Uyuşturucu Kavramı ve Çeşitleri Üzerine Bir İnceleme

“Uyuşturucu Madde” genellikle tıp dalında kullanılan bir kavram olmakla beraber,hukuki bir kavram niteliğini de taşımaktadır. Tıp, uyuşturucu maddeyi fizyolojik veya ruhsal bir rahatsızlığın tedavisinde kullanılan herhangi bir madde olarak kabul edebileceği halde, uyuşturucu maddenin zararlı bir biçimde veya tedavide belirlenen dozun dışında veya gelişigüzel biçimde keyif verici olarak kullanılması halinde kavram, uyuşturucu madde sorunu içerisinde mütalaa edilmelidir. Bu takdirde sözcük olarak hukuksal bir niteliğe bürünür. Sözlük anlamına göre uyuşturucu; uyuşturma özelliği olan, uyuşturan, duymaz hale getiren, uyuşturucu ilaçları, Uyuşturucu madde ise “Organizmayı veya sinirleri uyuşturan maddelere verilen ad” olarak tanımlanmıştır. Uyuşturucu ve uyarıcı maddeler, kullanıldığında kişide uyuşturucu ve uyarıcı etkiler doğuran, psikolojik, fiziksel alışkanlık ve tutkunluk yaratan maddelerdir. Uyuşturucu,
organizmaya karışması merkezi sinir sisteminde dikkatin dağılması, düşünsel etkinliğin azalması, bilinç bulanıklığı ve uyku ile kendini belli eden işlevsel bir değişikliğe, duyarlılığına azalmasına, kasların gevşemesine yol açan bir maddeyi uyarıcı ise bir organı ya da işlevi uyaran bir maddeyi tanımlamaktadır.
Narkotik, “Uyuşturucu madde” kelimesinin aslı Yunanca “Narke” (Uyku) sözcüğünden gelir. “Narko” kelimesi tıp literatüründe; hissizlik, duygusuzluk, uyku hali, şuurun uyuşması anlamında kullanılır. Uyuşturmaktan ziyade keyif veren, tahrik eden, uyanıklık veren etkileri olan maddeler de yine “uyuşturucu madde” kapsamı içinde incelenmektedir. Zira zamanla başta afyondan kaynağını alan uyuşturucu maddeler içine, sonradan iptila yapan veya Yunanca aslında olduğu gibi uyuşturucu etki gösteren bütün diğer maddeler sokulmuştur. Uyuşturucu Madde teriminin ifade ettiği hukuki anlam konusunda hukukçu ile hekimin mutabık kalmasında, kanun hükümlerinin uygulanması açısından fayda vardır. Türk Dil Kurumu tarafından, “uyuşturucu”, uyuşturma özelliği olan uyuşturan, hareketten, gereği gibi düşünmekten alıkoyan olarak, “uyuşturucu madde” ise morfin, kokain, eroin, afyon, esrar gibi duyulara uyuşukluk veren madde olarak
tanımlanmaktadır.
TMO Kanunun 1.maddesi; “Kullanılmasında mazarrat hâsıl olduğu ve toksikomani yaptığı fenni suretle tespit edilen tıbbi ve sentetik maddeler. 1961 BM TEK (nihai) Sözleşmesinin 1. maddesi, “ek listelerde bulunan uyuşturucu maddeler” şeklinde belirtilmiştir. 1971 B.M. Psikotrop Maddeler sözleşmesinin 1. maddesi ise; “Herhangi doğal veya sentetik bir madde veya cetvel 1-4’lerde adı geçen herhangi bir doğal madde” diyerek tanımı genişletilmiştir. Dünya sağlık örgütü (WHO) ise; “Önüne geçilmez gereksinme yahut arzu, kullandığı miktarı artırma eğilimi, ruhsal, fiziksel bağımlılık hali yaratan maddeler uyuşturucu madde kavramı içine girer demektedir”.
Kanımızca uyuşturucu veya uyarıcı madde; İnsanların duygu ve düşüncelerinde, buna bağlı olarak da davranışlarında olumsuz değişiklikler meydana getiren; Tıp alanında ağrı dindirici özelliği ile kullanılan ancak ilk kez alındığında bile bağımlılık yapma riski taşıyan; insan metabolizmasını pasifsize eden: İnsanlar üzerinde sosyal ve maddi çöküntüler meydana getiren, uyarıcı özelliği olan üretiminin, kullanımın ve satışının kanunlarca yasaklandığı doğal ve sentetik maddelere “uyuşturucu veya uyarıcı madde” denir.

Uyuşturucu İsimleri, Çeşitleri, Ve Uyuşturucunun Zararları

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeler elde edildiği kaynağa göre, doğal (tabii) ve sentetik olmak üzere ikiye ayrılırlar. İnsan vücudunda yaptıkları etkiye göre ise aşağıdaki şekilde sınıflandırılmaktadır.

Merkezi Sinir Sistemini Yavaşlatanlar ( Depresantlar )

Tabii Uyuşturucu Veya Uyarıcılar

Afyon

Uluslar arası ismi “Opium” dur. Gelincik bitkisine benzer. Çiçekleri pembe, mor, beyaz veya kırmızıdır. Bitkinin kapsülleri olgunlaşınca üzeri enlenmesine hafifçe kesildiğinde beyaz renkli süt çıkar ve bu süt renk değiştirerek sakız gibi katılaşır. Bu ham afyondur. İçeriğinde morfin vardır. Esasen morfin ilkel olarak kapsül ve haşhaş bitkisinin saplarının kaynatılması sonucu elde edilir. Afyonun kahverengi bir görünümü olup ağır bir kokusu ve acımsı bir tadı vardır. Haşhaş ekimi ile özel olarak ilgilenmeyen birçok kimse için bu bitki, zarafeti ile tanınmış bir süs çiçeği ya da Avrupa’nın tahıl tarlalarında yabani olarak büyüyen kızıl renkli sade bir çiçektir. Aslında, 28 cinsi ve 250’nin üzerinde türü içeren geniş bir botanik familyasından gelmektedir. Afyon hasadı, ancak elle yapılabilen son derece yorucu, sırt ağrılarına neden olan yoğun emek gerektiren bir işlemdir. Önemli ölçüde bilgi, deneyim, el ustalığı ister. Uygulanışı yüzyıllardır çok az değişiklik geçirmiştir; afyon hala haşhaş kapsüllerini tek tek çizerek elde edilir. Çizikten ilk çıkan afyon bulutsu, beyaz, hafif akışkan bir maddedir. Ama havayla temas edince oksitlenerek koyu kahverengi, ağdalı bir maddeye dönüşür; yapışkandır ve kendine özgü bir kokusu vardır. Artık reçineli zamk haline gelen afyon on santimetre uzunluğunda kısa saplı küt bir demir bıçakla kazınarak kapsül yüzeyinden alınır.
Her kapsülden birkaç gün süreyle afyon sızmaya devam eder ve her kapsül on kereden fazla çizilebilir. Elde edilen afyonun miktarı kapsülün büyüklüğüne ve çiftçinin çalışma verimine bağlıdır. Ortalama miktar, kapsül başına 80 miligramdır; dolayısıyla haşhaş Ekimi 1 hektarlık bir alanda 8 -15 kilogram ham afyon elde edile bilir. Afyonun içilebilmesi ya da daha başka işlemlerden geçebilmesi için önce pişirilmesi gerekir. Satıcılar da afyonu tümüyle ham bir madde almak istemediğinden, pazara hazır duruma gelmesi için pişirilmesi şarttır. Pişirme işlemi, ham afyonu kaynar suya atarak yapılır. Afyon suda çözülünce kapsül parçacıkları gibi katışık maddeler yüzeye çıkar; yoğunluğu daha fazla olanlar ise dibe çöker. Katışık maddeleri ayırmak için çözelti, bir tülbentten ya da çok ince gözlü bir elekten geçirilir. Sonra bir kez daha kaynatılıp aynı işlem yapılır. Çözelti artık temiz, kahverengi, akışkan bir maddedir. Buna sıvı afyon denir. Sonra çok ağır ateşte hafifçe pişirilerek hazır, pişmiş veya içimlik afyon adını alan kıvamlı, kahverengi bir pasta durumuna getirilir. Bunlar kalıplar halinde preslendikten sonra bir kez daha güneşte
kurutulur. Olgulaştıkça sertleşen yoğun bir hamur halini alınca kurutma işlemi sona erer. Ham afyondan çok daha saf olan içimlik afyon artık kullanıcılar, tacirler veya uyuşturucu
krallarının laboratuarları için hazırdır.
Bitkinin kalan bölümleri atılmaz. Olgunlaştıktan sonra tohumlar artık tehlikeli bir madde içermez ve yenebilir. Siyah, mavi ve gri tohumlar pasta ve ekmeklerin süslenmesinde sık kullanılır; kahverengi tohumlar ise Türkiye’de helva yapımında kullanıldığı gibi, silgin böreği ve haşhaş çöreği gibi geleneksel hamur işi ürünlerine daha gevrek olmasını sağlar. Hindistan’da, sarı tohumlar öğütülüp tatlandırıcı ya da kıvam verici olarak soslara katılır. Afyon yutulur, çiğnenir, yenir, sigara ile içilir veya sıvı olarak enjekte edilebilir. Hangi şekilde olursa olsun afyon alınınca, varsa ağrılar diner zihin açılır ve yalancı bir keyif hali başlar. Fakat onların “ Balayı” dedikleri keyif hali çok kısa sürer, ardından mide bulantısı, baş dönmesi, renk solması, kalp ve solunum yavaşlaması ile beraber zehirlenme hali başlar. Şayet Afyon çok miktarda ve birden kullanılmışsa, içen insan komaya girer, ölüm tehlikesi belirir. Kişinin içinde bulunduğu ruhsal durum, eğitimi ve yaşam arzusuna göre birkaç kullanımda mutlaka bağımlılık yapar. Uyuşturucu bağımlılığı gereği tüm hayatı, uyuşturucu bulma ve kullanma üzerine kurulmuştur. Bu amaçla hırsızlık, soygun, gasp, fuhuş hatta adam öldürme gibi ağır suçları işleyebilir. Homeros M.Ö. 9.yy da yazdığı İlyeda destanında bu durumu “Babası, anası, oğlu, dostu ya da sevgilisi gözleri önünde öldürülse bile tek damla gözyaşı dökmezler” diyerek anlatmıştır.

Morfin

Rusmidler
Görünümü kınaya benzer. Rengi beyaz, sarı veya kahverengi tonlarında olabilir. Kokusu afyona benzer. Ham afyon topağının içine bakılınca morfin damlacıkları fark edilir. Asıl uyuşturucu bu morfindir. Sıvı halinde kol ve bacaktan enjekte edilerek kullanılır. Afyondan elde edilir. Afyonun içerisinde 25’e yakın alkaloit denilen zehir vardır. Bunlar arasında en tanınanı morfindir. Saf Morfin, beyaz, billuri bir tozdur. Suda erir. Çabuk alışkanlık yapar. Ağrı kesici ve uyuşturucu olarak tıp alanında kullanılır. Morfin kelimesi, Grek Mitolojisinde uyku tanrısı manasına gelen MORPHEUS isminden gelmektedir. Morfin 1805 yılında Hannover’li bir eczacı olan FREDERİC SERTURNER tarafından afyondan ayrıştırılmıştır. Fakat uyuşturucu olarak kullanımı bu asrın
sonlarında başlamıştır. Bilhassa Amerika’da iç savaş esnasında yaygın hale gelmiştir. Morfin haşhaş bitkisinin sütünden elde edilen afyondan çeşitli kimyasal yöntemlerle elde edilir. Ağrı kesicilerden olan bir uyuşturucu maddedir. Parlak, kristalize toz halinde veya tebeşir tozu kireç görünümünde, beyazdan koyu kahverengiye kadar değişen renklerde ( fildişi, Krem vs. ) Kokusuz ve acı, kapsül, blok, tablet veya sıvı şekilde bulunabilir. Hayalperest, cevher, sert cevher, Amerikan kelebeği, matmazel emma, maymun gibi argo isimleri vardır. Morfin, tıpkı afyonda olduğu gibi başlangıçta ağrı keser yalancı neşe veriri. Bazen bir kimse gerçekten hastadır, kendisine tedavi için morfin yapılır. Bu ilacın etkisinde kalır. Hastalığı geçse bile morfin kullanmak ister ve böylece de alışır. Bazen de merak ederek, morfin kullanan arkadaşlarının ikramını kabul eder ya da kötü niyetli kişilerin tuzağına düşer. Morfinmanların çoğunlukla tıp dalında çalışanlar olması ilginçtir. Morfin iğnesinden sonra, ağrı ve sızı var ise bunlar geçer. İçinde bulunulan korku endişe veya ruh sıkıntıları gider. Yalancı bir keyif hali başlar. Fakat bu keyifli hali asla uzun sürmez, ağrılar, sızılar, bet benlik, ruh sıkıntıları eskisinden daha fazla olarak yeniden ortaya çıkar. Uyuşukluk, sersemlik, halsizlik, uyuklama hali başlar. İnsan bir şey düşünemez. Vücudu kırgın ve sanki dövülmüş gibi yorgundur. Hareket etmeye takati yoktur. Kalp çarpar, soğuk terler başlar, el ayak buz gibi kesilir. Ağzı kurur. Mahsalları ve belinde şiddetli ağrılar olur. Takatsizlik ve bitkinlik kendisini perişan eder. Ölecek gibi bir heyecan ve korku içinde çırpınmakta, artık morfinsiz hiçbir şey yapamamaktadır. Bütün bunlardan kurtuluş için çareyi yeniden kullanmakta arar. Morfin bulamazsa kriz geçirmeye başlar.

Eroin

Eroin nişasta görünümünde, beyaz, parlak, kokusuz, acı tat da ve kristalize bir tozdur. Karakteristik tarafı hafifliğinde olup suda ve alkolde erir. Tıpta klor hidrat olarak kullanılır. Saf olan eroin renksiz, pudra halinde bir toz olup çok incedir. Cilt üzerine sürüldüğü zaman kaybolur. Yasadışı yollarla elde edilen eroin saf olarak satılmaz, içine satıcıların katkı dedikleri nişasta, pirinç unu, tebeşir ya da kireç tozu, şeker tozu gibi maddeler karıştırılarak küçük paketler biçiminde satılır. Amerika Birleşik Devletleri’nde yasa dışı satılan eroine süt şekeri ve kini de katılmaktadır. Avrupa’da üretilen eroin ağırlıklı olarak yasa dışı afyon arzında dünya lideri konumunu sürdüren ve 2005’te toplam yasadışı afyon üretiminin %89 unu karşılayan Afganistan’da daha sonra da Myanmar’ da ( %7 ) imal edilmektedir. Toplam yasadışı afyon üretimi, Afganistan’daki Taliban rejimi tarafından uygulanan bir haşhaş tarımı yasağının dramatik ama kısa ömürlü bir düşüşe yol açtığı, 2001 haricinde, 1999 ve 2004 arasında göreceli olarak sabit kalmıştır; 2005’te 4.670 ton üretildiği tahmin edilmekte olup 2004 oranla %4 lük bir düşüş anlamına gelmektedir. ( CND 2006). Tüm dünyadaki potansiyel eroin üretiminin 2005’te 472 ton olduğu tahmin edilmekteydi. 2004’te ise 495 ton. ( UNODC, 2006). Bu tarihlerin Her On Kilogram Afyon Sakızından bir kg eroin elde edildiği yönündeki tahminden yola çıkarak yapıldığı düşünüldüğünde ve aşağıdaki verilerle birlikte bir değerlendirme yapılması durumunda Afganistan’ın pazar payındaki artış dikkat çekicidir. 2006 yılı verilerine bakıldığında tahmini Afganistan kaynaklı eroin üretimi 600 tondan biraz fazla olduğu görülmektedir. 2004 yılında, tüm dünyada 210 ton
afyon ( veya 21 Ton Eroin dengi ) 39.3 ton morfin ve 59.2 ton eroin ele geçirilmiştir.
120807184
Asya ( %50) ve Avrupa ( %40 ) tüm dünyada en büyük miktarlarda eroin ele geçirilen yerler olmaya devam etmiştir. Avrupa’nın bundaki payı, büyük ölçüde Güneydoğu Avrupa ülkelerindeki ( Türkiye) ele geçirme vakalarının artmasının ( Batı ve Orta Avrupa’da yakalanan miktarı ilk kez geçmiştir.) bir sonucu olarak artmaktadır. ( CND, 2006 ) 2004’te, tahmini 46.000 ele geçirme, rapor eden ülkelerde 19 ton civarında eroine el konulmasıyla sonuçlanmıştır. En büyük ele geçirme sayısını bildirmeye devam eden Birleşik Krallığın arkasında Alman’ ya ve İtalya girerken Türkiye, 2004’te yakalanan toplam miktarın neredeyse yarısına karşılık gelen en büyük miktarları ele geçirmiştir. ( ardından İtalya ve Birleşik Krallık gelmektedir). 1999-2004 döneminde eroin ele geçirme
vakalarında iniş çıkışlar yaşanmış ve rapordan ülkelerden elde edilen verilere dayanarak 2002-2003’te gözlemlenen düşüşün 2004’te bir artışın izlendiği görülmüştür. 5 yıllık 1999-2004 döneminde ele geçirilen toplam miktarlar sürekli artarak, özellikle Türkiye’de ele geçirilen eroin miktarı 2004’te önceki yılın neredeyse 2 katı olduğundan 2004’te rekor bir seviyeye ulaşmıştır.
Bu rekor toplam yakalama miktarına rağmen arz miktarı ile arasındaki farkın muazzam olduğu görülmektedir. Tüm dünya üretimi ile yakalaması karşılaştırıldığında 600 tonluk miktarın üzerindeki küsuratın ancak yakalanabildiği görülmektedir. Elbette ki bu hesaplamalar yapılırken toplam üretim olarak değerlendirilen miktarın, en saf hali ile değerlendirme biçimin alındığı yakalama istatistiklerinin ise genel olarak içerdiği katkılar birlikte hesaplandığı da gözden kaçırılmaması gereken bir husustur.
Uluslararası boyutlarda değerlendirildiğinde, dünya genelinde yasadışı uyuşturucu kullanan yaklaşık 200.000.000 kişiden 10.000.000 ( on milyon ) kişinin eroin kullandığı tahmin edilmektedir. Sadece eroin kullanıcıları dikkate alındığında, bir eroin bağımlısı günde ortalama 1,5 gram kullanıma hazır katkılandırılmış eroin kullandığı kabul edilirse dünya genelinde günde 15 ton eroin, yıllık ise dünya pazarlarına sunulan 5475 ton civarında eroin miktarından söz etmek gerekmektedir. İyimser bir rakamla günde ortalama 1gram kullanıma hazır katkılandırılmış eroin tüketildiğinin kabul edilmesi halinde ise dünya genelinde günde 10 ton eroin, yıllık ise dünya pazarına sunulan yaklaşık 3650 ton eroin miktarı ile karşılaşılmaktadır. Komplike bir istatistik hesaplamasına gerek kalmaksızın tahmini üretim miktarı üzerinden elde edilebilecek yaklaşık uyuşturucu miktarının ulaşabileceği boyut, bağlantılı olarak elde edilen yasadışı maddi gelir ve bu gelirin kullanıldığı yatırım alanları, terörizm, organizasyonların mevcut faaliyetlerin devamı gibi ancak mücadeleci birimlerce gerçekleştirilebilecek uluslararası işbirliği çerçevesin de, arz ve talep arasındaki “dengeli yaklaşım” metotları ile üstesinden gelebilecek bir seviyededir. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloitlerden bir tanesidir.
Baz Morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Bileşiminde asetik asit olduğu için eroin normalde sirke gibi kokar. Fakat bunu tespit etmek için, her halükarda, uyuşturucu maddenin koklanması çok Zaralı bir davranıştır. Gevher, süprüntü, beyaz cevher, şey, kar, sır, oğlan gibi argo isimleri vardır. Eroin, beyaz, gri, koyu gri, kahverengimsi gri, fildişi, kahverengi renklerde ve toz şeker gibi küçük kristaller halinde veya un gibi toz halinde olabilir. Bu renk farklılıklar içerinde bulunan katkı maddelerinin miktarına göre değişir. Bir doz eroinde ( normalde 100 mg) %10 eroin ve %90 şeker, nişasta, süttozu, parasetomal, kinin, vb. katkı maddeleri bulunur. Eroin, uyuşturucu maddelerin en kuvvetlisi ve dolayısıyla da en tehlikelidir. Morfinden 2 ila 10 defa daha kuvvetlidir. Eroin bilinen uyuşturucu maddelerin en fazla ve çabuk alışkanlık meydan getirenidir. Ufak bir iki deneme kişiye eroin kurbanları arasına almayı kâfi gelir.
Eroin kullanmaya alışmış kimse 6-8 saatte bir muhakkak bu zehri almak mecburiyetindedir. Aksi takdirde çok ağır kriz halleri baş gösterir. Eroin çoğunlukla buruna enfiye gibi çekilerek alınır. Ayrıca bir sigaranın yanan ucu toz halindeki eroine daldırılır. Eroinin yere düşmemesi için baş hafif geriye çekilir ve içilir. Bundan başka alüminyumlu kâğıt üzerindeki eroinin alttan yakılarak çıkan dumanları da teneffüs edilebilir. Zamanla yeterli para bulamayan bağımlı daha az miktarda daha çok etkiye ulaşabilmek için eroini damardan enjekte ederek almaya başlar. Eroinin içine çeşitli maddeler katılarak sağlığı bozulmakta, bazen dozaj çok düşmektedir. Saflığı bozulan eroin, müptela tarafından arzu edilen canlılık hissini ancak damardan enjeksiyon yoluyla alındığı zaman sağlar. Ancak eroin müptelalarının sokaktan satın aldıkları eroin, alışageldikleri yüzdeli eroinden daha fazla eroin ihtiva ettiği zaman ölümler meydana gelmektedir. Eroini kullanan bir kimsedeki zehirlenme belirtileri morfin kullananlardakine benzemektedir. Fakat bu morfinin tesirinden çok daha şiddet ve kısa zamanda ortaya çıkmaktadır. Çünkü eroin morfine nazaran ortalama 5 misli daha kuvvetli bir zehirdir. Eroine iyice alışan ve kriz devresine giren bir eroinman, artık ilk günlerde tatmakta olduğu yalancı keyif halini de bulamaz olur. Artık onun eroin kullanması yalnız fena tesirinden kurtulmak ve bir nebzecik rahat edebilmek içindir. Eroin kullananlarda morfinde olduğu gibi terler, çarpıntı başlar, vücudu kırılır, Diz, bel ve başında şiddeti ağrılar başlar, iştahı kapanır çalışma gücünü kaybeder. Büyük bir üzüntü ve keder duyguları içinde yatağa düşer. Renkleri uçuk, ağızları kuru, nefesleri kesiktir. Dalgın bir haldedirler, dünya ile alakaları kalmamıştır, gözlerindeki canlılık alametleri kaybolmuştur. Yaşayan bir ölüden farksızdırlar ve bu halden kurtulabilmek için yeniden eroin kullanmak mecburiyeti duyarlar.
Toplum tarafından dışlanmaktan korkan bağımlı, enjektör izleri belli olmasan diye ağız içi enjeksiyonunu bile kullanır. Eroinin elde edilmesinde kullanılan en önemli madde “Asetik Anhidrit” dir. Bu madde kuvvetli kokusu olan renksiz bir sıvıdır. Asetik Anhidrit sanayi alanında suni ipek, aspirin, bazı reçine ve verniklerin yapımında kullanılır. Bir kilo eroin elde edebilmek için 2 kilo asetik anhidrit gerekmektedir. Ülkemizde ele geçirilen eroin için saflık oranı %60 civarındadır. Mükemmel laboratuarlarda %100 saflıkta eroin elde edilebildiği tespit edilebilmiştir. Buna Güney doğu Asya Ülkelerinde üretilenler gösterilebilir. Genellikle perakende kullanım amaçlı sokakta satılan eroin saf nitelikte olmamaktadır. İçine nişasta, pirinç unu, tebeşir tozu, aspirin, prokain, benzeri katkı maddeleri ilave edilerek eroinin saflığı düşürülebilmektedir. Sokakta satılan eroinin saflık derecesi %5-15 aralığında bulunduğu gözlemlenmektedir. Türkiye, afyon kökenli uyuşturucularda transit bir ülkedir. Dünya afyon üretiminin %92’sini karşılayan Afganistan ile Avrupa’yı birbirine bağlayan en kısa güzergâh üzerinde bulunan Türkiye, dünya eroin yakalanmasının %14 lük dilimini gerçekleştirmektedir. Türkiye’ye giren afyon ve türevi maddelerinin daha çok İran’a sınır komşusu olan Hakkâri, Van ve Ağrı illerinden kuryeler vasıtasıyla ve genellikle tali / dağ
yolları kullanılarak, Türkiye’nin İran sınırına yakın köylerine getirildiği ve mücadeleci birimlerce bu yönde çalışmaların arttırıldığı bilinmektedir. 2006 yılında afyon kaçakçılığı olaylarında büyük oranda ( %66,3) kargo yönteminin kullanıldığı, bunun yanında kamyon ve tır gibi aranması zor araçlarda zula yapmak suretiyle yapıldığı görülmektedir.

Kodein

Kimyasal adı metil morfin olan kodein, genellikle morfinin kimyasal süreçlerden geçirilmesi ile elde edilir. Afyondan %0,3-3 oranında bulunur ve afyondan da elde edilebilir. Kodein, haşhaş kozası ve afyonda mevcuttur. Tıp alanında kullanılan kodein genellikle morfinden kimyasal süreçlerle edilmektedir. Afyonda 0,5 oranında bulunur. Kodein kelimesi yunanca “ haşhaş başı” demektir. Beyaz renkli kokusuz acımsı tattadır. Ağızdan, makattan ya da enjeksiyon yolu ile tablet veya toz biçimde kullanılır. Etkili bir öksürük giderici ve ağrı kesicidir. Ancak ağrı kesici etkisi onda biri kadardır. Bağımlılık oluşturması için uzun süre ve çok miktarda kullanılması gerekir; ender olarak iptila yapar .

SENTETİK UYUŞTURUCULAR

Bu maddeler, morfin yerine geçen sentetik maddelerdir. Bunlar normal olarak beyaz tabletler şeklinde hazırlanır. Fakat bazen üzerine çeşitli renklerde tabakalar geçirilir. Tıbbi amaçlar için imal edilen sentetik uyuşturucuların mutlak surette hekim kontrolünde kullanılması gerekmektedir.

Barbitüratlar

611x395_sahteilac_4f99171fcb565
Merkezi sinir sistemini etkileyerek yatıştırıcı etki gösteren barbitüratlar, değişik renk, hacim ve şekillerde, kapsül veya tablet olarak üretilirler. Bunlar doktor tarafından kişiyi sakinleştirmek veya uykuya daldırmak üzere verilen ilaçlardır. Alkolle alındığında ölüme sebebiyet verirler. Suiistimalleri en çok yapılanlar, sarı kapsüller halinde imal edilen “Pentobartibal Sodyum” ile mavi kapsüller halinde imal edilen “Amobartibal Sodyum” ve “Secobartıbal Sodyum”dur. Genellikle ağız yoluyla alınır. Alındıktan sonra süratle absorbe edilirler ve vücuda yaygın bir şekilde dağılırlar. Emzikli kadınlarda süte kolay geçer. Küçük dozlarda alınması halinde etrafa karşı hafif bir aldırmazlık gelişir. Zihinsel fonksiyonlar yavaşlar, gerginlik azalır. Uzun zaman kullanıldıklarında, maddeye karşı tolerans gelişir. Maddenin bırakılmasından sonra uykusuzluk, iştahsızlık, bulantı, titreme, adale seğirmeleri gibi belirtiler ortaya çıkar. Barbitüratlar 300 mg alındığında derin bir uyku hali yarattıkları ve bu uyku halinin 4-8 saat arasında sürdüğü, 1 gram alındığında ölüme sebebiyet verdiği sanılmaktadır. Ayrıca barbitüratlar alkolle alındığında ölüme sebebiyet verebilmektedir. Genellikle yutarak alınırlar ancak suda eriterek deri altına zerk etmek ve eroin karıştırarak sigara gibi içenler de vardır.

Trankilizanlar

İnsanları sakinleştirmek ve kullananı uykulu hale getirmeksizin veya akli ve fiziki
uyanıklığını azaltmaksızın endişelerini gidermek üzere kullanırlar. Reçeteyle
satılmaktadır. Bunların en çok suiistimal edilenleri ve sık rastlanılanları Meprobamate,
Chlordiavepoxide ve Diazepamlardır. Maddenin yüksek dozlarda kullanılması halinde
uyuklama, ataksi, ağız kuruluğu ve ağır vakalarda solunum depresyonu ve koma görülür.

Sedatifler

Akli-zihni aktiviteyi ve uyanıklığı yatıştıran ancak barbitüratlar gibi uykulu hal alınmasını önleyen sentetiklerdir. Bağımlılar ilk önceleri kendilerini cesur ve iyi hissetseler de sonrasında kendilerini yalnız ve çevresinde kaybolmuş hissederler. Yarım saat içerisinde etkisini gösterir ve 8-18 saat kadar sürer.

MERKEZİ SİNİR SİSTEMİNİ UYARANLAR ( STİMÜLANLAR )

TABİİ UYARANLAR

Koka Yaprağı

Bu bitki nemli ve sıcak iklimleri sevdiği için Orta ve Güney Amerika ülkelerinde, çoğunluklada Peru, Bolivya, Brezilya ve Kolombiya’ da yetişmektedir. Boyu 1,5 metre olup, yaprakları düzgün ve ovaldir. Güney Amerika’da yaşayan Kızılderililer tarafından uyarıcı olarak ve açlık duygusunu azaltmak için yanaklarda tütün lokması şeklinde çiğnendiği bilinmektedir. Koka bitki örtüsünün %60’ı Bolivya, %30’u Peru, %10’u da Kolombiya’da bulunmaktadır. 1 hektarı 20 hektar kahveye eş değer gelir getirmektedir. Bitkinin yaprakları drog olarak kullanılmaktadır. Yılda 3-4 kez yaprakları toplanır, güneşte veya suni ısı ile kurutulup çuvallara konur. Drog yaşlı bitkilerden elde edilirse alkaloit miktarı çok az olur. Koka yaprağının alt yüzünde, yaprak içi karakteristik olan, orta damarına paralel 2 çizgi bulunur.

Kokain

9590539-heap-of-cocaine-and-money-on-a-black-background-drugs-addict
Kokain, Güney Amerika yerlileri tarafından enerji verici, çalışma gücünü artırıcı, açlık hissini azaltıcı ve keyif verici etkileri için çiğnenmiş, M.Ö. 2005’ten beri bilinen koka yapraklarından 1860 yılında izole edilmiş, 1984-1905 yılları arasında lokal anestezi olarak kullanılmıştır. 20. yüzyıl başlarında, alkol de içeren “ mariani’nin Koka Şarabı” ve “Fransız Koka Şarabı” sanatçılar arasında oldukça popülerdi. “Coca – Cola” da önceleri koka ekstresi içermekteydi, ancak 1906 yılında gıda ve ilaçlarla ilgili olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde yürürlüğe giren bir kanun uyarınca terkibinden çıkartılmıştır. Rengi beyaz ve parlaktır. Tadı acı olup kokusuz bir tozdur. Koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Erytroxylon Coca denilen ve daha çok Güney Amerika ile Java’da yetişen bir bitki kokainin kaynağıdır. Suda ve alkolde eriyen beyaz bir tozdur. Kokain ilk kez 1859 da Nieman tarafından izole edilmiş ve Koller tarafından oftalmolojide lokal anestezik olarak kullanılmıştır. 30-35 derecede erir. Kokain, koka yaprağının başlıca alkaloitidir ve kimyasal usulle ile elde edilir. Baz kokain, beyaz kristalize bir tozdur. Bu madde hidroklorik asitle işleme tabi tutularak sonuç elde edilmektedir. Yaklaşık 300 kg koka yaprağından ½ kg kokain elde edilmektedir. Bu madde genellikle asit borik veya sodyum bikarbonat gibi beyaz toz halinde maddelerle karıştırılarak saflığı azaltılmaktadır. Kokain alışkanlığına yakalanmış kişilerin tedavisi mümkün olup, diğer zehirlerden farklı olarak birden zehri kesmek ölüm meydan getirmez. Bu nedenle hastanın tecrit edilmesi ve kokainin kesilmesi suretiyle iyileşme sağlanır.

Crack

Kokainin daha ucuz fakat daha tehlikeli bir türevidir. İçinde eter ve aseton bulunan ağır bir zehirdir. Toz veya sıvı halinde, kesme şeker görünümünde, beyaz veya krem renginde bulunur. Eroin ve kokainden en az üç misli bağımlılık yapan bir maddedir. Crack burun yoluyla ya da sigara şeklinde içilerek alınır. Kullanımıyla birlikte kısa sürede paranoyak belirtiler ortaya çıkar. Şiddetli ağrı, sarhoşluk, algılamada düşüklük, kalp atışlarının artması ve düzensizleşmesi, titreme, nefes darlığı, hayal görme, ağır sinirlilik ve organizmada büyük tahribat kaçınılmaz sonuçlardır.

SENTETİK UYARANLAR

Amfetaminler

Merkezi sinir sistemine stimülan (uyarıcı) etki yapan maddelerin başında amfetaminler gelir. Uyuşturucu madde kapsamında olmayan amfetaminler; narkolepsi denilen uyuma hastalığının tedavisinde, şişman kimselerde iştahın azaltılması için, hiperaktif çocukların tedavisinde, bazı epilepsi türleri ile Parkinson hastalığında yardımcı ilaç olarak ve merkezi sinir sistemi deprese eden ilaç zehirlenmelerinde analeplik olarak kullanılır. Amfetaminler genelde ağızdan, bazen de enjeksiyon yoluyla kullanılır. Amfetaminler fazla alındığında baş dönmesi, huzursuzluk, çok konuşma, iştahsızlık, panik durumu görülür. Doz çok fazla ise adale krampları, karın ağrısı, titreme, bilinç bulanıklığı, koma ve ölüm meydana gelebilir. Bitkinlik, çöküntü, korkulu rüyalar, aşırı
uyku isteği, ilaca alışanların ilacı bulamadıkları veya az aldıkları zaman ortaya çıkan belirtilerdir.

Captagon

Önceleri Almanya’da yasal olarak üretilen bu maddenin üretimi, suiistimalinin artması üzerine durdurulmuştur. Üretimin durdurulmuş olması ile birlikte yasal olmayan yollardan, yüksek kazanç elde etmek için çeşitli ülkelerden kaçak olarak üretilmeye başlanmıştır. Piyasaya captagone ticari adıyla sürülen ve etken madde olarak fenetylline içeren bu uyuşturucunun özellikle Arap ülkelerinde kullanımı yaygındır. Captagone üretiminde tespit edilen iki aşama vardır. Birincisi fenetylline maddesinin imal edildiği kimyasal aşama, ikincisi ise elde edilen etken maddenin tablete dönüştürülmesi olan fiziksel aşamadır. Yapılanan araştırmalar göstermiştir ki yasadışı yollardan captagone üretimi yapan şahıslar, daha fazla uzmanlık, zaman ve laboratuar malzemesi gerektirdiğinden, fenetylline maddesinin doğrudan temin edip, ikinci aşama olan ve çok uzmanlık gerektirmeyen fiziksel aşama devresinden itibaren üretime geçmektedirler.

Extacy

Merkezi sinir sistemini uyaran amfetamin türevi, halüsinasyonlara da sebep olabilen sentetik bir uyuşturucudur. Tablet, kapsül, toz veya sıvı şeklindedir. İlk olarak Çeçe sineği gibi böcekler soktuğunda insanları uyku halinden kurtarmak için 1912 yılında üretildiği bilinen extacy uyuşturucu olarak ilk defa 1985 yılında Hollanda’da rapor edilmiştir. Kullanımı 1980’li yıllarda kısmen genç insanlar arasında ev müzik kültürünün yaygınlaşması ile birlikte hızlı bir yükselişe geçmiştir. Bu tip maddelerin suiistimalinin riziko bilinci gayet düşüktür. Ağızdan kullanımı tehlikesiz algılanmaktadır. Ancak sağlık uzmanları uyuşturucunun zararları konusunda kesin olarak bilgilendirmeler yapmışlardır. Riziko bilincinin düşük olmasından kastedilen, hastalanıldığında kullanılan haplar gibi kullanımının kolay ve risksiz zannedilmesidir. Diğer bütün uyuşturucu maddelerde olduğu gibi extacy’nin sağlık riski sadece bu maddenin farmakolojik özelliklerine değil, kullanım grubun doğasına ve kullanılma şartlarına da bağlıdır. Moda uyuşturucular olarak bilinen bu tip sentetik maddelerin üretilmesi, genelde var olan etkin maddenin özel muameleler ve kimyasal yöntemlerle moleküler anlamda değişiklik yapılması neticesinde ve bir takım ara maddelerde katılmasıyla yapılmaktadır. Dünyada, extacy üreticisi en önemli iki ülke Hollanda ve Belçika’dır. Türkiye extacy sorunu ile 1990’lı yılların sonlarında tanışmıştır. 2005 yılına kadar da extacy yakalanmalarında ciddi bir artış göze çarpmaktadır.
Türkiye’de 2005 yılında extacy yakalanması 50 ilde gerçekleştirilirken, 2006 yılında bu illerin sayısı 65’e çıkmıştır. Uyuşturucu madde kaçakçılığı yapan organizasyonların, Batı Avrupa ülkelerine götürmüş oldukları eroin maddesi karşılığında, bu ülkelerden para yerine sentetik uyuşturucu madde takası yaparak Türkiye’ye getirildiği şeklinde istihbari bilgiler bulunmakta ve benzer yakalamalar görülmektedir. Bu gerçek AB Ülkelerinin Türkiye ile olan istihbarat değişiminde, sentetik uyuşturucu madde olaylarına daha da önem vermeleri zorunlu hale getirmektedir.

maxresdefault

HALİSİNOJENLER ( HAYAL GÖSTERENLER )

Esrar

Genelde toz halinde ve kına görünümündedir. Dişi Hint kenevirinden elde edilir. Toz esrar selafon veya naylon içinde ısıtılıp sıkıştırılmak suretiyle plaka esrar elde edilir. İlkel olarak hint kenevirinin reçineli yaprakları kurutulur, ovulur ve toz haline getirildikten sonra elekten geçirilir, bu esrardır. Esrar tozu burna çekilerek ya da sigara, pipo, nargile içine konarak içilmek sureti ile kullanılır. Genelde kolay ve pratik olduğu için sigara tütünü içine karıştırılıp sigara ile içilmektedir. Esrar hem antik hem modern çağın uyuşturucu maddesidir. Cannabıs satıva ( Kendir, Kenevir, Hint Keneviri, Gonca, Deli Gonca, Kınnap otu, Esrar otu) bitkisinin dişi çiçekli dal uçları Herba Cannabis Drogunu verir. Bitki, çiçekler tamamen açtıktan sonra dibinden kesilir ve dişi çiçek durumları elle ufalanabilir hale gelinceye kadar yerde 3 – 4 gün kurutulur. Elle veya bir süpürge yardımıyla bitkinin diğer kısımlarından ayrılır. Ufalanı ve ince elekte elenir. Elde edilen ince toz ya avuç sıcaklığında yoğrularak ya da hafifçe ısıtılarak yumuşatılır, çubuk veya plaka haline getirilerek esrar elde edilir. Bitki başına, 1. kalite sayılan ve ilk elemeden elde edilen “Sıyırma” olarak isimlendirilen bu tip esrar için verim genellikle 3.5 gramdır. Meşin ceket veya meşin parçasıyla toplanıp meşinden sıyırma yoluyla elde edilebilir. Esrar insanlarda fiziksel ve psikolojik değişime sebebiyet verir. Sigara ile içilen esrar dumanı birkaç dakika içinde etkisini gösterir. Nabız sayısında artma, kan basıncı yüksekliği, ağız ve boğaz kuruluğu, kusma bulantı, göz bebeklerinde büyüme artar. Vücuda uyuşukluk yayılır, hayal gücü yükselir, zaman, mesafe ve sürat ölçüsü kaybolur. Çok yüksek dozda ölüm korkusu ve vücutta bozukluklar görülür. Grafiklerde esrar maddesi yakalanmalarının yıllara göre düzenli şekilde artmakta olduğu görülmektedir. Esrar, Türkiye’de en fazla kullanıcı kitlesi olan uyuşturucu maddedir. Kenevir bitkisinin yetişme şartları olarak seçici bir bitki olmaması Türkiye’de de yetişmesine olanak vermektedir. Bunun yanında, Türkiye’ye Lübnan, Arnavutluk ve Afganistan kaynaklı esrar maddesi girişleri olduğu yapılan operasyonlarla görülmüştür.

Marihuana

Marihuana, kenevir bitkisinin yaprak ve çiçeklerinin kurutulmasıyla elde edilen, zihni ve vücudu etkileyen kuvvetli bir uyuşturucu maddedir. Marihuana kullanımının yaygınlaşmasının en önemli sebepleri vücuda etkilerinin küçümsenmesi ve kolay temin edilebilmesindendir. Marihuana içerisinde bulunan kimyasal maddeler vücudun birçok organı tarafından absorbe edilir ve vücuttan elimine edilmesi bir ayı bulabilir. Beyinde uzun veya kısa süreli hafıza kaybı, cisimlerin hareketliliğini takip edememe, görme bozukluğu gibi tesirleri vardır. Solunum bozukluğu ve akciğer kanserine yol açabilir. Erkeklerde sperm sayı ve hareketliğinin azalması, kadınlarda ise doğurganlık üzerinde olumsuz etkiler yapar.

Meskalin

Eczacılık açısından ilginç kaktüslerden biri olan “ Lophophora Williamisi”, yuvarlak lopların birleşmesiyle oluşmuş etli, dikensi bir kaktüs olup Meksika’nın kuzeyinde yetişmektedir. 1973 yılında bu bitkiden 60 civarında alkaloit elde edilmiştir. Halüsinojenik özelliklerle sahip maddeler içerir. Başlıca aktif bileşik olan meskalin, ilk bilinen halüsinojenik bir maddedir. Tablet, kapsül ve sıvı halde kullanılmaktadır. Kuvvetli acı bir tadı vardır. Etkisi 10 saatten fazla sürmektedir. Ülkemizde yaygın bir kullanım alanı bulunmamaktadır. Kullananların anlayış kabiliyeti hemen hemen yok olur. Duyu organlarını yanıltıcıdır.

LSD

Ergot alkaloitlerinden elde edilen lijerzik asidin dietilamid türevi olan yarı sentetik bir maddedir. LSD’ nin mikrogram gibi küçük miktarları bile etki sağlamaya yeterlidir. Bu madde ruhsal bağımlılık oluşturabilir; fiziksel bağımlılık ve yoksunluk belirtilerinin olmadığı kabul edilir. Ancak ruhsal ve toplumsal yıkım meydana getirir. Bu maddeyi kullananlarda olağanüstü algılar gelişir, gerçekle gerçekdışı karışır. Kişi hayaller görür, gördüğü hayalleri tutmak ister, onlarla konuşur. Bazılarında bu tablo pencereden düşme, trafik kazası yapma gibi durumlara neden olur. Bu rüya durumundaki kişi telkin altında kalarak suç işleyebilir. Genel görünüş ağır bir akıl hastalığı halidir. Bazen de kalıcı psikozlara neden olur. Kişiliği müsait olanlarda bir kez deneme bile yıllarca tedaviyi gerektirecek ruhsal bozukluklar bırakabilir. Uzun zaman kullananların genlerinde bozukluk yaptığı, hamile iken kullananların doğan çocuklarında sakatlıklar meydana getirdiği bazı araştırmalarda saptanmıştır.

Kaynak

Özkan Özmen , Uyuşturucu Ve Uyarıcı Madde Suçları
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Özkan Özmen’e aittir.
*Bizimle iletişime geçmek için: kenandabirkuyu10@gmail.com

Etiketler

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi admin@kenandabirkuyu.com üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için reklam@kenandabirkuyu.com adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu