Türkiye’de Bağımsız Kiliseler ve Faaliyetleri

Mormonlar ve Faaliyetleri
İçinde bulunduğumuz zamanda başta ABD olmak üzere birçok bağımsız Hıristiyan kilisesi bulunsa da ‘Mormonlar müstesna’ kapasitelerinin küçüklüğü nedeniyle etkili bir misyon faaliyeti yürütememektedirler. Lakin Mormonlar bilinen “İsa Mesih’in Son gün azizlerinin Kilisesi” gerek etkileri açısından gerekse görüşlerinin farklılığı açısından dikkat çekmektedir. İngilizce ismiyle The Church of Jesus Christ of Lutter-day Saints bilinen bu kilise XIX. Yüzyılda Amerika’da kurulmuş bağımsız Hıristiyan kilisesidir. Bu gün Amerika kıtasının pek çok yerinde on bir milyona yakın üyesi vardır. Görüşlerinin farklılığı nedeniyle pek çok teolog tarafından Hıristiyanlıktan farklı bir din olarak görülen Mormonlar, kendilerini Hıristiyanlığın en doğru yorumu olarak görürler. Kilisensin kurucusu Tanrı’nın kendisine görünmesi ve Moroni adlı bir meleğin gelmesinden dolayı, Eski Ahit geleneğine göre Peygamber olduğunu iddia eden Joseph Smith Junior’dur. Smith’in ölümünden sonra kilise başkanlığı yarışı nedeniyle kendi arasında farklı kollara ayrılan Mormonlar, günümüzde yirmi ayrı kolda faaliyet içerisindedir. Mormanlar misyonerlik çalışmalarında nihai hedefi, yeryüzünde yaşayan herkesin, kişisel tanıklık sayesinde Mesih’e gelmelerini sağlamaktır. Kilise 1830 yılında Smith tarafından kurulur kurulmaz, misyon faaliyetlerine başlamış, ilk olarak peygamber olarak gördükleri Smith’in Mormon kitabını Amerika’nın kırsal kesimlerinde yaymak faaliyetiyle Amerika içerisinde taraftar toplamıştır. Özellikle Amerika’nın batı sınırındaki Lamanitler’e, Mormon’u anlatmak ve onları kendi inançlarına çekebilmek için faaliyet yürütmüşlerdir. Lakin buradaki faaliyetleri Kızılderili reisleri tarafından engellenmiştir . Lamanitler üzerindeki başarısız faaliyetlerinden sonra Ohio’da bulunan beyazlar üzerine misyon faaliyeti yürüten Mormonlar burada, bir çok beyazı kendi saflarına dahil edebilmiştir. Mormonların misyonerlik faaliyetleri, sadece Amerika içerisinde sınırlı değildir. Amerika kıtasının pek çok yerinde faaliyet yürüten Mormon kilisesi, faaliyetlerini bu kıtanın dışında da sürdürmüşlerdir. Bu faaliyetlerini Osmanlı devleti içerisinde de sürdüren Mormonlar, Türkiye’de Amerikan misyonerliğinin doruğa çıktığı 1880–1914 yılları arasında diğer amerikan misyonerleriyle birlikte misyonerlik faaliyeti yürütmüşlerdir. Mormonların Osmanlı devletini faaliyet alanı olarak seçmelerine etki eden en büyük sebeplerden birisi diğer Hıristiyan gurupların aksine çok eşle evliliğe olumlu bakmaları olmuştur. Zira o dönemde Amerikan anayasasının çok eşle evliliği yasaklamış olması Mormonları bu coğrafyaya çekmiştir.
