Türk-İslam Tarihinde Haritacılık

Osmanlı ve Türk tarihindeki haritacılar incelendiğinde tarih boyunca haritacılık alanında birçok çalışma yapıldığı görülmüştür. Hepsinin çalışmaları çok değerli olmakla birlikte burada sadece bir kısmına yer verilmiştir.

Kaşgarlı Mahmud

Aşağıdaki şekilde yer alan Kaşgarlı Mahmud’un Dünya haritası ilk Dünya haritası’dır. Kaşgarlı Mahmud’un XI. Yüzyılda yaşamış ve aristokrat bir aileden gelmiştir. İyi bir medrese eğitimi almış Türk bilginlerinden İslam ilimleri öğrenmiştir. Kaşgarlı Mahmud birçok Türk lehçesinin yanında (Uygur, Oğuz, Çiğil, Keçek, Argu, Kıpçak) Arapça ve Farsçayı da çok iyi bilmektedir. Eseri Divan-ü Lugati’t Türk ile Türkoloji’nin kurucusu olmuş bir bilim adamıdır.

Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ü Lugati’t Türk eserindeki harita ilk Türk haritacılığı eseridir. Eser Türk’ün dilini, tarihini, coğrafyasını, mitolojisini, folklorunu, edebiyatını içermektedir. Kaşgarlı Mahmud’un Divan-ü Lugati’t Türk adlı eserindeki dünya haritasında Türklerin yaşadığı bölgeler ve ilişkide olduğu uluslar gösterilmiştir. Dünya tepsi gibi düz ve yuvarlaktır. Dağlar kırmızı, kumluk alanlar sarı, ırmaklar mavi, denizler yeşil renklerde gösterilmiş yönler Orhun Kitabelerine paralel ayarlanmıştır. Dünyanın merkezi kendi vatanı olan Balasagun şehridir. Haritanın büyük bir kısmı Çin ve Kuzey Afrika olup batı yönünde Volga Nehri’ne dayanmaktadır. Diğer ülkeler, yerler ve coğrafi adlandırmalar merkeze göre ayarlanmıştır. Türklerin yaşadığı yerlere önem verilmiş Türklerin ilişkide bulunduğu ülkeler de haritada gösterilmiştir. Türklerin ilgisi bulunmadığı ülkeler haritada yer almamıştır.

Beyruni (Biruni)

Biruni, (973-1048) yaptığı çalışmalar ve yazdığı eserler göz önünde bulundurulursa Türklerde harita ve coğrafya alanındaki çalışmaların başlangıcı kabul edilebilir. Batı Harzemin başkenti olan Ket yakınlarında doğduğu bilinmektedir. Astronomi ve matematik eğitimi almış olup Harezm sarayındaki Ebu Nasr ve Samed El Hekim tarafından yetiştirilmiştir. Birçok bilim dalında çalışmalar yaparak 148 adet eser vermiştir. Beyruni; matematik astronomi yanında fizik, eczacılık, sosyoloji, felsefe, tıp gibi önemli dallarda eserler vermiştir.

Beyruni eşsiz kişiliğiyle de dikkat çekmektedir. Yoğun ilmi faaliyetleri dini hassasiyeti ve objektifliği ile birleşince onu zirveye taşımıştır. Çocukluğundan beri var olan araştırma tutkusu ilmi ve felsefi birikimiyle birlikte döneminin en ileri düzeyde eserlerini üretmesini sağlamıştır. Beyruni İslam ülkelerinde ilk kez dünyanın kendi ekseni etrafında ve güneşin etrafında döndüğünü söyleyerek bu düşüncenin ilk temsilcisi olmuştur. 18 tane değerli taşın ve mineralin özgül ağırlığını hesaplayarak bulmuştur.
1032’de “Hindistan Tarihi” kitabını yazarak Hindistan’a ışık tutmuştur. Yazdığı “Asari Bakiye” isimli kitabında Arap, Pers ve Yunanistan gibi ülkelerin takvimleri ile ilgili bilgiler vermiş zaman hesaplamalarından bahsetmiştir. 1030’da yazdığı “Al Kanun Al Mesudi” (Mesud’un Yasası) adlı kitabını Gazneli Mahmud’un oğlu Mesud’a sunmuştur. Bu kitapta kendisinden önceki bilgileri derlemiş kendi gözlem ve hesaplamalarını da ekleyerek trigonometri tarihi için önemli bir yapıt ortaya çıkarmıştır. Bu kitapta zaman, takvim, jeodezi, küresel astronomi, Ay ve gezegen haraketleri gibi konular anlatılmıştır.
“Al Kanun Al Mesudi” adlı kitabında yeryuvarının büyüklüğünü saptamak için bir yöntem belirlemiştir. Bunun için Hint okyanusu kıyısında bulunan deniz seviyesinden yüksekliği h=652 arşın olan Zira El Sav dağında deniz ufku ile yatay arasındaki açıyı a=33 derece olacak şekilde ölçerek, cos a=R/(R+h) bağıntısından R=3333 Arap mili ( 6426 km) ve 1 derecelik meridyen uzunluğunu 58.2 mil ( 118.1 km.) ve çevreyi 6800 farsang (fersah) ( 42516 km.) olarak hesaplamıştır.

Coğrafya ve matematiksel coğrafya konularında çalışmalar yapan Beyruni açı ve uzunluk ölçmek için birçok alet yapmıştır.

Yukarıdaki şekilde görülen yükseklik ölçeri bunlardan biridir. Beyruni yerleşim alanlarındaki enlem ve boylamları öncelikli olarak belirlemiştir çünkü İslam kentlerinin namaz vakitleri ve kıble tayini için Mekke’ye göre coğrafi konumlarının bilinmesi gerekmektedir. Ayrıca ramazandaki iftar ve sahur vakitleri coğrafi konumla bağlantılıdır. Tahdid-u Nihayati’l-Emakin adlı eserinde enlem ve boylamları çizilmiş on arşın çapında (6.8 m) bir yarımkürede çeşitli ülkelerin coğrafi konumlarını işaretleyerek ülkelerin konumlarının pratik olarak görülmesini sağlamıştır. Gök haritaları için projeksiyonlar önermiştir. Yarı kürenin düzleme nasıl tasvir edileceğini konik ve silindirik projeksiyonlarda resimlerle anlatmıştır.
Tüm bu çalışmaları detaylı bir dünya haritasını oluşturmak için yaptığını belirtmiştir. Bu haritayı oluşturabilmek için Ptolemaios (Batlamyus) coğrafyası, İslam bilginlerinin yollar ve memleketler tipi coğrafya eserleri ve kendi bilgilerinden oluşturmuştur. Ancak Ptolemaios’un yer tayinlerinde bazı hatalar tespit etmiş bunları da düzeltmeye çalışmıştır.
Beyruni’nin gerçek bir bilim anlayışına sahip olduğu görülmektedir. Başka halkların kültüründen derin bir saygıyla bahsettiği Aynı şekilde dinler ve düşünceler konusunda hoşgörüyle davrandığı itiraz ve eleştiride bulunmadığı dikkat çekmiştir. Farklı dinlerdeki deyimleri aynen kullanmıştır. “Potancalı” adlı kitabını Sanskrit dilinden Arapça’ya çevirirken önsözünde “İnsanların düşünceleri türlü türlüdür, dünyadaki gelişmişlik ve esenlik de bu farklılığa dayanır” şeklinde yazmıştır.

İbrahim Mürsel (Tabib İbrahim El-Mursi)

Hayatı hakkında fazla bir bilgi bulunmayan İbrahim Mürsel’in Trablusgarplı olduğu bilinmektedir. Akdeniz haritasını 1456 da, aşağıdaki Güney Avrupa haritasını da 1560 yılında çizmiştir. Türk haritacılık tarihi için önemli bir yere sahip olan Güney Avrupa haritasında Ege, Akdeniz ve Karadeniz kıyıları bugünkü haritalarla
kıyaslandığında mükemmel bir doğrulukta çizilmiştir. Güney Avrupa haritasında ayrıca batı Avrupa kıyıları da gösterilmiştir ve bu nedenle sadece Osmanlı haritacılığında değil aynı zamanda Venedik haritacılığı içinde kaynak olmuştur. İbrahim Mürsel’in aşağıdaki şekildeki Güney Avrupa Haritası teknik olarak incelenmiş ve haritanın ortasından başlayan eşit aralıklı rüzgâr yönlerine doğru çizilmiş çizgiler bulunduğu tespit edilmiştir. Haritada 1/6200000 ölçekli, normal konumlu meridyen koruyan kesen silindirik projeksiyon bulunmaktadır. Avrupa sahilleri ve Britanya adalarının dışında harita mükemmel bir doğrulukta çizilmiştir.

Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarının çizildiği 24 Haziran 1461 tarihli harita incelendiğinde iklim haritaları aracılığıyla gelen Arap haritacılığına ait açık izler bulunmaktadır. Bu harita sayesinde doğu haritacılığının ulaşmış olduğu seviye anlaşılmakta, Batlamyus’un haritalarıyla denizlerde dolaşmanın güç olduğu bir dönemde, İbrahim’in haritasının en azından Akdeniz’in ortalarına kadar gemicilere yol gösterdiği düşünülmektedir. Ayrıca bu harita ile deniz haritalarında ölçek bulunmadığına dair görüşler çürütülmektedir.

Piri Reis

Piri Reis 1465-1470 yılları arasında Gelibolu’da doğmuştur. Gelibolu’da denizcilerle dolu bir yerde büyümüştür. Amcası Kemal Reis’in yanında büyümüş ve denizcilik ile ilgili birçok tecrübe edinmiştir. Bir çok deniz seferine katılarak Ege ve Akdeniz’i ayrıntılı bir şekilde öğrenmiştir. Böylece Osmanlı devleti’nin deniz seferlerinde kullanmak için ihtiyaç duyduğu deniz haritalarındaki boşluk, başta Piri Reis olmak üzere birçok denizci tarafından doldurulmuştur. Piri Reis, Portekiz ve İtalyan Deniz haritalarını ve o döneme ait coğrafik eserleri inceleyerek Türk denizciliğinin geleneksel bilgilerini kendi gözlemleriyle birleştirerek 1521 yılında Kitab-ı Bahriye’yi nazım ve nesir olarak yazmıştır. Kitapta sahil şehirleri, körfezler, limanlar, kaleler gibi denizcilere rehberlik edecek bilgiler bulunmaktadır.
Aşağıdaki şekilde görülen Piri Reis’in birinci dünya haritası, 1929 yılında Topkapı Sarayında milli müzeler müdürü Halil Edhem tarafından bulunmuş ve İstanbul’da misafir bulunan Alman Prof. Kahle ile birlikte incelenmiştir. Prof. Kahle bu incelemelerin sonucunu 1951 yılında Leiden’de toplanan XVIII. Şarkiyatçılar Kongresine sunmuştur. Türk ve Alman bilginlerinin bu buluşu, bilim dünyasının ilgisini çekmiş ve Prof. Kahlle’nin bildirisi İtalyan ve İspanyol dillerine çevrilerek yayınlanmıştır. Viyana Üniversitesi coğrafya profesörü Oberhummer tarafından da 1931 yılı Aralık ayında, Viyana Akademisinde bu buluşa dair bir açıklama yapılmıştır.

Piri Reis’in Birinci Dünya Haritası olarak bilinen aşağıdaki harita, ceylan derisi üzerine dokuz ayrı renk kullanılarak çizilmiştir.

Harita 86 cm boyunda olup üst tarafta 61cm alt tarafta 41 cm genişliğe sahiptir. Enlem ve boylam çizgileri olmayan haritada rüzgârgülü ve yön çizgileri kullanılmıştır. Ayrıca harita insan ve hayvan figürleriyle süslenmiştir. Rüzgârgüllerinin sayısından haritanın tamamının 21 yada 22 parça olduğu tahmin edilen haritanın elimizde sadece bir parçası bulunmaktadır. Bu parçada Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’ndedir. Piri Reisin Dünya haritasının elimizde kalan tek parçası yaklaşık sıfır boylamının batısında kalan; İspanya ile Biskay Körfezi’ni ve aynı boylamın batısındaki Afrika’yı, Atlas Okyanusu’nu ve Amerika’nın o zaman bilinen kısımlarıyla Karaip Denizi’ni kapsamaktadır.
Kaybolan parçanın ise, yaklaşık sıfır enleminin doğusunda kalan dünya bölümlerini içine aldığı düşünülmektedir. Kaldı ki, Piri Reis’in Bahriye kitabında ‘hintce Çin bahirlerin (Denizlerinin) taze çıkan haritaları ki diyarı Rum’da kimesne (kimse) anı bu zamana dek malum idinmemiştir (bilmemiştir-öğrenmemiştir), anları da bile (beraber) kayd idüp (edip) Sultan Selim hazretlerinin babı saadet meablarına nefsi Mısır’da virüp (verip)…’demiş olması da bu kanı’yı doğrulamaktadır.

Piri Reis’in haritasının yarım kalan bir dünya haritası olduğunun kanıtı rüzgârgüllerinin sayısıdır. Çünkü standart deniz haritalarında rüzgârgülleri 17 adet olmaktadır. Oysa bu haritada 5 adet rüzgârgülü vardır. Bu nedenle geri kalan rüzgârgüllerinin de olduğu varsayılırsa bu harita bir dünya haritası olacaktır. Ayrıca Piri Reis haritasında bazı yerlerde yazılar bulunmaktadır. Bu yazılarda yararlandığı kaynakları açıkça belirttiği görülmektedir. Bu satırlarda yer alan bilgilerde haritasındaki bazı kara ve adaların Cristopher Colombus’un haritasından alındığını yazmaktadır.

Piri Reis’in birinci haritasının diğer parçaları aranırken Topkapı Sarayı Müdürü Tahsin Öz tarafından yeni bir harita bulunmuştur.

Ceylan derisi üzerine çizilen haritada sekiz renk kullanılmış ve eşsiz Osmanlı tarzı süslemeyle çerçevelenmiştir. Özenle çizilen bu harita tipik bir deniz haritası (portolan)’dır. Piri Reis Tarzında çizilen harita, 69×70 cm. boyutlarındadır. Haritadaki çerçevenin sadece kuzey ve batı kenarlarda bulunması, kenar yazılarının yarım kalması bu haritanın da bir parça olduğunu göstermektedir. Kalan parça Atlas Okyanusu’nun kuzeyini, Kuzey ve Orta Amerika’yı kapsamaktadır. Üzerinde portolanların tipik özelliği olan dördü büyük ve süslü, ikisi küçük altı rüzgar gülü ile iki adet mil ölçeği bulunmaktadır. Haritadaki dikeyölçeğin altındaki imza Piri Reis’e aittir.
Piri Reis’in Kitab-ı Bahriye’si Türklerin coğrafya alanında oluşturduğu eserlerin en mükemmellerindendir. Batı ülkelerinde Akdeniz’i bu denli ayrıntılı olarak anlatan deniz haritasına (portolana) rastlanmamaktadır. Piri Reis Kitab-ı Bahriye’de bahsettiği bilgilerde limanlar, kıyılar, demir atılabilecek yerler, kıyı bitki örtüsü, içme suyu ve
gemi inşaatına ait imkânların yanında insanlar, dinler ve politik güç dengeleri hakkında da bilgiler vermektedir. Eser, Arkeolojik bilgiler de taşımaktadır. Kitab-ı Bahriye, bu alanda çalışanlar için ilgi çekici bir başvuru kitabı olmuştur. Kentlerin haritalarında, önemli binaların resimleri de yer almaktadır. Bahriye; benzersiz bir Akdeniz
seyahatnamesi olarak değerlendirilebilir. Piri Reis hakkında birinci elden bilgiler taşıması da, Bahriye’yi önemli kılan diğer unsurdur.

Kitab-ı Bahriye’nin 1521 ve 1525 tarihli iki ayrı orijinal yazması vardır ancak bunlar henüz ele geçmemiştir. Bu iki yazmadan kopya edilen eserler İstanbul’da çeşitli kütüphanelerde yer almaktadır. 1521 tarihli yazmanın 8 kopyası Avrupa’nın çeşitli kütüphanelerinde bulunmaktadır ancak bu yazmalardaki harita sayıları değişiktir. Harita sayısının en yüksek olduğu (223 adet) yazma, Topkapı Sarayı’nda bulunmaktadır. Nuruosmaniye Kütüphanesi’nde yer alan yazmadaki en göze çarpan eser İstanbul haritasıdır. Bunların dışında Süleymaniye, Tersane, İstanbul Üniversitesi, Köprülüzade, Fazıl Ahmet Paşa, Ali Emiri Efendi kütüphanelerinde, kısaltılmış ya da ayrıntılı nüshaları bulunmaktadır.

Seydi Ali Reis

Seydi Ali Reis Galata’da doğmuştur. Denizci bir aileden gelmektedir. Babası ve dedesi Galata tersanesinde kethüdadır. 1498 yılında doğduğu tahmin edilmektedir. Tahsili hakkında kaynaklarda kesin bir bilgi yoktur ama hayatına ve eserlerine bakılırsa iyi bir eğitim aldığı ve neredeyse bütün ilimlere vakıf olduğu düşünülmektedir.
Matematik, astronomi, denizcilik, coğrafya ve hatta edebiyat alanlarında söz sahibidir. Denizcilik aileden gelen deneyimle ve kendi bilgi birikimiyle birleştiğinde başarılı bir denizci olmuştur. Eserlerinden anlaşıldığına göre Arapça ve Farsça’yı çok iyi bilmektedir.
Seydi Ali Reis’in en önemli eserlerinden ilki Mirat’ül Memalik yani “Ülkelerin Aynası” isimli eseridir. Bu eseri, 1533’de Mısır kaptanlığına atandığında, Basra’da bulunan Hint denizleri filosunu geri getirmek için görevlendirildikten sonra fırtınalara ve savaşlara maruz kalan gemileri ile Mısır’a dönemeyince elliye yakın adamıyla karayolundan İstanbul’a dönmeyi tercih ettiği sırada yazmıştır. Üç yıl yedi ay süren yolculuğunda başından geçen olayları ve geçtiği yerleri yazdığı kitabında Afganistan, Pakistan, Maveraünnehir, Azerbaycan gibi ülkelerden geçerek Bağdat’a oradan da 1557 yılında İstanbul’a varmıştır. Bu eser coğrafya alanında yazılan eşsiz eserlerden biridir. Kitapta özgeçmişiyle ilgili bilgilerde sunulmuştur.
Bir başka önemli eseri ise on bölümden oluşan Muhit’tir. Kitabında denizciler için önemli olabilecek yön tayini, ünlü limanlar, astronomik bilgiler, zaman hesabı, takvimler gibi bilgiler vermektedir. Ayrıca Muhit’te Amerika kıtasıyla ilgili bilgiler verilmektedir. Portekizli denizcilerin Kanarya Adalarından itibaren batıya doğru yaklaşık yirmi derece giderek bir kıta bulduklarını, bu kıtanın, batıda doksan derece boylama güneyde on derece enleme kadar uzandığını söylemektedir. Güneydeki “Karanlık Diyara” varırken Magellan Boğazı’ndan geçildiğini belirtmektedir. Bu bilgilere göre Muhit, Kitab-ı Bahriye’den sonra Amerika kıtası ile ilgili ikinci yazılı kaynak niteliğindedir.

Muhit ve Mirat’ül Memalik’ten başka astronomiye ait bilgiler içeren iki kitabı daha vardır. Bunlar “Hulasatü’l Hey’e” ve “Mir’at-ı Kâinat” isimli eserleridir.

Astronomi ölçümlerinde kullanılan ölçüm cihazı olan usturlabın kullanışı ve yapımı, yıldızların ve güneşin yüksekliğinin ölçülmesi, zaman ölçümü ve kıblenin belirlenmesi üzerine bilgiler vermektedir. Seydi Ali Reis, yerin yuvarlak olduğunu, dağların yüksekliğinin yerin yuvarlaklığını bozmayacağını söylemiştir. Yer yarıçapının 1545 fersah olduğunu yazmış ve ağır cisimlerin yerin merkezine doğru düştüklerini eklemiştir.

Takiyüddin

Osmanlı tarihindeki ilk rasathaneyi kuran kişi Takiyüddin’dir. XVI. yüzyılda yaşayan önemli Türk bilgini ve astronomudur. Takiyüddin Raşit 1526 yılında Şam’da dünyaya gelmiştir. Eğitimini Şam ve Mısır’da alarak babası Maruf Efendi ile 1550 yılında İstanbul’a gelmiştir. Daha sonra 1555 yılında Mısır’a giderek yargı görevinde bulunmuştur. 1570 yılında tekrar İstanbul’a dönmüş ve Müneccimbaşı Mustafa Çelebi’nin ölümünden sonra II. Selim tarafından müneccim başı olarak atanmıştır. Hoca Saadettin Efendi ile dostluk kurmuş ve gözlem çalışmalarına Galata kulesinde 1574 yılında başlamıştır.
Batılı kaynaklarda adının yazılışından dolayı Arap kökenli olduğu yazılsa da 1568 yılında yazdığı Reyhannetü’r Ruh adlı eserinde verdiği bilgilerde VIII. yüzyılda Suriye’ye yerleşen bir Türk ailesine mensup olduğunu yazmıştır. Bir rasathane kurmak için 1575 yılında sultan III. Murat’a başvurarak Sokullu Mehmed Paşa ve Hoca Sadettin Efendi’nin de destekleriyle gerekli izni almıştır. İstanbul Rasathanesi Tophane sırtlarında 1575-1580 yılları arasında faaliyet göstermeye başlamıştır. 1577 yılı Ramazan ayında bir kuyruklu yıldızın gözlemlendiği, bu astrolojik olayın İstanbul’da çok ilgi çektiği bilinmektedir.
İstanbul Rasathanesi, içinde çalışanların çalışma odaları ve kalacağı yerleri bulunduran bir bina olmakla birlikte aynı zamanda kütüphanesinin de olduğu bir bina olarak inşa edilmişti. İstanbul Rasathanesi’nin yanında küçük bir gözlemevi olarak adlandırılan bir bina daha inşa edilmişti. Muhtemelen bu binada gözlemevinin taşınabilen araç ve gereçleri bulundurulmaktaydı aşağıdaki şekilde bu küçük yapı ve içindeki çalışanları görülmektedir.

Takiyüddin’in çok sayıda gözlem aleti yaptığı, Alat-ı Rasadiye li Zic-i Şehinşahiye adlı eserde yer alan minyatürden anlaşılmaktadır.

Takiyüddin’in yirmiye yakın eseri çoğunlukla astronomi ile ilgilidir. Kitaplarının ikisinde III. Murat’ın çok meraklı olduğu güneş saatleri, su saatleri ve mekanik aletlerden söz etmektedir. “Reyhanetü’r Ruh fi Alel-Müsteviy’il-Sütuh” ve “Düsturü’t-Tercihli Kavaidü’t Tastih” adlı iki eseri harita yapımı ve kullanımı üzerinedir. Takiyüddin’in bu kitapları, Kitab-ı Bahriye’den sonra, haritacılık hakkında oldukça önemli teorik kaynaklar arasında sayılmaktadır. Gözlemevinin ömrü kısa sürmüş ve Ocak 1580’de yıktırılmıştır.

Ali Macar Reis ve Atlası

Ali Macar Reis XVI. yüzyılda yaşamış bir Osmanlı denizcisidir. Denizcilik biliminde üstün bilgilere sahip olan Ali Macar Reis, bilgilerini savaşçılık yeteneğiyle birleştirdiğinde Akdeniz’i kasıp kavuran cesur bir Osmanlı reisi olmuştur. Osmanlı kartografyasının öncülerinden biri olmuştur. II. Selim, Kıbrıs’ı fethetmek için levent reislerini göreve çağırdığında, Ali Macar Reis’te haritalarını saraya sunarak gönüllü Osmanlı Reis’i olmuştur. 1571 yılında İnebahtı Savaşı’nada katılmış ve yaralanmıştır.
Ali Macar Reis’in 1567 tarihli Atlas-ı Karadeniz ve Marmara Denizi, Doğu, Orta ve Batı Akdeniz, Atlantik kıyıları ve Britanya adaları, Ege ve Marmara Denizi ile Dünya Haritalarının yer aldığı yedi parçadan meydana gelmektedir. Dokuz ceylan derisi yaprak üzerine yapılmıştır. Ali Macar Reis ‘in imzasının yalnızca dördüncü parça olan Batı Akdeniz haritasında görünmesi, diğer haritaların daha sonra ilave edilmiş olabileceği ihtimalinin öne sürülmesine yol açmıştır. Bir başka ihtimale göre Atlas’ın İtalyan ve Katalan portolan tekniğine ve düzenine uyması dolayısıyla İtalyan portolan haritacılarınca hazırlanıp, yer adları ihmal edilmiş olarak Osmanlılara ulaştığı ve Ali Macar Reis’in noksan yazılarını tamamladığı ileri sürülmüştür.
Atlastaki resimleme tekniğinin Osmanlı resimleme tekniğine yabancı olmayan bir tarzı gösterdiği kesindir. Haritadan Turgut Reis, Sina Paşa, Piyale Paşa gibi büyük Türk denizcilerinin çarpıştıkları mahallerle ilgili dolaylı bilgiler elde edilmektedir. Ege Denizinin eski adı
olan Adalar Denizi’ndeki yer adları ve konumlandırma bakımından oldukça değerli bilgilerin bulunduğu Ali Macar Reis Atlası Osmanlı deniz haritalarının en çok ilgi çekenleri arasındadır.

Menemenli Mehmed Reis

Osmanlı deniz haritacılığında 16. Yüzyıl sonunda Menemenli Mehmed Reis tarafından yapılan aşağıdaki haritada, bu eşsiz harita, İtalya’nın Venedik kentindeki Correr Müzesinde bulunmaktadır. 1590 yılında bu deniz haritasında; Batı Anadolu kıyıları, Ege Denizi, Yunan Yarımadası yer alır. Türk haritacılık geleneğinin tipik örneklerindendir. Menemenli portolonunun en büyük özelliği, elimizde bulunan diğer harita ve atlaslar gibi Osmanlı Sarayı’na ya da makam sahibi kişilere sunulmadan günümüze ulaşmış tek örnek olmasıdır. Menemenli Mehmed Reis’e Ege havzasındaki seferlerinde uzun yıllar kılavuzluk ettiği açıkça anlaşılan harita, uzun yıllar kullanılmış olması dolayısıyla biraz yıpranmış, hatta sol alt yanından kopmuş durumdadır.

Harita, 81×56 cm. boyutlarında, 1:1200000 ölçeğinde olup, üzerinde yapımcısının kimliği ve yapım tarihi açıkça yazılıdır. Harita üzerinde yer alan Osmanlıca yazılar, denizcilerimizin terminolojisine tamamen uygundur. Menemenli’nin haritası, Ali Macar Reis Atlası’nın altıncı haritasına çok benzemekte, ancak dikkatle incelendiğinde çizimlerin modern haritalara daha yakın olduğu görülmektedir.

Kâtip Çelebi

Ünlü Türk bilginlerinden olan Kâtip Çelebi 1591 yılında İstanbul’da doğmuştur. Öğrenim çağına geldiğinde zamanın en büyük âlimlerinden dersler almıştır. Kadızade Mustafa, Kürt Abdullah, Mehmed Veli Efendi ders aldığı kişilerdendir. Arapça, Türkçe, Farsça (Acem) dillerinde şiirler yazacak ölçüde yeteneklidir. Fıkıh, Hadis, Tefsir ve Mantık gibi bilimleri de öğrenmekle beraber, Felemenkli olup doğu dillerinin öğrenimi için İstanbul’a gelen ve inceledikten sonra Müslümanlığı kabul eden bir kişiden matematik bilgileri, astronomi ve özellikle coğrafya öğrenmiştir. Arapça ve Farsçayı çok iyi bilen ve tarih, coğrafya, bibliyografya ve toplum bilimi alanlarında 27 yapıtı bulunan Kâtip Çelebi, Girit Seferi sırasında (1645-1646) haritaların nasıl yapıldığını öğrenmiştir.
Kâtip Çelebi tarih, coğrafya, astronomi, fıkıh, biyografi vb. alanlarda telif, tercüme ve derleme suretiyle birçok eser yazmıştır. Haritacılıkla ilgili başlıca eserleri;

1.Tuhfetul-kibar fi-esrafil-bihar

Girit seferi dolayısıyla 1645 yılında yazılmıştır. Bu eseriyle Osmanlılar’ın ilk devirlerinden eserin yazıldığı tarihe kadar kara ve denizde, tedbirsizlik ve hatalar yüzünden uğranılan başarısızlıklara ve görülen aksaklıklara çareler bulmayı amaçlamıştır. Eserde, dünya haritası, Akdeniz ve Karadeniz, Akdeniz’deki Osmanlı hâkimiyetindeki adalar ile Adriyatik denizi adalarını ve buradaki sahil memleketlerini gösteren 4 harita ve iki pusula bulunmaktadır.
Eser iki kısım ve hatimden meydana gelmektedir. Eserde önce, coğrafyanın önemi anlatılmıştır. Mora, Venedik, Arnavutluk ve diğer Akdeniz sahilindeki Avrupa memleketleri, özellikle Venedik dukalığı anlatılmış;
I. Kısımda, muhtelif kaynaklardan hareketle geçmişteki deniz fetihleri ve belli başlı derya kaptanlarının faaliyetleri anlatılmış;
II. kısımda, Tersane-i amire, donanma ve derya ile ilgili konular işlenmiş, kaptanlara 40 nasihatta bulunulmuştur.

2.Cihannüma

Kâtip Çelebi coğrafya eserlerinin eksiklerini tamamlamak ve derlemek düşüncesiyle 1648 yılında Cihannümayı yazmaya başlamıştır. Eser iki kısım olarak tasarlanmıştır. İlk kısımda denizleri, nehirleri ve adaları ikinci kısımda ise memleketleri önemli şehirleriyle birlikte dağ, yol ve nehir gibi ayrıntılarıyla vermeyi planlamıştır. Beş harita ve 75 sayfa olan bu eser 1648’de yazılmaya başlanarak dünyanın yuvarlaklığından, Japonya’dan Erzurum ve Irak’a kadar ülkelerin coğrafyasına kadar birçok coğrafi bilginin yanında bitki ve hayvanlar âlemini de anlatmaktadır. Bu kitap, İbrahim Müteferrika tarafından matbaanın İstanbul’da kurulmasından hemen sonra 1752’de basılmış ve çeşitli dillere çevrilmiştir.

3.Levami’un-nur fi-zulumati Atlas Minor

Cihanüma’nın telifi esnasında Atlas okyanusundaki adalarda eksiklikler olduğunu fark edince İslam coğrafyacılarıyla batı coğrafyacılarının eserlerini bir arada kullanmaya karar vermiş böylece eksiklikleri gidermeyi amaçlamıştır. Abraham Ortelius’un eserinden Mercator’un Atlas Minor’unu öğrenmiştir. Bu eserinde kıtalar hakkında kısa bilgiler vererek kıtaların haritalarını eklemiştir. Bu bilgiler verildikten sonra kuzey kutbundan başlayarak Avrupa’ya kadar memleketleri şehir, dağ, ve nehir gibi özellikleriyle anlatmıştır. Ayrıca şehirlerin coğrafi tasvirlerinin yanında idari durumlarından da bilgiler sunulmaktadır. Asya, Afrika ve Amerika kıtaları hakkında ayrıntılar sade olup Avrupa memleketleri daha ayrıntılı anlatılmıştır. Ayrıca Abraham Ortellius’un eserinden harita ve coğrafya alanında çalışma yapanların bibliyografyası alınarak kayıt altına alınmıştır.

4.Fezleketül Ahvalil Ahyar fi-ilmit-tarih vel-ahbar

Kitap üç fasıldan oluşmakta olup ilk fasılda tarih ilminden bahsedilerek Peygamberler, İslam öncesi ve sonrası hükümdarlar, Osmanlı Padişahları ve devlet düzeni, ikinci fasılda ise arz, iklimleri fersah ve mil ölçüleri yanında kavimler ve Arap kabilelerden bahsedilmiştir. Üçüncü fasılda ise takvimler, kıyamet alametleri, ahret ve alfabetik sırasıyla devletler anlatılmıştır.

5.Keşfüz-zunun an-esamil-kutub vel-funun

İslam coğrafyasında yazılmış hemen hemen her eseri alfabetik sırayla tanıtmaya çalışan büyük bir bibliyografi eseridir. Kâtip Çelebi bu eserinde İslam dünyasına ait yaklaşık 14.500 eser, 10.00 müellif ve 300 den fazla ilim dalını anlatmış ayrıca yazarların hayatından da bahsetmiştir.
Kâtip Çelebi uzun yıllar yaptığı araştırma ve incelemeler sayesinde derin bir bilgi birikimine sahip olmuştur. Araştırmaları sadece İslam dünyasıyla sınırlı kalmayıp batı kökenli eserleri de inceleyerek batıdaki keşifler ve ilerlemeleri de takip etmiştir. Kâtip Çelebi ilme olan düşkünlüğü ve üstün zekâsı ile XVII. Yüzyıl Osmanlı ilim hayatına damgasını vurmuştur.
Yararlanılan Kaynaklar
Gaye Bekiroğlu Keskin, Osmanlı İmparatorluğu’nda Haritacılık Ve Matrakçı Nasuh
Mahmut Ak, Osmanlı’nın Gezginleri
Abdurrahman Aygün, 1980, Türk Haritacılık Tarihi
Ali Kuzu, Takiyüddin Uzayı Çözen Bilim Adamı
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Gaye Bekiroğlu Keskin’a aittir.
Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.