır. Anadolu’dan gelen bu Kürtler verimli geniş tarım arazilerine yerleşmişlerdir .

Halep Vilayeti

Tarihi bir şehir olan Halep 5.000.000 civarı nüfusu ile Suriye’nin en kalabalık vilayetidir. Vilayet kuzeyde ve batıda Türkiye (Hatay, Kilis, Gaziantep), doğusunda Rakka, güneybatısında İdlip, güneyinde Hama vilayetlerine komşudur . Halep merkezde, Kürtler yoğun olarak Şeyh Maksut ve Aşrafiya (Eşrefiyye) olmak üzere iki mahallede yaşamaktadırlar. Arap Baharı olaylarının başlamasından itibaren yoğun çatışmaların yaşandığı bu iki mahallede Araplar da bulunmaktadır. Halep’teki Kürt nüfusunun sayısı hakkında herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Kürtler ayrıca Halep kırsalındaki köylerde de yoğun bir şekilde yaşamaktadırlar . Halep vilayetinde Kürt nüfusunun çoğunlukta olduğu yerleşim yerleri;
1- Afrin İlçesi ,
2- Ayn El Arap ( Kobani ) ilçesidir.

Afrin/Efrin İlçesi

Afrin, Halep’in kuzeybatısında bulunur. Birçok köy ve kasaba’yı da içine alan Afrin’in toplam nüfusu 2012 tahimini 250.000 civarıdır. Bunun yaklaşık 70.000’i Afrin merkezde yaşamaktadır. Nüfusun çoğunluğunu Kürtler oluşturmktadır. Ancak Kürt nüfus olarak kabul edilenler arasında Yezidiler de bulunmaktadır . Afrin bölgesi 55 km uzunluğunda ve 75 km genişliğindeki bir bölgeyi kapsamaktadır. Reş Çayı bölgenin kuzey sınırını çizmekte, Afrin çayı ise bölgeyi ortadan ikiye bölmektedir . Halkın önemli bir kısmı Kürttür ve çiftçilik ile uğraşırlar. Afrin bölgesinin genelinin dağlarla kaplı olmasından dolayı bölgede düzlük alanlar azdır. Bölge -çoğunluk zeytin ağaçları olmakla beraber- ağaçlarla kaplıdır. Burada işletilen zeytinyağı kalitelidir ve Kürt yağı olarak bilinmektedir. Afrin, işsizlikten dolayı Halep’e yoğun bir göç vermiştir . Afrin’deki Kürtler , elverişli iklim ve verimli topraklar sayesinde Halep’e, zeytin, pamuk, süt, et, yün ve kilim ürünlerini satmaktadırlar . Yaklaşık 300 köyü bulunan Afrin bölgesinde yaşayan belli başlı Kürt aşiretleri, Bülbül ve Reco nahiyelerinde Amikî, Bülbül nahiyesindeki Biyan (Biyî)’dir. Bu iki nahiye ile birlikte Hastiyan Dağı civarında bulunan Şeyhan, Hastiyan Dağı’nda (Mabetan) Hastiyan aşireti, Cinderesi nahiyesindeki Cumiyan aşiretleri bulunmaktadır.Bölgede ayrıca, Şikakan, Rubaran, Heştiyan, Şerevan, Çakallı aşiretleri de bulunmaktadır . Afrin-Kürt dağı bölgesinde Türkiye’ye komşu Kızılbaş ve Bek obası Küçük Kargın gibi oldukça fazla Türkmen köyleri de bulunmaktadır. Kürt kaynakları Azzaz bölgesinde Türkmenler, Kürtler, ve Arapların bulunduğunu ve Kürtlerin burada azınlıkta olduklarını ifade etmektedir.222
Bölgedeki toplam 26 Yezidi köyü Robariya aşiretine mensuptur. Ayrıca Şeyhan bölgesindeki dağlarda da Yezidiler yoğun olarak bulunmaktadırlar .

Ayn-el-Arap1

Ayn-el Arap/Kobani İlçesi

Ayn-el Arab’ın ilçe merkezi Bağdat demiryolu kenarında 1910’lı yıllarda kurulan Alman şirketine ithafen kullanılan ‘kompany’ kelimesi Kürtçeleşerek ‘Kobani’ olarak adlandırılmıştır. Kürtlerin 120 adet köyde yaşadıkları tahmin edilmektedir. İlçenin 3 nahiyesi olup bu nahiyelerinden en kalabalığı olan Ayn El Arap’ta Kürtler çoğunluktadır. Diğer iki nahiyede Kürt nüfus çoğunluğu bulunmamaktadır. İlçenin Şeyuk Tahtani nahiyesi ve çevre köyleri temel olarak Arap olan Tay aşireti tarafından oluşturan köylerden oluşmaktadır. Serrin nahiyesinde de kayda değer bir oranda Kürt nüfus bulunmamaktadır . Abdullah Öcalan, Temmuz 1979da Suruçtan Suriye’ye Kobani üzerinden geçtiği için Ayn-el Arap-Kobani terör örgütü PKK açısından önemsenmektedir . Kobani-Aynel Arap bölgesinde yaşayan Kürt aşiretleri temel olarak Berazi aşiretinin kollarından oluşmaktadır. Bunları Aladînan, Didan, Dinan, Kêtikan, Mîran, Ohîyan, Pîjan, Kurdîkan, Şedadan, Şêxan olarak sıralayabiliriz.

Suriye’deki Kürt Partiler

Suriye Kürtlerinin siyasi yapısına baktığımızda, Suriye’de etnik temele dayalı parti kurmak yasak olduğundan Kürtlerin siyasallaşması uzun bir zaman dilimi içinde gerçeklemiştir. Suriye yakın tarihinde yetişmiş, Kürt milliyeçiliği adına etkin siyaset yapan Kürt aydınları; Osman Sabri, Nuri Dersim, Kamuran, Celadet Bedirxan, Nurettin Zaza, Nafiz Zaza, Kadri Ekrem, Cigerxwin ve Mehmet Şeho’dur . 1950’li yıllarda Ortadoğu’nun diğer bölgelerinde yaşanan gelişmeler Suriye Kürtlerini de etkilemiştir . Irak’ta Kürtlerin siyasi parti kurması ve bazı siyasi kazanımlar elde etmesi ile Suriye Kürtleri de 1957 yılında Kürt Demokrat Partisi (KDP) adında siyasi bir parti kurmuşlardır. Partinin kuruluşu; aralarında Nurettin Zaza, Osman Sabri ve Daham Miro’nun içinde bulunduğu bir grup Kürt tarfından gerçekleştirilmiştir . 14 Haziran 1957’de kurulan Suriye Kürt Demokratik Partisi, Irak’taki Kürt hareketinde baş gösteren KDP-KYB ayrılığı nedeniyle parçalanmış ve Kürtler tek parti dönemini geride bırakıp çeşitli partiler kurmuşlardır. Ama bu partilerde de sürekli bölünmeler yaşanmıştır.
Kürt partiler arasında, siyasetini Türkiye merkezli değerlendiren ve terör örgütü PKK KCK’nın Suriye yapılanması olan PYD ise 2003 yılında kuruluşunu ilan etmiş , Arap Baharı ile de bölgede etkin bir aktör olmuştur/oldurulmuştur. Kürtler siyaset sahnesine kitlesel olarak ilk kez 2000’li yıllarda çıkmıştır . 2004 yılı “Kamışlı Olayları”, 2005 yılı Kürt dini lider Haznevi’nin öldürülmesi olayları sonrasında Kürtler kitleler halinde siyasal eylemler gerçekleştirmiştir . Bu dönemdeki bölgesel siyasi hareketlilik de Suriye Kürtleri üzerinde etkili olmuştur . ABD’nin Irak’a müdahalesi Suriye Kürtleri arasında Kuzey Irak benzeri beklentiler doğurmuştur. Son dönemlerde Suriye Kürtleri, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi benzeri federal bir bölge sistemi arayışına girmişlerdir . Arap Baharının 2011 yılında Suriye’de etkisini göstermesiyle bireysel siyaset yapan Suriye’deki Kürt partiler ortak çatı örgütler kurmuşlardır . 2011 yılı Kürt partileri için hareketli bir dönemin başlangıcı olmuştur . 14 tane Kürt siyasi parti, Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin desteği ile bir araya gelip önce Kürt Vatansever Hareketi (KVK) adlı çatı örgütünü daha sonra da Kürt Ulusal Konseyi’ni (KUK) kurmuşlardır . Suriye Kürt bölgelerinde Baas yönetiminin birliklerini çekip kontrolu PKK-KCK’nın Suriye kolu Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) bırakması ile, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi de harekete geçirmiştir.
Barzani, PYD’yi dengeleyebilmesi için, kendine yakın diğer Kürt partilere destek vermiştir. Taraflar arasında çıkan anlaşmazlıkları gidermek için yine Barzani, Haziran 2012’de 12 Kürt partisinin oluşturduğu Kürt Ulusal Konseyi (KUK) ile PYD arasında Erbil’de bir anlaşma imzalanmasında aracı olmuştur . Temmuz 2012 tarihinde Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’de KUK ve PYD tekrar bir araya gelerek Kürt Yüksek Konsey’ini (KYK) kurmuşlardır. Taraflar Erbil Anlaşmasını imzalayarak Suriye Kürtleri adına ortak siyaset yapmak için anlaşmışlardır . Bu anlaşma, PYD’nin Baas Rejimi ile olan ilişkilerinden dolayı pratikte hiçbir siyasi çözüm üretememiştir.
kapak18-880x587
 
 
 

2004 Kamışlı Ayaklanması

Haseke vilayetine bağlı Kamışlı kasabasında Mart 2004 tarihinde, El-Cihad ve El-Fütuva takımları arasında yapılan futbol maçında, Arap ve Kürt taraftarlar arasında başlayan şiddet olayları kısa bir süre içinde bütün Kürt bölgelerine etkisini göstermeye başlamıştır . Olayların fitilini ateşleyen, yaşanan provokasyonlar sonucu Suriye Güvenlik Güçlerinin siyasi sloganlar atan Kürtler üzerine ateş açması olmuştur. Nusaybin’in karşısında bulunan Kamışlı , Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin, Süryanilerin ve Arap Hıristiyanların beraber yaşadığı bir şehirdir. Bu şehirde yaşayan Kürt ve Ermenilerin büyük bölümü tehcir döneminde Türkiyeden gelmişlerdir. Bölge’nin genel olarak petrol ve doğalgaz yatağı olması da dikkat çekicidir . Kamışlı’daki şiddet olayları, Irak sınırındaki Deyr’üz Zor’dan gelen 2000 kadar Arap taraftarın maçta Saddam yanlısı, Barzani ve Talabani karşıtı sloganlar atması ve Kürt taraftarların da Deyr’üz Zor’lu Sünni Araplara karşı Bush ve Barzani’yi öven sloganlarla cevap vermesi sonucu kargaşa çıkmış ve bu kargaşa bir anda siddetli bir çatısmaya dönüşmüştür. Kürtler, Kamışlı’daki Araplarla ve güvenlik güçleriyle çatışmaya girerek, ‘işgal bitene kadar ayaklanma!’ gibi Suriye’de o ana kadar hiç dile getirilmemiş ayrılıkçı sloganlar atmışlardır . Eylem esnasında ölenlerin cenaze töreninde de rejim karşıtı yürüyüşler devam etmiştir.
Olaylar esnasında kamu araçları tahrip edilmiş, kamu binaları basılmış, kentteki Esed heykelleri ile Suriye bayrakları hasar görmüştür. Olaylar, kısa süre içinde Kürt yerleşim yerleri Ras el-Ayn, Haseke, Amude, Afrin ve Halep’e de yayılmıştır. Afrin’de Kürtlerin düzenlediği bir miting sırasında güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu 7 kişi ölmüş; Haseke’de ise Araplar, Kürtlere ait işyeri ve dükkânları yağmalamış, Kürtler de Araplara ait araç ve işyerlerine zarar vermişlerdir. Amude şehrinde ayaklanan Kürtler ise bir karakolu taşlamışlardır. Olayların Şam’a sıçraması ile yüzlerce Kürt Şam’da eylem düzenlemiş ve Ayn el Arap’ta ilçe kaymakamı Yarbay Abdülhakim Salih’in oğlu ve Amudede bir karakol komutanı, bir polis müdürü ve dört asker Kürt grupların saldırısında öldürülmüştür. 12 Mart’ta Kamışlı ve çevresinde çıkan olaylar, Suriye hükümetinin bölgeye askeri kuvvetleri sevk etmesiyle bastırılsa da Halepçe Katliamı’nın 16 Mart’taki yıldönümü ülkede gerilimi tekrar tırmandırmıştır. Halep’in Eşrefiye ve Şeyh Meksud mahalleleri ile Arfin kasabasında, Kürtler tarafından Halepçe katliamını protesto gösterileri düzenlenmiştir . Rejimin Kürtlerden geleceğini beklemediği bu olaylara tepkisi çok sert olmuştur. Tüm Kürt bölgesinde sokağa çıkma yasağı uygulanmış binlerce kişi tutuklanmıştır. Olaylar karşısında tedirgin olan Rejim tüm Kürt siyasi partileri yasal olarak kapatmıştır. Olaylar bir hafta sonra dini kanaat önderlerinin sükûnet çağrısı ile son bulmuştur. Bu dönemde Kuzey Irak’taki Kürt liderler Suriye’den kaçan Kürt siyasetçilerin Kuzey Irak’ta faaliyetlerine devam etmesine izin vermiş ve Suriye’deki Kürt siyasi hareketinin örgütlenmesine destek olmuştur . Olayların yatışması üzerine tutuklanan kişiler çıkarılan bir genel af sonucu serbest bırakılmıştır. Beşar Esed; “halkıyla bir problemlerinin olmadığı, olayların dış güçlerinin provokasyonu sonucu geliştiğini” ifade etmiştir. Kürtlerin en önemli dini lideri Şeyh Maşuk Haznevi rejim karşıtı söylemlerine devam etmesi neticesinde olaydan yaklaşık 1 yıl sonra suikast sonucu öldürülmüştür.
Devlet kaynakları Maşuk’un terör örgütleri tarafından öldürüldüğünü iddia etmiş buna karşın Suriye Kürtlerinin genel kanısı rejimin Maşuk’u infaz ettiği yönünde olmuştur . Bu olay sonucu bölge tekrar hareketlenmiş Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı kentlerde sokak eylemleri tekrar başlamıştır. Yaşanan bu iki olay sonrası Suriye Rejimi Kürtler üzerindeki baskıyı azaltma eğilimine giderek temel haklar konusunda düzenleme sinyalleri vermiştir. 2006 yılında Suriye’deki Kürt aşiretleri temsil eden 43 kişilik bir heyet, üç Baas yetkilisiyle görüşmüş ve kimliksiz Kürtlere vatandaşlık verilmesi için çalışmalar başlatılmıştır. Rejim, Kürtlere sıcak mesajlar göndermek için, her yıl düzenlenen Hama ve Kamışlı olaylarını anma törenlerine müdahalede bulunmamıştır. Beşar yönetiminin Kamışlı olaylarına müdahale şekli, Hafız Esed’ın 1982 yılında Hama’da Müslüman Kardeşlere yönelik müdahalesiyle kıyaslandığında oldukça büyük farklılıklar arz etmektedir. Beşar iktidara geçtiğinden beri Kürtlere karşı oldukça ılımlı politikalar ortaya koyarken Kürtleri, siyasi ve ekonomik değişimin ve Suriye toplumunun bir parçası olarak algılamaktadır .

00-640x360

Kürtler ve ÖSO

Arap Baharı Suriye’de etkisini göstermeye başlayınca muhalifler; Rejimden bir dizi reform talebinde bulunmuşlardı. Rejimin, bu reform taleplerine olumlu yanıt vermeyince muhalifler silahlanmaya başlamıştır. Suriye Hava Kuvvetlerinden istifa eden bir grup asker Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nu kurmuştur. ÖSO, Rejimi silahla devirmeyi ve tüm muhalifleri bünyesine katmayı amaçlamaktadır. Kuruluş aşamasını yurt dışında tamamlayan ÖSO 22 Eylül 2012 yılında karargâhını Suriye’deki kurtarılmış bölgelere taşıdığını açıklamıştır . ÖSO içerisinde rejim karşıtı tüm silahlı gruplar tanımlanmaktadır; bir taraftan Suriye ordusundan ayrılan askerler, diğer yandan silahlanan siviller bu orduyu oluşturmaktadır . Suriye’de, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) dışında el-Kaide ve aşırı dinci bazı silahlı gruplar da yönetime karşı mücadele etmektedir . Kürtlerin mesafeli durduğu ÖSO ile Terör örgütü PKK-KCK’nın Suriye cephesi PYD’nin askeri kanadı YPG arasında sürecin başlangıcından itibaren silahlı çatışmalar yaşanmıştır. YPG ile ÖSO çatışmaları genellikle Halep’in iki Kürt Mahallesi Eşrefiye ve Şeyh Maksut’ta yoğunluk göstermiştir. Yoğun çatışmaların ardından 17.02.2013 tarihinde Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) yerel kanadı arasında bir anlaşma imzalanmıştır. 11 maddelik anlaşmanın tarafları ÖSO’ya bağlı Haseke Devrimci Askeri Konsey Başkanı Albay Hasan Abdullah, PYD’nin hâkim olduğu Halk Koruma Komiteleri’nin (YPG) temsilcisi Jovan İbrahim ve Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) yöneticisi Dr. Nasır Hac Mansur arasında imzalanan metnin maddeleri şöyledir :
1. Silahlı grupların kentten tamamen çekilmesi
2. Kentin yönetimi için kentteki tüm etnik yapıların temsil edileceği sivil bir meclisin kurulması
3. Sınır kapısının meclisin denetimine verilmesi
4. Kentin yönetimini üstlenen meclisin askeri müdahaleleri yasaklaması
5. Kentin girişlerinde Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) tarafından ortak kontrol noktalarının oluşturulması
6. Her iki tarafın (YPG ve ÖSO) kontrol noktalarında birbirlerine kolaylık sağlaması, devriyelerin ve yiyecek maddelerinin geçişlerine izin verilmesi
7. Rejimin denetimindeki kentlerin kurtuluşu için YPG ve ÖSO’nun ortak hareket etmesi
8. Baas rejiminin denetiminden çıkarılan Til Temir, Dirbêsiyê, Amûdê, Girkê Legê ve Dêrik kentlerinin kurtarılmış kentler olarak kabul edilmesine ilişkin iki taraf arasında antlaşma imzalanması
9. Her iki tarafın basın yoluyla birbirlerine karşı saldırılardan vazgeçmesi
10. Antlaşmanın giriş bölümünün, antlaşmanın bir maddesi olarak kabul edilmesi.
11. Meclis kuruluncaya kadar antlaşmanın gereklerinin yerine getirilmesini denetlemekle görevli olacak olan ve her iki tarafça oluşturulacak olan bir komisyonun kurulması .
Anlaşmanın pratikte rejime zaman kazandırmaktan başka hiç etkisi olmamıştır . Bilakis son dönemlerde iki grup arasında sert çatışmalar yaşanmaktadır. PYD’nin ÖSO’ya karşı yaptığı saldırılarını Esed Rejimi askeri yönden desteklemektedir.

Yararlanılan Kaynaklar

Erol Kurubaş , Arap Baharında Eklemlenen Kürt Bölgeleri ve Türk Dış Politikasına Etkileri
Serhat Erkmen , Suriye de Kürt Hareketleri
Yasin Atlıoğlu , Suriye Dış Politikasında Güç ve Güvenlik İlişkisi
Erciyes Erdem , Ortadoğu Denkleminde Türkiye-Suriye İlişkileri
Yasin Atlıoğlu , Beşar Esed’ın Siyasi ve Ekonomik Dışa Açılım Politikaları
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Erol Kurubaş’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.