1884 yılında İstanbul’a gelen Elder Joseph ve F. F. Hintze ile İstanbul’da misyon faaliyeti yürüten Mormonlar, faaliyetlerine Mormon prensiplerini Türklere anlatmakla başlamışlardır. Lakin Türkler üzerindeki misyon faaliyetlerini daha sonra kendilerinin varlığı açısından tehlikeli gören Mormonlar, daha sonraki dönemde faaliyetlerini Ermeniler üzerine yoğunlaştırmışlardır. Mormonların bu faaliyetlerinin bir neticesi olarak birçok Ermeni’nin Mormonluğu kabul ettiği, Ermeni yazarların yazdığı yazılarda ve Mormon misyonerlerinin oluşturduğu raporlarda ortaya çıkmıştır. 1914 yılında patlak veren Birinci Dünya Savaşı Mormonların misyon faaliyetlerinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu dönemde Mormonlar Osmanlı topraklarında ki Emperyalist amaçlarını terk etmiş ve faaliyetlerine ara vermişlerdir. Bu arada daha önce saflarına kattıkları birçok Ermeni’yi de beraberinde Utah’a götürmüşleridir. Günümüze gelindiğinde Mormonların, Türkiye’de faaliyet içerisinde oldukları bizzat kendi kaynaklarında ortaya konmuştur. Bu amaçla kurdukları internet sitelerinde∗ Türkiye’deki faaliyetlerini Bulgaristan merkezli olarak yürüttüklerini, bizzat kendileri, sitelerinde ifade etmişlerdir. Ancak bu dönemde hedefleri, sadece gayr-i Müslimler değildir. Türk vatandaşları üzerine ciddi misyoner faaliyeti yürüten Mormanlar, bu amaçla Mormon kitabını Türkçeleştirmişler ve web siteleri aracılığı ile temasa geçtikleri herkese göndermişlerdir. Yine internet sitelerinde verdikleri bilgiye göre Mormonlar, bugün başta Ankara ve İstanbul olmak üzere Adana ve İzmir gibi şehirlerde de faaliyet içerisindedir. Bununla beraber internet sitelerinde Adana’daki merkezlerini Adana Militariy ifadesiyle belirtmişler ki, bu da kesin olmamakla beraber Adana’daki İncirlik üssünü işaret etmektedir.
Türkiye’de Mormonlarla ilgili ilk yazılardan birisini kaleme alan ve uzun süreden beri Utah’ta konuyla ilgili çalışmalar yapan M. Hakan Yavuz, bulunduğu yerde, aslen Türk olup sonradan Mormonluğu kabul eden kimselerden elde ettiği bilgiye göre İstanbul’da her iki yakada birer Mormon din görevlisinin, sürekli faaliyet içerisinde olduğunu ifade etmiştir. Yine M. Hakan Yavuza göre, Türkiye’de 1996 yılında ikiyüzelli olan Mormon sayısı 1998’de beş yüz, 2002’de ise sekiz yüze çıkmıştır. Üstelik bu kişilerin orta ve ortanın üzeri gelir sahibi kişilerdir. İfade edilen bu
bilgilerde görüldüğü üzere ülkemizde her yıl Mormonluğa geçen insan sayısı, diğer Hıristiyan kiliselerinde olduğu gibi katlanarak artmaktadır.
resurected
Yehova Şahitleri ve Faaliyetleri
Türkiye’de misyonerlik faaliyetleri açısından en dikkat çeken dinî akımlardan bir tanesi de “Yehova Şahitleri”dir. Yehova’nın Şahitleri teşkilatı, son yıllarda dünyanın her tarafında hızlı bir gelişme trendi içine girmiş bulunmaktadır. Bu durum ülkemiz için de aynen geçerlidir. Özellikle geçtiğimiz 10 sene içinde, Yehova Şahitleri’nin Türkiye’deki faaliyetlerinin büyük bir ivme kazandığı ve bu süreçte elde edilen sonucun on sene öncesine göre ikiye katlandığı görülmektedir. Yehova Şahitleri Charles Taze Russel (1852–1916) tarafından XIX. Yüzyılda ABD’de kurulan, Mesihî anlayış üzerine temellenen ve “İsa’nın ikinci gelişinin gerçekleştiği” temel felsefesini savunan bir dini akımdır. Yehova Şahitlerini diğer Hıristiyan akımlarından ayıran en büyük özellik, İsa’nın tanrılığını ve teslisi kabul etmemeleridir. Onlara göre Tanrı birdir, ismi “Yehova”dır, Yehova Şahitliği kilisesi, Tanrı’nın peygamberidir. İsa 1914 yılında dünyaya görünür olarak gelmiştir ve Tanrı’nın krallığını başlatmıştır. Yehova Şahitlerine göre; 1914’te hayatta bulunan nesil, İsa’nın yeryüzüne inerek beraberindeki 144.000 Yehova Şahidiyle bütün siyasi kuruluşları, devletleri, milletleri, kısacası Şeytanın Güçlerini yok edeceğini görecektir. Böylece yeryüzünde de Tanrının Krallığı kurulmuş olacaktır. Bu Armagadon∗ Savaşıyla sağlanacaktır. Bununla beraber Sadece Yehova Şahitleri cennete girecektir. İyi işler günahların bağışlanması için zorunludur. Yine onlara göre kendilerinin çıkış sebebi olarak dünyada yaşayan mevcut dinlerin yetersizliğini gösterirler.
Yehova Şahitlerine göre salt İncil’i okuyarak kimse bilgi sahibi olamaz. Onun için kutsal kitapla beraber teşkilatın yayınlarının da okunması şarttır. Bu nedenle bu akımın gerek ülkemizde gerekse dünya çapında çok fazla taraftar toplamasında ve faaliyetlerinin artmasında, teşkilata ait yayınların etkisi çok büyüktür. Zira Yehova Şahitleri, yayınlamış olduğu dergilerin (Tarassut Kulesi/Gözcü Kulesi, Uyanın/Uyan), kitapların, broşürlerin, kısacası görsel ve yazılı bütün yayınların Tanrısal kökenli olduğunu ileri sürüp, bunlara kesin bir bağlılık ve itaat talep etmektedir. Bu, kurtuluş için Yehova Şahitleri’nin ileri sürdüğü temel şartlardan birisidir. Bu yayınlar Tanrı’nın yeryüzündeki temsilcisinin sesidir, dolayısıyla bunları okumaksızın, dağıtmaksızın, zaten gerçek bir Yehova’nın şahidi olmak da mümkün değildir. Yehova Şahitlerinin yayınlarında çekici ve özendirici bir dille, çok yakında kurulacak olan yeryüzü cennetinden ve bunun Yehova’nın Şahitleri’ne getireceği
olağanüstü nimetlerden söz edilmektedir. Bu ödülden yararlanmanın yolunun ise, teşkilatla uyum içinde çalışmak, öğreti ve uygulamaları başkalarına aktarmak olduğu belirtilmektedir. Ülkemizdeki şahitler de gayretle çalışmalarının arkasındaki en önemli saiklerden birisinin, kendilerine vaat edilen bu nimetleri elde edebilme arzusu olduğunu ifade etmektedirler.
Şahitler, ölümden sonra hayatın devam edeceğine, yeryüzünde yeni bir düzenin kurulacağına, bu düzende yaşayacak kimselerin sadece Yehova’nın Şahitleri olacağına, diğer insanların ise toprak olup gideceğine inanmaktadırlar. Bu inanca göre, ölen bir kimsenin bir daha hayata uyanamaması, çarptırılacağı en büyük ceza olacaktır. Bundan kurtulmanın tek çaresi ise, Yehova Şahitlerinin öğreti ve uygulamalarını benimsemek, yaşamak ve yayılması için çalışmaktır. Şahitlerin ısrarla ve azimle çalışmalarının arkasındaki en önemli nedenlerden birisi de işte böyle bir sonuçla, yani yok edilmek durumuyla, karşı karşıya kalma korkusudur. Yehova Şahitleri Ülkemizde en etkili misyonerlik yapan guruplardan bir tanesidir. Ülkemizde etkili olmasının ve insanımızın da bu teşkilatın faaliyetlerine ilgi duymasının arkasında pek çok neden bulunmaktadır. Biz burada bunlardan, sadece en fazla dikkati çekenlerden, bir kısmına işaret etmekle yetineceğiz. Örneğin, bu teşkilatın ibadetlerini yapmak için kullandığı toplantı salonlarının (Krallık Salonları) sadeliği, temizliği, bu salonlara gelenlere gösterilen ilgi ve güler yüz, salonlarda, sadece bir bağış kutusunun bulunması, kimseden bir şey talep edilmemesi, yeni gelenlere, ücretsiz broşür, kitap, dergi vb. dağıtılması, toplantı salonlarında hiçbir resim, heykel, minyatür, haç vb. görülmemesi, ibadetler öncesinde, arasında ve sonrasında hep birlikte söylenen ilahiler, ezgiler ve yapılan duaların etkisi, toplantılarda kullanılan Türkçenin yalın, sade ve herkes tarafından anlaşılır olması, hatiplerin hitabetteki başarısı, toplantı salonlarında, gelen çocuklarla toplantı süresince ilgilenebilmek için, ayrı odalar ve görevliler hazırlanması, toplantı salonlarında vaftiz yapmak için ayrı bir
odanın/bölümün bulunması, bu durumun vaftiz günlerinde toplantı salonlarına coşkulu katılımlara neden olması, -çevre ibadeti gibi- gün boyu devam eden toplantıların öğle aralarında, daha önce evlerde hazırlanan, yiyeceklerin masalara dizilmesi ve bunların başkaları ile paylaşılması, tarla hizmetine çıkanların kibar tavırları, temiz ve şık giyimleri, fiziki görünümlerine itina göstermeleri, şahitlerin konuşmaları sırasındaki sakin tavırları, kendilerine yöneltilen eleştirilere hoşgörü ile yaklaşmaları, özellikle Müslümanlarla konuşurken ihtilaflı konulardan kaçınmaları, tartışmaya girmemeleri, bütün konuşmalarını sürekli Kutsal Kitabı açarak ve referans göstererek yapmaları, evlerde, toplantı salonlarında ya da büyük katılımların yapıldığı mekânlarda kurulup, geliştirilen diyalogları, düzenlenen yurt içi ve yurt dışı gezilerde yakın markajlara dönüşmesi, ziyaretlerde ısrarlı davranılması ve kararlılık gösterilmesi gibi hususlar, bunlardan sadece bazılarıdır. Bu toplantılara okumuş, okumamış, yaşlı, genç, zengin, fakir, amir, memur, işçi, esnaf, çiftçi, kadın, erkek vs. her kesim ve inançtan insan katılmaktadır. Yani, toplantılar belirli bir kesime yönelik olarak düzenlenmemektedir. Bu toplantılara erkek kadın birlikte gitmekte, karışık oturmakta, karışık ibadet yapmaktadırlar. İbadet ve toplantıların bu şekilde herkesi kuşatıcı ve birlikte yapılmasının da katılımcıları etkilediği görülmektedir.
yehova.jpg.710x470_q85_crop
Diğer taraftan, Tarla hizmetine çıkan ekiplerin (öncülerin), mümkün olduğunca, çocuk arabasındaki küçük bir çocuk, bir genç hanım ve bir de beyden oluşturulmasının -arabanın içine çocuktan başka, o gün dağıtılacak yayınlar da konulmaktadır- da psikolojik bir baskı aracı olarak kullanıldığı izlenmektedir. Bu saf ve masum aile görüntüsünün, kapısı çalınan ya da sokakta, istasyonda, işyerinde vs. konuşulan insanların üzerinde etkili olduğu izlenmektedir. Ülkemizde yapılan araştırmalarda insanları Yehova Şahitliğine iten birçok neden vardır. Örneğin, ailenin Yehova’nın Şahidi olması, merak, bir arkadaşa takılıp gelme, yayınlardan etkilenme, huzur bulma, gelenek ve göreneklere tepki, ana-babaya kızgınlık, bir topluluğa ait olma duygusu, toplumda herhangi bir yere gelememenin verdiği eziklik/küskünlük, boşlukta olmak, şahitlere gidip hadlerini bildirme hevesi, fakirlik, aşırı zenginlikten kaynaklanan tatminsizlik, saygın ve entelektüel kimselerin yanında görünme düşüncesi, şahitlerin sıcak ve samimi tavırları, Kule, Uyan gibi Yehova Şahitleri’nin yayınlarından etkilenme, davet edildiği evlerdeki, toplantı salonlarındaki ve diğer yerlerdeki programların tesirinde kalma, bir şeye/dine inanma ihtiyacı, sorularına ve problemlerine İslam’da ve diğer dinlerde cevap bulamama vs. bunlar arasındadır . Yine yapılan araştırmalarda Müslüman gençleri, Yehova Şahitliğine iten hususlar bu gençlerin ağzından dile getirilmiştir. Örneğin, camilerde ve dini kurumlarda karşılaşılan bir takım olumsuzluklar (saça, kıyafete, eteğe, örtüye karışılması vs.), cami vb. yerlerde din hizmetinde bulunanların sorulan sorulara tatminkar cevap verememeleri, bu görevlilerin eğitimlerinin, formasyonlarının yetersizliği, fiziki görüntü bakımından dağınık ve itici gelmeleri, ayrıca dini istismara yönelik bir takım davranışlar içine girmeleri (mevlit pazarlıkları, cenazenin yıkanması, defni, haftası, 40’ı, 52’si gibi günlerde yapılıp edilenler, bu yüzden kurulan bir takım menfaat ilişkileri veya menfaat kavgaları ya da cenaze yakınları ile meydana gelen sürtüşme ve tatsızlıklar), görsel ve yazılı medyada görünen ilahiyatçıların bazılarının söylediklerinin, yapıp-ettiklerinin tutarsızlığı, cevaplarının doyurucu, ikna edici olmadığı, vizyonlarının dar, söylediklerinin çağın ihtiyaçları ve gerçekleri ile örtüşmediği, gururlu, kibirli, küçümseyerek konuştukları, hoşgörüsüz davrandıkları, soru soranları tersledikleri, yetersiz kaldıkları yerde bağırarak ya da demagoji ile soruları geçiştirmeye çalıştıkları, her şeyi kendilerinin bildiklerini iddia ettikleri, gerçekte önemli ölçüde toplumu tanımadıkları ve toplumdan çok uzak oldukları, bazılarının paparazzi ve televole programlarında boy göstererek din gibi yüce bir değerin insanlar yanındaki saygınlığını azalttıkları, bir kısmının da medyayı daha başka amaçları için araç olarak kullandıkları, dolayısıyla bu anlamda dini şahsında temsil eden kişi ve kurumlara güven sorunu yaşandığı, Kur’an’da geçen bazı ayetlere (cihat, Cehennem gibi ve özellikle de kadın konusundaki [şahitlik, miras, çok evlilik, dayak vb.] metinlere) tepki, İslam’ın hoşgörüsüz, katı bir din olduğu ve sevgiye yer vermediği, Kur’an’ın yada Kur’an adına yapılan yorumların asrın gerçekleriyle örtüşmediği, İslam’ın günümüz meselelerine bir
çözüm üretemediği (klonlama vs.), İslam denilen “şeyin” (görünen haliyle) hurafelerden ibaret olduğu (mezarlara, ölülere, ağaçlara, çaputlara umut bağlamak, sihir, büyü, muska, cincilik, medyumculuk vb.) gibi hususlar bunlardan bir kısmını oluşturmaktadır.
Yehova Şahitleri’nin misyonerlik faaliyetlerinde en büyük hedef kitlesi “Ev Hanımları”dır. Özellikle çalışmayan ev hanımları sık sık ziyaret edilerek sempatilerinin kazanılması ve böylece ailelere ulaşılması amaçlanmaktadır. Bu gün Yehova Şahitleri bu amaçla ülkemizin hemen hemen her bölgesinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Özellikle Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu aktif şekilde faaliyet içerisinde oldukları bölgelerimizdir. Bu durumu ortaya koyan, ATO tarafından yapılan bir araştırmanın sonuç bölümünde şöyle denilmektedir :
“Yehova Şahitleri’nin… Ülkemizde merkezi İstanbul olmak üzere, Ankara, İzmir, Eskişehir, Antalya, Hatay, Aydın, Kuşadası ve Mersin illerinde ibadet salonları bulunuyor.”
Bir dönem Türkiye’de görevli olarak bulunan ve şu an organizasyonun merkezinde çalışan Rendall Hickok da, hayatının en güzel anlarını Türkiye’de geçirdiğinden bahisle, son zamanlarda Yehova’nın Şahitliği’nin Müslüman asıllı Türkler arasında rağbet bulduğunu söylemektedir. Hickok’un ifadesine göre, 400 kişilik Yehova’nın Şahidi ile İzmir, Türkiye’nin önde gelen şehridir. Bunu İstanbul, Ankara, Mersin takip etmektedir. Yine Hickok’a göre, Türkiye’deki organizasyonun ve misyonerlerin maddi harcamaları, doğrudan merkezden karşılanmaktadır. Bunun yanında, Türk Yehova’nın Şahitleri’nin yaptıkları bağışlar da parasal kaynağın, bir bölümünü oluşturmaktadır . Günümüzde yaklaşık 450 kişiden oluşan 8 kadar cemaatiyle İzmir, Yehova’nın Şahitleri’nin en gözde merkezidir. İzmir’de yoğun faaliyet gösterilen bölgeler ise Balçova, Üçkuyular, Hatay, Alsancak, Bornova ve Karşıyaka’dır. Karşıyaka ve Balçova’daki toplantı salonlarına pek çok insan -Yehova’nın Şahidi olsun ya da olmasın- katılmakta ve buralardaki toplantılar düzenli olarak yapılmaktadır. Şahitler, hususiyle Mithatpaşa sahil bulvarındaki, Konak’taki, Alsancak’taki ve diğer hareketli bölgelerdeki parklarda oturan vatandaşlara gruplar halinde yaklaşmakta ve kendilerinin Yehova’nın Şahitleri olduklarını söyleyerek, ellerindeki yayınlarla propaganda yapmaktadırlar. İnsanların kalabalık bir şekilde bulundukları yerlere, örneğin büyük otobüs şirketlerinin yazıhanelerine, dergilerini bırakmakta ve gelenlerin bu dergileri görmelerini sağlamaya çalışmaktadırlar. Şahitlerin yoğun olarak faaliyet gösterdikleri Kuşadası’nda 20–30 kişilik bir cemaat bulunmaktadır. Buradaki şahitler sahillerde, plajlarda, çarşıda, pazarda gezerek yayınlarını dağıtmaktadırlar. Bazen sahil sitelerindeki cami girişlerinde gelen cemaate yayın dağıttıkları da görülmektedir. Bu şahitler, düzenli olarak İzmir’de yapılan büyük toplantılara katılmaktadırlar. Yine Didim’de, Selçuk’ta, Söke’de de faaliyet göstermektedirler. Aydın il merkezinde ise daha kapsamlı çalışmalar yapılmaktadır. Buradaki asıl hedef, üniversite gençliğidir.
Şahitler, özellikle internet salonları gibi gençlerin çokça bulundukları mekânları dolaşmaktadırlar. Yine Muğla ve Manisa il merkezlerinde de üniversite gençliği hedef kitle olarak seçilmiş durumdadır. Muğla, Aydın ve Manisa’da, yukarıda zikredilen haftalık ibadet ve toplantılar aksatılmadan yürütülmektedir. Bodrum’da 70–80 kişilik bir cemaatin, 3 ayrı yerde toplantılar düzenlediği görülmektedir. Marmaris’te teşkilatın 100 civarında üyesinin olduğu, toplantı salonlarının bulunduğu, ayrıca evlerde toplantıların yapıldığı bilinmektedir. Burada Yehova’nın Şahidi olan zengin eşraftan bazı kimselerin, yoğun bir şekilde çalıştıkları dikkati çekmektedir. Yine bu bölgede, şahitlerin faaliyetlerini yoğunlaştırdıkları yerlerden bir diğeri de Fethiye’dir. Burada da
şahitler evlerde toplantılar düzenlemektedirler. Gençlere ve kadınlara yönelik yoğun faaliyetlerin dışında, her bir cemaat sorumlusu, söz konusu hedefin tutturulması için, cemaat üyelerini yörelerinde bulunan evleri -eğer mümkünse- senede en az bir kez ziyaret etmek üzere görevlendirmektedir. Bu da genellikle kapı kapı ziyaret şeklinde gerçekleşmektedir. Ayrıca, işaret ettiğimiz
gibi, caddelerde, sokaklarda, parklarda, pazarlarda, plajlarda, cami önlerinde, kahvelerde, internet salonlarında, okullarda kısacası insanların özellikle de toplu olarak bulundukları mekânlarda, yüz yüze yapılan görüşmelerle propaganda yapılarak bahse konu hedef yakalanmaya çalışılmaktadır. Yehova’nın Şahitleri günümüz Türkiye’sinde, öz güvenlerini kazanmış ve kendilerinden emin bir şekilde, ceplerinde teşkilatları tarafından düzenlenmiş kimliklerle rahat bir şekilde dolaşmakta, öğreti ve uygulamalarını yaymaktadırlar. Yine, ceplerinde taşıdıkları belgelerle Yehova’nın Şahidi olduklarını öne sürerek bir takım ayrıcalıklar talep etmektedirler (askere gitmemek, gittiklerinde silah tutmamak gibi). 2002 yılında Türkiye’deki Yehova Şahidinin sayısı 1600 civarında idi . Günümüzde sadece 50 bin Alevî kökenli Türk vatandaşının Yehova Şahidi olduğu ileri sürülmektedir. Bunu ileri süren Lazerist Hıristiyan Mezhebinin papazı olan kişidir. Yehova Şahitleri’nin mevcut Hıristiyan akaidinden farklı olarak dini ritüeller, Kutsal Kitap ve Hz. İsa’nın ulûhiyeti konusunda getirdiği farklı yorumlar, onların ayrı bir din mi yoksa Hıristiyanlığın ayrı bir mezhebi veya tarikatımı sorusunu da akla getirmiştir. Ülkemizde yaşayan diğer Hıristiyan guruplara göre Yehova Şahitleri Hıristiyan değillerdir. Bu nedenle onların farklı yorumları kabul edilemez. Bu amaçla ülkemizde Hıristiyan kiliseleri aynı zamanda kendileri içinde bir tehlike olan Yehova şahitlerinin faaliyetlerini engellemek için diğer çalışmalar yapmakta, kitap, dergi ve
broşürler yayınlamaktadırlar. Bu amaçla Türkiye Ermeni Patrikhanesi “Gerçeği Bilelim” ve “Aldatıcı Yehovalar” isimli iki kitap yayınlamıştır.
Mooncular ve Faaliyetleri
134666712829455
Moonculuk, Revend Sun Myung Moon tarafından 1954 yılında Kore’de kurulmuştur. Esas ismi “The Unification Church“ (Birleştirme Kilisesidir.) Mesih anlayışı üzerine temellenen Moonculuk, dünyada ve ülkemizde misyon faaliyetlerini çok yoğun bir şekilde yapan dini akımlar arasında yer almaktadır. Kendisini Mesih ilan eden Moon, geleneksel Batı Hıristiyanlığı temaları ile doğu geleneğinin temalarını birleştirme gibi farklı bir yaklaşım getirerek çok fazla sayıda taraftar toplamıştır. Dolayısı ile Moonies diye bilinen taraftarları onun Tanrının Krallığını yeryüzünde kuracağına inanırlar. Mooncular Moon ve Karısını insanlığın gerçek ana-babası olarak tanımlarlar. Moon çiftinin amacı İsa’nın yerini bıraktığı Asli Suçu ortadan kaldırma işini
tamamlamaktır. Buna göre Havva’nın Baş Melek (Şeytan)’le cinsel boyutta ilişkiye girmesi temeline dayanan Asli Suçu işleyen Havva ve Adem karı kocadır. Halbuki İsa bekârdır. Bu nedenle asli suçu kaldırmaya İsa’nın gücü yetmemektedir. Mooncuların beyin yıkama yoluyla veya zihin kontrolü teknikleriyle üye kazandığı ve alıkoyduğu, aileleri böldüğü, liderleri lüks içinde yaşarken üyelerinin istismar edildiği, teşkilat baskısıyla yürütüldüğü komünizme karşı bir hareket olarak programlandığı, Güney Kore haber alma teşkilatıyla (KCIA) alakası bulunduğu, silah
imalatıyla uğraştığı, dünyaya hakim olup Moon’la bir teokrasi kurmak istediği, fitneci bir teşkilat olduğu, vergi ve göç kurallarını bozduğu gibi suçlamalar yapılmıştır. 1982’de, Amerikan Federal Mahkemesi, vergi yolsuzluğu suçuyla, Moon’u on sekiz ay hapse mahkûm etmiştir. Cezasını çeken Moon “ABD’yi şeytanlardan kurtarmaya” kararlı olduğunu belirterek işinin başına dönmüştür. Moonculuk, Hıristiyanlık içerisinde de marjinal bir akım olarak tanımlanmaktadır. Mooncular, etkili bir misyonerlikle dünya genelinde üç milyon kadar taraftar kazanmıştır.
Mooncular, özellikle Özal dönemiyle birlikte –1982’den itibaren– Türkiye’de yoğun bir propaganda faaliyetine girişmiştir. Bu dönemde Mooncular, diğer Hıristiyan misyoner örgütlerin aksine kitlesel propagandadan çok politik ve akademik çevrelerle ilişki kurmuştur 1983’ten sonra M. Yahya Thomson ismiyle Türkiye’ye gelen bir kişi, kendini hem Müslüman hem Moon olarak tanıtmıştır. Tomson, 27 Mayıs 1989 yılında kendisiyle yapılan bir reportajda Moonculuğu savunmuştur. Thomson daha sonra Muhammed Yahya ismiyle M.Ü. İlahiyat fakültesini okumuş ve burada Monculuk adına çalışmalar yapmıştır. Mooncular, Türkiye’de kitlelerden daha çok, aydınlara, akademisyenlere ve politikacılara yönelik propaganda ve örgütlenme faaliyetleri yürütmektedir. Son zamanlarda da sportif faaliyetlerle de ilgilenmeye başladılar. Moon bunun için Güney Kore’de “Barış Kupası” adı altında bir turnuva düzenledi. Türkiye’den de bu turnuvaya
Beşiktaş katıldı. Organizasyon Komitesi, turnuvada ortaya konulan kupayı kazanan takıma 2 milyon dolar verileceğini bildiriyor. Moon Tarikatı tarafından organize edildiği söylenen Barış Kupası’na katılan Beşiktaş, bunun kendileri açısından bir engel olmadığını savundu. Bu turnuvaya dünyanın en iyi 8 takımının katıldığını vurgulayan Başkan Serdar Bilgili, “Biz oraya sadece futbol oynamaya gidiyoruz. Başka kimseyle bağlantımız yok. Sadece futbolu düşünüyoruz. Üstelik oraya gelen takımlar da ortada” dedi. Başta Türkiye, ABD ve Uzak Doğu olmak üzere pek çok bölgede misyon faaliyeti sürdüren Mooncular, 1975 yılı itibariyle 127 ülkede faaliyet içerisinde olmuşlardır.
Mooncular hedef kitlelerine ilk önce telkin metoduyla yaklaşırlar. İlk önceleri kafaları karıştırmamak için Moonculuktan bahsetmezler, dini manada vaaz vermezler. Daha sonra dini anlamda kazanılacak kişilere yönelik kurs programları açılır. Mooncuların başta ABD olmak üzere misyon faaliyeti yürüttükleri her ülkede politikada ve ticari alanda üst seviyedeki insanlarla ilişki kurmaları kendilerine yoğun bir para akışını sağlamıştır. Bu da Moonculuğun yayılmasını hızlandırmıştır. Buraya kadar olan kısımda diğer bağımsız kiliselerin ve dini akımların, ülkemiz üzerinde yürüttükleri faaliyetlere değinmeye çalıştık. Hemen belirtelim ki ismi ister Yehova Şahitleri, ister Moon, ister Mormonizm olsun, bu gibi Mesihî hareketlerin menşeinin ABD olması akıllara ister istemez bu hareketlerin Amerikan sömürgeciliğinin bir paravanı olabileceği sorusunu da getirmektedir.
Kaynak
Tuba Kozan, Türkiye’de Misyonerlerin Hedef Kitleleri Ve Faaliyetleri
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Tuba Kozan’a aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu