Uluslararası İlişkilerde Sporun Etkisi

Bu çalışmada, değişik pencerelerden (spor, ulus devlet, siyaset, ideoloji, propaganda, diplomasi) uluslararası ilişkiler ile spor ilişkisi araştırılmaktadır. Spor ile uluslararası ilişkiler, temelde uluslararası spor etkinlikleri yoluyla olmak üzere başka yönlerden de birbiriyle ilişkilendirilebilmektedir. Örneğin siyaset-spor ilişkisi her dönem ortaya çıkmıştır. Spor yoluyla etkileşimler ulus ölçeğin dışına taşan bir mahiyetle yapıldığında uluslar arası spor organizasyonu olmaktadır. Uluslararası spor organizasyonları iki ülke arasında veya daha fazla ülke arasında tertip edilebilmektedir. Bu spor müsabakaları devletler arasındaki münasebetlerin geliştirilmesinde önemlidir. Tarih içinde spora siyaset karıştırıldığı çok görülmüştür. Ulus devletler ideolojilerini başka devletlere tanıtmak ve kabul ettirmek için spor alanlarını da seçmişlerdir. Uluslar arasında yapılan spor etkinliklerinde, küçüklü büyüklü spor organizasyonlarında propaganda yapıldığı görülmüştür. Bu girişimler dolayısıyla yapıldıkları dönemde uluslararası diplomasiyi etkilemiştir. 1936 Berlin Olimpiyat oyunları buna örnektir. Alman Nazilerin propagandası ile geçmiştir. Bu nedenle Berlin’de düzenlenen olimpiyat oyunu “Nazi Olimpiyatı” olarak da anılmaktadır. 1931 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi Berlin’i 1936 yılında yapılacak olan olimpiyata ev sahibi olacak şehir tayin etmiştir.
Bununla birlikte Adolf Hitler 1933’de güce yükselmiştir. Bu durum Berlin’de düzenlenecek, yaklaşan bu olimpiyata diğer devletlerin kuşku ile bakmasına ve bazı devletlerin reaksiyon göstermelerine sebep olmuştur. O zamanda Uluslararası Olimpiyat Komitesi bünyesinde yapılan soruşturmalar ve değerlendirmelerde, Komite gelen raporlarla ikna olarak olimpiyatın Berlin’de düzenlenmesi kararı bozulmamıştır. Böylece Berlin olimpiyatı yapılmıştır. 1936 Berlin Olimpiyat oyununun kahramanı Batı için Afrikalı-Amerikalı bir koşucu olan Jesse Owens olmuştur. Oyunlarda dört altın madalya kazanmıştır. Bu durum Hitler ve ırkçı dostlarının canının sıkılmasına sebep olmuştur. Amerikalı sporcular arasında Berlin oyunlarında zafer kazanan başka Afrika kökenlilerde vardı. Bu sporcuların oyunlardaki üstünlükleri ile Berlin’de eskiden beri süregelen arî ırk hevesine doğrudan meydan okunmuştu. Bütününde ise Hitler, Nazi rejimi hakkında korkunç gerçeği ve oyunlar boyunca Yahudi zulmünü gizlemekte ve Olimpiyat stadında rutin olarak gözüküp Alman kalabalıkların ona saygı göstermesi ve adeta taparak dünyanın tüm yerlerinden gelen ziyaretçiler üzerinde çok kuvvetli etki bırakmakta başarılıydı. Sonuçta 1936 Berlin oyunları olimpiyatların tarihine Almanların kendi ulus sporcularının oyunlardaki başarılarını takdir ederek alkışlarken, diğer uluslardan sporcuların başarılarını ise hazmedemedikleri şeklinde geçmiştir. Almanların ırkçı his ve tutumları nedeniyle 1936 Berlin olimpiyat oyunlarında “Fair Play” ruhu yara almıştır. Spor aracılığıyla uluslar arası ilişkileri de olumsuz etkilemiştir.
Sporun kendisi birleştirici bir eylemdir. Spora ideoloji ve propaganda karıştırıldığında ise birleştirme fonksiyonu zarar görmektedir. Bu nedenle her türde spor etkinliğinde, küçük ya da büyük spor organizasyonlarında belirli bir siyasi ideolojiyi karşısında olanlara tanıtmak ve benimsetmek amacıyla yapılan girişimler, propaganda içeren söylemler ve eylemler arzu edilmemektedir. Spor organizasyonlarında ideolojik gösterimler bir grup ya da siyasi sistemin inançlarını yansıtmaktadır. Sporun ideolojik kapasitesi gerçekte çok büyüktür. Soğuk Savaş döneminde bilhassa belirginleşmiştir. Bir tarafta komünizm ideolojisini dünyada benimsetmeye, yaymaya ve korumaya çalışan SSCB ve yanlı devletleri, diğer yanda demokrasi ideolojisinin taraftarları ve koruyucuları ABD ile ona bağlı devletler olmuştur. Komünist SSCB yönetiminde din halkın afyonu, uyuşukluk verici bir şey görülmüştür. Onun karşısında (iyiler olarak) sanat ve spor konulmuştur. Sanat ve sporla halk oyalanarak, mevcut siyasi sisteme kafa yormamaları, onunla ilgili düşünmemeleri ve reaksiyon vermemeleri amaçlanmıştır. Karl Marx’a göre din, varlığın (insanın) kötü talih ile bunalmış iç çekmesi, acımasız bir dünyanın duygusallığı ve ruhsuz koşulların ruhu idi. Marx dinin afyon olduğunu söylüyordu.
Soğuk Savaş dönemi boyunca ideoloji ve spor arasında tartışılmayacak kadar açık bağlantılar görülmüştür. Uluslararası spor organizasyonlarında demirperde ülkelerinin sporcuları ile demokratik ülkelerin sporcuları sırf spor adına yarışmamışlar, devletlerin ideolojik görüşlerinin temsilcileri olarak da yarıştırılmışlardır. Spor organizasyonları bu iki ideolojik görüşün amansız yarıştığı alanlar olmuştur. Uluslararası spor organizasyonlarında SSCB’li ve Doğu Alman sporcular başta gelmek üzere demirperde ülkelerinden sporcular kazandıkları altın madalyalarla dikkat çekmişlerdir. Demirperde ülkelerinde spora çok önem verilmiştir. Bunun karşılığını uluslararası spor organizasyonlarında birbiri ardına kırdıkları rekorlar ve aldıkları madalyalarla almışlardır. Demirperde ülkelerinin karşısında ise ABD’li sporcular uluslararası spor organizasyonlarında en fazla başarı gösterenler olmuştur. Onları, o zamanlar yine demokratik yönetime sahip olan Avrupa’daki diğer büyük devletlerin sporcuları, örn. Britanyalı ve Batı Almanyalı sporcular müsabakalarda elde ettikleri başarılarla takip etmiştir. Soğuk Savaş döneminde Almanya Batı ve Doğu Almanya şeklinde ikiye ayrılmıştı. Bunlardan Batı Almanya demokrasi ile yönetilirken Doğu Almanya komünizm idaresi altında yönetilmekteydi.
Uluslararası İlişkiler Açısından Sporun Fonksiyonları
Uluslararası ilişkiler açısından sporun, düzenlenen uluslararası spor organizasyonları vesilesiyle devletler arasında ilişkiler tesis etmek, devletlerin sporcuları ve halkları arasında iletişim ve etkileşim sağlamak, kültürlerarası anlamaya ve kaynaşmaya zemin hazırlamak, nihayet dünyada kardeşlik ve barışı yerleştirmek gibi fonksiyonlarından söz edilebilmektedir. Global bir spor organizasyonu olan olimpiyat oyunları da din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın spor vasıtasıyla dünya gençlerinin eğitimi, geliştirilmesi, kardeşlik, dostluk, karşılıklı anlayış ile dayanışmanın ve nihayet barışın sağlanmasını amaçlayan bir felsefeye sahiptir.
Spor, Siyaset, İdeoloji ve Propaganda İlişkisi
Spor ve spor organizasyonlarının sevilmesi ve popülaritesi nedeniyle spor-siyaset ilişkisi her dönem gözlenebilen bir realiteyi oluşturmaktadır.
“1950’lerden 1990’lara kadar oyunlara Rusya ve Amerika arasındaki soğuk savaşın izlerinin yansıdığı görülmüş, 1980 Moskova Oyunları ve 1984 Los Angeles Oyunları bu konunun belirgin olarak yaşandığı Olimpiyatlar olmuştur.”
1936 Berlin Olimpiyatı örneğinde yine görülmüş, spor, siyaset, propaganda ve ideoloji ilişkisi bu Olimpiyat boyunca açık bir şekilde hissedilmiştir.

1-16 Ağustos 1936 tarihinde gerçekleştirilen Berlin Olimpiyatında olimpik ruha uymayan gelişmeler yaşanmıştır. Bu olimpiyat II. Dünya Savaşı öncesinde yapılan son olimpiyat olup o sırada spora politika karıştırılmıştır. 1936 Berlin Olimpiyatı o zamanki Almanya’da uygulanan Nazi rejiminin bir gövde gösterisine dönüştürülmek istenmiştir. Açılış merasiminden itibaren Alman Nazi ideolojisi varlığını hissettirmiştir. Yukarıdaki fotoğrafta merasim yerinde Nazi bayrakları görülürken, aşağıdaki fotoğrafta, Berlin oyunlarındaki bir tören sırasında, Alman seyircilerin tribünlerde topluca kendi dillerinde “Wir gehören Dir” (Biz size aitiz) cümlesini yazdıkları görülmüştür. Bunlar Alman Nazi ideolojisinin 1936 Olimpiyat Oyunu üzerindeki gölgesinin dışavurumlarıydı.

Olimpik ruha uygun olarak spor meydanlarında siyaset etkisinin görülmemesi önem taşımaktadır. 1936 Berlin olimpiyatında spora siyaset karıştırılarak olimpik ruhtan uzaklaşılmıştır. Meşhur Alman lider Adolf Hitler’in önderliğinde Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi, nasyonal sosyalizm olarak da bilinen nazizm politikasını uygulamakta ve üstün Alman ırkını oluşturma peşindeydi. Nazizm, Almanya’da Hitler tarafından ortaya atılan bir siyasi akım ve yönetim sistemiydi. Irkçılığın siyasi hareketler içinde boy göstermesi Almanya’da ilk olarak Nasyonal Sosyalizm ile başlamıştır. XIX. ve XX. yüzyıllar dünyada yeni ideolojilerin yaratıldığı ve tatbik sahası bulduğu devirler olmuştur. Bu ideolojilerden ikisi Nasyonal Sosyalizm ve Faşizm’dir. Nasyonal Sosyalizm ırkçı bir akım ve örgütlenmeydi. Aşırı milliyetçilik üzerine kurulan bu siyasi akımın temel felsefeleri; sosyalizm, milliyetçilik, ırkçılık, anti-semitizm ve popülizm oluşmaktaydı. Böylece bu olimpiyat Hitler’in güttüğü nazizm politikası ile ırkçılık anlayışının gölgesinde gerçekleşti.

Fotoğraf: Hitler, Olimpiyat Oyunlarını Seyrederken


Tüm kaygılara rağmen 1936 Berlin Olimpiyatı o zamana kadarki en büyük katılımla gerçekleşti. Oyunlara 49 ülkeden 4000 atlet katıldı ve 19 spor dalında yarıştı. Olimpiyat oyunlarını, Nasyonal Sosyalist yeni Almanya’nın kendisini dünyaya takdim etmesi için fırsat olarak gören Hitler de izlemiştir. Başını Hitler’in çektiği, 20.yy.da ortaya çıkmış bir ideoloji olan nasyonal sosyalizm(ya da Faşizm)in en önemli özelliği, çağdaş siyasal ideolojiler içerisinde devleti yücelten bir ideoloji olmasıydı. Hitler’in gizli amacı nazizm yönetimi altında ideolojilerinin yükselen gücünü tüm dünyaya kabul ettirmek ve (Nasyonal Sosyalist) partinin propagandasını yapmaktı.
Aslında önceleri olimpiyat düzenleme fikrine sıcak bakmayan Nasyonal Sosyalistler sonradan bu fikirlerini değiştirmişlerdir. Çünkü Nasyonal Sosyalistler böyle büyük bir organizasyonu ülkelerinde düzenlemenin kendi politikalarının propagandası için iyi bir araç olabileceğinin farkına varmıştır. Ayrıca düzenleyecekleri olimpiyat dünya kamuoyunda kendileriyle ilgili oluşan olumsuz yargıları silebilirdi. Böylece Alman Nasyonal Sosyalistleri en iyi şekilde oyunları düzenleme çabası içine girmişlerdir;
“Berlin’in ev sahibi olmasının kesinleşmesiyle çalışmalarına hız veren Nasyonal Sosyalistler, 20 milyon marklık bir bütçeyle altyapı ve demiryolu ulaşımı çalışmalarını genişletmişler, ırkçı ve Yahudi karşıtı söylem içeren her türlü propaganda malzemesini görünmez kılmaya özen göstermişler ve bu konuda Alman basınını da uyarmışlardır.”
Almanya’da yapılanan Nasyonal Sosyalizm ya da kısaca Nazizm ırkçı bir örgütlenmeydi. Almanya’nın tarihinde böyle başka örgütlenmeler de olmuştur. Ortak noktaları üyelerinde Cermen soyundan gelme özelliği aramaları olmuştur. Nazizm ideolojisinin temelinde ırkçılık, üstün Alman ırkı inanışı vardı. “Hitler, dünyada eşit olmayan ve belli bir hiyerarşiye göre sıralanan ırkların yaşadığına inanıyordu. Ona göre, insanlık tarihi ırklar arası mücadelelerle açıklanabilirdi.”
1936 Berlin Olimpiyatı boyunca bu ideolojinin göstergeleri, oluşumun lideri Hitler, Nazi subayları, Alman seyirciler ve sporcular elinde de sunulmuştur.

Fotoğraf: Helene Mayer Berlin Olimpiyatı’nda Madalya Töreninde Nazi Selamı Verirken


Spor-siyaset-propaganda ilişkisine geçmiş tarihten örnekler verilebilmektedir. 1936 Berlin Olimpiyatı buna bir örnektir. Burada yapılmak istenilen sporun popülaritesini kullanarak Alman resmi ideolojisinin tanıtım yerine çevirmekti. Nazi Almanya(Nasyonal Sosyalist Almanya)’sı bu olimpiyat vesilesiyle kendi politika ve ideolojilerini dünyaya dikte etmeyi düşünüyordu. Politikanın bir iktidar bilimi olduğunu ileri süren görüşe göre iktidarın olduğu her yerde politikadan bahsedilebilecektir ve iktidar en mükemmel şekline devlet örgütlenmesi içinde ulaşmaktadır. Tanımlarına bakıldığında, bu görüşte olanlar kavramı bu doğrultuda “insan ve toplumları yönetme sanat ve faaliyetleri” olarak tanımlamaktadır. İkinci bir tanımı “devletleri yönetme bilimi” şeklinde yapılmaktadır. Bu ikinci tanımıyla politika devlet işlerini yürütme, düzenleme anlamına gelmektedir. Siyaset ya da politika devlet işlerini yürütme ve düzenlemede benimsenen görüş, anlayış ve yöntemlere dayanmaktadır. Dönemin Almanya’sında “Nasyonal Sosyalizm” olarak adlandırılan politika izlenmiştir. 1936 Berlin olimpiyatı, bu politikalarının etkilerinin gözlendiği ve spora siyasetin karıştırıldığı ilk olimpiyat oyunudur.
Propaganda (devlet yönetiminde) benimsenin görüş veya anlayışı başkalarına tek yönlü iletişimlerle tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacıyla sözle, yazıyla ve benzeri türlü araçlar ve yollarla gerçekleştirilen her türlü çalışmayı içermektedir. Propaganda iletişimin siyasi alanda yapılanı olarak düşünülebilir. Propaganda amacıyla bilgi (mesaj) yayımında çeşitli araçlardan ve yöntemlerden yararlanılabilmektedir. Yapılma amacı kamuoyunu ve toplumu ikna etmek ve etkilemek suretiyle belirli bir düşünceyi asimile ve aktive etmedir. En genel anlamıyla propaganda, bilginin yayılması eylemidir, çok kere bu abartılı ya da yanlış yapılır, planlı ya da resmi yollarla yapılır, ve özellikle siyasi gruplar tarafından kamuoyunu etkilemek için yapılır. Literatürde propaganda kavramı değişik şekillerde tanımlanmaktadır. Örneğin; Jacques Ellul’a göre “psikolojik bakımdan bütünleştirilmiş ve belirli bir düzen içerisinde yapılaşmış bir kitlenin eyleme katılmasını sağlamak amacıyla örgütlenmiş bir grubun psikolojik araçlardan yararlanarak uyguladığı yöntemlerin bütünüdür.”. Göksel’e göre “bir kişi, bir kuruluş ya da fikir hakkında olumlu ya da olumsuz ortam yaratılması ya da mevcut ortamın sürekliliğini sağlaması için kamuya ya da topluluğa doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak fayda sağlamak için haber, fikir, öğreti ve özel çağrıların yazılmasıdır.”
Başka bir tanımı da propagandanın; “Temelinde çok sayıda insanın düşünce ve davranışlarını etkilemek amacını taşıyan, önceden planlanmış, genellikle politik mesajlar bütünüdür.” şeklinde yapılmaktadır. Hitler Almanya’sının “Nasyonal Sosyalizm” politikasının propagandasının yapılmak istendiği 1936 Berlin Olimpiyatı örneğinde yine görülen spor olayları ile propaganda ilişkisi kurulmaktadır. Alman Nasyonalist Sosyalistleri, 1936 olimpiyatlarını parti propagandalarının bir aracı olarak kullanmışlardır. Bir başka ilişkili kavram ideoloji ise bir öğreti oluşturan, ülkü olarak benimsenebilen ve davranışlara yön veren düşünceler bütünüdür. Yapılan geniş kapsamlı bir tanımına göre; “ideoloji, insan ve toplumun (ya da toplumsal bir alt-birimin) geliştirdiği, insan, toplum ve evrene ilişkin kapsamlı bilişsel (cognitive) ve ahlaksal inanç sistemlerinin bir biçimidir.”. Dar kapsamlı bir tanımına göre ise ideoloji; “belirli bir biçimde düşünmeyi ve davranmayı haklı çıkarmak ya da düşünce ve davranışları belirli bir biçimde etkilemek işlevini taşıyan inanç, tutum ve düşünceler demetidir.”Bu ikinci tanımından çıkarılabilen, ideolojik etkilemeyle belirli bir biçimde ve yönde düşünen tekdüze topluluklar ortaya çıkacağıdır. Berlin Olimpiyatı sırasında Alman nazizm ideolojisinin dışarıdan algılanan, kendini öne çıkaran fakat diğerlerini dışlayan ve hazmedemeyen düşünce sistemi gözlenmiştir.
1936 Berlin Olimpiyatı, Alman nazizm ideolojisinin propaganda yerine çevrilmek istendiğinden, Hitler ve nazizm ideolojisinin mensupları kendi ülkelerinden sporcuların müsabakalarda başarı göstermelerine çok önem veriyordu. Dolayısıyla Almanya ve Almanyalı sporcular bu olimpiyata çok iyi hazırlanmıştır. Çünkü Alman sporcuların oyunlarda alacakları birincilikler Nazi Almanya’sının gücünü tüm dünyaya gösterecekti. Müsabakalarda elde edilecek başarılarla 1936 Berlin Olimpiyatı Alman resmi ideolojisinin gövde gösterisine dönüşecekti. Alman sporcuların başarıları aynı zamanda Alman “Üstün Irkı” nın göstergesi olacaktı. Bunun için yarışmalarda Alman sporcuların başarısına ihtiyaç vardı. Fakat işler Almanya’nın beklediği gibi gitmeyecekti; “Hitler’in “üstün ırk” tezini kanıtlama çabasının bir ürünü olan oyunlar; -başta 100, 200, 4×100 m. ve uzun atlamada, Alman rakiplerini de geçerek 4 altın madalya kazanan Jesse Owens olmak üzere- ABD’li sporcuların başarılarına sahne olmuştur.”
ABD’nden sporcuların bu olimpiyattaki başarısı Hitler’i hayal kırıklığına uğratmış ve sonucunda oyunları takip ettiği stadı terk etmesine sebep olmuştur. Bu olay spor tarihine geçmiştir. Spor kavramı içerisinde öne çıkan Fair Play, bir ahlak kavramı olarak kabul edilmekte olup, hoşgörü, centilmenlik, erdemlilik, haklara saygı, iyiyi ve güzeli takdir etme, dürüstlük ve eşitlik gibi insani özellikleri içermektedir. Böylece fair-play sporun özünü oluşturmaktadır. Fair Play, diğer ülkelerin sporcularına saygılı olmayı da gerektirmektedir. Fair Play ruhu ile hareket etmek, kazananı hangi ülkeden olursa olsun alkışlamayı ve tebrik etmeyi gerektirmektedir. Hitler olimpiyat oyunlarında yüksek performans ve başarı gösterecek olan Amerikalı bir atletin başarısını, yarışı birinci bitirmesini hazmedemeyerek stadı terk etmiştir. Bu atlet Jesse Owens idi. Bu gelişme 1936 Berlin Olimpiyatı’na damga vuran olay olmuş ve uluslararası kamuoyunun büyük tepkisine yol açmıştır.

Fotoğraf: James Cleveland “Jesse” Owens Madalya Töreninde


Spor ve Diplomasi
Devletlerin diplomasi faaliyetleri içinde spor diplomasisi de önem kazanmaktadır. Dünyada Soğuk Savaş boyunca Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve demir perde ülkeleri sanat ile birlikte spora ve sporda başarıya çok önem vermiş, önemli sporcular yetiştirmiş ve yetiştirdikleri sporcular düzenlenen uluslararası büyük spor organizasyonlarında madalyaları toplamıştır. O dönem SSCB ve demir perde ülkelerinden sporcuların uluslararası spor organizasyonlarındaki bu başarıları, SSCB ve yandaş devletlerinde benimsenmiş olan, uygulamakta oldukları komünizm ideolojisinin gücü gibi gösterilmek istenmiştir. Komünizm dünyada XX. yüzyılda doğmuş, gelişmiş ve dünyada büyük akisler yaratmış olan bir ideolojidir. SSCB ve Demirperde ülkeleri örneğinde, devletlerin spor münasebetiyle güttükleri (ideolojik) emelleri uluslararası diplomaside hassas bir konuyu oluşturmaktadır. Spor-diplomasi ilişkisi böylece kurulmaktadır. Günümüzde de yeni kamu diplomasisi anlayışı içinde spor diplomasisi ayrı bir alan olarak önemini arttırmaktadır.
Olimpiyat Oyunlarının Uluslar Arası İlişkilere Etkisi
Dünyada dört yılda bir düzenlenen olimpiyat oyunlarının uluslararası ilişkilerde pozitif ya da negatif etkilerinin oluşabildiği, 1936 Berlin Olimpiyatı örneğinde negatif etkileri ve sonuçları ile görülmektedir. Pozitif etkileri konusunda ise aşağıda açıklanan her ulustan insanları bir araya getirme ve kaynaştırma fonksiyonu, dünyaya ‘barış’ getirme fonksiyonu ve ulus devletleri tanıtma fonksiyonundan söz edilebilmektedir.
Her Ulustan İnsanları Bir Araya Getirme/ Kaynaştırma Fonksiyonu
Olimpiyat oyunları vesilesiyle dünyanın her yerinden devletlerin sporcuları ve toplulukları, oyunların düzenleneceği ülkenin şehrine gelmekte, birbirleri ile tanışmakta, etkileşmekte, kaynaşarak paylaşım göstermektedirler. Bu, kültürlerarası bir anlama ve kavrama yoluyla dünya kardeşliği fikrinin (idealinin) gelişip olgunlaşmasına götürmektedir. Bu yönde bir gelişme olimpiyatların dünyaya ‘barış’ getirme idealinin gerçekleşmesini de desteklemektedir. Daha başta böyle değerler belirlenmiştir. Modern olimpiyat oyunlarının fikir babası Baron de Coubertin’dir. Ona göre modern olimpiyatlar “evrensel bir bakış/anlayış, kardeşlik ve barış” gibi üç önemli değerin yaygınlaşmasına aracılık edecekti. Nitekim bu değerler setinin, olimpiyat oyunlarını diğer büyük spor olaylarından ayırdığı söylenebilmektedir.
Dünyaya ‘Barış’ Getirme Fonksiyonu
Olimpiyatlar fikri etrafında bazı idealler belirlenmiştir; dünya kardeşliği ve dünyada barış gibi. Olimpiyatların bugün geldiği noktada özellikle eşitlik ve kardeşlik gibi değerlerin simgesel olarak kalıcı hale getirildiği görülmektedir. Olimpiyatların simgesi olarak kullanılan, birbiri içine geçmiş olan beş yüzük/halkanın her biri ayrı bir kıtayı temsil etmektedir. IOC’nin resmi sitesinde yer alan bilgilere göre de “yüzüklerin tamamıyla birbirinin aynı olduğuna dikkat edilmelidir. Yüzüklerin iç içe geçmesi, bir anlamda, kıtaların ve bu kıtalardan gelen atletlerin birliğini temsil etmektedir. Soldan sağa doğru, mavi, sarı, siyah, yeşil ve kırmızıdan oluşan bu yüzüklerin, her birisinin ayrı bir kıtayı temsil ettiğine ilişkin bilgiler ise gerçeği yansıtmamaktadır.”
Spor organizasyonlarının düzenlenme amaçları arasında sporun sevdirilmesi, yaygınlaştırılması ve sporcuların fiziki ve psikolojik gelişimlerinin sağlanması vardır. Müsabakalarda sporcuların Fair-Play ruhuna uygun, hileye başvurmadan dürüstçe yarışmaları gerekmektedir. Kaybettikleri zaman sporcuların yenilgiyi hazmedip kabullenebilmeleri gerekmektedir (sporcu erdemi). Müsabakalarda kaybeden sporcular kazanan sporcuları tebrik etmektedir. Sporcular sporun ruhuna uygun biçimde hareket etmekte, birbirine düşmanca değil, dostça müsabakalara çıkmaktadırlar. Böylece sporcular pozitif tutum ve davranışları ile dünyaya iyi örnek (model) oluşturmaktadırlar. Çeşitli spor dallarında sporcuların birbirleri ile centilmence yarıştıkları olimpiyat oyunlarının böylelikle dünyaya barış getirme fonksiyonu önemli bulunmaktadır. Uluslararası Olimpiyat Komitesi Antlaşması’nda, Olimpizmin temel ilkeleri arasında Olimpizm hedefi de sporu insanlığın uyumlu gelişimine sunmak, insanlığa saygının korunmasına yönelik barışçıl bir toplumun oluşmasını sağlamak şeklinde açıklanarak, yer almıştır.
Ulus Devletleri Tanıtma Fonksiyonu
Olimpiyat oyunlarının ulus devletleri tanıtma fonksiyonu da önemlidir. Olimpiyatı düzenleyen ülkenin şehrine dünyanın her yerinden devletlerin sporcuları ile birlikte vatandaşları da gelmektedir. Düzenleyen şehrin doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerinin tanıtılması işlevini görerek şehrin turizm ve ekonomisine katkıları olmaktadır. Böylece kentin gelişmesi için bir fırsat oluşturmaktadır. Ayrıca olimpiyat oyunları süresince değişik uluslardan insanlar birbirini tanıma imkânı elde etmektedir. Farklı toplumlar ile kültürlerin tanınması gerçekleşmektedir. Böylece olimpiyatların önce düzenleyen şehri/devleti daha sonra da katılan devletleri tanıtma fonksiyonu olmaktadır. Olimpiyatlar bir global yarışma olmakla birlikte bir global iletişim biçimidir/platformudur. Küre boyunca katılan her devlete böyle katkıları söz konusu olmaktadır.
Sonuçta başta olimpiyata ev sahipliği yapan ülke olmak üzere katılımcı devletlerin dünyada tanınması/tanıtılmasını sağlamaktadır olimpiyat oyunları. Olimpiyatın düzenlendiği şehre ve ülkeye sporseverlerin ilgileri toplanmaktadır. Düzenleyen şehrin tanıtımı ile birlikte ülke tanıtımında da etkili rol oynamaktadır; ülkenin turistik coğrafi, tarihi ve kültürel zenginliklerinin bu şekilde tanıtılma imkânı doğmaktadır. Ülkelerinin olimpiyat oyunları vesilesiyle tanıtımı ulus devletlerde çok önemli algılanmaktadır. Sporcuların başarılı olduğu oranda ülke imajı yükselerek tanıtım olanağı artmaktadır. Olimpiyat oyunları vesilesiyle bir imaj yarışı yapılmaktadır. Bu nedenle olimpiyat oyunlarında müsabakalarda sporcuların elde edecekleri dereceler önem arz etmektedir. Başarılı olan sporcular ülkelerinin tanıtımını sağlamaktadır. Başarı ile orantılı ülke imajı yükselmekte, ülkenin popülaritesi artmakta ve ülkeye uluslararası kamuoyunun ilgi ve sevgisinin artması olanağı doğmaktadır. Bu sözü edilenler, spor üzerinden yeni kamu diplomasisi uygulamasının amaçlarını oluşturmaktadır. Bunun için uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapmak ya da böyle organizasyonlara katılmak ve bu organizasyonlarda başarı elde etmek yoluyla ülkenin uluslararası kamuoyuna tanıtılması, benimsetilmesi, sevdirilmesi ile yabancı kamuoyunun ülkenin tarafında/yanında saf tutmasının sağlanarak ulusal hedeflere daha kolay ulaşılması amaçlanmaktadır. Kamu diplomasisi içinde spor diplomasisi böylece önemi artan bir alanı oluşturmaktadır.
Olimpiyat oyunlarının düzenlendiği şehirde ticari fonksiyonu da önemlidir. Oyunlar boyunca olimpiyatın düzenlendiği şehirde ticari hayat canlanmaktadır. Hem ülkenin yerli halkı hem de ülkeye gelen yabancı sporcu ve ahali bir yandan spor müsabakalarını izlerken diğer yandan temel ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yapmaktadırlar. Böylece bölgede ticaret ve yerel ekonominin canlanmasını sağlamaktadır. Olimpiyatın düzenlendiği şehirde oyunlar boyunca turizm canlanmaktadır. Olimpiyata ev sahipliği yapan şehre gelenler burada uzun süre konaklamaktadırlar. Şehrin altyapısı yeniden gözden geçirilmektedir. Eksikler varsa hızla tamamlanmaktadır. Yollar, ulaşım olanakları elden geçirilmektedir. Kültür ve sağlık tesisleri ile ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Çevre ile ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Oyunlar için ihtiyaç olacak spor kompleksleri ile diğer ilave yapılar inşa edilmektedir. Olimpiyat oyunları için yapılan alt yapı ve tesis yatırımları ile ortaya çıkarılanlar oyunlar bittikten sonra da kullanılmaktadır. Böylelikle olimpiyatı düzenleyen ülkeye ve ülkenin şehrine birçok faydası olmaktadır. Hazırlık döneminde yapılan yatırımlar ve Olimpiyat oyunları döneminde ortaya çıkan ekonomik gelişmelerin, çoğaltan etkisi ile çoğalarak kazanımların daha da önemli boyutlara ulaşmasına katkı sağladığı bildirilmektedir. Olimpiyatları düzenlemenin 1980’lere kadar ev sahibi ülkelere önemli ölçüde ekonomik yük getirdiği düşünülmüş olsa da, bu durumun 1984 Los Angeles Olimpiyat oyunları ile değiştiği, Amerika’nın bu şehrinde yapılan oyunlarda 215 milyon Sterlin kazanç elde edildiği belirtilmektedir.
Bundan sonra Olimpiyat oyunları ülkeler açısından önemli bir ekonomik kazanç kaynağı olmuş ve düzenleyen ülkede ekonomik gelişmeyi desteklemiştir. Olimpiyat oyunlarının istihdam etkisi olmaktadır. Oyunlara hazırlıklarla birlikte istihdam artışı olmakta, böylelikle işsizliğin azalmasında katkısı olmaktadır. Bu katkısı, yerel ve genel ekonomide görülen büyük bir faydadır. Çünkü işsizlik tüm dünyada, her ülkede büyük bir ekonomik ve sosyal problem olarak bildirilmektedir. Ulus ekonomilerde işsizliği azaltmak için çareler aranmaktadır. Toplumlarda işsizliğin hem ekonomik hayatta hem de sosyal hayatta etkisi hissedilmektedir. Buna göre şehirde taşımacılığa, şehrin güvenliğine, eğlencesine, ekonomisine, konut (Olimpiyat binaları), trafik, turizm yapısına, sosyal yaşamına, vb. etki yapmaktadır.
Olimpiyatı düzenlemek ülkenin itibarı ve marka değeri açısından ayrıca çok önemlidir. Bunun için 1936 Berlin olimpiyat oyunlarının açılışının yapılacağı devasa bir stadyumu Almanlar inşa etmişlerdir. Berlin’in 1936 olimpiyatı için ödüllendirilmesi kararı 1931 yılında IOC tarafından verilmiştir. Bu tarih Adolf Hitler ve Nazi partisinin güce yükselmesinden iki yıl öncesidir. Mevcut Alman Stadyumunun modernizasyonu için başlangıç planlarında kapasitesi yalnızca 30,000 olarak tutulmuştu. 1933’te, bu belirlenene karşı Werner March (mevcut stadyumun yaratıcısı Otto March’ın oğlu), çelik ve betonarmeli 80,000 kişi izleyici kapasiteli modern bir yapıyı önermiştir. IOC onun planını 1933 yılının haziran ayında kabul etmiştir. Berlin Olimpiyat Stadyumu örneğinde belirli yapılar zamanın karakterini ve inşa edildikleri yeri anlatmaktadırlar. Bu stat 1936 Berlin Olimpiyat oyunlarının en önemli öğesi görevini görmüştür. Bu stadyum aracılığıyla, oyunlarla birlikte, Naziler uluslararası topluluğa Alman gücünün bir itinayla-inşa edilmiş imajı, prestiji ve ihtirası ile gösterilmiştir. Hesaplı politik güdüler, bu olimpik yapı ile ilişkili her tür mimari kararı ve Stadyum ile çevresi örneğinde bir politikayı (ki Yahudileri, Çingeneleri ve diğer arî olmayan ırkları dışlamaktaydı) takip eden formu şekillendirmiştir. Sonradan gelen on yıllar süresince Stadyum onu yaratan politikalardan daha fazla yaşamış, bir Nazi göstermeliğinden popüler bir spor mekânına dönüşmüştür. Bununla birlikte hem kendisinin mimarisi hem de Olimpik Stadyum tarihi ile kendisinin nahoş geçmişi ile silinemez bir biçimde bağlı olarak geride kalmaktadır.
Almanlar 1936 Berlin Olimpiyat oyunlarına çok iyi hazırlanmışlar ve her ayrıntıyı düşünmüşlerdir. Çünkü Hitler ve ırkçı Naziler bu spor organizasyonunu Nazi ideolojisinin gücünü ve prestijini tüm dünyaya göstermek için bir araç olarak görmüşlerdir. Bu Olimpiyat eşi benzeri görülmemiş bir uluslararası sahne ile Nazileri gösterecekti. Dünyaya Roma İmparatorluğu geleneğindeki emperyal bir gücü göstermek niyetindeydiler. Bunun için abidevi bir stadyuma ihtiyaçları vardı. March’ın modernist stadyumu bu vizyon ile tamamıyla bağdaşmamaktaydı. Hem abidevi ölçek noksanı vardı hem de neoklasik form ki bu Hitler’in mimari estetiği için zemin işlevi görmekteydi. Rivayete göre stadyum üzerine tartışma Hitler’i Olimpiyat Oyunlarını tümüyle iptal etme tehdidinde bulunmaya kadar götürecekti. Tek Albert Speer’in çalışmaları ile Oyunlar kurtarıldı; kendisi stadyumun neoklasik cephesini iddia edildiğine göre tasarladı. Speer’in tasarımı 120,000 koltuk kapasiteli idi, çelik bir çerçeve kaplıydı sade taş ayaklarda ve sıra sütunlar Nazi mimarisini karakterize ediyordu, Hitler’in daha büyük hevesini karşılayacak kadar yeterince büyük değildi: bir hem de büyük stadyum 400,000 koltuk ile Nuremberg’de yeri saptanmaktaydı ve Olimpiyat Oyunları için yer hizmeti edecekti ebediyen Tokyo’daki 1940 Oyunlarının ardından. Bununla birlikte, bir ara tedbirdi Hitler kabul etmek isteyecekti. Almanlar 1936 Berlin Olimpiyat oyunlarını yukarıdaki açıklananlarla en ince detayına kadar düşünmüşler ve planlara dökmüşlerdir. Almanlar kendi ideolojilerini dünyaya tanıtmak ve benimsetmek için oyunlar boyunca medyayı da çok etkili bir biçimde kullanmışlardır.
Olimpiyatların düzenlendiği ana şehirlere kısa ve uzun vadeli etkileri içinde ev sahibi ülke imajı da söylenebilmektedir. Olimpiyatlar ile ülke imajı arasında ilişki vardır. Uzun dönemde görünmese de algılanmaktadır. Ülke imajı, bir ülkenin dışarıdan (diğer ülkelerde) görülen, algılanan resmidir. Ülke imajı ve imaj çalışmaları sporda, uluslararası ilişkilerde ve diğer alanlarda önemli bulunmaktadır. Olimpiyatı düzenlemek, düzenleyen ülkenin mevcut imajının daha da geliştirilmesine olanak tanıdığı gibi, 1936 Berlin Olimpiyat oyunları örneğinde oyunlarda yaşanabilen olaylarla ülke imajının daha da kötüleşmesine sebep olabilmektedir. Kötüleşen imajı tamir etmek uzun yıllar almaktadır. Bir başka faydası, Olimpiyat oyunlarının düzenlendiği ülkenin şehrinin markalaşmasında katkısı olmaktadır. Buraya kadar, genelde spor organizasyonları, özelde de olimpiyat oyunlarının uluslararası ilişkilerdeki önemi ve etkileri açıklanmıştır. Bir sonraki bölümde ise devletlerarası diplomaside eskiden benimsenen yaklaşım olan geleneksel diplomasi karşısında yeni kamu diplomasisi anlayışının yükselişe geçmesi ve pratiklerinin yapılmaya başlanması ile bu yeni diplomasi anlayışında spor diplomasinin yeri ve önemi açıklanmaktadır.
Yararlanılan Kaynaklar
Faruk Şentürk, Uluslararası İlişkilerde Sporun Etkisi 1936 Berlin Olimpiyatları
Yusuf Şahin, Olimpiyat Kenti”nden “Olimpiyat Devleti”ne
Bayram Kızılırmak,2. Dünya Savaşı Yıllarındaki Alman Propagandası
İbrahim Yıldıran, Antikiteden Moderniteye Olimpiyat Oyunları: İdealler ve Gerçekler
Tuğrul Yakarçelik, Nazi ideolojisi
Gürkan, Ülker: “S.S.C.B. Siyasi Rejimi’nin Ana Hatları
 
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Faruk Şentük’e aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu