GündemPolitika

Suriyeli Sığınmacılara Siyasi Partiler Ve Halkın Bakışı Üzerine Bir Analiz ..

e6d0defca07999883b179eef9

Yazının Sahibi: Doç . Dr. Murat Erdoğan

Suriye’de devam eden savaştan kaçan Suriyelilerin Türkiye’ye sığınmacı olarak kabul edilmelerine ilişkin olarak kamuoyu algısını ölçmek için, öncelikle Suriyelilerin Türkiye’ye kabulünün gerekçesi hususunda bazı sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Burada en güçlü şekilde desteklenen önermenin % 64,6 ile insani vurgu olması yani “Suriyeli sığınmacıların dinine, diline, etnik durumuna bakılmaksızın kabul edilmesi insanlık görevimizdir” önermesinin desteklenmesi dikkat çekicidir. Ama daha da anlamlı olan “Sığınmacılar savaş devam ediyor olsa bile ülkelerine geri gönderilmelidir” şeklindeki provokatif önermeye verilen cevaptır. Türk halkının bu önermeye verdiği destek % 30,6 olsa da buna karşı çıkanların ve önermeyi reddedenlerin oranı % 57,8’dir. Bu yaklaşımın “temel insan haklarına duyarlılık” bakımından da “toplumsal kabul” bakımından da son derece önemli ve değerli olduğu düşünülmektedir. Dikkat çekici bir biçimde Suriyelilere yaklaşımda “insani” gerekçeler, “tarihsel ve coğrafi zorunluluklar”, “din kardeşliği” ve son olarak da “etnik kardeşlik” gerekçelerinden daha güçlüdür. 3,5 yılda 1,5 milyondan çok sayıdaki Suriyeliyi kabul eden bir toplumun bu yaklaşımı, “toplumsal kabul” bakımından son derece olumlu bir tablo olarak okunabilir.

Türk halkı için Suriyeli sığınmacılar konusundaki hassasiyeti ve kararlılığı anlamak bakımından iki kritik soruya gelen cevaplar, aslında genel duyarlılığın ve ilginin yüksekliğini de ortaya koymaktadır. “Suriyeli sığınmacılar bizi ilgilendirmez, uzak durulmalıdır” önermesine katılmayanların oranı % 45,8’dir. Buna katılanların oranı ise 41,6’dır. Diğer provokatif kontrol sorusu olan “Bu durum Suriye’nin iç işidir, sığınmacıların kabul edilmemesi gerekirdi” önermesine de katılmayanlar, katılanlardan daha yüksektir. Bu durum 3,5 yılda ve 1,5 milyonu aşan sığınmacıya rağmen
sığınmacıların kabulü bakımından son derece olumlu bir duruma işaret etmektedir. Türk halkının Suriyeli sığınmacıların varlığının, ülkemizin yararına olduğu fikrine katılmamalarına rağmen, ortaya konulan “insani” yaklaşım dikkat çekicidir. Burada faydacı değil, ilkeli bir yaklaşımın söz konusu olduğu söylenebilir.

Türkiye’deki Suriyeliler Nasıl Tanımlanıyor ?

“Türkiye’deki Suriyelilere ilişkin kanaatinizi en iyi aşağıdakilerden hangisi ifade eder?” şeklindeki soruya verilen cevaplarda Suriyelileri “zulümden kaçan insanlar”, Türkiye’deki “misafirlerimiz” ve “din kardeşlerimiz” olarak tanımlayanların oranı % 74’ü bulmaktadır. Suriyelileri “bize yük olan insanlar” ya da “asalaklar-dilenciler” olarak görenlerin oranı ise toplamda % 26’da kalmaktadır. HDP’lilerin Suriyelileri “zulümden kaçan insanlar” olarak nitelemesi dikkat çekici bir biçimde diğer partililere göre yüksektir. MHP’lilerde ise olumsuz yargılar daha ön plana çıkmaktadır.

Suriyeliler Ekonomik Yük Mü?

Suriyeli sığınmacıların yarattığı tedirginlik ve reddiyenin esasları da bazı önermelerle test edilmiştir. Burada Türk toplumunun özellikle ekonomiye gelen yükü önemsediği anlaşılmaktadır. Halkın % 70,8’si, Türk ekonomisinin sığınmacılardan dolayı zarar gördüğü görüşündedir. Bunu takiben % 60,1 ile Türkiye’de yoksullar varken Suriyelilere yardımların yapılmasına halkın ciddi itiraz getirdiği de gözlenmektedir.

Suriyelilere Bireysel Yardım Eğilimi

Suriyelilere destek konusunda araştırmada ortaya çıkan bulgular, Türk halkının % 31,7’sinin bir biçimde Suriyeliler için yardım yaptıkları, maddi-manevi destek verdiklerini, % 18,1’inin doğrudan ya da dolaylı olarak ayni, % 13,5’unun nakdi yardım yaptığı; ancak % 68,3’lük bir bölümün konuya kayıtsız kaldığını göstermektedir. Ancak % 31,7’nin de özellikle bölge illerinde yoğunlaşan yardım çerçevesinde önemsenmesi gereken son derece yüksek bir oran olduğu açıktır.

Çalışma Hakları

Suriyeliler konusunda en yoğun olarak tartışılan konulardan birisi de çalışma haklarıdır. Belirli bir süre Türkiye’de yardımlarla ya da elindeki mali kaynaklarla yaşayan Suriyeliler, sürenin uzaması ile birlikte çalışma hayatında yer almayı ve kendi hayatlarını kendileri idame ettirmeyi istediklerini ortaya koymuşlardır. Bu durum özellikle sınıra yakın bölgedeki çalışanları tedirgin etmiştir. Ucuz emek akınından dolayı kendilerini işsiz kalma
tehdidi altında hisseden yerel halkın bu konudaki rahatsızlığı zaman zaman ciddi protesto ve hatta saldırılara da dönüşebilmiştir. Bu çerçevede kamuoyu araştırmasında çalışma hakları konusundaki genel algının ölçülmesine yönelik sorular yöneltilmiştir. Türk halkının “Suriyeliler işlerimizi elimizden almaktadırlar” önermesine desteği % 56,1 olarak gerçekleşmiştir. Buna katılmayanların oranı ise % 30,5’tir. Bekleneceği üzere bölge
illerinde bu önermeye destek verenlerin oranı % 68,9 gibi çok yüksek bir oranda gerçekleşmektedir. “Suriyeli sığınmacıların çalışmaları hususundaki görüşünüzü aşağıdaki şıklardan en fazla hangisi karşılamaktadır?” sorusuna gelen cevaplarda halkın yarısına yakın bölümünün (% 47,4) çalışma hakları konusunda net olarak “reddiyeci” bir tavır içine girdiği gözlenmiştir. Yerel halkın Suriyelilerin “iş ya da süre bazlı” sınırlamalar çerçevesinde çalışmalarına sıcak bakıldığı görülmektedir. Suriyelilerin her türlü işte her zaman çalışmasına izin verilmesini talep edenlerin oranı sadece % 5,4 olarak tespit edilmiştir. Bu konuda sınırdaki bölge illeri ile diğer iller arasındaki ilişki de dikkat çekicidir. Bölge illerinde “çalışma izni verilmemelidir” % 44 iken, bu oran şaşırtıcı bir biçimde bölge dışı illerde % 48’e çıkmaktadır. Ancak “her türlü işte kısıtlama olmaksızın çalışma” konusunda bölge illerinde % 2,1, bölge dışında % 6,1 oranında destek gözlenmektedir.

Eğitim

Türkiye’deki Suriyeliler bakımından yaşanan en önemli sorunlardan birisi ve hatta orta ve uzun vadede belki de en önemlisi çocukların eğitime ulaşma konusunda yaşadıkları sorunlardır. Çünkü BMMYK verilerine göre Türkiye’deki Suriyelilerin % 53’ünden fazlası 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerden oluşmaktadır. UNICEF, Türkiye’deki çocukların % 73’ünün okula gitmediğini açıklamaktadır. Bu kayıp kuşak bir biçimde hızla eğitim içine çekilmelidir. Türkiye’de yerel halka bu konudaki görüşleri sorulduğunda, çalışma haklarından çok farklı bir biçimde toplumda Suriyelilerin eğitim imkânına kavuşturulması konusunda ilgi olduğu gözlenmektedir. Türkiye’de Suriyelilerin Üniversite eğitimine – Türk üniversite adaylarının çektiği inanılmaz sıkıntılar dikkate alınarak- sınavsız ve gerekirse beyana dayalı olarak dâhil olması konusunda çok ciddi bir direnç olmasına rağmen ortaya çıkan sonuçlar umut vericidir. İnsanların % 72,5’i farklı eğitim türlerini desteklerken, % 27,5’i “hiçbir şekilde eğitim verilmemelidir” görüşünü ortaya koymaktadır.

Toplumsal Gerilim

563404_1

Kamuoyu araştırmasında özellikle 2014 yılında Ankara, Adana, Gaziantep gibi illerde Suriyelilere yönelik olarak yapılan gösterilerin ve zaman zaman fiili saldırılara dönüşen “eylemlerin” nasıl algılandığı sorgulanmıştır. Öncelikle “Suriyeli sığınmacılar bulundukları yerlerde şiddet, hırsızlık, kaçakçılık ve fuhuş gibi suçlara bulaşarak toplumsal ahlak ve huzuru bozmaktadır” önermesi ile genel kanaat ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Burada Türk toplumunun % 62,3’ünün önermeyi desteklediği görülmüştür. Önermeye katılmayanların oranı % 23,1’de kalmıştır. Bu önermeye destek verenler, bölge illerinde neredeyse iki kat daha fazla oranda bulunmaktadır. Yaş arttıkça önermeye destek verenlerin oranı artmaktadır. “Suriyeli sığınmacılar içinden bir kısım şahısların suç işledikleri gerekçesiyle, bazı şehirlerimizde sığınmacılara yönelik sert tepkiler gösterildi. Bu konuda görüşünüz nedir?”
sorusuna yönelik olarak toplumun yarısının (% 47,5) tepkileri “haklı” görmesi ve “desteklemesi” dikkat çekicidir. Tepkileri haklı ama aşırı bulanlar % 26,1; tepkileri ve saldırıları “haksız” bulanların oranı % 13,9, Suriyelilerin haklarının devletin teminatı altında olması gerektiğini düşünenlerin oranı % 12,4 olarak gerçekleşmiştir. Bölge illerinde tepkileri haklı görenlerin oranı % 52,3 iken, bölge dışında bu % 46,7; tepkileri en fazla haklı gören grubun seçimlerde MHP’ye oy vereceğini söyleyenler, en az haklı bulanların ise seçimlerde BDP-HDP’ye oy vereceklerini söyleyenler olduğu anlaşılmaktadır. Yaş grupları bağlamında hem tepkilerin haklılığı hem de devletin sorumluluğunu hatırlatanların 55+ yaş grubuna mensup olması da dikkat çekicidir.

Suriyelilerin Türkiye’de Kalıcılığına Bakış

“Türkiye’deki Suriyeliler: Toplumsal Kabul ve Uyum” başlıklı araştırma çerçevesinde Türkiye çapında gerçekleştirilen kamuoyu araştırmasında, Türk halkının Suriyelilerin Türkiye’de kalışları konusundaki öngörü ve beklentileri “Suriye’de savaş uzarsa Suriyeli sığınmacılara ilişkin Türkiye’nin politikası ne olmalıdır?” genel başlığı altında ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Burada bütün araştırmayı ve algıyı yakından ilgilendiren önerme
“Sığınmacılar savaş devam ediyor olsa bile ülkelerine geri gönderilmelidir” şeklinde formüle edilmiştir. Bu önermeye “katılıyorum” ve “kesinlikle katılıyorum” şeklinde destek verenler %30,6’da kalmıştır. Türk halkının % 62,8’i gibi çok ciddi bir bölümü bu önermeye katılmadıklarını ifade etmişlerdir. Bunun 3,5 yılda 1,5 milyonu aşkın Suriyeliyi konuk eden bir ülkedeki ruh hali bakımından son derece önemli ve değerli olduğu
söylenebilir . İlginç biçimde Suriyeliler konusunda çok daha doğrudan ve somut sorunlarla karşı karşıya kalan bölge illerinde önermeye verilen destek daha da düşüktür. Siyasal partiler bakımından bu önermeye en az desteği BDP-HDP’liler vermiş, %80,6 oranındaki BDP-HDP’li geri göndermeye karşı görüş bildirmiştir. Türkiye’de Arapça konuşanların, bu anlamda etnik olarak Arap oldukları öngörülenlerin “göndermeye” daha güçlü destek
verdiği gözlenmektedir.

“Savaş hali” cümleden çıkarıldığında yani “Sığınmacılar, Türkiye’nin sorunu değildir, ülkelerine geri gönderilmelidir” önermesi sorulduğunda buna destek verenlerin % 38,9, karşı çıkanların % 47,8 olduğu görülmektedir. Bu durum “savaş hali”nin Türk toplumu için ciddi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Türk halkının Suriyelilerin bundan sonra da Türkiye’ye gelişlerine yönelik değerlendirmesi bekleneceği üzere olumsuz olmakla birlikte, % 31,7 gibi bir oran Suriye’den bundan sonra da gelenlerin kabulüne zımni kabul göstermektedir. Bunun, mevcut durum ve kapasite çerçevesinde ele alındığında, kabul kültürü bakımından dikkat çekilmesi gereken önemli bir husus olduğu söylenebilir. Bu konuda bölge illerindeki direncin daha yüksek olduğu gözlenmektedir. Türk halkı “Suriyelilerin Türkiye’de kalmasının büyük sorunlara yol açacağı” yönünde güçlü bir kanaate sahiptirler. Bu önermeye “kesinlikle katılıyorum” “katılıyorum” cevabı verenlerin oranı % 76,5 gibi son derece yüksektir. Bu endişe bölge illerinde daha da
yüksektir (%81,7). Siyasal parti skalasında ise bu endişenin en yüksek olarak MHP’lilerde, ardından CHP ve AK Partililerde dile getirildiğini, göreli olarak en az endişenin HDP’lilerde (% 50) olduğu gözlenmektedir.

Türk halkının Suriyelilerin Türkiye’ye dağılmış vaziyette değil, sadece kamplarda barındırılması konusunda genel bir istek içinde oldukları gözlenmektedir. “Sığınmacılar sadece kamplarda barındırılmalıdır” önermesine verilen destek % 72,6 olarak gözlenmektedir. Bölge içinde bu konudaki talep daha da yükselmekte ve % 80,2’ye çıkmaktadır. Benzer bir başka yaklaşım da “Sığınmacılar sınır boyunda Suriye topraklarında tampon bölge oluşturularak orada kurulacak kamplarda bakılmalıdır” önermesinde ortaya çıkmaktadır. Bu önermeye destek verenlerin oranı % 68,8 iken karşı olanların oranı sadece % 18,1 olarak ifade edilmiştir. HDP’lilerin bu fikre son derece karşı çıktıkları gözlenmektedir. Bunda Eylül-Ekim 2014’te Kobani vesilesi ile yaşananların etkili olduğu söylenebilir. Ancak her iki önermeye verilen cevaplar, Türkiye’de halkın Suriyelilerin kamplar dışında bulunmasından çok da hoşnut olmadıklarını ortaya koymaktadır. Kamplar dışında yaşayan 1,4 milyon Suriyeli sığınmacının hiçbir şekilde kamplara alınması söz konusu olamayacağına göre politika yapıcıların bu hassasiyeti dikkate alan çalışmalar yapması gerekmektedir.

Birlikte Yaşam ve “Komşuluk” Konusundaki Öngörüler

Türkiye ile 911 km sınırı olan ve dini, etnik özellikler bakımından son derece önemli benzerliklerin olduğu hep dile getirilen Suriyeliler konusunda araştırma bulguları farklı bir algıyı ortaya koymaktadır. Türk toplumu “Suriyeliler ile kültürel olarak aynı olduğumuz” düşüncesine çok sıcak bakmamaktadır. Bu önermeye destek verenlerin oranı sadece % 17,2’dir. Kültürel olarak farklı olduğumuz fikri ise % 70,6 gibi son derece yüksek bir oranda gerçekleşmiştir. Bilindiği üzere 2014’e kadar Türkiye’ye gelen Suriyelilerin çok büyük bölümü Sünni Araplardan oluşmaktaydı. 2014’te IŞİD’in devreye girmesi ile Ezidiler, Ermeniler, Asuriler, Kürtler, Aleviler gibi diğer Suriyeli unsurlar da Türkiye’ye geldi ve etnik-dinsel tabloda önemli bir değişim yaşandı. Türk toplumunun Suriyeliler ile kültürel olarak “aynı” olmadığına dair görüşlerde BDP-HDP’liler biraz daha farklılaşsalar da ciddi bir algı farklılığı olduğu söylenemez. “Kültürel benzerlik” önermesinin % 17,2’de kalması karşısında, Suriyelilerin Türkiye’ye kabul edilmeleri gerekçesi olarak ifade edilen “din kardeşliği” (% 52,9) ya da “etnik olarak kardeşlik” (% 42,1) önermelerine dair kabulün, yüksekliği de bir ölçüde anlamını yitirmektedir.

Araştırma çerçevesinde sorulan önemli bir soru “Suriyeli biri ile komşuluk yapmak sizi rahatsız eder mi?” sorusudur. Burada toplumun yarısının “evet” (%49,8) yarısının da “hayır” (%50,2) dediği görülmektedir. Araştırmanın devamında rahatsız olacağını ifade edenlere bunun nedeni “Suriyeli biri ile komşuluk yapmak sizi neden rahatsız eder?” şeklinde sorulmuştur. Burada ortaya çıkan veriler dikkat çekicidir. Türk halkı % 52,3 gibi yüksek bir oranla Suriyelilerin “şahıslarına ya da ailelerine zarar vereceklerinden endişe ettikleri için” komşuluk yapmak istemediklerini ifade etmektedirler. İlginç biçimde bu algı bölge dışında daha da yüksektir ve bir algı sorununu ortaya koymaktadır. Türk halkının ikinci önemli gerekçesi, % 15,9 ile Suriyelileri kültürel olarak kendilerine yakın hissetmemesi olarak ifade edilmiştir. Burada da –çok yüksek bir düzeyde olmasa da bölge halkının bölge dışındakilere göre Suriyelileri daha fazla kültürel ayrılık içinde görmeleri dikkat çekicidir.

Vatandaşlık

30815594

“Kamuoyu Algısında Suriyeli Sığınmacılar Kamuoyu Araştırması”nın çarpıcı bir sonucu da vatandaşlık konusunda ortaya çıkmaktadır. Türk halkı, Suriyelilere kucak açmakla birlikte, vatandaşlık verilmesi hususunda son derece olumsuz bir görüşe sahiptir. “Sığınmacılar Türkiye vatandaşlığına alınmalıdır” önermesine gelen destek sadece % 7,7’dir. Hiçbir konuda olmadığı kadar bu konuda % 84,5 oranında net bir reddiye söz konusudur. Bu duruma siyasal parti yelpazesinde bakıldığında, vatandaşlığa bakışta ciddi farklılıklar olmadığı da gözlenmektedir. Bu durumun ilerideki uyum politikalarında mutlaka göz önünde bulundurulması gereken, siyaseten de riskli bir alan olduğu anlaşılmaktadır.

Suriyelilerin Kalıcılığına Türk Toplumunun Bakışı

“Türkiye’deki Suriyeliler: Toplumsal Kabul ve Uyum” başlıklı çalışma çerçevesinde yapılan kamuoyu araştırması ile Türkiye’de 3,5 yılda 1,5 milyonu bulan Suriyeli sığınmacıların geleceği konusunda Türk halkının öngörüsü ve birlikte yaşam alanına ilişkin düşünceleri farklı önermelerle ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Burada ilk olarak Türk toplumunun Suriyelilerin kalıcılığı konusuna nasıl baktıkları sorgulanmıştır. “Suriye’de savaş bittikten sonrası” konusunda ortaya çıkan veriler son derece çarpıcıdır. Buna göre Türk toplumunun % 45,1’inin Suriyelilerin tamamının döneceğini bekledikleri anlaşılmaktadır. Ancak geri kalan % 54,9’u Suriyelilerin tamamının ya da bir bölümünün Türkiye’de kalacağı görüşündedir. Yani toplumun yarısından fazlası Suriyelilerin bir biçimde Türkiye’de kalacağına inanmaktadır. Bu konudaki görüşlerin geneli yansıttığı, bölge ile bölge dışı iller arasında, siyasal partiler arasında ve yaş grupları arasında önemli bir farklılık gözlenmediği de vurgulanmalıdır. Türk toplumunda Suriyelilerin tamamı ya da bir bölümünün Türkiye’de sürekli olarak kalacağına dair genel beklenti, geleceğin ortak yaşamına nasıl bakıldığına dair algıları da önemli hale getirmektedir. Bu çerçevede “Suriyelilerin Türkiye’de kalması büyük sorunlara yol açabilir” önermesine gösterilen güçlü destek dikkat çekicidir. Suriyelilerin Türk toplumuna uyum sağlayacaklarına dair beklenti oldukça sınırlı düzeyde kalmaktadır.

Buradaki önermeye verilen destek ile “kültürel benzeşme” konusuna verilen destek benzer oranlardadır. Ancak Türk halkının çok ciddi bir bölümü (% 66,9) Suriyelilerin Türkiye’ye uyum göstereceklerine inanmadığını ifade etmektedirler. Uyum konusunda AK Parti (% 27,8) ve BDP-HDP (% 35,6) seçmenlerinin daha umutlu olduğu anlaşılmaktadır. “Suriyeli sığınmacıların Türkiye geneline yerleşmeleri sağlanarak, çalışmaları ve topluma uyum sağlamaları için politikalar geliştirilmelidir” şeklindeki önerme ise % 38,2 destek almıştır. Ancak burada da uyum çalışmalarının yapılmasını gereksiz görenlerin oranı % 47 gibi daha yüksek bir seviyede tespit edilmiştir. Toplumsal umutsuzluk ve isteksizliğin bu sonuçta rol oynadığı söylenebilir.
Türkiye’deki Suriyeli nüfusunun artışı zaman zaman bunların devletin bilinçli bir nüfus politikası olduğuna dair iddiaları da beraberinde getirmektedir . Bu çerçevede Cumhurbaşkanı R.T.Erdoğan tarafından sıklıkla dile getirilen ve “güçlü bir devlet” için gerekliliği vurgulanan “3 çocuk” talebi ile Suriyeliler arasında bir ilişki kurulup kurulmadığı konusu bir önerme ile formüle edilmiştir. Ancak “Suriyelilerle birlikte nüfusumuzun artması daha güçlü devlet olmamızı sağlayacaktır” şeklindeki önermeye verilen destek % 12,3 gibi çok alt düzeyde kalmıştır. Suriyelilerin Türk nüfusuna yaptığı katkı ile devletin güçleneceği fikrine katılmayanların oranı % 70,6 olarak tespit edilmiştir.

Toplumsal Duyarlılık ve Kriz Yönetimi

Türkiye’de Suriyelilere yönelik olarak ilgi ve destek konusunda bulgulara ulaşmak amacıyla yöneltilen “Türk halkı Suriyeli sığınmacılara kucak açmıştır” önermesi çok büyük destek bulmuştur. Buna katılan deneklerin oranı % 79’dur. Bu görüşe katılmayanların oranı ise sadece % 9,8 olarak tespit edilmiştir. Bu durum aynı zamanda Türk halkının “biz üzerimize düşeni yapıyoruz” düşüncesi içinde olduğunu göstermektedir . Suriyeliler krizinin önemli bir boyutu da krizin yönetilmesi ile ilgilidir. Toplumun kriz yönetimi konusundaki algısını anlamak amacıyla araştırmada yer verilen “Devlet sığınmacılar konusunda iyi bir yönetim ortaya koymaktadır” önermesine Türk halkının % 31,8 katıldığını bildirirken, % 49,7 devletin performansından yana tatminkâr olmadığını ortaya koymaktadır. Burada AK Partiye oy verenler ile diğerleri arasında ciddi ayrışma dikkat çekmektedir. Yine bölgede devletin başarılı olduğuna dair yaklaşım, bölge dışındaki algıdan daha olumsuzdur.

  • Yazının tüm hakları Doç . Dr. Murat Erdoğan’a aittir…

Kaynak : Doç . Dr. Murat Erdoğan , Türkiye ‘ deki Suriyeliler : Toplumsal Kabul Ve Uyum Araştırması

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün