Yazının Tarihsel Süreci

İnsanlar, yeryüzünde görülmeye başladıkları anda “ toplum ” biçimi kazanmaya yönelmişlerdir. Önceleri ikili, sonraları da artarak bugünkü sosyal yaşamın ilk örneklerini oluşturmuşlardır. Birlikte yaşayan insanlar yine birlikte hareket etmeye başlamışlardır ve böylece insanlar arası “ etkileşim ” ortaya çıkmıştır. Bu etkileşim belki de her şeyden önce bireyler arası ilişkiyi ve anlaşmayı zorunlu kılmıştır. Doğanın güçlüklerine karşı koymak, ilkel insanı birleştirip bir güç oluşturmaya zorlamıştır. Bu zorunluluk ta “ anlaşabilme ” kavramının esprisi ile inceden inceye bağlıdır. İlkel insanın kendi iç güdülerinin oluşturduğu bir iç dünyası ile topluluğun oluşturduğu bir toplum
dünyası vardır. Fikirlerinin açıklanışı ve bildirilmesi söz konusudur.
Antropoloji, insan topluluklarının başından geçen olayların tarihlenmesindeki bilgiyi kesinleştirerek bizi 12 000 yıl öncesine götürür. Bu dönemlerde bulunan eski mezarlar bize ışık tutmaktadır.1 Alfabenin icadından çok önceleri Paleolitik ( Yontma Taş Devri ) çağda ilkel insanların bazı yapıtlarına rastlanmaktadır. Bunlar herkes tarafından bilinen Mağara resimleridir. Ancak, mağara resimlerinin tarihi konusunda kesin bilgiler bulunmamaktadır. Prehistorik Çağ olarak adlandırılan “ Tarih Öncesi Çağ ” tüm uygarlık Tarihinin çok büyük bir kısmını kapsamaktadır. İlk insan ( Homo Faber ) 500 000 yıl önce erken Paleolitik çağda; ondan daha gelişmiş ve bugünkü insan soyunun atası olan “ Homo Sapiens ” ise 50 000 yıl önce Geç Paleolitik Çağda ortaya çıkmıştır. Bilinen tarih çağı ise ancak 5 000 yıl önceleri Yakın Doğudan başlamıştır.2 Bugünkü bilinen insanın ilk tarih sahnesine çıkışınının 40 000 yıl öncelerinden daha fazla olmadığını görüyoruz.

Mağara Resimleri

Tarihin bu karanlık dönemlerinde ilk olarak karşımıza gizem dolu mağara resimleri çıkmaktadır. Tarih öncesi Mitos’ların sihir ve sihirbazlığın her türü bu ilginç resimlerde belirmektedir. İlk duvar resimleri ve gravürler XIX. yüzyılda İspanya’daki Altamira Mağarasında keşfedilmiştir. Bizon, mamut ve ren geyiği resimlerinden oluşan bu çizimlerin Paleolitik Çağa ait oldukları anlaşılmıştır. Daha sonraları mağara resimleri Fransa ve Afrika’da bulunmuştur.
Bu mağara resimleri insanlığın günümüze ulaşabilmiş ilk yapıtlarıdır. Bu yapıtlar, resimler ve yazılar kuşkusuz bugün anladığımız yazı değildir. O dönemlerde insanlar düşüncelerini, yapmak istediklerini, başkalarına olan
duygularını ancak çizerek gerçekleştire biliyorlardı. Örneğin; avlamak istediği bizonu çiziyor ve kafes içerisinde resmederek bir bakıma büyü ve tılsım yapıyor, bir bakıma da duygu ve düşüncelerini başkalarına aktarıyordu.
Tarih yazılarını hızlıca atlayıp binlerce yıl önce mağara duvar resimlerinden gelişmiş başka görüntülerle karşılaşırız. Mağara insanları resimleri çok amaçla çiziyorlardı fakat insanlar topluluk kurup kümeleştikçe zorunlu olarak salt anlaşmak ve iletişim için çizmeye başladılar. Resimleri artık ‘Yazı’ için çiziyorlardı ve böylece başlı başına bir yazı olgusu belirlenmiş oluyordu.

İdeogramlar ( Logogramlar )

Kısaca düşünce yazısı denilmektedir. İdeogram karvamı ile açıklanmak istenen temel olgu, fikirlerin ifade edilmesindeki semboller olma niteliğini göstermesidir. Günümüz temelinde bir logoya baktığımızda logonun bize ne düşündürdüğünü, logonun arkasındaki fikri merak ederiz. Bu yüzden İdeogramların diğer bir adı da logogramlardır ve ‘ Logografik ’ yazı olarak da tanımlanabilir. Yaklaşık 50 000 yıl önce Cro-Magnon insanlarının hayvanları avlamak gibi başlarından geçen olaylardan bazılarını mağaralara resmettikleri bilinmektedir. İyi bir çizim kabiliyetiniz varsa, çizdiğiniz resimler ile bir hadisenin tamamını anlatmak zor değildir. Örneğin; bir kabilede kullanılan totem işaretinde yüzü koyun yatmış adam gözleri açıksa yaralanmış, kapalı ise ölmüş yorumu yapılabilir. Bu örnekten yola çıkarak resimlerin fikir iletişimi için bir yol olduğu görülmektedir. Örneğin; Kadını ifade etmek için çizgili üçgen kullanılır. Bu üçgene dağları simgeleyen işaretlerin eklenmesi yapıldığında, dağların diğer tarafından gelen dişi kölelerin belirtilmiş olduğu ifade edilebilmektedir.
İlk mısır Hiyeroglifleri ve Çin yazı karakterleri İdeogramlara örnek olarak verilebilir. İnsanların dilinden veya dillerinden tamamen bağımsızdır. Bu nedenden kaynaklı olarak İdeogramlar, yazı niteliği taşımamaktadır. Çünkü yazı olgusu her daim, temsil edilmesi gerekliliğini arz eden bir anlam niteliği göstermektedir. Ayrıca Sümerlerin icat ettiği ilk çivi yazıları İdeogram olarak da kabul edilebilir.

Piktogramlar

Kısaca resim yazısı denilmektedir. Bu bağlamda Piktogram eşyanın, objenin, yerin, işleyişin ya da kavramın resmedilmesini belirten semboller olarak açıklayabiliriz. İdeogramlar ise, bir fikrin sembolü olan şekiller kapsamında kelimenin sembolü haline gelmişlerdir. Piktografik sistemler içerisinde İdeogramları saklama eğilimlerini çeşitli uygarlıklarda görebiliriz. Örnek olarak Mısır Hiyerogliflerinde nehir kelimesini inceleyecek olursak; su anlamına gelen “ Nu ” kelimesi için su dalgası şeklinde ideogram kullanılmıştır, nehir anlamına gelen “ İteru ” kelimesini yazarken kullanılan Piktogramlara “ Nu ” kelimesini temsil eden İdeogram eklenmiştir.

Fonogramlar

Ses dizimlerini yada sesi temsil eden yazılı sembol, karakter, harf veya işaretlerin bütünü ayrı isimlendirilir. Diğer alfabetik dillerde kullanılan her harf Fonogram olarak belirtilmektedir. Çoğu zaman kendi başına ifade ettikleri bir
konsept yoktur, kavramları ifade edebilmeleri için çıkarttıkları ses birimlerini belirler ve genel olarak diğer Fonogramlarla beraber anlamlı bir bütün oluşturarak oluşmaktadırlar. Uygarlıkların Fonogramlara başlangıcı hece yazısı ile oluşmuştur ve alfabe bu gelişimler ile devamlılığını sürdürmüştür.4

Ebced

Bu yazı sistemine sessiz alfabe adı da verilmektedir. Ebced alfabesi bu temelde, Arap alfabesinde yer alan ve eski sıralanışı ile beraber ( Elif, Ba, Cim, Dal ) haflerin okunması ( E-B-CED ) şeklinde oluşturulan sözcük olma özelliği taşımaktadır. Ebced yazı sistemi sessiz harfleri ya da sessiz harfle birleşen harfleri temsil eder. Sesli harfleri yazmak için sessiz harflerle birlikte diakritikler ( özel fonetik işaretler ) kullanılır. Günümüz Ebced yazı
sistemlerine, Arap Alfabesi ve İbrani Alfabesi örnek gösterilmektedir.

Abugida

Bu yazı sistemi heceli alfabe olarak tanımlanmaktadır. Abugida bu bağlamda, Ge’ez alfebesi olarak isimlendirilen yazı sistemi, kuzey ve orta Etiyopya’nın milli resmi dili olan Amharca’yı yazmak için kullanılmıştır. Diğer yandan, yine var olan bu yazı sisteminde ilk dört harfin okunması şeklinde olan, ‘ a- bu- gi- da ’ harflerinden almış olmasıdır. Abugida kavramının kullanılması ilk olarak, Peter T. Daniels aracılığıyla kendisine ait olan ( 1990’larda ) yazı sistemlerine bağlı tipolojisinde meydana gelmiştir. Bu yazı sistemi sesli ve sessiz harflerden oluşmaktadır. Var olan sistem içerisinde, birbirinin devamı niteliği taşıyan her sessiz – sesli çifti, yalnızca bir birimi ifade etme şeklinde yazılmaktadır ve bu birim heceyi oluşturmaktadır. Bu bağlamda her birimin, sessiz bir harfi temel alması söz konusudur, sesli harf olgusu ise ikincil ve ayrı bir önem taşımaktadır. Bu yazı sisteminde iki yada daha fazla
sesli harfin oluşturduğu birimlerde bulunur. Abugida yazı sistemi soldan sağa doğru yazılır ve okunur.

Syllabary

Sesleri bütün özellikleri ve ayrıntılarıyla gösteren yazı sisteminde hecelerin karşılığı olan sembollerden oluşan yazı sistemi olarak adlandırılır. Bu sistem ve Abugida alfabesi arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bunlardan en
önemli farklılık sesli yada sessiz sesi paylaşan hece birimindeki karakterler arasında sistematik benzerliğin olmamasıdır. Örneğin; ka – ki – ku – ke – ko, Japon Hiragana yazısındaki karakterlerin ortak ‘ K ’ sesini işaret eden bir benzerliğe sahip olmaması gibi. Syllabary yazı sistemi sağdan sola, soldan sağa veya yukarıdan aşağıya yazılıp okunabilir. Japonların kullanmış olduğu Katakana ve Hiragana, Kızıkderili kabilesin de Çerokilerin kullanmış olduğu ‘Çeroki’ yazıları Syllbary’ a örnek olarak gösterilmektedir.


Yararlanılan Kaynaklar
Emirhan Yıldırım, Alfabenin Gelişim Süreci
 
*Bu çalışmanın tüm hakları, Emirhan Yıldırım’a aittir.

Ömer Burak Karatay

Uzun zamandır bildiklerini siz değerli kullanıcılarımıza aktarmaktan mutluluk duyan, araştırıp öğrendikçe bu siteye yazıp diğer insanların da bilgilenmelerini sağlamaktan zevk alan bir yönetici ve yazar. Ekonomi alanındaki gelişmeler / bilgilendirici metinler için www.ekodemi.com'a davetlisiniz. Bizlere her türlü fikir, istek ve şikayetlerinizi [email protected] üzerinden; markalarınızı değerlendirmek ve binlerce tekil kullanıcıya reklamınızı yapmak için [email protected] adreslerinden benimle iletişime geçebilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Tek amacımız sizlere temiz bilgi sunmak, lütfen reklam engelleyicinizi kapatın.